Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/871 E. 2024/71 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/871
2024/71
1 Şubat 2024
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/871 Esas - 2024/71
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/871 Esas
KARAR NO : 2024/71
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 19/10/2022
KARAR TARİHİ : 01/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin yurt içinde ve yurt dışında her türlü taşımacılık hizmetlerini de içerecek şekilde posta, koli, kargo ve lojistik hizmetleri, bankalara destek hizmeti, parasal posta hizmeti, ödeme hizmetleri, elektronik sertifika hizmet sağlayıcılığı, elektronik ortam dahil her türlü tebligat ve telgraf hizmetine ilişkin faaliyetler ile esas sözleşmesinde belirlenen diğer faaliyetleri yürüttüğünü, bu kapsamda davacı şirket ile ... arasında 23/03/2017 tarihinde posta taşıma hizmeti konulu sözleşme akdedildiğini, 3065 sayılı KDV Kanununun 9. maddesi ve KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/C.2.1.3.2.5.) bölümü uyarınca, söz konusu sözleşmelere istinaden anılan şirkete yaptığı ödemelerden KDV tutarının 9/10’unun sorumlu sıfatıyla tevkif edip kendi vergi dairesine ödenmesi gerekmekle birlikte KDV tutarının tamamının anılan şirkete ödendiğini, akabinde ise KDV mevzuatından kaynaklanan zorunlulukların gereği olarak 9/10 oranındaki tevkif KDV’yi, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371. maddesi hükümlerine göre pişmanlıkla vergi dairesine beyan ederek ödemek durumunda kaldığını, dava konusu KDV tutarının vergi dairesine ödenmesi üzerine adı geçen yüklenici şirkete yazılan 25/02/2021 tarihli ve 6626 sayılı yazı ile; davacı şirketin KDV tevkifatı uygulaması nedeniyle faturadan doğan KDV üzerinden kesinti yaparak davalı şirket adına sorumlu sıfatıyla vergi dairesine ödemekle yükümlü iken, davalı şirketin de KDV Genel Uygulama Tebliğinin “Belge Düzeni” başlıklı (I/C-2.1.3.4.2.) bölümü kapsamında davacı şirkete tevkifat tutarını göstermek suretiyle (tevkifatlı) fatura düzenlemek ve “Satıcıların Beyanı” başlıklı (I/C-2.1.3.4.3.2.) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde bu tevkifatlı işleme uygun şekilde 1 No.lu KDV beyannamesi vermekle yükümlü olduğunu, ancak davalı ... tarafından katlanılması gereken vergi yükünün hak ediş ödemelerinde yükleniciye KDV’nin tevkifatı yapılmaksızın tam olarak ödenmiş olması sebebiyle davacı şirketin üzerinde kaldığını, bu nedenle anılan iş ortaklığında sebepsiz zenginleşme yaratan bir durum oluştuğunu, davacı şirketçe adlarına vergi dairesine yatırılan 13.933,64-TL alacağın davacı şirkete iade edilmesi gerektiğini, KDV tevkifat tutarının iade edilmesine müteakip, ödemeyi tevsik eder belgeye dayanarak, davalı ... da ilgili dönemlere ilişkin 1 No.lu KDV Beyannamesinde düzeltme yapabileceğini ve buna bağlı olarak KDV Genel Uygulama Tebliğinde belirlenen usul ve esaslar dairesinde, varsa vergi dairesine ödediği tutarları ve/veya sonraki döneme devreden KDV tutarlarını düzeltmeye konu edebileceğini, bu işlemlerin KDV mevzuatında yer alan düzenlemeler çerçevesinde, davalı ... ile vergi dairesi arasında tekemmül ettirilmesi gereken işlemler olduğunu, kendilerine fuzulen ve fazladan ödenen tutarların iade edilmesinin ihtar edildiğini ve bu suretle vergi dairesine ödediği bir KDV varsa da iade/düzeltme konusu edebileceğini, ancak davalı ...'nin bugüne kadar söz konusu alacağı davacı şirkete ödemediğini, dolayısıyla davalı ... aleyhine yasal yoldan tahsile dair dava açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, işlemlerinin sözleşme hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini, davacı şirket alacağının işlemiş avans faiziyle birlikte yasal yoldan tahsilinin gerektiğini, davalının iyi niyetli olmaması ve alacak meblağının yüksek oluşu göz önünde bulundurulduğunda bir kamu kuruluşu olan davacı şirketin biran evvel alacağına kavuşmasını teminen ivedilikle ihtiyati haciz talep ettiğini, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, davacı şirketçe ödenen toplam 13.933,64-TL’nin davalıdan yasal yoldan tahsilinin temin edilmesini, 13.933,64-TL’nin temerrüt tarihi olan 03/03/2021'den itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile davacı arasında 23/03/2017 tarihinde Posta Taşıma Hizmetine Ait Sözleşme ve Şartname akdedildiğini, iş bu sözleşmeye göre taraflar arasındaki hizmet ilişkisine istinaden ödenmesi kararlaştırılan bedelin KDV dahil olup, KDV adı altında davalı şirkete yapılan ödeme miktarlarının da davalı şirket tarafından ilgili vergi dairesine bildirilerek ödeneceğinin kararlaştırıldığını, verilen hizmete ilişkin davacı tarafından yapılan KDV dahil ödemelerin içerisinde yer alan KDV adı altındaki ödemelerin ait olduğu dönemde ilgili vergi dairesine tahakkuk ettirilerek ödemelerinin yapıldığını, davacı şirketle arasındaki sözleşme ve protokole göre davalı şirkete KDV dahil olarak ödenen hizmet bedeline ek olarak davacı tarafından, tek taraflı hareket edildiğini, ve vergi dairesine (davalı şirketin bilgisi olmadan, davalı şirkete bu talep edilen KDV tutarlarının beyan edilip-edilmediği sorulmadan) 13.933,64-TL ödeme yapıldığının beyan edildiğini, bu nedenle dava dilekçesinde davalı şirketin sebepsiz olarak zenginleştiğini, mükerrer vergi tahsilatı yapıldığını iddia edilmiş ise de bu hususun tamamen davacının kendi kusuruna dayandığını, zira sözleşmeye göre davalı şirkete ödenen hizmet bedeli KDV dahil olup, ilgili döneme ait KDV'nin iş bu bedel içerisinden alınarak davalı şirket tarafından ödenmiş olduğunu, davacı tarafından bu hususun açık bir şekilde biliniyor olmasına karşılık vergi dairesine ayrıca bir ödeme yapılmasının sadece ve sadece davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, dolayısı ile vekil edenin sözleşmeye uygun hareket ettiğini, edimini eksiksiz ve usule uygun olarak yerine getirdiğini, ilgili döneme ait olan KDV bedelinin davacı tarafından yapılan ödeme içerisinden mahsup edilerek vergi dairesine ödediğini, davalı şirketin yedinde kalmış bir paranın olmadığını, davalı şirketin bu bedeli zaten kuruma beyan ettiğini ve davacıya da bu şekilde faturalandırdığını, davacının da bu faturaları defterlerine tasdik ettirdiğini, tüm bu nedenlerle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, davacı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak ikame edilen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce PTT A. Ş. Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, davalı ... ile aranızda imzalanan 23/03/2017 tarihli posta taşıma hizmeti sözleşmesini, sözleşmenin tüm eklerini, davalı tarafından gönderilen faturaların suretlerini, davalıya yapılan hak ediş ödemelerini, ödeme belgelerini ve diğer tüm evrakları, davalı için ödendiği iddia edilen 13.933,64-TL'nin ödendiğine dair ödeme belgesini, davalıya gönderildiği iddia edilen temerrüt ihtarı ve ihtarının tebliğ şerhini, dava konusu ödemeye ilişkin yönetim kurulu kararına ilişkin tüm belgelerin mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup, gelen cevabi belgeler dosyamız kayıtları arasına alınmıştır.
Mahkememizce Kızılbey Vergi Dairesine müzekkere yazılarak, dava konusu faturalara konu KDV alacağının kim tarafından, hangi tarihte ödendiği, ödeme belgelerinin tümü istenilmiş olup, gelen cevabi belgeler dosyamız kayıtları arasına eklenmiştir.
Mahkememizce Kurumlar Vergi Dairesine müzekkere yazılarak, davalı ...'nin davaya konu 2017 Nisan ile 2018 Temmuz ayları arasındaki dönemde davaya konu faturaların KDV'sinin kim tarafından ödendiğinin bildirilmesini, vergi ödeme kayıtlarını, tahsilat fişlerini ve dekontlarının tümünün gönderilmesi istenilmiş olup, gelen cevabi belgeler dosyamız kayıtları arasına alınmıştır.
Mahkememizce Ankara Vergi Dairesi Başkanlığına müzekkere yazılarak, davacı ...'nin ödediğini iddia ettiği faturalara ait KDV'lerin davacı tarafından ödenip ödenmediği ve ödenmiş ise hangi tarihlerde ödendiğine dair tüm belgelerin gönderilmesi istenilmiş olup, gelen cevabi belgeler dosyamız kayıtları arasına alınmıştır.
Emekli Baş Müfettiş ... Bilirkişi ve SMMM ...'ün 22.05.2023 Tarihli bilirkişi raporunda özetle; "... ...ile ...
arasında imzalanan 23.03.2017 tarihli POSTA TAŞIMA HİZMETİNE AİT SÖZLEŞME VE ŞARTNAME’si
kapsamında, ...
tarafından Nisan-2017/Temmuz-2018 dönemine ilişkin olarak düzenlenen Faturalarda yer alan KDV’ler ile
ilgili olarak, PTT A.Ş. tarafından Kızılbey Vergi Dairesine verilen KDV düzeltme beyannameleri ile beyanda
bulunulduğu, KDV borçlarının yapılandırıldığı, yapılandırılan KDV borçları üzerinde yapılan incelemede,
... ile imzalanan
23.03.2017 tarihli taşıma hizmeti alımı sözleşmesinden kaynaklı olarak, PTT A.Ş. tarafından Ankara
Kızılbey Vergi Dairesine KDV’nin 9/10’u oranında 34.444,63 TL ödemede bulunulduğu,
bahse konu Nisan-2017/Temmuz-2018 dönemi ile ilgili olarak, ödenmemiş KDV borcu
bulunmadığı,
bahse konu Nisan-2017/Temmuz-2018 dönemi ile ilgili olarak, mükerrer olarak KDV ödenmesinin
söz konusu olmadığı,
bahse konu Nisan-2017/Temmuz-2018 dönemi ile ilgili olarak, Davalı ... tarafından, Davacı ....’ye
yapılmış KDV geri ödemesinin mevcut dosya kapsamı itibariyle söz konusu olmadığı;
Kanaat ve sonucuna vardığımızı, Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere saygı ile arz ederiz."
şeklinde rapor sunmuştur.
Olaya İlişkin Yasal Düzenlemeler ve Yargı İçtihatları Değerlendirilecek Olursa;
6100 sayılı yasanın 114.maddesi; “ (1) Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.” hükmünde olup, aynı yasanın 115.maddesi ise; “ (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.”hükmündedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 77/1.maddesine göre; Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Yine aynı yasanın 78.maddesine göre ise; Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir. Şüphesiz ki, zenginleşmenin isteneceği kişi, malvarlığını haklı bir sebep olmaksızın alan kişidir.
Somut olayda;
Davacı taraf ile davalı arasında 23.03.2017 tarihinde posta taşıma hizmeti sözleşmesi imzalandığı, ilgili sözleşme gereği sözleşme süresinin 01.04.2017-30.09.2019 tarihleri arasını kapsadığı, sözleşme bedelinin taahhüt süresi olan 30 aylığına KDV hariç 158.700,00 TL olduğu, aynı sözleşmenin 9.1 maddesine göre KDV’nin sözleşme bedeline dahil olmayıp davacı tarafından davalıya ayrıca ödeneceğinin düzenlendiği görülmüş, ilgili işe ilişkin hak ediş raporları, ödemeler ve davalı tarafından davacıya gönderilen faturalar dosyamız arasına alınmıştır.
Davacı tarafından davaya konu edilen ve sözleşmeye konu edilen 01.04.2017-31.10.2019 tarihleri arasını kapsayan 16 adet faturanın bulunduğu, faturalarda KDV dahil fiyat belirlendiği, ilgili fatura ve sözleşme bedellerinin davalıya hak ediş olarak ödendiği anlaşılmıştır.
Davaya konu edilen 16 adet fatura ilgili vergi dairesine gönderilmiş,faturalara ilişkin KDV tahakkuklarının, ödemelerin ve ilgili KDV ödemelerinin kim tarafından yapıldığı sorulmuş, dosyaya gelen 31.01.2023 tarihli Antalya Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabına göre mükellefin 04/2017 dönem KDV beyannamesini daireye verdiği, ilgili faturayı Bs formunda beyan ettiği ve 04/2017 KDV beyannamesine dahil ettiği, ancak 04/2017 döneminde ödenecek KDV çıkmadığının, sonraki döneme devreden KDV çıktığının bildirildiği, 31.01.2023 tarihli Antalya İhtisas Vergi Dairesi müdürlüğü yazı cevabına göre, Mayıs 2017 döneminden başlamak üzere 2018 Temmuz dönemine kadar davaya konu edilen fatulara ait Katma değer vergilerine ilişkin yapılan tahsilat bilgileri mahkememize gönderilmiş, yapılan tahsilatların bir kısımının banka yoluyla ödenmiş olduğu mahsuben yapılan tahsilatların KDVK'nuna göre yapılan katma değer vergisi istisna iadelerinden mahsup yolu ile yapıldığı bildirilmiştir.
Vergi Dairesi tarafından gönderilen tahsilat fişlerinin incelenmesinde ödemelerin Türkiye Garanti Bankası, Yapıkredi Bankası, Halkbank, Türkiye Ekonomi Bankası, Türkiye İş Bankası ve Ing Bank aracılığıyla yapıldığı anlaşılmış, Türkiye Garanti Bankası, Yapıkredi Bankası, Halkbank, Türkiye Ekonomi Bankası, Türkiye İş Bankası ve Ing Bank Akbank'a müzekkere yazılarak tahsilat fişlerindeki ödemelerin kim tarafından yapıldığının mahkememize bildirilmesi istenmiş, Yapıkredi Bankası'nın 10.11.2023 tarihli, Türkiye İş Bankası'nın 09.11.2023 tarihli, Türkiye Ekonomi Bankası'nın 08.11.2023 tarihli, Ing Bank'ın 09.11.2023 tarihli, Türkiye Garanti Bankası'nın 30.11.2023 tarihli ve Halk Bank'ın 07.11.2023 tarihli müzekkere cevabından ödemelerin davalı ... tarafından yapıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 9.1 maddesinde "İlgili mevzuatı uyarınca hesaplanacak Katma Değer Vergisi sözleşme bedeline dahil olmayıp İdare tarafından yükleniciye ödenecektir." düzenlemesi yer almaktadır. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 8. maddesinde kimlerin katma değer vergisinin mükellefi olduğu hususu ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 8/1 maddesi gereğince KDV’nin mükellefi esas itibarıyla vergiye tabi mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanlar olup KDV konusunda alacaklının ise devlet hazinesi olduğu her türlü tartışmadan uzaktır. (Diyarbakır BAM 6. Hukuk Dairesinin 2020/918 esas 2022/708 karar) Somut olayda, dava konusu hizmet ifası kural olarak KDV'ye tabi olup yükümlüsünün de davalı olduğu açıktır. Gerçekten de dosyaya gelen 31.01.2023 tarihli Antalya Kurumlar Vergi Dairesi ve 31.01.2023 tarihli Antalya İhtisas Vergi Dairesi cevabında davalı mükellef olarak adlandırılmış, KDV ödemeleri de süresinde davalıdan tahsil edilmiştir. Davacı kurumun, davalı tarafından KDV ödemelerinin zamanında ödenmesinden sonra, 15.12.2021 tarihli uzman görüşü de nazara alınarak, davalı tarafından daha önce ödenen ve davacının borçlu olmadığı KDV tutarlarını devlet hazinesine mükerrer olarak ödediği, bu durumda zenginleşmenin davalı lehine olmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 77/1. ve 78.maddeleri uyarınca zenginleşmeyi iade etmesi gereken kişinin malvarlığını alan kişi olduğu, bu durumda davacı tarafından davalıya ödenen haksız bir bedel olmadığı gibi, mükerrer ödemenin hazine lehine olduğu, dolayısıyla davalının bu dava bakımından pasif dava ehliyeti bulunmadığı anlaşılarak, davanın 6100 sayılı yasanın 114/1-d ve 115/2.maddeleri gereği usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar mahkememizce bilirkişi raporu aldırılmış ve bilirkişi raporunda Nisan 2017-Temmuz 2018 dönemi ile ilgili olarak mükerrer olarak KDV ödenmesinin söz konusu olmadığı bildirilmiş ise de vergi dairesi ve banka cevaplarından 2017 Nisan- 2018 Temmuz dönemine ilişkin davalı tarafından da KDV ödemesinin yapıldığı, davacı tarafından yapılan ödemenin mükerrir ödeme olduğu anlaşılmış, bilirkişi raporu hüküm kurulurken dikkate alınmamıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
-
Davanın 6100 sayılı HMK 114/1. d ve 115/2 maddeleri gereği pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,
-
Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 189,64. TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T 13/2 maddesine göre hesaplanan 13.933,64. TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 1.560,00. TL ücretin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
-
HMK 321/2 maddesi gereğince gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin (e-duruşma vasıtasıyla) yüzünde, miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi. 01/02/2024
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:29