İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/1196 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2025/1196
2026/462
15 Mayıs 2026
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/689
KARAR NO : 2026/372
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/09/2024 KARAR TARİHİ : 29/04/2026 Mahkememizde görülen Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Belirtildiğini ve ---- kuruluşu, yapılanması, faaliyet konuları ve hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesine ve posta sektörünün düzenlenmesine ilişkin 6475 Posta Hizmetleri Kanunu --- Sayılı ---- Gazetede 23.05.2013 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girdiğini, Kanunun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde; ğ) Evrensel posta hizmet sağlayıcısı: Evrensel posta hizmetini yetki belgesi uyarınca yürütmekle yetkili kılınan hizmet sağlayıcısını, h) Evrensel posta hizmet yükümlüsü: Evrensel posta hizmetini görev sözleşmesi uyarınca sağlamakla yükümlü kılınan hizmet sağlayıcısını, ı) Görev sözleşmesi: ----posta hizmetlerini sunmak üzere hak ve yükümlülüklerini belirleyen sözleşmeyi," ifade edeceğinin belirtildiğini, Bu çerçevede; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile müvekkili şirket arasında 23.07.2013 tarihinde yukarıda “Posta Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Görev Sözleşmesi” akdedilmiş ve müvekkil şirketin Evrensel Posta Hizmetleri Yükümlüsü olarak belirlendiğini, 6475 Sayılı Yasa ile Evrensel Posta Hizmetleri Yükümlüsü olarak belirlenen müvekkil Kuruluşun görev ve hizmet alanına ilişkin TEKEL HAKKI (POSTA TEKELİ) 6475 Sayılı Posta Hizmetleri Kanunu’nun 6’ncı maddesinde düzenlendiğini, 6475 Sayılı Posta Hizmetleri Kanununun “Posta tekeli” başlıklı 6’ncı maddesindeki düzenlemede; (1) Aşağıdaki hizmetler evrensel posta hizmet yükümlüsünün tekelindedir: a) Temel ücret göz önünde bulundurularak Kurumun önerisi ve Bakanlığın teklifi ile Bakanlar Kurulu tarafından ağırlığı veya ücreti belirlenen yurt içi ve yurt dışı haberleşme gönderilerinin kabulü, toplanması, işlenmesi, sevki, dağıtımı ve teslimi. b) 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun elektronik tebliğe ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 7201 sayılı Kanun ve diğer kanunlar kapsamındaki elektronik ortam dahil her türlü tebligatın kabulü, toplanması, işlenmesi, sevki, dağıtımı ve teslimi. c) Barışta Türk Silahlı Kuvvetlerinin posta hizmetleri. ç) Postada alınacak ücretleri gösteren posta pulları, kişisel pul, anma pulları, posta kartları ve ilk gün zarflarının bastırılıp satışa çıkarılması. (2) Birinci fıkranın (a) bendine göre belirlenmiş olan ağırlık ve ücret limiti gönderi içerisindeki haberleşme mahiyetindeki maddeye ilişkin olduğunu, Reklam, tanıtım, broşür gibi maddelerin ilavesi suretiyle ağırlığın aşılması veya değişik promosyon ve iskonto usulleri uygulanarak ücret limitinin dışına çıkılması posta tekelinin ihlali sayılır. (3) Posta tekelini ihlal edenler, bu ihlal kapsamındaki gönderiler için evrensel posta hizmet yükümlüsünce belirlenen posta ücretinin on katı tutarında meblağı evrensel posta hizmet yükümlüsüne tazminat olarak ödemekle yükümlü olduğunu, Bu tazminat, evrensel posta hizmet yükümlüsüne irat kaydedildiğini, Bu kapsamda tespit edilen gönderiler, evrensel posta hizmet yükümlüsü tarafından gecikmeksizin alıcısına sevk edildiğini, Posta tekeli ihlali hakkındaki yaptırımlara ilişkin diğer mevzuat hükümleri saklıdır.” denildiğini, 6475 Sayılı Kanunun Geçici 8'nci maddesinde; "6 ncı maddenin birinci fıkrasının (a) bendine göre Bakanlar Kurulu tarafından yurt içi ve yurt dışı haberleşme gönderileri ile ilgili ağırlık ve ücret belirleninceye kadar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuatın ilgili hükümlerinin uygulanmasına devam olunduğunu,’’ denilmek suretiyle, yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar mülga 5584 Sayılı Posta Kanununun ilgili hükümlerinin yürürlükte olacağının düzenlendiğini, 5584 sayılı Posta Kanunu’nun ---- İdaresinin görevleri başlıklı 1/A maddesinde “açık ve kapalı mektuplar, kartlar, gazeteler ve belli zamanlarda çıkan dergiler, kitaplar, her türlü basılmış kâğıtlar, küçük paketler, değer konulmuş mektuplar ve kutular, değer konulmamış posta kolileri ve tebliğ kâğıtları kabul etmek, taşımak ve dağıtmak” müvekkil şirketin görevleri arasında sayıldığını, 5584 sayılı Posta Kanununun “Posta tekeli” başlıklı 2’nci maddesinde; “----. İdaresinin tekeli altında olan maddeler şunlar olduğu; Açık ve kapalı mektuplar; Üzerlerinde haberleşme mahiyetinde yazı bulunan kartlar; Şu kadar ki, aşağıda yazılı olanlar tekel dışındadır: Postaca kabul edilemeyecek olan veya kabulü şarta bağlı bulunan maddeler, Göndericinin kendi ihtiyaç ve işiyle ilgili olarak beraberinde taşıdığı veya bir adamıyla gönderdiği maddeler; Kara, deniz ve hava taşıma idarelerinin kendi işleri hakkında ve teşkilleri arasında kendi araçlarıyla taşıtacakları maddeler; 4. Aynı ilçenin ve sınırları bir olan ilçelerin posta bulunmayan ve işlemeyen yerleri arasında gönderilecek maddeler.” hükmü yer aldığını, Dolayısıyla 6475 sayılı mer'i Kanun ile 5584 sayılı Kanunun anılan düzenlemeleri uyarınca; açık ve kapalı mektuplar ile üzerlerinde haberleşme mahiyetinde yazı bulunan kartların kabulünü, toplanması, işlenmesi, sevki, dağıtımı ve tesliminin müvekkil Şirketin posta tekeli kapsamında olduğunu, Konu ile ilgili Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun 30.12.2022 tarihli ve 86210 sayılı yazısında da: "5584 sayılı Kanun uyarınca açık ve kapalı mektuplar ile üzerinde haberleşme mahiyetinde yazı bulunan kartlar ağırlık ve gönderim ücret tutarından bağımsız şekilde ---- tekeli kapsamında yer almaktadır." denildiğini, Yine Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Posta Sektöründe İdari Yaptırımlar Yönetmeliği’nin “Yetkilendirmeye ilişkin ihlaller” başlıklı 5'inci maddesinin 3'üncü fıkrasının (a) bendinde; “Hizmet sağlayıcısı tarafından, evrensel posta hizmet yükümlüsüne tahsis edilen posta tekelinin ihlal edildiğinin Kurum tarafından veya mahkeme kararıyla tespit edilmesi.” denilmek suretiyle tekel ihlalinin mahkeme kararıyla tespit edilebileceği hüküm altına alındığını, 6475 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinin 3'üncü fıkrasında da "Bu kapsamda tespit edilen gönderiler, evrensel posta hizmet yükümlüsü tarafından gecikmeksizin alıcısına sevk edilir." düzenlemesine yer verildiğini, Posta Tekeli altında bulunan maddelerin ---- dışında gerçek veya tüzel kişiler tarafından kabul, taşıma ve dağıtımının yapılmasına kanunen imkan olmadığı gibi, bu hizmetin yapılmasının suç oluşturduğunu, Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Haksız Rekabete ilişkin 4’üncü Kısımda yer alan “Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar” başlıklı 55’inci maddesinin 1’inci fıkrasının (e) bendinde haksız rekabet hallerinin yer aldığını, Yine 6102 Sayılı TTK Madde 63 uyarınca; II - Tüzel kişilerin cezai sorumluluğu “MADDE 63- (1) Tüzel kişilerin işlerini görmeleri sırasında bir haksız rekabet fiili işlenirse 62 nci madde hükmü, tüzel kişi adına hareket eden veya etmesi gerekmiş olan organın üyeleri veya ortakları hakkında uygulandığını, Haksız rekabet fiilinin bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine de karar verilebilir.” denildiğini, Buna göre posta tekeli kapsamında bulunan gönderileri müvekkili Şirket yerine başka kurye/kargo firmalarına taşıttıran davalı ----- posta tekelini ihlal ettiğini ve Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümlerini ihlal ettiğinin açık olduğunu, taşıttırılan gönderilerin miktarının ancak davalı şirketin ticari kayıtlarının dava aşamasında incelenmesi neticesinde tespit edilebileceğini, Yargılama esnasında davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesini ve inceleme neticesinde gönderi adetlerinin tespit edilmesinin talep edildiğini, Tüm bu açıklamalar kapsamında, posta tekeli kapsamında bulunan gönderilerin davalı ---- tarafından müvekkili Şirket haricinde dava dışı kurye firmalarına taşıttırıldığını, davalının posta tekeline aykırı olarak taşıttırdığı gerçek gönderi adedinin Müvekkili İdarece tespiti objektif olarak mümkün olmadığından posta tekeli hakkının ihlali niteliğindeki gönderilerin gerçek adedinin ticari kayıt ve defterlerin incelenmesi suretiyle bilirkişi marifetiyle belirlenmesini ve bu ihlal kapsamındaki gönderilerin her biri için Müvekkili Kuruluş nezdinde belirlenen ücret tarifesindeki posta ücretinin on katı tutarında tazminatın ihlal tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsili için işbu davayı açmış bulunduklarını, Davalı ----- tarafından 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu uyarınca posta tekeline ve TTK m.54/2 ve m.55/1-e maddelerine aykırı faaliyette bulunulması suretiyle dava tarihinden geriye dönük 3 yıl olarak hazırlanan, kabul edilen, taşınan, taşıttırılan, dağıtılan vs. gönderilerin/ mektupların gerçek adedinin tespiti ve bu ihlal kapsamındaki gönderilerin her biri için müvekkili şirket nezdinde belirlenen ücret tarifesindeki posta ücretinin 10 katı tutarında miktarın tahsili, gerçek gönderi adedinin Müvekkili İdarece tespiti objektif olarak mümkün olmadığından davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile, şimdilik 100,00-TL'nin ihlal tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini,muarazanın menine ve haksız rekabetin/müdahalenin önlenmesini, Yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından dava dilekçesinde yer verdiği hususların soyut, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava dilekçesinin esasını oluşturan posta tekeli düzenlemesinin haberleşme gönderilerine ilişkin olduğunu, müvekkili banka tarafından haberleşme kapsamında yer alan gönderilerin davacı şirkete taşıttırıldığını, davacı tarafından aksi ispat edilmediğini, Davacının dava dilekçesinde her ne kadar 5584 sayılı kanuna atıfta bulunmuş ise de bahsi geçen kanunun yürürlükten kalktığını, 09.05.2013 Tarihi itibari ile 6475 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiğini, kanunun amacını düzenleyen 1.madde de; "ülke genelinde posta hizmetlerinin Kaliteli, sürekli, tüm kullanıcılar için karşılanabilir bir ücretle, etkin, rekabete dayalı esaslar çerçevesinde sunulmasını sağlamak üzere posta sektörünün serbestleştirilerek mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaflığı sağlanmış bir sektör oluşturulması" hedeflenmiştir” denildiğini, 6475 Sayılı Posta Hizmetleri Kanunu'nun "posta tekeli" başlıklı 6.maddesinde ; "Aşağıdaki hizmetlerin evrensel posta hizmet yükümlüsünün tekelinde olduğunu, Temel ücret göz önünde bulundurularak Kurumun önerisi ve Bakanlığın teklifi ile Cumhurbaşkanı tarafından ağırlığı veya ücreti belirlenen yurt içi ve yurt dışı haberleşme gönderilerinin kabulü, toplanması, işlenmesi, sevki, dağıtımı ve teslimi. 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun elektronik tebliğe ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 7201 sayılı Kanun ve diğer kanunlar kapsamındaki elektronik ortam dâhil her türlü tebligatın kabulü, toplanması, işlenmesi, sevki, dağıtımı ve teslimi. Barışta Türk Silahlı Kuvvetlerinin posta hizmetleri. Postada alınacak ücretleri gösteren posta pulları, kişisel pul, anma pulları, posta kartları ve ilk gün zarflarının bastırılıp satışa çıkarılmasını, Reklam, tanıtım, broşür gibi maddelerin ilavesi suretiyle ağırlığın aşılması veya değişik promosyon ve iskonto usulleri uygulanarak ücret limitinin dışına çıkılması posta tekelinin ihlali sayılır." Hükümleri düzenlenmiş olduğunu, mülga 5584 sayılı kanundaki düzenlemenin aksine posta tekeli konusunda daha dar bir düzenlemenin uygun görüldüğünü, Hükmün lafzından da anlaşıldığı üzere davacının posta tekeli hakkı sadece "haberleşme mahiyetindeki" gönderileri kapsadığını, davacı tarafından müvekkili Bankanın haberleşme mahiyetindeki gönderileri başkaca posta şirketleri tarafından taşıttırıldığı dava dilekçesi veya ekli delil listesi ile ispatlanmadığını, müvekkilinin banka posta tekelini ihlal eden konumunda olmasının kanunen mümkün olmadığını, dolayısıyla bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Posta Sektöründe İdari Yaptırımları Yönetmeliği'nin 5/3 maddesinde; "Aşağıda belirtilen hallerde ilgili hizmet sağlayıcısına bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde birine (%1) kadar idari para cezası uygulanır: a) Hizmet sağlayıcısı tarafından, evrensel posta hizmet yükümlüsüne tahsis edilen posta tekelinin ihlal edildiğinin Kurum tarafından veya mahkeme kararıyla tespit edilmesi." 6475 Sayılı Posta Kanunu m.3 Tanımlar bölümünde de hizmet sağlayıcısı; "----ve bu Kanun hükümlerine göre posta sektöründe faaliyet göstermek üzere yetkilendirilmiş 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 124 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sermaye şirketlerini..." şeklinde tanımlandığını, Görüleceği üzere; 6475 Sayılı Posta Hizmetleri Kanunu'nda --- sahip olduğu tekel hakkına ilişkin hükümler, sadece sektörde bu hizmeti sağlayan ve bunu meslek edinen --. haricindeki diğer hizmet sağlayıcılar tarafından ihlal edilebildiğini, Müvekkili Banka posta tekelini ihlal eden konumunda olmadığını, nihai olarak kullanıcı olduğunu, Davacı tarafından müvekkili Bankanın hizmet sağlayıcısı olduğu yönünde bir iddiasının da olmadığını, Bu sebeple de müvekkili Bankaya işbu davada husumet yöneltilemeyeceğini, Davanın müvekkili Bankanın hizmet sağlayıcısı olmaması nedeni ile husumetten reddinin gerektiğini, müvekkili banka tarafından bankacılık mevzuatına tabi olarak bir destek alımının söz konusu olduğunu, bu kapsamda posta tekeli ihlalinden bahsedilemeyeceğini, Müvekkil Bankanın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun gözetim ve denetimi altında finans sektöründe faaliyet gösteren bir kurum olduğunu, Bankanın 5411 sayılı Bankacılık Kanununu ile alt düzenlemelerine uygun hareket etmekle yükümlü olduğunu, 5411 Sayılı Kanunun Banka açısından özel kanun niteliğinde olduğunu, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun "Destek Hizmet Kuruluşları" başlıklı 35.maddesinde de; "Bankalar destek hizmeti almadan önce, alacakları destek hizmetinden doğabilecek riskler ile bunların yönetilmesini, beklenen fayda ve maliyetin değerlendirilmesine ilişkin, gerektiğinde Kuruma ibraz edilmek üzere, yazılı bir rapor hazırlandığını, Münhasıran bankaların yönetim kurullarınca veya iç sistemlerinde yer alan birimlerce icra edilmesi gereken faaliyetler ile işlemlerinin muhasebeleştirilmesi ve finansal raporlarının düzenlenmesi faaliyetleri destek hizmetine konu edilemeyeceğini, Alınacak destek hizmeti, bankaların yasal yükümlülüklerini yerine getirmelerini, ilgili düzenlemelere uymalarını ve etkin biçimde denetlenmelerini engelleyici nitelikte olamayacağını, Kurul, gerektiğinde bankaların destek hizmeti alabilecekleri konuları belirlemeye veya banka ya da banka grupları itibarıyla destek hizmeti alınabilecek konuları sınırlandırmaya, yasaklamaya ya da sorumluluk sigortası yaptırılmasını zorunlu tutmaya veya (Değişik ibare: 7420 - 3.11.2022 / m.18) “alınacak hizmetin niteliğine göre bu hizmeti sunacak destek hizmeti kuruluşları ile diğer hizmet sağlayıcılarının bu hizmetleri sunarken uymaları gereken usul ve esasları belirlemeye, bunları yetkilendirmeye veya” bu hizmetlerin alınmasını izin koşuluna bağlamaya yetkili olduğunu," Madde hükmüne istinaden BDDK tarafından 5 Kasım 2011 tarih, ---- sayılı ---- Gazete'de Bankaların Destek Hizmeti Almalarına İlişkin Yönetmelik yayımlandığını, İşbu yönetmelik ve bu yönetmeliğin uygulanmasına ilişkin BDDK kararları ile Bankacılık sektöründe hangi hizmetin ne şekilde temin edileceği kesin/emredici şekilde düzenlenmekte olduğunu, BDDK tarafından ilgili yönetmeliğin uygulanmasına yönelik olarak verilen 20.06.2012 tarih ve 12781 sayılı yazısına konu karar ile Bankalar kargo/kurye şirketlerinden Destek Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında destek hizmeti temin edebilmekte olduğunu, Yönetmeliğin "Destek Hizmetine İlişkin Sınırlamalar" başlıklı 4.maddesinde de; “(Değişik:-----Kıymetli evrakın toplanması, sayılması, dağıtılması ve teslimini içeren hizmetler 5188 sayılı Kanun kapsamındaki şirketlerin yanı sıra 9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından yetkilendirilen hizmet sağlayıcıları tarafından da ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak sağlanabilir.” hükmüne açıkça yer verildiğini, Dolayısıyla, Bankacılık alanında özel kanun niteliği bulunan Bankacılık Kanunu kapsamında Müvekkil Banka tarafından alınan hizmetin bir destek hizmeti olduğunu, Müvekkili Banka BDDK denetim ve gözetimine tabi olup öncelikle Bankacılık Kanunu ve alt düzenlemelerinin uygulanması gerektiğini, Bu sebeple müvekkili Bankanın hukuka uygun olarak destek hizmetinden yararlandığını, müvekkili bankanın bilgi teknolojileri ve iletişim kurumu tarafından kendilerine yetki belgesi verilen hizmet sağlayıcılardan resmi belgeye güven ilkesine dayanarak hizmet satın aldığını, 6475 Sayılı Kanun ile getirilen düzenlemelerle, ---- ile birlikte usul ve esasları 03.06.2014 tarih, --- sayılı ---- Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Posta Sektörüne ilişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nde düzenlenmek suretiyle posta hizmetlerinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından kendisine yetki belgesi verilecek hizmet sağlayıcıları tarafından da yerine getirilebileceğinin hüküm altına alındığını, ayrıca Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından hizmet sağlayıcılarının denetlendiği ve yetki belgelerinin iptalinin de mümkün olduğu belirtilmiş olduğunu, Müvekkili Bankanın hizmet sağlayıcı olarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'ndan izin alan yetkili şirketlerle çalışmakta olup şirketlerin yetki alanları dışında gönderi taşıtmadığını, posta kanunu ve diğer yönetmeliklerde sadece hizmet sağlayıcılara idari yaptırım öngörülmüş olup hizmetten faydalanan için her hangi bir yaptırım düzenlenmediğini konuya ilişkin emsal yargı kararları da olduğunu, 6475 Sayılı Kanun'un "İdari Yaptırımlar" başlıklı 19.maddesinde; "Kurum; mevzuata ve yetkilendirme şartlarına aykırılık hâlinde hizmet sağlayıcılarına bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde 3’üne kadar idari para cezası uygulamaya, millî güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi ve kanunlarla getirilen hükümlerin uygulanması amacıyla gerekli tedbirleri almaya, üç aydan az olmamak üzere altı aya kadar posta hizmeti faaliyetini durdurmaya veya yetkilendirmeyi iptal etmeye yetkili olduğunu," hükmünün düzenlendiğini, Bu düzenleme ile idari yaptırım cezasının sadece hizmet sağlayıcılara yönelik olduğunun açıkça düzenlendiğini, Davacının Müvekkili Bankanın hizmet sağlayıcı olduğuna dair iddiası dahi bulunmamakta olduğunu, davanın reddinin gerektiğini, Davacı tarafından müvekkili Banka aleyhine açılan ----Asliye Ticaret Mahkemesi ---. Sayılı davası da aynı konuya ilişkin olup ilk derece mahkemesi davanın reddine karar verildiğini, dava dilekçesi soyut iddialardan ibaret olduğunu, davacının hiç bir somut ispat aracını kullanmadığını, davacı iddialarını ispat etmediğinden de davanın reddinin gerektiğini, 6475 Sayılı Posta Hizmetleri Kanunu m.6'da, kullanıcı konumunda olan tarafın ihlalden sorumlu olacağına ilişkin bir düzenlemenin yer almadığını, Sözleşme ile kabul edilmiş veya kanun ile getirilmiş bir yükümlülüğü olmayan müvekkil Bankanın sorumlu tutulamayacağını, Müvekkili Bankanın davaya konu tesis edilen işlemlerde ihlal teşkil edecek herhangi bir eylemi bulunmadığını, Davacının dava dilekçesinde davasını ispatlar nitelikte hiç bir somut delil sunmadığını,Bu nedenle haksız ve hukuka aykırı davanın reddinin talep edildiğini, Yargılama gideri, vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 5584 Sayılı Kanuna aykırılıktan kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda;Uyuşmazlığın, 5584 sayılı Posta Kanunu’nun 1. ve 2., Posta Tüzüğü’nun ilgili maddeleri ile davacıya posta tekeli hakkı tanınıp tanınmadığı davalının posta tekelini ihlal edip etmediği hususunda toplandığı, davanın 5584 sayılı Posta Kanunu'na ve TTK ya dayalı maddi tazminat ve muarazanın men’i istemine ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Tarafların delilleri toplanarak, dosyanın hesap bilirkişisi ve taşıma alanında uzman ve mali müşavir bilirkişilerden oluşan heyette tevdine karar verilmiştir. Dosyada mübrez bilirkişi heyet raporunda özetle; Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, davalı tarafın ticari defter ve belgelerinin incelenmesi, Sayın Mahkemece bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olarak mezkûr surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde; Mali İncelemeler Yönünden; Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup, Tutulmadığı Yönünden: Sayın Mahkemenin vermiş olduğu görev ve yetki ile, raporun3.a.1. bölümünde davalı --- yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2021-2022-2023 ve 2024 yıllarında elektronik ortamda tutulan GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratlarının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirketin kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, sahibi lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür. Hesap İncelemesi Yönünden; Davalı -----icari defterlerinde “Kargo ve Posta Giderleri” az yukarıda detayı yer alan tabloda yıllar itibariyle gösterildiği şekilde; 2021 yılında 2.514.119,83 TL, 3.326.041,00 TL, 2023 yılında 7.543.020,28 TL, 2024 yılında ise 9.114.513,70 TL olmak üzere toplamda; 22.497.694,81 TL tutarında gider kaydedildiği görülmüştür. Uyuşmazlık Yönünden; Yukarıda “(4) Uyuşmazlığın İrdelenmesi” başlığı altında (A) sayılı bentte iddia ve savunmanın göre oluşan uyuşmazlık konusu gösterilmiş olup, bağlandığı mevzuat (B) sayılı bentte tanıtılarak, somut olay özelinin (C) sayılı bentte yapılan incelemesinde açıklanan gerekçelerle, iddiasından yarar sağlayan davacının TMK.m.6 ve HMK.m.190 hükmü uyarınca delilerini somutlaştırmadığı; davalı bankanın ticari defterlerinde yer alan “Kargo ve Posta Giderleri’nden hareketle, yukarıda tanıtılan kanun kapsamında “haberleşme amaçlı” 6475 sayılı kanunun 6/1-a maddesindeki davacının tekel hakkını ihlal eden bir gönderi olduğunun tespitini mümkün bulunmadığı; Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK’ nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatlerini bildirmiştir. Mahkememizin 24/09/2025 tarihli duruşma ara kararı ile; 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ve bu Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca uygulanan mülga 5584 sayılı Posta Kanunu hükümleri uyarınca davacının posta tekeline sahip olduğu gönderilerin açıkça tespit edilmediği, 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ve iş bu Kanun'un geçici 8. maddesindeki "6. maddenin birinci fıkrasının (a) bendine göre Cumhurbaşkanı tarafından yurt içi ve yurt dışı haberleşme gönderileri ile ilgili ağırlık ve ücret belirleninceye kadar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuatın ilgili hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmü ve bu hususta Cumhurbaşkanlığı tarafından henüz bir belirleme yapılmadığı dikkate alındığında ve bilirkişi raporlarında bu hususta bir değerlendirme ve inceleme yapılmadığı görülmekle; dosyanın önceki bilirkişi heyetine tevdi ile heyete taşıma alınında uzman bilirkişi -----eklenmesine, dosyanın bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiştir. Dosyada mübrez bilirkişi heyet raporunda özetle; Mahkeme görevlendirmesi, KÖK rapor sonuçları ve tüm dosya kapsamı gözetilerek yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ve iş bu Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca uygulanan mülga 5584 sayılı Posta Kanunu hükümleri uyarınca davacının posta tekeline sahip olduğu gönderiler 5584 SAYILI KANUNUN 6.maddesinde belirlendiği, 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ve iş bu Kanun'un geçici 8. maddesindeki; "6. maddenin birinci fıkrasının (a) bendine göre Cumhurbaşkanı tarafından yurt içi ve yurt dışı haberleşme gönderileri ile ilgili ağırlık ve ücret belirleninceye kadar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuatın ilgili hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmü ve bu hususta Cumhurbaşkanlığı tarafından henüz bir belirleme yapılmadığı dikkate alınması gerektiği, Davalının taşımada kendisinin hizmet sağlayıcısı olmadığı, belirtilmeyen 3.kişi hizmet sağlayıcısı kurye firmalarından hizmet aldığı, bu firmanın yürüttüğü faaliyette 20 gram haberleşme gönderisi sınırının altında taşıma işi yaptığının sabit olmadığı, Dava dışı kurye firmalarının posta tekel hakkını ihlal ettiği yönünde BTK tarafından bir tespit yapılmadığı, davalının da BTK’dan izin ve ruhsat alarak faaliyet yürüten kargo-kurye firmalarına davalı bankanın iş gördürmesinin somut olayda hukuk aykırılık içermediğinin değerlendirildiği, Davacının da somut olarak davalı bankaya husumet yöneltirken, hususiyetle hangi kargo ve kurye firmaları ile ne şekilde çalışıldığı şeklinde somut delil sunmadığı, iddiasını ispat için delilleri sunması gereken tarafın davacı olduğu hususunun KÖK raporda detaylı açıklandığı, Davalının, dava dışı kurye ve kargo firmalarına tanımlanan yetki kapsamında zarflama, ayırma, tasnif gibi işlerin yaptırıldığı ve yapılan işlemlerin de BTK'dan alınan evrensel posta hizmet yükümlüsünün yetkisi kapsamında yapıldığı, Davacının dosya kapsamında zarar iddiasının sabit olmadığı gibi davalının da davacıya tanınan tekel hakkını ihlal ettiği yönünde bir hukuka aykırılık sabit olmadığı, Davalının gönderilerinin taşıttırmak bakımından dava dışı kurye ve kargo firmalarını tercih etmesinin davacı ile posta tekeli dışında serbest rekabet esasına göre ticari faaliyette bulunduğunun değerlendirildiği, kendi ticari defter kayıt ve belgelerinde kargo ve kurye hizmet giderlerinin davacının zararı için somut olarak delil olarak değerlendirilemeyeceği, Posta tekeli kapsamında olan “haberleşme gönderisi” kavramına yönelik ağırlık ve ücreti bakımından Cumhurbaşkanı’nca yetki kullanılarak bir belirleme yapılmadığı için, geçici madde gereği mülga mevzuata göre belirlenen 20 gram ve davacının ücret tarifesine göre belirleme yapılması gerektiği, Davacının, 20 grama kadar haberleşme gönderisi taşımada tekel hakkı, posta kartı ve pulları ile taşımada tekel hakkı ve Genel Kurmay Başkanlığına bağlı-askeri taşımalarda tekel hakkı bakımından üç (3) temel konuda tekel hakkı tanındığı; Davalının hizmet alan – kargo ve kurye hizmetini dava dışı yetkili firmalardan satın alan banka olduğu gözetilerek, doğrudan haksız rekabet ile posta tekeli ihlali fiilini ika etmediğinin değerlendirildiği, Neticeten KÖK rapor sonuçlarını değiştirecek yeni değerlendirme sonucu hasıl olmadığı, KÖK rapor sonuçlarının korunduğu, Sonuç ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı taraf dava dilekçesi ile, 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu uyarınca posta tekeline ve TTK m.54/2 ve m.55/1-e maddelerine aykırı faaliyette bulunulması suretiyle dava tarihinden geriye dönük 3 yıl olarak hazırlanan, kabul edilen, taşınan, taşıttırılan, dağıtılan vs. gönderilerin/mektupların gerçek adedinin tespiti ve bu ihlal kapsamındaki gönderilerin her biri için davacı şirket nezdinde belirlenen ücret tarifesindeki posta ücretinin 10 katı tutarında miktarın tahsilini istemektedir. Eldeki davada, davalının 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu m. 6'ya göre posta tekeline aykırı davranış olup-olmadığı varsa tazminat miktarı uyuşmazlık konusunu oluşturmaktadır. Deliller toplanmış, dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Bilirkişi raporu ve dosyadaki delillerden; davalının taşımada kendisinin hizmet sağlayıcısı olmadığı, belirtilmeyen 3.kişi hizmet sağlayıcısı kurye firmalarından hizmet aldığı, bu firmanın yürüttüğü faaliyette 20 gram haberleşme gönderisi sınırının altında taşıma işi yaptığının sabit olmadığı, dava dışı kurye firmalarının posta tekel hakkını ihlal ettiği yönünde BTK tarafından bir tespit yapılmadığı, davacının; davalı tarafın hususiyetle hangi kargo ve kurye firmaları ile ne şekilde çalışıldığı şeklinde somut delil sunmadığı, iddiasını ispat için delilleri sunması gereken tarafın davacı olduğu, yine zarar iddiasının sabit olmadığı gibi davalının da davacıya tanınan tekel hakkını ihlal ettiği yönünde bir hukuka aykırılığın sabit olmadığı, davacının iddiasını TMK madde 6 ve HMK 190 maddesi uyarınca ispatla yükümlü olup somut uyuşmazlıkta davacı iddiasını ispat edemediğinden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan 3.600,00 TL ara buluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333 ve gider avansı tarifesinin 5. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine,Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.