Samsun BAM 3. HD 2023/1419 E. 2024/808 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2023/1419
2024/808
29 Nisan 2024
T.C.
SAMSUN
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1419
KARAR NO : 2024/808
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ....
ÜYE : ....
ÜYE : ....
KATİP : ....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/06/2023
NUMARASI : 2021/928 Esas-2023/688 Karar
DAVACI : ....
VEKİLİ : ....
DAVALI : ....
VEKİLLERİ : ....
DAVALI : ....
VEKİLİ : ....
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı ....'nin ....'ndan kullanmış olduğu krediye teminat olarak müvekkili firmaya ait ... ili ........ ilçesi .... ada, .... parselde 12/100 arsa paylı 1. Kat 3 numarada kayıtlı taşınmazı ipotek verdiğini, ilgili kredilerin geri ödenmemesi üzerine ipotek alacaklısı bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatması sonucu müvekkili tarafından ipotek konusu borç için 17.000,00-TL ve 65.000,00-TL ödendiğini, ipoteğin fekki için ....na gerçekleştirilen ödemelerin rücuen tahsili için davalılar olan asıl kredi borçlusu .... ile müşterek ve müteselsil borçlu konumunda bulunan .... hakkında başlatılan Samsun İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyasına yapılan haksız itirazları karşısında takibin durdurulduğunu, davalıların arabuluculuk görüşmelerine katılmaması nedeniyle anlaşmaya varılamadığını belirterek, Samsun İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyasına davalılarca yapılan itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesi ile alacağın ödeme tarihlerinden itibaren reeskont faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını, davalıların takibi sürüncemede bırakmak amacıyla yapmış oldukları haksız ve kötü niyetli itiraz sebebiyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan alınmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı .... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile müvekkilinin .... Samsun Cumhuriyet Meydanı şubesinden birlikte kredi kullandığı, kredinin asıl borçlusunun müvekkili şirketin, ipotek verenin ise davacı şirket olduğu ve çekilen kredinin birlikte kullanıldığı, her ne kadar dava dilekçesinde "alacaklı ....nca yapılan 03/03/2020 tarihli gerçekleştirilen 65.000,00TL'nin müvekkili şirket ortaklarından ....'nin eşi ....'nin hesabından müvekkili şirket adına ödenmiştir" yazılı olsa da dekontlara bakıldığında 17.000,00TL'nin dava dışı .... tarafından müvekkiline ödenmiş olduğu, bankaya yapılan bir ödeme olmadığı için bu davada rücu ilişkisine konu olmayacağı, müvekkil şirket tarafından Samsun İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyasından 5.500 TL asıl alacak için 20/09/2021 tarihinde başlatılmış ilamsız takibe borçlu .... tarafından itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu, ancak gerçek ve tüzel kişiler farklı olması üzere, eldeki bu davaya konu olamayacağı, özetle 17.000TL ve 5.500TL açısından kişiler farklı olduğu üzere eldeki bu davada bu meblağlar üzerinden karar verilmesinin teknik olarak mümkün olmadığını, borcun bir bölümünün de .... tarafından ödendiğini, davacının mükerrer talebi olduğunu, ödenmiş olan borca istinaden yapılan icra takibine müvekkilinin itirazının haklı olduğunu belirterek, müvekkilinin hakkında açılmış bulunan itirazın iptali davasının reddine, haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı .... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk görüşmelerinde müvekkiline davet mektubu gelmediği için davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin kredinin genel koşullarını öğrenmeden Genel Kredi Sözleşmesi dışında müstakil bir form imzaladığını, bu formun sözleşmenin bir parçası olmadığını, TBK ve Ticaret Hukuk kapsamında müvekkilinin sözleşmeyi görmediğini, okumadığını ve her sayfasında imzasının bulunmadığını, kefil sayfasında sözleşme seri numarasının müvekkilinin yazısı ile yazılmadığını ve başka biri tarafından doldurulduğunu, kredinin 1 yıl süreli olduğunun beyan edilmesi üzerine müvekkilinin kefil olduğunu, kredi bilgilendirme sayfasının okunmadığını, okudum ibaresi bulunmadığını ve bilgilendirme formuna imza atmadığını, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, TTK, TBK açısından borçlanmamış konumda ve kefaletinin geçersiz olduğunu, davacı tarafın ipotek konusu taşınmazın satışının engellenmesi amacıyla yatırdığını iddia ettiği 17.000 TL'nin gerçekte davacı tarafından kullanılan kredinin faizsiz olarak geri ödenmesi olduğunu, müvekkilinin kefaleti ile ilgili olarak eş rızasının alınmadığını, müvekkiline ihtarname gönderilmediğini ve temerrüde düşürülmediğini belirterek, açıklanan nedenlerle davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne dair karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAFA BAŞVURAN TARAFLAR ve İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf başvurusunda bulunan davalı .... vekilinin dilekçesinde özetle; yerel mahkemece eksik inceleme ile hatalı hesaplamalar yapılarak hazırlanan bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiğini beyanla, verilen kararın kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLER :
Tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından davalılar hakkında Samsun İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı takip dosyasında ilamsız takip başlatıldığı, davalıların itirazı üzerine takibin durdurulduğu ve itirazın iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı .... vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Dosyanın incelenmesinde; dava dışı banka ile davalı .... arasında 27/11/2017 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı ....'ın sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığı, davacı tarafından ise davalı asıl borçlu şirket lehine 04/12/2017 tarihli ipotek verildiği, dava dışı banka tarafından ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin başlatılan Trabzon İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı takip sebebi ile kredi borcunun davacı şirket tarafından ödendiği, davacı rehin veren şirketin ise ödenen bedelin davalılardan rücuen tahsiline ilişkin Samsun İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyasında takip başlattığı, davalıların itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 596/4. maddesinde “Bir alacağın güvencesini oluşturan rehin paraya çevrildiği veya borç rehin veren malik tarafından ödendiği takdirde malik, kefile karşı rücu hakkını, ancak kefil ile kendisi arasında böyle bir anlaşma varsa ya da rehin sonradan bir üçüncü kişi tarafından verilmişse kullanabilir.” hükmü düzenlenmiş olup somut olayda genel kredi sözleşmesinden sonra ipotek kurulduğundan davacı şirketin davalı asıl borçlu ile davalı kefile karşı rücu şartlarının oluştuğunun kabulü gerekir.
Yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583 üncü maddesi; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz." şeklinde düzenlenmiştir.
Davalı ....'ın dava dışı banka ile davalı .... arasında düzenlenen 27/11/2017 tarihli genel kredi sözleşmesine aynı tarihli kefalet sözleşmesiyle müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduğu, davalının kefalet tarihinde asıl borçlu şirketin ortağı olması nedeniyle TBK'nın 584.maddesi çerçevesinde eş rızasının aranmayacağı ,davalının sonradan şirket ortaklığından ayrılmasının kefalet sözleşmesinin geçerliliğine etkisi bulunmadığı, kefaletin geçerliliği için genel kredi sözleşmesinin her sayfasında kefil imzasının gerekmediği, TBK'nın 583.maddesinde belirtilen kefalettin geçerlilik koşullarının somut olay yönünden gerçekleşmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle; 6098 sayılı yasanın 596/4. maddesi gereğince davacı rehin veren şirketin davalı kefile karşı rücu şartlarının bulunmasına, kefalettin geçerlilik koşullarının somut olay yönünden gerçekleşmiş olmasına, genel kredi sözleşmesinin Kredi Türlerine İlişkin Özel Hükümler başlıklı maddesinin 2.4. bendinde asıl borçluya kredi kartı kullandırılması halinde ilgili kredi kartı sözleşmesi hükümlerinin de uygulama alanı bulacağı belirtilmiş olup davacı tarafından kredi kartı için yapılan ödemenin davalı kefilden rücuen tahsil edilebilecek olmasına, hükme esas alınan hesaplamaya ilişkin bilirkişi raporlarının dosya kapsamı ile uyumlu bulunmasına, banka alacağının likit ve belirlenebilir olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı .... vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davalı .... vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun esastan REDDİNE,
2.Alınması gerekli 5.720,33 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.431,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.289,33 TL'nin başvuru yapan davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesi Yazı İşleri Müdürü tarafından yazılmasına,
3.İş bu kararın, bilgi mahiyetinde İlk Derece Mahkemesi Yazı İşleri Müdürü'nce taraflara tebliğine,
Dair, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan incelemede kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.30/04/2024
....
Başkan
....
¸e-imza
....
Üye
....
¸e-imza
....
Üye
....
¸e-imza
....
Katip
....
¸e-imza
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 30/04/2024
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır!
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41