SoorglaÜcretsiz Dene

Sakarya BAM 3. HD 2023/896 E. 2024/1254 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/896

Karar No

2024/1254

Karar Tarihi

14 Haziran 2024

T.C.

SAKARYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/896

KARAR NO : 2024/1254

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 02.03.2023

NUMARASI : 2022/61 Esas - 2023/142 Karar

İSTİNAF YOLUNA

BAŞVURAN DAVACI : ... - ...

VEKİLİ : Av. ... - ...

İSTİNAF YOLUNA

BAŞVURAN DAVALI : DOGA SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ ... -...

VEKİLLERİ : Av. ... - ...

Av. ... - ...

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat)

BAŞVURU TARİHİ : 05.04.2023-14.04.2023

İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ : 02.06.2023

KARAR TARİHİ : 14.06.2024

YAZIM TARİHİ : 30.06.2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili dava dilekçesinde; müteveffanın babası ...'ın sevk ve idaresindeki ve mülkiyeti müteveffanın babaannesi ... olan ... plakalı aracı ile iki şeritli ve bölünmüş yolda Cumhuriyet Bulvarı'nı takiben Derince istikametine güneyden kuzey doğuya sağ şeritte seyrettiği esnada aracının sağ ön kısımları ile aynı cadde üzerinde sağ şeritte Arkas isimli iş yerinin deposu önüde park halinde bulunan ... plaka sayılı çekiciye bağlı bulunan .. plaka sayılı yarı römorkun sol ön kısımlarına çarpması neticesinde davacı ...'ın çocuğu ...'ın bu kazada vefat ettiğini, ...'ın vefatı ile mirasçısını davacı ... ve ...'ın kaldığını, kazaya karışan ... plakalı aracın trafik sigortalısı davalı sigortasının davalı sigorta şirketi tarafından poliçelendiğini, kaza neticesinde sigorta şirketine 02.01.2019 tarihinde başvuru yapıldığını, sigorta şirketi nezdinde hasar dosyasının açıldığını fakat ödenmesi gereken destekten yoksun kalma tazminatının ödenmediğini, davacının kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun olmadığını, tüm bu nedenlerle; trafik kazasında çocuğunu kaybeden davacının dava açılış tarihinde tazminatın belirlenebilme imkanı olmadığından 6100 sayılı yasanın 107. Maddesi uyarınca toplanacak delillere göre destekten yoksun kalma tazminatı tutarları belirlenerek 290.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işletilecek faizi, ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; haksız fiilden doğan tazminat alacaklarının fiil tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerektiğini, davacı tarafın davaya iş bu 2 yıllık süre içerisinde açmak zorunda olduğunu, söz konusu davada kazanın 27.11.2018 tarihinde gerçekleştiğini, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin dava konusu aracın ZMMS poliçesi ile sigortalısı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başı 360.000,00 TL olduğunu, poliçe teminatını bildirmiş olmalarının kabul anlamına gelmediğini, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru yoksa işletene düşen bir sorumluluğunun da olmadığını, dosyada öncelikle bir kusur tespitinin yapılması gerektiğini, söz konusu kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsü ...'ın %70 oranında kusurlu olduğunu, dolayısıyla hak sahiplerinin kazaya karışan aracın ZMMS poliçesinden tazminat talep edemeyeceğini, 01.06.2015 tarihinden sonra tanzim edilen poliçelerde sürücünün kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin poliçe teminatı dışında olduğunu, kişinin kendi kusurundan menfaat elde etmesinin yasaya aykırı olduğunu, dolayısıyla hak sahiplerinin kazaya karışan aracın ZMMS poliçesinden tazminat talep edemeyeceğini, destekten yoksun kalma tazminatı talebi hakkında Kanun ve Yargıtay uygulamalarına uygun değerlendirme yapılması gerektiğini, müterafik kusur durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini, davalı şirketin temerrüte düşmediğini, talep edilecek faizin yasal faiz olduğunu, davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddi gerektiğini, tüm bu nedenlerle haksız davanın reddini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi tarafından, davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, toplam 205.404,82 TL destekten yoksunluk tazminat bedelinin 14.01.2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte ve poliçede yer alan limite göre davalı sigorta şirketinden tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine karar verilmiştir.

Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın 29.01.2022 tarihinde açıldığını, sigorta şirketi davadan 2 gün sonra yani 01.02.2022 tarihinde hesabına ödeme yapmış olduğunu, sigorta şirketinin KEP adresine 02.02.2022 tarihinde saat 11:35'te “Karayolu Trafik Kanunu 99. Maddesi gereği temerrüde düşülen tarihten itibaren işleyen yasal faiz alacağının bulunmakta olduğunu, 01.02.2022 günü yatırılan 154.595,99 TL miktar Türk Borçlar Kanunu 100. Madde düzenlemesi gereği borcun zamanında ödenmemesi nedeni ile öncelikle faiz ve giderlere mahsup edilerek tahsil edilecek olup bu yöndeki ihtirazı kaydımızı ihtaren bildiririz” şeklinde ihtirazı kaydını tebliğ ettiklerini, bedel 02.02.2022 tarihinde saat 16:39 da bankadan çekilirken "işlemiş faiz ihtirazı kaydı ile" şeklinde ihtirazı kaydı ile çekilmiş olup bu durumun banka dekontuna işlenmiş olduğunu, bu hali ile sigorta şirketi temerrüde düşürülmüş, dava sonrası şirket kısmi ödeme yapmış, bu ödeme ihtirazı kayıt ile alınmış olduğunu, böylelikle, gerçekte karara kadar 488.935,57 TL anapara + faiz alacağı olan davacı için Mahkemenin kararı nedeni ile 436.376,83 TL anapara+faiz alacağına düşmüş olduğunu, davacının kaybının 52.558,74 TL olmuş olduğunu, her iki halde de yani mahkeme kararı bile uygulansa sigorta şirketinin ödemesi gerekli miktar limit değerlerini aşacağını, kararın bu anlamda da çelişkili olduğunu, mahkemece, davacının ödemeyi alıp almadığı, aldı ise ihtirazi kayıt ileri sürüp sürmediği, fazlaya dair hakkını saklı tutup tutmadığı araştırılarak faiz isteme yönünden karar verilmesi gerekmesine rağmen bu hususta araştırma yapılmaksızın sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu, ihtirazı kayıtlı olarak kısmi ödemenin alındığı dosyadaki delillerin de ispat edildiğini, davalı tarafın temerrüde düşürüldüğü konusunda ihtilaf bulunmadığı gibi ödemenin kısmi olduğu konusunda da ihtilaf bulunmamakta olduğunu, sigorta şirketinin KEP adresine 02.02.2022 tarihinde saat 11:35'te “Karayolu Trafik Kanunu 99. maddesi gereği temerrüde düşüldüğü tarihten itibaren işleyen yasal faiz alacaklarının bulunmakta olduğunu, 01.02.2022 günü yatırılan 154.595,99 TL miktar Türk Borçlar Kanunu 100. Madde düzenlemesi gereği borcun zamanında ödenmemesi nedeni ile öncelikle faiz ve giderlere mahsup edilerek tahsil edilecek olup bu yöndeki ihtirazı kaydımızı ihtaren bildiririz” şeklinde ihtirazı kaydı tebliğ ettiklerini, yerel mahkeme bu yöndeki delilleri ve itirazlarını gerekçe içeriğinde de değerlendirilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı ...'a yeterli tazminat ödemesi gerçekleştirilmiş olduğunu, davalı şirket nezdinde bakiye tazminat alacağı kalmadığını, hiçbir şekilde davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte garameten paylaşım ilkesi esas alınarak yapılması gerektiğini, bir an için tazminat sorumluluğu olduğunu kabul etmek anlamına gelmemekle birlikte destekten yoksun kalma tazminatı talebi hakkında Kanuna ve Yargıtay uygulamalarına uygun değerlendirme yapılması gerektiğini, bir an için tazminat sorumluluğu olduğunu kabul etmek anlamına gelmemekle birlikte müterafik kusur durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini, kazanın meydana gelmesindeki kusur durumu ile kaza sonucu olayda meydana gelen zararın artmasına sebebiyet veren müterafik kusur durumunun farklı olgular olduğunu, hesaplamada TRH-2010 mortalite tablosu ve %1,8 teknik faiz oranının esas alınması gerektiğini, progresif rant yöntemi kullanılarak yapılan hesaplama sonucu verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmekte olduğunu, davalı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.

Dava; trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

Somut olayda; olay tarihi olan 27/11/2018 tarihinde müteveffanın babası ...'ın kullandığı, müteveffanın babaannesi ... adına kayıtlı ... plakalı aracın park halindeki ... plakalı çekicinin ... plakalı römorkuna çarpması neticesinde davacının oğlu ve desteği olan ...'ın kazanın etkisiyle vefat ettiği, müteveffanın araç içerisinde yolcu olduğu ... plakalı aracın ZMMS'inden maddi tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.

6098 sayılı Borçlar Kanunun 53. maddesi gereği, ölüm neticesi olarak diğer kimseler ölenin yardımından yoksun kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir. Yasa lafzından da anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Burada korunmak istenen amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.

Destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacı, ölenin eylemli yardımını alanların, desteğin ölümünden sonra da bu yardımdan mahrum kalmaması olduğuna göre; destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için, herşeyden önce, destek alma hakkı olan kişinin destek alma ihtiyacının devam etmesi gerekir.

Davacı vekilinin dosyada öncelikle ödenen miktarın faize sayılması gerekliliğine ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde;

Yargıtay 17. HD'nin 21/11/2019 tarih; 2017/4897 Esas ve 2019/10954 Karar sayılı ilamı ile; ..davalı sigorta şirketi tarafından dava açıldıktan sonra ödeme yapılmıştır. Dava açıldıktan sonra yapılan ödemelere faiz uygulanarak güncelleme yapılması doğru değildir. Mahkemece yargılama aşamasında asıl alacak için yapılan ödemelerin faiz uygulanmaksızın hesaplanan tazminattan mahsubu için ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olup, ödenen miktarın faize sayılması gerekliliği ile ilgili ne bir kanun maddesi ne de Yargıtay kararı bulunmadığından Mahkemece 'ZMMS poliçesi kapsamında yapacağı ödemenin faize yahut asıl alacağa ilişkin olup olmadığına bakılmaksızın teminat limiti kadar ödeme yapma mecburiyeti bulunduğundan yapılan ödemenin mahsubundan sonra bakiye teminat bedeli olan 205.404,82 TL yönünden sorumluluğunun devam ettiği belirtilerek bu miktar üzerinden davanın kısmen kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır, davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.

Davalı Sigorta Şirketi vekilinin hesap yöntemine ilişkin istinaf talebinin incelenmesinde;

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesindeki “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.

İptal kararından sonra 19.06.2021 gün ve 31516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7327 Sayılı Yasanın 18. maddesiyle 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Kanun" ibareleri "Kanunda" şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere; “Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak, b) Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak, c) Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak, hesaplanır.” cümlesiyle, “Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” şeklinde ikinci fıkra eklenmiştir.

Bu yasal değişiklikten sonra Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar 04.12.2021 gün ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış, trafik kazalarından kaynaklanan araç hasarları değer kaybı hesabıyla, ölüm ve sakatlık halinde tazminat hesabının nasıl yapılacağı belirli kurallara bağlanmıştır.

Buna karşın, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra 2918 sayılı yasada yapılan düzenlemeler ise 14.02.2023 gün ve 32104 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 29.12.2022 gün ve 2021/82 esas, 2022/167 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

İptal kararında özetle; trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm ve yaralanma ile maddi hasarlardan kaynaklı zararların tazmini için 6098 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde işletene karşı dava açılabilmesinin mümkün olduğu, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin değer kaybı, destekten yoksun kalma ve/veya sürekli sakatlık zararına uğraması hâlinde işletenin ve kazadan dolayı olası sorumlu diğer kişilerin tazminat borçlarının kapsamı 6098 sayılı Kanun’a göre belirlendiği, uğranılan zararın gerçek tutarının ne olduğu anılan Kanun kapsamında açılan davalara ilişkin yargı kararlarıyla şekillendiği, işletenin tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sözleşme yapılmış olan sigorta şirketinin tazminat borcunun kapsamı ise dava konusu kurallara göre belirlendiği, başka bir ifadeyle haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından doğan söz konusu zararların tazmininden dolayı sorumlu olan kişilerin tazminat sorumluluklarının hesaplanması farklı kurallara tabi kılındığı, bunun da zarar görenin gerçek zararının karşılanamaması riskini ortaya çıkardığı, bu çerçevede işleten ve olası diğer sorumluların 6098 sayılı Kanun’a göre hesaplanan tazminat borçlarının kapsamı ile sigorta şirketinin dava konusu kurallara göre hesaplanan tazminat borcunun kapsamının farklılaşabileceği, 6098 s. TBK’na göre hesaplanan değer kaybı, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatlarının dava konusu kurallara göre hesaplanan değer kaybı, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatlarından yüksek bir miktara tekabül etmesi hâlinde üçüncü kişinin zararının, bu zararı teminat altına alması için öngörülmüş olan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında karşılanamamasının söz konusu olabileceği, bu durumun zarar gören kişi aleyhine sonuç doğuracağı ve karayolu zorunlu trafik sigortasının öngörülmesinin temelinde yatan mağdurun gerçek zararının karşılanması amacıyla bağdaşmayacağının açık olduğu gerekçesiyle 2918 sayılı KTK'nun 90.maddesinin birinci fıkrasına eklenen ikinci cümle ile ikinci fıkranın iptaline karar verilmiştir.

T.C. Anayasası’nın 153/6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir.

Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir.

Anayasa Mahkemesinin bu iptal kararı ile Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar da yasal dayanaktan yoksun hale geldiğinden kendiliğinden hükümden düşmüştür. Böylece trafik kazalarından kaynaklanan zararlar hakkında 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Anayasa Mahkemesi kararında da açıklandığı üzere uğranılan zararın gerçek tutarının ne olduğu ve nasıl hesaplanacağı Yüksek yargı kararlarıyla şekillendiğinden, artık tazminat hesabı yerleşik yargı içtihatları doğrultusunda yapılacaktır.

Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin son kararları itibariyle (Yargıtay 4. HD. 23/06/2021 gün ve 2020/2895 esas, 2021/3586 karar); "Gerçek zarar miktarı; hak sahibinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır.

Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. " Dolayısı ile Yargıtay tarafından da benimsendiği üzere davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi gerekir.

Buna göre, kazaya karışan araçların poliçelerinin düzenlendiği tarihte yürürlükte 2918 sayılı KTK'nun 90 ve 92.maddelerinin, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olduğundan somut olayda uygulanma olasılığı bulunmamaktadır.

ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, %1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi üzerine, Yargıtay da uygulama birliğinin sağlanması için tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi suretiyle teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması ve yönünde içtihat geliştirdiğinden mahkemece tazminatın anılan yönteme göre hesaplanmasında ve buna göre karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir.

Davalı vekilinin garameten paylaşım ilkesi esas alınması gerektiğine dair istinaf itirazı bakımından yapılan incelemede;

Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir.

KTK'nın 96. maddesi hükmüne göre, garameten ödeme ilkesi; bir rizikonun gerçekleşmesi ile zarar görenlerin birden fazla olması ve tazminat alacaklarının da sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta bedelinden fazla olduğu hallerde, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat miktarı isteminden, sigorta bedelinin tazminat alacaklıları toplamına olan oranına göre indirim yapılmasını ifade etmektedir. Burada amaç, zarar görenlerin birden fazla olması halinde, sigortacının poliçede gösterilen limitle sorumlu olacağı da dikkate alınarak, zarar görenler arasında eşitliği sağlayıcı biçimde ve poliçe limitini de aşmayacak şekilde eşit paylaştırmanın sağlanmasıdır.

Garameten ödeme ilkesine ilişkin ifade edilen hususlar da dikkate alındığında, ölenin birden çok hak sahibinin bulunması ve tüm hak sahipleri için hesaplanan toplam tazminatın davalının düzenlediği poliçedeki teminat limitini aştığı gözetilerek garame hesabı yapılmak suretiyle davacının hak kazanacağı tazminat miktarının belirlenmesi gerekmektedir

Desteğin babasının aynı zamanda ... plakalı aracın sürücüsü olan ... olduğu, sürücünün destek tazminat hakkı var ise de Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlar A.6. B bendi gereğince hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri teminat dışı hallerden olduğu, babanın destek tazminatı açtığına dair dosyaya yansıyan bir bilgi bulunmadığından davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.

Davalı Sigorta Şirketi vekilinin müterafik kusura ilişkin istinaf gerekçeleri bakımından yapılan incelemede;

6098 sayılı TBK 52.madde kapsamında müterafik kusur olarak uygulamada ele alınan hakkaniyet indirimi hususu tartışılmalıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 52- Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.

Kask ve koruyucu tertibatın bulunmaması 6098 sayılı Borçlar Kanunun 52/1. Maddesinde düzenlenen "hakkaniyet indiriminin" konusu olabilecektir. Somut olayda, indirim sebeplerinin uygulanması şeklinde bir savunma ileri sürülüp sürülmediğinden bağımsız olarak; Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihadına göre uygulamada müterafik kusur olarak adlandırılan ve hakkaniyet indirimi koşulları şeklinde değerlendirilmesi gereken hususlar re'sen göz önünde bulundurulmalıdır.

Borçlar Kanunun 52.Maddesine göre davacının bizatihi kendisinden kaynaklanan, zararlı sonucun yani yaralama olayının meydana gelmesine yahut artmasına neden olabilecek aktif veya pasif bir eyleminin bulunup bulunmadığı denetlenerek; varsa Yüksek Mahkemenin uygulaması doğrultusunda hesaplanan gerçek zarardan indirim yapmak suretiyle tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.

İlk derece Mahkemesi'nce 'müteveffanın 12 yaşında olmasına rağmen kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusur değerlendirmesi yapılacak olsa dahi hesaplanan toplam tazminat miktarına göre indirim uygulanması durumunda talebin yeniden ortaya çıkacak rakam içerisinde kaldığı belirtilerek müterafik kusur değerlendirmesi yapıldığından; davalı sigorta şirketi vekilinin anılan yönlere değinen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Davalı vekilinin davalı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğuna ilişkin istinaf itirazı incelendiğinde;

Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 ve 2. maddeleri gereğince maddi tazminat istemli davanın kısmen kabul, kısmen reddi durumunda, kabul veya reddedilen miktara göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde bir yanlışlık bulunmamaktadır.

Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.03.2023 tarihli, 2022/61 Esas ve 2023/142 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1. b. 1 maddesi gereğince taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

  2. Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,

  3. Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalıdan alınması gereken 14.031,20 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 3.510,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.521,20 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,

  4. Tarafların istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatıranlara iadesine,

  5. Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14.06.2024

Başkan ...

e imzalıdır

Üye ...

e imzalıdır

*Üye ...

e imzalıdır

Katip ...

e imzalıdır

İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsakaryaAçılanvekiliTazminatkonusu“pmf”Sebebiyle'zmmsnumarasıvekilleri(ÖlümTazminat)

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim