Samsun BAM 3. HD 2023/916 E. 2024/545 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2023/916
2024/545
18 Mart 2024
T.C.
SAMSUN
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/916
KARAR NO : 2024/545
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/03/2023
NUMARASI : 2022/522 Esas 2023/319 Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : ....
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı banka tarafından, davacının da murisi olan ... terekesi aleyhine ... İcra Dairesi'nin .... esas, ... esas, ... esas ve ...esas sayılı takip dosyaları üzerinden icra takibine girişildiğini, ancak 30.04.2009 tarihli Genel Kredi Sözleşmesindeki kefalet imzasının murise ait olmadığını, zira murisin kefalet tarihi itibariyle .. bulunduğunu, ayrıca kefaletin tutar-miktar içermediğini ve buna göre geçersiz olduğunu, takiplerin kefalet için öngörülen 10 yıllık azami sürenin 30.04.2009 tarihindeki hitamından sonra başlatıldığını, ayrıca GKS kapsamında kullandırılan 7.500-TL bedelli kredinin çoktan ödenip kapandığını ve takiplerin dayanağı kredilerin murisin 06.11.2010 tarihinde vefat etmesinden çok sonra kullanıldığını, murisin borçtan sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığını beyanla, davacının... İcra Dairesi'nin ...esas, ....esas, .... esas ve .... esas sayılı takip dosyaları sebebiyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitini ve davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini taleple dava ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle: davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının da murisi olan ....terekesine karşı, 30.04.2009 tarihli GKS'ye müteselsil kefil olması hasebiyle takibe girişildiğini ve kefaletin GKS kapsamında doğacak borçları da kapsadığı gözetilerek takip dosyalarına konu borçla ilgili terekenin sorumluluğu cihetine gidildiğini, kefalet sözleşmesindeki imzanın murise ait olmadığı ileri sürülüyor ise de aynı iddialar üzerine başlatılan ...Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandığını, takiplerin kötüniyetle başlatıldığı iddialarının dayanaksız olduğunu beyanla, davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAFA BAŞVURAN TARAFLAR ve İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğu, mahkeme kararının kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı banka vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın alacağın varlığına yönelik olmadığı, hukuki ilişkinin geçersizliğine ilişkin olduğu, bu nedenle ispat yükünün davalıda olduğuna yönelik değerlendirmenin hatalı olduğu, ispat yükünün davalıda olduğu kabul edilse dahi kesin süreye bağlı sonuçların mahkemece taraflara ihtar edilmesi ve iş bu hususun yargılamanın uzamasına sebebiyet verip vermediğinin araştırılması gerektiği, verilen kararın hatalı olduğu, mahkeme kararının kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLER :
Tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, menfi tespit davasıdır.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.
Yerel Mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karar davacı vekili tarafından, davacı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğu gerekçesi ile; davalı banka vekili tarafından, davanın alacağın varlığına yönelik olmadığı, hukuki ilişkinin geçersizliğine ilişkin olduğu, bu nedenle ispat yükünün davalıda olduğuna yönelik değerlendirmenin hatalı olduğu, ispat yükünün davalıda olduğu kabul edilse dahi kesin süreye bağlı sonuçların mahkemece taraflara ihtar edilmesi ve iş bu hususun yargılamanın uzamasına sebebiyet verip vermediğinin araştırılması gerektiği, verilen kararın hatalı olduğu gerekçesi ile istinaf edilmiştir.
Dosyanın yapılan incelemesinde; 09.01.2023 tarihli (2) nolu celseye davalı vekilinin katılmadığı, mazeret dilekçesi sunduğu, ilgili duruşmada bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, bilirkişi yararına 2.500,00-TL ücret tayin edildiği, ispat yükünün davalı/alacaklıda olduğu kabul edilmekle, dosyadaki mevcut avansın tebligat masrafları için kullanılacak olması nedeniyle 2.500,00-TL bilirkişi ücretini yatırması hususunda davalı tarafa 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin sürede ücretin yatırılmaması halinde 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesi uyarınca bu yöndeki delil ikamesinden vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut deliller üzerinden değerlendirme yapılıp sonuca gidileceğinin ihtarına, duruşma tutanağının ihtar niteliğinde davalı vekiline tebliğine karar verildiği, duruşma tutanağının 15.01.2023 tarihinde davalı vekiline tebliğ edildiği, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde delil avansının yatırılmadığı, delil avansının (3) nolu celse tarihi olan 13.03.2023 tarihinde yatırıldığı, delil avansının süresinde yatırılmamış olmasının celse atlanmasına sebebiyet verdiği değerlendirilerek davalının bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği ve mevcut delil durumuna göre sonuca gidilerek davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Menfi tespit davalarında davacı borçlu olmadığını iddia ettiğine ve yokun ispatı mümkün olmadığına göre kural olarak ispat yükü davalı alacaklıdadır. Bu nedenle Yerel Mahkemenin ispat yüküne ilişkin değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 324. Maddesinde: '(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.
(2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.
(3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.' hükmü,
- Maddesinde: '(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.' hükmü düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta Yerel Mahkemece eksik görülen masraf kaleminin delil avansından olduğu, eksik giderin yatırılmaması durumunda davalının söz konusu delile dayanmasından vazgeçtiğinin kabulü ile eldeki deliller çerçevesinde sonuca gidilmesi gerektiği değerlendirilmiş ise de;
1. Yerel Mahkeme tarafından kurulan ara kararda dosyada mevcut olan avansın tebligat masrafları için kullanılacağının bildirildiği, bununla birlikte dosyada ne kadar avans bulunduğunun açıkça belirtilmediği, ara kararın bu yönüyle eksik olduğu,
2. İspat yükünün davalı/alacaklıda olduğuna yönelik değerlendirmede isabetsizlik bulunmamakla birlikte, davacı tarafın da dava dilekçesinde bilirkişi deliline dayandığı ve masrafın davacı tarafça da karşılanabileceği,
3. Somut uyuşmazlığın çözümü hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden 6100 sayılı HMK'nın 266. maddesi uyarınca bilirkişi ücreti suç üstü ödeneğinden karşılanmak suretiyle Mahkemece re'sen de bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği, (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/13503 Esas 2018/2787 Karar sayılı 21.03.2018 Tarihli K.) kaldı ki davalı vekili tarafından 13.03.2023 tarihinde delil avansının ikmal edildiği, Yerel Mahkemece bankacılık alanında uzman bilirkişiden rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken hatalı olarak somut delil durumuna göre karar verildiği, bu hali ile davalı banka vekilinin istinaf talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla 6100 sayılı HMK'nın 353(1). a. 6. maddesi uyarınca Yerel Mahkeme kararın kaldırılmasına, Yerel Mahkemece verilen kararın niteliği göz önünde bulundurularak davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK'nın 353/(1). b. 1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1. Davacının İstinaf Başvurusunun Mahkemece Verilen Kararın Niteliği Göz Önünde Bulundurularak esastan REDDİNE,
2. Davalının İstinaf Başvurusunun KABULÜ ile,
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/03/2023 tarihli, 2022/522 Esas, 2023/319 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Dosyanın yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine iadesine,
3. a)Alınması gerekli 427,60 TL harçtan, istinafa başvuran davacı tarafından yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 247,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince yazılmasına,
b)İstinafa başvuran davalı tarafça yatırılan 1.318,67 TL istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesi'nce davalıya iadesine,
Dair, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan incelemede kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.18/03/2024
Başkan... Üye... Üye... Katip...
e-imzalı e-imzalı e-imzalı e-imzalı
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 18/03/2024
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır!
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18