SoorglaÜcretsiz Dene

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/923 E. 2024/33 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/923

Karar No

2024/33

Karar Tarihi

17 Ocak 2024

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/923 Esas - 2024/33

T.C.

SAKARYA

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2022/923 Esas

KARAR NO : 2024/33

BAŞKAN : ...

ÜYE : ...

ÜYE : ...

KATİP : ...

DAVACI : ...

VEKİLİ : Av. ...

DAVALI (1) : ...

VEKİLİ : Av. ...

DAVALI (2) : ...

VEKİLİ : Av. ...

DAVALI (3) : ...

VEKİLİ : Av. ...

DAVALI (4) : ...

VEKİLLERİ : Av. ...

Av. ...

DAVALI (5) : ...

VEKİLİ : Av. ...

DAVALI (6) : ...

VEKİLLERİ : Av. ...

Av. ...

DAVALI (7) : ...

VEKİLİ : Av. ...

DAVALI (8) : ...

DAVA : İtirazın İptali

DAVA TARİHİ : 04/11/2022

KARAR TARİHİ : 17/01/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 22/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı tarafın iddiaları: Davacı banka ile dava dışı ... ve davalı kefillerinin imzaladığı kredi sözleşmelerine istinaden şirkete kredi kullandırıldığını, geri ödemelerin yapılmaması sebebiyle Üsküdar 21. Noterliği 29.09.2016 tarihli 79763 yevmiye numaralı ihtarname ile davalılara bildirimde bulunulduğunu, borcun tahsili mümkün olmadığından Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2022/2590 E. sayılı dosyasıyla borçlular aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, müteselsil kefil olan davalıların borca itirazları sebebiyle takibin durduğunu, alınan ipoteğin müteselsil kefillerin kefalet borçlarına karşılık olmadığını, arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını belirterek davalı/borçlular yönünden itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına ve icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini taleple dava etmiştir.

Davalı tarafın savunmaları;

Davalı ... vekili Davalının borçlu ... hisselerinin tamamını 20.06.2012 tarihinde devrettiğini ve borcun dayanağı genel kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığını, kredi borcunun teminatı olarak borçlu şirket tarafından verilen ipotek bulunduğunu, öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiş ve kötüniyet tazminatına hükmolunmasını istemiştir.

Davalı ... vekili daha önceden gelen ödeme emri kapsamında borcun davalı tarafından ödendiğini, davaya konu icra takibinin mükerrer olduğunu, borcunun bulunmadığının savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı ... vekili davalının uyuşmazlık yönünden davalı sıfatının bulunmadığını, dayanak kredi sözleşmesinde kefil olarak yer almadıklarını, kredi sözleşmesi tarihi itibariyle borçlu şirket ile bir bağının da bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiş ve kötüniyet tazminatına hükmolunmasını istemiştir.

Davalı ... vekili dava konusu borcun diğer davalı ... tarafından ödendiğini ve sona erdiğini, bu sebeple davacı tarafın bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, icra takibi talebinde ve ödeme emrinde alacak kalemlerinin belirsiz olduğunu, gönderilen Üsküdar 21. Noterliği'nin 29 Eylül 2016 tarih ve 79763 yevmiye numaralı ihtarnamesinde genel kredi sözleşmesi ile hiçbir ilgisi olmayan alacak kalemlerinden sorumlu tutulmaya çalışıldığını, genel kredi sözleşmesinin ve kefalet sözleşmesinin emredici hukuk kurallarına aykırı olduğunu, alacaklının müteselsil kefile başvurabilmesi için ifada geciken borçluya ihtar çekmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiğini, bu şartın gerçekleşmediğini, öncelikle teminat teşkil eden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna gidilmesinin gerektiğini, kefalet sözleşmesinin irade sakatlığı sebebiyle geçerli olmadığını, davacı bankaya ve borçlu şirkete devlet tarafından el konulduğunu ve tüm malvarlıklarının Devlet'in idaresine geçtiğini, dolayısıyla şirketin borcunun bu malvarlığından karşılanabileceğini belirterek davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmolunmasını istemiştir.

Davalı ... vekili takip konusu borçlarının bulunmadığını, talep edilen gayri nakdi alacakların ancak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibine konu yapılabileceğini, kredi borcunun teminatı olan ipotekli taşınmaz hakkında takip yapılıp yapılmadığının belirsiz olduğunu, ipoteğin para çevrilmesi yoluna gidilmeden kefillere müracaat edilemeyeceğini, asıl borçluya ihtarname tebliğ edilmediğinden müteselsil kefil yönünden takibe girişilemeyeceğini, ihtarnamede alacak kalemlerinin açıkça gösterilmediğini, kefiller yönünden geçerli bir ihtarname bulunmadığını, ihtarname içeriği ile takip talebinin uyuşmadığını, borcun davalı ... tarafından ödendiğini ve borcun sona erdiğini, talep edilen faizin yüksek olduğunu belirterek davanın reddini istemiş ve ayrıca kötüniyet tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.

Davalılar ... ve ... tebligata rağmen süresinde cevap vermemiş ve vakıaları inkar etmiş sayılmışlardır. Davalılar vekilinin süresinden sonra sunduğu dilekçeleri cevap dilekçesi olarak değerlendirilmemekle birlikte resen nazara alınacak hususlar yönüyle gözetilmiştir.

Davalı ... dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap vermemiş, vakıaları inkar etmiş sayılmıştır.

Taraflar arasında anlaşmazlık olan hususlar: Davacının dava dışı ... 'ye kullandırdığı kredi sebebi ile davalıların kefil sıfatıyla sorumluluklarının bulunup bulunmadığı, varsa bu kapsamda kefillik sebebi ile sorumlu olunan borç miktarı ile Sakarya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2022/2590 Esas sayılı icra takibine davalılarca yapılmış olan itirazın haklı olup olmadığı ve bu itirazın iptali koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini, icra inkar tazminatı ve kötüniyet tazminatı şartlarının bulunup bulunmadığı yönündedir.

Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2022/2590 esas sayılı icra takip dosyası Uyap'tan ilgili dosya olarak eklenmiş ve incelenmiştir.

Davacı bankanın dava dışı şirkete kullandırdığı kredilere ilişkin kayıtlar ve kredi sözleşmeleri getirtilmiş, bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi ... 18/04/2023 tarihli raporunu ve 25/09/2023 tarihli ek raporunu sunmuştur.

Dava dışı borçlu şirket ... nin Ülkemizde Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı FETÖ tarafından 15.07.2016 tarihinde yapılan ve bastırılan darbe teşebbüsü sonrasında 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kararı doğrultusunda, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler kapsamında çıkarılan 667 sayılı KHK kapsamında kapatıldığı ve 670 sayılı KHK nın 5 maddesi gereğince şirketin tüm malvarlıklarının takyidatlardan ari olarak Hazineye geçtiği ticaret sicil kaydının da 12/10/2016 tarihinde resen silindiği anlaşılmaktadır.

670 sayılı KHK nun 5. Maddesinde kapatılan şirketten borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanların ise KHK nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren (kapatma daha sonraki bir tarihte gerçekleşmiş ise kapatma tarihinden itibaren) altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilmesi gerektiği düzenlenmiştir.

Sakarya Defterdarlığı Muhakemat Müdürlüğünden verilen cevapta; şirket hakkında düzenlenen 02/05/2017 tarihli görüş ve öneri raporunda ...AŞ nin şirketten olan alacakları sebebiyle imzasız ve tarihsiz iki yazı ile başvuruda bulunduğu, kayıtlara göre bu yazıların 14/10/2016 tarihli olduğu, bu yazıların milli Emlak Genel Müdürlüğünce 18/11/2016 tarihinde KHK İşlemleri İl Bürosuna gönderildiği belirtilmiş, ilgili yazıların ve yazışmaların suretleri gönderilmiştir. Bu kayıtlara göre davacı bankanın iki ayrı dilekçe ile ilgili şirketten olan 60 TL (çek ödeme yükümlülüğü) gayrinakdi alacağını ve ayrıca 02/01/2013 ile 04/02/2013 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklı 197.207,56 TL nakit kredi alacağı ile 201.762,81 TL gayrinakit kredi alacağını idareden talep ettiği, bu alacak talebinin kabul edilerek sıraya alındığı ancak şirketin nakit varlıkların yetmemesi sebebiyle bir ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Verilen bilgileri ve gönderilen kayıtlara göre alacaklı banka hak düşürücü süre içinde idareye başvuruda bulunmuştur. Asıl borçlu yönünden alacak sona ermediğinden TBK 598/1 maddesi gereği kefillerin feri nitelikteki borçluluğunun sona erdiğinden bahsedilemeyecektir.

Dava dışı borçlu şirket bu kredi sözleşmesi kapsamında Sakarya Serdivan Yazlık 5142 parsel sayılı sayılı taşınmazını 25.000.000,00 TL bedelle ipotek vermiş ise de bu taşınmaz ilgili KHK uyarınca kayıtlardan ari olarak Hazineye devredilmiştir. Dolayısıyla bu ipotek tapu kaydından silinmiş ve teminat olma özelliği kalmamıştır. Anayasa Mahkemesinin 13/10/2022 tarihli 2018/78 esas sayılı kararı ile 7083 sayılı kanunun 3. Maddesinin 2. Fıkrasının f. Cümlesindeki "...her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak .." ifadesi iptal edilmiş ise de bu iptal kararı sonrasında anılan ipotek hakkı kendiliğinden canlanmamaktadır. Taşınmazın tapu kaydında halen davacı banka lehine ipotek bulunmamaktadır. Ayrıca davalı borçluların müteselsil kefil sıfatlarının bulunması sebebiyle somut olayda TBK 586/1 maddesi hükmü gereği alacaklı ipoteğe başvurmadan müteselsil kefillere müracaat hakkına sahiptir.

Alınan bilirkişi raporları ve dosya kapsamında bulunan deliller incelendiğinde:

Davacı banka ile dava dışı şirket arasında 10/05/2006 tarihinde 950.000,00 limitle kredi sözleşmesi imzalandığı, davalılar ... ... ... ... ve ...'nun bu sözleşmeye aynı limitle 13/09/2011 tarihinde müteselsil kefil olarak dahil oldukları,

Davacı banka ile dava dışı şirket arasında 02/01/2013 tarihli 1.000.000,00 TL tutarlı ikinci bir kredi sözleşmesinin imzalandığı ancak bu sözleşmede davalıların kefil olarak yer almadıkları,

En son olarak davacı banka ile dava dışı şirket arasında 04/02/2013 tarihli 20.000.000,00 TL limitli üçüncü bir kredi sözleşmesinin bulunduğu ve bu sözleşmeye aynı tarihte aynı limitle davalılardan ... ... ... ile ...'un müteselsil kefil olarak katıldığı, kefillerin eş rızasının bulunduğu ve ilgili kısımların kendi el yazıları ile doldurulduğu ve kefaletlerinin geçerli olduğu,

Davacı bankanın dava dışı şirkete 05/12/2013 tarihinde 1.300.000,00 TL kredi kullandırdığı, bu kredinin ödenmeyen kısmı olarak 138.298,89 TL sinin 03/08/2016 tarihinde yasal takip hesaplarına aktarıldığı,

Davacı bankanı dava dışı şirkete 28/12/2014 tarihinde kullandırdığı ikinci kredinin ise 350.600,00 TL tutarlı olduğu ve ödenmeyen kısım olarak 44.420,79 TL sinin 03/08/2016 tarihinde takip hesaplarına aktarıldığı,

Üsküdar 21. Noterliğinden gönderilen 29/09/2016 tarihli 79763 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile hesapların kat edildiği, ihtarnamenin muhataplarına (davalılar ..., ..., ... ve ...) 03/10/2016 tarihinde tebliğ edildiği/ edilmiş sayıldığı, temerrütün 04/10/2016 tarihinde gerçekleştiği, borcun ödendiğine dair bir bilgi ve belgenin olmadığı,

Davacı banka tarafından müteselsil kefiller hakkında Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2022/2590 esas sayılı dosyasında takip başlatıldığı, takibin 04/02/2013 tarihli genel kredi sözleşmesine ve kat ihtarnamesine dayandırıldığı, davalılarca takibe itiraz edildiği ve takibin durduğu, arabuluculuk girişiminin sonuçsuz kaldığı, davalılar ... ve ...'ın yapılan davete rağmen arabuluculuk görüşmelerine (ilk oturum dahil) katılmadıkları, davacı bankanın ara buluculuk dava şartını gerçekleştirdikten sonra süresi içinde eldeki itirazın iptali davasını açtığı,

İcra takibinde davacı bankanın; 185.239,90 TL nakit kredi alacağı (yıllık %25.71 faizi ile birlikte), 365.922,66 TL işlemiş faiz, 31.380,30 TL teminat mektubu komisyon alacağı (faizsiz), 1.028,69 TL noter masrafı (faizsiz), 930,00 TL pos ücreti (faizsiz) alacak talebinde bulunduğu ve ayrıca 169.512,81 TL gayrinakit kredi teminat bedelinin depo edilmesini istediği,

Davalılar ..., ..., ... ve ...'in sadece 10/05/2006 tarihli kredi sözleşmesine verdikleri 13/09/2011 tarihli kefaletlerinin bulunduğu, bu davalıların takibe konu kredilerin kullanıldığı 04/02/2013 tarihli kredi sözleşmeleri kapsamında verdikleri kefaletlerinin olmadığı, ayrıca TBK nun 598/3-4 maddesinde yer alan "Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir." hükmü gereğince bu davalıların taraf olduğu kefalet sözleşmesinin kurulma tarihinden itibaren (13/09/2011) başlayan on yıllık hak düşürücü süre geçirildikten 14/02/2022 tarihinde icra takibinin başlatıldığı, ayrıca bu takipte dayanak yapılan genel kredi sözleşmesinin bu davalıların yer almadığı 04/02/2013 tarihli sözleşme olduğu, adı geçen davalıların kefil olarak yer aldığı 10/05/2006 tarihli kredi sözleşmesine takip talebinde dayanılmaması itibariyle bu kişiler hakkında geçerli bir icra takibinden bahsedilemeyeceği, aynı maddenin sonn fıkrası gereğince kefaletlerinin uzatılmasının söz konusu olmadığı, davalılar ... ve ...'in icra takibine konu kredi borçları sebebiyle kefil sıfatıyla sorumluluklarının da olmadığı,

Davalılar ..., ..., ... ve ...'nın ise 04/02/2013 tarihli 20.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak imzalarının bulunduğu ve kefaletlerinin şekli koşulları taşıyıp geçerli olduğu, takip konusu kredilerin bu kredi sözleşmesi kapsamında kaldığı, yapılan icra takibinin de bu kefiller yönünden usulüne uygun olduğu, bu davalıların müteselsil kefil sıfatları sebebiyle nakit kredi borçlarından sorumluluklarının bulunduğu ve limitleri dahilinde kaldığı,

Gayri nakit krediler yönünden ise; asıl borçlunun gayrinakit kredilerden kaynaklı yükümlülüklerinin kefil hakkında da uygulanacağının sözleşmede genel bir ifade ile kabul edilmesinin kefili gayri nakdi sorumluluk bedelini depo etme yükümlülüğü altına soktuğu söylemenin mümkün olmadığı, aksini kabulün kanun koyucunun kefili koruma amacı ile çeliştiği, zira kefalet tıpkı depo gibi bir teminat olduğundan kefil açıkça gayri nakdi riski ayrı bir garanti sözleşmesi ile garanti etmedikçe kefilin iradesinin dar olarak yorumlanmasının uygun olacağı, bu durumda davalı kefillerin müteselsil kefil olarak imzaladığı sözleşmede açıkça gayrinakit kredi sorumluluk bedelini depo etme yükümlülüğü bulunmadığından depo talebinden kefillerin sorumlu olmayacağı, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/11-697 Esas 2022/1386 Karar), teminat mektubu komisyonu alacağının ise nakit alacak niteliğinde olması sebebiyle müteselsil kefillerin sorumlulukları kapsamında kaldığı,

Bu çerçevede bilirkişi raporundaki hesaplamalara göre davacı bankanın takip tarihi itibariyle davalı müteselsil kefiller ..., ..., ... ve ...'dan;

a) 13.543 numaralı kredi için 138.298,89 TL asıl alacak ve 132.425,70 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu ve sözleşme hükümlerine göre bu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %16.80 faiz oranı işletilebileceği,

b) 14.25 numaralı kredi için 44.420,79 TL asıl alacak ve 54.052,70 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu ve sözleşme hükümlerine göre bu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 24 faiz oranı işletilebileceği,

c) Ayrıca 1.018,69 TL masraf alacağının, 18.247,48 TL teminat mektubu komisyonu alacağının ve 43.28 TL pos ücreti alacağının bulunduğu, bu alacak kalemleri yönünden faiz isteminin bulunmadığı,

Sonuç ve kanaatine varılmış, davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden davanın usulden reddine karar verilmiş fakat davacı bankanın kötüniyeti sabit olmadığından davalılar lehine tazminata hükmolunmamış ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti belirlenirken davalı ...'ın arabuluculuk toplantılarına katılmamış olması sebebiyle Arabuluculuk Kanunun 18A/11 maddesi ayrıca gözetilmiş; davalılar ..., ..., ...ve ...yönünden ise davanın kısmen kabulü ile takibin ayrıntısı yukarıda belirtildiği üzere toplam 388.507,53 TL nakit alacak üzerinden devamına karar verilmiş, fazlaya ilişkin istemin ve gayrinakit kredi depo talebinin reddine hükmolunmuş, Alacağın likit olması itibariyle koşulları oluştuğundan hüküm altına alınan nakit kredi alacağı üzerinden %20 oranında hesaplanan 77.701,50-TL icra inkar tazminatının davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM . Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

A) Davacı tarafından açılan itirazın iptali davasının davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden usulden reddine, Koşulları oluşmadığından davalılara kötüniyet tazminatı verilmesine yer olmadığına,

B) Davacı tarafından açılan itirazın iptali davasının davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden kısmen kabulüne,

  1. Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2022/2590 esas sayılı dosyasına borçlular ..., ..., ... ve ... tarafından yapılan itirazların kısmen iptaline,

  2. Bu borçlular hakkındaki icra takibinin;

a) 13.543 numaralı kredi için 138.298,89 TL asıl alacak ve 132.425,70 TL işlemiş faiz alacağı (asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %16.80 faiz oranı işletilerek)

b) 14.25 numaralı kredi için 44.420,79 TL asıl alacak ve 54.052,70 TL işlemiş faiz alacağı (asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 24 faiz oranı işletilerek)

c) 1.018,69 TL masraf alacağı, 18.247,48 TL teminat mektubu komisyonu alacağı ve ayrıca 43.28 TL pos ücreti alacağı ( takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ),

Olmak üzere (toplam 388.507,53 TL) üzerinden devamına,

  1. Fazlaya ilişkin taleplerin ve gayrinakit kredi alacağı depo talebinin reddine,

  2. Koşulları oluşmakla hüküm altına alınan nakit kredi alacağı üzerinden %20 oranında hesaplanan 77.701,50. TL icra inkar tazminatının davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

C) Harç yargılama giderleri ve vekalet ücretleri ile gider avansları hakkında

1. Davacı 5411 sayılı yasanın 140/9 maddesi gereğince harçtan muaf olduğundan dava açılışında harç alınmadığı gözetilerek; hüküm altına alınan değer üzerinden hesaplanan  26.538,94. TL nispi karar harcı ile 427,60 TL başvuru harcının davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen  tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 

2. Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen değer üzerinden AAÜT uyarınca belirlenen 60.276,13 . TL nispi vekalet ücretinin aleyhinde karar verilen davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

3. Haklarındaki dava kısmen reddedilen davalılar ..., ... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım sebebiyle AAÜT uyarınca taktir olunan 56.826,02 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ..., ... ve ...'ya eşit olarak verilmesine,

4. Hakkındaki dava reddedilen davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise de arabuluculuk toplantılarına katılmamış olması sebebiyle Arabuluculuk Kanunun 18A/11 maddesi gereğince bu davalı lehine vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,

5. Hakkındaki dava reddedilen davalılar ..., ... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden (diğer davalılardan farklı bir gerekçeyle reddedilen dava sebebiyle) AAÜT uyarınca taktir olunan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ..., ... ve ...'e eşit olarak verilmesine,

6. Arabuluculuk dosyasından yapılan ve Hazineden karşılanan 1.640,00 TL arabuluculuk ücretinin aleyhlerinde karar verilmiş olan davalılar ..., ..., ... ve ... ile arabuluculuk ilk toplantısına katılmamış olan davalı ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,

  1. Davacı tarafından yapılan 4.500,00 TL bilirkişi gideri ve 1.483,75 TL posta masrafı olmak üzere toplam 5.983,75 TL yargılama giderinin; kabul oranlarına göre 3.083,14 TL’sinin davalılar ..., ..., ... ve ...'dan ve ayrıca Arabuluculuk Kanunu 18A/11 md gereği arabuluculuk ilk toplantısına katılmamış olan davalı ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

  2. Kararın talep halinde taraf vekillerine tebliğine, Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair, davalı ...'in yokluğunda diğer tüm taraflar vekillerinin yüzünde, kararın tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. 17/01/2024

Başkan ...

e-imza

Üye ...

e-imza

Üye ...

e-imza

Katip ...

e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

asliyevekilleriticaretİtirazınİptalimahkemesisakaryahükümvekili

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:29

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim