SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/544

Karar No

2024/1311

Karar Tarihi

28 Haziran 2024

T.C.

SAKARYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/544

KARAR NO : 2024/1311

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 13.11.2023

NUMARASI : 2023/432 Esas - 2023/1045 Karar

İSTİNAF YOLUNA

BAŞVURAN DAVACI : ... -...

VEKİLİ : Av. ... - ...

DAVALI :1 -... -..., ...

DAVALI : 2 -QUİCK SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - ...- ...

VEKİLİ : Av. ... - ...

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)

BAŞVURU TARİHİ : 18.02.2024

İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ : 27.03.2024

KARAR TARİHİ : 28.06.2024

YAZIM TARİHİ : 28.06.2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile davacı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı motorsikletin ön kısımlarına çarparak davacının motosikletiyle devrilmesine sebep olduğunu ve yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını ve tedavi edilmek üzere Fatih Devlet Hastanesi'ne kaldırıldığını, davacının bu kaza sebebiyle 31.01.2023 tarihli 2023/190 sayılı kurul raporunda tespit edilebilen engellilik oranı %51.2 olarak belirlenmiş olduğunu, davacının maluliyetini etkilemeyecek derecede işler seçmek zorunda kaldığını ve hayatını idame ettirirken zorluklar yaşadığını, davacının özel hayatının da ciddi derecede etkilendiğini, davacının iyileşme süresince bakıma muhtaç olacağından, Uzman Hekim marifetiyle davacının iyileşme süresinde bir başkasının yardımına ne kadar süre ile muhtaç olacaklarının belirlenmesi ve bu belirlenen bakıma muhtaçlık süreleri nazara alınarak, asgari ücretin brütü üzerinden bakıcı gideri hesaplanması gerektiğini, davacının kaza sonrası yapmak istediği mesleği yapamadığını ve bu durum ciddi bir kazanç kaybı ve psikolojik çöküntü yaşamasına sebep olduğunu, bu nedenlerle; fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile ve HMK 107 maddesinde düzenlenmiş belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere; 1.000,00 TL maddi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Quick Sigorta A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı şirket nezdinde ... nolu 12.08.2019 -12.08.2020 vadeli zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalı şirketin poliçe sebebiyle sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, yaralanma ve ölümlerde poliçe kişi başına azami teminatı 390.000 TL olduğunu, davalı sigortacı şirketinin üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, ihtiyari arabuluculukta anlaşılan uyuşmazlık konusu hakkında yeniden dava açılamamakta olup davanın reddi gerektiğini, taraflar arasında anlaşma mutabakatı bulunduğundan hesaplama yapılması halinde ödeme tarihi itibariyle hesaplama yapılması gerektiğini, ihtiyari arabuluculukla birlikte poliçe limitleri kadar ibralaşılmış olduğundan davalı şirketin bakiye zarardan da sorumluluğu bulunmadığını, davacının kusura ilişkin iddiaları gerçek dışı olup kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerektiğini, tazminat hesaplamasının genel şartlarda belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yapılması gerektiğini, zorunlu mali sorumluluk genel şartları kapsamında aktüeryal tazminat hesaplama esasları açıkca belirlenmiş olup tazminat hesaplaması artık standart hale getirtildiğini, dava dilekçesinde davacının çalıştığına dair beyan bulunmadığını, bu sebeple hesaplamanın agi hariç asgari ücrete göre yapılması gerektiğini, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, davalı sigorta şirketinin kaza tarihinden değil dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması, ayrıca faizin yasal faiz olması gerektiğini, kaldı ki başvurunun geçerli kabul edilmesi halinde dahi davalı kurumun temerrüt tarihinin başvuru tarihinden 8 iş günü sonrası olacağı yasa ile sabit olduğunu, davacı tarafın avans faizi talebi haksız olup, yasal faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde; 2021/233473 dosya numarası ile yapılan davanın diğer tarafları arasında yapılan ara buluculuk anlaşması tarafını da kapsadığını, İhtiyari arabuluculukta anlaşılan uyuşmazlık konusu hakkında yeniden dava açılmasının hukuken mümkün olmayıp bu nedenle öncelikle usul yönünden davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın dava talep haklarının zaman aşımına uğradığını, davaya konu kaza 06.06.2020 tarihinde gerçekleşmiş olup üzerinden yaklaşık 3 yıllık süre geçtikten sonra iş bu dava ikame edildiğini, KTK'unu gereğince dava zaman aşımı süresi 2 yıl olup iş bu süre geçirildikten sonra ikame edilen dava zaman aşımına uğradığını, davanın bu nedenlerle de reddi gerektiğini, meydana gelen kazada davacı tarafın asli kusurlu olduğunu, kazanın tamamen davacının hız kurallarına uymamasından kaynaklandığını, davacının kusura ilişkin iddiaları gerçek dışı olup kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerektiğini, davacının sigorta şirketi yönünden hükmedilecek tazminata avans faizi işletilmesi talebini de kabul etmediklerini, kazaya karışan araç ticari değil ise yasal faiz uygulanması gerektiğini, kazaya karışan araç ticari nitelikte olmayıp hususi bir otomobil olduğunu, dava dilekçesinde davacının çalıştığına dair beyan bulunmadığını, bu sebeple hesaplamanın agi hariç asgari ücrete göre yapılması gerektiğini, bununla birlikte davacı tarafın dilekçesinde belirttiği şekilde maluliyeti bulunmadığını, maluliyet derecelerine itiraz ettiklerini belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi tarafından davadan önce, davacı ile davalılardan sigorta şirketi arasında ve davalı sigorta şirketinin sigortalısını da kapsar şekilde yapılan arabuluculuk "anlaşma tutanağı" düzenlenerek; ödeme alınması ve ibraname verilmiş olması nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.

Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Yerel mahkeme tarafından verilen kararın usul ve hukuka aykırı olup, eksik inceleme ve araştırma neticesinde hüküm kurulduğunu, Yerel mahkeme, davanın reddi gerekçesine 2021/233473 numaralı ve 24.09.2021 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesini dayanak olarak gösterdiğini, Yerel mahkemenin kararına esas aldığı arabuluculuk dosyası 25.03.2021 tarihli 2021/378 sayılı kurul raporu ve %23.8 sürekli engellilik oranı üzerinden sağlanan bir anlaşma belgesi olup davacının ihtiyari arabuluculuk sürecinde %23.8 engellilik oranına karşılık ödenen tazminatı kabul ettiğini ve bu engellilik oranına ilişkin anlaşma sağladığını, ancak aradan zaman geçtikten sonra davacının kaza sonrası şikayetlerinin devem etmesi ve arızalarının artması üzerine yeniden Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik çerçevesinde kalıcı sakatlık oranı hususunda rapor düzenlenmesi için Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'na başvurduğunu ve 31.01.2023 tarihli 2023/190 sayılı kurul raporunda davacının Sürekli Engellilik oranının %51.2 olarak belirlendiğini, Yerleşik Yargıtay içtihatları gereği ve evrensel bir hukuk ilkesi olarak doğmamış bir hak ve alacaktan dolayı feragat ve sulhun hukuken mümkün ve geçerli olmadığı izahtan vareste olup, doğmamış bir haktan feragat edilemeyeceği genel kabul iken davacının henüz mevcut olmayan engellilik oranına ilişkin alacak talebini anlaşmaya konu yapmasının da hukuken mümkün olmadığını, Yerel mahkemenin doğmamış bir hak ve alacaktan dolayı feragat ve sulhun hukuken mümkün ve geçerli olmadığına ilişkin hukukun temel ilkesini göz ardı ettiğini, davacının engellilik oranının zamanla artmış olup, davacının bu oranın artacağını bilmesi mümkün değil iken henüz oluşmamış bir engellilik oranına karşılık gelecek tazminat talebinden feragat etmesinin de mümkün olamayacağını belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve 31.01.2023 tarihli 2023/190 sayılı kurul raporu neticesinde belirlenen sürekli engellilik oranı %51.2 ile 5.03.2021 tarihli 2021/378 sayılı kurul raporu ile belirlenen %23.8 sürekli engellilik oranı arasındaki fark olan %27,4 sürekli engellilik oranı ve karşılık gelen tazminat miktarı yönünden bir inceleme ve araştırma yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, trafik kazası nedeni ile ortaya artan maluliyet iddiasına dayalı, geçici ve sürekli iş göremezlik, bakıcı ihtiyacı ve ekonomik geleceğin sarsılması nedenlerine dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemesince, davadan önce, davacı ile davalılardan sigorta şirketi arasında ve davalı sigorta şirketinin sigortalısını da kapsar şekilde yapılan arabuluculuk "anlaşma tutanağı" düzenlenerek; ödeme alınması ve ibraname verilmiş olması nedeni ile davanın reddine dair karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Davacı vekilince dava ve istinaf dilekçesindeki iddia ve anlatıma göre arabuluculuk anlaşma tutanağı ve buna göre yapılan ödemenin arabuluculuk süreci içerisinde 25.03.2021 tarihinde alınan maluliyet raporunda belirlenen %23.08 maluliyet oranına göre hesaplanarak yapılmış olduğunu, davacıdaki şikayetlerin artarak devam etmesi nedeni ile eldeki dava açılmadan önce 31.01.2023 tarihli yeni bir maluliyet raporu alınmış olduğunu, alınan yeni rapora göre müvekkilinin %51,2 maluliyet oranı tespit edilmiş olduğunu, davacının arabuluculuk sürecinde tespit edilen maluliyet oranı kadar yapılan ödeme konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığını ve fakat davacının gelişen kaza nedeni ile bakiye maddi zararının bulunduğunu ve eldeki davanın bu sebepten açıldığını arabuluculuk anlaşma tutanağı düzenlendiğinden, müvekkilinin, zaman içerisinde şikayetlerinin ve arızalarının artacağının bilebilmesinin mümkün olmadığını, henüz doğmamış bir hak ve alacaktan feragat edilemeyeceği ve bu nedenle yerel mahkemece verilen kararın hatalı olduğu gerekçesi ile istinaf incelemesi neticesinde kararın kaldırılmasını talep ettiği görülmektedir.

Arabuluculuk, tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin yardımı ile bir araya gelen tarafların kendi iradelerine tabi başka bir deyişle üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri hukuki uyuşmazlıkları birlikte müzakere ederek çözümü kendi menfaatlerine göre sağladıkları yine alternatif bir uyuşmazlık çözümü yöntemidir. Arabuluculukta yapılan anlaşma ancak taraflar arasında sonuç doğurur. Bu nedenle, ilke olarak arabuluculuk sürecine taraf olmayan kişi hakkında, arabuluculuk tutanağının hüküm ve sonuç doğurması mümkün değildir.

07.06.2012 tarih 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18. maddesinde " (1) Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. (2) Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilebilir. Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda ise anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır. (3) İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılır. Ancak arabuluculuğa elverişli olan aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda inceleme duruşmalı olarak yapılır. Bu incelemenin kapsamı anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır. Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak olan başvuru ile bunun üzerine verilecek kararlara karşı ilgili tarafından istinaf yoluna gidilmesi hâlinde, maktu harç alınır. Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden başka bir resmî işlemde kullanmak isterlerse, damga vergisi de maktu olarak alınır. (4) (Ek: 12/10/2017-7036/24 md.) Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. (5) (Ek: 12/10/2017-7036/24 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz." hükmüne yer verilmiştir.

2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi "Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir." şeklindedir.

Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir.

Trafik kazası sonucu yaralanmalar nedeni ile ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık "gelişen durum" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacaktır.

Gelişen durumun varlığı halinde gelişen durum yönünden yeniden dava açılabilmesi mümkündür. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir. Davacıdaki yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceği gerçek zararın tespiti açısından önemlidir.

Buna göre, hak sahibi tarafından öncesindeki gerek bir mahkeme ilamı ile gerekse de Sigorta Tahkim Komisyonu Kararı ya da Arabuluculuk Anlaşma Tutanağı gibi ilam yerine geçen bir belge ile yahut 2918 sayılı KTK 97. maddesi kapsamında sigortacıya yazılı başvuru yolu ile dava dışı ödeme alındıktan sonra, davacının maluliyetinin ilerleyen zaman içerisinde arttığının anlaşılması halinde artan maluliyet olgusu ve iddiasına dayalı olarak hak sahibi tarafından, maluliyet artışı nedeni ile karşılanmamış zararı dolayısıyla tazminat yükümlülerinden talepte bulunulabileceği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

Somut uyuşmazlıkta, artan maluliyet oranı ve gelişen yeni durum nedeniyle tazminat talep edildiği ve sigorta şirketince yapılan ödemenin, arabuluculuk sürecinde ilk belirlenen maluliyete ilişkin olduğu da gözetildiğinde, düzenlenen ibranamenin ve arabuluculuk anlaşma tutanağının artan maluliyet oranını kapsamadığı gözetilerek; işin esasının incelenmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmediğinden; davacı vekilinin anılan yönlere değinen istinaf talebinin kabulü gerekmiştir.

İlk derece mahkemesince, tarafların davanın esası ile ilgili olarak gösterdikleri deliller toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğundan davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve davanın esası yönünden gerekli araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre gerekli kararın verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.11.2023 tarih ve 2023/432 Esas, 2023/1045 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1. a. 6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

  2. Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Gebze Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

  3. Davacı tarafından yatırılan istinaf harcının istek halinde yatırana iadesine,

  4. Davacının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine,

  5. Harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,

  6. Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 28.06.2024

Başkan ...

e-imzalıdır

Üye ...

e-imzalıdır

*Üye ...

e-imzalıdır

Katip ...

e-imzalıdır

İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınZararsakaryaAçılanvekiliVeTazm.)TazminatkonusuSebebiylenumarasıCismani(Ölüm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim