Sakarya BAM 7. HD 2022/2216 E. 2023/2182 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
bam
2022/2216
2023/2182
25 Aralık 2023
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2216
KARAR NO : 2023/2182
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/06/2022
NUMARASI : 2021/548 Esas - 2022/506 Karar
DAVACI : ÖZEL GEBZE DOĞA HASTANESİ SAĞLIK HİZMETLERİ A.Ş. - ...- ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : ESTETECH SAĞLIK MEDİKAL BİLİŞİM HİZMETLERİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/07/2021
KARAR TARİHİ : 25/12/2023
KR. YAZIM TARİHİ : 09/01/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; alacaklı tarafından Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/13173 Esas sayılı dosyasından müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibine ilişkin olarak; müvekkili şirkete UETS yolu ile tebliğ edilen Örnek No:7 ödeme emrine sistemden kaynaklanan hatalar nedeni ile yasal süresi içerisinde itiraz yapılamadığını, müvekkili şirketin borcu olmadığı davalı/alacaklı şirket tarafından yapılan takibin kesinleştiğini, müvekkili ile takip alacaklısı arasında takip alacaklısının takip konusu yapabileceği bir alacak olmadığını, müvekkilinin takip alacaklısına ödenmesi gereken herhangi bir borcu bulunmamakla takip konusu asıl alacağa, faizlerine, takibin ferileri olan her türlü alacak kalemlerine ilişkin olarak "borca ve ferilerine " açıkça ve kesin olarak öğrenme tarihinden itibaren derhal itiraz edildiğini, müvekkili şirket ile davalı/borçlu şirket arasındaki sözleşme uyarınca; 01/07/2020 tarihinden 01/09/2020 tarihine kadar; Genel Ciro - Maliyet = X, X 'in %35 'i net hak ediş olduğunu, ancak bu tarihler arasında fiks rakamın 20.000,00 TL olduğunu, yani ciro ne olursa olsun her halükarda davalı/alacaklıya 20.000,00 TL ödeneceğini, 01/09/2020 tarihinden 01/03/2021 tarihine kadar; Genel Ciro - Maliyet = X, X 'in %35 'i net hak ediş olduğunu, ancak bu tarihler arasında fiks rakamın 25.000,00 TL olduğunu, yani ciro ne olursa olsun her halükarda davalı/alacaklıya 25.000,00 TL ödeneceğini, davalı/alacaklı ile müvekkili şirket arasındaki cari hesap ekstresi bakiyesinin "0" olduğunu, bunun sebebinin davalı/alacaklının yapılmış olan ciroya uygun fatura kesmemiş olmasından kaynaklandığını, davalı/alacaklı tarafından icra takip dosyasına dayanak olarak göstermiş olduğu faturalar e-fatura olmadığından dolayı sistem üzerinden düşmediğini, mükelleflerin e-Arşiv Uygulaması kapsamında elektronik belge biçiminde oluşturdukları faturayı vergi mükellefi olmayanlarda uygulanan istisna haricinde alıcısına kâğıt ortamında teslim ettiklerini, vergi mükellefi olmayanlara düzenlenen fatura, alıcının rızasına bağlı olarak kâğıt veya elektronik ortamda teslim edileceğini, davalı/alacaklı tarafından müvekkili şirkete tebliğ edilmiş bir fatura bulunmadığını, davalı/alacaklı tarafından düzenlenen faturaların, davalı/alacaklı muhasebecisine bildirim yapıldıktan sonra faturayı e-posta yoluyla ... adresine gönderildiğini, davalı/alacaklının takip dayanağı olarak göstermiş olduğu faturalar gerçeği yansıtmaktan uzak olup faturalara açıkça ve kesin olarak itiraz ettiklerini, davalı/alacaklının talebi ile Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/13173 Esas sayılı icra takip dosyasından müvekkili şirkete ait araçlara, gayrimenkullere ve banka hesaplarına haciz konulduğunu, İcra Müdürlüğünden alınan kapak hesabına göre icra dosyası borcunun hacizleri kaldırmak için 27/07/2021 tarihinde 121.546,04 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirket kayıtlarına göre davalı/alacaklının; Şubat 2021'den 93.898,14 TL olan genel cirodan 19.086,77 TL olan maliyetin düşülmesinden sonra hak edişe esas olan 74.811,37 TL olan cironun %35'i olan olan 26.183,98 TL işe Mart 2021 'den 18.303,15 TL olan genel cirodan 4.402,16 TL olan maliyetin düşülmesinden sonra hak edişe esas olan 13.900,99 TL olan cironun %35'i olan olan 4.865,35 TL 'nin toplamı olan 31.049,33 TL 'nin 2.483,95 TL KDV 'li miktarı 33.533,27 TL 'lik faturanın kesilmesi ile bu bedelin davalı/alacaklıya ödeneceğini, takibe konu alacaklar miktarının; 80.000,00 TL + 17.280,00 TL = 97.280,00 TL (takip çıkışı) - 33.533,27 TL ( faturanın kesilmesi halinde ) fazladan takip konusu yapılan kısım olan 63.746,73 TL müvekkili şirketin borcunun olmadığına dair iş bu davanın açıldığını, müvekkili şirketin davalı/alacaklının kesmemiş olması nedeni ile müvekkili şirket ticari defter ve kayıtlarında gözükmeyen hak edişinin dışında davalı/alacaklı şirkete her hangi bir borcu bulunmadığını, ileride telafisi güç veya imkânsız zararların doğmaması için Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/13173 Esas sayılı İcra takibinin durdurulmasına ( haciz vs işlemlerin yapılmasının durdurulmasına ) karar verilmesini talep ettiklerini, ticari dava niteliğindeki menfi tespit davalarının açılabilmesi için arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmadığını, tüm bu nedenlerle; müvekkili davacının, davalı/alacaklı şirkete borçlu olmadığının tespitine (Takibe konu alacaklar miktarı; 80.000,00 TL + 17.280,00 TL = 97.280,00 TL (takip çıkışı) - 33.533,27 TL (faturanın kesilmesi halinde) fazladan takip konusu yapılan kısım olan 63.746,73 TL), Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/13173 Esas sayılı icra takip dosyası ile davacı müvekkili şirkete karşı bilerek ve isteyerek olmayan bir alacağı tahsil etme amacıyla ısrarlı bir tutum sergileyen davalı/alacaklı şirketin haksız ve hukuka aykırı talep ve haciz işlemleri nedeni ile talep edilen bedel üzerinden %20'den aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatının davalı/alacaklı şirketten tahsili ile müvekkil davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar menfi tespit davası açılmış ise de kendi iddiaları doğrultusunda cebri icra tehdidi altında ödenmiş bir paranın iadesi için dava açılmış olup açılan bu davanın istirdat davası olduğunu, istirdat davasını açabilmek için arabuluculuk yoluna başvurulmuş olması gerekirken işbu dava açısından herhangi bir arabuluculuk görüşmesi yapılmadığını ve usuli eksiklik ile dava açıldığını, davanın usul eksikliğinden dolayı reddine karar verilmesini, bunun kabul görmemesi halinde aşağıda yer alan açıklamaları doğrultusunda esastan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili ile davacı şirket arasında süre gelen bir ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişki kapsamında davacı tarafa sağlanan hizmet karşılığında 19/05/2021 tarih ... fatura numaralı 17.280,00 TL bedelli, 19/05/2021 tarih ... fatura numaralı 80.000,00 TL bedelli iki adet fatura keşide edildiğini ve bu e-faturaların sistem üzerinden davacı tarafa tebliğ edildiğini, davacı tarafın TTK gereğince 8 gün içerisinde faturalara itiraz etmediğini ve iade etmediğini, ayrıca bu hizmetin verilmediğine ilişkin de müvekkili şirkete herhangi bir ihtarname yollanmadığını, müvekkili şirketin davacı tarafın bu ödemeyi yapmasını beklediğini, ancak davacı tarafın müvekkili şirketi sürekli olarak oyaladığını, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından Gebze İcra Müdürlüğü 2021/13173 esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini ve davacı tarafça işbu takibe de itiraz edilmediğini, sonrasında davacı tarafa haciz işlemleri uygulanınca davacı tarafın tüm bu işlemlerden sonra geriye dönük olarak haksız ve kötü niyetli olarak iade faturaları keşide ettiğini, ancak bu iade faturalarının Kartal 23. Noterliği 23/06/2021 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı tarafa iade edildiğini, davacı tarafın bu sefer de müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla mağduriyet yaşandığı algısı oluşturarak ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu ve icra dosyasına yapılan ödemenin müvekkiline aktarılmasını engellemek istediğini, davacı tarafın kötü niyetli olarak tüm dosya borcu üzerinden tedbir talebinde bulunduğunu ancak dava dilekçesinde ise 33.533,27 TL borcun varlığının kabul edildiğini, tüm bu nedenlerle istirdat davasının ön şartı olarak arabuluculuk yoluna başvurulmamış olmasında dolayı davanın usulden reddine, faturalara ve icra takibine itiraz edilmemiş olmasıyla da varlığı davalıca ispat davacı tarafça da kabul olunan borcun müvekkilinin mali dengeleri göz önünde bulundurularak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, bu bağlamda ihtiyati tedbire ilişkin ara karardan rücu edilmesine, bunun kabul görmemesi halinde davacı tarafça ikrar olunan 33.533,27 TL yönünden ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, müvekkilinin ticari defter ve kayıtları ile vergi dairesi / maliye kayıtları incelendikten sonra haklılığı anlaşılacak alacağın kabulü ile açılan davanın reddine, davalı tarafın kötü niyetli itirazı göz önünde bulundurularak %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE, Davacı tarafından davaya konu edilen toplam tutarın %20'si oranına denk gelen 12.749,35.-TL tazminatın İİK 72/4 md. uyarınca davacıdan alınarak davalıya ödenmesine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; " Dava konusu uyuşmazlığı meydana getiren husus ise ne yazık ki davalı şirketin ciroya uygun fatura kesmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Yerel Mahkeme, hak edişinin nasıl hesaplanacağının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Ancak ispat yargılaması bakımından değerlendirmesinin eksik ve hatalıdır. Sözleşme her ne kadar imzalanmamış olsa dahi, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve uygulamanın dava dilekçemizde iddia ettiğimiz gibi süre geldiğinin ispatı açısından 2020 yılından bu yana tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesini talep etmiştik. Zira dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporu sadece taraflar arasındaki ticari defterlerin son güncel halini tespit etmiştir. Raporda, ticari defterlerin sahipleri lehine delil kuvvetine haiz olduğu ifade edildikten sonra müvekkil firma ticari defter ve kayıtlarına göre müvekkil firmanın davalıya borcunun olmadığı, davalı şirket ticari defter ve kayıtlarına göre ise müvekkil firmanın borçlu olduğu ifade edilerek yetinilmiştir. Yani dosya kapsamında tanzim edilen rapor ne müvekkil firmanın lehine/aleyhinedir, ne de davalı şirketin lehine/aleyhinedir. Yargısal içtihatlarda ve öğretide ifade edildiği üzere yargılama sonucunda ulaşılacak hüküm, doğru, gecikmemiş ve kendisinden beklenen etkiyi gösteren bir niteliğe sahip olmalıdır. Bundan dolayı belirsiz vakıaların açıklattırılmasına, eksikliklerin hâkim tarafından işaret edilerek taraflarca giderilerek yargılamanın uzatılmasının önüne geçilmesine ilişkin hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Usul hukukunda bu yükümlülüğün anlamı, doğru hüküm kurulmasıdır. Yerel Mahkeme tarafından yapılması gereken iş; müvekkil firma ile davalı firma arasında ticari ilişkinin başladığı 2020 yılından itibaren ticari defter ve kayıtların bilirkişi marifetiyle inceletilmesini sağlayarak, taraflar arasında hak ediş uygulamasının nasıl olduğunu şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tespit ettirmesi ve akabinde taraflar arasında alacak-borç ilişkinin bulunup bulunmadığını aydınlatmaktadır" beyanı ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2022 tarih, 2021/548 Esas - 2022/506 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; hizmet sözleşmesi nedeni ile düzenlenen faturalardan doğan alacak için davalı tarafça başlatılan takipte 63.746,73.-TL miktar yönünden menfi tespit istemine ilişkin olup, yargılama esnasında alacağın ödenmesi nedeniyle istirdat istemine dönüşmüştür.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacı aleyhine davalı aleyhin Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/13173 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, başlatılan takibe konu edilen alacağın davacı tarafça kabul edilmediği, bu nedenle de başlatılan takip miktarı tutarında borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesi için eldeki davanın açıldığı, yargılama sırasında takibe konu miktarın ödendiği, ödenen miktar yönünden davanın istirdat davasına dönüştüğü ve davacı tarafından ödenen bedelin iadesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince açılan davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya arasına alınan Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2021/13173 sayılı icra dosyasının incelemesinde; davalı alacaklı tarafından, davacı borçlu aleyhine iki adet faturadan kaynaklanan 97.280,00.-TL asıl alacak için ilamsız takip yolu ile icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine borçlunun yasal süresinde takibe itiraz etmemesi nedeniyle takibin kesinleştiği, davacının 27/07/2021 tarihinde 63.746,73.-TL miktar yönünden eldeki menfi tespit davasını açtığı, akabinde icra dosyasında 27/07/2021 tarihli tahsilat makbuzu ile 121.546,04.-TL ödeme yaptığı, İcra Müdürlüğü'nce dosyanın infaz ile kapatılmasına karar verildiği görülmüştür.
Dosya arasına alınan 18/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
davacı; Özel Gebze Doğa Hastanesi Sağlık Hizmetleri A.Ş.’nin 2021 yılı yasal defterlerin 6102 sayılı yeni TTK. ilgili hükümleri yönünden ticari defterlerin ispat kuvveti bakımından davacının 2021 yıllına ait Yasal defterlerin
(Yevmiye, Defter-i Kebir,envanter) elektronik defter olarak kullandığı, Elektronik defterlerin beratları yasal süresinde alındığı, bu yönüyle sahibi lehine delil sayılması gerektiği, davacı davalı arasında davacı taraf dilekçesinde bahsedilen sözleşme talep edildiği tarafına sunulmadığı, davacı taraf dilekçesinde Şubat 2021’den 93.898,14 TL olan genel cirodan 19.086,77 TL olan maliyetin düşülmesinden sonra hak edişe esas olan 74.811,37 TL olan cironun %35’i olan 26.183,98 TL ile Mart 2021’den18.303,15 TL olan genel cirodan 4.402,16 TL olan maliyetin düşülmesinden sonra hak edişe esas olan 13.900,99 TL olan cironun %35’i olan 4.865,35 TL'nin toplamı olan 31.049,33 TL'nin 2.483,95 TL KDV li miktarı 33.533,27 TL'lik faturanın kesilmesi ile bu bedel davalı/alacaklıya ödeneceğini.’n yasal
defter kayıtlarında tespit edilemediği, davacının 19.05.2021 tarihli ... no.lu 80.000,00.-TL ve ... no.lu 17.280,00 TL faturaların defter kayıtlarına işlediği, faturalar karşılığı 10.06.2021 tarih ... No.lu 80.000,00 TL ve ... No.lu 17.280 TL iade faturalarını düzenlendiği ve kayıtlarına aldığı, davacının 10.06.2021 tarihi itibariye davalıya borç/alacak bakiyesi görülmediği, davalı; Estetech Sağlık Medikal Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi’nin 2021 yılı yasal defterlerin 6102 sayılı yeni TTK. ilgili hükümleri yönünden ticari defterlerin ispat kuvveti bakımından davalının 2021 yıllına ait Yasal defterlerin (Yevmiye, Defter-i Kebir,envanter) açılış ve kapanış tasdikli olarak görüldüğü, bu yönüyle sahibi lehine delil sayılması gerektiği, davacının10.06.2021 tarih ... No.lu 80.000,00 TL ve ... No.lu 17.280 TL iade faturalarını 15.06.2021 tarihinde tebellüğ alındığı; 23.06.2021 tarih ... no.lu Kartal 23 Noterliği aracılığıyla yasal süresinde kayıtlarına almayıp iade edildiği, 23.11.2021 tarihinde davacının Gebze İcra Müd.2021/13173 dosyasına 28.307,03 TL transfer yaptığı, davacı kayıtlarında iddia edilen ciro ve maliyet rakamlarının tespit edilemediği, davalı defter kayıtlarına göre davalının 31.12.2021 itibariyle 68.972,97 TL davacı şirketten alacaklı olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Dosya arasına alınan 18/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının ticari defterlerinde, takibe dayanak 19/05/2021 tarihli, toplam 97.280,00.-TL tutarlı iki adet faturanın aynı tarihte ticari defterlere kaydedildiği, bu faturalara karşılık davacı tarafça 10/06/2021 tarihli, 97.280,00.-TL iade fatura düzenlendiği, iade faturaların davalı tarafından 15/06/2021 tarihinde tebliğ alındığı ve Kartal 23. Noterliği'nin 23/06/2021 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kabul edilmeyerek tekrar davacıya iade edildiği, davacının ticari defter ve kayıtlarında davalıya borçlu görünmediği, davalının ticari defter ve kayıtlarında ise, 31/12/2021 tarihi itibariyle 68.972,97.-TL davacıdan alacaklı olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Eldeki davada, ilk derece mahkemesince; HMK'nun 222 ve 220/3. maddeleri ile davacı ve davalı tarafın sunmuş olduğu ticari defterler üzerinde inceleme yapılarak hazırlanan bilirkişi raporuna göre, davalı şirket ticari defterlerine göre davacının 31/12/2021 tarihi itibariyle 68.972,97.-TL borçlu olduğunun tespit edildiği, davacı şirket ticari defterlerine göre davalıya borçlu olmadığının tespit edildiği, davalı tarafça takip konusu edilen alacak, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak davalı tarafından düzenlenen ve davacı tarafından itiraz edilmeksizin defterlerine kaydedildiğinden davalının faturaya dayalı alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi uyarınca kanıtlamış olduğu ve artık davacının, faturaya konu hizmeti almamış olmasının varılan bu sonuca bir etkisi bulunmadığı, davacının fatura konusu hizmeti almış sayıldığı, hakediş hesaplamasının davacının iddia ettiği şekilde yapılacağına dair dosyada yazılı bir belge bulunmadığı, dava değeri gözetildiğinde davacı tarafın iddialarının kesin delillerle ispatı gerektiği, dava dilekçesi ile yemin deliline de dayanılmadığı, davalı tarafın takip çıkışı kadar davacıdan alacaklı olduğu anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine şeklinde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hukuki değerlendirme ve varılan sonucun yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Daire'mizin uygulamalarına da uygun olduğu, yapılan tahkikatın yeterli ve ilk derece mahkemesi gerekçesinin davacının istinaf nedenlerini karşılar nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, davacının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, eldeki davada; takip ve dava konusu alacağa dayalı olarak ilk derece mahkemesince davacının ihtiyati tedbir talebi %15 teminat karşılığında kabul edilmiş olup, davacı tarafça teminat yatırılması üzerine tedbir kararı infaz edilmek üzere İcra Müdürlüğü'ne bildirildiğinden, İİK.'nun 72-(4) maddesine göre; "dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez" tazminata hükmedilmesi için kötü niyet aranmadığından, bu tazminat talebe gerek olmaksızın alacaklının alacağını geç almış olmasından kaynaklanan bir tazminat şekli olduğundan ve tedbir kararının uygulanmış olması tazminata hükmetmek için yeterli olduğundan davacının takip tutarının %20'si oranında tazminata mahkum edilmesine karar verilmesinde de herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
HMK'nın 353/1. b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
-
İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 269,85. TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 80,70. TL'nin mahsubu ile kalan 189,15. TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
-
İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
-
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/12/2023
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:54:15