Sakarya BAM 4. HD 2023/2323 E. 2024/386 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2023/2323
2024/386
29 Şubat 2024
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2323
KARAR NO : 2024/386
KARAR TARİHİ : 29/02/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : DR. ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/04/2023
NUMARASI : 2022/930 Esas 2023/250 Karar
DAVACI : ... - ...- ...
VEKİLİ : Av. ...- ...
DAVALI : TÜRKİYE FİNANS KATILIM BANKASI ANONİM ŞİRKETİ ...-...
VEKİLİ : Av. ...-...
DAVANIN KONUSU : İpoteğin Kaldırılması (Fekki)
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/04/2023 tarih, 2022/930 Esas 2023/250 sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'den 19/04/2013 tarihinde ... ili ... İlçesi ... Mahallesi ... ada ... Nolu parselde kayıtlı .... Blok ... kat ... Nolu bağımsız Bölümü satın aldığını, bu taşınmaz üzerinde satıcının hissedarı olduğu İnelsan Müh.İnş.Elekt.Taah.San.ve Tic.A.Ş.'nin davalı banka nezinde kullandığı kredilere karşılık teminat olarak konulan 29.08.2007 tarihli ipotek bulunduğunu, satıcının ipoteğin kaldırılacağı sözüne güvenerek ipotekli taşınmazı devraldığını ancak bu sözün yerine getirilmediğini ve nihayetinde adı geçen şirkete darbe girişimi sonrasında kayyım atanarak hakkında Ticari İktisadi Bütünlük kararı alındığını, bunun üzerine alacağını tahsil edemeyen bankanın tüm alacağının tahsili amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi talepli icra takibi başlattığını, davacının bu borçtan sorumlu tutulamayacağını, bu taşınmazın davacının aile konutu niteliğindeki tek taşınmazı olduğunu, davalı bankanın bu taşınmazın müteahit firma tarafından üçüncü kişilere satılmak üzere inşa edildiğini bilmesi ve buna göre ek teminatlar alması gerektiğini, tüketici konumundaki davacının genel kredi sözleşmesi kapsamında davacıdan tahsilinin hukuksuz olduğunu, kayyım atanan asıl borçlu şirketin borcunun TMSF tarafından şirketin mal varlığından ödenmesi gerektiğini belirterek davacının dava konusu ipotek sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ile taşınmaz üzerindeki 29.08.2007 tarihli ve ... yevmiye nolu işlem ile tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taşınmazı ipotekli olarak satın alması sebebiyle ipotek limiti ile sorumlu olduğunu, ileri sürülen hususların ipoteği geçersiz kılmadığını, dava dilekçesinde dayanak yapılan Yargıtay kararının dava konusu ile bir ilgisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "davanın kısmen kabulüne, davacının malik olduğu ... ili ... İlçesi ... ... ada ... Nolu parselde kayıtlı .... Blok ... kat ... Nolu bağımsız bölüm üzerinde davalı banka lehine bulunan 29.08.2007 tarihli ve ... yevmiye nolu azami meblağ ipoteğinin paraya çevrilmesi amacıyla yapılan Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2022/3514 esas sayılı icra takibi kapsamında tüm faiz ve feriler dahil davacının azami sorumluluğunun 200.000,00-TL ile sınırlı olduğunun ve Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2022/3514 esas sayılı icra takibinde ipotek bedeli dışında takip borçlularından talep edilen 194.510,47 TL kar payı sebebiyle davacının davalı bankaya ipotek borçlusu olmadığının tespitine" dair karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İnceleme konusu karar taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. Gerekçeli karar taraf vekillerine 12/06/2023 tarihinde tebliğ edilmiş, taraflar yönünden istinaf başvurusunun süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ipoteğin üst limit ipoteği olduğundan bahisle 200.000,00 TL'yi aşan kısmı talep edemeyeceğimiz gerekçesi ile kısmen ret kararı verilmiş ise de işbu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, üst limit ipoteğinde faizlerin talep edilemeyeceğine ilişkin herhangi bir yasal düzenlemenin olmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın ve tüm taleplerin reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin hem şirket hem de banka açısından sadece tüketici konumun olduğunu, dava dışı şirketin davalıya olan bir borcu varsa dahi bu borcun şirketin gerçek malvarlığından rahatça karşılanabilecek durumda olduğunu, davalı banka dava dışı şirketten alacağını tahsil etme girişiminde bile bulunmadan (ipotek konusu dairenin satılmış olduğunu bile bile) doğrudan 10 yıl önceki bir ipoteğe yönelerek alacağını tahsil etmeye çalıştığını ve bu durumun açıkça bir kötü niyetle olduğunu, müvekkili taşınmazı satın alırken şirketin malvarlığına güvenerek, bankanın basiretli bir tacir olduğunu düşünerek ve ipoteğin kaldırılacağına inanarak hareket etttiğini, dava konusu taşınmazın, müvekkilinin aile konutu olup yasal korumaya değer bir konumda olduğunun dikkate alınmadığını beyan ederek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak tüm talepleri ile davanın kabülüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE
Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.
H.M.K'nun 342-e maddesinde istinaf dilekçesinde başvuru sebepleri ve gerekçesinin bildirilmesinin zorunlu olduğu, yine HMK.nun 355. Maddesinde incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı ancak Bölge Adliye Mahkemesince kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun resen gözetileceği belirtilmiştir. Kural olarak emredici hukuk kurallarına açık aykırılık kamu düzenine de aykırılık sayılır.
İpotek, kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmazın değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmazın maliki ile alacaklı arasında bir anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin Türk Medeni Kanununun 856. maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir.
Alacak sona erdiği halde alacaklı, terkin taahhüdünü iradesiyle yerine getirmezse, taşınmazın maliki ipoteğin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir.
Somut olayda; incelenen ve ipotek aktinin çerçevesini tayin eden 29.08.2007 tarihli resmi akit tablosu içeriğinden ipoteğin, ileride gerçekleşecek veya gerçekleşmesi muhtemel olan bir alacağın teminatı olarak tesis edildiği görülmektedir. Türk Medeni Kanununun 888.maddesi uyarınca ipotekli taşınmazın devri aksi kararlaştırılmış olmadıkça borçlunun sorumluluğunda ve güvencede bir değişiklik meydana getirmez. Kısaca, taşınmazı sonradan devralan davacı da borçtan sorumludur. İpotek de azami meblağ (üst sınır ipoteği) ipoteğidir. Türk Medeni Kanununun 851. ve 881. maddelerinde ifadesini bulan azami meblağ (üst sınır) ipoteğinde alacağın ulaşacağı miktar önceden belirsiz olduğundan taşınmazın ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosunda gösterilen limitle sınırlanabilir. Türk Medeni Kanununun 875.maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, gecikme faizi, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan borcun toplam miktarının bu limiti aşması olanaklı değildir. HGK’nun 24.05.1989 tarihli ve 1989/11-294 E. – 1989/378 K. sayılı kararında da yukarıdaki kural benimsenmiştir. Bu kural uyarınca üst sınır ipoteğinde alacak bakımından bir üst sınır tespit edilerek teminatın kapsamı saptanmaktadır. Bu şekilde rehin edilen alacağın tutarı değil, ipotekli gayrimenkulün sorumlu olduğu üst miktar belirlenmektedir. O halde ipotek, alacağı ve alacaklı icra takibi yapmışsa takip giderleri ile temerrüt faizlerini, üst sınıra kadar sınırlamaya tabi olmaksızın teminat altına almaktadır. Bu bakımdan üst sınır ipoteği kurulurken akit tablosuna üst sınır belirlenmesi yapıldıktan sonra “bu meblağa ilaveten ve ayrıca” denilmek suretiyle ilave yapma olanağı bulunmamaktadır. Yapılsa da bu kayıtlar geçerli sayılmaz. Kısaca, ipoteğin üst sınır ipoteği olması durumunda borçlu sadece ipotek akit tablosunda belirtilen miktar ile sınırlı olmak üzere sorumludur.
Davalı banka ile dava dışı ... arasında genel kredi sözleşmesine istinaden kredi ilişkisi bulunduğu ve bu kişiye kredi kullandırıldığı, bu kredilerin geri ödenmesini teminen ... adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi ... ada ... parselde kain .... blok ... nolu bağımsız bölüm üzerinde 200.000,00-TL tutarında ipotek tesis edildiği, dava dışı asıl borçlu ... kredi borçlarını ödemediği için davalı banka tarafından ipotek borçlusu olan davacı hakkında da icra takibine başlanıldığı, bu bağlamda davacının sorumluluğunun ipotek ettirdiği taşınmaz ile sınırlı olmak üzere ve en fazla 200.000,00-TL ile bu tutara işleyecek faiz ile sınırlı olduğu, bu nedenle söz konusu ipoteğin TMK 851. madde gereğince üst sınır ipoteği olarak kabulünün gerektiği, davacının şahsi sorumluluğunun bulunmadığı ve sorumluluğunun ipotek verdiği bedel ile sınırlı olduğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne yönelik ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygundur.
Tüm bu nedenlerle; ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde olmadığından usul ve yasaya uygun hükme yönelik yapılan istinaf başvurusunun HMK 353. 1. b. 1 bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
-
Alınması gerekli 13.287,01. TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 3.321,75. TL'nin düşümü ile kalan 9.965,26. TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
-
Davacıdan alınması gerekli 427,60. TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90. TL'nin düşümü ile kalan 247,70. TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
-
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/2. maddesi gereğince ve Dairemizce dosya hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilmesi nedeniyle vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına,
-
Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
-
Harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
-
İstinaf başvurusu ile birlikte yatırılan gider avansından, kullanılmayan kısmın HMK.nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda H.M.K'nın 362-1-a maddesi gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere 29/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/02/2024
Dr. ...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39