Sakarya BAM 7. HD 2022/2462 E. 2024/196 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
bam
2022/2462
2024/196
5 Şubat 2024
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2462
KARAR NO : 2024/196
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :01/04/2022
NUMARASI :2021/246 Esas - 2022/221 Karar
DAVACI :...- ...
VEKİLİ :Av. ... - ...
DAVALI : ... -...
VEKİLİ :Av. ... - ...
DAVA :İtirazın İptali
DAVA TARİHİ :29/04/2021
KARAR TARİHİ :05/02/2024
KR. YAZIM TARİHİ :28/02/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 11/09/2020 tarih ... nolu 132.196,02 TL bedelli faturada belirtilen ürünleri davalıya sattığını ve ürünleri teslim ettiğini, davalının faturadan doğan borcuna ilişkin olarak 01/02/2021 tarihinde 4.500,00 TL, 26/02/2021 tarihinde ise 2.000,00 TL olmak üzere toplamda 6.500,00 TL ödeme yaptığını, faturadan bakiye 125.696,02 TL'nin davalı tarafça ödenmediğini, bu sebeple davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ettiğini satış faturasının düzenlenmesinden aylar sonra ve icra takibi başlatıldıktan sonra iade faturası düzenlediğini, müvekkilinin iade faturasına karşılık 23/03/2021 tarihli iade faturası gönderdiğini, ondan sonraki süreçte ise davalının müvekkiline alacakların tahsilini sürüncemede bırakmak maksadıyla ihtarnameler gönderdiğini, müvekkilinin de bu ihtarnamelere cevabi ihtarnameler gönderdiğini, davalının icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki hususların gerçeği yansıtmadığını, davacının müvekkiline 174 ile biten faturayı tanzim ederek, ürünleri teslim ettiğini iddia ettiğini, müvekkiline her hangi bir mal teslimi yapılmadığını, müvekkili tarafından davacıya bir ödeme de yapılmadığını, davacının mal teslim iddiasını usulüne uygun tanzim edilmiş sevk irsaliyesi ile ispatlaması gerektiğini beyanla davanın reddine, davacı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... "Davanın kabulü ile Davalının Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2021/46110 esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 125.696,02 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz işletilmesine, Alacak likit olduğundan asıl alacak üzerinden hesap edilecek %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "Müvekkile kesinlikle her hangi bir mal teslimi söz konusu olmadığı gibi müvekkil tarafından yapılan bir ödemede bulunmamaktadır. Bununla birlikte son bilirkişi raporunda sevk irsaliyesinin dosya kapsamında bulunmadığı açıkça beyan edilmiştir. Yani rapora göre tarafımıza teslim edilmiş bir mal söz konusu değildir. Bilirkişi raporu ile de bu husus sabittir. Davacı taraf Ticaret hukukunun gerektirdiği mal teslimi iddiasını usulüne uygun tanzim edilmiş sevk irsaliyesi ile kanıtlayamamaktadır zira tarafımıza teslim edilmiş bir mal yoktur. Davacı tarafın ödeme iddiası da hilafı hakikattir. Zira kendi ticari defterlerinden de ödemeye dair bir kayda rastlanmamıştır ki davacı tarafın ticari defterleri dahi kendi beyanlarıyla çelişmektedir. Tarafımıza kesilen faturaya karşılık aynı şekilde iade faturamızı kesip davacı bilgilendirilmiştir. Ayrıca bilirkişinin takip tarihinden sonra temel fatura kesildiği bilgilendirmesinin gerçek olmadığı dava süresinden önce fatura kesildiği sistemde bellidir. Bilirkişi tarafından yapılan bu tespit de hatalıdır. Bilirkişi raporu bu sebeplerle eksik hazırlanmıştır. Bilirkişi hüküm kurmaya elverişli değilken denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olmayan rapora dayanılarak hüküm kurulması hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil etmektedir" beyanı ile istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; "müvekkil şirket tarafından keşide edilen satış faturasına konu mallar; ... numaralı ve 10.09.2020 tarihli sevk irsaliyesi ve davalının bildirdiği BA formu uyarınca davalı şirkete ait işyerine teslim edilmiştir. Davalı şirket tarafından dava konusu faturaya süresinde itiraz edilmemiş ve faturanın düzenlenmesinden 6 aydan uzun bir süre geçtikten ve tarafımızca icra takibi başlatıldıktan sonra iade faturası düzenlenmiştir. Davalı taraf huzurdaki dosyaya ticari defterlerini sunmamış olup dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporu ile haklılığımız sabit hâle gelmiştir" beyanı ile davalı yanın istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/04/2022 tarih, 2021/246 Esas - 2022/221 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından 11/09/2020 tarih ... nolu 132.196,02 TL bedelli faturada belirtilen ürünlerin davalıya satıldığı ve ürünleri teslim edildiği, davalının faturadan doğan borcuna ilişkin olarak 01/02/2021 tarihinde 4.500,00 TL, 26/02/2021 tarihinde ise 2.000,00 TL olmak üzere toplamda 6.500,00 TL ödeme yaptığı, faturadan bakiye kalan 125.696,02 TL'nin ise ödenmediği belirtilerek, ödenmeyen bu miktar üzerinden davacı tarafından davalı aleyhine Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2021/46110 esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edildiği, itiraz üzerine duran takibin devamı için eldeki davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekmektedir.
İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.
İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.
Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.
Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k. Sayılı ilamı)
Dava konusu faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
TTK’nın 23. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı).
Eldeki dava yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; davacı, davalı hakkında fatura alacağına dayanarak ilamsız takip başlatmıştır. Davacının takip talebi ekinde fatura sunduğu nazara alındığında takibin 11/09/2020 tarihli faturadan kaynaklı olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davacı takibe dayanak olarak 11/09/2020 tar tarihli faturayı gösterdiğinden eldeki dava anılan fatura ile sınırlı incelenecektir.
Dosya arasına alınan07/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı şirketin 2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresi içinde yaptırıldığı, dava konusu faturanın davacı şirketin defterlerinde alacak olarak kayıtlı olduğu ve icra takip tarihinde ve dava tarihi itibariyle davalı şirketten toplam 132.196,01 TL alacaklı olarak göründüğü, söz konusu faturaya ilişkin takip tarihinden sonra davalı şirket ve kendisi tarafından karşılıklı olarak düzenlenen aynı tutardaki iade faturaların borç ve alacak olarak kaydedilerek mahsup edildiğinden, bu faturaların alacak durumunu değiştirmediğini, dava konusu fatura bedelinin tarafların BS ve BA bilgi formları ile mal satışı ve alımı olarak beyan edildiği ve bu kayıtların dayanağının takip talebindeki fatura borcuna ilişkin olduğu, dava dışı Ya Yıldız Ambalaj Demir Çelik İnş. San. A.Ş. tarafından banka havalesi ile davalı şirket adına ödendiği beyan edilen 6.500,00 TL ödemeye ilişkin davacının defterinde mahsup kaydına rastlanmadığı, ancak davacı şirket bu ödemeyi dikkate alarak davalı şirket adına 125.696,02 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı hususlarında görüş bildirildiği görülmüştür.
Eldeki davada; yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere; faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Davacı taraf fatura konusu hizmetin davalıya verildiğini ispat yükü altındadır.
Davacı tarafından davalı aleyhine 11/09/2020 tarih 132.196,01 TL bedelli faturadan bakiye alacak için 03/03/2021 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davalı-borçlunun borca itiraz ettiği ve icra takibinden sonra davacıya 26/03/2021 tarihli ihtarname göndererek 132.196,01 TL'lik e-fatura şeklinde iade faturası düzenlediğini, kendisine mal teslimi yapılmadığını beyan ettiği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı ve alacak borç durumunun tespiti amacıyla taraf defterleri üzerinde SMMM bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırıldığı, davalının ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, mahkemece icra takibine konu faturanın BA-BS formlarının tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden celbedildiği, davalı tarafça 2020/09 döneminde 132.196,01 TL'lik faturaya ilişkin olarak BA formunun verildiği, yani davacıdan mal alımının bildirildiği, davacı defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresi içinde yaptırıldığı, faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu ve kendi defterlerine göre faturaya dayalı olarak 125.696,02 TL alacaklı gözüktüğü, davalının defter ibrazından kaçındığı ve usulüne uygun olarak tutulmuş davacı defterlerine itibar edilmesi gerektiği, BA formunun davalının fatura konusu malları teslim aldığına dair karine olduğu, davalının 2020/09 döneminde vergi dairesine alış olarak bildirdiği 11/09/2020 tarihli faturaya yönelik fatura tarihinden 6 ay sonra iade faturası düzenlediği, iade faturasının süresinde olmadığı anlaşılmakla, açıklanan neden ve gerekçelerle ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile; davalının Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2021/46110 esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 125.696,02 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz işletilmesine, alacak likit olduğundan asıl alacak üzerinden hesap edilecek %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine şeklinde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hukuki değerlendirme ve varılan sonucun yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Daire'mizin uygulamalarına da uygun olduğu, yapılan tahkikatın yeterli ve ilk derece mahkemesi gerekçesinin davalının istinaf nedenlerini karşılar nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, davalının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
HMK'nın 353/1. b.1 maddesi uyarınca; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
-
İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 8.586,29. TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 2.227,70. TL'nin mahsubu ile kalan 6.358,59. TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
-
İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
-
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/02/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20