Sakarya BAM 7. HD 2024/440 E. 2024/669 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
bam
2024/440
2024/669
18 Nisan 2024
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/440
KARAR NO : 2024/669
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/03/2021
NUMARASI : 2018/635 Esas - 2021/231 Karar
DAVACI : ... (T.C. NO: ...) - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : ... (T.C. NO: ...) - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/11/2018
KARAR TARİHİ : 18/04/2024
KR. YAZIM TARİHİ : 06/05/2024
Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31/03/2021 tarih, 2018/635 Esas - 2021/231 Karar sayılı kararına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde; Dairemizin 05/04/2022 Tarih, 2021/1236 Esas 2022/764 Karar sayılı kararı, Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi'nin 22/11/2023 tarih ve 2022/4693 Esas 2023/6748 Karar sayılı kararı ile bozulması üzerine dosyanın yukarıda yer alan esasa kaydı sonrası yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı aleyhine Gölcük İcra Dairesinin 2018/795 Esas sayılı dosyası ile Vakıfbank Karamürsel Şubesine ait ... numaralı 14/03/2018 keşide tarihli ve 710.000,00-TL bedelli çeke dayanılarak yapılan icra takibine ilişkin olarak, çekteki imza ve yazıların davacıya ait olmadığını, davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, çekin üzerinin çizildiğini, icra dosyasından davacıya ait taşınmaz ve araçlar üzerine haciz konulduğunu, imza incelemesi sonunda imzanın davacıya ait olmadığının anlaşılacağını, takibin kötüniyetli olduğunu, sahte bir çek ile icra takibi başlatıldığını beyan ederek; sahte çekten dolayı imzaya yaptıkları itirazın kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle takibin tedbiren durdurulmasına, davalıya takibe konu çekten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve davalının kötüniyeti açık olduğundan alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalıya olan borcuna karşılık dava konusu çeki düzenleyerek davalıya verdiğini ve çekin ödenmemesi üzerine icra takibine başladıklarını, ödeme emrinin tebliğinden sonra davacı-borçlunun davalı ile irtibata geçerek bu borcun ödenmesi konusunda bir anlaşma yapmak istediğini söylediğini, bu anlaşmaya göre; davacının, davalıya olan borçlarını ödeyebilmesi için taşınmazlarının olduğunu fakat bunların üzerinde icra dairesi tarafınca haciz konduğunu, bu hacizleri kaldırmak için bir miktar para yatırılması gerektiğini, yine para verirse hacizleri kaldırdıktan sonra hem bahse konu olan borcu hem de hacizleri kaldırmak için aldığı borcun tamamını vereceğini söylediğini, bu anlaşma sonucunda işlemlere başlandığını, davalının davacıya başka hacizlerini kaldırmak için yine ödeme yaptığını, işlemler belli bir aşamaya geldikten sonra davacının Karamürsel Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/2266 sayılı dosyası ile dolandırıldığı gerekçesiyle şikayette bulunduğunu beyan ederek; davanın reddine ve davacının kötü niyeti nedeniyle %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın kabulü ile; Gölcük icra Müdürlüğünün 2018/795 esas sayılı takip dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinden özetle; bilirkişi raporları arasında çelişkilerin bulunmakta olduğunu, bu çelişkiler düzeltilmeden verilecek kararının hukuka aykırı olacağına dair Yargıtay içtihatlarının mevcut olduğunu, bu nedenle yeniden bilirkişi raporu alınması ihtiyacının doğduğunu, davayı kabul etmemekle birlikte iş bu dava aleyhine kabul edilmiş olsa bile bidayet mercinin belirttiği vekalet ücretinin tarafına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olarak kurguladığı bir ... üzerinden bu davayı açmış olduğunu, davalının bu davanın açılmasında bir dahli olmadığını, bu nedenle davalı aleyhine vekalet ücreti hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, somut olayda uyuşmazlığı doğuran, sebebiyet veren taraf davacı ... olduğunu, bu sebeple vekalet ücreti davalıya hükmedilmemesinin gerektiğini, yerel mahkemenin vermiş olduğu bu kararın hukuka aykırı olduğunu, uyuşmazlık konusu hakkında bidayet merci tarafından çek üzerindeki söz konusu imzanın davacının kendisine ait olmamasından dolayı davalıya, davacının sahte imzalı resmi bir evrak vermesi hasebiyle Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığında 2021/1988 soruşturma numarası ile davacı aleyhine soruşturma evresi başlatılmış olduğunu, iş bu sebeple Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararın kaldırılması ve davacı tarafın takibinin mahkeme kararının eksik ve yanılgılı değerlendirme ile verilmiş olması nedeni ile bozulmasını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın istinaf dilekçesinde yerel mahkeme dosyasında alınan raporlar arasında çelişki olduğunu iddia etmişse de bu iddiasının maddi gerçeğe aykırı olduğunu, davalı tarafın çeki bizzat kendisinin imzalayıp verdiğini beyan ettiğini iddia etmişse de işbu iddiası gerçeğe aykırı olup kesinlikle kabul etmediğini, davacının imzalı çek verdiğine dair bir beyanı olmadığını, davalı tarafın gerçeğe aykırı beyanlarda bulunmakta olduğunu, imzanın da davacının eli ürünü olmadığı yerel mahkeme dosyasına sunulan raporlar ile de ortaya çıkmış olduğunu, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini, davalı tarafın uyuşmazlığı doğuran, sebebiyet veren tarafın davacı olduğunu ve bu sebeple vekalet ücretinin tarafına hükmedilmemesi gerektiği iddia etmişse de davalı tarafın işbu iddiasının da yersiz olduğunu, çekteki imzaların davacıya ait olmadığını bildiği halde kötü niyetli olarak icra takibi yapan, davanın açılmasına sebebiyet veren davalı taraf olduğunu, davacının gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebep olmamış olduğunu, duruşma zabıtlarına bakıldığında da taraflarına her duruşmaya katıldığı davalı tarafının ise sürekli mazeret verdiğinin görüleceğini, davanın kabulü veya reddi halinde yürürlükteki Avukatlık Ücreti Tarifesi hükümleri uyarınca taraflar yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmekte olup yerel mahkemenin vekalet ücreti yönünden kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; istinaf başvurusunun reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece eksik inceleme sonucu kötü niyet tazminat talebinin reddine karar vermiş olduğunu, yerel mahkemece kötü niyet tazminat talebinin reddi yönünden kararının gerekçesiz olup, adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan ''gerekçeli karar hakkı'' yerel mahkemece ihlal edilmiş olduğunu, yerel mahkemenin kötü niyet tazminat talebinin reddi yönünden kararının lehe hususlar baki kalmak kaydı ile istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak talepleri gibi davalının alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı, davacının sahte imzalı resmi bir evrak vermesi hasebiyle Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığında 2021/1988 soruşturma numarası ile davacı aleyhine soruşturma evresi başlatılmış olduğunu, sonuç olarak ilgili icra takibinin taraflarınca kötü niyetle başlatıldığı davacı tarafça ve bidayet mercince ispat edilebilmiş olmadığını, bu sebeple davacı tarafın istinaf talebi hukuka aykırı olduğunu belirterek; istinaf başvurusunun reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31/03/2021 tarih, 2018/635 Esas - 2021/231 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
DAVA; menfi tespit istemine yöneliktir.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Eldeki davada davacı taraf, davalının icra takibine konu ettiği 14/03/2018 keşide tarihli ve 710.000,00-TL bedelli çekteki imza ve yazıların müvekkiline ait olmadığını, davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, çekin üzerinin çizildiğini, beyan ederek sahte çekten dolayı imzaya yaptıkları itirazın kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle takibin tedbiren durdurulmasına, davalıya takibe konu çekten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve davalının kötüniyeti açık olduğundan alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiş, davalı taraf ; davacının müvekkiline olan borcuna karşılık dava konusu çeki düzenleyerek müvekkiline verdiğini ve çekin ödenmemesi üzerine icra takibine başladıklarını,davacının hacizleri kaldırmak için aldığı borcun tamamını vereceğini söylediğini, işlemler belli bir aşamaya geldikten sonra davacının Cumhuriyet Savcılığına dolandırıldığı gerekçesiyle şikayette bulunduğunu beyan ederek; davanın reddine ve davacının kötü niyeti nedeniyle %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş, dairemizin 2021/1236 esas 2022/764 karar sayılı ile anılan kararın kaldırılarak esas hakkında yeni hüküm kurulmasına karar verilmiş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/4693 esas 2023/6748 karar sayılı ilamı ile; "...Ancak, davacının şikayeti üzerine yürütülen soruşturma kapsamında 05.11.2018 tarihinde karakolda polis nezdinde alınan ifadesinde davacının "... isimli şahısa boş çek verdim, aramızdaki güvene dayalı bunu yaptım, ancak şahıslar benim bilgim olmadan çeke bir rakam yazıp onu da icraya verdiler " şeklinde beyanda bulunduğu ve çekin kendisi tarafından verildiğini ikrar ettiği anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesiyle dairemiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrası Dairemizin yeni esasına kaydedilen davanın yapılan açık yargılaması sırasında bozma ilamına çoğunluğun olumlu oyu ile uyma kararı verilmiştir.
2004 sayılı İİK’nın 72.maddesine göre; Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.
İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.
Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
İkrar, görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. II, Ankara, 2001, s. 2037 vd.; Postacıoğlu, İlhan E./Altay, Sümer: Medenî Usul Hukuku Dersleri, İstanbul, 2014, s. 595 vd.; Üstündağ, Saim: Medeni Yargılama Hukuku, C. 1- 2, İstanbul 2000, s. 628 vd.). Başka bir deyişle ikrar, açıklayan tarafından hasmının karara bağlanmasını istediği hakkın veya hukuki durumun meydana gelmesine esas olan ve hasmınca ileri sürülen maddi olayların tümünün veya bir bölümünün doğru olduğunun bildirilmiş olması demektir.
İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Başka bir deyişle sadece tarafların iddia ve savunmalarını dayandırdıkları maddi vakıalar ikrara konu teşkil edebilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi, karşı tarafın ileri sürdüğü hukuki sebepler de ikrara konu olamazlar.
Somut olayda; davacı taraf, davalının icra takibine konu ettiği 14/03/2018 keşide tarihli ve 710.000,00-TL bedelli çekteki imza ve yazıların müvekkiline ait olmadığını iddia ederek eldeki davayı açmıştır.
Az yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere; kural olarak kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davalarında ispat yükü davacı olan borçlu üzerinde ise de; kambiyo senedindeki imzaya itiraz edilmiş olması halinde imzanın davacı borçluya ait olduğunu ispat külfeti davalı alacaklıdadır. Bu kapsamda dosya kapsamında davaya konu edilen çek altındaki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda ATK'dan 05.03.2020 tarihinde alınan raporda çekteki davacıya ait olduğu iddia edilen imzanın kuvvetle muhtemel davacıya ait olmadığı, yine 11.02.2021 tarihli İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği'nin raporuna göre anılan imzaların davacıya ait oladığı saptanmış, davalı tarafça imzaların davacı borçluya ait olduğu ispat edilememiştir.
Ancak; 6100 sayılı yasanın 188/1.maddesi düzenlemesine göre; ikrar edilen vakıalar çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez. Davacının şikayeti üzerine yürütülen soruşturma kapsamında 05.11.2018 tarihinde karakolda polis nezdinde alınan ifadesinde davacının "... isimli şahısa boş çek verdim, aramızdaki güvene dayalı bunu yaptım, ancak şahıslar benim bilgim olmadan çeke bir rakam yazıp onu da icraya verdiler " şeklinde beyanda bulunduğu ve çekin kendisi tarafından verildiğini ikrar ettiği görülmüştür. Bu şekilde davacının çekin kendisi tarafından verildiğini ikrar etmesi nazara alındığında 6100 sayılı yasanın 188/1.maddesi gereğince bu husus çekişmeli olmaktan çıkmış ve çekin davacı tarafından verildiği anlaşılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
İlk derece mahkemesince takip hakkında 15.11.2018 tarihinde tahsil edilen paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilmiş ise de; anılan kararın teminatı yatırılarak infaz edilmediği anlaşıldığından 2004 sayılı yasanın 72/4. maddesindeki şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından davalının tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- )İlk derece mahkemesi kararının, Dairemizin 05/04/2022 Tarih, 2021/1236 Esas 2022/764 Karar sayılı kararı kaldırılması, Dairemiz kararınında Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/11/2023 tarih ve 2022/4693 Esas 2023/6748 Karar sayılı kararı ile bozulması nedeniyle yeniden hüküm kurulmasına,
a-Davanın REDDİNE,
b-Şartları oluşmadığından davalının tazminat talebinin REDDİNE,
c-Alınması gerekli maktu 427,60 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 12.125,03 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 11.697,43 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
ç-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
d-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
e-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 105.400,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
f-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
- )İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;
Davacı Yönünden
-Bakiye 368,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,
Davalı Yönünden
-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,
-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
-Davalı tarafından yapılan 162,10-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 201,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 363,60 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
-Davalı istinaf duruşmasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 10.200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
)Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine,
-
)Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359. (4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Dairemize veya Dairemize gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Yargıtay'ın ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere TEMYİZ yasa yoluna başvurma hakkı bulunduğuna oy birliği ile karar verildi.18/04/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41