Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/933 E. 2023/467 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/933
2023/467
7 Eylül 2023
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/933 Esas - 2023/467
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/933 Esas
KARAR NO : 2023/467
HAKİM : ....
KATİP : ....
DAVACI : ....
VEKİLLERİ : Av...
DAVALI :....
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/08/2022
KARAR TARİHİ : 07/09/2023
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİH : 02/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili 19/08/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin şirket ile davalı şirket arasında 30.01.2020 tarihli Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik/Denetim Sözleşmesi ile 2020/01-12 dönemine ilişkin Kurumlar Vergisi Tam Tasdik Raporu düzenlenmesi konulu sözleşme akdedildiğini, müvekkil şirket tarafından sözleşme hükümleri doğrultusunda verilen hizmet uyarınca sözleşme m.4.1 ile belirlenen hizmet bedeli tahakkuk ettiğini, söz konusu bedel üzerinden müvekkil şirket tarafından 31.12.2020 tarih .... no.lu fatura düzenlendiğini, davalı şirket hakkında hizmet bedelini ödememesi üzerine Karasu İcra Müdürlüğünün 2022/.... E. sayılı icra dosyası üzerinden ilamsız icra takibine girişildiğini, davalı şirket tarafından ödeme emrinin tebliğine müteakiben takibe, borca, faize itiraz edilmiş olduğunu, müdürlük tarafından takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğunu ancak davalı şirketin itirazı hukuki dayanaktan yoksun olup itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi lazım geldiğini, müvekkil şirket tarafından sözleşme uyarınca 01.01.2020-31.12.2020 dönemlerine ilişkin Kurumlar Vergisi Tam Tasdik Raporu düzenlenmiş olduğunu taraflar arasında akdedilen sözleşme, sözleşme uyarınca kararlaştırılan ücret açık olduğunu, alacak likit olup davalı şirketin itirazı haksız ve kötü niyetli olduğunu somut olayda müvekkil şirket ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşme ve sözleşme ile kararlaştırılan hizmet bedelini davalı şirketin ödemediğini, davalı tarafından ilgili icra dosyasına sunulan itirazın kötü niyetli olarak icra takibinin durdurulması ve alacaklının tahsil sürecinin uzatılması amacıyla yapılmış olup hukuki dayanaktan yoksun olduğunun, bu nedenle davalı şirketin tazminata mahkum edilmesi gerektiğini, davalı/borçlunun hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli yapmış olduğu itirazın iptal edilerek icra takibinin devamına karar verilmesi amacı ile işbu davayı ikame zarureti hasıl olduğunu talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 07/09/2023 tarihli duruşmada ; Müvekkil şirket tarafından çek ile ödeme yapılmıştır. .... .... tarafından daha öncesinde de müvekkil şirketten çekler alınmıştır. Davacı şirket alınan çeklere ses çıkarmamıştır. Davaya konu faturaların ödemesinin yapıldığını. Davanın reddini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Karasu İcra Müdürlüğü'nün 2022/.... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı, davacının davalıdan icra takibine konu fatura kapsamında alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, icra inkar tazminatı oluşup oluşmadığı hususlarındadır.
Karasu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/08/2022 tarih 2022/.... Esas, 2022/.... Karar sayılı dosyası verilen görevsizlik kararı ile mahkememize tevdii edilmekle mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedildiği anlaşılmıştır.
Karasu İcra Müdürlüğünün 2022/.... Esas sayılı dosyasının bir sureti celp edilmiştir.
İlgili vergi dairelerinden ba-bs formları celp edilmiştir.
Yeminli Mali Müşavir Bağımsız Denetçi Bilirkişi 17/03/2023 tarihli rapor ve 13/06/2023 tarihli ek raporunda "... Davacının kendi ticari defterlerinde davalıdan 56.640,00 TL alacaklı olduğu, Davalının kendi ticari defterlerine göre; daha önce yazdığımız ilk raporda belirttiğimiz davacı ticari defterlerinde 56.640,00 TL alacaklı, davalı ticari defterlerinde 56.640,00 TL borçlu olduğu ve her iki tarafın defterlerinin birbirini doğrular olma durumunun ortadan kalktığı, yeni durumda davalı ticari defterlerinde 56.640,00 TL çek düzenlendiği ve çekin davacı adına düzenlendiği ve kayıtlara da bu şekilde alındığı ve artık borç bulunmadığı, 09.03.2022 tarihli davacı adına düzenlenen çekin 19.04.2022 tarihinde tahsil edilmiş olması nedeni ile geç kayıt yapılmasına ilişkin açıklama ile olay akışının uyumlu olduğu, çekin tahsil edilmesi banka verileri ile kontrol edilmiş olduğundan ödemeye ilişkin bir tereddüt bulunmadığı, muhasebe kaydının bu ödemeye uygun geç olarak yapıldığı, çek düzenlendikten sonra teslim edilen kişi, çekin cirolanması ve tahsil eden kişi ile davacı arasında resmi bir ilişki bulunmaması şeklinde yeni durum oluştuğu..." şeklinde rapor düzenlemiştir.
Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa;
İcra Takibine İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde)
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar)
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar )
İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davacı tarafından icra takibinin dayanağı olarak takip talebine ekli faturalar gösterilmiş, mahkemece davacının iddia ettiği alacak miktarının tespitinde teslim belgelerine dayalı faturalardaki alacağın sabit olduğu kabul edilmiştir. Ancak mahkemece icra takibine dayanak yapılan fatura konusu alacak miktarının ödenip ödenmediği noktasında, takip konusu edilmeyen faturalar da inceleme konusu yapılarak karar verilmesi yerinde değildir. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k.)
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren "kanuni unsurlar" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas- 2021/5363 karar)
Somut Olay Yukarıdaki Açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa;
Davacı tarafından davalı aleyhine dava konusu edilen 1 adet fatura ile ilgili olarak Ankara 22. İcra Dairesinin 2022/.... Esas sayılı dosyası ile 56.640,00TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, icra takibine yapılan itiraz üzerine dosyanın Karasu İcra Müdürlüğüne gönderildiği, Karasu İcra Müdürlüğü’nün 2022/.... esas sayılı takip dosyası ile 56.640,00TL asıl alacak üzerinden ilamsız takibin devam ettiği, takipteki ödeme emrinin davalı borçluya 22.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ödeme emrine 23.06.2020 tarihinde 2004 sayılı yasanın 62.maddesindeki yedi günlük sürede itiraz ettiği, itiraz dilekçelerinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, eldeki bu davanın 19.08.2022 tarihinde 2004 sayılı yasanın 67.maddesindeki bir yıllık sürede açıldığı, davadan önce arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği anlaşılmış ve esasa geçilmiştir.
Dosya kapsamında davacı tarafın davalı ile aralarındaki faturaya dayanarak davaya konu takibi açtığı anlaşılmıştır. Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; faturalar tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkiyi gösteren bir delil olmayıp, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; hizmet sağlayan tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, taraflar arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Yine TTK’nın 21.maddesine göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bu bağlamda taraflar arasındaki akdi ilişkinin olup olmadığının tespiti amacıyla tarafların delil olarak dayandıkları ticari defterlerinin incelenmesi gerekmiş, bu hususta dosyamıza sunulan 17.03.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; taraflar arasında faturalara dayalı bir ticari ilişkinin bulunduğu, tarafların ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin olduğu bildirilmiş, davacının kendi ticari defterlerinde davalıdan 56.640,00 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerin de icra takibine konu davacının düzenlediği faturaların kayıt edildiği, davalının ticari defter kayıtlarında 56.640,00 TL borçlu olduğu bildirilmiş, davaya konu fatura ile ilgili taraflar arasında ticari ilişki kurulduğu anlaşılmıştır.
Davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde .... nolu .... Türk Katılım Bankası A.Ş.'ne ait çek ile 56.640,00 TL davacıya ödeme yapıldığı, çekin davalı firma yetkilisi .... .... tarafından teslim alındığı, .... .... isimli kişiye şirket adına bir kaç sefer daha ödeme yapıldığını, davacının müvekkil şirketin ödemiş olduğu 56.640,00 TL'yi tekrar müvekkilden istediği belirtilmiş, bu nedenle dosyanın ek rapor alınmak üzere bir önceki bilirkişiye tevdi ile bilirkişi raporuna karşı itirazlarında değerlendirilerek .... nolu .... Türk Katılım Bankası AŞ. İzmit Şubesine ait çekin davaya konu fatura karşılığında mı davacıya verildiği, çekin davacı tarafın ticari defterine kayıtlı olup olmadığı, fatura bedelinin davacıya ödenip ödenmediği hususlarında ek rapor tanzim edilmesi istenilmiş, bu hususta dosyamıza sunulan 13.06.2023 tarihli ek bilirkişi raporuna göre; davacının kendi ticari defterlerinde davalıdan 56.640,00 TL alacaklı olduğu, davacı ticari defterlerinde çek alınması ve tahsiline ilişkin bir kayıt bulunmadığı, davalının ticari defterlerinde yapılan incelemede 09.03.2022 tarihli davacı adına düzenlenen .... numaralı çekin muhasebe birimine verilmesinin unutulduğundan kayıtlara defterlerin kapatılması öncesinde 09.03.2023 tarihinde kayıt edildiği, davacı adına düzenlenen çekin daha sonra .... .... adına ciro edildiği ve çek bedelinin .......i tarafından 19.04.2022 tarihinde tahsil edildiği, bir önceki bilirkişi raporunda belirtilen durumun ortadan kalktığını, davalının ticari defterlerinde 56.640,00 TL çek düzenlediği ve çekin davacı adına düzenlendiği ve kayıtlara da bu şekilde alındığı, davalının ticari defterlerinde artık borç bulunmadığı bildirilmiştir.
Bilirkişi tarafından her ne kadar davalının ticari defterlerinde 56.640,00 TL çek düzenlediği ve çekin davacı adına düzenlendiği ve kayıtlara da bu şekilde alındığı, davalının ticari defterlerinde artık borç bulunmadığı bildirilmiş ise de; davalı tarafından süresi içerisinde cevap dilekçesi verilmediği, bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi ile ödeme iddiasında bulunulduğu, davacı vekili tarafından ödemenin kabul edilmediği, ödeme iddiasının savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğu, kaldı ki 1478732 numaralı davacı adına düzenlenen çekin daha sonra .... .... adına ciro edildiği ve çek bedelinin .... ....tarafından 19.04.2022 tarihinde tahsil edildiği, davacı vekili tarafından .... .... müvekkil şirketi temsile yetkili olmadığının iddia edildiği, gerçekten de Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarından davacı şirketin tek yetkilisinin ... olduğunun anlaşıldığı, 1478732 numaralı çekin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, ayrıca 19.04.2022 keşide tarihli çekin dava açıldıktan sonra 09.03.2023 tarihinde davalının defterlerine kaydının yapıldığı anlaşılmış, davalı tarafından fatura bedelinin çek ile ödendiği iddiası ispatlanamamıştır.
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Dosya kapsamında alınan 17.03.2023 tarihli bilirkişi raporuna ve 13.06.2023 tarihli ek bilirkişi raporuna göre davacının defterlerin usulüne uygun tutulması, davaya konu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunması, davalının süresinde cevap dilekçesi vermemesi ve ödeme iddiasını ispat edememesi birlikte değerlendirildiğinde 6100 sayılı HMK’nın 222/3.maddesi gereği davacının usulüne uygun defter kayıtlarına itibar etmek gerekmiş, davalının TTK’nın 21. maddesindeki 8 günlük itiraz süresinde fatura içeriğine itiraz etmediği, dolayısıyla davalının fatura içeriğini kabul ettiği ve davalıya borçlu olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda detaylandırıldığı üzere; 6100 sayılı HMK’nın 222/2 ve 3 maddelerine göre davacının ticari defter kayıtları nedeniyle; taraflar arasında takibe konu fatura nedeniyle davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 56.640,00 TL alacaklı olduğu, bu nedenle davalının takibe yaptığı itirazın asıl alacak yönünden haksız olduğu, defter kayıtlarına göre ve dosyaya sunulan kayıtlara göre anılan bedel yönünden faturaya ilişkin davalı tarafından bir ödeme de yapılmadığı anlaşılarak, anılan bedel yönünden davacının haklı olduğu anlaşılmış, davalının likit olan bu bedel yönünden itirazında haksız olduğu, alacağın likit olduğu da nazara alındığında 2004 sayılı yasanın 67.maddesindeki şartları oluşan icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Davanın KABULÜ ile,
Davalının Karasu İcra Müdürlüğünün 2022/.... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına,
-
Davalı itirazında haksız olduğunda asıl alacak miktarı olan 56.640,00. TL nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
-
Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 3.869,08. TL harçtan daha önceden ödenen toplam 967,27. TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.901,81. TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
-
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 9.200,00. TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan; 80,70. TL Başvuru Harcı, 967,27. TL Peşin/nisbi Harcı, 1.500,00. TL Bilirkişi ücreti, 601,25. TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 3.149,22TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 1.560,00. TL ücretin davalıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına,
-
Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise karar kesinleştikten sonra yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere, 6100 sayılı yasanın 321/2. Maddesi uyarınca gerekçeli kararın en geç bir ay içinde re'sen tebliğe çıkarılacağı hususu da bildirilerek verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/09/2023
Katip ....
e-imza
Hakim ....
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:59:59