Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
bam
2023/1790
2024/1201
25 Eylül 2024
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1790
KARAR NO : 2024/1201
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/06/2023
NUMARASI : 2023/155 Esas - 2023/363 Karar
DAVACI : ... (T.C. NO:...) - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : ... (T.C. NO:...) -...
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/06/2017
KARAR TARİHİ : 25/09/2024
KR. YAZIM TARİHİ : 01/10/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine Kocaeli 4. İcra Müdürlüğünün 2017/2790 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine konu edilen senetten dolayı davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının arkadaşı vasıtası ile tanıdığı davalı ...'dan paraya ihtiyacı olduğu için kendi dairesinin üzerine 58.000,00 TL bedelli olarak ipotek tanzim etmek kaydıyla 58.000,00 TL borç aldığını ve evinin üzerine ipotek tesis ettiğini, davacının söz konusu ipoteği kaldırana dek davalıya 35.000,00 TL tutarında ödeme yaptığını, daha sonra davacının davalıdan almış olduğu 58.000,00 TL'yi ödediğini ve dairesinin üzerindeki ipotek şerhini kaldırmak istediğini, bunun üzerine davalının davacıya vermiş olduğu borç ve davacının evi üzerindeki ipoteği kaldırmak için kendince faizlendirerek 30.000,00 TL'lik farklı bir senet daha vermesini davacıdan talep ettiğini, davacının da evinin üzerindeki ipoteği kaldırmak için mecburen 30.000,00 TL'lik senedi verdiğini ve daire üzerindeki ipoteği kaldırdığını ancak davalı davacıdan almış olduğu borç senedi "şu an üstümde yok" diyerek vermediğini, daha sonra davacıdan tenkit ederek 150.000,00 TL daha para talep ettiğini, bunun üzerine davacının davalı hakkında Körfez C. Başsavcılığının 2017/898 Soruşturma numaralı dosyası ile suç duyurusunda bulunduğunu, davalının davacıdan aldığı borç senedi kendi veya başka tanıdıklarına doldurtarak 425.000,00 TL asıl alacak miktarı ile Kocaeli 4. İcra Müdürlüğünün 2017/2790 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacının tefecilik suçunu işlediğini, davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, 58.000,00 TL olan borcunu ödediğini, bunun yanında 35.000,00 TL nakit ve 30.000,00 TL senet olmak üzere toplam 65.000,00 TL'lik mantığa aykırı bir faiz hesaplaması ile davacıdan tahsil edildiğini, senet metnindeki yazı ve imzaların müvekkiline ait olmadığını, sadece imzanın davacıya ait olduğunu, bunun boş olarak doldurulmak sureti ile davalıya verildiğini, bu nedenle icra işlemlerinin dava sonuna kadar tedbir kararı ile durdurulmasına ayrıca icra takibine konu senetten dolayı davacının davalıya borcu olmadığının tespitine ve Kocaeli 4. İcra Müdürlüğünün 2017/2790 Esas sayılı takibin iptaline ayrıca %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının asılsız olduğunu, davacının satmak istediği bir dairesine müşteri olduğunu, bu evi 425.000,00TL ye almak konusunda anlaştıklarını, ilk etapta 58.000,00TL nakit para verdiğini, ayrıca bu ev üzerine ipotek koyduklarını, daha sonra evin borcunun tamamen davacıya ödediğini, davacının da kendisine 15/06/2016 tarihli senedi imzalayarak verdiğini, ancak evin tapularının satışını vermediğini ve ev parası olarak ödenen 425.000,00TL yi de iade etmediğini, ipoteği kaldırmam halinde bankadan kredi çekmek sureti ile ödeyeceğini belirttiğini, bunun üzerine ipoteği kaldırdığını buna rağmen parasını ödemediğini, bu arada evin üzerine başka bir ipotek koydurduğunu, davacı evin parasını ödemediğinden söz konusu takip konusu senedi icraya koyduğunu, davacının iddialarının tamamen asılsız olduğunu, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...Davanın KABULÜ ile Davacının Kocaeli 4. İcra Müdürlüğünün 2017/2790 Esas sayılı icra takibine konu olan 15/06/2016 tarihli 425.000,00 TL senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, Kötü niyet tazminat şartları oluşmadığından bu talebin reddine,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ve vekilinin iddialarının incelenmesini istediğini, kamera kayıtlarının istenmesini duruşmalarında da talep ettiğini, davacı ve vekilinin suçlamalarını reddettiğini, 425.000,00 TL parasını alabilmek için adalete güvendiğini ve güvenmeye devam ettiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının iddia ettiği ancak ispat edemediği senedin evin satışından kaynaklı borca ait olduğu durumunun tamamen asılsız olduğunu, davalı tarafın cevap dilekçesinde dosyada davacının tanıklarının dinlenmesine muvafakat ettiğini ve bu tanıkların dinlenmesi gerektiğini ifade etmişse de senede ilişkin ispat kaidelerinde yazılı delille ispat yükünün mevcut olduğunu, davacının uzun zamandan beri görülen iş bu dosyada davalının haksız ve kötü niyetli olarak davayı uzatma çabalarından dolayı maddi ve manevi mağduriyet yaşadığını, davalının kendi beyanları arasında çelişkiler bulunduğu ve beyanlarının tamamıyla kurgudan ibaret olduğunun açıkça görüldüğünü belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2023 tarih, 2023/155 Esas - 2023/363 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; Davacı; dava konusu 15/06/2016 vadeli 425.000,00 TL'lik bonodaki imzayı inkâr etmeksizin, davaya konu senedin davalıdan aldığı borcun faizine ilişkin verilen boş senet olduğunu ve anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia ederek, senetten dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiş, davalı ise beyanlarında; davacının evini satın almak konusunda davacı ile anlaştığını; satış bedelinin 425.000,00 TL olduğunu; tapuyu almadan 425.000,00 TL'yi davacıya ödediğini; ancak, davacının bedeli almasına rağmen, tapu devrine yanaşmadığını; davacının aldığı bedele karşılık dava konusu senedi tarafına verdiğini, belirterek; davanın reddini, talep ettiği, mahkemesinde davanın reddine karar verildiği, anılan kararın dairemizin 2019/341 esas 2019/389 karar sayılı ilamı ile “…1-Dava konusu senette ihdas nedeni olarak "nakden" kaydı bulunmaktadır. Davalı cevap dilekçesinde senedi ödediği satış bedeline karşılık güvence olarak aldığını beyan ettiğine göre, davalının bu beyanları nazara alınarak senedin ihdas nedeninin davalı tarafından tâlil edilip edilmediğinin değerlendirilmesi ve ispat yükünün buna göre tayin ve tesbiti gerekirken bu hususta bir değerlendirme yapılmaması hatalı olmuştur.
-
Taraflardan beyanlarda geçen taşınmaz tapu bilgileri sorulup tesbit edildikten sonra, ipotek konulan taşınmazların tapu kayıtları, ipotek tesis ve terkin belgeleri dosyaya celp edilip incelenmesi ile, davalı tarafından senedin asıl ilişkinin teminatı olarak verildiği iddia edildiğinden davalı lehine konulan ipoteğin davalı alacaklı tarafından kaldırılmasının dava konusu senet ile ilgisinin tesbit edilmesi gerekirken bu hususlarında araştırılmaması isabetli olmamıştır.
-
Ayrıca, Körfez C. Başsavcılığı'nın dava konusu senede ilişkin 2017/898 soruştuma sayılı dosyasının aslının getirtilerek incelenmemesi ve Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/48 esas sayılı dosyasının da bir bütün halinde onaylı bir örneğinin dosya içerisine alınarak incelemeye sunulmaması da isabetli değildir.” Gerekçeleriyle kaldırıldığı, kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, anılan kararın dairemizin 2020/866 esas 2021/448 karar sayılı ilamı ile “…İlk derece mahkemesinin, 27/11/2018 tarih, 2017/621 Esas 2018/729 karar sayılı karar ile davanın reddine dair kararının istinafı üzerine dairemizce verilen 18/04/2019 tarih 2019/341 esas 2019/389 karar sayılı kaldırma kararının gereğinin yerine getirilmediği görülmektedir.
İlk derece mahkemesince; dairemizin kaldırma kararında incelenmesi gerektiği belirtilen Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/48 esas sayılı dosyasının sonucunun beklenmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 09/02/2018 tarih 2018/208 esas 2018/115 karar sayılı kararı ile davalı sanığın eylemlerini davacı müştekiden olan alacağının tahsili için yaptığını belirterek görevsizlik kararı verildiği, görevsizlik kararı üzerine yargılamaya devam eden Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde verilecek kararda tespit edilecek maddi olgunun eldeki davayı etkileyebilecek nitelikte olması nedeniyle dosyanın bekletici mesele yapılması gerekmektedir.
Diğer yandan, davalının beyanlarının senedin ihdas nedeninin talil edilip edilmediğinin tapu kayıtları da dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece de senedin ihdas nedeninin talil edildiği kabul edilmiş ise de davacı ve davalının dairemizin kaldırma kararından sonraki beyan dilekçeleri içeriği dikkate alınarak senedin talil edilip edilmediğinin bu kapsamda değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu beyanların dikkate alınmadığı anlaşılmakla kararın kaldırılması gerekmiştir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/48 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması, bu dava sonuçlandıktan sonra tespit edilecek maddi vakıalar ile davacı ve davalının dairemizin kaldırma kararından sonraki beyan dilekçeleri içeriği dikkate alınarak senedin talil edilip edilmediğinin bu kapsamda değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi olmalıdır.” Kaldırılmasına karar verildiği, 2. Kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, anılan kararın istinaf edilmesi üzerine dairemizin 2022/452 esas 2023/312 karar sayılı ilamı ile “…İnfaza elverişli olacak ve tereddüte yol açmayacak biçimde verilmiş bir hüküm bulunmadığı gibi, gerekçe ile hüküm arasında çelişki içeren karar üzerinden istinaf itirazlarının denetimi yapılamaz. İstinaf incelemesi yapılabilmesi için delillerin değerlendirildiğini gösterir biçimde usulüne uygun gerekçeli kararın bulunması zorunludur. 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesinde yer verilen Hukuki Dinlenilme, Anayasanın 36. ve AİHS’nin 6. maddesinde hüküm altına alınan Adil Yargılanma Haklarına aykırılık teşkil edeceğinden 6100 sayılı HMK’nun 30. maddesinde belirtilen Usul Ekonomisi İlkesi gözetilerek veya üstü kapalı buna dayanılarak Adil Yargılanma ve Hukuki Dinlenilme Hakkı bertaraf edilemez. Bu husular kamu düzenine ilişkin olduğundan HMK 355. Maddesi uyarınca resen dikkate alınması gerekmiştir.” 3. Defa kaldırılmış ve kaldırma kararı sonrasında mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa;
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 779/1).
Bonoda şekil şartları TTK’nın 776. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre muharrer senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.
Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı, teminat, muacceliyet veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (...: Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 2013, s. 139 vd.).
Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def’î nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12.04.1933 tarihli ve 1933/30-6 sayılı YİBK kararı).
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK m. 191/1, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6). Eğer taraflardan dan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/(19)11-821 E., 2019/58 K., Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/(19)11-758 esas 2022/660 karar sayılı ilamları)
Somut olayda; davacı taraf, menfi tespit talebine konu düzenleyeninin dosyamız davacısı olduğu, lehtarının dosyamız davalısının olduğu, 01.06.2016 düzenleme, 15.06.2016 ödeme tarihli, 425.000,00 TL bedelli bononun davalıya alına bir borç kapsamında faiz ödemesi amacıyla boş olarak verildiğini, borcun ödenmesine rağmen senedin iade edilmediğini beyan etmiştir. Davalı ise verdiği cevap dilekçesinde davaya konu senedin davacıya ait gayrimenkulün alınması için davalı tarafından taşınmaz bedeli olan 425.000,00 TL’nin ödendiği gün davacı tarafından verildiğini, taşınmaz devrinin gerçekleşmemesi üzerine takibe konulduğunu savunmuştur.
Her ne kadar kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit taleplerinde ispat yükü davacı olan borçlu üzerinde ise de az yukarıda detaylandırıldığı üzere; eğer taraflardan dan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/(19)11-821 E., 2019/58 K., Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/(19)11-758 esas 2022/660 karar sayılı ilamları) Bu bağlamda eldeki ... değerlendirildiğinde; davaya konu senet üzerinde “nakden” kaydının bulunduğu görülmektedir. Davalı taraf taşınmaz satışı için davalı tarafından ödenen taşınmaz bedeline karşılık eldeki senedin alındığını, taşınmaz devrinin gerçekleşmemesi üzerine senedi takibe koyduğunu beyan etmiştir. Bu halde davalı taraf senedin taşınmaz satışının teminatı olarak alındığını savunduğundan, senet üzerinde olan “nakden” kaydını talil etmiş ve ispat yükünü üzerine almıştır. Anılan savunmanın davacı tarafından kabul edilmediği gibi, taraflar arasındaki ceza soruşturma ve kovuşturmalarıyla da davalı anılan iddiasını ispat edemediğinden ve delilleri arasında yemin de bulunmadığından üzerine düşen ispat külfetini yerine getirememiş olup ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne karar vermesi isabetlidir.
Dairemizin 2019/341 esas 2019/389 karar sayılı kaldırma kararından sonra davalı tarafından verilen 11.02.2020 tarihli dilekçesinde senedin, taşınmaz devrinin gerçekleşmemesi üzerine taşınmaz bedelinin iadesi amacıyla verildiği yönündeki beyanının, davalının dosyaya sunduğu cevap dilekçesinin 7 numaralı bendindeki “…dairesinin parasının tamamı olan 425.000 TL’sinin hepsini ödedim. Davacı parayı ödediğim tarihte yine kendisinin isteği ile ve kendisinin düzenlediği…senedi tarafıma verdi.” Şeklindeki savunmasını değiştirir mahiyette olduğu, anılan ikinci beyanın bu şekilde 6100 sayılı yasanın 141.maddesi gereği savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğu anlaşıldığından itibar edilmemesi de yerindedir.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
HMK'nın 353. (1). b). 1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 29.031,75 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 7.257,94 TL'nin mahsubu ile bakiye 21.773,81 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302. (5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
-
İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
-
İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/09/2024
...
Başkan ... ¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15