SoorglaÜcretsiz Dene

Sakarya BAM 7. HD 2022/2689 E. 2024/431 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/2689

Karar No

2024/431

Karar Tarihi

1 Mart 2024

T.C.

SAKARYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/2689

KARAR NO : 2024/431

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 11/10/2022

NUMARASI : 2021/1002 Esas - 2022/1410 Karar

DAVACI : TÜRKİYE VAKIFLAR BANKASI TÜRK ANONİM ORTAKLIĞI - ...

VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ... - ...

DAVALILAR : 1-... - ... - ...

: 2-... - ... - ...

VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ...- Av. ... - ...

DAVALI : 3- ... - -... - ...

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali

DAVA TARİHİ : 30/11/2021

KARAR TARİHİ : 01/03/2024

KR. YAZIM TARİHİ : 25/03/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2020/5665 Esas sayılı dosyasında takibe konu borcun asıl borçlusunun Yetişoğlu Gıda Pazarlama İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. olmakla beraber ..., ..., ... ve ...'in borcun müşterek müteselsil kefili durumunda olduklarını, borçlulardan ... ve ...'in borca ve tüm ferilerine itiraz ederken ...'in ise borca itiraz etmekle beraber yetki itirazında da bulunduğunu, başlatılan takibe borçluların ayrı ayrı yaptığı itiraz neticesinde icra takibinin durduğunu ve işlemlere devam edilemediğini, davalıların yaptığı itirazın tarafına tebliğ edilmediğini, izah edilen nedenlerle Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2020/5665 Esas sayılı dosyasına yaptığı haksız ve yersiz itirazın iptalini ve takibin kaldığı yerden devamını, davalıların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetişoğlu Gıda ve Pazarlama İç ve Dış Ticaret şirketinde şirket ortaklığı ve hissesini 02/08/2019 tarihinde ... TC kimlik numaralı ...'e Sakarya 5. Noterliğinin ... yevmiye numarası ile aktif ve pasif hisselerini 10.000,00 TL karşılığında devrettiğini, şirketle ilgili yasal olarak hiçbir sorumluluğu kalmadığını ve şirketin 29/07/2019 devir tarihinde bankaya hiçbir borcu bulunmadığını, yani borcun muaccel olma tarihinde müvekkilinin şirkette ortaklığı bulunduğu tarihe denk gelmediğini, bu sebeple ortaklığı da biten müvekkilinin şirketten kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığı gibi kefilliğinin de söz konusu olmadığını, açıklanan nedenlerle itirazın iptali davasının esastan reddini, müvekkilinin davacı şirketteki banka hesaplarındaki blokelerin kaldırılmasını, Vakıfbank bankasında ... adına olan hesabında bulunan 12.000,00 TL'nin icra hesabından düşürülmesini, takibin haksız ve kötü niyetli olarak açılmasından sebebiyle alacaklı şirketin %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince; "... Davanın KISMEN KABULÜ ile; Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2020/5665 Esas sayılı takip dosyasındaki itirazın kısmen iptali ile; 35.901,75 TL asıl alacak, 3.418,86 TL takip öncesi işlemiş akdi faiz 1.535,59 TL takip öncesi işlemiş temerrüt faizi, 76.078 TL %5 gelir vergisi (bsmv), 2.170,94 TL masraf olmak üzere toplam 43.103,92 TL üzerinden takibin devamına, asıl alacak olan 35.901,75 TL'nin 26.780,00 TL'lik kısmına takip tarihinden itibaren %22,10 oranında bakiyesi olan 9.121,75 TL'sine takip tarihinden itibaren %18,60 oranında faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

-Davalılar asıl alacak yönünden itirazlarında haksız çıktıklarından asıl alacak miktarı olan 35.901,75 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı ve davalılar ... - ... vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "Davanın kabul yönünden olan kısmı yerine olmakla birlikte, fazlaya ilişkin istemin reddine dayanak olan ve hükme mesnet yapılan 08.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda alacak miktarının hesaplamasının 43.103,92-TL üzerinden yapılması hatalı olmuştur. Dosya kapsamında sunulan Müvekkil Banka kayıtlarından da anlaşılacağı üzere, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla Müvekkil Banka tarafından talep edilebilecek alacak miktarı ve şartları icra takip dosyasında yer aldığı şekildedir. Takip talebinde yer alan şartlarda takibin devamına karar verilmesi gerekirken Mahkemece fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi istinaf nedenidir" beyanı ile yerel mahkeme kararının reddedilen kısmının bozulmasına, davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

Davalılar ... - ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; "borcun muaccel olma tarihi müvekkillerin şirkette ortaklığı bulunduğu tarihe denk gelmemektedir. Gerekçeli kararda işbu durumla ilgili bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu sebeple, ortaklığı da biten müvekkillerin, şirketten kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığı gibi kefilliği de söz konusu değildir. Kredi Kartı ile müvekkilin herhangi bir borcu yoktur. Kredi kartından kaynaklanan borç müvekkilin şirketi devredilmesinden sonra olmuştur. Yine, müvekkilin çeklerden kaynaklı olarak da herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Çünkü, yeni ortak ... davacı bankaya bildirim yapmış, şirketin yetkili olduğunu da beyan etmiştir. Faiz miktarları yönünden de davanın reddi gerekmektedir. Bilirkişi raporlarında Müvekkiller " 27.4.2017 tarihli ... Sözleşme Numaralı Sözleşme tutarı Boş bırakılmış " sözleşmeye kefil oldukları tespit edilmiştir. Lakin rapor içerisinde Takip talebinde borca dayanak olarak gösterilen hususların 27.4.2017 tarihli F ... numaralı Sözleşmeden kaynaklı doğan bir borç olup olmadığı tespit edilmemiştir. Müvekkillerin şirketteki hisselerini devrettikten sonra imzalanan sözleşmelerden otomatikmen sorumlu olması da hakkaniyetli değildir. Nitekim, diğer sözleşmeler de müvekkillerin kefilliği olmadığı şirketle organik bir bağları da kalmamıştır. Bu sebeple, müvekkilin mail ortamından vakıfbanka şirket ortaklığından ayrıldıklarını beyan ettikten sonra oluşan borçlardan müvekkillerin sorumlu kılınmaya çalışılması hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Nitekim, diğer davalıların imzaladığı "..." ve "..." sözleşme numaralı 2 tane daha kefillik sözleşmesi olduğu raporda tespit edilmiştir. Bu sebeple, öncelikle müvekkillerin kefil oldukları sözleşme üzerinden şirketin borçlu olup olmadıklarının tespit edilmesi gerekmektedir. Hatalı değerlendirme mevcuttur. Müvekkillerin şirketi devretmeden doğan borçları bulunmamaktadır. Bu sebeple, müvekkiller devir yaptıktan sonra gerekli bildirimi mail ortamından yaptıkları için oluşan borçlardan sorumlu olmayacaklardır. Nitekim bildirim yükümlülüğünü yerine getirmişlerdir. Müvekkillerin bildirim yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğinin araştırılması yapılmadığından ve bankanın bildirimi kabul ettiğine dair bildirim yapıp yapılmadığı da araştırılmamıştır. Yine eşin rızası, sözleşmenin kurulmasından önce veya en geç kurulma anında verilmemiş ise, kefalet sözleşmesi kesin hükümsüzdür. Kefilin eşinin rızasının mevcudiyeti ve doğru zamanda verildiğinin ispat külfeti ise doktrinde alacaklıya yüklenmektedir. Belirttiğimiz gibi, kefalet sözleşmesi kurulduktan sonra eşin onay vermesi, sözleşmeyi ayakta tutmaya yetmez. Tarafların sözleşmeyi yeniden akdetmeleri gerekir. Bu bağlamda, eşin rızasının eksik olmasının, kefalet sözleşmesini hükümsüz kılması hususu, birlikte kefalet bakımından da incelenmelidir ayrıca mahkemece müvekkiller lehine hükmedilen vekalet ücretini AAÜT'ye göre eksiktir" beyanı ile yerel mahkeme kararının kısmen kabul kısmının bozularak davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

Davalılar ... - ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; "davacının istinaf dilekçesinin esastan reddine, yerel mahkemenin kısmen kabul kararının bozularak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2022 tarih, 2021/1002 Esas - 2022/1410 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı ve davalılar ... - ... vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosyanın incelemesinde; davacı tarafından davalılar aleyhine Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2020/5665 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, takibe konu borcun asıl borçlusunun Yetişoğlu Gıda Pazarlama İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. olmakla beraber ..., ..., ... ve ...'in borcun müşterek müteselsil kefili durumunda oldukları, başlatılan takibe davalılarca itiraz edildiği, itiraz üzerine duran takibin devamı için eldeki davanın açıldığı, açılan davanın davalılarca reddinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davacı ve davalılar ... - ... vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Davalıların istinaf taleplerinin değerlendirilmesi yönünden;

İcra Takibine İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde)

Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar)

Bankalar tarafından kredi kartlarına uygulanacak azami faiz oranları 5464 sayılı kanun kapsamında TCMB tarafından belirlenmekte ve basın duyurusu yoluyla kamu oyuna duyurulmaktadır.

6098 sayılı TBK.’nın 583. Maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. 6098 sayılı TBK.'nın eşin rızası başlıklı 584. maddesinde; “eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.

Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez. Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz” hükümleri düzenlenmiştir.

Kefalet sözleşmesi alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Kefalet sözleşmesi kişisel bir teminat sözleşmesidir. Diğer sözleşmeler gibi kefil ile alacaklının karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile meydana gelir. Bu sözleşme ile kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir. 6098 saylı Türk Borçlar Kanunundaki düzenleme uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulması için hangi hallerde eşin rızasının gerektiği ayrıntılı bir şekilde hükme bağlanmıştır. Emredici olan bu düzenlemeden, eşlerin feragat etmesi mümkün değildir. Eşin yazılı rızasının verilmesi adi yazılı şekle tâbidir. Yani rıza beyanının eş tarafından imzalanması gerekli ve yeterlidir. Ancak rıza somut ve belirli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulması anında verilmelidir. Dolayısıyla gelecekte yapılacak kefalet sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genel bir rıza verilemeyeceği gibi sözleşmenin yapılmasından sonra (geçersiz sözleşmeye geçerlik kazandırmak için de) rıza verilemez.

Türk Borçlar Kanunu 584-(1) maddesine göre; rıza sonradan verilecek icazet ile tamamlanmadığından, eşin izni tamamlayıcı unsur değil geçerlilik unsurudur. Yani kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eşin rızası mutlaka gereklidir. Aksi halde kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır. Zira; rıza, eşin kefil olma ehliyetini sınırlar ve rızanın yokluğunun yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Bu geçersizlik hakim tarafından resen dikkate alınır (Gümüş, M.A. Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2014, s.348). (Yargıtay HGK. 24/05/2017 tarihli 2017/12-1135 Esas - 2017/1012 sayılı kararı).Hakim, Türk Hukukunu re’sen uygular (HMK. 33. madde). Mahkeme emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır (Yargıtay HGK. 13/03/2013 tarihli 2013/802 Esas - 2013/347 sayılı Kararı).

Eldeki davada; davacı tarafından davalılar aleyhine dava konusu kredi kartı ve kredilerden kaynaklanan alacak nedeniyle Sakarya 4. İcra Müdürlüğü’nün 2020/5665 sayılı takip dosyası ile 37.551,75 TL asıl alacak 3.502,00 TL %17 akdi faiz, 1.667,55 TL temerrüt faizi %22,1, 217,41 TL faizin % gider vergisi, 2.170,94 TL masraf olmak üzere, toplam 45.109,65 TL alacak üzerinden ilamsız takip başlattığı, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalılardan; ...’e 28.08.2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 28.08.2020 tarihinde borca itiraz ettiği, ...’e (Nüfus kayıt örneğine göre Emri olan adını 03.11.2019 tarihinde ... olarak düzeltmiştir.) 05.09.2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun tebliğden önce 28.08.2020 tarihinde borca itiraz ettiği, ...’e tebliğ edilemediği, ancak davalının 02.09.2020 tarihinde yetkiye ve borca itiraz ettiği, itirazların davacı tarafa tebliğ edilmediği, dolayısıyla bir yıllık dava açma süresinin başlamadığı, eldeki davanın 30.11.2021 tarihinde açıldığı, itirazların ve davanın 2004 sayılı yasanın 62 ve 67.maddelerindeki süreler içinde olduğu, davadan önce arabuluculuk dava şartının da yerine getirildiği anlaşılmıştır.

Eldeki davada; davaya konu edilen krediler ile kredi kartına ilişkin kredi kartı üyelik sözleşmesi, hesap kat ihtarı ve tebligatı, hesap özeti ve kredi kartı için TCMB’ye bildirilen faiz oranları dosya arasında alındığı, davacının anılan sözleşmeler nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı ve takip öncesi uygulanan faiz oranının yerinde olup olmadığı hususlarında inceleme yapılması için dosyanın bankacı bilirkişiye tevdi edildiği, bankacı bilirkişi ... tarafından hazırlanan 28.03.2022 tarihli raporun dosyaya sunulduğu, anılan rapora göre; 27.04.2017 tarihli, 11.09.2019 tarihli ve 06.12.2019 tarihli üç adet sözleşme bulunduğu, sözleşmelerin davacı ile asıl borçlu dava dışı Yetişoğlu Gıda Pazarlama İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. İle imzaladıkları, davalılar ... ve ...’in 27.04.2017 tarihli sözleşmeye, diğer davalı ...’in ise 11.09.2019 tarihli sözleşmeye kefilliklerinin olduğu, 06.12.2019 tarihli sözleşmeye davalıların bir kefaletlerinin olmadığı, sözleşmeler gereği dava dışı asıl borçluya esnek hesap, kredi kartı hesabı ve çek karnesi tahsis edildiği,hesap kat tarihi olan 16.06.2020 tarihi itibariyle 13 adet çek yaprağının teminat tutarının davacı tarafından ödendiği, hesap kat ihtarının ...’e 19.06.2020 tarihinde çalışanı ...’na yapıldığı, diğer davalılara gönderilen hesap kat ihtarlarının bila döndüğü, ancak ihtarların gönderildiği adreslerin bankaya bildirilen adres olduğundan 2004 sayılı yasanın 68/b maddesine göre noter vasıtasıyla gönderilen anılan ihtarnamelerin davalıların bankaya bildirdiği adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılacağından, anılan ihtarların davalıların adresine ulaştığı tarih olan 19.06.2020 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, dolayısıyla tüm davalılar yönünden temerrütün 20.06.2020 tarihi itibariyle oluştuğu, dosyaya davacı tarafından sunulan TCMB ye bildirilen faiz oranlarına ve 23.10.2019 tarih ve 40 sayılı genelgeye göre; davacının uygulayacağı temerrüt faiz oranının üst sınırının %22,10 olduğu, kredi kartı ve kredili mevduat hesaplarına ise %18,60 faiz talep edebileceği, buna göre 35.901,75 TL asıl borç, 3.110,05 TL işlemiş akdi faiz, 1.535,59 TL temerrüt faizi, 76,78 TL BSMV ve 2.170,94 TL masraf olmak üzere toplam 42.795,11 TL takip tarihi itibariyle davacının davalılardan alacaklı olduğu, 9.121,75 asıl alacak yönünden kredi kartı ve kredili mevduat hesabı için %18,60, davacı tarafından ödenen 26.780,00 TL çek sorumluluk bedelleri için %22,10 temerrüt faizi talep edebileceğinin anlaşıldığı, ancak anılan kredi kartı, esnek hesap ve çek hesabının hangi sözleşme kapsamında verildiği açık olmadığı gibi, anılan sözleşmelerin birbirlerinin devamı olup olmadığına dair bir açıklama da yapılmadığı, dosya da bu hususların açıklanması için ek rapor alındığı, dosya arasına alınan 16.05.2022 tarihli ek raporda da bu husus açıklanmadığı, bunun üzerine bu hususların açıklanması için dosyanın yeniden aynı bilirkişiye tevdi edildiği, dosyaya gelen 08.07.2022 tarihli bilirkişi 2. ek raporuna göre; taraflar arasında imzalanan 27.04.2017 tarihli sözleşmenin 40.maddesinde ve diğer sözleşmelerin 41. maddesinde önceki sözleşmelere atıf yapıldığı, dolayısıyla sözleşmelerin birbirlerinin devamı olduğu, sözleşmeler arasında bağlantı bulunduğu, kredi kartı, esnek hesap ve çek hesabının 27.04.2017 tarihli sözleşme kapsamında verildiği, dolayısıyla davalıların kefaletleri gereği 43.103,92 TL borçtan sorumlu oldukları, davalıların kefil oldukları nazara alındığında kefalet şartının el yazıları ile yazıldığı, kefalet limitlerinin açıkça yazıldığı, kefalet tarihinin yazıldığı, sözleşme tarihleri itibariyle davalıların şirketin ortağı oldukları, bu nedenle 6098 sayılı yasanın 584/3.maddesi gereği eş rızasına da gerek olmadığı ,kefaletin yasal şartlarının oluştuğu anlaşılmakla, açıklanan tüm bu neden ve gerekçelerle yerel mahkemece takibe konu asıl alacağın likit olduğu da düşünülerek davanın kısmen kabulü ve 2004 sayılı yasanın 67.maddesi gereğince asıl alacağın %20 i oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hukuki değerlendirme ve varılan sonucun yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Daire'mizin uygulamalarına da uygun olduğu, yapılan tahkikatın yeterli ve ilk derece mahkemesi gerekçesinin davalıların istinaf nedenlerini karşılar nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, davalıların istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Davacının istinaf taleplerinin değerlendirilmesi yönünden;

6100 sayılı HMK'nın 341/2 maddesinde; "miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir." hükmü mevcuttur. Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın Ek 1. maddesi 1. fıkrasında; HMK'nın "341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca; Maliye Bakanlığı'nca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların On Türk Lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz." hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında; HMK'nın "341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır.

Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2022 yılı için HMK'nın 341/2 maddesindeki kesinlik sınırı 8.000,00-TL olmuştur.

Mahkemece; kabul edilmeyen ve istinaf incelemesine konu edilen 2.005,73 TL karar tarihi itibarı ile HMK'nın 341/2 maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altında olup, ilk derece mahkemesince verilen karar kesin niteliktedir.

Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi sonuca etkili değildir.

Açıklanan nedenlerle; karar tarihi itibariyle miktar olarak kesin olan mahkeme kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Gerekçeli karar başlığında; davacı kurumun, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.

Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, istinaf eden davalıların istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine,

İstinaf eden davacının istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 341/2 ve 352/1. b maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,

  2. HMK'nın 353/1. b.1 maddesi uyarınca; Davalılar; ... . ...'in istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

  3. Davacı yönünden;

a-İstinaf eden davacı kurum harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,

  1. İstinaf eden davalılar yönünden;

a-İstinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,

b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 2.944,43 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 716,10 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.228,33- TL istinaf karar harcının istinaf eden davalılardan ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

  1. İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,

  2. İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,

  3. İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  4. 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

  5. Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/03/2024

...

Başkan ...

¸e-imzalıdır

...

Üye ...

¸e-imzalıdır

...

Üye ...

¸e-imzalıdır

...

Katip ...

¸e-imzalıdır

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesinsakaryaİptalikabulükonusuvekillerinumarasıİtirazınkısmen

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim