Sakarya BAM 7. HD 2022/2236 E. 2023/2183 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
bam
2022/2236
2023/2183
25 Aralık 2023
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2236
KARAR NO : 2023/2183
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/06/2022
NUMARASI : 2021/600 Esas - 2022/564 Karar
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : RTA LABORATUVARLARI BİYOLOJİK ÜRÜNLER İLAÇ VE MAKİNE SANAYİ TİCARET A.Ş. - ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 18/08/2021
KARAR TARİHİ : 25/12/2023
KR. YAZIM TARİHİ : 12/01/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sermaye Piyasası Kurulu'nun 10.12.2020 tarihinde yayınlanan bülteninde hisse sahibi olduğu ve RTALB şirketinin Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) bilgi vermediği için para cezasına çarptırıldığının ve bu durumdan zarar gören yatırımcıların maruz kaldıkları zarar karşılığında mahkemelere başvuru yapabileceğinin belirtildiği; Müvekkilinin 22.06.2020 tarihinden bugüne Borsa İstanbul’da işlem gören RTA Laboratuvarları Biyolojik Ürünler İlaç ve Makine Sanayi Ticaret A.Ş.‘de pay sahibi olan küçük bir yatırımcı olduğu; müvekkilini ülkemizdeki şirketlerin daha çok üretim yapabilmesi adına yatırımları bu yönde değerlendirme kararı aldığı; 22.06.2020 tarihinden itibaren düzenli olarak ve RTALB hisselerini Ziraat Bankası nezdindeki yatırım hesabından aldığı ve uzun vadeli yatırım planında olduğu için lot sayılarını aşırı bir şekilde değiştirmemek için yüklü miktarda alım satım işlemleri yapmadığı; Kamuyu Aydınlatma Platformu ve teslim edilen iş bilgilerinin davalı şirket tarafından zamanında verilmemesi sebebiyle şirket üzerinde olumsuz haberler yayılmaya başladığı ve davalı şirketin hisse değeri günden güne düşmeye başladığı; 25.08.2020 tarihinden itibaren şirketin Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda bilgi vermemesinden dolayı hisse fiyatının bugüne kadar düzenli olarak düştüğü; dilekçede verilen grafik incelendiğinde ise değer düşüşünün davalı şirketin haksız fiili ile doğrudan alakalı olduğunun anlaşıldığı; Müvekkilin yaşanılan hisse değerine ilişkin düşüşle birlikte hem maddi hem de manevi olarak büyük çöküntüye uğradığı; davalı şirketin hatası ve ihmali nedeniyle müvekkilin ekonomik olarak büyük zarar gördüğü; yatırımlarının değer olarak dibe çöktüğü ve bu durumun vekilin aile çevresindeki huzurunu dahi bozduğu; Sermaye Piyasası Kurulu’nun 10.12.2020 tarihinde yayınladığı bülteninde Kamuyu Aydınlatma Platformu'na bilgi vermeme gerekçesiyle RTA Laboratuvarları Biyolojik Ürünler İlaç ve Makine Sanayi Ticaret AŞ’ne II – 15.1 sayılı Özel Durumlar Tebliği’nin 23 üncü maddesinin yedinci fıkrası gereğince 281.748 Türk Lirası para cezası verdiği ve bu sebeple zarar eden yatırımcılara tazminat
açısından yasal yolu açtığı;
yukarıda anılan sebepler nedeniyle müvekkilin 2.500 lot ile hala ortağı olduğu RTA Laboratuvarları Biyolojik Ürünler İlaç ve Makine Sanayi Ticaret A.Ş. aleyhine HMK 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak 1.000 TL maddi, 15.000 TL manevi olmak üzere toplam 16.000 TL tazminat ödenmesine hükmedilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1996 yılından günümüze dek insan ve hayvan sağlığında kullanılan her türlü aşı, serum, antijen, mikrobiyoloji test kitleri ve genetik ürünler gibi biyolojik ürünler ile kimyasal maddelerin imalat, ihracat ve ticareti gibi birçok alanda faaliyet gösterdiği; 2002 yılında Gebze Plastikçiler Organize Sanayi Bölgesindeki binasına taşınarak burada araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin yanı sıra medikal ve endüstriyel biyoteknoloji ürünlerinin üretim faaliyetlerini gerçekleştirdiği; müvekkil şirketin halen faaliyetini sürdürdüğü; Müvekkil şirketin 2014 yılında hisselerin %34'ünü halka arz ederek Türkiye'nin hisseleri borsada işlem gören ilk biyoteknoloji firması olduğu; müvekkil şirketin Türkiye'nin halka açık tek biyoteknoloji şirketi sıfatını bugün hala taşıdığı ve %74’ü halka açık olarak yoluna devam ettiği; Sektördeki uzun yıllara dayanan tecrübesi olan güveni ile müvekkil Şirket pandemi sürecini Covid -19 virus tanısı için gerekli tüm parametreleri tamamladığı; bunu yatırımcıları ve kamuoyu ile Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda özel durumlar tebliğine uygun olarak paylaştığı; pandemi sürecinin Sayın Mahkemenin de bilindiği üzere tarihte eşi benzeri görülmemiş ve dolayısıyla öngörülemeyen bir süreç olduğu; şirketin tam kapasite ve çalışarak bu süreçte en gerekli malzemelerden olan Tanı Kiti'nin üretimi için mümkün olan en üst düzey çabayı sarf ettiği; Şirketin faaliyetlerini başarılı şekilde sürdürdüğü; bu kapsamda Devlet Malzeme Ofisi ile girmiş olduğu ihale çerçevesinde sözleşme akdettiği ve Sağlık Bakanlığı'na da malzeme sağlamaya başladığı; tarihte eşi benzeri olmayan tüm bu olaylar karşısında bir takım bireysel yatırımcıların müvekkili şirketin hissesini tabiri caiz ise kaçırılmayacak bir fırsat olarak değerlendirdikleri ve hızlı bir şekilde kâr sağlamak adına ve müvekkil şirket hisselerine yatırım yaptıkları; somut gerçeklikler karşısında nasıl pozisyon aldıklarının tamamen yatırımcılara kendi iradelerini kalmış bir durum olduğu; Davacının davasını HMK md.107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açtığını belirtmesine rağmen huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak görülmesinin mümkün olmadığı; oysaki davacı vekilinin Şirket hissesini aldığı her bir gün hissenin değerinin ne kadar olduğu ve kaç adet lot hisse almış olduğunun belli olduğu; davacının zararını hesap edebilecek konumda olduğu; ortada belirli bir alacak varken belirsiz alacak davası açılması bu dava türünün amacına aykırı hareket etmek olduğu; açılacak davanın değeri biliniyor ve tespit edilebiliyor ise belirsiz alacak davası açılamayacağı; koşulları yokken belirsiz alacak davası açılmış olması sebebiyle davanın öncelikle hukuki yarar yokluğu yani dava şartı nedeniyle usulden reddedilmesinin gerektiği; Davacının 22.06.2020 tarihinden itibaren müvekkil şirketin borsada işlem gören hisselerin satın aldığını beyan ettiği ve Ziraat Bankası yatırım hesabı hareketlerini mahkeme huzuruna sunduğu; Davacının dava dilekçesinde müvekkil Şirketin Devlet Malzeme Ofisi ile yapmış olduğu sözleşme ile 19.08.2020 ve 25.08.2020 tarihlerinde sipariş edilen 02.09.2020 ve 31.08.2020 tarihinde teslim edildiği belirtilen siparişin 25.08.2020 tarihinde teslim edildiğine ilişkin bilginin verilmemiş olması sebebiyle müvekkil Şirketin hisselerinin düşmeye başladığını beyan ettiği; müvekkil Şirketin siparişleri teslim edeceğini belirtmiş olduğu tarihlerin 02.09.2020 ve 31.8.2020 olduğu; bu kapsamda müvekkil Şirketin teslimata ilişkin belirtmiş olduğu tarihlerin 25.08.2020 tarihinden sonraki bir tarih olduğu; müvekkil Şirketin 25.08.2020 tarihinde siparişleri teslim ettiğine dair bir açıklama yapma gibi bir iğünün bulunmadığı; bu kapsamda müvekkil Şirket hisselerine 25.08.2020 tarihinde düşüş eğilimine geçmiş olması ile teslimat bilgisi verilmesinin arasında illiyet bağının bulunmasının mümkün olmadığı; bu kapsamda müvekkil Şirketin hisselerinin teslimat tarihi öncesinde düşme eğilimi göstermeye başladığının açık bir şekilde görülmekte olduğu; bu anlamda davacı beyanlarının kendi içerisinde çelişmekte olduğu; ayrıca müvekkil Şirketin ileri tarihli KAP açıklamalarından görüldüğü üzere söz konusu siparişlerin geç teslim edileceğine ilişkin açıklamaların yapıldığı; bu hususta davacının beyanlarının somut gerçeğe aykırı nitelikte olduğu; hissenin düşüş eğilimi gösterdiği tarihin teslimat tarihinden önceki bir tarih olmasının müvekkil şirketin hisse değerinin düşüş eğilimi göstermesi üzerinde bir etkisi ve kusuru bulunmadığını kanıtlar nitelikte olduğu; müvekkili Şirketin hisselerini davacının ilk satın aldığını iddia ettiği tarihte 35,72 TL iken 25.08.2020 tarihinde 62,25 TL'ye yükseldiği; bu tarihin akabinde müvekkil Şirketin hisselerinin düşüş eğilimi izlediği ve akabinde yine yükselme eğilimine geçtiği; piyasadaki birçok sebebe bağlı olarak hisselerde zaman zaman dalgalanma yaşandığı; hatta 03.09.2020 tarihinde müvekkil Şirketin hisselerini en yüksek değerinden biri olan 61.15 TL'ye ulaştığının görüldüğü; davacının iddia ettiği üzere teslimat yapıldığına ilişkin açıklamanın yapılmamış olmasına hisse senedinin fiyatı üzerinde hiçbir etkisi olmadığını, hisselerin değer kaybetmesini müvekkil Şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığı; keza dünyada ve Türkiye'de yaşanan olaylar doğrultusunda hissenin fiyatının dönem dönem yükseldiği ve düştüğünün yapılacak inceleme sırasında açık şekilde görüleceği; bu kapsamda davacının özel durum açıklamalarındaki gecikmeleri müvekkil Şirket hakkında olumsuz haberlerin yayılmasına sebebiyet verdiği, bu sebeple de hisse fiyatında düşüş gerçekleştiğini iddia ettiği; bunun hakikatle örtüşmediğinin davacının kendi alış işlemlerinden dahi anlaşıldığı; davacı her ne kadar olumsuz fiyat hareketinin özel durum açıklamalarının gecikmesinin yatırımcı üzerindeki etkisi olduğunu iddia etse de yalnızca bu sebebin hissenin fiyatını belirlemeyeceğinin açık olduğu; davacının olağanüstü sebeplerle geç yaptığı özel durum açıklamalarının yapılması beklenen tarihten sonra defalarca
müvekkil şirket hisselerini satın almasının da bunu ispatlar nitelikte olduğu; yatırımcıların hisseye ilişkin haberleri nasıl yorumlayacaklarının tamamen kendilerine ait olduğu; fiyatın müvekkil şirketin değil piyasa katılımcılarının yorumlarının belirlediği; davacının kendisinin dahi geciken özel durum açıklamalarından fiyatı etkisi olmayacağını düşünmüşken başka yatırımcıların niyetlerini okuyarak iradesine dayalı yatırım kararı neticesinde oluşan zararını müvekkil Şirkete yüklemeye çalışmasının kötü niyetli olduğu; yargının bu amacın gerçekleşmesine izin vermemesi gerektiği; Davacının hisseyi ne sebeple aldığı ya da ne sebeple satmadığının ancak iddia edilen zarar ile Şirket fiilleri arasında illiyet bağı bulunmadığının tespiti bakımından önem taşımakta olduğu; bu sebeplerin hiçbir şekilde müvekkil şirketin hisse senedinin fiyatı üzerinde etkisi olduğu şeklinde değerlendirilemeyeceği; bir başka değişle yatırımcının özel durum açıklamasının yapılmasını beklediği tarihte yapılmamış olmasından etkilenmediğinin bu tarihten sonra defalarca müvekkil Şirket hissesine yatırım yapma kararı almış olmasıyla sabit olduğu; bu nedenle zarar ile müvekkil Şirketin fiilleri arasında bir illiyet bağından bahsedilmesinin mümkün olmadığı; her yatırımcının birden fazla etkene bağlı olarak yatırım kararı aldığı, tek bir sebebin tek bir sonuca götürmediği;
dolayısıyla müvekkil şirketin fiillerinin tek başına fiyata etki etmesinin mümkün olmadığı; kimi yatırımcıların birden ziyade sebeple satış kararı verdiği günde davacı taraf dahil birçok kişinin de alış kararı vermiş olduğu ki işlemlerin gerçekleştiği; davacının pandemi sürecinde tanı testi üreten müvekkil şirketin hisse senetlerinin değer kazanacağı düşüncesi ile bu hisse senetlerinin hür iradesiyle yatırım yaptığı; bir süre sonra aldığı fiyatın çok üzerinde olmasına rağmen satış yapmadığı ve müvekkil şirket hisselerinden satın almaya devam ettiği; işlemleri nedeniyle uğramış olduğu zararı müvekkil şirketten talep etme yoluna gittiği; davacının mahkeme dosyasına sunmuş olduğu hesap ekstresinde açıkça görüldüğü üzere davacının zarara uğradığını iddia ettiği 25.08.2020 tarihinden sonra da uzun süre müvekkil Şirket paylarında alım işlemi yaptığı; bu hususun dahi davacının müvekkil şirketin fiilleri sebebiyle zarara uğradığı iddiasına samimi ve gerçeğe uygun olmadığını ortaya koyduğu; davacının daha çok kazanabilmek amacıyla kendi verdiği yatırım kararlarının sonucunda ne yazık ki zarara uğradığı; Kaldı ki Yatırım Kuruluşları Tebliğinin “müşteriye risklerin bildirilmesi yükümlülüğü” başlıklı 25 inci maddesinde yatırım kuruluşlarının yatırım hizmet ve faaliyetleri kapsamında müşterilerine sermaye piyasası araçları ile yatırım hizmet ve faaliyetlerine ilişkin genel riskleri açıklamak durumunda oldukları; hal böyleyken davacının bu anlamda da risklerden haberdar olduğunun mahkemenin ilgili yatırım kuruluşundan davacıya ait bu bildirim formunu talep edilerek ortaya konabileceği; Sermaye Piyasası Kurulunun mezkur tebliğinde açıkça “sermaye piyasası işlemleri çeşitli oranlarda risklere tabidir, piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda yatırım kuruluşuna yatırdığınız paranın tümünü kaydedebileceğiniz gibi kayıplarınız yapacağınız işlemi türüne göre yatırdığınız para tutarını dahi aşabilecektir.” denildiği; davacının sürekli kazanç elde edeceği beklentisi ile hareket etmişse de bunun sermaye piyasası işlemlerin doğasına aykırı olduğu; kendisinin bu hususta ilgili mevzuat gereği işlem yaptığı yatırım kuruluşu tarafından bilgilendirildiğini bu nedenlerle davacının kendi iradesine dayanan tasarrufu sebebiyle hedeflediği karı elde edemediği; SPK idari para cezasına ilişkin kararına dayanarak mahkemeniz vasıtası ile çıkar elde etme çabası olduğu; bu kapsamda haksız, hukuka aykırı ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE; ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "Kamu Aydınlatma Platformuna teslim edilen iş bilgilerinin davalı şirket tarafından zamanında verilmemesi sebebi ile şirket üzerinde olumsuz haberler yayılmaya başlamış ve davalı şirketin hisse değeri günden güne düşmeye başlamıştır. 25 Ağustos 2020 tarihinden itibaren, şirketin Kamu Aydınlatma Platformuna bilgi vermemesinden dolayı, hisse fiyatı bugüne kadar düzenli olarak düşmüştür. Dosyada bulunan grafikler incelendiğinde hisse değerinin düşüşünün davalı şirketin haksız fiiliyle doğrudan alakalı olduğu anlaşılmaktadır. Müvekkil, yaşanılan hisse değerine ilişkin düşüşle birlikte hem maddi, hem de manevi olarak büyük çöküntüye uğramıştır. Davalı şirketin hatası ve ihmali nedeniyle müvekkil ekonomik olarak büyük zarar görmüş, yatırımları değer olarak dibe çökmüş ve bu durum müvekkilin aile içerisindeki huzurunu dahi bozmuştur. Sermaye Piyasası Kurulu, 10 Aralık 2020 tarihinde yayınladığı bülteninde Kamu Aydınlatma Platformuna bilgi vermeme gerekçesi ile RTA Laboratuvarları Biyolojik Ürünler İlaç ve Makine Sanayi Ticaret A.Ş’ne II-15.1 sayılı Özel Durumlar Tebliği’nin 23 üncü maddesinin yedinci fıkrası gereğince 281.748 Türk Lirası para cezası vermiş ve bu sebeple zarar eden yatırımcılara tazminat açısından yasal yolunu açmıştır. Yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporu kabulü de, davalı şirketin 281.748 Türk Lirası para cezası müeyyidesi ile karşı karşıya kaldığı husus nedeniyle müvekkilin zararı arasında illiyet bağının olmadığının söylenmesi de mümkün değildir" beyanı ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı taraf kararı istinaf etmiş ancak istinaf dilekçelerindeki iddiaları dava dilekçesindeki iddialarının ötesine geçmemiş ve kararın neden hatalı olduğuna ilişkin hiçbir yeni iddia ortaya atılmamıştır. Mahkemenizce de takdir edileceği üzere; Davacı, hatalı yatırım kararının sonuçlarını Müvekkil Şirkete yüklemeye çalışmaktadır. Oysa müddei iddiasını ispat ile yükümlüdür. Tazminat talebine mesnet tutulan eylemler ile zararın oluşması arasındaki illiyetin varlığının ispatı Davacı üzerindedir. Aksi halde sadece özel durum açıklamalarının Davacının tabiri ile “yapılmaması” sebebi ile fiyatın düştüğü iddiasına dayalı olarak tazminata hükmedilemeyeceği tartışmasızdır. Tazminat hukuku, bireye ait değerlerin korunması amacıyla kişilik hakları ihlal edilenlere manevi tazminat davası açma hakkı tanımaktadır. Ancak; bu bir kimsenin, her üzüntü duyduğu olay ve olgu karşısında, manevi tazminat isteme hakkı doğduğu anlamına gelmez. Manevi tazminat talep edilebilmesi için zarar ve illiyet bağı dışında kişilik haklarına saldırı meydana gelmesi ve kişinin söz konusu saldırı sonucunda elem ve keder yaşaması şartı aranmaktadır. Asla kabul etmemekle birlikte eylem hukuka aykırı nitelikte olsa dahi işbu durum eylemin kişilik haklarına halel getirecek bir eylem olduğu ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu anlamına gelmemektedir. Davacı’nın; hissenin değer kaybetmesi ile meydana geldiğini iddia ettiği zarar, kişinin malvarlığı üzerinde gerçekleşmiş olduğundan bu sebebe dayanarak manevi tazminat talep edilmesi mümkün değildir (Yargıtay 15. HD., E. 2013/5437 K. 2014/57 T. 7.1.2014)" beyanı ile davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2022 tarih, 2021/600 Esas - 2022/564 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacının davalı şirketin halka açık hisselerinin bir bölümüne BİST vasıtasıyla sahip olduğu, Sermaye Piyasası Kurulu'nun 10.12.2020 tarihinde yayınlanan bülteninde hisse sahibi olduğu ve RTALB şirketinin Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) bilgi vermediği için para cezasına çarptırıldığının ve bu durumdan zarar gören yatırımcıların maruz kaldıkları zarar karşılığında mahkemelere başvuru yapabileceğinin belirtildiği; bunun üzerine davacı tarafından eldik davanın açıldığı ve belirsiz alacak davası olarak 1.000 TL maddi, 15.000 TL manevi olmak üzere toplam 16.000 TL tazminat Ödenmesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince açılan davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya arasına alınan 11/05/2022 Tarihli Bilirkişi Heyeti Raporunda Özetle; hukuksal niteleme tamamen Mahkemeye ait olmak üzere; 362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunun yukarıda verilen 107 nci madde hükmü karşısında, özel kurum açıklaması yapılmamış veya geç yapılmış olmasının, manipülasyon suç tanımı içinde olmadığı, bu eylemlerin “manipülatif eylem” olarak nitelendirilemeyeceği; SPK tarafından 281.748 TL idari para cezası uygulanan 19.08.2020 ve 25.08.2020 tarihli özel durum açıklamalarında öngörülen Devlet Malzeme Ofisi’nin siparişlerinin teslimat tarihleri olan 02.09.2020 ve 31.08.2020 tarihlerinde teslimatların tamamlanma durumuna ilişkin açıklama yapılmamış olmasının davacı tarafından oluştuğu iddia edilen zararla doğrudan bir illiyet bağı kurmanın mümkün olmadığı yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Eldeki davada, ilk derece mahkemesince; dava konusu olayda davacının Ziraat Bankası'nın borsa işlemleri yapan, Ziraat Yatırım müdürlüğü aracıyla davalı şirketin İstanbul Borsası'nda işlem gören hisse senetlerinden satın aldığı, bunların değerinin bazen artıp bazen eksildiği, bu düşüşten özellikle davalı şirketin özel durum açıklaması yapmamasının "Manipülatif eylem" olarak nitelendirilemeyeceği, davalının hisselerinin düşüşünde davacı zararı ile davalı şirketin fiilleri arasında bir illiyet bağı kurmanın mümkün olmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilmesinde tüm dosya kapsamı deliller dikkate alındığında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
Gerekçeli karar başlığında; davacı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
HMK'nın 353/1. b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
-
İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 269,85. TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 80,70. TL'nin mahsubu ile kalan 189,15. TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
-
İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
-
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/12/2023
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:54:15