Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
bam
2024/1166
2024/1077
10 Temmuz 2024
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1166 - 2024/1077
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1166
KARAR NO : 2024/1077
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ...(...)
ÜYE : ...(...)
KATİP : ...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/04/2024 tarihli ek karar
NUMARASI : 2020/73 Esas - 2020/525 Karar
DAVACI : SARILAR ULUSLARARASI NAKLİYAT İTHALAT İHRACAT LTD. ŞTİ. ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : ÇELTİKÇİOĞLU İNŞAAT SANAYİ VE TİC. LTD. ŞTİ. - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 01/02/2016
KARAR TARİHİ : 10/07/2024
KR. YAZIM TARİHİ : 26/07/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının bulunduğu şirket ile davalı borçlu şirket arasında 08/10/2012 tarihli sözleşmede belirtilen şartlarda, sürede ve miktarda, davacı şirket tarafından davacı şirkete ait 180 tonluk paletli vinç ile 55 tonluk beton bloğun denize indirilme işinin yapılması konusunda anlaşma imzalandığını, davacı şirketin, davalı şirket arasındaki sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiği, ancak davalı borçlunun sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmediğini, davacıya olan borcunu ödemediğini, davalı şirketin, sözleşmedeki taahhüdü gereği davacı şirketçe tanzim edilen 22/0/2012 tarihli 0030922 seri numaralı 33.040,00 Euro bedelli faturadan doğma bakiyenin 20.755,31 Euro borcunu ödememesi üzerine, davalı borçlu hakkında Gebze 3. İcra Dairesinin 2014/4338 Esas numaralı dosyası üzerinden icra takip tarihi itibariyle 1 Euro 2.8959 TL olmak üzere 20.755,31 Euro karşılığı 60.105,30 TL ve 12.622,06 TL işlemiş yıllık %12 vade farkı alacağı ve 14.210,73 TL faizi ile birlikte toplam 86.938,09 TL'lik icra takibi yapıldığını, yapılan icra takibine ilişkin ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini, ödeme emrinin tebliğ alan davalı borçlunun 23/07/2014 tarihinde davacı şirkete herhangi bir borcu olmadığını iddia ederek yetkiye, borcun tamamına ve ferilerine itiraz ettiğini, davalı borçlunun yapmış olduğu itiraz soncu icra takibinin durduğunu, davalı borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalı borçlunun icra takibi dayanağı sözleşme ve faturaya itiraz etmeyip yalnızca davacıya herhangi bir borcu olmadığını iddia ederek itirazda bulunduğunu, icra takibine konu edilen faturaların içeriğine, fatura konusu işin yapılıp yapılmadığı konusunda hiçbir itirazı olmayan davalını, bu faturalardan doğma alacağı her hangi bir ödeme belgesi de sunmadan dayanaksız olarak yaptığı itirazın tek amacının icra takibinin durdurarak zaman kazanmak amaçlı olduğunu, ayrıca davalının, kendilerine gönderilmiş bir ihtarname olmadığı ve davacı tarafından temerrüde düşürme olayının gerçekleşmediğinden bahisle vade farkı ile faiz istenemeyeceğine yönelik iddialarının kabul edilemez olduğunu, davalı tarafla imzalanan sözleşme gereğince ilgili olduğu çalışma döneminin son gününde düzenlenen faturayı 45 gün içerisinde ödemesi gerektiğini, fatura bedelini fatura tarihinden itibaren ödemeyen borçlunun, sözleşmenin sözleşmenin 6. maddesi gereğince fiili ödeme tarihine kadar işleyecek aylık %12 vade farkını ve yine sözleşme yasal düzenlemeler ve Yargıtay kararları gereğince anapara ve vade farkı toplamında işleyecek temerrüt faizini ödemesi gerektiğini, davalı tarafın vade farkı ve temerrüt faizine yönelik itirazları da usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafın adresinin Ankara olduğu gerekçesi ile Gebze İcra Dairelerinin yetkili olmadığını, Ankara İcra Dairelerinin yetkili olduğunu iddia ettiğini, davacı şirketin ödeme zamanındaki adresinin Gebze olmasından dolayı Gebze İcra dairelerinin ve mahkemelerinde icra takibi yapılabileceğinden bahisle borçlu davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının kaldırılması gerektiğini tüm bu sebeplerle davalı borçluların icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ihtilaflı fatura alacaklarında Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin görüşüne göre "borçlu akdi ilişkiyi reddettiğinden borçlunun ikametgahı mahkemesi yetkilidir" dendiğini, davalı şirketin ikametgahının Ankara olduğundan söz konusu davada ve icra takibinde Ankara İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu nedenle öncelikle yetki itirazlarının kabulünü ve davanın reddini talep ettiğini, ödeme emrinde belirtilen faturalardan kaynaklı borç şirketlerince alacaklı firmaya ödenmiş olup, şirketinin alacaklı olduğunu iddia eden tarafa böyle bir borcu bulunduğunu, bu nedenlerle davanın öncelikle yetki yönünden olmak üzere usul ve esastan reddine, davacının kötüniyetle icra takibinde bulunduğunu ve itirazın iptali davası açtığından davacının alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili Av. ...'un 17/04/2024 tarihli dilekçesinde özetle; Mahkememizin 07.10.2020 tarih ve 2020/73 Esas-2020/525 Karar sayılı ilamının istinaf kanun yolu başvurusu neticesinde, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesi tarafından 22.12.2021 tarih ve 2021/351 Esas-2021/1987 Karar sayılı ilamı ile, "HMK'nın 353-(1)-b-1)maddesi uyarınca tarafların İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE KESİN OLARAK" karar verildiğini, karar aleyhine temyiz kanun yoluna başvurulduğunu, Yargıtay 6.Hukuk Dairesi tarafından 16.02.2022 tarihinde tesis edilen karar ile istinaf mahkemesi ilamının onaylandığını, Mahkememizin 07.10.2020 tarih ve 2020/73 Esas-2020/525 Karar sayılı ilamı ile tesis edilen karar sonrası ,Gebze İcra Müdürlüğü-2018/15919 Esas (Eski Gebze 3.İcra Müdürlüğü 2014/4338 Esas) sayılı dosya borcu 170.000,00.-TL olarak hesaplandığını ve alacak 24.02.2021 tarihinde borçlu tarafından takip dosyasına ödenmiş ve dosya infazen kapatıldığını, mahkeme ilamında ,"takip konusu alacağın sözleşmeden kaynaklandığı , alacağın yabancı para olduğu ,sözleşme hükümleri gereği yıllık %12 vade farkı talep edebileceği , vade farkı ve faizin aynı anda talep edebileceği hüküm altına alınmış olduğu halde, yukarıda açıklanan takip hukukuna ilişkin ilamlar sonucunda, takip tarihine kadar yıllık %12 vade farkı uygulanan alacağa, takipten sonra hem asıl alacağa ve hem vade farkına aylık %12 vade farkı uygulanarak müvekkilin 800.000,00.-TL daha ödeme yapılmasına sebebiyet verildiğini, takip konusu alacağa takipten sonra işleyecek vade farkı ve faiz konusunda iddia edildiği gibi hüküm tesis edilip edilmediği hususunun tavzih yolu ile açıklanmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince 30/04/2024 tarihli ek karar ile; "...Davalı vekilinin tavzih talebi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 17.04.2024 tarihinde, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/73 Esas sayılı dava dosyasına tavzih dilekçesi verildiğini, ancak adı geçen mahkeme tarafından HMK hükümlerine aykırı olarak, 30.04.2024 tarihinde tesis ettiği tavzih talebinin reddine dair kararın gerekçesi olarak, "Yapılan incelemede ,eldeki mahkememizin 2020/73 Esas-2020/525 Karar sayılı 07.01.2020 tarihli dosyası ,Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 2022/934 Esas-2022/858 Karar sayılı ,16.02.2022 tarihli ilamı ile onanarak kesinleştiğinden ve bu tarihten itibaren dosyadan el çekildiğinden davalı vekilinin talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına " biçiminde ifade edilen gerekçe ile tavzih talebinin reddedildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının tavzih talebi içeriğinin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş hükmün, tavzih yoluyla genişletilmesi ve değiştirilmesi niteliğinde olduğunu, HMK 305/2 gereğince tavzih yolu ile hükmün sınırlandırılamayacağı, genişletilmeyeceği ve değiştirilemeyeceğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/04/2024 tarih, 2020/73 Esas - 2020/525 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava itirazın iptali talebine ilişkindir.
Talep davalının tavzih talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair ilk derece mahkemesi kararına yöneliktir.
İlk derece mahkemesince davalının tavzih talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı tavzih talep eden davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; taraflar arasında imzalanan 08/10/2012 tarihli sözleşme ile davacının, davalıya ait beton bloğun teslim alınarak denize indirme işini üstlendiği, eldeki dava ile; edimin ifası sonrası sözleşme bedeli olarak kararlaştırılan miktardan bakiye kalan iş bedeli ve bu bedelin zamanında ifa edilmemesinden kaynaklanan vade farkı ile işlemiş faiz alacağının tahsiline yönelik Gebze 3. İcra Dairesinin 2014/4338 esası üzerinden davalı aleyhine başlatılan icra takibine, davalının süresi içerisindeki itirazı sebebiyle duran takibe yönelik davalı itirazın iptalinin talep edildiği, davalının ise, mahkemenin ve icra dairesinin yetkisine itiraz ederek borcun ödendiğini savunduğu, mahkemece, toplanan deliller uyarınca, işlemiş faiz alacağı dışındaki alacak kalemleri yönünden davanın kabulüne karar verildiği, anılan kararın istinaf incelemesi sonucunda dairemizin 2021/351 esas 2021/1987 karar sayılı ilamı ile kesin olarak esastan reddine karar verildiği, davalının anılan kararı temyiz ettiği, dairemizin 14.01.2022 tarihli temyiz başvurusu değerlendirme kararı ile temyiz talebinin reddine karar verildiği, anılan kararın da temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/934 esas 2022/858 karar sayılı ilamı ile mahkememizin 14.01.2022 tarihli ek kararının onandığı, davalının daha sonra 17.04.2024 tarihinde ilk derece mahkemesinden takipten sonra vade farkı ve faiz konusunda hüküm kurulup kurulmadığının tavzih yolu ile açıklanması istenmiş, mahkemece talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, karara karşı tavzih talep eden davalı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
- İlk derece mahkemesinin ek kararı yönünden; Hükmün tavzihini düzenleyen HMK'nın 305.maddesinde "Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." Düzenlemesine; 306.maddesinde "Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar." düzenlemesine ve 304.maddesinde de "Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir" düzenlemesine yer verilmiştir.
İlk derece mahkemesince verilen 2020/73 esas 2020/525 karar sayılı kararın dairemizin 2021/351 esas ve 2021/1987 karar sayılı ilamı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilerek kesinleştiği görülmektedir. Bu durumda, 07/06/1944 gün 40-22 sayılı Yargıtay İçtihatlı Birleştirme Kararında, Yargıtay 21. Hukuk dairesinin 2000/6983 esas 2000/7276 karar sayılı ilamında ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2021/2546 esas 2021/5908 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, tavzih talebinin artık dairemizin kararına karşı yapıldığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince tavzih talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi isabetlidir.
- Tavzih talebi yönünden ise; HMK'nın 305.maddesi "Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." Hükmündedir.
Eldeki olayda; davalının talebinin takip tarihinden sonra Gebze 3. İcra Dairesinin 2014/4338 esas sayılı dosyasındaki alacak için vade farkı ve faiz yönünden hüküm tesis edilip edilmediği hususunun açıklanması talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince verilen karar “…1-Davalı hakkındaki Gebze 3. İcra Müdürlüğünün 2014/4338 E sayılı dosyasında, iş bu davalı borçlunun 60.105,30 TL dava konusu asıl alacak 11.416,45 TL vade farkı üzerinden İTİRAZININ İPTALİNE, takibin bu miktarlar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
- Asıl alacağın %20'si oranında 12.021,06 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,…” şeklinde açık olup, infazda tereddüt uyandıracak şekilde bir hüküm değildir. Takipten sonraki dönemde hükmün icrasından, faizin veya vade farkının uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlığın infaz aşamasına ilişkin olduğu ve bu hususta zaten bir yargılamanın da bulunduğu anlaşıldığından şartları oluşmayan tavzih talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, tavzih talep edenin istinaf sebepleri ve tavzih talebi yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, tavzih talebinin de reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
HMK'nın 353/1. b.1 maddesi uyarınca; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
-
Davalının tavzih talebinin REDDİNE,
-
İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
-
Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
-
İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
-
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/07/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52