Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2023/1389
2024/1461
13 Eylül 2024
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1389 - 2024/1461
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1389
KARAR NO : 2024/1461
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...(...)
ÜYE : ...(...)
ÜYE : ...(...)
KATİP : ...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04.07.2023
NUMARASI : 2017/892 Esas - 2023/731 Karar
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : ULAŞIMPARK ULAŞTIRMA HİZMETLERİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ALLİANZ SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av. ...
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
BAŞVURU TARİHİ : 07.08.2023
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 19.09.2023
KARAR TARİHİ : 13.09.2024
YAZIM TARİHİ : 13.09.2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde; 11.10.2016 günü işleteni ve maliki Ulaşımpark Ulaştırma Hizm. Tic. A.Ş. , sürücüsünün ... olduğu ... Plakalı otobüs ile sürücüsünün ve malikinin ... olduğu ... Plakalı motosikletin çarpışması sonucunda yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, davacının otobüsün çarptığı motosikletin arkasında yolculuk yapmakta iken çarpmanın etkisi ile savrulup, yaralandığını, kazanın oluşumunda ...'ın otobüsü süratli kullanması ve fren yapmamasının neden olduğunu, kaza nedeni ile davacının yoğun bakımda kaldığını, kafa travması aldığını, sol diz kapağı ve sol kalça kemiğinin dağılmış olduğunu ve vücudunun bir çok bölgesinden yaralandığını, davacının bu kırıklar nedeni ile ameliyat olduğunu ve uzun süre tedavi gördüğünü, davacının kaza tarihinde asgari ücretle çalıştığını, kaza nedeni ile uzun süre çalışamadığını ve gelirinden mahrum kaldığını belirterek 10.000 TL maddi tazminatın tüm davalılardan (Allianz Sigorta A.Ş yönünden sigorta teminatı ile sınırlı olmak üzere), 100.000 TL manevi tazminatın Allianz Sigorta A.Ş. dışındaki davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili 12.01.2023 tarihli dilekçesi ile davalı sigorta şirketi ile sulh olduklarını beyan etmiştir.
Davalı Ulaşımpark Ulaştırma Hizmetleri Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde: davaya konu olayda asli kusurlunun dava dışı motosiklet sürücüsü ... olduğunu, davalı müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının ...'in, sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı motosiklet ile seyir halinde iken diğer davalı ... tarafından kullanılan ve davacı şirkete ait olan ... plakalı halk otobüsünün geçişini beklemesi gerekirken gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek kazaya sebebiyet verdiğini, motosiklette yolcu olarak bulunan davacının kask ve yardımcı güvenlik malzemeleri kullanmaması nedeni ile müterafik kusurlu olduğunu, kusur oranında indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Allianz Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; meydana gelen kaza nedeni ile yasal olarak davacının kendilerine yazılı olarak başvuru yapması gerektiğini, davacı yanca yapılan başvuruda yönetmelikte belirtilen ibrazı zorunlu evrakların eksik olduğunu, bu nedenle de geçerli bir başvurunun davacı yanca şirkete yapılmadığını ve davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davalı şirketin meydana gelen kazada poliçe limitleri dahilinde sorumlu olabileceğini ve sorumluluklarının araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, araç işleteninin ve sürücüsünün kusursuz olduğu durumlarda sigortacının da tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, poliçenin 01.06.2015 tarihli sigorta genel şartlarına tabi olduğunu, maluliyet tazminatına ilişkin hesaplamada TRH2010 hayat tablolarının kullanılması ve hesaplamada iskonto oranı olarak 41,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, geçici iş göremezlik giderlerinin SGK'ya ait olduğunu, yasal asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından Maddi tazminat davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, Manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 50.000,00 TL manevi tazminat davalılar ... ve Ulaşımpark Ulaştırma Hizmetleri Anonim Şirketinden 11.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı UlaşımPark Ulaştırma Hizmetleri A.Ş vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı Ulaşım Park Ulaştırma Hizmetleri A.Ş vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemenin kararının somut gerekçelere dayandırmadığını, hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, zenginleşme yasağına aykırılık teşkil ettiğini, olaydaki kusur oranının hatalı tespit edildiğini ve yeniden inceleme gerekirken mevcut raporun esas alınarak hüküm tesis edilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, kazaya ilişkin görüntü kayıtları incelendiğinde davacının kazada zarar görmesine neden olan faktörün dava dışı motor sürücüsü olduğunun anlaşılacağını, bilirkişi raporunda hız limitlerinin üzerinde bir seyir durumu olduğuna ilişkin ibare olmamasına rağmen davacı şirket sürücüsüne hızını yavaşlatmadığı iddiasıyla kusur isnat etmenin hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda kaza bölgesinde bulunan hız tabelalarından bahsedilmişse de bu tabelaların kaza tarihinde bölgede mevcut olup olmadığının da meçhul olduğunu, davacının kaza esnasında seyahat ederken mevzuatta belirtilen ekipmanları kullanmadığının açık olmasına karşın kusur durumunun bu faktör dikkate alınmadan belirlendiğini, maddi tazminat talebine ilişkin davada sigorta şirketi ile davacının anlaşmaya vardığını ve feragat dilekçesi verilmesine rağmen manevi tazminata ilişkin davanın asliye hukuk mahkemesine yöneltilmesi gerektiğinden mahkemenin görevsizlik kararı vermeyip hüküm tesis etmesinin hukuka aykırı olduğunu, faizin dava tarihinden itibaren yürütülmesi gerekirken olay tarihinin baz alınması hatalı olduğunu, gerekçeli karar incelendiğinde kusur durumunun, davalılara yönelik bulunmadığını, farklı bir ismin yer aldığını, haliyle tesis edilen hükmün gerekçesinin farklı olduğunun anlaşılacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı şirket araç sürücüsünün dava konusu kazada tali kusurlu olması nedeniyle, tazminat tutarının da kusur oranına göre belirlenmesi gerekirken, %100 kusurlu olarak değerlendirilip buna göre hüküm tesis edildiğini belirterek yerel mahkeme kararının yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddine, mahkeme aksi kanaatteyse itirazları doğrultusunda hüküm kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, 11.10.2016 tarihinde, davacının yolcu olarak bulunduğu motosiklete davalılarından ...'ın sürücüsü , davalı şirketin işleteni olduğu ,davalı sigorta nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigortalı aracın çarpması sonucu davacı yaralanmıştır.
6100 Sayılı HMK'nun 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir. Yine, HUMK.nun 388/3. maddesi gereğince (HMK. 297/c) hükmün gerekçesinde tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gösterilmesi gerekir.
Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiği T.C. Anayasasının 141/3. maddesinde de açıkça belirtilmiştir.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.
Zira, tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri, davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini bilmeleri gerekir.
Yargıtay'ın ve Bölge Adliye Mahkemelerinin hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında çelişki bulunamaz.
Somut olayda; İlk derece mahkemesi kararının gerekçe bölümünün üçüncü sayfasının son fıkrasında davalı... aleyhine açılan davanın alınan kusur raporları ile tam (100) kusurlu olduğu belirtilerek 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğinın belirtildiği, ... adında bir kişinin davada taraf olmadığı gibi, mahkemece alınan bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve hüküm fıkrasında belirtilen manevi tazminat miktarının gerekçe ile uyuşmadığı, böylece gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulduğu ve davanın davalıları ile ilgili bir gerekçe bulunmadığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrası ile gerekçe arasındaki çelişki dairemizce H.M.K'nun 353/1-a-4 maddesi kapsamında "diğer dava şartlarına aykırılık" olarak nitelendirildiğinden davalı Ulaşımpark Ulaştırma Hizmetleri Ticaret A.Ş. vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile kaldırma nedenleri dikkate alınarak diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davalı Ulaşımpark Ulaştırma Hizmetleri Ticaret A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.07.2023 tarih, 2017/892 Esas,2023/731 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1. a. 4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Gebze Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
Davalının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine,
-
Davalının yatırdığı istinaf gider avansının harcanmayan kısmının hesap edilerek tarafa iadesine,
-
Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.13.09.2024
Başkan ...
e imzalıdır
Üye ...
e imzalıdır
*Üye ...
e imzalıdır
Katip ...
e imzalıdır
İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32