Sakarya BAM 7. HD 2022/2385 E. 2024/78 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
bam
2022/2385
2024/78
19 Ocak 2024
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2385
KARAR NO : 2024/78
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :27/06/2022
NUMARASI :2021/463 Esas - 2022/572
Karar
DAVACI :RAY SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ :Av. ... - ...
DAVALI :DSV HAVA VE DENİZ TAŞIMACILIĞI ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ :Av. ... - ...
DAVA :İtirazın İptali
DAVA TARİHİ :25/06/2021
KARAR TARİHİ :19/01/2024
KR. YAZIM TARİHİ :31/01/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının sigorta şirketine 90368443 nolu Blok Nakliyat Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan Anıl Kağıtçılık Ambalaj İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi firmasının satın almış olduğu emtialar taşıma esnasında konteyner içerisindeyken ıslanarak hasarlandığını, bağımsız eksperler tarafından düzenlenen ekspertiz raporu "Anıl Kağıtçılık Ambalaj İnş. Turz. San. ve Tic. A.Ş firması Korco AB firmasından 310.411,50 EUR değerinde 283 bobin pureboard baz bardak karton CFR Gebze teslim şekli ile satın alındığını, Konteynere KorcoAB nin ürünlerinin bulunduğu DSV Ocean Transport A/S depo adresinde yükleme yapıldığı, Korco AB Türkiye temsilcisi tarafından belirtilmiştir. Sevkiyat GOT0052661 numaralı konşimento doğrultusunda DSV Ocean Transport A/S firması tarafından üstlenildiğini, 16 adet 40 HC konteyner Gothenburg / İsveç limanından MSC RIFAYA / 029E 14.07.2020 tarihinde yüklenerek Gebze limanına sevkiyata başlandığını, 10.08.2020 tarihinde deniz yolu ile Gebze Gümrük Müdürlüğüne gelmiş olup, 11.08.2020 tarihinde Çakan Nakliyat firması ile Gebze liman bölgesinden alınarak 12.08.2020 tarihinde fabrika sahasına giriş yaptığını, TCNU8212980 nolu konteyner mührü şoför nezaretinde açıldığını, Korco fabrika bölgesinde yükleme öncesi ve sırasında konteyner tabanının mazot temasına maruz kaldığı değerlendirildiği ifade edildiğini, TCNU8212980 numaralı konteyner boşaltılması öncesinde alınmış fotoğraflar incelendiğinde konteyner tabanında sıvı/yabancı madde mevcut olduğu görüldüğünü, yapılan tespitimiz sonucunda, 18 adet bobinde yoğun akaryakıt benzeri koku olduğu belirlendiğini, bobinlerin ambalajları soyularak bobinden alınan numune kesitinde de kokunun devam ettiği tespit edildiğini, Korco AB Türkiye ofisi satış yetkilisi ... ile yapılan görüşmemizde; Emtianın üretici firmasının Billerudkorsnas firması olduğu, gönderici firma Billerudkorsnas firması Korco AB firmasının forwarder firması olarak navlun faturası ile anlaştığı DSV Ocean Transport A/S firmasının depo adresine malzemeleri sevk ettiği öğrenildiğini, DSV Ocean Transport A/S firmasının malzemenin depolanması, konteyner temini, konteyner içine yüklenmesi ve gemi acentesi ile anlaşılması için hizmet verdiği tarafımıza açıklandığını, DSV Ocean Transport A/S firmasının Korco AB firmasına düzenlediği navlun faturası incelendiğinde, Nakliye bedeli, nakliye acente bedeli ve konteynerin boş temini ve kapı çıkış bedellerinin dahil edildiği görüldüğünü, hasar nedeni konteyner içerisinde istifli bulunan ve kapakları mühürlü olarak sevkiyatı tamamlanan emtianın nihai teslim öncesinde alıcı firma tarafından emtiada koku/yanıcı akaryakıt benzeri/madde sızıntılı şekilde boşaltılması olduğunu bu nedenlerle davanın kabulün ile davalının Gebze İcra Dairesinin 2021/520 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddiası davalı şirketin üstlendiği işbu taşıma işinde hasar meydana geldiği yönünde olduğunu, ancak hasarın taşıma sırasında olup olmadığı veya taşımanın hangi aşamasında, hangi neden ile oluştuğu dosya kapsamında sabit olmadığını, Emtia teslim şartına (CFR/Gebze) istinaden DSV konu sevkıyatta deniz taşımasından sorumlu olup sigortalının sorumluluğu varış/tahliye limanı Gebze, Türkiye'de sona erdiğini, Gebze limanından sonra taşıma işi Çakan Nakliyat firmasına geçmiş olup DSV'nin taşımanın bu aşaması ile ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı iç nakliye aşamasında faaliyet göstermediğinden zarardan herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, Çakan Nakliyat'a işbu davanın ihbarını da ayrıca talep ettiklerini, eşyanın Çakar Nakliyat'a ihbarı hususunda ayrıca beyanda bulunacaklarını, işbu doğrultuda hasarın davalı şirketin sorumluluğunun doğabileceği deniz taşımas sırasında oluştuğuna dair dosyada herhangi bir belge veya bilgi bulunmadığını, taraflarınca alınan ekspertiz raporu incelendiğinde görüleceği üzere de iddialarının ispatlanmış olduğunu, davalının zarardan sorumlu olmadığı dosyada sabit olduğunu, taşıma sırasında yükleme ve ambalajlama Kargo AB tarafından, boşaltma işlemleri ise Anıl Kağıtçılık tarafından gerçekleştirildiğini, işbu doğrultuda hasarın hangi neden ile oluştuğu sabit olmadığından hasarın işbu nedenlerden kaynaklanması durumunda da sorumluluğun davalı şirkette olmadığı açık olduğunu, davalının üstlendiği deniz taşıması işinde davalı şirket alt taşıyıcı kullanmış olup taşıma sırasında bir hasar oluşursa bu zarardan sorumluluğun alt taşıyıcı Seago lıne A.Ş'ye ait olduğu açık olduğunu, işbu doğrultuda da zararı rücu hakkını saklı tuttuğunu, ihbar taleplerine ilişkin ayrıca beyanda bulunacaklarını, kabul anlamına gelmemek üzere davalının sorumluluğu ancak sınırlı sorumluluk kapsamında oluşabilecek olup; davalının sorumluluğu SDR bazında sınırlı sorumluluk ile belirlenebileceğini, davacı ile dava dışı sigortalı arasında yapılan sigorta sözleşmesinin ayrıca incelenmesi, hasarın sigorta kapsamında kalıp kalmadığı, bu doğrultuda davacının rücu hakkı kazanıp kazanmadığının da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini bu nedenlerle de davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...Davanın REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın gerekçesiz olduğunu, kararın dosya içindeki belgelerle ve bilirkişi raporu ile çeliştiğini, Mahkemece bilirkişi heyetine yaptırılan incelemede açıkça hasarın emtiayı konteynır içinde/içine yükleme ve istifleme sırasında meydana geldiği kanaatinin bildirildiğini, dosyaya sunmuş oldukları belgeler ve ekspertiz raporu ile sabit olduğu üzere; emtinanın nakliyesi için konteynır temin etme ve konteynır içine yükleme sorumluluğunun davalı şirkette olduğunu, Mahkemenin vermiş olduğu ret kararının hukuka ve maddi vakaya aykırı olduğunu, davalının kendisinden sadır olan DCV OCEAN transport A/S firmasının Korco AB firmasına düzenlediği navlun faturasında, nakliye bedeli, nakliye acente bedeli konteynırın boş temini ve kapı çıkış bedellerinin yer aldığını, davalı yanca bu belgeler haricinde sorumluluktan kurtulmaya yönelik hiçbir delilin dosyaya sunulmadığını, Mahkeme kararında tüm delillere rağmen farklı düşüncenin nasıl hasıl olduğuna dair ise hiçbir gerekçenin olmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı DSV Hava ve Deniz Taşımacılığı A.Ş. Şirketinin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacı tarafından delil olarak sunulan konşimentoda davalı konşimentoyu düzenleyen taraf olmadığını, davalı şirketin mallar üzerinde doğrudan yahut dolaylı bir zilyetliğinden bahsedilmeyeceği için taşıma işleri komisyoncusu sayılsa dahi TTK 928/1 hükmü uyarınca sorumlu tutulamayacağını,
TTK ilgili maddesi uyarınca zıya veya hasarın varlığı halinde bu durum taşıyıcıya gönderilenin teslimi anında derhal bildirilmeli, eğer hasar haricen belli değilse ilgili bildirim gönderilene teslim tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak 3 gün içinde bu bildirimin yapılması gerektiğini, aksi takdirde taşınan emtianın taşıma senedinde belirtildiği gibi teslim edildiğinin kabul edileceğini, dosyaya mübrez taşıma belgesi ve sair evraklardan açıkça anlaşılacağı üzere, ilgili hasarın yükleme sırasında oluştuğu görüş ve kanaatine varılmış olduğundan dolayı davalı şirketin ilgili hasarının oluşmasında herhangi bir kusur veya ihmalinin bulunmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/06/2022 tarih, 2021/463 Esas - 2022/572 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava itirazın iptaline ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
- Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; Bilindiği üzere görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile resen mahkeme, ilk önce görevli olup, olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun, görev hususunu düzenleyen 5. maddesinin ikinci fıkrasında "Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4. madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır.
Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir." hükmü getirilmiştir.
HSYK'nın 24.03.2005 gün 188 sayılı kararında Denizcilik İhtisas Mahkemesi kurulmayan yerlerde, ticaret mahkemesi bulunması halinde bu mahkemenin, ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde 1 numaralı asliye hukuk mahkemesinin görevli olacağı hususu karar altına alınmıştır.
"6762 sayılı Türk Ticaret Yasası’nın 4. maddesine eklenen fıkrada, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığı'nca, bu Yasa'nın dördüncü kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere denizcilik ihtisas mahkemeleri kurulacağı, bu mahkemelerin yargı çevresinin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirleneceği düzenlenmiştir. 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Yasası’nın 5/2. maddesi de bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4. madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı, bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebileceği hüküm altına alınmış olup 6762 sayılı Yasa'nın 4. maddesine eklenen fıkra ile aynı mahiyettedir. Bu durumda 6762 sayılı Yasa zamanında anılan yasal düzenleme doğrultusunda alınan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı geçerli olup bu tür davalara denizcilik ihtisas mahkemesi bulunmayan yerlerde ticaret mahkemesi varsa 1 numaralı ticaret mahkemesi, ticaret mahkemesi yok ise 1 numaralı asliye hukuk mahkemesi'nin denizcilik ihtisas mahkemesi olarak görevlendirildiği bu kararda belirlenmiştir. Denizcilik ihtisas mahkemesi sıfatlı ticaret mahkemesi ile diğer mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisidir. Denizcilik ihtisas mahkemesinin görev alanın tayininde davanın değeri önemli olmayıp, uyuşmazlığın deniz ticaretinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı esas alınır." (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 20.04.2015 tarih, 2015/ 326 Esas-2015 / 5496 Karar)
Somut olayda; davalı deniz yoluyla taşıyan olup, deniz yolu ile taşıma işine dayalı oluşan hasar bedelinin davalıdan tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, hasarın taşımanın deniz yolu taşıma sırasında oluştuğu iddia edilmekle, 6102 sayılı TTK.nun “Deniz Ticareti” başlıklı 5. kitabında düzenlenen 931 vd. madde hükümlerinin de uygulanması gerektiğinden, bu iddiayı içeren davanın görülüp sonuçlandırılmasının öncelikle denizcilik ihtisas mahkemesinin görevine girdiğinin kabulü gerekmektedir. Nitekim, TTK.nun 1472. madde hükmü Altıncı Kitap içerisinde kalsa da, davacı taşıma sigortacısı, selefinin Dördüncü Kitap hükümlerine dayalı haklarına halef olmuştur. (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/9942 esas 2015/10368 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2009/13248 esas 2011/6064 karar sayılı ilamı) Bu durumda eldeki davanın denizcilik ihtisas mahkemesinin görev alanına girdiği anlaşıldığından, talep hakkında denizcilik ihtisas mahkemesi sıfatıyla karar verilmesi gerekmekte olup, Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla hüküm verilmesi yasaya ve usule aykırıdır.
- Kabule göre de;
a-Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nın 297/1-c. maddesi bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır.
6100 sayılı HMK’nın “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297/1. maddesinin (c) bendinde;
“Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” ile aynı maddenin 2. fıkrasında “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuki sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Hüküm kanun yoluna gönderildiğinde, istinaf mahkemesi ya da Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz.
Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve kanun yolu mercilerinin hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Bu genel açıklamalar ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece gerekçede sadece " …bilirkişi raporunda açıkça emtia hasarının, konteynır içine yükleme sırasında oluştuğu tespit edilmiştir. Bu durumda davalı şirketin hasarın oluşmasında herhangi bir kusurunun olduğu söylenemez." denilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davanın reddine ilişkin gerekçelere ilk derece mahkemesince gerekçe olarak adlandırılan kısımda açıklayıcı şekilde yer verilmemiştir. HMK'nın aradığı anlamda ve istinaf denetimine elverişli gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Bu nedenle HMK’nın 297. maddelerine uygun ve denetime elverişli gerekçeli biçimde oluşturulması gerekmekte olup anılan niteliklere uygun olmayan kararlar Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesini, HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal edecektir.
b-Dosyaya sunulan 06.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda emtia hasarının konteynır içerisine yükleme esnasında oluştuğu belirtilmiştir. Davacı taraf konteynır temini ve yüklemenin davalının sorumluluğunda olduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise yüklemenin kendi sorumluluğunda olmadığını beyan etmiştir. Davacı tarafından yüklemeden davalının sorumlu olduğuna ilişkin olduğunu beyan ettiği 19.07.2020 tarihli faturaların ise tercümesi yaptırılmamış, fatura içeriğinde yüklemenin davalıya ait olduğuna dair bir ibare geçip geçmediği değerlendirilmemiştir. Yine konşimentoda ve taşıma senedinde yüklemenin kim tarafından yapıldığı hususunda bir ibare olup olmadığı da değerlendirilmemiştir. Bu durumda bilirkişi raporu hüküm vermeye elverişli değildir.
O halde mahkemece yapılacak iş, davaya konu uyuşmazlığın deniz taşıma işinden kaynaklandığı göz önüne alınarak yargılamayı denizcilik ihtisas mahkemesi sıfatıyla yargılama yaparak, davacı tarafından sunulan 19.07.2020 tarihli faturaların ve diğer evrakların tercümesi de yaptırılarak, dosyaya sunulan konşimento ve taşıma senedi de değerlendirilerek, konteynır içine yükleme yapmanın kimin sorumluluğunda olduğu hususunda bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre HMK’nın 297. maddelerine uygun ve denetime elverişli gerekçeli karar oluşturmaktan ibarettir.
O halde, davacının istinaf talebinin HMK'nın 353-(1)-a)-4)-6) maddesi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının anılan sebeplerle kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dairemiz kararı gereğince işlem yapılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1. a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,
-
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/06/2022 tarih, 2021/463 Esas ve 2022/572 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
-
Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
-
İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
-
Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
İİK'nın 36/5 maddesi gereğince davacı vekilince İstanbul Anadolu 8. İcra Dairesinin 2022/18004 Esas sayılı dosyasına sunulan teminatın davacıya iadesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.19/01/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38