Samsun BAM 2. HD 2023/1758 E. 2023/1485 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
bam
2023/1758
2023/1485
14 Aralık 2023
T.C.
SAMSUN
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
2. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1758
KARAR NO : 2023/1485
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/11/2021
NUMARASI : 2021/94 E. 2021/950 K.
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : ....
DAVALI : ...
VEKİLİ : ...
DAVA : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 14/09/2020
KARAR TARİHİ : 14/12/2023
KARARIN YAZILMA
TARİHİ : 29/12/2023
Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosyanın yapılan incelemesi sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özet ile; "Müvekkilinin oğlu olan ve dosya asıl borçlusu olan .... için alacaklı olan taraf Afyonkarahisar İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ve bu takibin kesinleştiğini, borçlu ve diğer müvekkili ....'ın, çalışmamakta olan son bir kaç ay öncesine kadar da cezaevinde olan biri olduğunu, Bu nedenle takip safahati içinde önce borçlu babasına haciz ihbarnameleri gönderildiğini, bir vesile ile kesinleşen haciz ihbarnamesine karşı babanın açtığı davanın da kazanıldığını bu ihbarnamelere yapılan itirazların kabul edildiğini, borçludan tahsilat yapamayacağını anlayan alacaklı tarafın, sonradan vefat eden babadan sonra bu kere davacı anneye 1.haciz ihbarnamesi gönderdiğini, özellikle pandemi döneminde kendisi de rahatsızlanan ve açıkçası yasal yollardan da bi haber olmasından dolayı itiraz edemediğini, bunu fırsat bilen davalı taraf vekili aracılığıyla bu kere 2.haciz ihbarnamesi yolladığını, bu itirazın da süresinin geçirildiğini, en son 01.09.2020 tarihinde tebliğ edilen 3.haciz ihbarnamesini aldığını ve işbu davanın açılması gereğinin doğduğunu, müvekkilinin, yıllardır ev hanımı olup, herhangi bir geliri olmayan biri olduğunu, dolayısıyla oğluna bir borcu da olmadığını, zaten oğluyla arasının da kötü olduğunu, çünkü oğlunun yıllardır işsizlik yaşayan, girdiği işlerden de kendi karakteristlik özelliğinden dolayı sebat edemeyen biri olduğunu, davalının, sırf tahsilat şansının olmadığını görmesinden ötürü borçlunun hiçbir ticari bağı olmayan babasına ve davamızdaki annesine haciz ihbarnamesi dahi gönderememesi gerekirken hasbelkader yollayıp bu davanın açılmasına sebebiyet vermesinin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek öncelikle açılan bu menfii tespit davasının icra dairesine ihbarına, Afyonkarahisar İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasından gönderilen ve davacı müvekkile 01.09.2020 tarihinde tebliğ edilen 89/3 Haciz İhbarnamesine yaptığımız işbu itirazlarının kabulüne, işbu icra dosyası nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, müvekkil yönünden işlemlerin kaldırılmasına, davalının işbu davanın açılmasına sebebiyet vermesi ve kötü niyeti nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, "karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesince; "01/07/2012 tarihinde yürürlüğü giren TTK.nun yürürlüğü ve uygulama şekli hakkında kanunda 6335 sayılı yasa ile TTK.nun 4 ve 5.maddeleri değiştirilmiş olup, bu haliyle Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi haline getirildiği, HMK.nun 116.maddesindeki iş bölümü itirazının bu açıdan somut olayda uygulama kabiliyeti kalmadığı göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup her aşamada mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği davanın ve takibin dayanağı kambiyo senedi olup kambiyo senetlerinin TTK.da düzenlendiği, TTK.nun 6335 sayılı yasayla değişik 4 ve 5.maddelerine göre bu kanunda belirtilen hususlardan doğan itilafların Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinin belirtildiği, bunun için tarafların tacir olmasının da gerekli olmadığı bu bakımdan TTK.nun 4.maddesindeki düzenleme şekli de gözönüne alındığında açılan davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiği, Ticaret Yasasasının 4.maddesinde"... Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; A) bu kanunda..." ibaresinin mevcut olup tüm bu nedenlerle kambiyo senetlerine dayalı takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemli açılan davanın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine girdiği, " gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir.
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesince; "Her ne kadar Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesince görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de; İİK'nın 89. maddesi uyarınca açılmış menfi tespit davalarında görevli mahkeme genel mahkemeler olup; tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veya borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının görev yönünün belirlenmesinde, bir etkisinin bulunmadığı, (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 12.04.2016 gün .... E., .... K. sayılı emsal içtihadı) nitekim İİK’nın 89/3. maddesine dayalı olarak açılan özel menfi tespit davalarında davacı 3. şahıs ile davalı-takip alacaklısı arasında doğrudan bir ilişki bulunmamakta olup, tespiti istenen davaya konu edilen takibin tarafları arasındaki kambiyo ilişkisi değil, dava dışı takip borçlusu ile davacı 3. kişi arasındaki hukuki ilişkide davacının borçlu olmadığı olduğu, tüm dosya kapsamından; davayı çözmekle görevli mahkemenin genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi olduğunun değerlendirildiği, " gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı verilmiştir.
Dava, Menfi Tespit istemine ilişkindir.
Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi' nce kambiyo senedinden kaynaklanan takipte takip borçlusuna borçlu olmadığının tespiti hususunda ticaret mahkemesinin görevli olması gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nce davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu belirtilerek karşı görevsizlik kararı verilmiştir.
Somut olayda, davacı kendisine gönderilen 1. ve 2. haciz ihbarnamelerine itiraz süresini kaçırdığı için itiraz edemediğini, en son 3. haciz ihbarnamesi tebliğ aldığını ve süresi içerisinde menfi tespit davası açtığını, kendisinin ev hanımı olduğunu, her hangi bir gelirinin olmadığını, dolayısıyla oğluna herhangi bir borcu olmadığını, davalının her hangi bir resmi kayda dayanmadığını belirterek, iş bu icra dosyası nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü ile nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapılmış olup, buna göre tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir.
İİK'nın 89/3. maddesinin, üçüncü cümlesi, "..İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur..." hükmünü içermektedir. Bu hükümde belirtilen mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nın 235/1. maddesindeki kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir. (Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi .... esas .... karar)
İİK'nın 89/3. maddesi gereği açılan menfi tespit davasında maddenin yer aldığı İcra ve İflas Kanunu'nda, yine aynı yasada düzenlenen iflas ve iflas erteleme davalarının aksine (m.154., ve179,.,) özel bir düzenlemeye yer verilmemiş olup genel kurallara göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir. 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesinin 1. fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Yine 2. maddenin 2. fıkrası uyarınca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.
Göreve ilişkin bu genel düzenlemeler yanında bazı kanunlarda belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli bir çeşit uyuşmazlıklara bakmak üzere kurulmuş özel olarak görevli mahkemeler de belirlenmiştir. Bu anlamda uyuşmazlıkla ilgili olması bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin ticaret mahkemesinin görev alanına girdiği düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re'sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez.
Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani bir özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür. Özel mahkemeler istisnai niteliktedir. Bu anlamda davanın özel mahkemenin (ticaret mahkemesi) görevine girip girmediğinin bu kanun düzenlemesine göre belirlenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlığın çözümü bakımından somut olayda davanın tarafları, konusu ve davacının talebinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı bu hali ile açılan davanın TTK’nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ya da nispi ticari dava niteliğini haiz olmadığı gibi uyuşmazlık davalı alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde, davacının borçluya borçlu olduğu gerekçesiyle çıkarılan haciz ihbarnamelerine itiraz edilmemesi nedeniyle yedinde sayılan borçtan dolayı borçlu olmadığının tespiti istenmektedir. Bu itibarla, davanın 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesi gereğince genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev alanı kapsamında kalması nedeniyle uyuşmazlığın Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülerek, sonuçlandırılması gerekmektedir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE ,
HMK'nın 23/1 ve 362/1-c maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.14/12/2023
...
Başkan
...
e-imza
...
Üye
...
e-imza
...
Üye
...
e-imza
...
Katip
...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38