Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
bam
2024/1403
2024/1111
10 Eylül 2024
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1403 - 2024/1111
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1403
KARAR NO : 2024/1111
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/06/2024 tarihli ara karar
NUMARASI : 2024/342 Esas
DAVACI : AYSİMA KİMYA HIRDAVAT PETROL ÜRÜNLERİ DAĞITIM PAZARLAMA VE NAKLİYE SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : SAKARYA OFFSHORE GEMİ İŞLETMECİLİĞİ A.Ş....
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
TALEP : İhtiyati Haciz
DAVA TARİHİ : 30/04/2024
KARAR TARİHİ : 10/09/2024
KR. YAZIM TARİHİ : 10/09/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
İhtiyati haciz talep eden vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak davalı taraftan alacaklı olduğunu, müvekkilinin bakiye alacağının ödenmemesi üzerine taraflarınca Gebze İcra Müdürlüğünün 2024/7225 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça yasal süresi içerisinde icra müdürlüğünün yetkisine, borca ve faiz oranına itiraz edilerek takip durdurulmuş olup, davalı tarafın itirazlarının tümü yasal dayanaktan yoksun ve takibi sürüncemede bırakma amaçlı olduğunu, davalı tarafça şirket merkezinin Üsküdar/İSTANBUL'da bulunduğundan bahisle Gebze İcra Müdürlüğünün yetkisine itiraz edildiğini, müvekkilin ticari merkezinin bulunduğu Gebze İcra Müdürlüğü nezdinde takip açılmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığını, davalının Gebze İcra Müdürlüğünün yetkisine yönelen itiraz yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davalı tarafın müvekkillerine herhangi bir borcu bulunmadığı iddiasında olduğunu, dava konusu takibe ilişkin takip talebinde de belirtmiş oldukları üzere müvekkili ile taraflar arasındaki cari/açık hesap ilişkisinden kaynaklı olarak davalıdan alacaklı olup, bu husus taraf defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile de tespit olunabileceğini, davalı tarafın taraflarınca talep olunan faiz oranına da itirazda bulunduğunu, davalı tarafın Gebze İcra Müdürlüğünün 2024/7225 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ve takibin devamı ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatının hüküm altına alınması adına Mahkememize başvurduklarını, rehinle de temin edilmeyen müvekkilinin alacağının tahsilini temin amacı ile tensiple birlikte ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince 08/05/2024 tarihli ara karar ile; "...1-İhtiyati haciz talebinin, 1.123.847,19.-TL alacağın %30'u oranında teminat mukabilinde KABULÜNE, 2-Borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarının borca yetecek miktarının İHTİYATİ HACZİNE, 3-1.123.847,19.-TL alacağın %30'u oranında teminatın Mahkeme veznesine depo edilmesi halinde ihtiyati haciz kararının uygulanmasına, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Davalı vekili 20.05.2024 tarihli ihtiyati haciz kararına karşı itiraz dilekçesinde özetle; Mahkememiz dosyasından alınan 08.05.2024 ara karar gereği, müvekkili şirketin yedinde veya üçüncü şahıslarda bulunan taşınır ve taşınmaz malları ve alacakları üzerinde ihtiyati haciz kararı verildiği ve ara kararın taraflarına 17.05.2024 tarihinde tebliğ edilmiş olup süresi içerisinde itiraz dilekçemizi sunduklarını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 258. ve 50. maddeleri uyarınca, ihtiyati hacze karar verecek mahkemenin yetkisinin belirlenmesinde genel yetki kuralları uygulanacağını, bu kurallar gereğince, ihtiyati haciz başvurularında yetkili mahkemenin, aleyhine ihtiyati haciz uygulanacak tarafın merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olduğunu, müvekkili şirketin kanuni merkezi Üsküdar/İstanbul olduğundan, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu mahkemeleri ve icra müdürlükleri olduğunu, somut olayda dava konusu edilen alacağın vadesinin henüz gelmediğini, tek taraflı belirlenen vadenin, alacağı muaccel hale getirmeyeceğini, iddia konusu alacağın vadesinin gelmemiş olmasından ötürü yalnız borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceğini, müvekkili şirketin, Üsküdar/İstanbul merkezli ve tüm ticari faaliyetlerini usulüne uygun yürüten bir anonim şirket olduğunu, vadesi gelmemiş bir alacaktan ötürü ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için İcra ve İflas Kanununca belirlenmiş şartların gerçekleştiğinin ispat yükünün davacıda olduğunu ve bu doğrultuda bir bilgi, belge veya delil dosya içeriğinde bulunmadığını, davacı hakkında, sahte belge veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanımına veya düzenlenmesine yönelik olumsuz tespitler bulunduğunun öğrenildiğini, bu hususta ilgili vergi dairelerince yapılan bildirimler ile tespitlere ilişkin belgelerin dilekçeleri ekinde sunulduğunu, Mahkememizce ihtiyati hacze yalnızca fatura görüntüsüne dayanılarak hükmedildiği ve davacı hakkında sahte fatura kullanımına veya düzenlenmesine ilişkin Gelir İdaresi Başkanlığınca olumsuz tespitler yapıldığı dikkate alındığında, İcra ve İflas Kanunu'nun 258. maddesi uyarınca davacının alacağını yaklaşık olarak ispat etmesi için yalnızca faturanın yeterli olmaması gerektiğini, davacı yanın borç ilişkisini ispatlamak adına yalnızca fatura ve irsaliye görüntülerine dayandığını, söz konusu fatura ve irsaliyelerin tek başlarına borç ilişkisini ispatlamaya yeterli olmayıp yargılamayı gerektirdiğini, ihtiyati haciz kararına konu olan fatura ve irsaliyelerin ve bunların üzerindeki imzaların doğruluğunun teyit edilmesi gerektiğini, örneğin, dava dilekçesinin ekinde bulunan AIR2023000002023 numaralı, 22.12.2023 tarihli ve 10.320,00 TL bedelli irsaliye üzerinde "Köksal Yılmaz" isimli bir kişinin imzası bulunduğunu, müvekkili şirket bünyesinde Köksal Yılmaz isimli hiçbir işçi bulunmadığını, irsaliye üzerine imza atan kişinin müvekkili şirket ile ilişkisinin bulunmamasına rağmen müvekkili şirketi temsilen imza atmasının, usulsüz bir işlem yapılıp yapılmadığı konusunda şüphe uyandırdığını, Mahkememizin 2024/341 esas numarasına kayıtlı, davacısı Aysima Kimya Hırdavat Petrol Ürünleri Dağıtım Pazarlama ve Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketi, davalısı müvekkilinin grup şirketlerinden Narlı Feribot İşletmeciliği A.Ş. olan ve muhteviyat itibariyle işbu davaya eşdeğer olan itirazın iptali davasında, davacı tarafından sunulan ihtiyati haciz başvurusunun, isabetli bir şekilde reddedildiğini, açıklanan nedenlerle 17.05.2024 tarihinde müvekkili şirkete tebliğ olan dava dilekçesine ilişkin itiraz ve cevap hakları saklı kalmak kaydıyla Mahkememizce 08.05.2024 tarihinde verilen ara karara istinaden Gebze İcra Dairesinin 2024/7225 esas sayılı dosyasından konulan ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince 07/06/2024 tarihli ara karar; "...Mahkememizin 22/01/2024 tarihli ihtiyati haciz kararına karşı yapılan itirazın REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibin yetkisiz icra müdürlüğünde başlatıldığını, ihtiyati haczin şartlarının oluşmadığını, davacının sahte fatura düzenlediğine ilişkin gelir idaresi başkanlığı tespitinin bulunduğunu, icra takibinde takip dayanağı yapılmayan belgelere dayanılarak ihtiyati haciz kararının verilemeyeceğini, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ihtiyati haciz sebebi gösterilmediğini ve eksik teminat alındığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/06/2024 tarihli ara karar, 2024/342 Esas sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava itirazın iptali, talep ihtiyati hacze itiraz talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince ihtiyati hacze yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı ihtiyati hacze itiraz eden/davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacının cari hesaba dayanarak davalı hakkında takip başlattığı, cari hesaba esas belgelerin fatura olduğu, ödenmeyen fatura bedelleri nedeniyle alacak talebinde bulunduğu, davalının yetkiye ve borca itirazı üzerine takibin durdurulduğu, takibin devamı için eldeki davayı açtığı ve ihtiyati haciz talep ettiği, mahkemece yapılan inceleme sonunda 08.05.2024 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talebinin kabul edildiği, davalının itirazı üzerine itirazın duruşmalı olarak değerlendirildiği ve 07.06.2024 tarihli ara karar ile itirazın reddine karar verildiği, karara karşı itiraz eden davalı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
Uyuşmazlık; ihtiyati haciz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, itirazın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
İİK'nın 257-(1) maddesi "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir."
İİK'nın 257-(2) maddesi "Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
-
Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
-
Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder."
İİK'nın 258-(1) maddesi" ...Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur..." hükmü düzenlenmiştir.
İhtiyati haciz kararı, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olduğu için durumun gerektirdiği hallerde karşı taraf dinlenmeden (İİK m.258) ve tüm deliller toplanmadan yaklaşık ispat şartı yeterli görülerek de verilebilir. Mahkemece ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi şartı olmayıp, alacağın varlığı hakkında yeterli kanaate sahip olunması için mahkemeye bu konuda delillerin sunulması yeterli kabul edilmelidir.
Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak; kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde; tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak; yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Bu sebepledir ki; genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda; bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK.'unda bir yenilik getirilmemekle birlikte; “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.
Yukarıda detaylandırıldığı üzere; ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için davacı alacaklının muaccel bir alacağı olduğunu yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir. Fatura düzenlenmesi tek başına hizmetin davalıya verildiğini ispat için yeterli değil ise de, ihtiyati haciz talep eden/davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan faturalar, cari hesap hareketleri ve davalı tarafından davacıya banka kanalıyla yapılan havaleler ve bu havalelerdeki açıklamaların bu aşamada taraflar arasındaki ticari ilişkiyi yaklaşık olarak ispata elverişli olması nedeniyle mahkemece itiraz eden davalının ihtiyati hacze yaptığı itirazın reddi yerindedir.
Yine İİK'nın 258. maddesinde ihtiyati hacze aynı kanunun 50. maddesine göre yetkili mahkeme tarafından karar verileceği belirtilmiş, yine adı geçen kanunun 50. maddesinde ise ihtiyati hacizde yetkili mahkemenin belirlenmesi hususunda HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerine atıfta bulunulmuştur. HMK'nın 6. maddesinde genel yetkili mahkemenin davalının ikametgahı mahkemesi olduğu belirtilmiştir. HMK'nın 10. maddesinde de; "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir." denilmiştir. TBK'nın 89. maddesinde "Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ve sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, bunların dışındaki bütün borçlar ise doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Eldeki olayda; alacağın para alacağı olduğu 2004 sayılı yasanın 50.maddesi, 6100 sayılı yasanın 10.maddesi ve 6098 sayılı yasanın 89.maddesi gereği para borcunun götürülecek borçlardan olduğu alacaklının ikamet yerinde ifa edileceği, davacının yerleşim yerinin Kocaeli ili Gebze ilçesi sınırlarında olması nedeniyle Gebze mahkemelerinin de ihtiyati haciz talebi yönünden yetkili olduğu anlaşıldığından itiraz eden davalının yetki itirazının reddine karar verilmesi isabetlidir.
Karar başlığında; taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, ihtiyati hacze itiraz edenin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
HMK'nın 353/1. b.1 maddesi uyarınca; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
-
İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
-
Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
-
İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
-
İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
-
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/09/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32