Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2023/1023
2024/1351
4 Temmuz 2024
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1023
KARAR NO : 2024/1351
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03.05.2023
NUMARASI : 2021/497 Esas - 2023/416 Karar
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVACILAR : 1-... - ...
2. ... . ...
3. ... . ...
4. ... . ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 1 -... - ...
VEKİLLERİ : Av. ... - ...
Av. ... - ...
DAVALI : 2 -ANADOLU ANONİM SİGORTA A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...- ...
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)
BAŞVURU TARİHİ : 18.05.2023
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ : 23.06.2023
KARAR TARİHİ : 04.07.2024
YAZIM TARİHİ : 04.07.2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 15.03.2021 günü saat 22:47 sularında davalı ...'ün idaresindeki ... plakalı aracın Kocaeli'den İstanbul'a seyir halinde iken yan yoldan D-100 karayoluna katıldığı esnada, katılma şeridinde yaya olarak bulunan ...' a çarpması sonucu ağır bir şekilde yaralandığını, ambulansla Gebze Fatih Devlet Hastanesi'ne kaldırıldığını ve 16.03.2021 günü vefat ettiğini, davalı araç sürücüsü ...'ün hız sınırını aşıp, gerekli dikkat ve özeni göstermediğini, yol ayrımı olmasına rağmen hızını düşürmediğini, kusurlu hareketleri ile kazaya sebebiyet verdiğini, müteveffa ...'un 1995 doğumlu olup, 26 yaşında bekar, genç bir delikanlıyken hayatını kaybettiğini, mirasçıları ve birlikte yaşayan davacı ailesi uğradığı maddi ve manevi kayıpları bir nebze olsun telafi edebilmek için iş bu davayı açtıklarını, müteveffa ...'un kendi adına şehirlerarası taşımacılık yapan şirketi bulunduğunu, ayrıca araç bakım ve onarımı yapan bir işletmede de ortaklığı bulunduğunu, müteveffanın kazandığı para ile ailesinin geçimini sağlamakta olduğunu, bu sebeple ailesinin hem maddi hem de manevi olarak yıprandığını, zarar gördüğünü, bu nedenle ailenin destekten yoksun kalma tazminatı talebi zorunluluğu doğduğunu, ölümlü trafik kazasına sebebiyet veren ... plakalı aracın kaza tarihinde Anadolu Anonim Sigorta A.Ş tarafından 1084162921 poliçe no ile sigortalı olduğunu, bu nedenle Anadolu Anonim Sigorta A.Ş'nin de poliçe miktarı kadar sorumluluğu bulunduğunu, arabuluculuk talebinde bulunulduğunu ancak arabuluculuk tutanağından da anlaşılacağı üzere anlaşma sağlanamadığını, davalı sürücü hakkında Gebze C.Başsavcılığı'nın 2021/6570 sayılı dosyası ile soruşturma devam ettiğini, öncelikle ihtiyati haciz talebinin kabulü ile kazaya karışan araca 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati haciz konulmasına, davacı ... için fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminata; davacı ... için fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminata; davacı ... için fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminata; davacı ... için fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminata kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline, talepte ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla müştereken ve müteselsilen tahsiline ( davalı sigorta şirketinden sigorta poliçesi limitleri ile sınırlı olmak üzere tahsiline) karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; KTK 97 md. uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evrak ile müracaat edilmediğini, kanunda belirtilen evrak ile davalı sigorta şirketine başvuru yapılmadığını ve şirket tarafından dosyada inceleme yapılabilmesi için talep edilen eksik evrakın tamamlanmadığını, davacıların, davalı şirkete usulüne uygun olarak müracaat etmediğini, HMK 114 vd. uyarınca dava şartı noksanlığından huzurdaki başvurunun usulden reddedilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen 15.03.2021 tarihli kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın, davalı şirkete 27.02.2021 - 27.02.2022 vadeli, 1084162921 numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçenin davacının manevi tazminat talebini kapsamadığını, taraflarına yöneltilen ve haksız olarak talep edilen manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. ve 85. maddelerine göre trafik sigortaları, işletenlere düşen sorumlulukları karşılamak üzere yapıldığını, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa, işletene düşen bir sorumluluk da olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, kazazedenin kazanın meydana gelmesinde tek kusurlu olduğunu, davacıların yakını müteveffa ...'un kazaya kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, 2918 sayılı KTK'de belirtilen 68/a-2 kuralını ihlal ettiğini, anılan gerekçeler, kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamındaki belgeler birlikte incelendiğinde davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı şirkete kanunda belirtilen evrak ile başvurulmadığından şirketin temerrüde düşmediğini, bu nedenle haksız faiz talebinin reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi ve yasal faiz olması gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddini, usulüne uygun başvuru yapılmadığı için davanın usulden reddini, sigortalı araç sürücüsü kusursuz olduğu için haksız davanın reddini, şayet bir tazminat sorumlulukları doğacak ise, müterafik kusur durumunun araştırılmasını ve hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasını, 7327 sayılı Kanunun huzurdaki davaya uygulanmasını, davalı şirket temerrüde düşmediğinden haksız faiz talebin reddini, mahkeme aksi kanaatteyse dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından Davanın Reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi’nce eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen hukuka aykırı kararın kaldırılması ve davacıların mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini, dosyada kusur yönünden alınan bilirkişi raporunda da birçok eksiklik bulunduğunu, 05.08.2022 tarihinde bilirkişi raporuna yapmış oldukları itirazda raporda da eksiklikleri belirttikleri halde bu eksikliklerin giderilmediğini, davalının kusursuz olduğunu kabul etmemekle birlikte Yargıtay Hukuk Genel Kurulu trafik kazasında ölen kişi tam kusurlu olsa da yakınlarına tazminat ödenmesi gerektiği yönünde karar verdiğini, yani "ölen kişi kusurlu olsa da yakınlarının bir kusuru yoktur" denildiğini, Hukuk Genel Kurulu, davacıların 3.Kişi sıfatı ile dava açtıklarını, kusurun davacılara yansıtılamayacağını, dolayısıyla tam kusurlu olsa dahi sigorta şirketinin zararı karşılaması gerektiği sonucuna varıldığını, ancak buna rağmen davalı sigorta şirketinin ölüm ile sonuçlanan trafik kazalarında poliçe limiti ile kusursuz sorumluluğu bulunmasına rağmen davalı sigorta yönünden de davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, haksız fiilden kaynaklı ölüm hali nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu, 15.03.2021 tarihinde yaya motorlu taşıt çarpması çeklinde gerçekleşen trafik kazası neticesinde davacılar desteğinin vefat ettiği anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74. Maddesi " Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." düzenlemesine haiz olup; Yüksek Mahkeme ve Doktrin görüşleriyle kabul edilen ilkelere göre hukuk hakimi ceza mahkemesinin mahkumiyet kararıyla bağlı olduğu gibi, ceza yargılamasındaki kesinleşen maddi olgularla da bağlıdır. Ceza Hukuku alanında suç olarak kabul edilen bir eylemin Özel Hukuk alanında tezahürünün de haksız fiil veya geçersizlik olduğunun kabulü gerekmektedir.
6098 sayılı Borçlar Kanunun 49. Maddesin de düzenlenen "haksız fiil" olgusunun özel bir tezahürü de 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 85 vd. Maddelerinde düzenlenen motorlu araçların neden olduğu kazalarla ilgili sorumluluk halleridir. Bir motorlu aracın Karayolları üzerinde işletilmesi nedeniyle üçüncü kişilere karşı vermiş olduğu zararlardan dolayı araç sürücüsü, işleten, bağlı bulunduğu teşebbüs müştereken ve müteselsilen sorumludur. Motorlu taşıtların neden olduğu zararların giderilmesi için özel bir sorumluluk sistemi getirilerek motorlu araçlar için mali mesuliyet sigortası zorunluluğu getirilmiştir.(2918 sayılı Yasa madde 91).
Tazminat sorumluluğu dört temel koşulu gerektirmektedir. Bunlar : Hareket ( eylem- fiil) , Netice ( zarar veren sonuç) , illiyet bağı ve kusurdur. Türk Borçlar Kanun 49. Maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir eylem nedeniyle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlü olduğuna göre, haksız fiil sorumluluğunun kusura dayalı bir sorumluluk olduğundan şüphe duyulmamaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74. Maddesi " Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." düzenlemesine haiz olup; Yüksek Mahkeme ve Doktrin görüşleriyle kabul edilen ilkelere göre hukuk hakimi ceza mahkemesinin mahkumiyet kararıyla bağlı olduğu gibi, ceza yargılamasındaki kesinleşen maddi olgularla da bağlıdır. Ceza Hukuku alanında suç olarak kabul edilen bir eylemin Özel Hukuk alanında tezahürünün de haksız fiil veya geçersizlik olduğunun kabulü gerekmektedir.
Davaya konu trafik kazası nedeniyle Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2021/6570 SR. sayılı soruşturma neticesinde, 02.11.2021 tarih ve 2021/15493 Karar sayılı karar ile davalı araç sürücüsü hakkında, kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiş olduğu ve itiraz üzerenin Gebze 1.Sulh Ceza Hakimliğinin 13.12.2021 tarih ve 2021/5194 D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilerek; takipsizlik kararının kesinleştiği görülmüştür.
Kaza tarihi ile aynı tarihli ve trafik kolluğu tarafından düzenlen kaza tespit tutanağının, davacılar desteği yayanın 2918 sayılı KTK 68/1-a-2 maddesine göre, yayaların yürümesine ayrılmış kısımların kullanılmasının mümkün olmadığı veya bulunmadığı hallerde yayaların taşıt yolunun kenara yakın olan kısmı dışında yürümeleri kuralını ihlal ettiğine ilişkin tespit içerdiği görülmektedir.
Anılan soruşturma dosyası kapsamında, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince hazırlanan 18.10.2021 tarihli raporda sürücünün kusursuz olduğu, müteveffa yayanın ise davranış faktörlerinin asli derecede etken olduğu ve tam kusurlu şeklinde uzmanlık kurul görüşü bildirilmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından, eldeki dosya kapsamında İTÜ öğretim görevlilerinden oluşturulan heyetten alınan 29.07.2022 tarihli raporda da benzer şekilde, meydana gelen kazada, davacılar desteği müteveffanın %100 kusurlu olduğu, davalı araç sürücüsünün ise kusursuz olduğuna ilişkin uzmanlık görüşü ve kanaat bildirilmiştir.
Buna göre, her iki kusur raporunun da, birbirini ve trafik kolluğu tarafından düzenlenen Kaza Tespit Tutanağını teyit eder mahiyette olduğu, olayın meydana geliş biçimine uygun olduğu, tarafların kusur durumlarının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve bu kanuna dayalı olarak hazırlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğine olarak hazırlanmış olduğu değerlendirildiğinden; Dairemizce de davacı yayanın, gece vakti, uyuşturucu ve uyarıcı madde etkisi altında kontrolsüz ve tedbirsizce, kendisini ve seyir halindeki araçları tehlikeye atacak şekilde, yaya erişimine kapalı karayoluna girdiği, karşıdan gelen davalı yönetimindeki bu vasıtanın geçiş hakkını engelleyerek ve bariyerlerle yayaların erişimine kısıtlanan bölünmüş yola aniden atlayarak kazaya sebebiyet verdiği olayda, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketleri ile asli ve tek kusurlu olduğu, anılan kazanın gerçekleşmesinde bu kişinin trafik kural ihlalinin temel etken olduğu kabul edilmiştir.
Her ne kadar davacı tarafça ileri sürülen davacıya ait aracın kaza anında hızlı olduğuna ve kaza anında mobil telefonla konuştuğu şeklinde ilişkin iddiada bulunmakta ise de bu yöndeki ispat külfeti kendisinde davacılarca tanık veya başkaca kanaate elverişli yasal delil ile iddiasını ispatlayamadığı gibi davalı araç sürücüsünün varsayımsal olarak kaza anında telefon kullanıyor olduğuna ilişkin iddiasının da tek başına kazanın meydana gelmesi için yeterli ve gerekli koşul olmadığı anlaşılmakla bu yöndeki ispatlanamayan itiraz ve savunmalar yerinde görülmemiştir.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından; HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.05.2023 tarih ve 2021/497 Esas, 2023/416 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1. b. 1 maddesi gereğince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
-
Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davacılardan alınması gereken 1.710,40 TL (427,60 x4) maktu istinaf ilam harcından peşin alınan 719,60 TL (179,90 x4) harcın mahsubu ile bakiye 990,80 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
-
Davacıların istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,
-
Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 03.07.2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
*Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09