Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/291 E. 2024/391 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/291
2024/391
3 Temmuz 2024
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/291 Esas - 2024/391
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/291 Esas
KARAR NO : 2024/391
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
Mersis ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI (1) : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVALI (2) : ...- TCKN ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVA : Menfi Tespit (İpotekten kaynaklanan İİK 150 md.)
DAVA TARİHİ : 30/12/2022
KARAR TARİHİ : 03/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :16/07/2024
Davacı vekili dava dilekçesine ve 13/01/2023 tarihli açıklama mahiyetindeki delikçesine göre;
a) ... İcra Müdürlüğü'nün 2021/1375 esas sayılı dosyasında paraya çevrilmesi talep edilen ipotek sebebiyle borçlu olmadıklarını belirterek davacılar ...ile ...ve ... lehinde davalılar ... ve ... aleyhinde menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması talebinde bulunmuş ve ayrıca
b) İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2020/8611 esas sayılı takip dosyasına dayanak kambiyo senedi sebebiyle borçlu olmadıklarından bahisle davacılar ... ile ... ve ... lehinde davalılar ... ve ... aleyhinde menfi tespit talebinde bulunmuştur.
Davacı taraf iki ayrı icra takibi sebebiyle iki ayrı dava açmış bulunmaktadır. Birinci dava ipoteğin paraya çevrilmesi icra takibine ilişkin diğeri ise kambiyo senedine dayanan takibe ilişkin menfi tespit talebidir.
İcra dosyaları incelendiğinde ; İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğü'nün 2021/1375 esas sayılı dosyasında takip miktarının 7.700.000,00 TL takip alacaklısının davalı ... borçlusunun davacı ... olduğu, İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2020/8611 esas sayılı takip dosyasının ise takip çıkış miktarının 912.920,55 TL alacaklısının davalı ... borçlusunun ise davacı ... olduğu, davacılar ... ve ...'in bu icra takiplerinde taraf olarak yer almadıkları görülmüştür.
Bu sebeple ilk aşamada davacılar ... ve ...'in davalılara karşı ayrı ayrı açtıkları davalarının bu dosyadan tefrik edilerek mahkememizin 2023/245 Esas sırasına kaydedilerek bu dosya kapsamında verilen 2023/256 sayılı kararla (... ve ...'in) davaları usulden reddedilmiştir.
Şirketler tarafından açılmış olan davalar ise eldeki bu dosyamızın eski esası 2022/1087 üzerinden ön inceleme aşamasına kadar birlikte devam ettirilmiş, ön inceleme duruşmasında yetki itirazının incelenmesi gerektiğinden davacı ... tarafından İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2020/8611 esas sayılı takip dosyasına dayanak kambiyo senedi sebebiyle borçlu olmadığının tespiti talebiyle açılan davanın diğer dava ile birlikte görülmesini gerektiren bir bağlantı görülmemekle davacı ... tarafından İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2020/8611 esas sayılı takibine ilişkin açılan menfi tespit davasının bu dosyadan tefrikine ve yetki itirazının yeni esas üzerinden tensiple birlikte değerlendirilmesine karar verilmiştir. (Tefrik sonucu mahkememizin 2023/688 esas numarasını almıştır)
Davacı ... tarafından açılmış olan İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğü'nün 2021/1375 esas sayılı dosyasında paraya çevrilmesi talep edilen ipotek sebebiyle takip talebine ilişkin açılan ipoteğin fekki ve menfi tespit davası yargılaması mahkememizin önceki esası olan 2022/1087 esas sayılı dosyasında devam etmiş, 01/11/2023 tarihinde 2022/1087 Esas 2023/593 Karar sayılı görevsizlik kararı verilmiş, bu kararın istinafı üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi'nin 7. Hukuk Dairesi'nin 2024/401 esas 2024/779 karar sayılı ilamıyla kaldırılması ile dosya mahkememizin 2024/291 esas sayılı sırasına kaydedilmiş ve yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (İpotekten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı şirket ( ... ) vekili ; Davacı şirketin ... ve ... tarafından kurulduğunu, ortak ...'in babası ...'in Sakarya İli Erenler İlçesi ... Mahallesi .. Ada ... Parsel ve Sakarya İli ... İlçesi Kozluk Mahallesi ... Ada ... ve ... Parsel sayılı taşınmazlarını davacı şirkete devrettiğini, ...'ün şirketin yönetiminde olan ...'in cezaevine girmesinden ve diğer ortak ...'in tecrübesizliğinden istifade ederek hileli işlemlerle hukuki geçerliliği olmayan 5.000.000,00 TL borç yaratıp bu taşınmaz üzerinde birlikte hareket ettiği davalı ... lehine ipotek tesis ettirdiğini, amacının icra marifetiyle taşınmazları değerinin altında sattırıp mülkiyetlerini elde etmek olduğunu, bu kapsamda ...'nin borçları için şirket yetkilisi ... imzası ile 08.11.2019 tarihli protokol düzenlendiğini ancak bu imzanın açığa alınarak sonradan doldurulduğunu, protokolde şirket kaşesinin dahi bulunmadığını, ...'nın silahla ve ölümle tehdit edilmesi ve üzerinde yoğun baskı oluşturulması ile iradesinin fesada uğratılarak bu işlemlerin yaptırıldığını, temelinde 08.11.2019 tarihli protokol olan ipotek senedinin düzenlenmesinde de 7-8 kişinin hazır bulunarak Yasin üzerinde baskı kurulduğunu, Ayrıca 8.4.2019 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edilen şirket sözleşmesine göre Şirket üzerine kayıtlı olan taşınmazların teminat gösterilmesi için şirket ortaklarının muvafakatlerinin gerektiğini, dolayısıyla diğer ortak ...'ün muvafakati olmadan yapılan ipotek işleminin geçersiz olduğun, ipoteğe konu alacağın gerçekte var olmadığını geçersiz olduğunu, bahsi geçen protokolden borcun kaynağının dahi anlaşılamadığını, ipoteğin temel bir borç ilişkisine dayanmadığını, ipoteğin geçersiz olduğunu belirterek Sakarya İli Erenler İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel ve Sakarya İli Erenler İlçesi Kozluk Mahallesi .., Ada ... ve ... Parsel sayılı taşınmazların üzerine davalı ... lehine tesis edilen ipoteklerin konu edildiği İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğü'nün 2021/1375 esas sayılı dosyası sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ile bu ipoteklerin kaldırılması talebinde bulunmuştur. Davacı bu talebini her iki davalıya karşı yöneltmiştir.
Davalı ... vekili; İpotek senedinin düzenlenmesinden 3 yılı aşkın bir zaman geçtikten sonra satış aşamasında bu soyut ve gerçek dışı iddiaların kötüniyetli olarak ileri sürüldüğünü, ... 2019 yılında ortak olduğu şirketin mali sorunlar yaşadığını belirterek destek istemesi üzerine borç vermeyi kabul ettiğini ancak teminat istediğini, davacı şirketin gayrimenkulleri üzerine ipotek tesis edileceğinin belirtilmesi üzerine ilk olarak davacı şirkete ait ... Mah. ...Ada ... Parselde ve ... Parselde bulunan taşınmazlar üzerine ... ve ... yevmiye numaraları ile konulan ipotekle teminat altına alınan 3.000.000-TL nin borç olarak şirkete verildiğini, 08.11.2019 tarihli sözleşmede bu borcun kaynağı ve geri ödenme şeklinin yazıldığını, daha sonra tekrar borç istenmesi üzerine 08.11.2019 tarihinde imzalanan iki ayrı protokol uyarınca davacı şirkete toplamda 2.000.000-TL tekrar borç verildiğini ve aynı taşınmazlar üzerine ... ve ... sayılı ipoteklerin tesis edildiğini, baskı ve zorlama iddialarının gerçeği yansıtmadığını, iki ayrı tarihte yapılan ipotek işlemlerinin bulunduğunu, ipoteğin paraya çevrilmesi amacıyla yapılan icra takibinde davacının kıymet taktirine dahi itiraz ettiğini, noterden gönderilen ihtarname ile başlayan ve icra takibi ile devam eden süreçte iradenin fesada uğratıldığı tehdit edildiği yönünden hiçbir iddianın ileri sürülmediğini, ipotek senedinin düzenlenmesi sırasında şirket sözleşmesinin ek 16. Maddesi uyarınca diğer ortaktan muvafakat alındığını, verilen borcun gerçek tesis edilen ipoteğin usul ve yasaya uygun olduğunu, protokollerin geçerli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili dilekçesinde özetle; Davalı vekili ipoteğin paraya çevrilmesi konulu takibin tarafı olmadığını, sadece şirket sözleşmesi gereği ipoteğin tesisine muvafakat verdiğini, davacının işlem tarihinden üç yıl sonra ileri sürdüğü iddiaların gerçek dışı ve kötüniyetli olduğunu, davacı şirkete ortak olmakla gerçekte zarara uğrayanın kendisi olduğunu, ... ile 2017 yılında tanıştığını ve Halil'in kendisini ikna etmesi ile (açtığı dava tefrik edilen) ...'ne (O dönemdeki unvanı ... ortak olduğunu, resmi ortak olmadan önce şirkete nakit verdiğini ve kullanılmak üzere çekler keşide ettiğini, bu suretle 45.000,00 TL değerli resmi pay devrinin yapıldığı 2018 yılının Ağustos ayına kadar şirkete 2.500.000-TL değerinden nakit sermaye koyduğunu, daha sonra şirketin mali durumunun kötü olduğunu anlayınca şirkete nakit sermaye koymayı bıraktığını,bu tarihten sonra sorunlar yaşamaya başladığını, daha sonra ...'in cezaevine girmesi sonrasında parasını kurtarabilmek maksadıyla şirketin idaresi ile ilgilendiğini, bu kapsamda iptal olan lisansı yenilemeye ve borçları ödemeye çalıştığını, ... ve oğlu ...'in yeni bir şirket kurmayı ve bu şirkete 8 dönümlük arsaları devretmeyi teklif etmeleri üzerine Yasin ile ortak olarak davacı şirketin (...) kurularak taşınmazların şirkete intikal ettirildiğini, ancak taşınmazlar üzerinde ...lehine ipotek bulunduğunu, çıkan yangın ve sigortadan para alınamaması sebebiyle de artan olumsuz ekonomik durum üzerine şirketin nakit ihtiyacının büyüdüğünü, ...'nın isteği üzerine nakit arayışına girdiğini, tanıdığı ...'ndan yardım istediğini ve ...'ın teminat karşılığında borç verebileceğini belirtmesi üzerine dava konusu davacı "..." adına kayıtlı ...Parselde ve ... Parselde bulunan taşınmazlar üzerine ... ve ... yevmiye numaraları ile ipotekler tesis edilerek 3.000.000,00-TL nakit alındığını ancak şirket yetkilisi ...'in bu parayı tamamen şirketin finansmanı için kullanmadığını, bir süre sonra tekrar nakit ihtiyacı doğması üzerine ...'ın yine borç vermeyi kabul etmesi üzerine davacı ...ile ... arasında 08.11.2019 tarihinde 2 ayrı protokol düzenlendiğini, ve ikinci seferde alınan 2.000.000-TL için de taşınmazlar üzerinde ayrıca ipotek tesis edildiğini, davacı şirketin ekonomik durumunun düzelmemesi üzerine davacı şirkete daha fazla finansman sağlamayarak tesisten ve Sakarya ilinden ayrıldığını, bu ortaklık sebebiyle 2.000.000-Euro üzerinde zararı oluştuğunu, davacı tarafın iddia edildiği gibi silahlı tehdit ve baskı ile zorlamasının söz konusu olmadığını, icra takiplerinden üç yıl sonra yapılan bu iddiaların dayanaksız soyut ve kötüniyetli olduğunu, ...'in şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu davacının ise azınlık pay sahibi bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık:
a-Davacı şirkete ait Sakarya İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel ve Sakarya İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... ve ... Parsel sayılı taşınmazlar üzerinde davalı .. lehine tesis edilen ipoteklerin geçerli olup olmadığı,
b-Bu ipoteklerin geçerli bir borç ilişkisine dayanıp dayanmadığı,
c-Taraflar arasındaki borç ilişkisini gösteren 08.11.2019 tarihli protokolün geçerli olup olmadığı,
d-Yapılan işlemlerde iradenin fesada uğrayıp uğramadığı,
e-Bu ipotekler sebebiyle başlatılan İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğü'nün 2021/1375 esas sayılı dosyasına konu borcun bulunup bulunmadığı,
f-İİK 72 maddesi kapsamında taraflar lehine tazminat koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, hususlarındadır.
Dava İİK’nın 150. Maddesi yollaması ile İİK 72 maddesi gereğince ipotek sebebiyle borçlu bulunmadığının tespiti niteliğindedir.
Öncelikle davacının ipotek verilmesine ilişkin resmi senetlerde iradesinin sakatlandığı yönündeki iddialarının hak düşürücü süre yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacı "..." adına kayıtlı ...Parselde ve ... Parselde bulunan taşınmazlar üzerine ... ve ... yevmiye numaraları resmi senetler ile davalı ...'ın davacı şirkete vermiş olduğu toplam 5.000.000,00 TL nakit borç sebebiyle 01/07/2019 ve 08/11/2019 tarihli dört ayrı anapara ipoteği tesis edildiği görülmektedir.
Davacı şirketi temsilen şirket müdürü ... ile davalı ... arasında imzalanan 08/11/2019 tarihli sözleşmede davacı şirketin davalı ...'tan aldığı ve ... ve ... ve ... ve ... yevmiye numaraları ipoteklere konu olan toplam 5.000.000,00 TL borcu 2019 yılı kasım ve aralık aylarında dört parça halinde ödemeyi taahhüt ettiği, borcun ödenmemesi üzerine davalı ... tarafından 02/12/2019 tarihli noter ihtarnamelerinin keşide ve tebliğ edilerek borcun ödenmesinin talep edildiği, görülmektedir.
Borcun ödenmemesi üzerine davalı ... vekili aracılığıyla İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğü'nün 2021/1375 esas sayılı dosyasında borçlu davacı şirket aleyhinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatmıştır. İcra dairesince 28/09/2021 tarihli icra emri 04/11/2021 tarihinde davacı şirkete tebliğ edilmiş, borcun ödenmemesi ve icra hukuk mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı getirilmemesi sebebiyle satış işlemlerine başlanmıştır.
Davacı ipotek verilmesine ilişkin resmi senetlerin ve temel borç ilişkisinin şirketin temsilcisi ...nın kandırılması ve hataya düşürülmesi itibariyle irade fesadı sebebiyle geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. İrade fesadına (hata, hile, korkutma) dayalı olarak açılacak davada öğrenmeden itibaren sözleşmeyle bağlı olmadığının karşı tarafa bildirilmesi için 1 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüştür. Davacı şirket yetkilisi aldığı borç paralar karşılığı ipotek verilmesine ilişkin 01/07/2019 ve 08/11/2019 tarihli resmi senetleri imzalamış, akabinde bu borçların tasfiyesi maksadıyla davalı ... ile 08/11/2019 tarihli sözleşmeyi karşılıklı düzenlemiştir. Borcun ödenmemesi üzerine davalı ... tarafından Beşiktaş 10. Noterliğinden 02/12/2019 tarihli ihtarname borçlu şirkete keşide edilerek 06/12/2019 tarihinde bizzat borçlu şirketin temsilcisi ...'e tebliğ edilmiştir. Görüldüğü üzere davacı şirketin bu ipotek senetlerinin hata ve hile sonucu iradenin fesada uğraması ile düzenlendiğini ve bu sözleşmeler ile bağlı olmadığını ileri sürmesi için yasanın öngördüğü 1 yıllık hak düşürücü süre geçirilmiş, iradenin fesada uğratıldığı hususu ilk kez 30/12/2022 tarihinde bu dava ile ileri sürülmüştür. Dolayısıyla 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması sebebiyle davacının irade fesadı iddiaları incelenmemiş ve kabul görmemiştir.
Davacı ipotek verilmesine gerekçe oluşturan borç para vermenin vaki olmadığını ve davacıya borçlu olmadığını, davalıların birlikte hareket ederek şirketin malvarlığını ele geçirmek maksadı ile gerçeğe aykırı işlemler yaptıklarını iddia etmiş, ancak ipotek senetlerinin sahteliğine dair bir iddiada bulunmamıştır.
Taşınmaz rehni, ancak ipotek, ipotekli borç senedi veya irat senedi şeklinde kurulabilir. (4721 sayılı yasanın 850.maddesi) Rehin hakkı, ancak tapuya kayıtlı taşınmazlar üzerinde kurulabilir. (4721 sayılı yasanın 853.maddesi) Taşınmaz rehni tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklıdır. Taşınmaz rehninin kurulmasına ilişkin sözleşmenin geçerliliği, resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. (4721 sayılı yasanın 856.maddesi) Hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir. İpoteğe konu olacak taşınmazın, borçlunun mülkiyetinde bulunması gerekmez. (4721 sayılı yasanın 881.maddesi) Alacak sona erince ipotekli taşınmazın maliki, alacaklıdan ipoteği terkin ettirmesini isteyebilir. İpotek süreli olarak kurulmuşsa, sürenin bitiminden itibaren otuz gün içinde ipotekli taşınmaz üzerinde 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 150/c maddesinde belirtilen şerhin konulmaması hâlinde ipotek, malikin talebiyle tapu müdürlüğünce terkin edilir. (4721 sayılı yasanın 883.maddesi) Borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki, borçluya ait koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmazın üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını isteyebilir. Alacak, borcu ödeyen malike geçer. (4721 sayılı yasanın 884.maddesi) İpoteğe ilişkin olarak; Türk Medeni Kanunu'nun 875 inci maddesine göre kesin borç (karz) ipoteği, anapara yanında, gecikme faizini ve icra takibi yapılmışsa takip masraflarını da güvence altına alır. Alacaklı, ipoteğin fekki için anaparanın dışında takip masraflarını ve geçen günlerin faizlerini de isteyebileceğinden, ipoteğin kaldırılmasına ancak anaparanın, gecikme faizinin, icra takibi yapılmışsa takip giderlerinin ödenmesi hâlinde karar verilebilir. Taşınmaz malikinin ödeme iddiası varsa bu iddianın da yazılı delille kanıtlanması zorunludur. (Sakarya Bam 7 HD 2023/177 Esas 2024/685 Karar)
Bu kapsamda dava konusu ipotek belgeleri incelendiğinde, ipoteklerin tamamının ödünç verilen para karşılığı anapara ipoteği olarak kurulduğu ve açıkça borç ikrarını içerdiği görülmektedir. Taraflar arasında düzenlnen 08/11/2019 tarihli sözleşme de bu ikrarı teyit etmektedir. Davacı yukarıda açıklandığı üzere bu ipotek senetlerine karşı irade fesadı iddiasında bulunma imkanına sahip değildir. Davacı ancak borcun ödendiğini ya da ipotek süreye bağlı ise sürenin dolduğunu ileri sürebilir. Resmi senede bağlanan borç ikrarının aksinin aynı değerde bir yazılı belge ile ispatlanması gereklidir. Davacı taraf ipoteğe konu borcun ödendiğine dair bir iddia ve delil de sunmamıştır. Bu sebeple davacı şirketin ipoteklere konu borçlarının bulunduğu kabul edilmiş ve menfi tespit talebi davalı Sedat açısından esastan reddedilmiştir.
Davacı menfi tespit davasında şirket ortağı olan ...de davalı olarak göstermiş ve bu davalının diğer davalı ile birlikte hareket ederek hileli işlemlerle borç doğurduğunu ileri sürmüştür. Ancak davalı ...dava konusu borç ilişkisinin ve ipotek senetlerinin tarafı değildir. Davalının şirket ortağı olması itibariyle şirket ortaklığından kaynaklı olarak şirketler hukuku temelinde bir iddia da ileri sürülmemiştir.
Sıfat deyimi dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle (usul hukuku sorunu) ilgili olduğu hâlde; taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hakka (maddi hukuk sorunu) ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (davacı sıfatı-dava hakkı) o hakkın sahibine ait olup (aktif husumet); hakkını o hakka uymakla yükümlü kişiden (davalı sıfatı-pasif husumet) isteyebilecektir. Sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu daha açık bir ifadeyle bir davada davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin olması nedeniyle maddi hukuk sorunudur. Sıfat yokluğu, bir def'i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel bir itirazdır. Hâkim somut olayda bir itiraz sebebinin varlığını öğrenirse bu yönün kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle bu hususu kendiliğinden gözetmek zorundadır.
Bu sebeple davalı hali hakkındaki dava pasif husumet yokluğundan usulden, davalı ... hakkındaki dava ise esastan reddedilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Mahkememizin 10/05/2023 tarihli ara kararı ile İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğü 2021/1375 Esas sayılı dosyasında ''icra veznesindeki paranın alacaklıya tedbiren ödenmemesine'' şeklindeki ihtiyati tedbir kararı verilmiş olduğundan davalı ... icra dosyasındaki parasını geç almış olması itibariyle tazminat koşulları gerçekleşmiş ve davacı aleyhinde davalı ... lehine İİK 72/4 maddesi gereğince dava konusu alacağın %20 si oranında tazminata hükmolunmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle ;
A-Davalı ... hakkında
-
Davalı ... hakkında açılmış olan davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine,
-
Davalı ...kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
-
Davalı tarafça yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
B- Davalı ... hakkında
-
Davalı ... aleyhinde İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğü 2021/1375 Esas sayılı dosyasına ilişkin olarak açılmış olan menfi tespit davasının reddine,
-
Mahkememizin 10/05/2023 tarihli ara kararı ile verilmiş olan İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğü 2021/1375 Esas sayılı dosyasında ''icra veznesindeki paranın alacaklıya tedbiren ödenmemesine'' şeklindeki ihtiyati tedbirin İİK 72/4 maddesi gereğince hükümle birlikte kalktığının tespitine,
-
İİK 72/4 maddesi gereğince dava konusu alacağın (7.700.000,00 TL) yüzde yirmisi oranında belirlenen 1.540,000,00. TL tazminatın (1.155.000,00 TL si mahkememiz veznesine depo edilmiş olan teminattan karşılanarak) davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde mevcut teminatın İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğü 2021/1375 Esas sayılı icra dosyasına davalı ... lehine aktarılmasına,
-
Alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcının davacı şirket tarafından 10/05/2023 tarihinde muhtıra üzerine tamamlama olarak yatırılmış olan 48.037,65 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 47.610,05 TL peşin harcın karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran davacı şirkete iadesine,
-
Tefrik edilen davalar ile eldeki bu dava aynı dilekçe ile birlikte açılırken davaların toplam değeri 5.800.000,00 TL olarak gösterilerek bu değer üzerinden hesaplanan 99.049,50 TL nispi peşin harcın şirket yetkilisi ... tarafından 30/12/2022 tarihinde yatırıldığı, ilk yatırılan bu peşin harcın 15.590.40 TL sinin İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2020/8611 esas sayılı takip dosyasına ilişkin açılan (ve tefrik ile mahkememizin 2023/688 Esas sırasına kaydedilerek yetkisizlik kararı ile sonuçlanan) menfi tespit davasının peşin harcına sayıldığı, bakiyesinin ise eldeki bu menfi tespit davasının peşin harcından mahsup edilerek harç tamamlama işleminin yapıldığı, maktu red harcının bir üst paragrafta belirtildiği üzere tamamlama olarak yatan harçtan mahsup edildiği anlaşılmakla bakiye 83.459,10 TL peşin harcın yatıran şirket yetkilisi ...'ya karar kesinleştiğinde ayrıca iadesine, Harç mahsup işlemlerinde hata olmaması ve mükerrer iade ya da eksik tahsilat yapılmaması amacıyla mahkememizin 2023/688 Esas sayılı dosyasının yetkisizlik ile gönderildiği İstanbul Asliye Ticaret mahkemesinin ilgili dosyasına bilgi mahiyetinde müzekkere yazılar bu karar örneğinin gönderilmesine,
-
Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 381.000,00. TL vekalet ücretinin davacı şirketten alınarak davalı ...'a verilmesine,
-
Dava açılış tarihi itibariyle menfi tespit davası zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığından tahsili gereken arabuluculuk gideri bulunmadığının tespitine,
-
Davalı tarafından mahkememiz görevsizlik kararının istinafı aşamasında yapılan 220,00 TL posta gideri, 1.160,40 TL istinaf başvuru harcı, 427,60 TL istinaf karar harcı olmak üzere toplam 1.808,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
C) Sair hususlar:
-
Mahkememizin 03/06/2024 tarihli ara kararına karşı davalı tarafça istinaf yoluna başvurulmuş ise de bu red hükmü ile birlikte ihtiyati tedbirin kalktığı ve dolayısıyla istinafın konusunun kalmadığı, dosyanın henüz istinaf dairesine gönderilmediği anlaşılmakla; bu ara karara yönelik istinaf kaydının silinerek kapatılmasına, davalının bu istinaf başvurusu sebebiyle 05/06/2024 tarihinde yatırmış olduğu 1.160,40 TL istinaf başvuru harcının ve 427,60 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran davalıya iadesine,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Gerekçeli kararın talep halinde taraflara tebliğine,
-
Tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,
Dair, davalılar vekillerinin yüzünde, davacı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, mahkememize verilecek yada başka yer asliye ticaret mahkemesi aracılığıyla mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16/07/2024
Başkan ...
e-imzalıdır.
Üye ...
e-imzalıdır.
Üye ...
e-imzalıdır.
Katip ...
e-imzalıdır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09