SoorglaÜcretsiz Dene

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/819 E. 2023/664 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/819

Karar No

2023/664

Karar Tarihi

20 Aralık 2023

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/819 Esas - 2023/664

T.C.

SAKARYA

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2022/819 Esas

KARAR NO : 2023/664

BAŞKAN : ...

ÜYE : ...

ÜYE : ...

KATİP : ...

DAVACILAR : 1- ...

  2.  ...

VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ...

VEKİLİ : Av. ...

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 04/10/2022

KARAR TARİHİ : 20/12/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 02/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı tarafın dava dilekçesinde özetle; Davacı taraf davacıların oluşturduğu iş ortaklığı ile davalı arasında 20/01/2014 tarihli ihale sonrasında Sakarya ili için alternatif içmesuyu kaynağı (baraj) ve hidroelektrik santralı inşaatı işi sözleşmesi imzalandığını, işin yapımı sırasında taraflar arasında fiyat farkı uygulaması nedeniyle uyuşmazlık çıktığını, davalı tarafından Sayıştay raporuna dayanılarak ihalenin gerçekleştirildiği Ocak 2014 ayının temel endeks olarak alınması gerekirken Aralık 2013 ayının temel endeks alındığı gerekçesiyle o güne dek yapılmış 8 hakedişle fazla ödendiğini belirttiği 802.560,14 TL (KDV Dahil 947.020,96- TL) bedeli 9 nolu hakedişten 31.07.2015 tarihinde kesintisi yaptığını, 9 nolu hakedişin davacı tarafından "ihtirazi kayıtla" imzalandığını, bunun üzerine Sakarya 3 Asliye Hukuk Mahkemesinde 2015/1162 E sayılı dosyada açılan menfi tespit ve istirdat davasının davacı lehine sonuçlanarak 947.020,96 TLnin kesinti tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verdiğini ve bu kararın istinaf ve yargıtay denetimlerinden geçerek kesinleştiğini, bu ilamın icraya konularak tahsilat yapıldığını, davalının 9 numaralı hakedişten sonraki hakedişlerde de fiyat farkını mahkemece hatalı bulunan usulle (2003-=100 Tablosu uyarınca Ocak 2014 aynı temel indeks almak suretiyle) hesaplamayı sürdürdüğünü, hakedişlerin de ihtirazı kayıtla imzalandığını, 06.07.2018 tarihinde geçici kabulü yapılan işin Kesin Kabulün 14.07.2021 tarihinde ihale onay makamı tarafından onaylandığını, sözleşme sürecinde yapılan 30 adet hakedişte 24/12/2002 tarihli ve 2002/5039 Sayılı fiyat farkı kararnamesine göre ödenmesi gereken fiyat farkı miktarının 7.718.404,10 TL olduğu halde davalı idarenin 29/11/2013 tarihinde yürürlüğe konulan kararnameye göre hesaplama yapması nedeniyle 6.147.616,22 TL fiyat farkı ödendiğini, aradaki fark olan 1.570.787,88 TL nin 802.560,14 TLlik sinin Sakarya 3 Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.03.2018 tarih 2015/1162 E 2018/264 K sayılı ilamıyla tahsil edildiğini, bakiye 768.227,74 TL fiyat farkı alacaklarının bulunduğunu, bu rakama fatura düzenlenmediğini, Sakarya 3 İcra Dairesinin 2022/7093 E sayılı dosyası üzerinden 20.05.2022 tarihinde ilamsız takiplere özgü icra takibi başlatılarak 768.239,19 TL anapara alacağının işlemiş avans faiziyle birlikte talep edildiğini, taleplerinin zamanaşımına uğramadığını, hakediş onay tarihini takip eden 15 günden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi gerektiğini, davalının yargı kararına rağmen haksız tutumunu sürdürmesi sebebiyle TBK.nın 124 ncü maddesi gereğince süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşıldığından temerrüt için süre verilmesine gerek bulunmadığını, işletilecek faizin ticari avans faizi olduğunu, takip taleplerinin haklı olduğunu ancak davalının itirazı ile takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını belirterek (kısmi dava şeklinde) şimdilik 750.000,00 TL asıl alacak ve 10.000,00 TL temerrüt tarihinden itibaren işlemiş faiziyle birlikte 760.000,00 TL üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.

Dava konusu icra takibinde 23 ayrı hakediş sebebiyle fiyat farkı asıl alacağının ve ayrıca bunlara ilişkin faiz alacağının (toplam 1.390.939,84 TL) talep edildiği görülmektedir. Davalı taraf tüm bu alacak kalemlerine itiraz etmiştir. İtirazın iptalini amaçlayan dava dilekçesinde ise 750.000,00 TL asıl alacak ve 10.000 TL işlemiş faizi olmak üzere şimdilik 760.000 TL bedel üzerinden kısmi olarak itirazın iptali talebinde bulunulmuş ancak hangi alacak kalemleri (hangi hakedişlerden kaynaklı asıl alacak ve faiz talepleri) yönünden itirazın iptalinin istendiği bildirilmemiştir. Bu sebeple davacı vekiline talebin somutlaştırılması ve netice-i talebin açıkça bildirilmesi hususunda kesin süre içerir muhtıra gönderilmiştir.

Davacı vekili 12/10/2022 tarihli dilekçesi ile asıl alacak ve faize ilişkin taleplerini icra takibine konu yapılan alacaklarına garamaten paylaştırarak kısmi talebini tüm alacak kalemlerine sirayet ettirmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı taraf davanın kısmi dava olarak açılamayacağını, davanın hukuki yarar yokluğundan reddinin gerektiğini,tüm taleplerin zamanaşımına uğradığını, hakedişlerin sözleşme hükümlerine ve mevzuata uygun yapıldığını, “4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Yapım İşlerinde Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esasların” yürürlük tarihinden sonra akdedilecek sözleşmelere uygulanmak üzere 31.08.2013 tarih ve 28751 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlandığını ve Yeni fiyat farkı esaslarının yürürlük tarihinin 29.11.2013 olarak belirlendiğini, aynı Esasların “Geçiş hükümleri” başlıklı maddesinde; “İlanı veya duyurusu, bu Esasların yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış olan ihalelerde fiyat farkı, 24/12/2002 tarihli ve …. sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan “4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan …. Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar’ a göre hesaplanır” hükmü yer aldığını, dava konusu ihalenin ilan tarihinin 17.12.2013 olduğunu, bu hüküm uyarınca yeni fiyat farkı esaslarının uygulanmasının gerektiğini, tip sözleşmede fiyat farkı hesaplamasında kullanılacak baz tablonun belirtildiğini ancak hesaplama yöntemine ilişkin usullerin sözleşmede yer almadığını, bu sebeple hesaplama yönteminde zorunlu olarak uygulanacak usulün yürürlükte olan kararname ile belirlendiğini, dava konusu bakımından yürürlükte olan 2013/5217 sayılı kararnamenin idareleri bağlayıcı nitelikte olduğunu, fiyat farkının yeni esaslarda öngörülen yöntem ve esaslara göre belirlenmesinin zorunlu olduğunu, Hesaplamada baz alınan tablonun sözleşme gereği(1994=100) olduğunu, Sayıştay incelemesi sonucunda fiyat farkı hesaplama şeklinden dolayı kamu zararı oluştuğunun tespit edildiğini ve bu doğrultuda yürürlükteki uygulama esaslarına göre hesaplama yapıldığını, hakedişlerin yüklenici tarafından imzalandığını, hesaplamada hata bulunmadığını, sözleşme ve mevzuat gereği hesaplama usulünün baz alınan tabloya göre değil, uygulanması zorunlu olan fiyat farkı hesabında uygulanacak esaslar’ a göre yapıldığını, idarenin taktir yetkisinin bulunmadığını, davalının tacir olmadığını, ticari faiz talep edilemeyeceğini, temerrüt koşullarının gerçekleşmediğini, alacağın likit olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Taraflar arasındaki anlaşmazlık: İhale sonrasında taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca davacının hakettiği fiyat farkının hesaplanmasında sözleşme hükümlerinin ve mevzuatın ne şekilde uygulanacağı, davacının fiyat farkı alacağının bulunup bulunmadığı, icra takibine konu yapılan faiz miktarının ne olduğu, icra takibine konu yapılan miktarda davacının alacaklı olup olmadığı, icra takibine yapılan itirazın haklı olup olmadığı, itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar tazminat koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarındır.

İtirazın iptali davasının kısmi dava olarak açılması mümkündür. Bu sebeple davalının hukuki yarara yönelik itirazları kabul görmemiştir. Ayrıca takip tarihi itibariyle alacak zamanaşımına uğramadığından zamanaşımı itirazları da reddedilmiştir. Taraflar arasındaki hukuki ilişki eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Kamu İhale sözleşmeleri Kanununa göre yapılan sözleşmelerde zamanaşımı, kesin kabulün onay tarihi ile kesin hesabın onay tarihinden hangisi sonra ise o tarihten başlar ve 5 yıldır. Somut olayda icra takibi tarihi 20/05/2022 itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır.

İcra dosyası ve arabuluculuk dosyası ilgili dosya olarak Uyaptan eklenmiş ve incelenmiştir.

Sakarya 3. Asliye Hukuk (Ticaret mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesinin 2015/1162 Esas, 2018/264 Karar sayılı dava dosyası getirtilmiş ve incelenmiştir.

Davaya konu ihale evrakı, yapılan sözleşme ve şartnameleri, hakediş raporları, onaylı fiyat fark hesap tablosu, kesin kabul tutanağı ile taraflar arasındaki yazışmalara ait belgeler getirtilmiştir.

Taraflar arasında anılan işe ilişkin olarak 30 hakediş düzenlendiği, fiyat farkı uygulaması kapsamında ödemeler yapıldığı, ilk 6 hakedişte yapılan fiyat farkı ödemesinin 802.560,14-TL fazla olduğundan bahisle fiyat farkı KDV Dahil 947.020,96- TL olarak 9 nolu hakedişten 31.07.2015 tarihinde kesinti yoluyla tahsil edildiği, davacının ilk 6 hakedişe ait bu kesintinin iadesi talebiyle açtığı davanın Sakarya 3. Asliye Hukuk (Ticaret mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesinin 2015/1162 Esas, 2018/264 Karar sayılı dosyasına konu edildiği ve davacının talebinin mahkemece kabul edilerek kesintinin faiziyle iadesine hükmedildiği, bu kararın istinaf ve temyiz aşamasından geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Sakarya 3. Asliye Hukuk (Ticaret mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesinin 2015/1162 Esas, 2018/264 Karar sayılı kararının gerekçesinde 8 nolu hakedişten kaynaklı kesintinin de dava konusuna dahil olduğu belirtilmiş ise de bu ifadenin gerekçedeki hatadan kaynaklandığı, 8 nolu hakedişe ait fiyat farkına ilişkin bir hüküm bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Davacı eldeki bu davanın konusu Sakarya 3.İcra Müdürlüğünün 2022/7093 Esas nolu takibini başlatılmıştır. İcra takibinde ise 7,8,10,11, ... 30 sayılı hakedişler sebebiyle eksik ödenen fiyat farkı alacağını talep etmiştir. İcra takibinde belirtilmeyen 9 nolu hakedişin (ilk 6 hakedişten kaynaklı) yapılan kesintiye ve hakediş dengelemesine ilişkin olduğu, ve herhangi bir mal yada hizmet içermediği anlaşılmaktadır.

Bilirkişi ...'dan talimat mahkemesi aracılığıyla rapor alınmıştır. Bilirkişi ilk raporunda -yukarıda belirtildiği üzere 3 Asliye Hukuk Mahkemesi Kararının gerekçesindeki 8. Hakedişten kaynaklı kesintinin de dava konusuna dahil olduğu yönündeki hatalı ifadeden hareketle- 8 nolu hakediş fiyat farkını değerlendirme dışı tutmuş, icra takibine konu diğer hakedişlerin fiyat farkı hesaplamasını yapmıştır. Ek raporda bu eksiklik giderilmiş, 8 nolu hakedişten kaynaklı fiyat farkı da hesaplamaya dahil edilmiştir. Bu son raporlara göre davacının takip tarihi itibariyle toplam Fiyat farkı alacağının 775.795,44-TL ve işlemiş avans faizinin 601.617,78-TL, olduğu belirtilmiş, her bir hakediş fiyat farkı alacağı ve faizi aşağıdaki şekilde ayrı ayrı tablo halinde gösterilmiştir. Bilirkişi raporunda Fiyat farkı hesaplanırken temel indeks ve güncel indeks olarak Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından aylık yayımlanan (1994=100)bazlı tablo-2:Toptan Eşya Fiyatları İndeksi Sayıları Tablosunun Genel satırındaki sayıların esas alınması gerektiği belirtilmiş ve hesaplama bu esaslara göre yapılmıştır. Bilirkişi raporu gerekçeli ve denetime elverişli bulunmuş ve hükme esas alınmıştır.

Uyuşmazlık davacının sözleşme gereği hakettiği fiyat farklarının hesaplanmasında 29/11/2013 tarihinde yürürlüğe giren 2013/5217 sayılı fiyat farkı kararnamesinin mi yoksa öncesinde yürürlükte olan 24.12.2002 tarihli ve 2002/5039 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan fiyat farkı esaslarının mı uygulanacağı, 29/11/2013 tarihinde yürürlüğe giren 2013/5217 sayılı kararnamenin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerini bertaraf edip etmeyeceği hususunda toplanmaktadır.

Fiyat farkı; Sözleşme kapsamında yapılan imalatın ihale tarihi ile iş programına göre uygulamasının yapılacağı ay arasındaki fiyat değişimini ifade eder. Fiyat farkı kararnamelerinde belirtilen esaslara göre gerçekleştirilecek hesap sonucunda bulunan tutar, endekslerdeki artış ve azalış oranına göre hakedişe ek olarak ödenir veya kesilir.

4734 sayılı kamu ihale kanununa göre ihale edilen yapım işlerinde uygulanacak fiyat farkına ilişkin esaslar 31.08.2013 tarihinde yayınlanmış olup 29.11.2013 Tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu düzenlemenin Geçici 1. maddesinde ilanı veya duyurusu, bu esasların yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış olan ihalelerde fiyat farkı, 24/12/2002 tarihli ve 2002/5039 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan “4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Yapım İşlerine İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar”a göre hesaplanır. hükmüne yer verilmiştir.

"Sakarya Alternatif İçme Suyu Kaynağı ve HES inşaatı" ihalesi ilk olarak 27/03/2013 tarihinde ilan edilmiş ve bu ihale iptal edilmiş, aynı iş ikinci olarak 14/10/2013 tarihinde ilan edilmiş ancak bu ihale de iptal edilerek üçüncü kez 17/12/2013 tarihinde ihale ilanı yapılarak 20/01/2014 tarihinde ihale davacılar tarafından kazanılmıştır.

İhale öncesinde ihale isteklilerine ilan edilen idari şartnamenin 45.3.1 maddesinde de " Fiyat farkı hesaplanacaktır. Fiyat farkı hesaplanırken temel indeks ve güncel indeks olarak Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından aylık yayımlanan (1994=100) bazlı Tablo-2: Toptan Eşya Fiyatları İndeks Sayıları Tablosunun Genel satırındaki sayı esas alınacaktır" denilmiş ve ihaleye katılacaklara bu husus açıkça bildirilmiştir.

İhale sonrasında taraflar arasında düzenlenen 03/04/2014 tarihli sözleşmenin 14.2 maddesinde "Fiyat farkı hesaplanırken temel indeks ve güncel indeks olarak Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından aylık yayımlanan (1994=100) bazlı Tablo-2: Toptan Eşya Fiyatları İndeks Sayıları Tablosunun Genel satırındaki sayı esas alınacaktır" hükmüne yer verilmiş ve devamında 14.3 maddede "Sözleşmede yeralan fiyat farkına ilişkin esas ve usullerde sözleşme imzalandıktan sonra değişiklik yapılamaz" denilmiştir. Böylelikle ihale öncesinde ilan edilen fiyat farkı şartları sözleşmeye dercedilerek taraflar arasında uygulanması gereken bir hüküm haline getirilmiştir.

31/12/2002 tarihli 3. Mükerrer Resmi Gazetede yayınlanarak 01/01/2003 tarihi itibariyle yürürlüğe giren “4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Yapım İşlerine İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar” ın fiyat farkı hesabı başlıklı 6. maddesinin son iki fıkrasında

"Yukarıdaki indekslerden birinin veya birkaçının sözleşmenin uygulanması sırasında Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından değiştirilmesi halinde, değiştirilen indekse eşdeğer yeni bir indeks belirlenir ise bu indeks; yeni bir indeks belirlenmez ise, Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından aylık yayımlanan (1994=100) bazlı Tablo- 2 : Toptan Eşya Fiyatları İndeks Sayıları Tablosunun “Genel” satırındaki sayı, esas alınarak fiyat farkı hesaplanır.

Ancak, idari şartname ve sözleşmede bu Esaslara göre fiyat farkı verileceği belirtilmesine rağmen, ihaleyi yapan idare tarafından ihale dokümanında işin niteliğine ve gereklerine göre a, b1, b2, b3, b4, b5 ve c sabit katsayıları için toplamları bire (1.00) eşit olacak şekilde herhangi bir ağırlık oranı temsil katsayısı belirlenmemiş ise, fiyat farkı hesaplanırken temel indeks ve güncel indeks olarak yukarıdaki indeksler yerine, Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından aylık yayımlanan (1994=100) bazlı Tablo- 2 : Toptan Eşya Fiyatları İndeks Sayıları Tablosunun “Genel” satırındaki sayı esas alınır." denilmiştir.

Davalı belediyenin uygulanmasının gerektiğini savunduğu ve 29.11.2013 tarihinde yürürlüğe giren 4734 sayılı kamu ihale kanununa göre ihale edilen yapım işlerinde uygulanacak fiyat farkına ilişkin esaslarda ise yukarıdaki ifadeye yer verilmemiş, 5. maddenin son fıkrasında "Yukarıdaki endekslerden birinin veya birkaçının sözleşmenin uygulanması sırasında Türkiye İstatistik Kurumu tarafından değiştirilmesi halinde, değiştirilen endekse eşdeğer yeni bir endeks belirlenir ise bu endeks; yeni bir endeks belirlenmez ise, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından aylık yayımlanan 2003=100 Temel Yıllı Üretici Fiyatları Alt Sektörlere Göre Endeks Sonuçları Tablosunun “ÜFE Genel” sütunundaki sayı, esas alınarak fiyat farkı hesaplanır." denilmiştir.

Görüldüğü üzere taraflar arasında düzenlenen ve tarafları bağlayan sözleşmede ve davacıyı ihaleye sevkeden ihale ilanında yeralan şartnamede fiyat farkı hesaplanması başlıklı hükümlerinde; 24/12/2002 tarihli ve 2002/5039 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan önceki Fiyat Farkı Esaslarındaki "fiyat farkı hesaplanırken temel indeks ve güncel indeks olarak yukarıdaki indeksler yerine, Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından aylık yayımlanan (1994=100) bazlı Tablo- 2 : Toptan Eşya Fiyatları İndeks Sayıları Tablosunun “Genel” satırındaki sayı esas alınır." ifadesine aynen yer verilmekle fiyat farkının hesaplanmasında 24/12/2002 tarihli ve 2002/5039 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan “4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Yapım İşlerine İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar”ın uygulanacağı kararlaştırılmıştır.

Kamu ihale kanununa tabi bir sözleşmenin idare ile imzalanması anından itibaren taraflar arasındaki ilişki özel hukuk hükümlerine tabi olmaktadır.

Sözleşme hukukunda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri benimsenmiştir. Bu ilkeler çerçevesinde, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Başka bir anlatımla, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, kural olarak borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir sonucudur.

Davalı idare; ihale ilanı ve sözleşme tarihinde yürürlükte olan yeni fiyat farkı esasları yerine önceki fiyat farkı esaslarının uygulanacağını bizzat kendisi tarafından hazırlanan sözleşme metnine yazdıktan sonra hata yapıldığı gerekçesi ile tek taraflı olarak sözleşme hükmünü değiştiremez. Sayıştayın bu konuda vermiş olduğu hüküm idarenin görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin olup davacıların taraf olduğu sözleşmeyi bertaraf edecek özellikte değildir. Aksini kabul, genel hukuk kuralları olan sözleşmeye bağlılığın ve hukuki güvenliğin ve dürüstlük kuralının açık ve ağır bir ihlali olacaktır.

Ayrıca taraflar tacir olup, sözleşmenin hazırlığında kurulmasında ve edimlerin ifasında basiretli davranmak zorundadırlar.

Yargıtay 19 Hukuk Dairesinin 2016/18150 Esas 2017/3963 Karar sayılı ilamı bu uyuşmazlık yönünden emsal mahiyetindedir.

Davacı vekili alınan bilirkişi raporu sonrasında talebini 28/11/2023 tarihinde ıslah ederek davalının Sakarya 3.İcra Dairesinin 2022/7093E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin 768.239,19-TL asıl alacak ve 595.322,64-TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 1.363.561,83-TL üzerinden devamına karar verilmesini istemiştir. Davacının ıslah talebinin İİK 67 maddesindeki hak düşürücü süre içinde yapılıp yapılmadığı ayrıca gözetilmelidir. İcra dosyasında yapılan itiraz alacaklı davacıya tebliğ edilmediğinden itirazın iptali davasının açılma tarihi belirlenebilen öğrenme tarihidir. Bu tarih esas alınarak bir yıllık hak düşürücü sürenin bitiş tarihi hesaplanmalıdır. Davacı taraf eldeki kısmi itirazın iptali davasını 04/10/2022 tarihinde açmıştır. Islah talebi ise dava tarihinden bir yılı aşkın zaman geçtikten sonra 28/11/2023 tarihinde yapılmıştır. Dolayısıyla davacının ıslah dilekçesine konu ettiği talepleri hak düşürücü süre sebebiyle usulden reddedilmiştir. Hak düşürücü süre sebebiyle red edilen kısım açısından vekalet ücreti maktu olarak belirlenmiştir.

Alınan bilirkişi raporuna ve yukarıda belirlenen ilkelere nazaran davacının dava dilekçesine konu ettiği kısmi itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmiştir. Karar verilirken bilirkişi raporunda her bir hakediş açısından belirlenen alacak miktarları ayrı ayrı nazara alınmış, taleple bağlılık kuralı gözetilmiştir.

İcra takibinde toplam alacak için istenen faiz oranı ve türü belirtilmemiştir. Faiz hakkı seçimlik ve yenilik doğuran bir hak olması nedeniyle seçim hakkının kullanılması ile tüketilmektedir. Faiz türünde değişiklik yapılması söz konusu değildir. Ancak somut olayda olduğu gibi takip tarihinden itibaren işletilmesi istenen faiz türü ve oranı belirtilmeden sadece faiz talep edilmiş olması halinde işin ticari niteliği gereği verilecek faiz reeskont faiz oranıdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/4-1704 K. 2020/534 ) Davacı, bir ticari alacağı için açmış olduğu dava dilekçesinde, sadece "faiz", "kanunî faiz" veya "nizamî faiz" demekle yetinmiş ise (yani, açıkça "Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı oranda" faiz talep etmemişse), fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmuş olsa bile, mahkeme, Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için uyguladığı reeskont faizine karar verir. Çünkü, davacı, bu davranışı ile, Merkez Bankası'nın "kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı" ile "kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranı" arasındaki farktan feragat etmiş sayılır (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt II, İstanbul 2001, s.1754). Bu sebeple devamına karar verilen takip alacağı yönünden takip tarihinden itibaren reeskont faiz oranı işletilmesine karar verilmiştir.

Alacağın tespitinin yargılamayı gerektirmesi sebebiyle koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı verilmemiştir.

İncelenmesi gereken bir diğer husus davalı idarenin harçtan muaf olup olmadığıdır.

2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 21 inci maddesinin " a) " fıkrasında, İSKİ'nin görevleri için kullandığı taşınmaz malları, tesisleri, işlemleri ve faaliyetlerinin her türlü vergi resim ve harçtan muaf olacağı belirtilmiştir. Yasanın ek 5 inci maddesinde Kanun'un diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Yargılama harçları 492 sayılı Harçlar Kanunu'nda ve çeşitli özel yasalarda düzenlenmiş olup mahkemelerce verilen kararların temyizi esnasında yine mahkemelerce kararı temyiz edenden alınması gereken temyiz harçları ve bu harçların ne şekilde alınacağı yukarıda açıklanmıştır.

Vergi ve harçlar yalnızca yasa ile konulur. Yine bir kişi ya da kurumun harçtan muaf olup olmayacağı, kişi ya da kurumlarca yapılan bir işlemin harçtan müstesna olup olmayacağı yalnız yasa ile düzenlenir. Harçlardan muafiyeti ya da istisnaları düzenleyen kanun, genel nitelikteki Harçlar Kanunu olabileceği gibi başkaca her hangi bir kanun da olabilir. Örneğin, bazı kamu kurumlarının kuruluş ve görevlerini düzenleyen özel kanunlarda, o kurumun yargılama harçlarından muaf olduğu, yine kurumun bazı işlemlerinin yargılama harçlarından müstesna olduğu yönünde düzenlemelere yer verildiği görülmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere, bir kişi ya da kurumun harçtan muaf olup olmayacağı, kişi ya da kurumlarca yapılan bir işlemin harçtan müstesna olup olmayacağı yalnız yasa ile tespit edilebilir. Bir kişi ya da kurumun yargılama harçlarından muaf olabilmesi için muafiyeti düzenleyen yasada o kurumun "yargılama harçlarından muaf olduğu" açık ve net bir şekilde hüküm altına alınmalıdır. Vergi ve harçların yasallığı ilkesi bunu gerektirir. Her hangi bir yasada bir kurum ya da kişi yargılama harçları dışında çeşitli vergilerden ve harçlardan muaf tutulmuş olabilir, bu o kişi ya da kurumun yargılama harçlarından da muaf tutulduğu anlamına gelmez.

2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 21 inci maddesinin " a) " fıkrasında, İSKİ'nin görevleri için kullandığı taşınmaz malları, tesisleri, işlemleri ve faaliyetlerinin her türlü vergi resim ve harçtan muaf olacağı belirtilmiş ancak kurumun yargılama harçlarından bu kapsamda temyiz harçlarından muaf olduğu yönünde bir düzenlemeye yasada ve ilgili maddede yer verilmemiştir.

Bakanlıklar tarafından çıkarılan düzenleyici işlemlerle (Yönetmelik, yönerge, genelge vb.) bir kişi ya da kurumun vergi ve harçlardan muaf tutulması mümkün değildir. Bu nedenle, SASKİ gibi büyükşehir belediyelerinin bünyelerinde bulunan, tüzel kişiliği haiz, su ve kanalizasyon işlerini yürüten idareler (Kurumlar) yargılama harçlarından muaf değildir.

Açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

  1. Davanın kısmen kabulüne, davalının Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2022/7093 esas sayılı dosyasına yaptığın itirazın kısmen iptaline, icra takibinin 750.000,00 TL asıl alacak 10.000,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 760.000,00 TL üzerinden devamına, bu alacağa takip tarihinden itibaren reeskont faiz oranının işletilmesine, ıslah ile ileri sürülen fazlaya ilişkin istemin ise hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması sebebiyle usulden reddine,

  2. Alacağın tespitinin yargılamayı gerektirmesi sebebiyle koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı verilmesine yer olmadığına,

  3. Hükmolunan değer üzerinden hesaplanan 51.915,60 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 6.024,20 TL nin ve ıslah ile yatırılan 10.307,33 TL nin mahsubu ile bakiye 35.584,07 TL nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

  4. Davacı tarafından yatırılan ve davalının sorumluluğunda kalan 16.331,53 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  5. Davacı tarafından yapılan 7.000,00 TL bilirkişi gideri ve 402.00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 7.402,00 TL yargılama giderinin; kabul oranına göre 4.125,60 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

  6. Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen değen üzerinden AAÜT uyarınca belirlenen 112.400,00 . TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  7. Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden usulden reddedilen kısım sebebiyle AAÜT uyarınca taktir olunan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

  8. Arabuluculuk dosyasından yapılan ve Hazineden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

  9. Kararın talep halinde taraf vekillerine tebliğine,

  10. Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzünde, kararın tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. 20/12/2023

Başkan ...

e-imzalı

Üye ...

e-imzalı

Üye...

e-imzalı

Katip...

e-imzalı

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

(EserasliyeticaretİtirazınİptalimahkemesisakaryasaskiSözleşmesindenhükümKaynaklanan)vekili

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:49

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim