Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
bam
2024/959
2024/1143
18 Temmuz 2024
T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/959 - 2024/1143
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/959
KARAR NO : 2024/1143
KARAR TARİHİ : 18/07/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/07/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ...(...)
ÜYE : ...(...)
KATİP : ...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVA TARİHİ : 01/06/2016
KARAR TARİHİ : 14/02/2024
NUMARASI : 2023/85 Esas -2024/99 Karar
DAVACI : ES ENDÜSTRİYEL YAPI MALZEMELERİ VE İNŞAAT TURİZM MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - 0377023840900014
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
Av. ...
DAVALI : ZETAŞ ZEMİN TEKNOLOJİSİ ANONİM ŞİRKETİ - 0998001264600016
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVA : Eser sözleşmesinden kaynaklı alacağa ilişkin icra takibinden önce açılmış olan borçlu olunmadığının tespiti istemi
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İSTİNAF EDEN : Davalı vekili doğrudan, Davacı vekili katılma yoluyla
Taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı alacağa ilişkin icra takibinden önce açılmış olan borçlu olunmadığının tespiti istemi nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararı taraf vekileri tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davacı vekili, vekil edeninin İzmir Aliağa'da devam eden, ana işvereni star rafineri A.Ş, ana yüklenicisi TSGI mühendislik olan Star rafinerisinin ana taşeronu olduğunu, uluslararası bir konsorsiyum tarafından yürütülen bu proje kapsamında taahhüt edilen işlerin tamamlanması için vekil eden şirket birçok firma ile taşeronluk sözleşmesi akdettiğini, davalı yan ile 13/08/2015 tarihinde taşeron sözleşmesi imzaladıklarını, davalı tarafın iş devam ederken bekleme ücreti ve vinç kira bedeli gibi sözleşmede olmayan alacak kalemleri talep etmeye başladığını, bu taleplerin haksızlığı davalıya bildirilmesine rağmen davalının iş yavaşlatma tehdidinde bulunduğunu, sözleşme gereği yüklendiği edimleri henüz yerine getirmemişken davalı tarafın 15/03/2016 tarihinde haksız olarak ve önceden bildirimde bulunmaksızın sözleşmeyi feshettiğini, inşaat sahasını terkettiğini, davalının vekil eden işveren davalının işi aksatması, gecikmesinden kaynaklanan ve sözleşmenin 9. maddesinde açıkça yazılı gecikme bedeli faturası ve diğer yansıtma faturalarına dayalı olarak davalıdan 130.886,70-TL alacaklı olduğunu, davalı taşeronun tüm hakedişlerinin zamanında, hatta bazılarının vadesinden önce ödendiğini, fesihten sonra keşide edilen ihtarlar yoluyla gönderilen hakediş faturalarında dahi vade 60 gün olarak belirtilmekteyken davalı tarafın ihtarında henüz vadesi gelmemiş alacaklarını talep ederek müvekkilini temerrüde düşereceği zannı altında girdiğini, müvekkilinin yüklendiği edimleri eksiksiz yerin getirdiğini, buna karşılık davalının haksız feshi ve sahayı terketmesi neticesinde zarara uğradığını, davalı yüklenicinin Bakırköy 40. Noterliği'nin 13.04.2016 tarihli 10151 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 1.013.560.41 TL bedelli haksız icra/ iflas yoluyla takip yapılacağının bildirildiğini belirterek vekil edenin davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davacı aleyhine iflas yolu icra takibi başlattıklarını, vekil eden ile davacı arasında taşeron sözleşmesi imzalandığını, davacının vekil eden şirketin haksız ve yersiz talepleri olduğunu ileri sürerek gerçeklerle bağdaşmayan bir takım savlarla ihtarname keşide ettiğinin anlaşıldığını, 31/12/2015 tarihli faturaların karşılığından kendilerine 15/01/2016 tarihinde yapması gereken cari hesap alacaı olan 121.594,30-TL'yi 04/02/2016 tarihi itibariyle ödemeyerek temerrüde düştüğünü, 15/02/2016 tarihinde yapması gereken cari hesap alacağı olan 75.056,98-TL'yi 04/03/2016 tarihi itibariyle ödemeyerek ikinci kez temerrüde düştüğünü, davacının sözleşmede belirlenen ödeme şekline bağlı kalmadığını, vinç hizmeti bedeli müvekkili şirket tarafından ödenerek temin edilmesine rağmen, davacının ilgili vinç bedellerini yapılan hakedişlere dahil etmeyerek ödemekten imtina ettiğini, buna ilişkin ihtar keşide edildiği tarihe kadar bu vinç kira bedelleri toplamı 107.434,23-TL olduğunu, sözleşme eki olan 06/08/2015 tarih ve ZT-15.0288 refrenas nolu teklifin 4.4 nolu maddesine göre kendilerinden kaynaklanmayan sebepler ile günlük atıl olarak beklemelerinin karşılığında kendilerine ödenmesi gereken bedel olarak set başına USD 8.000+KDV olduğunu, 27 günlük bekleme süresinin bulunduğunu, alacakları olan 216.000 USD+KDV'nin hakedişlere dahil edilerek kendilerine ödenmesi 08/02/2016 ve 11/02/2016 tarihli yazıları ile talep edilmesine rağmen, usulü itirazları kapsamında ve esas yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre; ''Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacının davalıya 2297438 fatura nolu vinç bedeline ilişkin fatura bedeli olan 118.959,89-TL yönünden, davacının davalıya 297439 fatura nolu atıl bekleme süresine ilişkin fatura bedeli olan 728.166,67-TL yönünden, davacının cari hesap alacağına ilişkin olarak talep edilen 37.004,68-TL olmak üzere; Toplam 884.131,24-TL yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine'' karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde Davalı vekilince doğrudan, Davacı vekilince katılma yoluyla istinaf isteminde bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinafa başvuru dilekçesinde özetle;
Mahkemenin ayni heyetten ek rapor almasının başlı başına hatalı olduğunu, bilirkişi kurulunun raporu etki altında hazırladığını ve tarafsız olmadığını, sözleşmenin vekil edeni tarafından haklı olarak sonlandırıldığının kabul edildiğini, bilirkişi nin görevini yapmadığını, davacının yer teslimini kanıtlaması gerektiğini, buna ilişkin belge de sunmadığını, yapılan tespit sırasında platformları hazırlaması gerektiğini, taşeronun çalışabileceği iş yerinin idarece tesliminin hazır olması durumuna göre, geçen 225 gün sürede içinde bitmiş olması gerektiğini, davacı vekil edenin sözleşmenin feshinde haklı olduğu somut belgelerle, 8.000 USD+KDV borcundan kurtulması için soyut gerekçelerle ortaya koyduğunu, kurulun önceki raporlar ile düştüğü çelişkileri açıklamaktan çekindiğini, bu yüzden bu rapora itibar edilemeyeceğini, alternatif hesaplamaların yapılarak teknik rapor hazırlanmasını talep ettiklerini, davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmemesinin; mahkeme tarafından vinç kira bedeli olarak düzenlenen 107.434,23 TL faturanın kabul edilmeme gerekçesini sözleşmenin 1.2, 1.24, 1.26 ve 5-c maddeleri birlikte yorumlanması nedeniyle kabul edilmediğini ortaya koyduğunu, mahkemenin bu gerekçesininde hata yaptığını, yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla istinafa başvuru ve cevap dilekçesinde özetle;
Yerel Mahkemece gerekçeli kararında işverenin ödemekle yükümlü olduğu hak ediş bedellerini sözleşmede belirtilen süreler içinde ödemediğini, edimini ifa etmediği gerekçe gösterilerek davalı firmanın sözleşmeyi feshetmede haklı olduğuna hükmedildiğini, bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, vekil eden şirketin proje müdürleri tarafından davalı şirkete defalarca bildirildiğini, işi yavaşlatma tehditlerinde bulunduğunu, haksız talep ve tehditlerine karşılık bulamayan davalının, henüz sözleşme gereği borçlandığı edimi yerine getirmediğini ve proje tamamlanmamışken 15.03.2016 tarihinde önceden bir bildirimde bulunmaksızın haksız bir fesih gerçekleştirdiğini ve inşaat sahasını terk ettiğini, vekil edenin gecikme bedeli talebi haklı olduğunu ve kabulüne karar verilmesi gerektiğini, sözleşme konusu işten beklenen ana fonksiyon ise kazı durabilitesi ve şev stabilitesinin sağlanması gerektiğini, sözleşme konusu işten beklenen ana fonksiyonun sözleşmeye uygun olarak gerçekleşmemesine sebep olduğunu, davalı yanca gerçekleştirilen fesihin haksız olduğunu, hatalı bir biçimde reddine karar verildiğini, istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklı alacağa ilişkin icra takibinden önce açılmış olan borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK, 6098 sayılı TBK, 6102 sayılı TTK
- Değerlendirme
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı alacağa ilişkin icra takibinden önce açılmış olan borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile Davacı Es Endüstriyel Yapı Malzemeleri İnşaat Limited Şirketi'nin 809.438,39-TL alacaktan borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Hükme karşı, taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Dairemizin 03/02/2022 tarih, 2022/641 Esas, 2023/157 Karar sayılı ilamıyla "...Bu durumda, Mahkemece yapılacak iş, sözleşme kapsamındaki davalının hakediş bedelinin hak edişin KDV dahil 662.707,82-TL belirlendiği gözetilerek davacı iş sahibinin sözleşme kapsamında hak edişe yönelik yaptığı ödemeler tereddüte mahal vermeyecek şekilde belirlenmeli, bilirkişi raporunda tarafların ticari defterleri üzerine göre taraflar arasındaki cari hesap alacağı açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde tespit edilmesi için dosyaya rapor sunan bilirkişi heyetinden veya yeni bir bilirkişi kurulundan belirtilen hususları kapsayan gerekçeli ve denetime elverişli belirtilen hususlarda rapor veya ek rapor alınmalı, davalının hak ediş alacağına yönelik sözleşme kapsamında ispatlanan ödemeler de düşürülerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile davanın yazılı miktarda kısmen kabulü doğru olmamış, kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir..." denilerek taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kaldırma kararı sonrasında Mahkemece, Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile Davacının davalıya 2297438 fatura nolu vinç bedeline ilişkin fatura bedeli olan 118.959,89-TL yönünden, Davacının davalıya 297439 fatura nolu atıl bekleme süresine ilişkin fatura bedeli olan 728.166,67-TL yönünden, Davacının cari hesap alacağına ilişkin olarak talep edilen 37.004,68-TL olmak üzere toplam 884.131,24-TL yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Hükme karşı, davalı vekilince doğrudan, davacı vekili tarafından katılma yoluyla istinafa başvurulmuştur.
Kocaeli 5. İcra Müdürlüğü'nün 2016/4661 Esas sayılı icra dosyasının alacaklısının Zetaş Zemin Teknolojisi Anonim Şirketi, borçlusunun Es Endüstriyel Yapı Malzemeleri ve İnşaat Turizm Madencilik Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, asıl alacak tutarı olan 1.013.560,41 TL üzerinden 25/04/2016 tarihli iflas yolu ile ilamsız icra takibi yapıldığı, alacak sebebinin Bakırköy 40. Noterliği'nin 13.04.2016 tarih ve 10151 yevmiye nolu ihtar ve sözleşmeden kaynaklanan alacak olarak belirtildiği, borçlu vekilinin 06.05.2016 tarihli dilekçesiyle borca, faize, yetkiye, faiz oranına ve borun tüm ferilerine itiraz ettiği, borca itiraz üzerine takibin 06.05.2016 tarihinde durdurulmasına karar verildiği, borca vaki itirazın kaldırılması için 01.06.2016 tarihinde dosyadan tefrik edilen 2016/769 Esas sayılı iflas istemli itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.
Taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesi niteliğinde olup, davacı iş sahibi (yüklenici), davalı ise yüklenici (alt yüklenici)dir. Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Yüklenicinin borcu sözleşmeye ve fen ve tekniğine uygun şekilde ve zamanında işi teslim, iş sahibinin borcu ise, iş bedelinin ödenmesidir.
Kural olarak sözleşmenin haklı feshi halinde fesheden, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan, 6098 sayılı TBK'nın 125. maddesi uyarınca akdin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararın tazminini isteyebilir. Doktrinde hakim olan görüşe ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre burada oluşan zarar menfi (olumsuz) zarardır. Menfi zarar; sözleşmenin karşı tarafınca yerine getirileceğine olan güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan zarardır. Kısaca bu zarar, alacaklının sözleşme yaptığı için uğradığı, sözleşme yapmamış olsa idi uğramayacağı zarar olup, sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamaların (giderlerin) tamamının, başka bir anlatımla karşı tarafın mal varlığına girmese bile o sözleşme sebebiyle cepten çıkan paradır. Müspet zarar ise, sözleşme sebebiyle cebe girmesi gereken paranın, girmemesi sebebiyle meydana gelen zarardır. Bu niteliği gereği müspet zarar daima ileriye dönük olup, bir beklenti kaybıdır. Kısaca, akdin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır. Örneğin, kira geliri kaybı, geciken ifa sebebiyle ifaya bağlı ceza (TBK'nın 179/2 md.), seçimlik ceza (TBK'nın 179/I. md.), eksik işler bedeli, kâr kaybı müspet zarar kapsamındaki alacakları oluşturmaktadır.
Olumsuz zarar; dayanağını 6098 sayılı TBK'nın 125/3. madde hükmünden almakta olup, sözleşmenin, karşı tarafça yerine getirileceğine olan güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan eylemli zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı, uğranılmayacak olan zarardır. Dolayısıyla, karşı tarafın malvarlığına girsin veya girmesin, sözleşme nedeniyle alacaklının cebinden (malvarlığından) çıkan ve yasal olarak harcanan paradır. Doktrinde hakim olan görüşe ve Yargıtay uygulamasına göre, burada oluşan zarar menfi (olumsuz) zarardır. Menfi zarar, genel bir anlatımla hukuken geçerli olmayan bir borç ilişkisinin geçerli olduğuna inanmaktan (güvenmekten) doğan zarardır. Bu zarar, alacaklının sözleşme yaptığı için uğradığı, sözleşme yapmamış olsa idi uğramayacağı zarar olup, sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamaların (giderlerin) tamamı, başka bir anlatımla karşı tarafın malvarlığına girmese bile o sözleşme nedeniyle cepten çıkan paradır. Olumsuz zarar, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, sözleşmeden dönen alacaklının haklı olması halinde, kusurlu borçludan isteyebileceği zarardır. İnşaatın yapımı süresince oturulacak ev için ödenmesi gereken kira bedeli ile yıkılan binanın enkaz bedeline yönelik talepler menfi (olumsuz) zarar kapsamındaki alacak kalemlerinden bazılarıdır. Her iki taraf da, haksız iseler, hiçbiri olumsuz zararlarının tazminini isteyemezler; sadece, birbirlerine kazandırdıkları yararlı şeylerin iadesini, nedensiz zenginleşme kurallarına göre talep edebilirler. Tazminat borcunun doğması için temel koşul "kusur" olduğundan, tazminat isteyen tarafın "kusursuz" olması gerekir. Bir tarafın "az kusurlu", diğer tarafın "çok kusurlu" olmasının bir önemi yoktur. Az kusurlu olan taraf da sözleşmenin bozulmasına kusuruyla sebebiyet vermiş sayılacağından tazminat isteyemez. Bu gibi durumlarda feshe taraflar "ortak kusuru" ile sebebiyet vermiş olacaklarından tazminat istenemez ve sözleşmenin tasfiyesi gerekir. Tasfiyeden amaç, tarafların sözleşme etkisinden kurtulması, sözleşmenin yapıldığı tarihteki durumlarına geri döndürülmesidir. Böylelikle taraflar eser sözleşmesi nedeniyle birbirlerinin malvarlığına kattıkları değerlerin iadesini isteyebilecektir. Borçlu, alacaklının talep ettiği olumsuz zararı ödemek istemiyorsa, direnime (temerrüde) düşmekte kusurlu olmadığını kanıtlamak zorundadır. Aksi halde, zarardan sorumlu olur. Çünkü, yasa koyucu, anılan 125/3. madde hükmünde borçlunun kusurlu olduğunu karine olarak kabul etmiştir. Bu karine, alacaklı lehine olup; alacaklı, borçlunun kusurlu olduğunu kanıtlamak zorunda değildir; sadece, kendi zararını ve bunun miktarını kanıtlaması yeterlidir. TBK'nın 125. maddede borçlunun temerrüdü halinde alacaklının seçim hakları düzenlenmiş olup, alacaklı sözleşmeden dönme yolunu seçmiş ise, sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zarar (menfi zarar), kapsamında kalmayan müspet zararlarını isteyemez.
Taraflar arasında, 13/08/2015 tarihli Çivili Duvar Uygulaması İşleri Taşeron Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeye göre işverenin Es Endüstriyel Yapı Malz İnş Turz Mad San Tic Ltd Şti, taşeronun Zetaş Zemin Teknolojisi Aş, ana yüklenicinin TSGIMI Ltd, ana işverenin Star Rafineri A.Ş. olduğu, sözleşmenin konusunun sözleşme çerçevesinde taşeron olan Zetaş Zemin Teknoloji AŞ tarafından Star rafinerisi saha geliştirme projesi kapsamında yüklenici Zetaş Zemin A.Ş.'nin kendine ait makina ve ekipmanı kullanarak projede belirtilen noktalarda belirtilen 50.000 metre zemin çivisi işi yapımını üstlendiği, sözleşme içerisinde taşeronun ve işverenin yükümlülüklerinin belirlendiği, sözleşmede sözleşmenin imza tarihinden 10 gün içinde işe başlayacağı, tarafların sözleşmeden doğan tüm haklarının alması ve vecibelerinin yerine getirilmesiyle sona ereceği, sözleşme süresinin 180 gün olduğu, ödeme şartları bölümünde geçici hak edişlerin tutarlarından vergi, sözleşme ve eklerinde yazılı kesintiler ile işverenin diğer alacakları (varsa) kesilmek üzere fatura tarihinden sonraki 15 gün içerisinde 45 gün vadeli çeklerle ödeneceği kararlaştırılmıştır.
İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/50 değişik sayılı tespit raporunda, sözleşmeye göre yapılan işin miktarının tespitinin yapıldığı ve işin yapılan miktarının 10.576 metre, yapım yüzdesinin % 20,70 oranında fiziki oranda bitmiş olduğu, yapılan iş karşılığı hak edişin KDV dahil 662.707,82-TL olduğu, işin başlangıcı 13.08.2015 tarihi ile tespit dosyasındaki 25.03.2016 keşif tarihi arasında 225 gün süre geçtiği, belirlenen sürenin 45 gün aşılmasına rağmen işin seviyenin % 21,6 olarak gerçekleşmiş olduğu tespit edilmiştir. Davalı yüklenici tarafından cari hesap alacağı, vinç kiralama bedeli ve atıl bekleme cezası kalemleri için Kocaeli 5. İcra Dairesi'nin 2016/4661 Esas sayılı icra dosyası ile iş bu dosya davalısı Zetaş Zemin Teknolojileri AŞ'nin 1.013,560,41 TL alacak talebinde bulunmuş, davacı iş sahibine çekilen ihtar sonrası icra takibi öncesinde yargılaya konu menfi tespit davasını açmıştır.
6098 Sayılı TBK.nın 97. maddesine göre, karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifasını talep eden kimse sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, kural olarak kendi borcunu ifa etmedikçe karşı taraftan edimin ifasını isteyemeyecektir. Sözleşmedeki kararlaştırmaya ve yüklenici tarafından çekilen ihtarlara göre iş sahibinin ise yüklenicinin hak ettiği iş bedelini ödeme edimini süresinde yerine getirmediği, bu sebeplerle sözleşmenin ifasındaki gecikmeden iş sahibinden kaynaklandığı, böylelikle fesihte iş sahibinin kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı yüklenicinin vinç kullanım bedeli talebinin değerlendirmesinde; sözleşmede taşeron firmanın sözleşmede belirlenen işi yapabilmesi için gerekli olan her türlü makine ve ekipmanlarını şantiyeye yeteri kadar getirmesi ve bulundurması gerektiği, taşeronun işin seyir hızına uygun olarak yeterli sayıda ve kapasitede, iyi ve kusursuz çalışır durumda araç, gereç, ekipmanı şeyleri iş yerinde faal olarak bulundurmak zorunda olduğu, iş sahibinin çalışma sahasında gerekli haller de iş makineleri hizmetinin verileceği (kepçe, vinç, hi-up) düzenlendiği, eser sözleşmelerinde kural olarak eserin meydana getirilmesi için gerekli olan her türlü araç makine teçhizat yüklenici tarafından hazır edilmek zorunda olduğu, sözleşmede gerekli hallerde vinç dahil iş makinelerinin işveren tarafından temin edileceği, ancak eserin meydana getirilmesi için vinç dahil tüm iş makinelerinin yüklenici tarafından sağlanılması hem sözleşme hem de kanunda kural olarak benimsendiğinden bu bedel yönünden davacının sorumluluğu bulunmamaktadır.
Davalı yüklenicinin atıl bekleme süresi karşılığı ücreti talebinin değerlendirmesinde; davalı yüklenicinin bu talebini 06.08.2015 tarihli fiyat teklifinde belirtilen işin durması halinde boşta beklenen her gün için 8.000,00 USD/gün makine seti stand-by bedeli ödeneceği düzenlemesine dayandırdığı, anılan fiyat çalışmasının atıl bekleme süresine ilişkin ücret düzenlemesinin olduğu sayfada iş sahibinin imzasının bulunmadığı, yüklenici tarafından iş başlama tutanağının tanzim edilmediği, yer teslimi ile ilgili yüklenici tarafından sözleşmedeki süreler göz önünde tutularak bu sürelerin bitiminde ihtaratın yapılmadığı, sözleşmenin yüklenici tarafından fesh edilmesi sebebiyle fesh bağlı cezai şart talebinin yerinde olmaması sebebiyle bu bedel yönünden davacının sorumluluğu bulunmamaktadır.
Davalı yüklenicinin cari alacak talebinin değerlendirmesinde; Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede; Zetaş'a ait ticari defterlere yönelik olarak yapılan incelemede, 120 numaralı hesapta 03552 fiş no da davacıdan 129.430,17-TL alacağın bulunduğu, bu kaydın iş sahibinin ticari defterlerinde bulunmadığı, Zetaş'a ait ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulmuş olması nedeniyle kendi aleyhine delil teşkil edileceği bu nedenle 31/12/2016 tarihi itibariyle cari alacağın 129.430,17-TL olarak tespit edildiği, cari hesap alacağı olarak 166.433,85-TL nin talep edildiği, Zetaş'ın defterlerinde kayıtlı olan 129.430,17-TL nin Es yönünden alacak kaleminde yer alması nedeniyle aradaki fark bedel olan 37.004,68-TL den davacı tarafın sorumlu olmadığı anlaşılmaktadır. Fesihte kusurlu olan taraf gecikme nedenli cezai şart istenmesi mümkün değildir. Davacı iş sahibi cezai şart sebebiyle mahsup talebinde bulunmuş ise de davalı Zetaş sözleşmeyi fesih de haklı olduğundan davacının kendi kusurundan kaynaklanan fesih nedeniyle işveren cezai şart talep edemeyeceğinden mahsup talebi de yerinde görülmemiştir. Mahkemece; tarafların ticari defter incelemeleri, sözleşme hükümleri ve bilirkişi raporları dikkate alınarak iş sahibinin kusurlu olduğu değerlendirmesiyle vinç bedeli, atıl bekleme ücreti talepleri yönünden, cari hesap alacağı yönünden kısmen davacının borçlu olunmadığının tespitine hükmedilmesinde dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre taraf vekillerinin aksi yöndeki istinaf istemleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle; ilk derece mahkemesi dosyasında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, tarafların yerinde bulunmayan istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan ayrı ayrı reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/02/2024 tarih, 2023/85 E . 2024/99 K sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN AYRI AYRI REDDİNE,
-
Davacının istinaf başvurusu sırasında yeterli harç alındığından harç tahsiline yer olmadığına,
-
Davalının istinaf talebi yerinde olmadığından alınması gereken 60.395,00 TL harçtan peşin yatırılan 15.098,15 TL' nin mahsubu ile bakiye 45.296,85 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, (harç tahsil müzekkeresinin temyize tabi dosyalarda Dairemizce, temyize tabi olmayan (kesin karar) dosyalarda ilk derece mahkemesince ilgili vergi dairesine yazı yazılmak sureti ile yerine getirilmesine,)
-
İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Kararın tebliği ve diğer işlemlerin Dairemizce yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere 18/07/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalı
...
Üye
...
¸e-imzalı
...
Üye
...
¸e-imzalı
...
Katip
...
¸e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52