Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
bam
2024/1523
2024/1172
16 Eylül 2024
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1523
KARAR NO : 2024/1172
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/06/2024 ara karar
NUMARASI : 2024/286 Esas - (derdest)
İHTİYATİ TEDBİR
TALEP EDEN/DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket
TALEP : İhtiyati Tedbir
DAVA/TALEP TARİHİ : 10/06/2024
KARAR TARİHİ : 16/09/2024
KR. YAZIM TARİHİ : 16/09/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı/tedbir talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..., Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 35047 Sicil numarasında tescilli olan Bayrak Makina Servis ve Ticaret Ltd Şti'nin ortağı( %50) ve şirket adına her türlü işlemi münferiden yapmaya yetkili müdür olduğunu, mezkur şirketin kalan payına ortak olan ( %50) ve yine şirket adına her türlü işlemi münferiden yapmaya yetkili diğer müdür ise davalı ... olduğunu ancak adı geçen diğer ortak ve yetkili müdür ...'in TTK 630 düzenlemesi kapsamında ivedi olarak yönetim hakkının ve temsil yetkisinin dava süresince dondurulması, dava sonunda ise nihai anlamda kaldırılması gerektiğini, davalı ortak ve müdür ...'in; 2024 yılı itibariyle TTK 626, TTK 630/3 maddelerine açıkça aykırı hareket ettiği ve şirket zararına eylemlerde bulunduğu öğrenildiğini, müvekkiline bilgi dahi vermeksizin şirketi mali yükümlülük altına sokacak taahhütler verdiğini, müvekkilinin de ortağı ve müdürü olduğu mezkur şirketin müşterilerine, kendi açtığı şirket üzerinden faturalar düzenleyerek TTK 613 maddesine aykırı olarak kendine çıkar sağladığını, şirketi maddi anlamda zarara uğratmış, bu suretle rekabet yasağına aykırı davranmış ve haksız rekabete neden olduğunu, müvekkilinin de ortağı ve müdürü olduğu şirketin demirbaş makina ve malzemelerini şirket faaliyet merkezinden başka bir yere götürmüş ve şirket adresini ekipmansız bıraktığını, tüm bu süreçlere şirketin sigortalı çalışanı da olan Mehmet Sarı bizatihi şahit olup, müvekkili bu süreçleri gerek adı geçen çalışanın anlatımlarından gerekse de müvekkilinin eskiye dayalı ticari ilişkileri olan şirketlerin kendilerine düzenlenen faturalarda Bayrak Makina'nın değil, şirketin ortak ve müdürü olarak hareket eden ...'in açtığı başka bir şirketin bilgilerinin bulunduğunu söylemeleri üzerine vakıf olduğunu, bu hususa ilişkin Mahkemenin lüzum görmesi halinde HMK 221 Maddesi kapsamında Ekon Hidrolik Sızdırmazlık İş Makineleri Yedek Parça Kauçuk Ürünleri İthalat İhracat İmalat San Tic Ltd Şti'den fatura/irsaliye/kargolama vb celbi için müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, bu nedenlerle davalı ...'in müdürlük yetkisi ve yönetim hakkının dava sürecinde ivedi olarak tedbiren dondurulması ile dava sonunda ise müdürlük görevinin tümüyle kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ 11/06/2024 TARİHLİ ARA KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı tedbir talep eden/davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı/tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; "Somut dava özelinde, davalı hakkında tedbir kararı uygulanması için, HMK 389 Madde hükmündeki şartlar oluşmuş oluşmuştur, Öte yandan ihtiyati tedbir kararları, zaten davanın konusunu oluşturan şey hakkında verilebilen kararlardan olmakla, dilekçemizde ayrıntısı ile yer verilen ve tarafımızca ulaşılabilmesi mümkün olmayan deliller celp edilmeden, sunulan delillere ise itibar edilmeden doğrudan tedbir talebimizin reddine dair karar verilmesi de hukuka aykırıdır. Keza Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 25.03.2013 tarihli 2013/1740 E. 2013/1832 K. Sayılı kararı: "...İhtiyati tedbir kararlarının içeriğinde tarafların iddia ve savunmalarının özetlerini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerekir..." şeklindedir. Şirketi temsile yetkili olan kişinin, ortaklığın amacı dışında yaptığı işlemlerden, şirket sorumlu olmaktadır. Her ne kadar şirketin, böylesi durumlarda kanun gereği yetkili kişiye rücu davası açma hakkı var ise de şirket ortağı ve müdürü ...'in münferiden yetkili müdürlerden olması nedeniyle yapabildiği eylemlerin şirketin varlığına ve müvekkile verebileceği maddi-manevi zararlar, yaşanması kuvvetle muhtemel olası zararların teminatı gibidir. Bu nedenle Sayın Mahkemeden TTK 630 düzenlemesi kapsamında ivedi olarak ve teminatsız olarak tedbiren ...'in şirketteki yönetim hakkının ve temsil yetkisinin dava süresince dondurulması ile bu kararın tescil ve ilanının sağlanması zaruridir" beyanı ile yerel mahkeme kararının kaldırılması ile davalı ...'in Bayrak Makina Servis ve Ticaret Ltd Şti nezdindeki müdürlük görevinin dava süresince tedbiren dondurulması ve tedbir kararının Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/286 Esas - 11/06/2024 tarihli ara kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; dava dışı Bayrak Makina Servis ve Ticaret Limite Şirketi'nin müdürünün yetkisinin dava süresinde tedbiren durdurulması, dava sonunda tümden kaldırılmasına dair tedbir istemine istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
TTK'nın 630-(2) maddesi; "her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir" hükmü düzenlenmiştir.
TTK'nın 625. ve 626. maddelerine göre; müdürler görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler. Müdürler, kanunların ve şirket sözleşmesinin genel kurula görev ve yetki vermediği bütün konularda görevli ve yetkilidirler.
TTK'nın 630. maddesinde; geçici hukuki koruma konusunda özel bir hüküm bulunmadığından, genel hüküm olan HMK'nın 389. vd. maddeleri uygulanmalıdır.
TTK'nın 235-(1) maddesinde; "Haklı sebeplerin varlığı hâlinde temsil yetkisi, bir ortağın başvurusu üzerine, mahkemece kaldırılabilir. Gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde mahkeme temsil yetkisini ihtiyati tedbir olarak kaldırıp bu yetkiyi bir kayyıma verebilir. Kayyımın atanmasını, görevlerini, mahkemece verilen temsil yetkisini ve bunların sınırlarını, mahkeme resen tescil ve ilan ettirir." hükmü bulunmaktadır.
6100 sayılı HMK'nın 389-(2) maddesi; "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir."
6100 sayılı HMK'nın 390. maddesi; "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmünü içermektedir.
Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri; ispat ölçüsü noktasındadır. Geçiçi hukuki koruma yargılamasında; yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara karar verilirken, haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/01/2013 tarih 2012/17605 Esas 2013/49 sayılı kararında belirtildiği üzere, şirketin fesih ve tasfiyesi ile şirket müdürünün azli davalarında verilecek tedbirlerin şirketin hayatını devam ettirebilmesinde sakınca doğuracak mahiyette olmaması gerekir.
Bu bağlamda, davacının azil için gösterdiği nedenlere yönelik olarak tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamındaki mevcut delil durumu gözetildiğinde; talebe konu tedbir istemleri yönünden gerekli olan yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmemesi, davacının özen yükümlüğüne aykırılık ve şirket menfaatinin gözetilmediğine, diğer deyişle, haklı sebep olgularına yönelik iddialarının varlığı ve kapsamının yargılamayı gerektirmesi karşısında, ilk derece mahkemesince, bu doğrultudaki gerekçelerle verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı, davacının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; davacı vekilinin, adresinin yazılmamış olması, davacı ve davalının TC Kimlik numarasının yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK.'nun 297-(1)-b) maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
HMK'nın 353/1. b.1 maddesi uyarınca; tedbir talep eden/davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına,
-
İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
-
İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
-
İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
-
Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/09/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32