Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2023/1053
2024/1522
24 Eylül 2024
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1053 - 2024/1522
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1053
KARAR NO : 2024/1522
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ...(...)
ÜYE : ...(...)
KATİP : ...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09.05.2023
NUMARASI : 2021/403 Esas - 2023/290 Karar
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : 1 -...- -...
VEKİLLERİ : Av. ... [...] UETS
Av. ...[...] UETS
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : 2 -ŞEKERBANK A.Ş.
VEKİLİ :Av....
DAVACILAR : 1-AÇIKEL YAPI MALZEMELERİ İNŞAAT TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
2 - ...
VEKİLİ : Av. ...[...] UETS
İHBAR OLUNANLAR : 1 -...-..., ...
: 2 -ANADOLU ANONİM TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ
[25999-13927-68349] UETS
DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BAŞVURU TARİHİ : 05.06.2023-14.06.2023
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 10.07.2023
KARAR TARİHİ : 24.09.2024
YAZIM TARİHİ : 24.09.2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı Şekerbank T.A.Ş.’nin ... Şubesinde sahte kimlikle açılmış olan hesap ve bu hesaba davacılar tarafından gönderilen paranın sahte kimlikle çekilmesi ve diğer davalı ...2. Noteri’nin sahte kimlik ibraz eden şahıs adına davacıya taşınmazın satılması yetkisi veren vekaletnamenin çıkartılması sonucu gerçekleşen haksız fiil neticesinde davacıların uğramış oldukları zararlar nedeni ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve sonradan arttırılmak kaydı ile şimdilik davacı ...için 50.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, davacı Açıkel Yapı ... Ltd.Şti. için 50.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 10.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Şekerbank A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazları bulunduğunu, olayla asla illiyet bağı bulunmadığını, davacının haksız fiil nedeni ile dava açtığını, davacıya karşı haksız fiili gerçekleştirenin doğrudan yada dolaylı olarak bankanın olmadığını, haksız fiili gerçekleştirenin kendisini ... olarak tanıtan kimse olduğunu, davacının basiretli tacir gibi davranması gerektiğini, hesap açılışı yapması yada hesaptaki parayı hesap açan şahıslara vermesinde para transferi sağlaması ile davacının dolandıırlması arasında illiyet bağı bulunmadığını, sahte kimliği tespit etmelerinin olanaksız olduğunu, banka personelenin göstermesi gereken özeni gösterdiğini, kimliklerde gözle görünen bir farklılık görülmediğinden ayrıntılı kimlik tespiti yapma gereği duymadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayda davacının ağır ve tam kusuru bulunduğunu, tapu müdürlüğünde devir işlemi yapılmadan vekaletnameye güvenerek satış bedeli ve vergi borcunun ödenmesi sebebi ile noterlik işlemi ile iddia olunan zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, sahte kimlik kullanan şahsın kalem kullanımındaki başarısızlığı ve okuma yazma yeteneğinin yeterli olmadığının anlaşılması üzerime noter tarafından okuma yazma bilmeyenler için düzenlenen vekaletname hazırlanmış olduğunu noterin yapılan işlemlere ilişkin dikkat ve özen yükümlülüğünü eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davacının kamera görüntülerinin kasıtlı olarak silindiği yönündeki iddiasının herhangi bir gerçekliği bulunmadığını, kendilerine atfedilecek herhangi bir kusur ve sorumluluk bulunmadığını, dava konusu edilen noterlik işlemi ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, tapu müdürlüğü yetkililerinin ellerinde karşılaştırma yapabilecekleri imkanları kullanmak suretiyle vekaletname çıkarılırken kullanılan kimliğin sahte olduğunu fark ettiğini, ibraz edilen kimlikteki tüm bilgilerin KPSS den gelen bilgilerle uyumlu olduğu gözetildiğinde elinde başkaca bir karşılaştırma imkanı bulunmayan noterin noterlik açısından ibraz edilen sahte kimliğin iğfal kabiliyeti bulunmadığını, manevi tazminat koşulları oluşmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulü ile, davacı ... için 190.000,00 TL, davacı Açıkel Yapı Malzemeleri İnşaat Taah. Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. için 200.000,00 TL maddi tazminatın 10.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davacıların Manevi tazminat taleplerinin Reddine, karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı ...vekili ve davalı Şekerbank vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı ...vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu edilen sahte kimliğin ele geçirilemediği ve bu nedenle kimliğin iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, nedensellik bağının kesildiğini ispat külfetinin davalı üzerinde olması hasebiyle sahte kimliğe dayanılarak düzenlenen sahte vekaletnameye güvenerek ödeme yapan davacıların maddi zararlarından diğer davalı banka ile birlikte davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, davacıların ve üçüncü kişilerin ağır kusurunun bulunmadığı belirtilmek suretiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek davacıların maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verildiğini, tapu müdürlüğünde devir işlemi yapılmadan vekaletnameye güvenerek satış bedelinin ödenmesi sebebiyle iddia olunan zarar ile noterlik işlemi arasında illiyet bağı bulunmadığını, dava konusu edilen işlemde davalı notere atfedilebilecek herhangi bir kusur ve sorumluluk bulunmadığını, dava konusu edilen noterlik işlemi ile zarar arasında illiyet bağı olmadığını, sahtecilik fiilini gerçekleştiren üçüncü kişi/kişilerin fiilleri sebebiyle noterlik işlemi ile zarar arasındaki illiyet bağı kesildiğini, yerel mahkemece manevi tazminat talebinin reddine dair verilen karar yerinde olmakla birlikte maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesinin son derece hatalı olduğunu, davalı aleyhine avans faize hükmedilmesi ve reddedilen manevi tazminat talepleri yönünden tek vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Şekerbank A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme tarafından sahte evrakların iğfal kabiliyeti araştırılması yapılmadan, soruşturma dosyasının akıbeti beklenmeden, davacı tanığının işlemlerde şüpheliler ile irtibatı kurup ( ...'in e-devlet şifresine kadar aldığı) her türlü yürüttüğü gözetilmeden, herhangi bir kusur incelemesi yapılmadan, dava konusu işlem sahte kimlik ile taşınmaz alım satım ve işlemi olup; taşınmazın alıcısının Açıkel Şirketi olduğu, diğer davalının onun yetkilisi olarak hareket ettiği gözetilmeden her iki davacı yönünden karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca davalı aleyhine avans faize hükmedilmesi ve reddedilen manevi tazminat talepleri yönünden tek vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, sahte kimliğe dayanılarak çıkarılan vekaletnameye dayalı olarak yapılan taşınmaz satışı vekaletnamesi ve sahte banka hesabı açılmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta, dava dışı ... isimli tapu malikinin yerine kimliği belirsiz kişilerce, uygulamada "dublör yöntemi" olarak adlandırılan bir yöntem ile ve sahte kimlik belgesi kullanılmak suretiyle sahte vekaletname çıkartıldığı, yine tapu sahibinin bilgisi dışında, bu kişilerce tapu sahibi adına sahte banka hesabı açıldığı, davacı alıcıların sahte vekaletname ile tapuda işlem yapmak isterken, tapu görevlilerinin dikkat ve gerekli araştırmaları neticesinde sahteciliğin ortaya çıktığı, satış vekaletnamesine istinaden ödeme yapan davacıların uğramış oldukları zararlar nedeni ile davalı noter ve banka aleyhine maddi ve manevi tazminat talepli dava açmış oldukları anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında, davaya konu vekaletname ve banka hesabı açılış işlemlerinde kullanılan vekaletnamenin sahte olduğu ve davacıların bu işlemler nedeni ile dava dilekçesinde yazılı paraları dava dışı sahtecilik eyleminin faillerince, tapu maliki adına sahte kimlik ile açtırılan banka hesabına yatırıldığı ve sonradan bu kişilerce çekildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamakta olup; taraflar arasındaki uyuşmazlık, ortaya çıkan zarar nedeni ile davalıların tazmin sorumluluklarının bulunup bulunmadığı, eylem ile zarar arasında her bir davalı bakımından illiyet bağını kesen sebepler olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Noterlik Kanunu’nun 162. maddesinde noterin kendi yaptığı işten ve çalışanının yaptığı işten dolayı sorumluluğu düzenlenmiş ve aynı hukukî rejime tabi kılınmıştır. Noterlik Kanunu’nun 162. maddesinde kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanınmamıştır. Noter gerekli özeni gösterdiğini iddia ederek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Ancak gerekli özeni göstermiş olsa bile, zararın doğmasına engel olamayacağını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Bu husus nedensellik bağının kesilmesidir. Bunun ispatı da davalı notere aittir.
Uygulamada; noterler aleyhine, en çok otomobil ve taşınmaz alım satımlarında meydana gelen zararlar bakımından dava açılmaktadır. Tüm bu durumlarda noterin veya çalışanının kimlik veya belge üzerinde yeterli incelemeyi yapıp yapmadığı, dolayısıyla özen yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadığı araştırılmaktadır. Noterin ilgililerin hukukî menfaatlerini korumak için araştırma ve aydınlatma görevi vardır. Noterlik Kanunu’nun 72. maddesine göre; noter, iş yaptıracak kimselerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerinin tamamını öğrenmekle yükümlüdür. Bu cümleden hareketle noterin veya çalışanının her zaman belgenin sahte olup olmadığını anlamasını ve tetkik etmesini yani grafolojik bir inceleme yapması beklenemez. Ancak; belgenin veya kimliğin ilk bakışta sahte olup olmadığı veya kimlikte şekli anlamda var olması gereken bir bilginin olmaması yahut olmaması gereken bir ibarenin bulunması noter veya çalışan tarafından dikkat edilmesi gereken hususlardandır. Bu gibi hâllerde noterin veya çalışanının gerekli özeni göstermesi beklenir. Aksine davranış özen yükümlülüğünün ihlâlidir.
Yargıtay uygulamasına göre; belgenin sahteliği hususundaki en önemli kıstas belgenin veya kimliğin aldatma (iğfal) yeteneğine sahip olup olmamasıdır. Yargıtay bir çok kararında; aldatma (iğfal) yeteneği bulunan belgelerin kullanılmasını üçüncü kişinin ağır kusuru olarak nitelendirmiş ve noterin sorumluluğu bakımından illiyet bağını kestiğini kabul etmiştir. Zarar doğuran işlem veya eylemde aldatma (iğfal) kabiliyetine sahip bir kimlik veya belgesinin kullanılması hâlinde noterin sorumluluğunun doğmayacağının kabul edilmesi gerekir. Ancak detaylı bir incelemeyle ortaya çıkacak sahteliğin fark edilmesi noter veya çalışanından beklenemeyecek bir durumdur. Ayrıca Yargıtay bazı kararlarında; nüfus cüzdanındaki seri ve T.C. kimlik numarasının bulunmaması, numaranın on bir haneli olmaması, eksik veya fazla olması, doğum yerinin ilçe veya merkez ilçe olarak yazılmaması, soğuk damganın veya motorlu araç tescil belgesinde mühür bulunmaması, tescil belgesindeki bilgilerin kullanılan kimlik ile veya motor sicil numarası veya şasi numarasının birbirine uymaması gibi hâllerini “somut sorumluluk nedenleri” olarak kabul edilmiş, noterlerin ve çalışanlarının yapmış oldukları işlemlerde, sorumluluk sebeplerini, her somut olayın özelliğine göre ayrı ayrı değerlendirmiştir. (Yargıtay 3. HD 2014/4839 E 2014/12405 K)
Öte yandan, bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (..., ....; Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara 2001, s. 106).
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) 20/2. (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK 18/2.) maddesi gereğince; tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Nitekim bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle birer itimat kurumu olan bankaların, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle koruma yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir (..., ...; Hukuki Açıdan İnternet Bankacılığı, Ankara 2010, s. 152) .
Ayrıca bankalar, adam çalıştıran sıfatı ile de sorumludur. Adam çalıştıranın sorumluluğu BK’nın 55. (TBK’nın 66.) maddesinde “İstihdam edenlerin mesuliyeti” başlığı altında düzenlenmiştir. Anılan maddede; “Başkalarını istihdam eden kimse, maiyetinde istihdam ettiği kimselerin ve amelesinin hizmetlerini ifa ettikleri esnada yaptıkları zarardan mesuldür. Şu kadar ki böyle bir zararın vuku bulmaması için hal ve maslahatın icabettiği bütün dikkat ve itinada bulunduğunu yahut dikkat ve itinada bulunmuş olsa bile zararın vukuuna mani olamıyacağını ispat ederse mesul olmaz” hükmü öngörülmüştür. Bu madde gereğince adam çalıştıranlara genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü yüklenmiş ve adam çalıştıranın bir özel hukuk ve bağımlılık ilişkisi içerisinde çalışanlarının kendilerine bırakılan işleri gördükleri sırada hukuka aykırı bir fiille üçüncü kişilere vermiş oldukları zarardan sorumluluğu düzenlenmiştir. Buna göre adam çalıştıranın sorumluluğu, kusursuz sorumluluk türlerinden özen sorumluluğudur. Başka bir deyişle adam çalıştıranın sorumluluğunun kaynağı, adam çalıştıranın çalışanlarını seçerken ve onları çalıştırırken çalışanlar üzerindeki denetim ve gözetim ödevini yerine getirmemesine, kanun tarafından kendisine yükletilen bu tür objektif bir ödevi ihlal etmesine dayanmaktadır (..., ....; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2017, s. 643).
Adam çalıştıran, yapılacak iş için uygun fikri, mesleki bilgi ve yeteneklere sahip bir kişi seçmekle yükümlüdür. Seçeceği yardımcı kişinin yapacağı iş için vasıflı, yeterli eğitim görmüş, yeni bilgi, yöntem ve tekniği özümsemiş ve izlemiş olmasını arayacaktır.
Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmadığı için sorumluluk, kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlâliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir (..., s. 644).
Borçlar Kanunu’nun BK’nın 55. (6098 sayılı TBK’nın 66.) maddesinde ayrıca adam çalıştıranın sorumluluğu kaldıracak nitelikte bir kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanınmıştır. Buradaki kurtuluş kanıtı niteliği itibariyle bir kusursuzluk kanıtı olmayıp, sorumluluktan kurtulma kanıtıdır. Bu nedenle adam çalıştıran zararın meydana gelmemesi için somut durumun gerektirdiği her türlü objektif dikkat ve özeni göstermiş olduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulacaktır.
Davalı Bankanın, görevlilerinin sorumluluğu ise 6098 sayılı TBK 49 vd. Maddelerince haksız fiilden kaynaklı bir sorumluluk olmakla, davalı bankanın çalışanlarının haksız eylemden kaynaklı kusura dayalı sorumlulukları nedeni ile 6098 sayılı TBK 66.maddesi gereğince " adam çalıştıranın sorumluluğuna" ilişkin olmakla, davalı bankanın tazmin sorumluluğu ancak çalışanlarının kusurunun tespit edilmiş olması halinde gündeme gelebilecektir. Daha yalın bir ifade ile adam çalıştıranın, zarar görene yönelik sorumluluğunun gündeme gelebilmesi için çalışanın zarar görene yönelik kusurlu bir haksız eyleminin bulunması koşuluna bağlıdır.
Soyut kuralların somut olaya uygulanarak yapılan değerlendirme neticesinde; her ne kadar davalı noter tarafından; sahte vekaletname işlemine esas alınan kimlik belgesinin iğfal kabiliyetinin olmadığı yönde savunma geliştirilmekte ise de, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, kimliği belirsiz kişilerce noterlik işlemlerinde kullanılan kimlik belgesinin ilk bakışta bile kolaylıkla analaşılabilecek ve teyit ihtiyacı üzerine kolaylıkla şüphelerin giderilebileceği ölçüde sahte olduğunun mahkemesince benimsenmesinde ve bu nedenle belgenin iğfal kabiliyetinin bulunmadığının kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmaktadır. Bu nedenle sahteliği pek açık olan kimlik bilgisi yönünden kriminal inceleme yapılmasına gerek olmadığı gibi, sahte kimlik belgesinin aslının ele geçirilememiş olduğunun anlaşılmasına göre aslı olmayan bir belge üzerinde sahtecilik incelemesi yapılmasının da olanağı bulunmadığından; davalının anılan yönlere değinen istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Ancak Dairemizce tarafların istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; ilk derece mahkemesince hükme ulaşılırken; delillerin toplanmasında ve değerlendirilmesinde ve soyut yasa hükümlerinin olaya uygulanmasında görülen bazı eksiklik ve hatalar olduğu görülmüştür. Şöyle ki:
-
Somut olayda, olay örgüsü ve dava dilekçesindeki iddia ve anlatıma göre, davacı ...'nin davaya konu taşınmazın tamamını, diğer davacıdan borç almak suretiyle, kendi nam ve hesabına mı satın almak istediği, diğer davacı şirket ile birlikte müşterek alıcı konumunda mı olduğu yoksa davacı ...'in davacı Açıkel Yapı Malzemeleri Ltd. Şti adına alıcıyı temsilen mi hareket ettiği anlaşılamadığından maddi vakıada belirsizlik olduğu kabul edilmelidir. Buna göre anılan hususun belirginleştirilmesi bu davacının aktif taraf sıfatına ilişkin olmakla, öncelikle anılan belirsizlik 6100 sayılı HMK 31.maddesi kapsamında "Hakimin davayı aydınlatma görevi" gereğince taraflardan sorularak ve açıklattırılarak giderilmesi ve sonuca göre de davacıların aktif taraf sıfatları üzerinde durularak; bir karar verilmesi gerekirken; her bir davacının satış işi için banka hesaplarından para göndermiş olduğu kabulü ile her iki davacı yönünden bu aşamada eksik araştırmaya dayalı karar verilmiş olması,
-
Davalı bankanın, dava dışı çalışanlarının, somut olayda kusursuz sorumluluklarının bulunduğu anlamına gelebilecek bir şekilde hukuki nitelendirmede hata edilerek; davalı banka çalışanları yönünden kusur araştırması yapılmadan ve varsa kusurlarının tespit halinde davalının savunmasında yer verdiği illiyet bağını kesen sebepler tartışılmadan ve buna ilişkin mahkeme kanaati gerekçeye yansıtılmadan karar verilmiş olması,
-
Davalı noter yönünden, savunmasında yer verdiği, davacıların tapudaki satıştan önce, sahte vekaletnameye duyulan güven ile henüz satış işlemleri tamamlanmadan yapmış oldukları ödeme nedeni ile illiyet bağının kesilip kesilmediği üzerinde durularak; bu savunmaya itibar edilmedi ise sebebebine gerekçesine kararda yer verilmek sureti ile karar verilmesi gerekirken yapılmamış olması,
-
Davaya konu haksız eylemin konusu bakımından aynı zamanda ceza kanunları gereğince suç teşkil ettiği ve 6098 sayılı TBK 74.maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu sahtecilik eylemi nedeni ile davacıların ve dava dışı tapu malikinin, davalılar ve dava dışı sahtecilik eyleminin faillerine yönelik Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığına ve Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış oldukları suç duyuruları neticesinde açılmış ve yürütülmekte olan tüm soruşturma dosyalarının ilgili Cumhuriyet Savcılıklarından ve taraflardan sorulmak sureti ile tespitinin sağlandıktan sonra; öncelikle haksız eylemin failleri yönünden yapılan soruşturmaların akıbetinin sorularak; bu kişilerin kimliklerinin tespit edilerek; haklarında iddianame düzenlenip düzenlenmediği, kimlikleri tespit edilememiş ise haklarında yapılan soruşturma dosyalarında daimi arama kararlarının mevcut olup olmadığı ve varsa devam edip etmediği değerlendirildikten sonra, bu kişilerin tespit edilip haklarında soruşturma ya da kovuşturma işlemleri devam etmesi halinde 6100 sayılı HMK 165/1. Maddesi gereğince anılan soruşturma ve kovuşturma dosyalarının "bekletici sorun" olarak ele alınması, daimi arama kararı ile işlemsiz olduğunun anlaşılması halinde ilk kararda olduğu gibi failler yönünden yapılan soruşturma dosyaları ile sınırlı olarak "usul ekonomisi ilkesi" gözetilerek bekletici mesele kararından imtina edilmesi; davalı noter ve çalışanları ile davalı banka çalışanları hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyaları yönünden ise her halûkârda soruşturma ve kovuşturma neticesinde verilecek kararların, eldeki davaya etkisi gözetilerek; yukarıdaki şekilde ele alınarak bekletici sorun yapılması gerekirken; dosyaların sonucu beklenilmeden karar verilmesi,
-
Kabule göre de, her iki davalı yönünden de manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş olması karşısında, tek vekalet ücretine hükmedilmesi ve davalıların hukuksal sorumluluklarının haksız fiilden kaynaklı olmakla yasal faiz yerine avans faizine hükmedilmesi, dairemizce H.M.K'nun 353/1. a. 6 maddesi kapsamında "uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması" olarak nitelendirildiğinden davalılar vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜ İLE, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.05.2023 tarih ve 2021/403 Esas, 2023/290 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1. a. 6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
Peşin alınan istinaf karar harcının talep halinde yatıranlara iadesine,
-
İstinaf yoluna başvuran tarafın yaptığı giderlerin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine, harcanmayan istinaf gider avansının yatıranlara iadesine,
-
Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
-
Tehiri icra kararı nedeniyle Kocaeli İcra Dairesinin 2023/86626 sayılı dosyasına davalı Şekerbank A.Ş tarafından yatırılan Nurol Yatırım Bankası Aş /Genel Müdürlük 06.07.2023 tarih ... seri nolu 37.360,00 TL bedelli ve 26.06.2023 tarih ... seri nolu 747.807,74 TL bedelli teminat mektuplarının yatırana iadesine,
-
Tehiri icra kararı nedeniyle Kocaeli İcra Dairesinin 2023/86626 sayılı dosyasına davalı davalı ...tarafından yatırılan İş Bankası Alemdar/İzmit şubesine ait 05.07.2023 tarih ... seri nolu 800.000,00 TL bedelli teminat mektubunun yatırana iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 24.09.2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
*Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15