Sakarya BAM 7. HD 2023/1912 E. 2023/2202 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
bam
2023/1912
2023/2202
26 Aralık 2023
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1912
KARAR NO : 2023/2202
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :18/07/2023
NUMARASI :2023/325 Esas - 2023/437 Karar
DAVACI :... (T.C.No: ...) - ...
VEKİLİ :Av. ... - ...
DAVALI :... - ...
VEKİLİ :Av. ... - ...
DAVA :Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ :05/06/2023
KARAR TARİHİ :26/12/2023
KR. YAZIM TARİHİ :26/01/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı Marta-Kılıçlar Marmara Tavukçuluk San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 09/10/2014 tarihinde tasfiye edilmeksizin ticari sicilden resen terkin edildiğini, terkin işleminin şirkete ve ortaklara tebliğ edilmediğini, ticari sicilden terkin sonucu ortaklar ve yönetim kurulunca şirket borçlarının şirketin mal varlığından ödenmesine yönelik tasarruflarda bulunulamadığını, şirketin bir kısım mal varlığında haciz ve tedbir şerhleri bulunduğunu belirterek; tapu sicilinden haciz ve tedbir şerhlerinin kaldırılarak alacaklılara borçların ödenebilmesi için şirkete ait taşınmazın ve araçların tasfiyesi satılabilmesi şirketin ihyası ile şirket ortağı olan ...'e yetki verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; terkin işleminin hukuka uygun şekilde gerçekleştirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...Davanın KABULÜNE, ...'nün ... sicil numarasında kayıtlı Marta - Kılıçlar Marmara Tavukçuluk San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin - (Vergi Kimlik No: ...) 6102 sayılı TTK nun geçici 7. maddesi gereğince 09/10/2014 tarihinde yapılan resen terkin işleminin yasaya aykırı olması sebebiyle İPTALİ ile şirketin İHYASINA..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar davacı tarafından dava dilekçesinde Marta-Kılıçlar Marmara Tavukçuluk San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin sınırlı ihyası ve ek tasfiyesi ile, şirketin borçları sebebiyle malvarlığı değerleri üzerine konulan haciz ve tedbir şerhlerinin kaldırılması, alacaklı Vergi Dairesi ve Sosyal Güvenlik Kurumu borçlarının ödenebilmesi için şirkete ait taşınmazların satışı ile şirketin tasfiyesi için şirket ortağı olan davacı ...'e yetki verilmesi istenmişse de, yerel mahkemece usul ve yasaya aykırı şekilde ek tasfiye şartlarının oluşmamış olduğu ileri sürülerek şirketin tümden ihyasına hükmedildiğini, yerel mahkemece haksız ve hukuki mesnetten yoksun, taleple bağlılık ilkesine aykırı ve somut gerçeklikle bağdaşmayacak mahiyette verilen kararın kaldırılmasını talep ettiklerini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ticaret sicil kaydı silinmiş olan şirketin dava açma ehliyeti bulunmamakla birlikte açılmış olan davanın konusunu gerçekleştirmenin de mümkün olmadığını, tüm bu sebeplerle, davanın esasına geçilmeden davanın usulden reddi gerekirken yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yapılan tüm işlemlerde, gerek Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası gerekse Sakarya Ticaret Sicili Müdürlüğü kanun hükümlerini yerine getirerek işlemleri gerçekleştirdiğini, davalı ... Müdürlüğünün bu hususta hukuka aykırı bir işlemi bulunmadığını, tüm bu sebeplerle davanın reddi gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkeme nezdinde yapılan yargılama neticesi itibariyle, şu an için, ihyasına karar verilerek tüzel kişilik kazanmış bulunan Marta-Kılıçlar Marmara Tavukçuluk San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin; dava açıldığı tarihte tüzel kişiliği ve buna bağlı dava ve taraf ehliyeti bulunmaması sebebiyle davalı sıfatıyla husumet yönetilememesinde hukuka, maddi gerçekliğe ve mantığa aykırı bir durum söz konusu olmadığını, yerel mahkeme nezdinde ikame edilen mezkur davanın; esasen sınırlı ihyası istenen münfesih durumdaki Marta-Kılıçlar Marmara Tavukçuluk San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortaklarından olan davacı ... tarafından açıldığını, yerel mahkemece yapılan inceleme ve araştırmalar neticesinde davaya konu iddia ve taleplerin haklılığı ispatlandığını ve davanın kabulü yönünde usul ve yasaya uygun şekilde hüküm ihdas edildiğini, yerel mahkemece usul ve yasaya aykırı şekilde ek tasfiye şartlarının oluşmamış olduğu ileri sürülerek şirketin tümden ihyasına hükmedildiğini, bu hususta yapılan istinaf başvurusuna konu iddia ve taleplerinin saklı olduğunu ancak; davalı yanın hukuken hiçbir karşılığı olmayan ve somut gerçeklik ile de kati surette bağdaşmayan mezkur istinaf başvurusuna konu iddialarının reddi gerektiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2023 tarih, 2023/325 Esas - 2023/437 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; sicilden TTK'nın geçici 7. maddesi gereğince resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; dava dışı Marta-Kılıçlar Marmara Tavukçuluk San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin aleyhinde 6102 sayılı TTK'nın geçici 7 maddesi gereğince resen terkin tarihi 09/10/2014 itibariyle ve halen derdest olan Bandırma 2. İcra Dairesi'nin 2010/880 icra dosyası bulunduğu ayrıca kamu alacakları sebebiyle terkin tarihinde ve halen derdest olan icra takiplerinin bulunduğu belirtilerek ihyasının istendiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. bendinin son cümlesinde; "Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü yer almaktadır. Söz konusu bu düzenleme gereği; hukuki menfaati bulunanların haklı sebebe dayanarak silinme tarihinden itibaren (5) yıl içinde ihya isteyebileceği anlaşılmaktadır. Bu maddedeki süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Hak düşürücü sürenin geçtiğini mahkeme re'sen gözetir.
TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca, 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen şirketlerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.
TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil memurluğu tarafından şirketin sicil kaydı terkin edilir. Terkin edilmeden önce, TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. TTK'nın geçici 7/2. maddesine göre, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz.
Yargıtay HGK'nın 2017/11-2924 esas 2018/1935 karar sayılı ve 13.12.2018 tarihli ilamı ile "şirket davalarında yargılama usulünün düzenlendiği TTK 1521. maddesine göre açılacak davalarda basit yargılama usulünün uygulanacağı, ek tasfiyenin " çekişmesiz yargı işi olduğu" belirtilmiş olup, ihya davaları basit yargılama usulüne tabidir.
Diğer yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda iki temel yargılama usulü düzenlenmiştir. Bunlar; yazılı ( m.118-186 ) ve basit ( m.316-322 ) yargılama usulleridir.
6100 sayılı HMK'nın "Basit yargılama usulüne tabi dava ve işler" başlıklı 316. maddesinin (g) bendi düzenlemesi uyarınca; "Diğer kanunlarda yer alan ve yazılı yargılama usulü dışındaki yargılama usullerinin uygulanacağı belirtilen dava ve işler" basit yargılama usulüne tabidir.
6100 sayılı Kanun'da yazılı yargılama usulü ayrıntılı olarak düzenlenmiş, basit yargılama usulü ise temel özellikleri ve farklı noktalarıyla belirtilmiş, hüküm bulunmayan hallerde yazılı yargılama usulüne dair hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiştir ( m. 322/1 ). Basit yargılama usulü, daha çabuk sonuçlandırılması gereken, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir incelemeyle sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş daha basit, daha seri bir yargılama usulüdür.
Basit yargılama usulünde, dava ve davaya cevap verilmesi yazılı yargılama usulünde olduğu gibi dilekçeyle olur ( m. 317/1 ).
Basit yargılama usulünde cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, mahkeme duruma göre, bu sürede cevap dilekçesi verilmesi zor ise, bu süre içinde başvurulmak kaydıyla bir defaya mahsus olarak ve iki haftayı geçmeyecek ek bir süre verebilir ( m. 317/2 ).
6100 sayılı HMK'nın 317. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, basit yargılama usulünde, dava ve cevap dilekçesi dışında cevaba cevap (replik) ve 2. cevap (düplik) dilekçesi verilemez. Bu çerçevede, taraflar dilekçeleriyle birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek, ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de, bunların bulunabilmesini sağlayacak bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadırlar. Dilekçe sayısı, bu usulde görülecek işlerin basit olması ve kısa sürede karara bağlanmasını sağlamak amacıyla sınırlandırıldığından, birer defa dilekçe vermek durumunda olan tarafların daha dikkatli davranmaları gerekmektedir.
Basit yargılama usulünde iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı, yazılı yargılama usulünden farklı olarak dava açılmasıyla ve cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar ( m. 319 ).
6100 sayılı HMK'nın basit yargılama usulünde "Ön inceleme ve tahkikat" başlıklı 320. maddesi uyarınca; "Mahkeme, mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. Daha önce karar verilemeyen hallerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder." düzenlemesi mevcut olup ancak “mümkün olan haller”in neler olduğu madde metninde sayılmamıştır.
Görüldüğü üzere basit yargılama usulünde, yazılı yargılama usulünden farklı olarak ön inceleme ve tahkikat işlemleri de basitleştirilmiştir. Bu kapsamda eğer, dosya üzerinden karar verilmesi mümkünse taraflar duruşmaya çağrılmadan sadece dilekçe ve delilleri dikkate alınarak karar verilebilir.
6100 sayılı HMK'nın 316/1-b maddesi bazı basit yargılama usulüne tabi dava ve işlerin dosya üzerinden karar verilmesini mümkün hale getirmiş ve yine 6100 sayılı HMK'nın 320. maddesi mahkemenin mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verilebileceğini düzenlemiş ise de, bu hükümler Anayasanın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ile 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını bertaraf edemez.
6100 sayılı HMK'nın 27. maddesinde adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olarak hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiş olup, bu hak yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini, kararların somut, açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun “hukuki dinlenilme” başlıklı 27’nci maddesi, T.C. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “hukuki dinlenilme” başlıklı 27’nci maddesi, T.C. Anayasası’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36’ncı maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6’ncı maddesi nazara alındığında “bir dava hakkında karar verilirken duruşma yapılması esastır.” Gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ve gerekse Yargıtay ve doktrinin kabulü de bu yöndedir.Duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilmesi ise istisna olup, ancak bu konuda kanuni dayanak bulunması halinde mümkündür. Eş deyişle; ancak hukukun izin verdiği “ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, delil tespiti, İcra ve İflas Kanununun 17 ve 18’inci maddelerinde öngörülen şikâyet davaları” gibi durumlarda dosya üzerinden karar verilebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 320/1’inci maddesi hükmünün de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Şirket ihyası davalarında verilen kararlara karşı Temyiz Kanun Yolu incelemesini yapan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/03/2022 tarih 2021/7191 Esas-2022/2157 Karar sayılı İçtihadında;
"Davanın niteliği gereği mahkemece, basit yargılama usulünü uygulamalı duruşma açılarak tarafların dinlenilmesi ve böylece hukuki dinlenilme hakkı tanınarak karar verilmesi gerekmektedir. Taraflara hukuki dinlenilme hakkının verilmesi Anayasal bir haktır. Anayasa’nın 36.maddesine göre, teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı hukuki dinlenme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nde de hukuki dinlenilme hakkı adil yargılanma hakkı içerisinde teminat altına alınmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesi hükmüne göre, “davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirilmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir”.
Bu itibarla, mahkemece 23.12.2020 tarihinde tevzi edilen dava dosyasında taraflara tebligat çıkarılmadan ve ön inceleme duruşması açılmadan 04.01.2021 tarihinde dosya üzerinde karar vererek, hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan red kararı doğru görülmemiş, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir." gerekçeleriyle bu nitelikteki davalarda izlenmesi gereken usul gösterilmiştir.
Yukarıdaki tüm açıklamalar, yasal düzenlemeler ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin anılan İçtihadı göz önüne alınarak somut olaya bakıldığında; eldeki davanın 6102 sayılı Kanun'un 547. maddesine göre sicilden terkin edilen şirket hakkında açılan dava nedeniyle şirketin ihyası talebine ilişkin olduğu, ilk derece mahkemesince 12/06/2023 tarihli tensip tutanağının düzenlendiği, yargılamanın basit yargılama usulüne göre icrasına karar verildiği, bu hal üzerine mahkemece ön inceleme günü belirlenmeksizin ve taraflara tebliğ edilmeksizin dosya üzerinden yazılı olduğu şekilde esastan karar verildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin anılan İçtihadında belirtildiği üzere davanın niteliği gereği mahkemece, basit yargılama usulünü uygulanarak ve duruşma açılarak tarafların dinlenilmesi ve böylece hukuki dinlenilme hakkı tanınarak karar verilmesi gerektiği, aksi durumun hukuki dinlenme hakkına aykırı olacağı, sonuç olarak davanın niteliği itibarıyla taraflara usulüne uygun şerh içerir tebligatlar çıkarılarak ve ön inceleme duruşması açılıp taraflar davet edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; sair istinaf nedenleri incelenmeksizin kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kamu düzeni nedeniyle kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4-6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Kamu düzeni nedeniyle Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2023 tarih, 2023/325 Esas ve 2023/437 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
-
Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
-
İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
-
Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.26/12/2023
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:54:15