Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
bam
2024/1124
2024/1254
19 Eylül 2024
T.C.
SAMSUN
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
2. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1124
KARAR NO : 2024/1254
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/06/2024
NUMARASI : 2024/610 Esas, 2024/688 Karar
DAVACI : ... -
VEKİLLERİ : ... -
DAVALI : ... -
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 09/10/2023
KARAR TARİHİ :19/09/2024
KARARIN YAZILMA
TARİHİ :20/09/2024
İtirazın iptali istemine ilişkin olarak açılan davada Samsun 5.Asliye Hukuk Mahkemesi ile Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosyanın yapılan incelemesi sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özet ile; davalı ile davacı arasında mal alım satım ilişkisi ile düzenlenen faturalara konu borcun fatura tarihinden sonra takip eden 1 ay içerisinde ödemesi yapılması gerekirken davalının ödeme yapmadığını, Samsun İcra Müdürlüğü’nün ....E. sayılı dosyasıyla faturalara dayalı olarak 870.059,08 TL asıl alacak tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip başladığını davalı 14.04.2023 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı takip dosyasına sunulan fatura ile ilgili herhangi bir ödemeye belgesi sunmadığının görüldüğünü, icra dosyasına konu faturaların davacının davalıya satmış olduğu alüminyum profil ve aksesuar vb. malzemelere ilişkin olduğunu, davalıya teslim edilen mallara ilişkin 5 adet fatura düzenlendiğini, e-arşiv sisteminden kayıtlı olduğunu, davalı tarafından sistemden kabul edildiğini, kabul tarihinden sonra faturaya konu alacaklara ilişkin yasal süre içerisinde itiraz yapılmadığını, bu itibarla; davanın kabulüne, itirazın iptaline ve Samsun İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya takibinin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Samsun 5.Asliye Hukuk Mahkemesince ; davacı/alacaklı (... vergi nolu) Samsun ...'nin davalı/borçlu (.... vergi nolu) ... hakkında Samsun İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlattığı, davalılar arasındaki icra takibine konu alacağın ticari işletmelerinden kaynaklı olduğu, icra dosyası üzerinden davacıya örnek no: 7 ilamsız takiplerde ödeme emri gönderildiği, takibin durdurulduğu ve davacının da itirazın iptali için eldeki davayı ikame ettiği, davalı hakkında yapılan tacir araştırmasında davalının "...." faaliyetiyle iştigal ettiği, gerçek usulde vergilendirildiği, 1.sınıf tüccar olduğu, bilanço esasına göre defter tuttuğu, dolayısıyla davalının da tacir olduğu, her ne kadar davalı dava tarihinde ticari faaliyetini sonlandırmış olsa da takip tarihi ve faturaların tanzim tarihi itibariyle davalının birinci sınıf tacir olduğu, ayrıca uyuşmazlık konusu faturalarında davalının işletmesine ait Alüminyum Kapı, Pencere, Bunların Kasaları, Kapı Eşiği, Panjur, vb. İmalatı işleminden kaynaklandığı,uyuşmazlığın davalıların ticari işletmelerinden kaynaklı alacağa ilişkin olduğu, davacı ve davalının tacir olduğu anlaşılmakla, davanın ticari dava niteliğinde olması nedeniyle davaya bakmakta Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nce,kişinin, tacir iken taraf olduğu sözleşmeden kaynaklı bir uyuşmazlığın, onun ticareti terk edip mükellef kaydının sicilden terkininden sonra dava ile ileri sürülecek olması durumunda, davanın, kişinin dava tarihi itibariyle tacir sıfatı bulunmadığı veçhile Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiği gerekçesiyle karşı görevsizlik karar verilmiştir.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanunu'nun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.
Samsun Vergi Dairesi'nin 12/10/2023 tarihli cevabi yazısına göre davalının bilanço esasına göre defter tutmasına, davacının ise tüzel kişi tacir olmasına göre, yapılan işin niteliğine, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunan uyuşmazlık olmasına ve yine fatura tanzim tarihi ve icra takibi tarihi itibari ile de davalının tacir olmasına göre, TTK'nın 4/1. maddesi uyarınca ticari dava niteliğinde olduğundan ihtilafın, Asliye Ticaret Mahkemesi'nce çözümlenmesi gerekmektedir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi’nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
HMK'nın 23/1 ve 362/1-c maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.19/09/2024
...
Başkan
...
e-imza
...
Üye
...
e-imza
...
Üye
...
e-imza
...
Katip
...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32