Sakarya BAM 7. HD 2024/194 E. 2024/463 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
bam
2024/194
2024/463
13 Mart 2024
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/194
KARAR NO : 2024/463
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/11/2023
NUMARASI : 2022/759 Esas - 2023/1106 Karar
DAVACI : ARGE FORM KALIP VE İSKELE SANAYİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
ASLİ MÜDAHİLLER : 1-... (T.C....) - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
2-... (T.C....) ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
3-ALJ FİNANSMAN ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
4-ASER METAL SANAYİ İÇ VE DIŞ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
5-AYCAN TURİZM TAŞIMACILIK OTOMOTİV GIDA SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
6-BEYMAŞ METAL İŞLEME SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
7-DALKO DALDIRMA GALVENİZ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
8-DENİZBANK ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
9-ENES SAC DEMİR ÇELİK SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
10-MAKRO BOYA VE KİMYA SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
11-FİBABANKA ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
12-FİGO TİCARİ BİLGİ VE UYGULAMA PLATFORMU ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
13-MODEL KALIP ELEMANLARI HIRDAVAT ÖLÇÜ ALETLERİ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
14-ÖZKAN METALÜRJİ DEMİR ÇELİK LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
15-SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLĞI - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
16-ŞİLE CANSU PAZARLAMA AĞAÇ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
17-TANHAK ENERJİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
18-TÜRK EKONOMİ BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
19-TÜRKİYE HALK BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
20-TÜRKİYE İŞ BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
21-YAPI VE KREDİ BANKASI ANONİM ŞİRKETİ ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
22-YEŞİLLER ENDÜSTRİ HİDROLİK PNÖMATİK İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
23-... (T.C....) - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/09/2022
KARAR TARİHİ : 13/03/2024
KR. YAZIM TARİHİ : 13/03/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı Arge Form Kalıp ve İskele Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin 13.03.2018 tarihinde kurulduğunu ve kurulduğundan itibaren sektörde etkin bir rol üstlendiğini, Kocaeli ve çevre illerde endüstriyel yapıların gereksinim duyduğu tüm çelik konstrüksiyon işleri, çelik karkas işleri, yapısal çelik ve hafif çelik yapıları, robot kontrol ve otomasyon kabinleri, kimyasal tank, basınçlı tanker ve kaplar ile bu tür ürünler için gerekli tüm çelik yapı elemanlarının üretimi, montajı, kaynak ve boya işlerini gerçekleştirdiğini, ayrıca yine endüstriyel tesisler, petrol rafineleri, kimyasal ürün üreten fabrikalar için, her türden depolama tank ve siloları, su ve kimyasal tankları, gözetleme ve aydınlatma kuleleri, çelik veranda ve teraslar, korkuluk ve yürüme yollarının da üretimi ve yerinde montaj ve gerekirse bakım işlemlerini de yaptığını, müvekkili şirketin çağdaş şehrin koşulları paralelinde değişen proje anlayışını hayata geçirdiğini ve yurt içi ve yurt dışında pek çok bölgenin gelişiminde de etkin rol aldığını, son dönemlerde küresel olarak yayılan ve özelde ülkemizi genelde tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını ile paralel olarak; dövizdeki dalgalanmalar ve faizlerin artması sonucu finansman maliyetlerinde çıkan artışın müvekkili şirketin finansal yapısını etkilediğin, Merkez Gebze ve çevre illerde hizmet kalitesini düşürmeden sektörde yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerini başarı ile tamamladığını, bu itibarla, şirketin nakit akışının girdiği bu olumsuz döngüden çıkması, borçların projede belirtilen oran ve vadelerde alacaklılar arasında adil bir denge çerçevesinde tasfiyesinin sağlanması ve şirketin faaliyetlerine devamının mümkün hale gelmesi için yönetim tarafından makul ve gerçekleştirilebilir bir planlama yapıldığını, faaliyet giderlerinde tasarrufa gidilmesi ve bu tür giderlerin kısıtlanması kararı alındığını, müvekkili davacının hizmet verdiği sektörde yüksek teknoloji ve yüksek kalite standatlarına uygun faaliyet gösterdiğini, çalışmalarının maliyetlerinin artması, döviz kurundaki dengesizlikler ve enflasyondaki artıştan olumsuz etkilendiğini ve işletme sermayesi bulmada güçlük yaşar hale geldiğini, banka borçları olmak üzere borç ödemelerinde temerrütler oluşması ve şirketlerin işletme sermayesi ihtiyacının artmasının nakit darboğazına girilmesine neden olduğunu, işletme sermayesi ihtiyacının çözülmesi halinde yüksek teknoloji ve yüksek kaliteye sahip üretim faaliyetlerini devam ettireceğini ve daha karlı duruma geleceğini bu sebeple; öncelikle müvekkilinin faaliyetine devam edebilmesi ve malvarlığının korunabilmesi için İcra ve İflas Kanunu'nun 287, 288., 294, ve 295. maddeleri gereğince; İİK.'nın 206/1 sırasındaki haklar hariç olmak üzere, 6183 sayılı Kanundan doğan vergi ve her türlü harç, ceza ile SGK alacakları (prim, idari para cezalan dahil) ile ilgili takipler dahil olmak üzere, hangi sebebe dayanırsa dayansın davacı müvekkilli aleyhine yeni takip yapılmaması, haciz, ihtiyati haciz, e-haciz, ihtiyati tedbir, satış, muhafaza işlemleri uygulanmaması, evvelce yapılmış olan tüm takiplerin durdurulmasına, yeni takip başlatılmamasına, tedbir tarihinden sonra uygulanan haciz, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına, davacı müvekkilli hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılmış ve yapılacak tüm icra takiplerinde satışlarının durdurulması, rehinli menkullerin muhafazasının durdurulmasına, davacı müvekkilinin tüm kurumlar ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının 3. kişilerce haciz, muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesi ve evvelce yapılmış takiplerden üzerine haciz konulan hak ve alacaklar da dahil olmak üzere tüm hak ve alacaklarının davacı müvekkilline ödenmesine, İİK'nın 206. maddesinde yer alan alacaklılar yönünden takip yapılmakla birlikte İİK 206'dan kaynaklı alacaklar sebebiyle yapılacak satış ve muhafaza işlemlerinin önlenmesine, davacı müvekkillinin muhafaza altına alınmış ve alınacak emtia, taşıt, cihaz, leasing kapsamındaki makine ve diğer hak ve alacakların davacı müvekkiline iadesine, müvekkiline ait olup haczedilen araçların kayıtlarına konulan yakalama şerhlerinin kaldırılmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesine, işbu karar tarihinden sonra alacaklı bankalarda müvekkiline ait hesaplara gelecek paralar ile ilgili, ilan tarihinden önce muaccel hale gelmiş kredi ve başkaca alacaklar için yapacakları rehin, takas uygulamalarının İİK 294. maddesi yollaması ile İİK'nın 200.maddesinin 1, 2 ve 3. fıkrası kapsam ve şartlarında tedbiren durdurulmasına, davacının bankalardaki hesaplarına yatırılan paralara bankalarca rehin veya takas hükmünde olmak üzere konulan ve uygulanan blokajların kaldırılmasına ve blokaja tabi tutulan bedellerin davacının ilgili banka hesabına davacının kullanımına sunulmak üzere iadesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davacı tarafından banka ve finans kuruluşlarına tahsil, takas ve teminat olarak verilmiş olan çek, senet ve her türlü kıymetli evrakın davacıya iadesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davacı müvekkilinin takip borçlusu olduğu takiplerde kendisi aleyhine veya 3. şahıs konumunda oldukları takiplerde kendisine yönelik 89/1 haciz ihbarnameleri gönderilmesinin tedbiren önlenmesine, davacı müvekkiline ait çeklerin arkasına konkordato şerhinin işlenmesine, davacı müvekkilinin bankalar nezdindeki teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin tedbiren durdurulması, zımnında yargılama neticesine kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve müvekkillere komiser tayinine, müvekkili davacının konkordato talebinin kabulü ile, öncelikle İcra ve İflas Kanunu'nun 287. maddesi gereğince 3 aylık geçici mühlet verilmesine ve gerekli görülmesi halinde işbu müddetin 2 ay daha uzatılmasına geçici İİK. 285. maddesi çerçevisinde geçici mühlet neticesinde İcra ve İflas Kanununun 289. maddesi gereğince bir yıllık kesin mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde bu mühlet kararının 6 ay daha uzatılmasına, kesin mühlet kararının ilanına yargılama neticesinde İİK.305. ve diğer maddeleri gereğince konkordatonun tasdikine, tasdik kararının ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...Davacının konkordato isteminin REDDİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece atanan konkordato komiser raporunda konkordatonun tasdiki için yeterli çoğunluğun sağlandığı ve yasal koşulların oluştuğu yönündeki tespit ve değerlendirmesinin bulunduğunu, Mahkemeye revize edilen ve son şeklinde içerisinde faiz de barındıran konkordato projelerinin alacaklıların ortak menfaatine olduğu, önemli tutardaki bir kısım alacaklılar tarafından Mahkemeye sunulan alacaklarının tüm alacaklar ödendikten sonra en son sırada ve faizsiz olacak şekilde kendilerine ödeme yapılmasını kabul beyanlarının bulunduğu, Mahkemece tasdik harcının yatırılması hususunda verilen ara karar gereğince davacı şirket tarafından tasdik harcının yatırılmış olduğunun açıkça görülebildiğini, İİK 305/2 maddesinin " Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir. " hükmü gereğince Mahkemenin alacaklıların menfaatini gözeterek konkordato projesine katkı sunabileceği ve tereddütleri giderebileceğinin açıkça hüküm altına alındığını, kanun koyucunun burada kolektif menfaatin göz önünde bulundurulması için bu süreçte hem konkordato komiserinin hem de yargılamayı yapan Mahkemenin katkı ve müdahalesine imkan tanıdığını, alacaklılar toplantısı sonrasında dahi Mahkemenin tarafların ortak menfaatinin gözetilmesi ile tereddütlerin giderilmesi amacıyla süre tanındığını, Kanun koyucunun açık kanun hükümlerine, istinaf ve yargıtay uygulamalarına aykırı olarak, hatta Mahkemenin kendisinin vermiş olduğu yakın tarihli başka bir kararla dahi çelişkili şekilde vermiş olduğu kararın hukuka aykırı olduğunun açık olduğunu, kanun koyucunun açık kanun hükümlerine, istinaf ve yargıtay uygulamalarına aykırı olarak, hatta Mahkemenin kendisinin vermiş olduğu yakın tarihli başka bir kararla dahi çelişkili şekilde vermiş olduğu kararın hukuka aykırı olduğunun açık olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Asli müdahil Dalko Daldırma Galvaniz San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının istinaf başvurusunda ileri sürmüş olduğu iddiaların yargılama safhasında irdelenmiş olduğunu, Bidayet Mahkemesinin gerekçeli kararınında değerlendirilmiş olduğunu, Mahkeme kararında herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, ilgili kararda ayrıntılı bir şekilde izah edildiği üzere davacının konkordato isteminin hukuka uygun ve yerinde gerekçeler ile reddedildiğini, bu nedenle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Asli müdahil Denizbank Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dosyada mevcut komiser heyeti raporları dikkate alındığında, şirketin durumunda iyileşmenin hedeflenen gibi olmadığını, şirketin ön projesinde hedeflediği, 2019 yılı dokuz aylık vergi öncesi net karına ulaşamadığını, bir yıla aşkın süredir verilen kesin mühletten yararlanarak her türlü haciz baskısından kurtulan şirketin buna rağmen projesinde gösterdiği karlılığı yakalayamadığı, şirketin tüm bu avantajlar mevcutken, borca batık hale geldiği, şirketin süreci iyi kullanamadığını, başlangıcındaki durumundan daha kötüye gittiğini, yine raporlardan da anlaşılacağı üzere, borçlu şirket yününden konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalinin olmadığının aşikar olduğunu, davacının konkordatonun sağladığı icra işlemlerinden korunma işlevini sonuna kadar kullandığı ancak iyiniyetli bir tutum sergilemediğini, şirketin konkordato talebinin tamamen kötü niyetli, alacaklılarının alacağının sürünceme bırakılması amacıyla olduğunu, İlk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın hukuka uygun ve yerinde olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2023 tarih, 2022/759 Esas - 2023/1106 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava konkordato talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; Davacı tarafından 19.09.2022 tarihinde konkordato talebiyle mahkemeye başvurulduğu, davacıya 22.09.2022 tarihinde 3 ay süre ile geçici mühlet verildiği, daha sonra dosyaya sunulan komiser raporları doğrultusunda davacıya 19.12.2022 tarihinde, 22.12.2022 tarihinden itibaren başlamak üzere 1 yıl kesin mühlet verildiği, dosyanın komisere verildiği, komiser tarafından yapılan tespitlere göre; davacının alacaklı sayısının 96 olduğu ve borç miktarının 27.358.684,41 TL olduğu, bu tutardan komiser tarafından onay verilen 45.634,15 TL’lik kısmının ve 1.711.111,25 TL ‘lik ipotekli alacakların mahsup edildiğinde 25.601.939,01 TL borç ve 96 alacaklı olduğu, yakınlık derecesi nedeniyle 135.360,00 TL tutarındaki alacaklı ...’e oy kullandırılmadığı, iltihak oyları dahil projeye kabul oyu veren alacaklı sayısının 49 olduğu, red oyu veren veya katılmayan alacaklı sayısının 46 olduğu, kabul oyu verenlerin oranının %51,58 olduğu, kabul oyu verenlerin alacak miktarının 15.986.605,93 TL olduğu, red oyu verenlerin alacak miktarının 9.479.973,08 TL olduğu, kabul oranının %62,77 olduğu ve 2004 sayılı yasanın 302.maddesindeki çoğunluğun adi alacaklar yönünden gerçekleştiği, imtiyazlı alacaklı sayısının 1 olduğu ve red oyu verildiği, imtiyazlı alacak yönünden çoğunluğun sağlanamadığı, davacının teklif ettiği projenin kaynaklar ile orantılı olduğunun tespit edildiği, projenin gerçekleşmesi için asgari 3.000.000,00 TL sermaye artırımının gerektiği, projenin uygulanabilir olduğunun beyan edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
Konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen ya da herhangi bir borçlunun, borcun belirli koşullarda ödenmesi için alacaklılarıyla anlaştığı ve yetkili ticaret mahkemesinin onayı ile geçerlilik kazanan hukukî çözüm işlemidir (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, s. 709).
Konkordato İİK’da tanımlanmamış ise de; öğretide konkordato, dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi borçlarının alacaklılar tarafından kanunda gösterilen nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi ve yetkili makamın (mahkemenin) onayı ile gerçekleşen ve borçlunun borcun bir kesiminden kurtulmasını ve/veya ödeme şeklinin borçlu yararına değişmesini sağlayan, haciz ve iflâs gibi klasik ve borçlu bakımından sert cebri icra yöntemlerinin yerine ikame edilmiş bir kolektif icra biçimidir (Kuru, Baki: İcra İflas Hukuku, C. IV, İstanbul 1997, s. 3585; Tanrıver, Süha/Deynekli, Adnan: Konkordatonun Tasdiki, Ankara 1996, s. 29; Kale, Serdar: Sorularla Konkordato (İflas Dışı ve İflas İçi Adi Konkordato), İstanbul 2017, s. 2; Pekcanıtez, Hakan/Erdönmez, Güray: 7101 Sayılı Kanun Çerçevesinde Konkortado, İstanbul 2018, s. 4; Altay, Sümer/Eskiocak, Ali: Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku, İstanbul 2019, s. 10,15).
Konkordato kurumu ile ilgili farklı ayrımlar yapılmaktadır. Bunlardan ilki, mahkeme dışı ve mahkeme içi konkordato ayrımıdır. Mahkeme içi konkordato içeriğine göre vade, tenzilat ve karma konkordato olarak ayrılmaktadır. Sözü geçen sınıflandırmaya göre, borçlunun borcunu tam olarak ödemeyi vaat etmesi ve bunun için alacaklıların borçluya ödeme süresi tanımaları veya borcun itfasını takside bağlamaları hâlinde vade konkordatosu; borçlunun borçlarının belli bir yüzdesini ödemeyi taahhüt ettiği ve alacaklıların da kalan alacaklarından vazgeçtiği durumda tenzilat konkordatosu; tenzilat ve vade konkordatosunun bir araya getirilmesiyle teşekkül eden konkordatoya ise karma (bileşik) konkordato denilmektedir. Yapıldığı zamana göre ise; iflâsa tabi olmayan borçlular ile iflâsa tabi borçlulardan henüz iflâsına karar verilmeyenlerle yapılan konkordatoya iflâs dışı konkordato; müflisin teklif ettiği konkordatoya ise iflâs içi konkordato denilmektedir.
Konkordato konusunda yapılan diğer bir ayırım ise, adi (alelade) konkordato ve mal varlığının terki suretiyle konkordatodur. Mal varlığının terki suretiyle konkordato türünde, borçlunun malî durumunun iyileşmesi ve işletmenin faaliyetine devam etmesi amaçlanmaz. Mal varlığının terki suretiyle konkordatonun iki şekilde yapılacağı kabul edilmektedir. Bunlardan ilki, borçlunun mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisini alacaklılara bırakması ve alacaklıların da borçlunun mal varlığını satarak ele geçen paradan alacaklarını tahsil etmeleridir. Mal varlığının terki suretiyle konkordatonun diğer bir görünüm şekli ise, belirli vadelerde alacaklılara ödeme yapması kaydıyla, mal varlığının tamamının ve bir kısmının üçüncü kişiye devredilmesidir. Bu ihtimalde, alacaklılar alacaklarını borçlunun mal varlığının üçüncü kişiye devrinden elde edilen parayla tahsil etmektedirler. Mal varlığının terki suretiyle konkordatoda borçlu borçlarını belli şartlar dâhilinde ödemeyi değil, mal varlığının aktifi üzerindeki tasarruf yetkisini alacaklılara (veya üçüncü kişiye) devretmeyi teklif etmektedir. Mal varlığının terki suretiyle konkordatoya niteliğine aykırı düşmedikçe adi konkordatonun hükümleri (İİK m. 285 ilâ 308/g) uygulanır (Pekcanitez/Erdönmez s. 6 vd.).
Mahkeme içi adi konkordato İİK’nın 285 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş ve konkordatoya başvurabilecek kişiler İİK’nın 285. maddesinde “herhangi bir borçlu” denilerek açıklanmış olup, Kanunun bu ifadesi karşısında tüzel kişiler ile tacir olup olmadığına bakılmaksızın bütün gerçek kişiler konkordatoya başvurabilecektir. İİK’nın 285/2. maddesindeki düzenleme uyarınca konkordatoya başvuru imkânı sadece borçluya tanınmamış, iflâs talebinde bulunabilecek her alacaklı da gerekçeli bir dilekçe ile borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir.
Konkordato talep eden borçlu veya iflâsını isteyebileceği borçlusu hakkında konkordato talep eden alacaklı, bir nüsha olarak düzenlenen dilekçe, konkordato ön projesi, ayrıntılı bilanço, gelir tablosu ve İİK’nın 286. maddesinde sayılan diğer belgeler ile birlikte asliye ticaret mahkemesine başvurarak üç aylık geçici konkordato mühleti verilmesi ister (İİK m. 285-287). Asliye ticaret mahkemesi 286. maddede sayılan belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu belirlediği takdirde borçluya derhâl geçici mühlet (üç ay) verir ve bir veya işin kapsamına göre üç kişiden oluşan komiser veya komiserler kurulu oluşturulur (İİK. m. 287).
Borçlu, konkordato mühletinin kapsadığı ve mühlet hükümlerinin devam ettiği dönem içerisinde komiserin denetimi altında 7101 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 297. maddesinin öngördüğü sınırlamalar içerisinde mal varlığı üzerinde tasarrufta bulunmak imkânını kural olarak muhafaza eder.
Asliye ticaret mahkemesi komiserin veya borçlunun makul sebeplere dayalı talebi üzerine geçici mühleti en fazla iki ay daha uzatarak, geçici mühlet süresini beş aya yükseltebilir.
Geçici mühletin ilânı ve ilgili kurumlara bildirilmesinden itibaren, alacaklılar ilândan başlayarak yedi gün içerisinde borçluya kesin mühlet verilmesini gerektiren durum bulunmadığını delilleri ile birlikte ileri sürerek konkordato talebinin reddini isteyebilirler (m. 288).
Geçici mühlet içinde mahkeme borçluyu ve varsa konkordato talep eden alacaklıyı duruşmaya davet eder. Bu süreçte geçici komiser duruşmadan önce raporunu mahkemeye ibraz eder. Mahkeme yapacağı değerlendirmede itiraz eden alacaklıların dilekçelerinde ileri sürdükleri itiraz sebeplerini de dikkate alır (m. 289/2).
Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün görülmesi hâlinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir (m. 289/3). Gerekiyorsa geçici komiser veya komiserler değiştirilerek yeni bir görevlendirme yapılabilir veya geçici komiserlerin görevine devam etmesine karar verilerek dosya komisere teslim edilir.
Konkordatonun geçici mühlet içerisinde başarıya ulaşmayacağına kanaat getirilmişse, borçluya kesin mühlet verilmez ve konkordato talebinin reddi doğrultusunda karar oluşturulur. Kesin mühlet verilmesine, kesin mühletin uzatılmasına ve kesin mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine dair kararlar İİK’nın 288. maddesi uyarınca ilân edilir ve ilgili yerlere bildirilir.
Güçlük arz eden özel durumlarda kesin mühlet, komiserin bu durumu açıklayan gerekçeli raporu ve talebi üzerine mahkemece altı ay daha uzatılabilir (m. 289/5).
Kesin mühlet içerisinde komiser, konkordatonun hazırlanmasına ilişkin işlemleri gerçekleştirir. Kısaca belirtmek gerekirse, bunlar aktif ve pasifin tespit edilerek aktif defterlerinin tutulması ve değerlerinin takdiri, alacakların bildirilmesi için İİK’nın 288. maddesine göre ilân yapılması, borçlunun yazdırılan alacaklara tamamen veya kısmen kabul veya red şeklinde beyanlarının alınması (m. 299), çekişmeli alacaklar hakkında dosyanın asliye ticaret mahkemesine sunularak bu alacaklar hakkında konkordato oylamasına katılıp katılmayacakları bakımından karar alınması, rehinli alacak müzakerelerinin yapılması, alacaklılar toplantısı ve oylamaların tutanakla tespiti (m. 302), alacakların geçerli ve sağlıklı olup olmadıklarının borçlunun ticarî defterlerinin incelenmesi suretiyle tespiti ve bu konuda oluşan kanaatin ticaret mahkemesine sunulan raporda belirtilmesi ve konkordato mühleti içerisinde dosyanın asliye ticaret mahkemesine konkordatonun tasdiki veya reddine karar verilmek üzere sunulması ve sonuçta asliye ticaret mahkemesinin duruşma günü ilân ederek, komiseri dinleyerek, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırarak, tasdik veya red kararı vermesidir. Bununla birlikte belirtmek gerekir ki, borçlu iflâsa tâbi ise, konkordatonun reddi ve doğrudan iflâs sebeplerinin varlığı hâlinde borçlunun iflâsının açılmasına da karar verilecektir.
Konkordatonun tasdiki için aranan şartlar İİK’nın 305. maddesinde belirtilmiş olup, buna göre; konkordato projesinin İİK’nın 302. maddesinde öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş olması (kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını veya kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini aşan çoğunluk) ile birlikte teklif edilen tutarın borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması, konkordatoda teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması, İİK’nın 206. maddesinin birinci fıkrasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması ve konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın tasdik kararından önce mahkeme veznesine depo edilmesi gerekir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 302/6. maddesinde, çekişmeli veya geciktirici koşula bağlı yahut belirli olmayan bir vadeye tabi alacakların hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına mahkemenin karar vereceği, bu iddialar hakkında ileride mahkemece verilecek hükümlerin saklı olduğu, İİK’nın “Çekişmeli alacaklar hakkında dava” başlıklı 308/b maddesinde ise, alacakları itiraza uğramış olan alacaklıların, tasdik kararının ilânı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabileceği düzenlenmiştir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 302/6. maddesi dikkate alındığında, çekişmeli alacakların hesaba katılıp katılmayacağına ve ne oranda katılacağına tasdik yargılamasını yürüten asliye ticaret mahkemesince karar bağlanıp, komiser heyetince mahkemece belirlenen miktar üzerinden alacak nisaba dâhil edilecektir. İlk derece mahkemesince İİK’nın 302/6. maddesi uyarınca verilecek karar maddi anlamda kesin hüküm niteliğinde olmayıp, alacaklının hangi miktar üzerinden nisaba dâhil olacağını belirlemekten ibarettir. İİK’nın 308/b maddesi uyarınca alacaklının itiraza uğradığı alacakla ilgili olarak, borçlunun da genel hükümlere göre maddi hukuka dayalı olarak ayrıca dava açabilmesi mümkündür.
İlk derece mahkemesince nisaba dâhil edilecek alacaklar belirlendikten sonra komiser heyetince düzenlenen rapor, ilk derece mahkemesince alacaklılar arasında eşitlik ve iyi niyet ilkesi gözetilerek İİK’nın 302. maddesinde belirlenen alacaklı sayısı ve alacak miktarına ilişkin nisabın oluşup oluşmadığı ve İİK’nın 305. maddesinde düzenlenen tasdik şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilecektir.
Konkordato, tasdik kararıyla bağlayıcı hâle gelir. Tasdik edilen konkordato projesinde konkordatonun, tasdik kararının kesinleşmesiyle bağlayıcı hâle geleceği de kararlaştırılabilir; bu takdirde mühletin etkileri, kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak kaydıyla konkordatonun bağlayıcı hâle geldiği tarihe kadar devam eder. (2004 sayılı yasanın 308/c-1. maddesi)
Somut olayda; Davacı tarafından 19.09.2022 tarihinde konkordato talebiyle mahkemeye başvurulduğu, davacıya 22.09.2022 tarihinde 3 ay süre ile geçici mühlet verildiği, daha sonra dosyaya sunulan komiser raporları doğrultusunda davacıya 19.12.2022 tarihinde, 22.12.2022 tarihinden itibaren başlamak üzere 1 yıl kesin mühlet verildiği, dosyanın komisere verildiği, komiser tarafından yapılan tespitlere göre; davacının alacaklı sayısının 96 olduğu ve borç miktarının 27.358.684,41 TL olduğu, bu tutardan komiser tarafından onay verilen 45.634,15 TL’lik kısmının ve 1.711.111,25 TL’lik ipotekli alacakların mahsup edildiğinde 25.601.939,01 TL borç ve 96 alacaklı olduğu, yakınlık derecesi nedeniyle 135.360,00 TL tutarındaki alacaklı ...’e oy kullandırılmadığı, iltihak oyları dahil projeye kabul oyu veren alacaklı sayısının 49 olduğu, red oyu veren veya katılmayan alacaklı sayısının 46 olduğu, kabul oyu verenlerin oranının %51,58 olduğu, kabul oyu verenlerin alacak miktarının 15.986.605,93 TL olduğu, red oyu verenlerin alacak miktarının 9.479.973,08 TL olduğu, kabul oranının %62,77 olduğu ve 2004 sayılı yasanın 302.maddesindeki çoğunluğun adi alacaklar yönünden gerçekleştiği, imtiyazlı alacaklı sayısının 1 olduğu ve red oyu verildiği, imtiyazlı alacak yönünden çoğunluğun sağlanamadığı, davacının teklif ettiği projenin kaynaklar ile orantılı olduğunun tespit edildiği, projenin gerçekleşmesi için asgari 3.000.000,00 TL sermaye artırımının gerektiği, projenin uygulanabilir olduğunun beyan edildiği, davacı şirketin bilançosuna göre işletme öz varlığının 2.167.372,93 TL olduğu ve borca batık olmadığının tespit edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dosyaya sunulan ve komiser raporlarına göre sermaye artırımı yapılması halinde başarıya ulaşma şansı olan projede konkordato ödemelerinin tasdik kararının kesinleşmesinden sonra başlayacak olmasının sonu belli olmayan yeni bir ödemesiz dönem olacağı gerekçesi kesin mühletin kaldırılmasına ve konkordato talebinin reddine gerekçe yapılan sebeplerdendir.
Ancak, 2004 sayılı yasanın 308/c maddesinde; “Konkordato, tasdik kararıyla bağlayıcı hâle gelir. Tasdik edilen konkordato projesinde konkordatonun, tasdik kararının kesinleşmesiyle bağlayıcı hâle geleceği de kararlaştırılabilir; bu takdirde mühletin etkileri, kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak kaydıyla konkordatonun bağlayıcı hâle geldiği tarihe kadar devam eder.” Hükmü mevcuttur. Anılan açık yasal düzenlemeye göre konkordatonun, tasdik kararının kesinleşmesiyle bağlayıcı hâle geleceği de kararlaştırılabilecektir. Bu nedenlerle mahkemenin konkordato projesindeki tasdik kararının kesinleşmesiyle bağlayıcı hale gelmesi durumunun “sonu belli olmayan yeni bir ödemesiz dönem olacağı” yönündeki görüşü anılan yasal düzenlemeye aykırıdır.
Kaldı ki; mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir. Bu durumda, mahkemece, İİK'nın 305/2. maddesi hüküm uyarınca, konkordato projesi re'sen ele alınarak, alacaklıların menfaatine uygun düzeltmeyi bizzat yapması ya da konkordato talep eden davacıya yaptırması, bu düzeltmenin mümkün olmaması halinde İİK'nın 308. maddesi hükmü uyarınca, konkordatonun tasdiki talebinin reddine veya doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin mevcut olması halinde, davacı borçlunun iflasına karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye ve yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Yine konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Konkordato ile alacaklılar, alacaklarının bir kısmından vazgeçerler ve/veya borçluya, ödeme konusunda belirli bir vade tanırlar. Bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olur. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı bir ödeme sağlanır ve borçlu iktisadi faaliyetlerine devam eder. Böylece borçlu, piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkanları da korunmuş olur.
Konkordato sürecinde, dava teorisinin aksine yargılama sırasında değişen sermaye artırımı, iş ortaklığı yapılması vs. gibi durumların da nazara alınması, değişen hususların projenin uygulanabilirliğine etkisinin tartışılması gerekmektedir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/1669 esas 2022/4781 karar sayılı ilamı) Davacının 13.11.2023 tarihli komiser raporundan sonra 28.11.2023 tarihinde sermaye artırımı kararı aldığı, dosyaya 10.11.2023 ve 13.11.2023 tarihli 2 adet sözleşme sunduğu görülmüştür. Mahkemece anılan hususların projenin uygulanabilirliğine etkisi araştırılmadan ve gerekirse bu hususta komiserden bir rapor alınmadan, sermaye artırımı kararının 24 aya yayılmasının ve sözleşmelerin takibinin yapılamayacağından bahisle karar verilmesi hatalıdır.
Anılan nedenlerle, davacının istinaf talebinin HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının anılan sebeplerle kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dairemiz kararı gereğince işlem yapılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Davacının; İlk derece mahkemesinin kararına ilişkin İstinaf Başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353. (1). a). 6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE,
a-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2023 tarih, 2022/759 Esas - 2023/1106 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
-
İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,
-
Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359. (4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/03/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18