SoorglaÜcretsiz Dene

Sakarya BAM 7. HD 2024/731 E. 2024/994 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/731

Karar No

2024/994

Karar Tarihi

11 Haziran 2024

T.C.

SAKARYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/731

KARAR NO : 2024/994

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 17/02/2022

NUMARASI : 2018/635 Esas - 2022/149 Karar

DAVACI : LİNK YAPI SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...

VEKİLİ : Av. ... - ...

DAVALILAR : 1-QUBİ SES YALITIM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...

2-... (T.C. NO: ...)- ...

VEKİLİ : Av. ... & Av. ... - ...

DAVA TÜRÜ : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 08/08/2018

KARAR TARİHİ : 11/06/2024

KR. YAZIM TARİHİ : 12/06/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı vekilinin, davacı şirketin, dava dışı Portekiz'de yerleşik Amorim Cork Composites S.A. şirket ile aralarında distrübütörlük sözleşmesi bulunduğunu, 10/02/2014 tarihinde şirket faaliyetleri kapsamında Amorlink Ses ve Titreşim Yalıtım Sanayi Limited Şirketi'nin kurulduğunu, davalı ...'nin bu şirkete tek yetkili şirket genel müdürü seçildiğini, makine yüksek mühendisi olan davalı ...'nin 07/06/2006 tarihinde proje mühendisi olarak çalışmaya başladığı, 29/12/2009 tarihinde belirsiz süreli hizmet sözleşmesini imzalanarak şirket genel koordinatörü görevine getirildiğini, 22/12/2014 tarihinden itibaren de tek imza ile yetkili şirket genel müdürü seçildiğini, davalı ...'nin 30.10.2017 tarihinde müvekkili şirkete istifa dilekçesini vererek 24/12/2017 tarihinde şirketten fiilen ayrıldığını, davalı ...'nin şirket genel müdürü olarak davacı şirketin tüm ticari faaliyetlerinin işleyişini ve ticari sırlarını bildiğini, davalının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil sayısında kayıtlı Dev Metal Çelik ve Saç Mamulleri Sanayi Limited Şirketi'nin ticaret ünvanını 2018 yılı Ocak ayı içerişinde Qubi Ses Yalıtım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olarak değiştirdiğini, şirket faaliyet konusunu da değiştirerek müvekkili şirket faaliyet konusu ile aynı-özdeş hale getirdiğini, davalı ...'nin müvekkili şirket ile 29/12/2009 tarihinde gizlilik ve rekabet yasağı hükümlerini içeren belirsiz süreli hizmet sözleşmesi imzaladığını, davalıların haksız rekabet teşkil edecek faaliyette bulunması nedeniyle müvekkili şirketin zarara uğratıldığını, davalının, Amorim Cork Composites S.A. ünvanlı şirket ile yapılan distribütörlük sözleşmesinin feshine sebebiyet verdiğini, devamında kendi şirketi olan Qubi Ses Yalıtım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve Portekizli Amorim Cork Composites S.A. arasında distrübütörlük sözleşmesi imzalandığını, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat ile davalı ...'nin hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağına aykırı davranması nedeniyle cezai şart alacağının tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalının, davacı şirketin faaliyet gösterdiği alanda oldukça fazla tecrübesi olup, davalının, davacı şirkette 9 yıl boyunca her zaman üst düzey sadakatle çalıştığını, davalının her zaman davacı şirketin yararını düşündüğünü, keza ayrıldıktan sonra da davacı şirketten ürün almaya çalıştığını, onlara her zaman yardımcı olmaya çalıştığını, dava dilekçesinde yer alan iddiaların hiçbirisinin gerçeği yansıtmadığını, tamamının mahkemeyi yanlış yönlendirme amacı güttüğünü, her ne kadar davalının, davacı şirkette müdürü olsa da davacı şirkete sonradan giren bir çalışan olduğunu, yani davacı şirketin ortağı ya da kurucusu olmadığını, davacı şirketin kararlarında bu sebeple tek başına diğer ortaklardan özellikle ...’dan ayrı hareket etmesinin düşünülemeyeceğini, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi dava dışı Amorlink Ses ve Titreşim Yalıtım Sanayi Ltd. Şti.’nde sahip olduğu hisse dava dilekçesinde belirtildiği gibi %15 olmadığını, davalının sahip olduğu hissenin %10 olup öncelikle bu yanlışın düzeltilmesi gerektiğini, davacı şirketin dilekçesinde belirttiği Dev Metal Çelik ve Sac Mamülleri Sanayi Limited Şirketi'nin davalı ...’nin diğer aile fertleri ile birlikte ortağı olduğu bir şirket olduğunu, davalı ...'nin 2003 yılından itibaren Dev Metal’in ortağı olduğunu, davalı ...'nin davacı şirkette çalışmaya başlamadan önce Dev Metal’in hali hazırda ortağı olduğunu, davalı şirketin Qubi Ses Yalıtım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile davacı şirketin konuları ve faaliyetleri aynı olmadığını, davalı şirketin kayıtlarının mahkeme tarafından istendiğini, davacı şirketin ve davalı Qubi Ses Yalıtım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin ticari sicil kayıtlarından görüleceği üzere, iki şirketin faaliyet konusunun tamamı ile farklı olduğunu, haksız rekabete yol açacak bir durum bulunmadığını, davacının dilekçesinde, davalı ...’nin kasıtlı davranarak Amorim Cork Şirketi ile imzalanan distribütörlük sözleşmesini yenilemediğini, kötü niyetli davrandığını ve akabinde müvekkili şirket Qubi Ses Yalıtım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile distribütörlük anlaşması imzalayarak haksız rekabet yaptığını iddia ettiğini, davalının ilgili distribütörlük sözleşmesini feshetmek gibi bir niyetinin hiçbir zaman olmadığını, davalı ...’nin distribütörlük sözleşmesini feshettiğine dair bir kanıt olmadığı için hiçbir delil de dosyaya sunmadığını, dava dilekçesinde dava dışı ...’in davalının telkinleri ve haksız rekabet yapma amacıyla davacı şirketten istifa ettiği iddialarının da gerçeğe aykırı olduğunu, dava dilekçesinde belirtildiğinin aksine davalı şirket Qubi Ses Yalıtım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin web sitesinde yalan ve yanıltıcı bilgi olmadığının çok açık olduğunu, dava dilekçesinde davalı ...’nin davacı şirket müşteri portföyünü diğer davalı şirkete yönlendirdiğinin iddia edildiğini, bu yönde bir yönlendirmenin hiçbir zaman olmadığını, dava dilekçesinde 7/3 maddesinde kodları ile belirtilmiş olan davacı şirkete ait olduğu belirtilen malzemelerin Amorim Cork Şirketi ürünlerinin montajında kullanıldığı iddialarının asılsız olduğunu beyanla öncelikle ihtiyati tedbir talebinin reddine, tümü ile haksız ve hukuka aykırı davanın tüm ferileri ile birlikte esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davacı tarafından her iki davalıya karşı açılan haksız rekabetin tespiti, men'i ve maddi tazminat ödenmesi taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,

  1. Davacı tarafından her iki davalıya karşı açılan haksız rekabet nedeniyle manevi tazminat ödenmesi taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,

  2. Davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart alacağı istemli davanın, KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 322.662,91.. TL cezai şart alacağının davalı ...'den dava tarihi olan 08/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacı şirkete ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine ... " karar verilmiştir.

Bu karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bidayet sayın mahkemesi davalı şirketin internet Web sitesinde yayınladığı reklam ve görselleri de haksız rekabet saymadığını; sayın mahkemenin bu bölüm ile ilgili kararına da katılmadıklarını; söz konusu görsellerde yer alan bu yapıların ses yalıtım, titreşim işleri davacı şirket tarafından yapıldığını; davacı şirketin bu konular ile ilgili faaliyeti geçişi 2018 yılıdır, halbuki Tramp Tower (Mecidiyek) açılışı 2012 yılında yapıldığını; Piyalepaşa Projesini kendisinin yaptığı zan ve intibamı yaratmaya çalıştığını; dosyaya sunulan irsaliyeler, dava dışı ...'in teklif mektubu bunun aksini kanıtladığını beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu iş sözleşmesi’nde yer alan haksız rekabet hükümleri hukuka aykırı olduğunu; somut olayda rekabet yasağı yer bakımından sınırlandırılmadığını; tüm rekabet koşulları dikkate alındığında, hukuken geçerli bir rekabet yasağının bulunmadığı izahtan vareste olduğunu; bu sebeple davalılar aleyhine geçersiz rekabet sözleşmesine ilişkin hüküm kurulamayacağını beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; haklı taleplerinin reddi hakkında Sayın Mahkemenin ittihaz ettiği kararı konu ile ilgili yasa hükümleri, Bölge Adliyeleri Hukuk Daireleri kararları ve konu ile ilgili istikrar arz eden Yüksek Yargıtay kararları ile uyarlılık arz etmediğini beyan ile; davalılar tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.

DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/02/2022 Tarih - 2018/635 Esas - 2022/149 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

DAVA; tazminat istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.

Dosyanın incelemesinde; davacı vekilinin, müvekkili davacı şirketin, dava dışı Portekiz'de yerleşik Amorim Cork Composites S.A. şirket ile aralarında distribütörlük sözleşmesi bulunduğunu, 10/02/2014 tarihinde şirket faaliyetleri kapsamında Amorlink Ses ve Titreşim Yalıtım Sanayi Limited Şirketi'nin kurulduğunu, davalı ...'nin bu şirkete tek yetkili şirket genel müdürü seçildiğini, makine yüksek mühendisi olan davalı ...'nin 07/06/2006 tarihinde proje mühendisi olarak çalışmaya başladığı, 29/12/2009 tarihinde belirsiz süreli hizmet sözleşmesini imzalanarak şirket genel koordinatörü görevine getirildiğini, 22/12/2014 tarihinden itibaren de tek imza ile yetkili şirket genel müdürü seçildiğini, davalı ...'nin 30.10.2017 tarihinde müvekkili şirkete istifa dilekçesini vererek 24/12/2017 tarihinde şirketten fiilen ayrıldığını, davalı ...'nin şirket genel müdürü olarak davacı şirketin tüm ticari faaliyetlerinin işleyişini ve ticari sırlarını bildiğini, davalının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil sayısında kayıtlı Dev Metal Çelik ve Saç Mamulleri Sanayi Limited Şirketi'nin ticaret ünvanını 2018 yılı Ocak ayı içerişinde Qubi Ses Yalıtım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olarak değiştirdiğini, şirket faaliyet konusunu da değiştirerek müvekkili şirket faaliyet konusu ile aynı-özdeş hale getirdiğini, davalı ...'nin müvekkili şirket ile 29/12/2009 tarihinde gizlilik ve rekabet yasağı hükümlerini içeren belirsiz süreli hizmet sözleşmesi imzaladığını, davalıların haksız rekabet teşkil edecek faaliyette bulunması nedeniyle müvekkili şirketin zarara uğratıldığını, davalının, Amorim Cork Composites S.A. ünvanlı şirket ile yapılan distribütörlük sözleşmesinin feshine sebebiyet verdiğini, devamında kendi şirketi olan Qubi Ses Yalıtım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve Portekizli Amorim Cork Composites S.A. arasında distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat ile davalı ...'nin hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağına aykırı davranması nedeniyle cezai şart alacağının tahsilini talep ettiği; davalılar vekilinin, müvekkilinin, davacı şirkette 9 yıl boyunca her zaman üst düzey sadakatle çalıştığını, dava dilekçesinde yer alan iddiaların hiçbirisinin gerçeği yansıtmadığını, müvekkili ...'nin 2003 yılından itibaren Dev Metal’in ortağı olduğunu, müvekkili ...'nin davacı şirkette çalışmaya başlamadan önce Dev Metal’in hali hazırda ortağı olduğunu, müvekkili şirketin Qubi Ses Yalıtım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile davacı şirketin konuları ve faaliyetleri aynı olmadığını, haksız rekabete yol açacak bir durum bulunmadığını, müvekkili ...’nin distribütörlük sözleşmesini feshettiğine dair bir kanıt olmadığını, müvekkili şirket Qubi Ses Yalıtım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin web sitesinde yalan ve yanıltıcı bilgi olmadığını belirterek davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiği, karara karşı taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.

İlk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan 22/01/2020 tarihli raporda; davacının talep edebileceği zararının 432.602,54 TL, ...'nin sözleşme koşullarına uymaması nedeni ile davacı şirketin talep edebileceği tazminat tutarının 387.816,00 TL olduğunun belirlendiği, bilirkişi heyetinin 29/04/2020 tarihli ek raporunda; davalı ...'nin son altı ay süre ile elde etmiş olduğu aylık brüt ücretin 33.610,72 TL olduğu ve davacının rekabet yasağının ihlali nedeniyle isteyebileceği tazminat miktarının (33.610,72 TL x 12 ay) 403.328,64 TL olduğu, diğer yönlerden itiraz yönünden kanaatlerinde bir değişiklik olmadığının belirtildiği, başka bir bilirkişi heyetinden alınan 04/03/2021 tarihli raporunda; davacı şirket ile davalı gerçek kişi arasındaki hizmet sözleşmesi sonrası rekabet yasağının mahal bakımından sınırlama içermemesi sebebiyle geçerli olmayacağı, davalı gerçek kişinin davacı şirketin distribütörlük sözleşmesinin feshine sebep olduğu ve bilahare davalı şirketin taraf olacağı şekilde sözleşme imzalaması fiilinin haksız rekabet niteliğinde olduğu, davacının tazminat talep imkanı bulunduğu, söz konusu tazminatın haksız rekabet fiili ile bağlantılı zararları kapsayacağı, ...'in işten ayrılarak iş yerinde çalıştırılmasının haksız rekabet fiili niteliğinde bulunmadığı belirtildikten sonra tazminat hesabı yapılmadığı, başka bir bilirkişi heyetinden alınan 30/09/2021 tarihli raporda; her iki şirketin faaliyet alanının birbiri ile benzer olduğu ve aynı iş kolu ve alanda faaliyet gösterdikleri, davalı ...'nin davacı şirket bünyesinde yönetim kurulu üyesi (yönetim kurulu başkan yardımcılığı) ve genel müdür sıfatı ile görev yaptığının imza sirkülerinden ve ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı, davalı ...'nin yaptığı iş gereği davacı şirketin üretim sırlarını ve müşteri bilgilerini öğrenmesinin mümkün olduğu, müşteri portföyünü kendi şirketine yönlendirmesi nedeniyle zararın 26.257,96.-TL olarak hesaplandığı, davalımın distribütörlük sözleşmesini yenilemeyerek feshine sebep olması ve devamında kendi şirketi ile sözleşme imzalaması nedeniyle elinde âtıl kalan ürünler nedeniyle uğranılan zararın tespiti dava tarihi itibariyle 597.852,24.-TL olarak tespit edildiği, ithal edilen ürün gruplarının satılamaz hale gelmesi nedeniyle uğranılan zararın dava tarihi itibariyle 38.476,53.-TL olarak tespit edildiği, ithal edilen ürün grupları için demirbaş niteliğinde yapılan yatırımların, makine ve teçhizatın kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle ve yıpranma payları düşülerek meydana gelen zararın dava tarihi itibariyle 43.760,12.-TL olarak tespit edildiğini, diğer zarar taleplerinin davalılarla bağlantı olmaması ve ispat edilmemesi nedeniyle hesap edilmediği, cezai şart alacağının 403.328,64.-TL olarak hesaplandığını ancak cezai şart alacağının asıl alacağa ve dolayısıyla sözleşmeye bağlı fer'i alacak olduğunun heyetlerince de kabul edilebilir bulunmadığı, belirtilmiştir.

Uyuşmazlık, davalı ... yönünden 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi uyarınca rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağı koşullarının oluşup oluşmadığı, davalı şirket ile davalı ... yönünden 6102 sayılı TTK'nın 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet oluşturan eylem olup olmadığı ve tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.

  1. Davalı ... vekilinin istinaf isteminin incelenmesinde;

İşçinin iş/hizmet sözleşmesinin devamı süresince işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Dürüstlük kuralı gereğince bu yükümlülük bazı durumlarda sözleşmenin sona ermesinden sonra da belli bir süre devam etmelidir. Zira işçinin çalışması esnasında elde ettiği bazı bilgileri iş akdinin sona ermesinden sonra kullanması işverenin haklı menfaatlerine zarar verebilir. Buna karşılık, Anayasa’nın 48 inci maddesinde güvence altına alınan işçinin dilediği alanda “çalışma ve sözleşme özgürlüğü”, onun hayatını kazanması yanında yine Anayasa’da öngörülmüş olan maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıyla (md. 5, 17) doğrudan ilgilidir. Dolayısıyla iş/hizmet sözleşmelerinde sözleşme sonrası rekabet yasağı kapsamında işverenin rekabet nedeniyle ortaya çıkabilecek haklı menfaati ile işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğünün dengelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle TBK’da bu dengeyi sağlamaya yönelik özel düzenlemeler yapılmıştır.

Bu dengenin sağlanması amacıyla kanunda öngörülen rekabet yasağı anlaşması, hizmet sözleşmesiyle bağıtlanan işçinin sözleşmenin sona ermesi sonrasında iş sahibiyle rekabet edeceği bir işi kendi adına yapmamasını ve rakip bir işyerinde çalışmamasını, böyle bir kuruluşta ortak ve başka sıfatlarla ilgili olmayacağını öngören anlaşma olarak tanımlanabilir (Türk Hukuk Kurumu: Türk Hukuk Lûgatı C. 1, Ankara 2021 s. 926).

Türk Borçlar Kanunu’nun 444/1 inci maddesi gereğince fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.

İşçi ile işveren arasında TBK'nın 444 ve devamındaki maddelerinde işaret edilen koşullar dahilinde tesis edilecek rekabet yasağı sözleşmesi, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine konulacak bir hükümle düzenlenebileceği gibi bu hususta ayrı bir metin ile rekabet yasağı sözleşmesinin akdedilmesi mümkündür. Her iki durumda da rekabet yasağı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden bağımsız olarak varlığını sürdürür. Başka bir anlatımla hizmet sözleşmesi içerisinde ayrı bir hüküm olarak rekabet yasağı kaydının mevcudiyeti hâlinde, taraflar arasındaki sözleşmede hem hizmet ilişkisinin devamı süresince geçerli olan bir hizmet sözleşmesinin, hem de hizmet ilişkisi sona erdikten sonraki döneme dair yükümlülükler içeren bir rekabet yasağı sözleşmesinin varlığı kabul edilerek tarafların her iki sözleşme ile bağlı oldukları kabul edilmelidir.

Rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranışların sonuçları ise TBK’nın 446 ncı maddesinde düzenlenmiş olup buna göre rekabet yasağına aykırı davranan işçi, işverenin bu sebeple uğradığı tüm zararları gidermekle yükümlüdür. Öte yandan rekabet yasağına aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmış ise işçi, sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, ceza koşulu olarak öngörülen meblağı ödeyerek rekabet yasağına dair borcundan kurtulabilecektir; ancak işverenin ceza koşulu olarak belirlenen miktarı aşan zararları da işçi tarafından tazmin edilmelidir (TBK md. 446/2). 6098 sayılı TBK’nın 445/2 fıkrasına göre “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” Bu hükümden ve konuya ilişkin diğer hükümlerden de anlaşılacağı üzere, 6098 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile 818 sayılı Kanundan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, (Benzer yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.11.2022 tarih ve 2020/11-670 Esas, 2022/1544 Karar sayılı kararı) Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı ve süresi bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur.

Davacı ile davalı gerçek kişi arasında 29.12.2009 tarihinde, gizlilik ve rekabet yasağı hükümlerini de içeren belirsiz süreli hizmet sözleşmesi imzalanmıştır. Davalı ..., davacı şirkette, önce proje mühendisi, daha sonra şirket genel koordinatörü ve 22.12.2014 tarihinden istifa tarihi olan 30.10.2017 tarihine kadar genel müdür olarak görev yapmıştır.

Davacı ile davalı arasındaki 29.12.2009 tarihli sözleşmenin 6.6. maddesinde; ''sözleşmenin sona ermesinden itibaren 1 yıl süreyle işverene rakip firma ve /veya iş kolunda çalışmayacağını, mevcut olan şirket veya kurulacak şirketlerde ortak olmayacağını...kabul, beyan ve taahhüt eder." denilmiş, devamında aykırılık halinde, davalı son brüt maaşının 12 katı tutarında cezai şart ödemeyi kabul etmiştir.

Bu belirlemelere göre eldeki uyuşmazlık incelendiğinde; sözleşmede yer sınırlamasının olmaması, hakimin sözleşmeye müdahale ederek sözleşmenin süresi ve kapsamını daraltabilecek olması (6098 s. TBK m.445/2) karşısında rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün geçersizliğine neden olmayacaktır. Davalı ...'nin davacı şirketten ayrıldıktan sonra davalı şirketin faaliyet konusunu davacı şirket ile aynı hale getirip aynı alanda ticari faaliyette bulunması nedeniyle anılan sözleşme hükmüne aykırı hareket ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, rekabet yasağından kaynaklanan cezai şart alacağının koşullarının oluştuğu görülmektedir. Diğer yandan, davalı ...'nin davacı şirkette çalıştığı konum nedeniyle davacı şirketin ticari sırlarını, müşterilerini fiyat politikasını bildiği, bu bilgilerin davacı şirkete sonraki aşamada zarar verme ihtimalinin bulunduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf istemlerinin yerine olmadığı sonucuna varılmıştır. İlk derece mahkemesince, 6098 sayılı TBK'nın 182. maddesi uyarınca tazminattan yapılan indirimin de dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmaktadır.

Bu nedenle davalı vekilinin tüm istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.

  1. Davacının haksız rekabete ilişkin istinaf isteminin incelenmesinde;

Haksız rekabet, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 6762 sayılı eski TTK'nın aksine yeni TTK'da haksız rekabetin tanımı yapılmamıştır. Yeni TTK'nın 54/2. maddesinde; "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." biçiminde haksız rekabet oluşturan fiiller genel olarak belirtilmiştir.

TTK'nın 55. maddesinde ise başlıca haksız rekabet halleri örnekseme metodu ile belirtilmiştir. Madde düzenlemesinde belirtilen başlıca haksız rekabet halleri; “dürüstlük kurallarına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar (kötüleme, avantaj sağlama, hakkı olmayan unvanları, meslek, derece ve sembolleri kullanma, karıştırılmaya neden olma, karşılaştırma ya da üçüncü kişiyi benzer yollarla öne geçirme, tedarik fiyatının altında fiyatla satışa sunma yoluyla aldatma, gerçek değer hakkında yanıltma, karar verme özgürlüğünü sınırlama, nicelik ve nitelikte yanıltma, hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanın açık olmaması, tüketici kredilerine ilişkin açık beyanda bulunmamak, yanıltıcı sözleşme formüllerini kullanmak), sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek, başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak, üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek, iş şartlarına uymamak, dürüstlük kurallarına aykırı işlem şartlarını kullanmak” olarak belirtilmiştir ("... 4. Türk Ticaret Kanunu'nda haksız rekabet kuralları, ticari nitelik taşısın taşımasın tüm haksız rekabet hâllerini kapsayacak şekilde ve son derece ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu kapsamda TTK’nın 54/1 inci maddesinde haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının “bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması” olduğu belirtildikten sonra; aynı Kanun'un 54/2 nci maddesinde ise haksız rekabete ilişkin genel ilke “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” şeklinde belirtilmiştir. Buna göre genel ilke belirlenirken haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması aranmamıştır. Bununla birlikte failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında önem arz etmektedir.

  1. Türk Ticaret Kanunu’nun 54 üncü maddesinde haksız rekabetin amacı ve genel ilkesi belirtildikten sonra, aynı Kanun’un 55 inci maddesinde uygulamada sık karşılaşılan ve dürüstlük kurallarına aykırı olan bazı davranış ve fiil örnekleri sayılmıştır (Arkan, s. 350). Bu çerçevede bir davranış veya uygulamanın haksız rekabet teşkil edip etmediği belirlenirken öncelikle özel hüküm niteliğindeki TTK’nın 55 inci maddesinde sayılan hâllerden birinin var olup olmadığına bakılması gerekmektedir. Bu maddede sayılan hâllerden birisi söz konusu ise haksız rekabetin varlığı kabul edilecek, somut davranış veya uygulama bu maddede sayılan haksız rekabet hâllerine tam olarak uymuyorsa veya bu hâllerin kapsamına örnekseme yoluyla dolaylı olarak da dâhil edilemiyorsa, ancak bu takdirde genel hüküm niteliğindeki TTK’nın 54/2 nci maddesinin uygulanması mümkün olacaktır." Yargıtay HGK, 08/02/2023 tarih, 2021/11-944 E., 2023/62 K. )

Haksız rekabet nedeniyle açılabilecek davalar TTK'nın 56. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, ‘Haksız rekabet yüzünden … zarar gören veya böyle bir tehlikeye maruz bulunan kimse, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin men`ini, neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini, kusur varsa zarar ve ziyanın tazminini, Borçlar Kanununun 49 uncu maddesinde gösterilen şartlar mevcutsa manevi tazminat verilmesini’ isteyebilir. hükmü düzenlenmiştir.

Eldeki uyuşmazlıkta, davalı ...'nin, davacı şirket çalışanı olduğu dönemde ortağı olduğu davalı şirketin de ortağı olduğu, davacı şirketten ayrıldıktan sonra davalı şirketin tüm paylarını satın alarak şirketin tek ortağı haline geldiği, 05/01/2018 tarih, 2018/1 sayılı karar ile şirket unvanı ve faaliyet konusunun değiştirildiği ve bu değişiliğin 01/02/2018 tarihli TTSG'de yayınlandığı, değişiklik ile davalı şirketin faaliyet konusunun davacı şirket ile benzer hale getirildiği, davalı ...'nin davacı şirketten 30/10/2017 tarihinde istifa ettiği, işten çıkış tarihinin 24/12/2017 olduğu görülmektedir. Diğer yandan davacı ile dava dışı Amorim Cork Composites S.A. arasında 01/07/2009 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin yenilenmediği, dava dışı Amorim Cork Composites S.A. İle davalı şirket arasında 22/02/2018 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzalandığı, yine davacı şirket çalışanlarından ...'in 25/08/2017 tarihinde davacı şirketten istifa ederek 29/09/2017 tarihinde fiilen ayrıldığı, daha sonra davalı şirkette çalışmaya başladığı da görülmektedir. Yukarıda özetlenen bilirkişi raporlarında da, davalı şirketin davacı şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösterdiği belirlenmiştir.

Davacı bu süreç içerisindeki dava dışı Amorim Cork Composites S.A. Arasındaki sözleşmenin sona ermesini haksız rekabet niteliğindeki temel eylem olarak ileri sürmüş ve maddi tazminat kalemlerini sözleşmenin sona ermesine bağlı zararlar olarak açıklamıştır.

Sözleşme iki veya daha çok kişinin hukuki bağ yaratmak, bu bağı değiştirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanları ile yaptıkları hukuki işlemlerdir (Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Genişletilmiş 5. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara 1996, s:44.). Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur (6098 s. TBK m.1).

Davacı ile dava dışı dava dışı Amorim Cork Composites S.A. arasındaki sözleşmenin sona erme sebebine ilişkin davacı tarafça bir delil sunulmamıştır. Dava dışı Amorim Cork Composites S.A.'nin davacı ile arasındaki sözleşmesini sona erdirme ve davalı şirket ile yeni bir sözleşme yapma aşamasındaki iradesinin davalı ...'nin haksız rekabet içeren eylemlerden meydana geldiğine dair ileri sürülmüş bir delil de bulunmamaktadır. Salt, Dava dışı Amorim Cork Composites S.A.'nin davacıyla olan sözleşmesini sona erdirmesi ve davalı şirket ile yeni bir sözleşme yapması tek başına haksız rekabetin varlığına delil oluşturamaz. Bu nedenle davacının haksız rekabet iddiasını kanıtlayamadığı anlaşılmıştır.

Yine dava dışı ...'in davacı şirketten istifa etmesi ve davacı ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren davalı şirkette çalışmaya başlaması da tek başına 6102 sayılı TTK'nın 54-55. maddesi kapsamında haksız rekabet oluşturmayacaktır. ...'in davacı şirketten istifası aşamasında davalıların bir yönlendirmesi olduğuna dair bir delil de bulunmamaktadır. Davacı ancak 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi kapsamında dava dışı ...'e karşı sözleşmesinde hüküm var ile rekabet yasağının ihlali nedeniyle tazminat talebinde bulunabilir. Kaldı ki davacının bu hüküm uyarınca ...'e karşı açtığı dava İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1291 E. Sayılı dosyasında görülüp karara bağlanmıştır.

Bilirkişi raporlarında, davalıların internet sitesinde davacının malları aleyhine haksız rekabet oluşturacak yayın yapılmadığı da tespit edilmiştir. Tüm bu nedenlerle davacının haksız rekabetin varlığını ispat edemediği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davacının haksız rekabetten kaynaklı taleplerinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı görülmekle davacı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir (Benzer yönde; Yargıtay 11. HD.'nin 23/05/2018 Tarih 2016/12294 Esas, 2018/3888 Karar, Yargıtay 11. HD.'nin 16/01/2020 Tarih 2018/3428 Esas, 2020/471 Karar, Yargıtay 11. HD.'nin 09/11/2022 Tarih 2021/2699 Esas, 2022/7986 Karar, Yargıtay 11. HD.'nin 19/12/2022 Tarih 2021/8641 Esas, 2022/9207 Karar).

  1. Gerekçeli karar başlığında; davalı ...'nin T.C. Kimlik numarasının yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.

Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. HMK'nın 353. (1). b). 1) maddesi uyarınca; Tarafların İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,

  2. Davacı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına,

  3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 22.041,10 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 6.000,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 16.041,10 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302. (5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

  4. İstinaf Kanun Yoluna Başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,

  5. İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların, istinaf edenler üzerinde bırakılmasına,

  6. İstinaf edenler tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,

  7. İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  8. Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,

İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/06/2024

...

Başkan ...

¸e-imzalıdır.

...

Üye ...

¸e-imzalıdır.

...

Üye ...

¸e-imzalıdır.

...

Katip ...

¸e-imzalıdır.

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

temyizsakaryareddinevekiliTazminat(HaksızRekabettenKaynaklanan)numarasıdeliller

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim