Sakarya BAM 7. HD 2023/2481 E. 2024/93 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
bam
2023/2481
2024/93
22 Ocak 2024
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2481
KARAR NO : 2024/93
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/02/2022
NUMARASI : 2018/202 Esas - 2022/86 Karar
ASIL DAVA
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALILAR : 1- ... - ... ...
:2- ... -... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA TÜRÜ :Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)
DAVA TARİHİ :02/04/2018
BİRLEŞEN DAVA : Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/217 Esas - 2020/177 Karar
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALILAR : 1- ... - ... ...
: 2- ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin), Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 15/06/2020
KARAR TARİHİ : 22/01/2024
KR. YAZIM TARİHİ : 19/02/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle (Asıl Dosya); müvekkilinin davalılar ile beraber %52 hisse ile Lingua Eğitim Hizmetleri Tic. AŞ.'nin kurucu ortaklarından olduğunu, kurulan şirketin işlemleri ile ilgilenmesi için davalılardan ...'e vekalet verildiğini, müvekkilinin kendisine ödenmeyen şirket paylarına ilişkin araştırma yaptığını 01/06/2016 yılında yapılan ilk genel kurul toplantısına katılmadığı halde Ticaret Sicil Gazetesinde katılmış olarak gösterildiğini ve katılmadığı bir toplantıda kendisinin başkan olarak gösterildiğini farkettiğini, devamında 01/04/2016 yılında çağrısız olarak olağanüstü ve 30/10/2017 yılında 2016 yılına ait genel kurul toplantılarının yapıldığını toplantıda müvekkiline ait hisse paylarının 25000 adet ..., 25000 adet ..., 25000 adet ..., 25000 ... olarak kaydedildiğini gördüğünü, müvekkilinin %52 hisse payının nerde ve kime nasıl devredildiğini bilmediğini, hisse devirlerinin geçersizliğine karar verilmesini, şirketin genel kurul toplantılarına bakıldığına müvekkilinin ortaklığının görünmediğini %25 pay ile iki yeni ortak alındığının görüldüğünü, pay defterlerinin incelenmesini, müvekkilinin rızası dışında elinden çıkan hisse devirlerinin iptaline, pay devrinin önlenmesi için mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin %52 oranında hissedar sayılarak rızası dışında devri yapılan hisselerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle (Asıl Dosya); müvekkili ...'in, davacının amcası olan ...' nin nişanlısı olduğunu, İngilizce öğretmeni olan ... ve ...” in ... nin yönlendirilmesiyle mesleklerini icra edebilecekleri bir şirket kurulmasında anlaştıkları ve bahsi geçen şirketi kurdukları, dava konusu Dingua Eğitim Hizmetleri A.Ş. kurulduğunda şirketteki hisselerin, ... %52 ... %28 ... %20 şeklinde olduğunu, şirket kurulduğunda şirket ortağı olan ...” in şirket işlemlerinde yetkili kılındığını ancak şirkete ait işlerini ... yaptığından, belirttiği gibi başka işleri ile ilgilenmek üzere şirkete olan tüm bağını kesmediğini, aksine şirketle ilgili tüm işlemleri yapmak üzere amcası olan, dava dışı ... ye vekalet verdiğini, esasen şirketteki hisse sahibinin ... olduğunu, davacı ...'nin sadece şirkette görünüşte hisse sahibi olduğunu, asıl sahibinin ... olduğunu ve davacı adına tüm iş ve işlemlerin vekaletle ve vekaletsiz olarak bizzat şirketin hissedarı gibi ...'nin yaptığını, müvekkilin davacı ve şirkette esas hissedar olan ...nin isteği ve onun da bulunduğu toplantı ile, görünüşte davacıya ait olan hisselerle ilgili olarak devir kararı aldığı ve bu kararı da karar defterine işlediği, şirkete ait tüm defter ve belgelerin davacı ve ... nin tanıdığı muhasebecide olduğundan şirkete ait kararların ve kayıtların muhasebeci tarafından düzenlendiğini ve akabinde müvekkili ve diğer hissedarların oraya giderek tutanağa imza attıklarını, davacı vekilinin bahsettiği 01.02.2016 tarihindeki genel kurulun da bu şekilde olduğunu, müvekkilinin giderek hazırlanan tutanağa imza attığını, davacı tarafın imzanın kendisine olmadığı iddiası ile ilgili olarak muhasebeci ve muhasebede ve yanında çalışanların imza incelemesi yapılması, ayrıca karar defterinde yer alan 2016/1 nolu 01.02.2016 tarihli ve 2016/2 nolu 01.02.2016 tarihli kararlarındaki imzaların kime ait olduğunun incelenmesi yapılmasının gerektiğini, şirketin ilk muhasebesini tutan kişinin ... olduğunu, müvekkilinin davacının amcası ve şirkette hissenin esas sahibi olan .'nin nişanlısı olması nedeniyle güvendiğini ve muhasebeciye giderek alınan kararlara imza attığını, hazırlanan metinlere müsait olanın gidip imzaladığını ve imza anında her iki kişinin de aynı anda hazır bulunduğunu, davacının şirkette kendisine kar payı ödenmemesi nedeniyle Ticaret Siciline gidip baktığını ve hisse devirlerin yapıldığını oradan öğrendiğine ilişkin iddiası ile ilgili, davacının istediği zaman şirketin defter ve belgeleri inceleme imkanı olduğu halde, uzun zaman sonra Ticaret Sicilinden devirden haberdar olmasının işin olağan akışına uygun olmadığını, davacı tarafın yönetim kurulu başkanı olması nedeniyle yönetim kurulu toplama yetkisi ve görevi olduğu halde, bu görevleri 2 yılda yerine getirmediğini, gelir ve giderleri kontrol etmediğini ve şirkete koymayı taahhüt ettiği sermayeyi de koymadığını, 2 yıllık süre içinde şirketin iş ve işlemleri ile ilgilenmemesi ve verilen vekaleti de göz ardı ederek 2 yıl sonra şirket yerine Ticaret Siciline giderek, akabinde şirketten bilgi almadan dava açmasının, vekaleten ilişkisi olduğu ... ile danışıklı hareket ettiğini gösterdiğini, kaldı ki yapılan hisse devirlerinin parasının da ödenmiş olduğunu ancak bu ödemelerin resmi şekilde yapılmadığından kayıtlara geçmediğini belirterek; müvekkilleri hakkında açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde (Birleşen Dosya); müvekkilinin 02/04/2018 tarihinde kendine ait Lingua Eğitim Hizmetleri Ticaret A.Ş.'de b.ulunan %52 lik hissesinin kendisinden habersiz ve usulsüz olarak devrinin iptaline ilişkin olarak şirket hissesinin %28 lik pay sahibi ... ve %20 lik pay sahibi olan ...'e karşı Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/202 Esas sayılı dosya numarası ile dava açıldığını, davalılar ... ve ...'i ihbar olunan olarak bildirdiklerini, hisse devirlerinin hukuka ve kanuna aykırılık sebebiyle iptaline ve kuruluş ana sözleşmesindeki %52 oranında müvekkilinin hissedar sayılarak yeniden tescil edilmesine, hisselerinin usulüne aykırı olarak devredildiği tarihten başlayarak %52 kar payının HMK madde 107 gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL ile beraber yasal faizinin müvekkiline ödenmesine, davanın Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/202 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde (Birleşen Dosya); davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, birleştirme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı vekilinin iddia ettiği hususların, tamamen gerçek dışı olup, iş bu davanın reddi gerektiğini, davalı ... ile davacı taraf arasında müvekkillerinden önce meydana gelen olaylardan müvekkillerinin bilgisinin olmasının mümkün olmadığını, iyi niyetli 3. kişilerin korunmasının genel bir hukuk ilkesi olup, müvekkillerinin davalılar sıfatı ile iş bu davada hukuken bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu sebeple, davacı tarafın müvekkillere ait olan hisse devirlerinin iptali ile davacı tarafa verilmesine ilişkin vs. taleplerinin de hukuken haksız ve yersiz olduğunu, müvekkilleri hakkında açılan iş bu davanın öncelikle husumetten reddinin gerektiğini, okulun açılışını yetiştirmekte zorlanması nedeniyle şirketin satışına karar verdiklerini belirttiklerini, ancak şirketin mevcut durumundan kurtulabilmesi için istikrarlı bir nakit akışı sağlanabilecek bir ortakla yola devam etme fikrine sıcak baktıklarını, müvekkili ... ve ... ile görüşmesi üzerine müvekkili ..., çocuğunun geleceği için iyi bir yatırım olacağını düşünerek teklifi kabul etmeye karar verdiklerini, tüm işlemler mali müşavir tarafından ...'nin yönlendirmeleriyle nezaretinde gerçekleştirildiğini, şirket hisselerinin %50'si müvekkili ...'e devredildiğini, müvekkillerinin şirket hisselerini devir almamasını gerektirecek usulsüz ve şüphe uyandıracak bir durumun olmadığını, müvekkiline devir işlemleri yapılır iken şirket defterleri ve belgelerinde davacının hissedar olarak gözükmediğini, davacının devir işlemlerinin kendi muhasebe kayıtlarını tutan mali müşavir zamanında değilde başka bir muhasebesi zamanında yapıldığı gibi bir izlenim uyandırmaya çalışıldığını, şirketteki tüm devir işlemlerinden muhasebecinin haberinin olmamasının imkansız olduğunu beyan ederek müvekkilleri hakkında haksız, yasal dayanaktan yoksun, hukuka, hakkaniyete, usul ve yasaya aykırı bulunan davanın ve tüm taleplerin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ karARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... asıl dava ve birleşen dava bakımından Davanın KISMEN KABULÜ ile 02/06/2016 tarihli genel kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespitine, %52 hissenin ..., %28 hissenin ... ve %20 hissenin ... Adına ticaret sicilinde kayıt ve tesciline,
Asıl ve birleşen davada; kar payına ilişkin davanın pasif husumet yönünden reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle (Asıl Dosya); "Davacı vekilinin dilekçesinde iddia ettiği gibi 01.02.2016 tarihinde yapılan ilk genel kurul toplantısına müvekkili katılmadığı halde katılmış gibi gösterilerek, onun bilgisi ve isteği dışında kararlar alınmış değildir. Müvekkiller, tutanakların hazırlanması ve imzalanması aşamasına hiç bir şekilde müdahil olmamışlardır. Davacı vekili, dilekçesinde imzanın kendisine ait olmadığı iddiasında bulunmuş olup, Sayın Mahkemece de sadece bu tutanaktaki imzanın davacıya ait olup olmadığı doğrultusunda inceleme yapmakla yetinilmiş, talep ettiğimiz üzere, Muhasebeci ve yanında çalışanların da imzaları alınarak, imza karşılaştırılması yapılmamıştır. Bu konudaki taleplerimiz Sayın Mahkemece dikkate alınmamıştır. Şirketin ilk muhasebesini tutan ... ... isimli muhasebecidir. Sayın Mahkeme eksik inceleme ile hüküm kurmuştur. Davacı ile ...i'nin danışıklı ve kötüniyetle birlikte hareket ettiğini; ATK tarafından incelenen belge tarihi olan 01.02.2016 tarihinde karar defterinde yer alan 2016/1 numaralı karar dışında başka 3 adet karar daha alındığı ve bu kararlarda da davacı ...’nin imzasının olduğu görülmektedir. Aynı tarihte alınan aynı tarihli diğer 3 karar da ATK'ya gönderilerek, bu belgelerle ilgili ATK'dan rapor alınmamıştır. Davacının iddiaları imzalara yönelik olduğuna göre bu belgelerle ilgili de inceleme yapılması gerekmekte olduğu halde eksik inceleme ile ve delillerimiz toplanmadan hüküm kurulmuştur. Davacı vekilinin açıkça mahkemeye sunmuş olduğu hisse devrinden vazgeçme beyanı mahkemece dikkate alınmamıştır. Oysa bu beyan üzerine tarafımızca dosyaya sunulan dilekçemizde, vazgeçme beyanına bir diyeceğimizin bulunmadığı belirtilmiş idi. Dolayısıyla davacı taraf, vazgeçme beyanı ile bağlı olduğu ve hisse devrine ilişkin talebin reddi gerektiği halde Sayın Mahkemece, bu beyan yokmuş gibi hüküm kurulmuş olup, kararın bu nedenle de kaldırılması gerektiği yine davacı taraf, son beyanında hisse devrinden vazgeçmiş olduğu için de kâr payı ödenmesine ilişkin talebi yerinde değildir, konusuz kalmıştır. Ayrıca zaten şirkete olan borcunu da ödememiş olması nedeniyle reddi gerekir idi" beyanı ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın tümden reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle (Birleşen Dosya); "Yerel Mahkeme davacı tarafın talepleri aşılmak suretiyle taleple bağlılık ilkesi gözardı edilerek hukuka aykırı şekilde karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ''Taleple Bağlılık İlkesi'' başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında; ''Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir'' hükmüne yer verilmiştir. Davacı tarafça işbu asıl dava ile birleşen müvekkillerim aleyhine açılan birleşen dava dosyasında ki dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında "hisse devirlerinin hukuka ve kanuna aykırılık sebebiyle iptaline ve kuruluş ana sözleşmedeki %52 hisse oranında hissedar sayılarak yeniden tescil edilmesini" talep etmiştir. Kabul anlamına gelmemesi kaydıyla davacı tarafça 14/12/2021 tarihinde Sayın Yerel Mahkemeye gönderilen beyan dilekçesinde müvekkillerim hakkında birleşen dava yönünden "Asıl talebinin konusuz kaldığını bundan dolayı terditli açmış olduğu davadan hisselerin devirinin değil de hisse bedellerinin" talep edildiği belirtilmiştir. Kabul anlamına gelmemesi kaydıyla davacı tarafça 21/12/2021 tarihinde Sayın Yerel Mahkemeye gönderilen beyan dilekçesinde müvekkillerim hakkında birleşen dava yönünden hisse pay bedelleri ve şirket kar payını talep etmiştir. Kabul anlamına gelmemesi kaydıyla Sayın Yerel Mahkemenin 09/02/2022 tarihli duruşmasındaki davacı vekili "biz davamızı terditli olarak açtık ya hisse devrinin iptali ya da bedelinin ödenmesi şeklinde açmıştık, ... ve ... yargılama aşamasında hisselerini devrettiklerinden, şirketin borca batık olması ve faaliyetinin olmaması nedeniyle , hisse devrinin iptali lehimize bir durum teşkil etmediğinden diğer talebimiz yönünden karar verilmesini talep ederiz.." şeklinde beyanda bulunarak hisse devrini iptalini istemedikleri sabit olmuştur. Yerel Mahkemeye davacı tarafça gönderilen 14/12/2021, 21/12/2021 beyan dilekçeleri ve davacı vekilinin 09/02/2022 tarihli duruşmasındaki beyanları göz önüne alındığında davacı tarafça hisse devirlerinin iptaline yönelik taleplerinin bulunmadığı hususu sabit iken Sayın Mahkemece “taleple bağlılık ilkesine” aykırı olarak davacının talepleri aşılarak, davacının talepleri dışında karar verilmesi açıkça usule aykırıdır.
Yerel mahkeme iddia ve talep bulunmayan hususlara yönelik de karar tesis etmiş, hatalı olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ''Taleple Bağlılık İlkesi'' başlıklı 26. maddesin aykırı şekilde "%28 hissenin ... ve %20 hissenin ... Adına ticaret sicilinde kayıt ve tesciline" yönelik karar tesis etmiştir. Müvekkilim ...'in 30/04/2016 tarihinden itibaren 05/10/2018 tarihine kadar diğer davalılar ... ve ...'den almış olduğu payların devrine yönelik gerek davacı tarafın gerekse de diğer davalıların herhangi bir iddiası, aksi bir beyanı, iptaline yönelik açılmış bir dava bulunmamakta olup işbu hususlar uyuşmazlığımızda ihtilaf dışındadır. Yerel mahkemece müvekkilimin anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı yok sayılmak suretiyle ihlal edilmiştir. Kabul anlamına gelmemesi kaydıyla davacı tarafın talebi aşılarak hisse devirlerinin iptaline yönelik inceleme yapılması halinde dahi; müvekkillerim ile davacı taraf arasında Devir, Ticari ve/veya Hukuki herhangi bir ilişki bulunmamıştır. Davacı tarafın kâr payı ve hisse bedeli talebine inceleme yapılması halinde dahi; Müvekkillerim ... ve ...'in kendi ortaklık ilişkilerinin bulunmadığı dönemlere yönelik herhangi bir sorumluluğu ve kusuru bulunmamaktadır.
Yerel mahkemece müvekkillerim yönünden birleşen dava dosyası pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş olmasına karşın müvekkillerim lehine hatalı vekalet ücretine karar verilmiştir. Müvekkillerimin yargılama gideri ve karşı vekalet ücretinden sorumlu tutulması açıkça hukuka aykırıdır. Yerel Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır" beyanı ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına; Davacı tarafın talep etmediğini beyan etmiş olduğu "hisse devirlerinin hukuka ve kanuna aykırılık sebebiyle iptaline ve kuruluş ana sözleşmedeki %52 hisse oranında hissedar sayılarak yeniden tescil edilmesi" talebine yönelik davanın reddine, Davaya konu şirket hisse paylarının halihazırda olduğu gibi %100'lük tüm hisse payların iyi niyetli olarak iktisap eden müvekkilim ... üzerinde kayıtlı kalmasına, müvekkilleri ile davacı taraf arasında devir ilişkisi, ticari ve hukuki herhangi bir ilişki bulunmadığından işbu davanın müvekkiller ... ve ... yönünden husumet yokluğundan reddine, işbu davanın müvekkilleri ... ve ... yönünden esastan reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/02/2022 tarih, 2018/202 Esas - 2022/86 karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; hisse devrinin iptali ve şirket kar payının tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacının, asıl dosya davalıları ile beraber davacıya ait %52 hisse ile Lingua Eğitim Hizmetleri Tic. AŞ.'nin kurucu ortaklarından olduğu, kurulan şirketin işlemleri ile ilgilenmesi için davalılardan ...'e davacı tarafından vekalet verildiği, davacıya ait hisseliren 01/06/2016 yılında yapılan ilk genel kurul toplantısına davacının katılmadığı halde Ticaret Sicil Gazetesinde katılmış olarak gösterildiği, akabinde 01/04/2016 ve 30/10/2017 yılında genel kurul toplantılarının yapıldığı, yapılan toplantıda davacıya ait hisse paylarından 25000 adedinin ...'e 25000 adedinin ...'e 25000 adedinin ...'e 25000 adedinin de ...'e devredildiği belirtilerek, yapılan hisse devirlerinin geçersizliğine karar verilmesi, şirketin pay defterlerinin incelenmesi, davacının rızası dışında elinden çıkan hisse devirlerinin iptaline karar verilmesi için eldeki asıl davanın açıldığı, yine, davacı tarafından bu sefer asıl dosya ile birleşen dosyada davalılar ... ve ...'e karşı dava açtığı ve birleşen davada davalılara yapılan devirlerin hukuka ve kanuna aykırılık sebebiyle iptaline ve kuruluş ana sözleşmesindeki %52 oranında hisselerin yeniden tescil edilmesine, hisselerinin usulüne aykırı olarak devredildiği tarihten başlayarak %52 kar payının HMK madde 107 gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL ile beraber yasal faizinin davalılardan tahsiline karar verilmesi için eldeki birleşen davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı asıl dosya ve birleşen dosya davalılarınca istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya arasına alınan ve ATK tarafından düzenlenen 12/05/2020 tarihli raporda özetle; davaya konu belgede ... adına atılı imza ile ...' nin mukayese imzaları arasında yapılan teknik inceleme sonucunda; söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...' nin eli ürünü olmadığı yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Dosya arasına alınan 10/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Lingua Eğitim Hizmetleri Ticaret A.Ş. nin ..., ... ve ... tarafından 100.000.000 TL sermaye ile kurulduğu ve sermayenin 1/4 olan 25.000,00 TL' sinin ortaklar tarafından ödendiği ve şirketin Ticaret Sicilinde 15.09.2015 tarihinde tescil edildiği, payların ortaklar adına pay defterine kaydedildiği ve yönetim kurulu başkanlığına ...' nin seçildiği, şirket ortaklarının katılımı ve hazır bulunanlar listesine göre, ... başkanlığında yapılan noter onaylı 01.02.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısı ile, şirketin yönetim kurulu üyeliklerine 3 yıl süreyle ... ve ... in seçildikleri, şirketin yönetim kurulu başkanı ... nin tek imzalı yönetim kurulu kararıyla, ...' nin şirketteki 52000 pay ve 52.000,00 TL tutarındaki sermaye hissenin tamamının diğer ortak ...” e devredilmesi talebine onay verildiği, bu devrin pay defterine işlenmesine karar verildiği ve söz konusu kararın pay defterine işlenerek adı geçen kişinin 01.02.2016 tarihi itibariyle ortaklıktan ayrıldığının görüldüğü, böylece, 01.02.2016 tarihi itibariyle ... in şirketteki sermaye payının 80.000,00 TL ye ulaştığı ve ...'in payının ise 20.000,00 TL. Olduğu, ihbar olunanlar ... ve ... e şirket hisselerinin 3 yıl dolmadan, TTK 492 maddesi ve şirket kuruluş sözleşmesinin 15. maddesine aykırı olarak devredildiği, daha sonra yapılan pay devri ve pay alımları sonucunda, ... in 05.10.2018 tarihi itibariyle şirketin 100.000 adet pay karşılığı ve 100.000,00 TL sermayenin tamamına sahip olduğu, şirketin defter kayıtları ve beyanlarından, davacı ... nin şirketin 2015 yılı karından 9452 hissesi üzerinden alabileceği kar payının (kar mahrumiyeti) 427,07 TL olarak hesaplandığı, mahkememiz tarafından davacının kar mahrumiyetine uğradığına karar verilmesi halinde, kar payını hak edebileceği 01.05.2016 tarihinden, rapor yazımı tarihi olan 10.03.2021 tarihine kadar işleyen kanuni faiz tutarının 186,81 TL olarak hesaplandığı yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Dosya arasına alınan 20/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... ile ... arasında yapılan pay devrinin, yazılı bir devir sözleşmesinin olmaması nedeniyle geçersiz olduğu, ... ile ... arasındaki pay devrinin geçersiz kabul edilmesi halinde, bu şahsa ait payların (52.000 adet) ... tarafından ...'e devrinin de tasarruf yetkisinin olmaması nedeniyle geçersiz olduğu, ... ile ... arasında yapılan pay devrinin geçersiz kabul edilmesi halinde, 01.02.2016 tarihinde yapılan çağrısız genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğu, şekle aykırılık iddiasının hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık teşkil ettiği ve pay devrinin geçerli olarak kabul edilmesinin mahkememizin takdirinde olduğu, davacıya ait 52.000 adet payın değerinin, devrin gerçekleştiğinin iddia edildiği tarih olan 01.02.2016 tarihinde 52.000 TL olduğu ancak davacı pay bedellerinin sadece 13.000 TL'sini ödediği için taraflar arasında bu miktar üzerinden ödeme yapılması gerektiği, bakiye 39.000 TL'nin davalı ... tarafından şirkete ödenmesi gerektiği, şirketin defter kayıtları ve mali tablolarından, davacı ...'nin şirketin 2015 yılı karından, % 13 ödenmiş sermaye payından alabileceği kar payının 116,86 TL olarak hesaplandığı yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Eldeki davada; dava dışı Lingua Eğitim Hizmetleri Ticaret A.Ş'nin ..., ... ve ... tarafından 100.000,0-TL sermaye ile kurulduğu, sermayenin 1/4 olan 25.000,00-TL'nin ortaklar tarafından ödendiği, şirketin ticaret sicilinde 15/09/2015 tarihinde tescil edildiği, payların ortaklar adına pay defterine kaydedildiği, yönetim kurulu başkanlığına ...'nin seçildiği, ... başkanlığında yapılan 01/02/2016 tarihli genel kurul toplantısı ile şirketin yönetim kurulu üyeliklerine ... ve ...'in seçildikleri, şirketin yönetim kurulu Başkanı ...'in tek imzalı yönetim kurulu kararı ile şirketteki 52.000 pay ve 52.000,00-TL tutarındaki sermaye tutarının tamamının ...'e devredilmesine onay verildiği, bu devrin pay defterine işlendiği ve ...'nin 01/02/2016 tarihi itibariyle ortaklıktan ayrıldığı, ...'in şirketteki sermaye payının 80.000,00-TL'ye ulaştığı, ...'in payının ise 20.000,00-TL olduğu, birleşen davada ise; ... ve ...'e karşı asıl dosya davacısı ... tarafından, bu kişilere yapılan devrin hukuka aykırı olması nedeniyle bu hisselere isabet eden kar paylarının ödenmesinin istenildiği görülmüştür.
Eldeki davada; esas itibarıyla taraflar arasındaki uyuşmazlık 01/02/2016 tarihi itibariyle yapılan pay devrine ilişkin olarak genel kurul altındaki imzanın ...'ye ait olup olmadığı hususu olduğu, yapılan yargılamada mahkemece dosya arasına aldırılan Adli Tıp Kurumu raporunda davacıya ait hisselerin devrinin yapıldığı toplantıdaki tutanağın altındaki imzanın ... eli ürünü olmadığının bildirilmiş olduğu, bu doğrultuda, mahkemece ; ... ile ... arasında yapılan pay devrinin geçersiz olduğunun tespitine karar verilmesinin ve 01/02/2016 tarihinde yapılan çağrısız genel kurulda alınan kararların da imzanın davacı eli ürünü olmaması nedeniyle mutlak butlanla malul olduğunun kabul edilmesinin, yine, bu minvalde 01/02/2016 tarihinde yapılan çağrısız genel kurul kararları yok hükmünde sayıldığından, bu tarihten sonra yapılan devir işlemlerinin de geçersiz olacağı, birleşen dosya davalıları olan ... ve ...'e yapılan devir işlemlerinin de temelindeki işlemin mutlak butlanla batıl olmasından mütevellit iptaline karar verilmesinin ve son olarak 01/02/2016 tarihinden önceki duruma dönülerek ticaret siciline %52 hissenin ..., %28 hissenin ... ve %20 hissenin ... adına ticaret kayıt ve tesciline karar verilmiş olmasının yerinde olduğu, yine, mahkemece; davacı tarafından, yargılamanın devamı sırasında başta terditli olarak açılan davada, şirket hisse bedellerinin ödenmesinin talep edilmiş olması karşısında hisse devirlerinin iptal edilmeden hisse devir bedellerinin ödenmeyeceği ve hisse devirlerinin devrine ilişkin genel kurul kararının da şekil şartının gerçekleşmemesi ve genel kurul altındaki imzanın davacıya ait olmadığının sabit olması nedeniyle mutlak butlan ile malul olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle hisse devirlerinin iptali yönünde karar verilmiş ve terditli diğer talep yönünden karar verilmemiş olmasında da herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan;
Eldeki davada, mahkemece; dosya arasına aldırılan mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; davacının usulsüz devir edilen hisselere karşılık gelen kâr payının 116,86-TL olduğunun bildirilmiş olmasına rağmen, davacının, kâr payını asıl dava davalıları ve birleşen dava davalılarından tahsilini talep etmiş olduğundan TTK hükümlerine göre kâr payı ve diğer alacaklara ilişkin talepler ancak dava dışı şirketten talep edilebileceğinden bu talebin asıl dava ve birleşen dava davalılarının pasif husumet ehliyeti olmadığından bu talep yönünden talebin reddine şeklinde karar verilmesinde de her hangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçeli karar başlığında; birleşen dava davalı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, tarafların istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
HMK'nın 353/1. b.1 maddesi uyarınca; asıl ve birleşen dava davalılarının istinaf başvurusunun AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,
-
İstinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60. TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 269,85. TL'nin mahsubu ile kalan 157,75. TL istinaf karar harcının istinaf eden davalılardan ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
-
İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/01/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38