Sakarya BAM 5. HD 2024/260 E. 2024/742 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
bam
2024/260
2024/742
6 Mayıs 2024
T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/260 - 2024/742
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/260
KARAR NO : 2024/742
KARAR TARİHİ : 06/05/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/05/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ...(...)
KATİP : ...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVA TARİHİ : 21/07/2022
KARAR TARİHİ : 29/11/2023
NUMARASI : 2022/692 Esas - 2023/637 Karar
DAVACILAR : 1-HBV İNŞ. TAAH. MİM. MÜH. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
...
2-ÖZDOY İNŞ. TİC. VE LTD.ŞTİ. ...
VEKİLLERİ : Av. ... [...] UETS
DAVALI : SAKARYA SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ - [...] UETS
VEKİLLERİ : Av. ...- [...] UETS
Av. ...- [...] UETS
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İSTİNAF EDEN : Davacılar vekili
Taraflar arasındaki Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararı davacılar tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı idarenin yapmış olduğu Ferizli Söğütlü İlçeleri Kanalizasyon Şebeke, Kollektör ve Söğütlü İlçesi İçmesuyu İnşaatı İşi ihalesi neticesinde davacılar ile davalı İdare arasında 18/05/2016 tarihinde sözleşme düzenlendiği, 27.5.2016 tarihinde yer teslimi yapıldığı, davalı İdare’nin edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle idarenin kusuru ile işin süresinde bitirilemediği, sözleşmenin davalı idare tarafından 12/09/2018 tarihinde feshedildiği, davalı idarenin kusurlu davranışlarıyla işin uzamasına ve iş programının aksamasına neden olduğundan bahisle sözleşmenin feshedilmesinin haksız olduğunun tespiti ile davalı Şirket uhdesinde oluşan zararların tespiti ile ihtarname tarihi olan 17/12/2020 tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı, sözleşme konusu işin tamamen davacıların kusuru ile süresinde tamamlanmadığını ve yapılan fesih işleminin yasaya ve yapım işleri genel şartnamesinin ilgili maddelerine uygun olduğu, davacının tüm maddi taleplerinin reddinin gerektiğininden davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre;...Davacı taraf davalı ile aralarındaki sözleşmenin davalı idare tarafından haksız olarak feshedildiğini belirterek bu temelde alacak ve tazminat talebinde bulunmuştur. Alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı idarenin yer tesliminin, süre uzatmalarının, süreşteki işlemlerinin yasaya ve sözleşmeye uygun olduğu, buna karşılık davacının süre uzatımlarına rağmen işi süresinde tamamlamadığı, uzatmalar ile birlikte süre sonunda işin sadece %49 oranında tamamlanabildiği, gecikmenin davacının kusurundan kaynaklandığı, işin verilen süreye rağmen tamamlanmaması sebebiyle davalı idarenin sözleşmeyi feshinin ve feshe bağlı işlemleri yürütmesinin yasaya ve sözleşme hükümlerine uygun olduğu, davalının sözleşmenin devamında 11 adet hakedişi itiraz kaydı olmaksızın imzaladığı, davacı tarafından da kabul edildiği üzere 12 nolu hakedişten kaynaklı bir alacağının da olmadığı, bu haliyle davacının davalıdan talep edebileceği bir tazminat yada alacağının bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme kararı haksız ve hukuka aykırı olup kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, müvekkili tarafından sözleşme ve mevzuata uygun şekilde imalat ve inşaatlara başlanılmasına rağmen davalı İdare’nin edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmeye konu iş programında aksaklıklar yaşandığı, işin idarenin kusuru nedeniyle süresinde bitirilemediği, buna rağmen taraflar arasındaki sözleşmenin davalı idare tarafından 12/09/2018 gün E.7820 sayılı yazısı ile feshedildiği, ancak davalı idarenin kusurlu davranışlarıyla işin uzamasına ve iş programının aksamasına ve kusurlu davranışlarıyla müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu beyanla; yerel mahkeme kararının kaldırılarak da anın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın haksız ve mesnetsiz istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 Sayılı HMK, 6098 Sayılı TBK,
- Değerlendirme
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan yüklenici tarafından iş sahibine karşı açılan sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin tespiti ve haksız fesih nedeniyle uğranılan zararların tazmini talebine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır.
Davacı yüklenici, davalı tarafından yapılan "Ferizli Söğütlü İlçeleri kanalizasyon şebeke, kollektör ve Söğütlü ilçesi içmesuyu inşaatı işi ihalesinin iş ortaklığı olan davacıların uhdesinde kaldığı, ihale kapsamında davalı İdare ile 18/05/2016 tarihli sözleşmenin imzalandığı, davalı tarafından 27/05/2016 tarihinde yapılan yer teslimi ile davacılarca sözleşme ve mevzuata uygun şekilde imalat ve inşaata başlandığı, ancak davalı İdarenin yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle iş programında aksaklıklar yaşandığı, İdarenin kusuru ile süresinde işin tamamlanamadığı, buna karşın sözleşmenin haksız şekilde feshedildiği gerekçesiyle sözleşmenin hukuka aykırı şekilde haksız feshedildiğinin tespiti ile; yoksun kalınan kar; harç, stopaş vb masraf payından oluşan zarar; şantiye, iş makineleri gibi ekipman ve SGK primleri gibi fazla ödenen bedel nedeniyle oluşan zarar; teminat mektuplarının nakte çevrilmesi nedeniyle oluşan zarar; fiyat farkı alacağı; sözleşme dışı iş bedelleri; hakedişten haksız kesilen para cezaları ile sigortalardan kaynaklanan zararların ödeme ve ihtar tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı iş sahibi, davacılarca gerçekleştirilen imalatların işletme planlarında yer aldığı üzere hakedişleri düzenlenerek ödemelerin yapıldığı, davacıların alacağı bulunmadığı, davacıların işi tamamlamaması ve ayıplı imalatları nedeniyle fesihte kusurlu bulunduklarından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında da değinildiği üzere, idare kamu hizmetlerini yerine getirmesi sırasında bir takım tasarruflarda bulunmak zorunda olup bunlardan biri de üçüncü kişilerle yapacağı “sözleşme”lerdir. İdarenin sözleşme için tarafını belirlerken izleyeceği yol ise “ihale” olup bu işlemin kuralları da kanunlarla düzenlenmiştir. Kamu İhale Kanununda, uluslararası mevzuat gereği sadece sözleşmelerin imzalanmasına kadar olan ihale süreci ile ilgili hükümlere yer verilebildiğinden, yapılan ihaleler sonucunda düzenlenecek sözleşmeler ile ilgili hususlarda bir boşluğa neden olunmaması için, bu konu ile ilgili hükümlerin ayrı bir kanun ile düzenlenmesine ihtiyaç duyulmuştur.
Anılan kanunlardan da anlaşılacağı üzere bu kanunların kapsamına giren idareler, sözleşmelerin tarafını seçme konusunda özel hukuktaki gibi serbestiye sahip olmayıp sözleşme tarafını ihale yolu ile belirlemekte hatta doktrinde tartışmalı olmakla birlikte ihale üzerinde kalan istekli ile sözleşme imzalamadığında özel hukuktaki gibi sözleşme öncesi sorumluluğunun (culpa in contrahendo) bulunduğu kabul edilmektedir. (Emsal Danıştay 8. Daire 10.04.2017 T., 2016/11286 E., 2017/2653 K.). Burada dikkat edilmesi gereken önemli konu sözleşmelerin diğer taraflarının da ancak kanunlarda tanımlanan koşullara sahip iseler sözleşmeye taraf olabilecekleri konusudur. (Kamu İhale Kanunu md.4.11; md 10 )
Sözleşmelerin imza aşamasında ise Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu md 5’e göre Kamu İhale Kurumu tarafından hazırlanan “tip sözleşmeler” imzalanmakta, Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu md 7/v maddesine göre “Sözleşmede yer alması zorunlu hususlar” arasında “İhale dokümanında yer alan bütün belgelerin sözleşmenin eki olduğu.” sayılmaktadır. Sonuçta idare ile istekli arasında sözleşmenin imzalanması ile birlikte KİK 12. maddesinde tanımlanan ve ihale dökümanları arasına alınan “Şartnameler”de sözleşmenin eki haline gelmektedir.
Sözleşmenin imzalanması ile birlikte sözleşme ve ekleri açısından Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu 4. maddesinde “Bu Kanunda belirtilen haller dışında sözleşme hükümlerinde değişiklik yapılamaz ve ek sözleşme düzenlenemez.” hükmü getirilerek sözleşmenin taraflar arasında adeta anayasa gibi olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda taraflar arasındaki ihtilafların öncelikle sözleşme ve ekleri dikkate alınarak incelenmesi gerekmektedir.
Somut olayda; talebe konu alacak açısından yapılan değerlendirmede ise davacının alacağının ispatı yönünden sözleşmenin eki olarak kabul edilen YİGŞ’nin 39 maddesinin delil sözleşmesi niteliğinde olduğu, bu maddede belirtilen şekilde ara hakedişe itiraz bulunmadığından davacının artık talepte bulunamayacağı kabul edilelidir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 193/2. maddesinde ise, delil sözleşmesinin yapılmasının sınırlarına yer verilmiş olup, buna göre taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz olacağı belirtilmiştir.
Delil sözleşmesini taraflar yargılamanın her aşamasında ileri sürebilirler. Taraflarca ileri sürülmese dahi, delil sözleşmesinin mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Delil sözleşmesi temyiz hâlinde Yargıtay tarafından da kendiliğinden göz önünde tutulur. Delil sözleşmesi kesin delil sayıldığından gerek tarafları ve gerekse mahkemeyi bağlayacağından, hâkimin görevinden ötürü re'sen bu hususu göz önünde bulundurması zorunludur. (Emsal HGK 21.06.2022 T, 2020/(15)6-610 E., 2022/976 K. sayılı ilamı)
Taraflar arasındaki sözleşme Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununa göre düzenlenmiş olup sözleşmenin ekleri arasında YİGŞ bulunmaktadır. İlk derece mahkemesi kararında belirtildiği gibi Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 39. maddesinin 4. fıkrasının (e) bendinde aynen “...Yüklenicinin geçici hakedişlere itirazı olduğu takdirde, karşı görüşlerinin neler olduğunu ve dayandığı gerçekleri, idareye vereceği ve bir örneğini de hakediş raporuna ekleyeceği dilekçesinde açıklaması ve hakediş raporunun "idareye verilen ...... tarihli dilekçemde yazılı ihtirazı kayıtla" cümlesini yazarak imzalaması gereklidir...” hükmü bulunmaktadır. Bu düzenleme ile sözleşmenin imzalanmasından sonra yüklenici tarafından, sözleşme kapsamında geçici hakedişlere ilişkin itirazların belli bir prosedüre göre yapılması öngörülmüş olup, buna göre yüklenicinin geçici hakedişlere itiraz etmek istemesi hâlinde, itiraz nedenlerini de belirterek idareye vereceği ve bir örneğini de hakediş raporuna ekleyeceği dilekçesinde itirazlarını açıklaması ayrıca hakediş raporunu da “İdareye verilen….. tarihli dilekçemde yazılı ihtirazı kayıtla” cümlesini yazarak ya da bu anlama gelecek bir itiraz şerhi ile imzalaması gereklidir.
Hakediş raporunun imzalanmasından sonra, ancak idarece tahakkuk işlemi yapılıncaya kadar, hakediş raporunda yapılabilecek düzeltmelere yüklenicinin itirazı olduğu takdirde ise, hak edişin kendisine ödendiği tarihten başlamak üzere en çok on gün içinde dilekçe ile itirazını idareye bildirmek zorundadır. Aksi hâlde yüklenici hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılacaktır. Sözleşmenin eki olan ve delil sözleşmesi niteliğindeki şartnamenin 39. maddesinin 4. fıkrasının (e) bendinde yer alan düzenleme, yükleniciye geçici hakedişlere itiraz yolunu kapatmayıp itirazın ne şekilde yapılması gerektiğini ve tarafların itirazlarını hangi prosedüre göre yapmaları gerektiğini göstermektedir. Burada ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştirecek bir düzenleme bulunmadığından, HMK’nın 193/2. maddesi kapsamında geçersizliğinden de söz edilemez.
Somut olayda; Hükme esas alınan denetime elverişli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı idarenin yer tesliminin, süre uzatmalarının, süreşteki işlemlerinin yasaya ve sözleşmeye uygun olduğu, buna karşılık davacının süre uzatımlarına rağmen işi süresinde tamamlamadığı, uzatmalar ile birlikte süre sonunda işin sadece %49 oranında tamamlanabildiği, gecikmenin davacının kusurundan kaynaklandığı, işin verilen süreye rağmen tamamlanmaması sebebiyle davalı idarenin sözleşmeyi feshinin yasa ve sözleşme hükümlerine uygun olduğu, dosya içerisinde yer alan geçici hakedişlerin incelenmesinde, davacı yüklenicinin geçici hakedişlere şartnamede belirtilen şekilde itirazi kayıt konulmaksazın imzaladığı görülmektedir. Az yukarıda da açıklandığı üzere delil sözleşmesi niteliğindeki anılan şartnamenin 39. maddesinde geçici hakedişlere itirazın ne şekilde yapılması gerektiği açıkça düzenlenmiş olup, yüklenici tarafından dava konusu hakedişlere şartnamede belirtilen şekilde itiraz edilmediği için geçici hakedişler yüklenici tarafından olduğu gibi kabul edilmiş sayılmakla davacının alacağını talep etme hakkı bulunmamaktadır. Ayrıca, davacı tarafından da kabul edildiği üzere 12 nolu hakedişten kaynaklı bir alacağının da olmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair Mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapım işleri ve hizmet alımı ihalelerinde hakediş raporlarına “ihtirazı kayıt” uygulamasını düzenleyen genel şartname hükmü (md.39/e) Danıştay 13. dairesinin; 06.06.2023 tarih ve E:2023/404, K:2023/2398 sayılı ve 06.06.2023 tarih ve E:2023/403, K:2023/289 sayılı kararları ile iptal edilmiş ise de; İptal kararı öncesi şartnamede delil sözleşmesi hükmü mevcut iken sözleşmenin imzalanmasıyla eki hâline gelen ve sözleşme hükmü niteliğini alan şartname, sonradan ortaya çıkacak uyuşmazlıklarda dahi uygulanacak ve idari yargıda iptal kararı verilmiş olsa dahi mahkemelerce bu hüküm uygulanacaktır. Zira mahkemeler bu hükmü şartnamede bulunduğu veya bulunmadığı için değil, sözleşmenin eki hâline gelen metne göre delil sözleşmesi niteliğinde olduğu için, sözleşme hükmü olarak uygulayacaklardır. Sonuç olarak YİGŞ’nin 39. maddesinin 4. fıkrasının (e) bendinde yer alan ve geçici hakedişlere itiraz prosedürünü düzenleyen ilgili hükmün iptal edilmesinin, iptal kararından önce taraflarca imzalanmış olan sözleşme ve dolayısıyla eldeki davaya etkisi bulunmamaktadır.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle; ilk derece mahkemesi dosyasında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 29/11/2023 tarih, 2022/692 E . 2023/637 K sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Peşin yatırılan istinaf karar harcı yeterli olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
-
Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Duruşma açılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.b.1 ve 361/1 maddeleri gereğince, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine TEMYİZ yolu açık olmak üzere 06/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalı
...
Üye
...
¸e-imzalı
...
Üye
...
¸e-imzalı
...
Katip
...
¸e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19