İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/88 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2021/88
2026/418
29 Nisan 2026
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/88
KARAR NO : 2026/418
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 08/02/2021 KARAR TARİHİ : 29/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacılar vekili 08.02.2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ---- vesayeti altındaki torunları --- ve ---- anneleri -----, 15.11.2018 tarihinde davalı ---- sevk ve idaresindeki---- plakalı özel halk otobüsünde yolcu olarak seyahat etmekte iken, davalı ---- sevk ve idaresindeki ---- plaka sayılı çekici ve ona bağlı olan ----- plakalı yarı römorku ile konteyner yüklü aracın çarpışması neticesinde meydana gelen trafik kazası sonucunda hayatını kaybettiğini, anılan trafik kazası sonucunda tanzim edilen Ölümlü / Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı ile; kazanım oluşumunda----- plakalı araç sürücüsü davalı ----- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ("KTK") m. 59 uyarınca yerleşim birimleri dışındaki karayolunda zorunlu haller dışında gerekli önlemleri almadan duraklamak kuralını, ---- plakalı araç sürücüsü davalı ----- ise KTK m. 52/1-b uyarınca aracın hızını hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak kuralı ihlal ederek kazanın meydana gelmesinde müştereken olduklarının tespit edildiğini, davalı sürücüler hakkında açılan ceza davasının görüldüğü ---. Ağır Ceza Mahkemesi ----Esas sayılı dosyasında alınan 28.05.2019 tarihli Bilirkişi Raporu'nda anılan trafik kazasının meydana gelmesinde; davalı ----- KTK m. 52-b (hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak) ve 56-c (önlerinde giden araçları yönetmekle belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek) hükümlerinde yer alan kuralları ihlal etmesi nedeniyle asli, davalı ----- KTK m. 59 (yerleşim birimi dışındaki karayollarında zorunlu hallerde gerekli önlemleri almadan duraklamamak, park etmemek) kuralını ihlal etmesi nedeniyle tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin vesayeti altındaki (kız) --- 16.03.2010, (erkek) ---- 07.07.2008 doğum tarihlidir; babaları ---- 13.08.2015 tarihinde vefat ettiğini, bu suretle müvekkilinin vasi tayin edildiği küçükler, yukarıda belirtilen trafik kazası neticesinde tek ebeveynleri olan anneleri 13.11.1979 doğumlu ---- 15.11.2018 tarihinde vefat etmesi sebebiyle desteğinden yoksun kaldıklarını, müvekkilinin ---- Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ----. sayılı dosyası üzerinden verilen 27.02.2019 tarihli Karar ile; trafik kazası nedeniyle annelerini kaybeden ----- annelerinin babası olan Müvekkili vasi olarak atanmış. Aynı dosya üzerinden verilen 28.06.2019 tarihli Ek Karar ile; ---- ve --- adına; trafik kazasından vefat eden anneleri ------ ölümünden sorumu olan ve kazaya karışan iki aracın sigorta şirketlerine tazminat talepli başvuruda bulunabilmek, araç sürücülerine ve araç işletenlere karşı maddi manevi tazminat taleplerinde bulunmak, Sigorta Tahkim Kurumu ile mahkemelerden talepte bulunmak ve vekil tutmak için Müvekkillerine vasi sıfatıyla izin ve yetki verildiğini, müvekkillerinin vesayeti altındaki küçüklerin kaza nedeniyle meydana gelen zararları nedeniyle; davacıların varisi merhum --- içinde seyahat ettiği----- plakalı araç ilgililerinden davalı ---- araç sürücüsü sıfatıyla; davalı ------Araç maliki/işleteni sıfatıyla; davalı----. araç işletenine yüklenen hukuki sorumluluğu olan tanzim ettiği ----- numaralı 09.05.2018-2019 vadeli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi kapsamında temin etmekle sorumluluk sigortacısı ve düzenlendiği poliçedeki teminat limitleri ile; davacıların murisi merhum ----- içinde seyahat ettiği araca arkadan çarparak kazaya neden olan --- plakalı araç ilgililerinden davalı ----- araç sürücüsü sıfatıyla, davalı ---- araç maliki / işleteni sıfatıyla, davalı ---- plakalı araç işletenine yüklenen hukuki sorumluluğu tanzim ettiği---- numaralı ve 06.12.2017 - 2018 vadeli Trafik Sigorta Poliçesi Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi kapsamında temin etmekle sorumluluk sigortacısı sıfatıyla ve düzenlediği poliçedeki teminat limitleri ile sorumlu olduklarını, müvekkillerinin vesayeti altındaki küçükler, annelerinin bu ani vefatından dolayı ayrıca ağır elem ve keder duyduklarını, bu bakımdan Türk Borçlar Kanunu ("TBK") 56/2 maddesi uyarınca, ölenin yakınları olan yasal mirasçılar lehine talep konusu miktar kadar manevi tazminata hükmedilmesi de usul ve yasanın gereği olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle, müvekkillerinin vesayeti altındaki küçüklerin yasal mirasçısı ve destekçisi annelerinin hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan trafik kazası nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ("HMK") m. 107 uyarınca fazlaya dair tüm hakları saklı kalması kaydıyla destekten yoksun kalma tazminatının ve manevi tazminatın davalılardan tahsili amacıyla işbu davanın açılması zaruri olduğunu, dava konusu alacakla ilgili olarak ----- Arabuluculuk Bürosu'na başvurulmuş ve tarafların anlaşamadığına dair 25.12.2020 tarihli Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı düzenlendiğinden bahisle davacıların destekten yoksun kalmak suretiyle uğradıkları maddi zararın tespiti ile Müvekkillerinin vesayeti altındaki küçükler ---- için 50.000,00 TL,----- için 100.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 15.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 3. ve 6. davalılardan olan sigorta şirketleri aleyhine hükmolunacak tazminatın, düzenledikleri poliçelerdeki teminat tutarları ile sınırlı tutulmasını, müvekkilinin vesayeti altındaki davacı küçükler ------ her biri için ayrı ayrı 200.000,00 TL manevi tazminatın da, olay tarihi olan 15.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte kazaya karışan araç sürücü ve işletenleri olan 1., 2., 4. ve 5. davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin de davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ------ Şirketi vekili 01.03.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Usule İlişkin Açıklamalar 1. KTK 97 Uyarınca Sigorta Şirketine Kanunda Belirtilen Evrak İle Müracaat Edilmemiştir. 6704 sayılı Kanun ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca zarar gören, dava ikame etmeden veya tahkim yoluna müracaat etmeden evvel sigorta şirketine yazılı olarak müracaat etmekle yükümlüdür. İlgili kanun maddesi aşağıda yazmaktadır: “MADDE 97- Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” Davacı, müvekkili şirkete usulüne uygun olarak müracaat etmemiştir. Anılan gerekçelerle davanın reddini talep ediyoruz. Esasa İlişkin Açıklamalar 2. Poliçe Ve Teminat Limitinin Belirtilmesi. Dava dilekçesinde bahsi geçen 15/11/2018 tarihli kazaya karıştığı belirtilen, ----- plakalı araç, müvekkili şirkete 06/12/2017-2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Poliçesi ile sigortalıdır. Söz konusu poliçede teminat limiti kişi başı 360.000 TL’dir. 3. Davayı Hiçbir Şekilde Kabul Anlamına Gelmemekle Beraber Müşterek Müteselsil Sorumluluk Çerçevesinde Hüküm Kurulmasını Kabul Etmiyoruz. Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. ve 85. Maddelerine uyarınca Müvekkili Şirketin, üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan doğan maddi tazminat sorumluluğu, sigortalının kusurlu olması halinde teminat limit dahilinde söz konusudur. Diğer bir anlatım ile sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa, işletene ve dolayısıyla sigortacıya düşen bir sorumluluk da yoktur. Sigortalı araç sürücüsünün kazadaki kusuru oranında sigorta şirketinin sorumluluğu mevcuttur. Müşterek ve müteselsil sorumluluk sadece zarar gören üçüncü kişiye karşı SİGORTALI ve sigorta şirketi arasında mevcuttur. Sigortalı araç sürücüsünün kusuruna tekabül eden tutar üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir. Sigortalı araç sürücüsü kazanın meydana gelmesindeki kusuru dikkate alınmaksızın karşı araç sürücüsü/sigortacısı ile müvekkil sigorta şirketinin müşterek müteselsil sorumlu olduğundan bahisle başvurunun tam kabulüne karar verilmesi hukukun genel ilkelerine ve mevzuata aykırıdır. Müvekkili şirketin ancak ve ancak sigortalısı ile müşterek ve müteselsil sorumluluğundan bahsedilebilecektir. Kusur tespiti yapılmasını müteakiben sigortalı aracın kusur oranına isabet eden tutar üzerinden yargılama yapılmasını talep etmekteyiz. 4. Tazminat Hesaplaması Aktüer Sıfatına Sahip Bilirkişiler Tarafından ZMMS Genel Şartlarına Çerçevesinde Yapılmalıdır. Bir an için dahi kabul anlamına gelmemekle birlikte eğer herhangi bir tazminat sorumluluğumuz doğacak ise, yapılacak olan bilirkişi incelemesi, 15.8.2007 tarihli ----- Gazete’de yayınlanmış olan Aktüerler Yönetmeliği uyarınca aktüer sıfatına sahip bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek yapılmalıdır. 5. Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Talebi Hakkında Kanuna Ve Yargıtay Uygulamalarına Uygun Değerlendirme Yapılmalıdır. Müteveffanın vefatı sebebi ile işbu davada davacı olmadığı halde destekten yoksun kalan kimseler varsa mahkeme tarafından re’sen tespit edilmelidir. Bu sebeple müteveffanın kendisinin ve anne ve babasının güncel nüfus kayıtları dosyaya celp edilmeli, hesaplama yapılmasına karar verilmesi halinde, hesap raporundan ilgili pay oranları dikkate alınmalıdır. Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, tazminat talep edenlerin ölen kişi ile ilişkileri, yaşları, medeni durumları ve vefat sebebiyle destekten yoksun kalıp kalmadıkları konuları öncelikli olarak belirlenmelidir. 6. Hesaplamada TRH-2010 Mortalite Tablosu Esas Alınmalıdır. 01.06.2015 yürürlük tarihli ZMMS Genel Şartları, amir mevzuattır. ZMMS Genel Şartları’na göre sürekli sakatlık tazminatı hesaplamasının TRH-2010 Mortalite tablosuna göre yapılması gerektiğine dair madde aşağıdaki gibidir: Ek:2 Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması: 3- Hesaplamalarda ölüm tablosu olarak TRH 2010 tablosu dikkate alınır. Tablonun belirli periyodlarla güncellenmesi halinde tazminatı tutarı, kaza tarihi itibariyle güncel versiyona göre hesaplanır. 4- Hesaplamalarda iskonto oranı (teknik faiz) %1.8 olarak dikkate alınır. İskonto oranı (teknik faiz) gerekli görülen hallerde Hazine Müsteşarlığı tarafından güncellenir. 5- Belgelendirilmiş olması durumunda, hesaplamalarda ölen kişinin vergilendirilmiş geliri dikkate alınır. Vergilendirilmiş gelir tutarı için herhangi bir belge sunulamaması durumunda hesaplama, asgari ücret kullanılarak yapılır. Aynı kriterler pasif dönem hesaplamasında da geçerlidir. Dolayısıyla Müvekkili Şirket’in eğer bir tazminat sorumluluğu doğacak ise, kişinin gelirinin belirlenmesinde TRH-2010 Mortalite Tablosu dikkate alınarak vergilendirilmiş gelirinin esas alınması gerekmektedir. Zarar gören beyan ettiği gelirinin vergilendirildiğini belgesi ile ispat edemiyorsa tazminat hesabının yapıldığı tarihte geçerli asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmalıdır. Netice itibariyle, mevzuat değişikliğinden önce verilen ve mevcut halde güncelliğini yitirmiş bulunan Yargıtay kararları doğrultusunda DEĞİL; AMİR MEVZUATA GÖRE TRH 2010 Mortalite Tablosu kullanılarak hesaplama yapılması gerekmektedir. Bu konu ile ilgili yüksek mahkeme kararları, amir mevzuat uyarınca güncellenmektedir. ---- Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesi’nin 19.04.2017 Tarihli,----- Esas,-----Karar Sayılı Kararı (EK-4: İstinaf Mahkemesi Kararı), tam olarak bu hususa yöneliktir. Kararda 01.06.2015 tarihli sonrası tanzim edilen poliçelere ilişkin üç ayrı husus değerlendirilmiştir: • Özürlülük Ölçütüne Göre Düzenlenmiş Sağlık Kurulu Raporunda Belirlenen Maluliyet Oranı Esas Alınması • TRH-2010 Mortalite Tablosuna Göre Hesaplama Yapılması Gerektiği. • Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranına Göre PMF Tablosu Esas Alınarak Yapılan Hesaplama Nedeniyle İlk Derece Mahkemesi Kararının Kaldırılması. 7. Müterafik Kusur Araştırması Yapılması Gerekmektedir. Müteveffa karşı araçta yolcu konumundadır. Dosyada mübrez kaza tespit tutanağından anlaşıldığı davacının kaza esnasında kaskı takılı değildir. Toplanan delillerle beraber kazazedenin gerekli güvenlik tedbirlerini almadan ve kontrolsüzce yola çıkarak trafiği tehlikeye düşürmesi, kazanın meydana gelmesine sebep olması nedeniyle müterafik kusur durumunun mevcudiyeti kabul edilmeli ve belirlenen tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Bu nedenle belirtilen hususlar doğrultusunda müterafik kusur araştırması yapılmasını talep etmekteyiz. 8. Davacıların Ceza Yargılaması Sırasında Şikayetlerinden Vazgeçmeleri Ya Da Uzlaşma Bildirimleri Mahkemece Ceza Dosyasından Tetkik Edilerek Araştırılmalıdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. Maddesinin 19. fıkrasında aşağıdaki hüküm amirdir: "Uzlaşma sonucunda şüphelinin ediminin def'aten yerine getirilmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmemesi halinde, 171. maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır." Mahkemenizin de malumları olduğu üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun, Borcun Sona Ermesi başlıklı 166. maddesinin 3. fıkrası uyarınca "Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır." hükmü amirdir. Bu itibarla; aracı sevk ve idare eden ve huzurdaki davaya da konu zarara sebebiyet veren sürücünün veya araç işleteninin ibra edilmiş olması; borçtan müşterek ve müteselsil sorumlu müvekkil şirketi aynı şekilde etkiler. Ceza yargılamasının da tarafı olan Davacının ifade tutanakları ve uzlaşma bildirimlerinin dosyaya sunulması gerekmektedir. Bu doğrultuda mahkemenin bu hususu tetkiki ile ilgili şartların tespiti halinde davanın reddini talep ederiz. 9. Faiz Hatalı Talep Edilmiştir. Karayolları Trafik Kanunu’nun da düzenlenmiş olduğu üzere sigortacının gerek bedensel, gerekse eşyaya gelen zararları ödeme yükümlülüğü, sigortacının ödeme yükümlülüğün öğrendiği tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde geçerlidir. Eğer bir tazminat sorumluluğu doğacak ise ancak 8 iş gününün geçmesi ile müvekkili şirketin temerrüde düştüğü kabul edilmelidir. Fakat somut olayda Müvekkili Şirkete yapılan müracaat usulüne uygun gerçekleştirilmediği için Müvekkili Şirket temerrüde düşmemiş olup, başvuranın faiz isteme hakkı doğmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da bu hususu ------ve 08.10.2003 tarihli kararında açıkça belirtmiştir: “Sigortacıya usulüne uygun başvuruda bulunulmamışsa sigortacının sigorta bedelini ödeme borcu muaccel olamayacağından temerrüdünden de söz edilemez..” Şikayete konu uyuşmazlık tamamen “haksız fiil”den kaynaklanmaktadır. Haksız filden kaynaklanan taleplerde de uygulanacak ancak kanuni faiz olacaktır. Kaldı ki halefiyet gereği sigortalı aracın özel araç olması durumunda müvekkil şirketin, sigortalısının sorumlu olduğu yasal faizden sorumlu olacağı hususu tartışmasızdır. Bu konuda Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin 11.03.2014 tarih ve ------sayılı kararında konu irdelenmiş ve sigortalı aracın özel araç olması durumunda sigorta şirketinin yasal faizle sorumlu olması gerektiği içtihat edilmiştir: “ Olayda tam kusurlu bulunan davalı ----- ZMSS poliçesi ile sigortalı araç özel araç olduğundan hükmolunan tazminata yasal faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde avans faizine hükmedilmesi de doğru bulunmamıştır.” Bu nedenle avans faiz talebi haksız ve hukuki mesnetten yoksun olup avans faiz talebinin reddi gerekmektedir. 10. Davacının Yargılama Giderleri Ve Vekalet Ücreti Taleplerinin Reddi Gerekmektedir. Müvekkilinin, dava açılmasına sebebiyet vermesi söz konusu olmadığından; faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmayacağının kabulü gerekmektedir. Bu itibarla davacının bu yöndeki taleplerinin de reddi ile Müvekkili Şirket aleyhine yargılama giderlerine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmamasını talep ettiklerinden bahisle başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle reddine, dosyada kusur tespiti yapılmasına, eğer esas incelemesi yapılacak ise alanında uzman bilirkişilerce poliçe tanzim tarihi uyarınca geçerli mortalite tablosu dikkate alınarak azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasını, Müteveffanın ölüm nedeninin tespiti amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumuna sevkine, Müterafik kusur araştırması yapılmasına, usule aykırı başvuru nedeniyle müvekkili şirket temerrüde düşmediğinden, müvekkil şirket aleyhine faize hükmedilmemesini, Aleyhlerine hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ----- vekili 03.03.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Açıklamalar: 1-YETKİ İTİRAZI: Mahkemece de takdir edileceği üzere, üzücü kaza ------ İlçe sınırları içinde meydana gelmiştir. Yine dosyadaki iki sigorta şirketi hariç, müvekkil ile birlikte diğer dört davalının da adresleri ----- Adli sınırları içindedir. İşbu dosyada, keşfin yapılması ve tanıkların dinlenmesi ihtimalleri de nazara alındığında, gerek HMK, gerek usul ekonomisi ve gerekse de iyi niyet kuralları gereği davanın ------ Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerekmektedir. Bu nedenle Mahkemenizin yetkisine itiraz ediyoruz. 2-GÖREV İTİRAZI: Meydana gelen üzücü kaza sonucu davacıların maddi ve manevi tazminat talepleri bulunmaktadır. Kanaatimizce görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi değil, Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu nedenle görev yönünden de Mahkemenizin görevine itiraz ediyoruz. Mahkemenin görev ve yetki itirazlarına ilişkin taleplerimizi kabul etmemesi halinde ise, davanın esastan reddine ilişkin beyan ve taleplerimiz aşağıdaki gibidir: 3-Davacılar tarafından müvekkili dahil diğer davalılara karşı; maddi ve manevi tazminat talepli eldeki dava açılmıştır. Müvekkilinin bu davada davalı sıfatı ile gösterilmiş olmasının nedeni; davaya karşına araçlardan birisinin araç sürücüsü olmasından kaynaklı olarak, müvekkilinin kusurlu olduğu iddiasıdır. Müvekkilinin "kusurlu olduğu iddiası" doğru olmayıp müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmekteyiz. Şöyle ki; 4-MÜVEKKİLİNE ATFI KABİL BİR KUSUR YOKTUR: Mahkemece de dosya içeriğine ilişkin deliller celp edilip incelendiğinde görüleceği üzere; meydana gelen üzücü trafik kazası, ----- kara yolunda olmuştur. Kazaya karışan iki adet araç bulunmaktadır. Müvekkilinin sürücüsü olduğu araç tır ve dorsesidir. Diğer araç ise özel halk otobüsüdür. Kazanın meydana geldiği yerde;” YOLCU İNDİRME YERİ” bulunmamaktadır. Buna rağmen diğer davalılardan özel halk otobüsü şoförü, durak olmayan yerde durarak yolcu indirmiş ve bu nedenle de meydana gelen kazada tam ve ağır kusur işlemiştir. Kaza da bu tam ve ağır kusur sonucu meydana gelmiştir. 5-MÜVEKKİLİ ÜZERİNE DÜŞEN TÜM ÖZENİ YERİNE GETİRMİŞTİR: Müvekkili, sürücüsü olduğu tırla yolun sağ şeridinde ve normal hızla seyir halindedir. Müvekkili, özel halk otobüsünün olmaması gereken yerde durduğunu fark eder etmez, hemen orta şeride geçmeye çalışmış ise de o esnada orta şeritte araç bulunması ve bu araca çarpmasının kesin olması nedeni ile araca çarpmamak ve şerit ihlali yapmamak için sağ şeride geçmiş ve frene bassa da aracın çekici kısmını kurtarmış, maalesef dorsenin, önünde duran ve yolcu indirmekte olan halk otobüsüne çarpmasını engelleyememiştir. Kazanın meydana geliş şeklinden de anlaşılacağı üzere, müvekkiline atfı kabil bir kusur bulunmayıp meydana gelen üzücü kazada kusurun tamamı özel halk otobüsü şoföründedir. Tüm bu hususlardan, mahkemece toplanacak delilerden, yapılacak keşiften ve dinlenecek tanık beyanlarından da bu hususun gerçekliği anlaşılacaktır. Bu nedenlerle müvekkilinin "hata" düzeyinde dahi olsa kusuru bulunmamakta olup, eldeki davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini talep etmekteyiz. 6-KAZAYI GÖREN YOLCULARIN BEYANLARI: Ceza/savcılık dosyasında ifadesi alınan kimi şahitlerin de beyanları ile sabit olduğu üzere; özel halk otobüs şoförü, durmaması gereken yerde durmuş ve yolcu indirmiş, yolcu indirdiği yer de durak değildir. Buna rağmen yolcu indirmek için durmasından dolayı üzücü trafik kazası meydana gelmiştir. Hatta kimi şahitler; halk otobüsü şoförünün yol boyunca da uygun olmayan davranışlar sergilediğini ve yol boyunca da trafik kurallarını ihlal ettiğini de belirtmişlerdir. Bu beyanlarla da sabit olduğu üzere müvekkiline atfı kabil kusur yoktur. Kusurun tamamı diğer davalı ve özel halk otobüsü şoföründedir. Bu nedenlerle de müvekkili aleyhine açılmış olan davanın reddine karar verilmesini talep etmekteyiz. 7-KEŞİF YAPILMASI ve KUSUR RAPORU ALDIRILMASI TALEPLERİ: Mahkemece de yargılama aşamasında yapılacak keşif ve ehil bilirkişi marifetiyle aldırılacak kusur raporunda müvekkiline atfı kabil kusur olmadığını, meydana gelen kazada tüm kusurun özel halk otobüsü şoföründe olduğu, bu konuda alınmış ATK raporunun hiçbir şekilde değerlendirmeye dahi alınamayacağı bir kez daha anlaşılacaktır. 8-Davacı tarafın dilekçesinde belirtmiş olduğu beyanlarını bu nedenlerle de kabul etmemekteyiz. Ayrıca dosyada zikredilen ATK raporu ve kaza tespit tutanaklarını da kabul etmediklerini bir kez daha arz etmek isteriz. Yine davacı tarafın-davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile- manevi tazminata ilişkin miktarı fahiştir. Lakin hiç bir manevi tazminat miktarı sebesiz zenginleşmeye neden olamaz ilkesi gereği de bu talebin müvekkili yönünden reddi gerekmektedir. Müvekkilinin tek geliri soförlük mesleğinden edindiğii gelirdir. Daha çok genç olan müvekkilinin hiçbir malvarlığı da bulunmamaktadır. Nitekim bu husus sosyal ekonomik durum araştırması sürecinde de belilli olacaktır. Müvekkili hala anne ve babasını evinde kalmaktadır. Arz ve izah edilen nedenlerle iş bu davanın reddine karar verilmesi talep zarureti hasıl olduğundan bahisle A- Öncellikle yetki itirazının kabulü ile Mahkemenin yetkisizliğine ve ------ Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğuna, B-Yetki itirazının kabul edilmemesi halinde ise; görev yönündeki itirazlarını kabulüne ve Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna, C-Mahkemenin görev ve yetkiye ilişkin itirazlarını kabul etmemesi halinde ise; 1-Bildirmiş oldukları delillerin toplanmasına, tanıkların dinlenmelerine (Ceza dosyasındaki ifadeleri ile yetinilmemesi halinde), 2-Toplanacak deliller ve yapılacak yargılama ile de sabit olacağı üzere müvekili yönünden iş bu haksız DAVANIN REDDİNE, D-Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı---- Şirketi vekili 24.03.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Açıklamalar: Uyuşmazlık, müvekkili şirket nezdinde ----- sayılı ve 09/05/2018-2019 vade tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta poliçesi ile sigorta teminatı altına alınan ---- plakalı aracın karışmış olduğu trafik kazası sonucu ------ vefat etmesi nedeniyle yakınlarının destekten yoksun kalma tazminat talebinden kaynaklanmaktadır. A.Usule İlişkin İtirazlar Arabuluculuk Kurumuna Başvurulmamış Olup, Davanın Dava Şartı Yokluğu Nedeniyle Reddi Gerekmektedir. Huzurdaki dava 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m.4’de belirtilen mutlak ticari dava niteliğinde olup, 01.01.2019 tarihinden sonra açılmıştır. Zira işbu dava Türk Ticaret Kanunun altıncı kitabı olan Sigorta Hukuku bölümünde düzenlenmiş hükümlere tabidir ve bu haliyle mutlak ticari dava niteliğindedir. 7155 sayılı ABONELİK SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN PARA ALACAKLARINA İLİŞKİN TAKİBİN BAŞLATILMASI USULÜ HAKKINDA KANUN; MADDE 20- 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir. “3. Dava şartı olarak arabuluculuk MADDE 5/A- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." Şeklindedir. 7155 sayılı kanunun yürürlüğüne ilişkin hükmü ise; Yürürlük "MADDE 26- (1) Bu Kanunun; a) 10, 20 ve 21 inci maddeleri 1/1/2019 tarihinde, Yürürlüğe girer." Şeklinde olup; 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU’na "3. Dava şartı olarak arabuluculuk MADDE 5/A- (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." Hükmü eklenmiş ve bu hüküm 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ancak dava öncesi dava şartı arabuluculuğa başvurulmamıştır ve bu halde yukarıda izahına çalışılan nedenlerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin No’lu Kararı İle İptal Edilen Maddelerin İşbu Uyuşmazlık Bakımından Dikkate Alınmaması Gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihli ve--/- sayılı Kararı ile KTK’de yer alan birtakım hükümlerin iptaline karar verilmiştir ancak aşağıda açıklanacak sebeplerle işbu dosyamızda ilgili karar uygulama alanı bulamayacaktır. Şöyle ki: • Öncelikle Anayasa Mahkemesi kararı ile veya bu tarihten sonra yapılan başka bir düzenleme ile Trafik Sigortası Genel Şartları’nın tazminat hesaplamasına hükümleri yürürlükten kaldırılmamış olup işbu hükümler hala yürürlüktedir. Yerleşik İçtihatlar ile işbu Genel Şartlar’da yer alan hükümlerin yürürlüğe girdiği 01.06.2015 tarihinden itibaren düzenlenen tüm poliçeler bakımından uygulanması gerektiği Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. Maddesinde yer alan ve iptal konusu atıf hükmünden bağımsız olarak kabul edilmiş ve uygulanmıştır. Bu sebeple işbu hükmün iptali Genel Şartlar’da yer alan usul ve esasların uygulanması bakımından bir engel teşkil etmemektedir. Zira tazminat hesaplamasında dikkate alınacak parametreler 01.06.2015 tarihli Trafik Sigortası Genel Şartları ile belirlenmiş olmakla; Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. Maddesinde yer alan iptal konusu ifadeler kanun hükmüne 26.04.2016 tarihinde eklenmiştir. Dolayısıyla Genel Şartların uygulanmasının yalnızca söz konusu kanun hükmünde yer alan ifadeye dayandırılması halinde; ilgili Genel Şartların 26.04.2016 tarihinden önce düzenlenen poliçeler bakımından geçerli olmayacağının kabulü gerekecektir. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu dahil tüm yargı merciileri tarafından kanuna yapılan ekleme öncesinde düzenlenen poliçeler ve meydana gelen kazalar için de Genel Şart hükümlerinin dikkate alınması gerektiği kabul edilmiş ve bu yönde kararlar verilmiştir. Nitekim bu hususun gerekçesi de başta ekte yer alan------ sayılı olmak üzere birçok Yargıtay ----.H.D. kararında aşağıdaki gibi açıklanmıştır: “Karayolları Trafik Kanununun 93. maddesi gereği zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve ---- Gazetede yayımlanır. Böylece Hazine Müsteşarlığı kanundan aldığı yetki ile zorunlu sigorta genel şartlarını belirler. Sigortacılık Kanunu'nun Sigorta Sözleşmeleri başlıklı 11. Maddesi birinci cümlesinde "Sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir." ifadesi ile yapılacak sözleşmeler (poliçeler) genel şartlara uygun olmak zorundadır. Bu nedenle zorunlu sigorta genel şartlarını Türk Borçlar Kanunu’nun 20. maddesinde düzenlenen genel işlem koşulu kapsamında değerlendirmek mümkün değildir. TBK 20. maddede belirtildiği üzere önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri genel işlem koşulu kapsamındadır. Oysa Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Genel Şartları, sözleşmede taraf olmayan Hazine Müsteşarlığı tarafından kanundan aldığı yetkiye dayalı olarak belirlenir. Ayrıca Genel şartları, Türk Borçlar Kanunu 20. maddesinin son fıkrasında “Genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de, niteliklerine bakılmaksızın uygulanır.” düzenlemesi kapsamında düşünmekte mümkün değildir. Çünkü kanunda açıkça belirtildiği üzere kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmeler yürütmekte oldukları bir hizmet ile ilgili olmalıdır. Oysa Hazine Müsteşarlığı, zorunlu mali sorumluluk sigortası hizmeti veren bir kuruluş olmadığı gibi hizmeti alan taraf ile bir sözleşme ilişkisi içinde bulunmamaktadır. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’nın uygulanması, Karayolları Trafik Kanunu’nun 95.maddesinde belirtilen tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği ilkesine aykırı olduğunu söylemekte mümkün değildir. Bu ilkenin uygulanabilmesi için her iki tarafın özgür iradesi ile poliçe düzenlendikten sonra zarar görenin aleyhine tazminatın kaldırılması ya da azaltılmasını gerektirecek değişikliklerin yapılması durumunda geçerli olacaktır. Oysa 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları, yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenen poliçelerde geçerli olacağından, poliçenin düzenlendiği tarih itibarı ile Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası’nın kapsamı tüm taraflarca bilinmektedir. Sigortacı, işletenin sorumluluğunu poliçe ve genel şartlar kapsamında üstlendiğine göre, sonradan bir değişiklikten bahsetmek mümkün olmayacaktır. Kaldı ki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1423 maddesine göre sigortacı, sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerinden oluşan aydınlatma yükümlülüğünü sigortalıya karşı yerine getirmese dahi sigortalı, sözleşmenin yapılmasına 14 gün içinde itiraz etmemiş ise sözleşme poliçede yazılı şartlar ve poliçenin ayrılmaz bir parçası olan genel şartlar kapsamında yapılmış olur.” Yukarıdaki kararın içeriğinden ve kararda geçen açıklamalardan da anlaşılacağı üzere Genel Şart hükümleri kanun atfından bağımsız olarak uygulama alanı bulması gereken, genel işlem koşulu olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan ve kapsamı ve hükümleri tüm taraflarca bilinir durumda olan ve tarafsız bir kurum tarafından hazırlanan ve sigortacının sorumluluğunu düzenleyen bir mevzuat olmakla; Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. Maddesinde yapılan değişikliğin işbu düzenlemenin uygulanmasına engel teşkil etmediği kabul edilmelidir. • İkinci olarak Anayasa Mahkemesi kararı 17.07.2020 tarihinde verilmiş olmakla; iptal kararlarının geriye yürümeyeceği de gözetilerek hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere karar tarihinden önce düzenlenen poliçeler ve meydana gelen kazalar bakımından etkisi bulunmadığı gözetilmelidir. Anayasa’nın 153’üncü maddesi gereğince “Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez”. Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümemesinin gerekçesi olarak iptal kararlarının, “kazanılmış hakları” ortadan kaldırıcı bir sonuç doğurmasının önlenmesi olduğu belirtilmiştir. Aynı şekilde, hukuki güvenlik ve istikrar, adalet, kamu düzeni ve kamu yararı gibi temel kavramlar gerekçe gösterilmektedir. Burada temel amaç iptal edilen yasaya dayanılarak yapılan işlemlerin geçerliğinin korunmasıdır. Bu doğrultuda sigorta şirketlerinin iptal kararı öncesinde Karayolları Trafik Kanunu 90. Maddesi doğrultusunda akdetmiş olduğu poliçelerde geçen şart ve hükümlerin iptal kararına dayanılarak geçersiz olduğunu kabul etmek haksız olacaktır. • Son olarak kararda da belirtildiği üzere hukukumuzda sigorta şirketinin sorumlu tutulacağı tazminat miktarının hesaplanması, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun tazminatın hesaplanmasını düzenleyen 49 ila 56. maddelerinden farklı kurallara tabi kılınmıştır. Bu nedenle sigortalı ile sigortacının sorumluluğunun aynı kabul edilmesi ve buna göre tazminat hesaplanması kabul edilemez. Nitekim motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle meydana gelen zararın tazmini hususunda, zarar veren işletenin sorumluluğu haksız fiilden doğan sorumluluk olup 6098 sayılı Kanun'un yukarıda anılan hükümlerine tabi olmakla birlikte aynı zarardan dolayı sigorta şirketinin tazminat sorumluluğu, sözleşmeden doğan sorumluluktur. Ve bu sebeple de işletenin tazminat sorumluluğu ile sigorta şirketinin tazminat sorumluluğunun kapsamının farklı esaslara tabi kılınması, sorumluluklarının dayandıkları esasların farklı olması nedeniyle kaçınılmazdır. • Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararının işbu uyuşmazlık bakımından geçerli olduğu kabul edilse dahi bu durum eski tarihli Yargıtay Kararlarında uygulanan usul ve esasların uygulama alanı bulacağı anlamına gelmemektedir. Nitekim öncelikle Anayasa Mahkemesi kararı ile Karayolları Trafik Kanunu 90. Maddesi ile hesaplama esas ve usulleri bakımından Genel Şartları referans gösteren maddesi iptal edilmiş ve şu haliyle madde hükmü ile hesaplama esas ve usulleri bakımından Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulanacağı, bu kanunda hüküm bulunmaması halinde ise Borçlar Kanunu’nun esas alınacağı kararlaştırılmış olmuştur. Bununla birlikte trafik kazaları da dahil haksız fiillere ilişkin tazminat hesaplamalarında esas alınması gereken hesaplama usul ve esasları bakımından Karayolları Trafik Kanunu’nda ve Borçlar Kanunu’nda herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kanunlarda belirlenmeyen hususlar yalnızca geçmiş tarihli Yargıtay içtihatlarında kabul edilen şekilde esas alınamaz. Kaldı ki Yargıtay -- Hukuk Dairesinin 1931 yılında ----’da hazırlanmış ----- Mortalite Tablosu kullanılarak progresif rant yöntemi ile tazminat hesabı yapılacağı yönündeki kararları 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen poliçelerden kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkindir. Bilindiği gibi 15.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 01.06.2015 tarihinde yürürlükten kalkan KZMSSGŞ’de tazminatın hesaplanmasında kullanılacak yöntemler, yaşam tabloları, formüller ile ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır. Oysa 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Genel Şartlarda destekten yoksun kalma tazminatı ile sürekli sakatlık tazminatı hesabında TRH 2010 Yaşam Tablosu, %1,8 teknik faiz oranı, peşin değer formülü olarak devre başı ödemeli belirli süreli rant formülünün tazminat hesabında kullanılacağı düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararında vurgulanan gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı aktüeryal bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Ülkemize özgü ve güncel verileri içeren kadın ve erkek ayrımlı TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılarak bakiye ömrün belirlenmesini ve toplu para şeklinde peşin ödenen destekten yoksun kalma tazminatı ile sürekli sakatlık tazminatları için iskonto oranının belirlenmiş olmasının 2918 sayılı Kanuna ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa aykırı olduğu yönünde bir içtihat bulunmamaktadır. Benzer şekilde 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 21.maddesine göre, SGK tarafından iş kazası veya meslek hastalığı sonucu iş göremezlik nedeniyle bağlanan gelirler ile ölüm nedeniyle hak sahiplerine bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değeri rücuya tabidir. SGK’da 25.09.2012 gün 2012/32 sayılı Genelgesi ile peşin değer hesabında TRH 2010 Ulusal Mortalite tablolarını ve Kurumca belirlenen iskonto oranı dikkate alarak kullanmaktadır. • Yukarıdaki gerekçelerden bağımsız olarak Anayasa Mahkemesi’nin konu iptal kararı maluliyet tespiti bakımından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi ya da Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Yönetmelikleri’nin esas alınmasını engellememekle; bilakis bu husus söz konusu karar ile de kabul edilmektedir. Nitekim konu karar ile Kanun’un dava yoluna başvurulması için öncelikle Genel Şartlarda belirlenen evrakları ibraz etmek suretiyle ilgili sigorta şirketine başvuru yapma şartının iptaline ilişkin talep reddedilmiştir. Genel Şartlar gereğince ibrazı gereken belgeler arasında Erişkinler için Engellilik/Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelikler de sayılmaktadır. Bu nedenle konu kararın maluliyet tespitinde esas alınacak Yönetmelik bakımından hiçbir etkisi bulunmadığı her halükarda kabul edilmelidir. Sonuç olarak yukarıdaki açıklamalarımızla; Trafik sigortası sözleşmesinin yasa ile zorunlu kılınmış olması ve bu sözleşmenin içeriğinin de yine yukarıda belirtilen Türk Ticaret Kanunu ve Sigortacılık Kanunu’nun ilgili maddeleriyle düzenlenerek halen yürürlükte olan genel şartlar ile poliçenin bir bütün olduğunun vurgulanmış olması karşısında, dosyada tazminat hesaplanması bakımından Genel Şartlarda belirlenen usul ve esasların dikkate alınmasını talep ederiz. 1. Davayı Kabul Manasında Olmamak Üzere Kusur Oranının Tespiti Bakımından Dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine Gönderilmesi Gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun -----Sayılı İlamında; “Dava, TTK.nun 1301 maddesine dayalı olarak sigortalının halefi sıfatıyla ona ödenen tazminatın rücuen tahsili için davalılar aleyhine girişilen icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, kesinleştiği belli olmayan ceza mahkemesi kararına ve bu karara dayanak rapora itibar edilerek davalı sürücünün tam kusurlu olduğu kabul edilerek dava kabul edilmiştir. Davayı kabul manasında olmamak üzere kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’ne sevk edilmesini talep etme zarureti doğmuştur. Zorunlu Sigortalar (Güvence Hesabı Kapsamındaki Sigortalar) çerçevesinde aktüeryal hesaplamayı gerekiren tazminat ödemelerinde uygulamaya ilişkin Genelge ---- gereğince; “ 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ile aktüer sigortacılık tekniği ile buna ilişkin yatırım, finansman ve demografi konularında olasılık ve istatistik teorilerini uygulayarak, yasal düzenlemelere uygun prim, karşılık ve kâr paylarını hesaplayan, tarife ve teknik esasları hazırlayan kişi olarak tanımlanmış olup yine aynı kanunun 21 inci maddesiyle hayat ve hayat dışı ayrımı yapılmaksızın tüm sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin, yeterli sayıda aktüerle çalışmaları zorunlu tutulmuştur. Yukarıdaki mevzuat hükümleri çerçevesinde yukarıda açıklanan zorunlu sigortalara ilişkin olarak bu genelgenin yürürlük tarihinden itibaren aktüeryal hesaplamayı gerektiren tazminat ödemelerinde Güvence Hesabı ve ilgili sigorta şirketlerince aşağıdaki esaslara uyulacaktır. Söz konusu sigortalar çerçevesinde aktüeryal hesaplamayı gerektiren tazminat ödemelerinde hesaplamanın Müsteşarlık nezdinde tutulan Aktüerler Siciline kayıtlı aktüerler ile Müsteşarlık nezdinde tutulan listeye kayıtlı yardımcı aktüerler tarafından yapılması esastır.” İşbu sebeple kabul manasında olmamak üzere, davacının yaşı, destek süresi, mesleği, somut olayda destekten yoksun kalanların destek süreleri, eşinin tekrar evlenme olasılığı gibi Yargıtay kararlarına uygun olarak, aktüer siciline kayıtlı bir aktüer tarafından destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması gerekmektedir. 2. Davayı Kabul Manasında Olmamak Üzere Mütevefanın Gelirinin Resmi Belgelerle Kanıtlanması Aksi Taktirde Asgari Ücret Olarak Alınması Gerekmektedir. Trafik Sigortası Genel Şartları Ek 2 Madde 5 uyarınca; “Belgelendirilmiş olması durumunda, hesaplamalarda ölen kişinin vergilendirilmiş geliri dikkate alınır. Vergilendirilmiş gelir tutaru için herhangi bir belge sunulamaması durumunda hesaplama, asgari ücret kullanılarak yapılır. Aynı kriterler pasif dönem hesaplamasında da geçerlidir.” Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ----Sayılı ilamın da; “Mahkemece hesaplanan Bilirkişi Raporunda da davacıların desteğinin yılın tamamında aynı geliri elde edeceği, gelirin asgari ücretin yaklaşık 3,2 katı olduğu kabul edilmiştir. Öncelikle 22 yaşında hayatını kaybeden desteğin inşaatta, işçi olarak mı yoksa usta olarak mı çalıştığı, yılın tamamında sürekli çalışıp çalışmayacağı da davacı tarafından sunulacak diğer delillerle kanıtlanmalı , gelirin kanıtlanmaması halinde asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiğinin kabulü ile sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Davacıların soyut iddası ve meslek odası tarafından ustanın günlük geliri olarak bildirilen gelir tek başına yeterli kabul edilmek suretiyle eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. “ şeklinde belirtilmiştir Raporda belirtilen Yargıtay ----Hukuk Dairesi’nin 16.10.2008 Tarih, -----Sayılı İlamında; “ Ölen eş emekli hakim olup başka bir işinin olup olmadığı anlaşılmamaktadır. Davacı eşin destek tazminatı hesaplanırken emekli aylığı esas alınarak hesap yapılmıştır. Destek emekli olduğuna göre emekli olduktan sonra bu dönemd ebaşka bir işte çalıştığı kanıtlanırsa o gelirin esas alınması, öyle bir iddia ileri sürülmez veya kanıtlanmaz ise mirasçısı olan eşe emekli maaşı dışında ancak asgari ücret düzeyinde bir destek sağlayabileceğinin kabulü gerekir. Bu durum karşısında yoksun kaldığı destek tazminatının , desteğin ek gelirine göre veya ek geliri ispatlanmaz ise asgari ücret esas alıanarak hesaplanması gerekmektedir.” Yargıtay Kararları gereğince kazancın saptanması bakımından davacının tanık beyanına dayanmasının ve ilgili yerlere müzekkere yazmasının kabulü mümkün değildir. Davacının kazancının asgari ücret olarak esas alınması gerekmektedir. 3. Trafik Sigortası Genel Şartları Ek:2 madde 10 gereğince hesaplamaya ilişkin standartlar Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenir. Karayolları Trafik Kanunu Madde 90 – (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.) Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Söz konusu sigortalar çerçevesinde aktüeryal hesaplamayı gerektiren tazminat ödemelerinde hesaplamanın Müsteşarlık nezdinde tutulan Aktüerler Siciline kayıtlı aktüerler ile Müsteşarlık nezdinde tutulan listeye kayıtlı yardımcı aktüerler tarafından yapılması esastır. Davayı kabul manasında olmamak üzere, zorunlu mali sorumluluk genel şartları kapsamında aktüeryal tazminat hesaplama esasları açıkca belirlenmiş olup tazminat hesaplaması artık standart hale getirtilmiştir. Hesaplama yapılırken müteveffanın bireysel özellikleri dikkate alınmalıdır; davacının yaşı, destek süresi, mesleği, somut olayda destekten yoksun kalanların destek süreleri, eşin tekrar evlenme olasılığı (TÜİK verileri) gibi hususlara dikkat edilerek ve genel şartlara uygun olarak, aktüer siciline kayıtlı bir aktüer tarafından destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması gerekmektedir. Buna göre; 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren ve Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan değişiklik ile hesaplamanın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında öngörülen usul ve esaslara göre yapılacağı açıkça belirtilmiştir. Zorunlu Mali Sorumluluk Genel Şartları hükmü uyarınca da tazminat hesaplamasında kullanılması gereken yaşam tablosu TRH 2010 ve hesaplamada esas alınması gereken teknik faiz %1,8 olarak düzenlenmiştir. İşbu nedenle tazminat hesaplanmasında bu tablonun kullanılmasını ve teknik faizin 1,8 olarak esas alınmasını talep ediyoruz. Nitekim tarafımızca yapılan ödemede de bu hususlar dikkate alınmıştır. Kabul manasında olmamak üzere hesaplamanın Aktüerler Siciline kayıtlı aktüerler ile Müsteşarlık nezdinde tutulan listeye kayıtlı yardımcı aktüerler tarafından yapılması gerekmektedir. 4. Davacı Tarafından, Sigortalımızın Kusuru Ve Kusur İle Zarar Arasında İlliyet Bağı Bulunduğu Usulen İspat Edilmelidir. Davacının talebi fahiştir. Kusur ve davacının zararı konularında bilirkişi tetkikatı yapılması gerekmektedir. Bilirkişi raporlarının taraflarına tebliğini talep ediyoruz. 5. Davayı Kabul Manasında Olmamak Üzere Faizin Dava Tarihinden İtibaren Yasal Faiz Olması Gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun---- Tarihli Kararında; “....TK. 21/11. maddesinin uygulanabilmesi için aranan ön koşul; az yukarıda anlatıldığı şekilde, taraflar arasındaki ilişkinin bir sözleşmeden kaynaklanmış olması zorunluluğudur. O nedenle taraflar arasındaki ilişki bir haksız fiilden ya da haksız iktisaptan kaynaklanıyorsa bu hükmün uygulanabilme olanağının bulunmadığında kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Burada yasa; Münhasıran sözleşmeleri ele almış, işletme ile ilgili muamele ve işleri "ticariliğin diğer tarafa aksettirilmesi" veya "Ticaret Karinesi" olarak nitelendirilen TK. 21/2. maddesinden ayrık tutmuştur. Bu durumda, bir taraf için ticari sayılan husus sözleşme mahiyetini arz etmiyorsa karşı taraf için her halde ticari sayılmayacaktır. Bu konu önemini daha çok davanın somut olayında belirgin olduğu üzere haksız fiillerde göstermektedir. Ortada bir haksız fiilin söz konusu olduğu durumlarda; taraflar arasında sözleşmeden kaynaklanan bir hukuki ilişkinin varlığından söz edilemeyeceği için, işin bir taraf yönünden ticari olarak nitelendirilmesi, diğer taraf yönünden de aynı nitelendirmede bulunulmasını hukuken haklı göstermez. Dahası; haksız fiilden doğan ilişkiler Ticaret Kanunu`nda da düzenlenmedikleri için bu nedenle de ticari iş niteliğini kazanamayacakları kaçınılmazdır. Tüm açıklamaların ışığı altında davanın çözümüne bakıldığında tacir olan davacı Kurum ile davalı arasında sözleşmeden doğan bir hukuki ilişki bulunmayıp haksız fiilden kaynaklanan ilişki bulunmaktadır. O nedenle davada TK. 21/2. maddesinin uygulama olanağından söz edilemeyeceğine göre, tacir olan davacı yönünden ticari bir iş niteliği kabul edilemez. Bu durumda tacir olan davacı ancak açacağı ayrı bir dava yoluyla B.K. 105. maddesindeki yasal koşulları kanıtlamak suretiyle munzam zararını isteyebilir. Hal böyle olunca hükmedilen tazminata yürütülecek faiz reeskont faizi değil yasal faizdir. O nedenle mahkemenin direnme kararı usule ve yasaya uygun olup onanmalıdır. “ Yukarıda belirttiğimiz üzere Yargıtay Kararında görüleceği üzere davayı kabul manasında olmamak üzere, söz konusu davanın haksız fiile dayanması sebebiyle uygulanacak faiz yasal faiz olmalıdır. Kaldı ki ekte sunduğumuz ruhsatta görüleceği üzere araç hususidir. Aracın hususi araç olarak kullanması nedeniyle avans faize hükmedilmesi mümkün değildir. Yargıtay ----Hukuk Dairesi’nin -----. Sayılı dosyasında da; kazaya karışan aracın niteliğine göre, hükmedilen tazminat yönünden yasal faize karar verilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmesi de isabetli değildir.” Şeklinde belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir İşbu sebeple yukarıda belirttiğimiz nedenlerden ötürü aracın hususi araç olması nedeniyle faizin yasal faiz olması gerekmektedir. 7. Kazada Hatır Taşıması Bulunup Bulunmadının Tespiti Yapılmalı, Kazada Yolcu Olarak Taşınan ------ Hatır İçin Taşınıyorsa Tazminattan Makul Oranda İndirime Gidilmelidir. Hatır taşımasında ana koşul, taşımanın ücretsiz olması ve taşıyanın da bir karşılık almaması ya da bir yararının bulunmamasıdır. Nitekim somut olayda, arkadaşları ile bir yerden başka bir yere giderken trafik kazası meydana gelmiş ve davacıların desteği vefat etmiştir. Bu nedenle Mahkeme tarafından tazminat hesabından hatır taşıması indirimi tenzil edilmelidir. “Mahkemece hükme esas alınan 27.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişi tarafından, olayda hatır taşıması olduğu gerekçesi ile bulunan nihai tazminat üzerinden %25 oranında hatır taşıması indirimi yapılmış, mahkemece de bu rakam üzerinden yine olayda hatur taşıması ve müterafik kusur olduğu iddiasıyla %35 oranında indirim daha yapılarak bakiye tazminata hükmedilmiştir.Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda BK.’nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Somut olayda, davacı ile sürücü yakın arkadaş olup, olay günü de eğlenmek için birarada oldukları ve hatır taşımasının bulunduğu hususu sabittir. Ancak davacının kaza anında emniyet kemeri takmadığı hususunda davalı tarafın iddiası olmakla beraber, mahkemece bu hususta yapılmış bir araştırma da bulunmamaktadır. Ayrıca hem hatır taşıması, hem de müterafik kusur hallerinde, bu hususun tazminatın bilirkişi tarafından hesabında dikkate alınması mümkün olmayıp, hakim gerekçesini kararında tartışmak ve hangisi için hangi oranda indirim yaptığını belirtmek suretiyle tazminattan kendisi hakkaniyet gereği indirim yapabilir.” (Y.-----) Yukarıda açıkladıkları nedenlerden dolayı; 1. Davanın usulden ve esastan reddine, 2.Yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesini talep etmektedir. Davalı ------ vekili 26.03.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Açıklamalar: 1-) Davacının dilekçesinde yer alan beyanları kabul etmiyor ve haksız ve hukuki mesnetten yoksun olan davanın müvekkili açısından reddini talep ediyoruz. 2-)15.11.2018 tarihinde --- plakalı çekici ve bu çekiciye bağlı konumda bulunan müvekkilinin sahibi bulunduğu ---- plakalı yarı römorkör ile ------ plakalı araç kazaya karışmıştır. Bu kaza neticesinde davacı taraflar huzurdaki davayı açmışlarıdır. 3-)Dava konusu kazada müvekkilinin araç işleteni olarak kusursuz sorumluluğundan bahsedilmesi için kusur şartlarının oluşması gerekmektedir. Somut olayda ise bu şartlar oluşmadığından müvekkilinin sorumluluğundan bahsedilemeyecektir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda ''İşleten Ve Araç İşleticisinin Bağlı Olduğu Teşebbüs Sahibinin Hukuki Sorumluluğu'' başlığı altında düzenlenen 85. maddede ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' şeklinde düzenlenmişse de yine aynı kanunun 86. Maddesinde işleten sıfatı ile bu sorumluluğu azaltan ortadan kaldıran haller düzenlenmiştir. İşbu sebeple müvekkilinin de kusurunu ortadan kaldıran ve ya azaltan halin tespiti gerekmektedir. 4-)Motorlu araç işletenin, ölümlü veya yaralanmalı trafik kazalarında işleticisinin kusursuz sorumluluğundan ve bu sorumluluğun şartlarından bahsetmiştik. Kanun koyucunun da belirtmiş olduğu üzere bu sorumluluğun ve şartlarının oluşabilmesi için öncelikle motorlu bir taşıtın kazaya karışmasından söz edilmesi gerekmektedir. Somut olayda ise müvekkilinin işletmesinde bulunan yarı römorkör bir motorlu taşıt değil davacılarında belirtmiş olduğu üzere yarı römorktur. Römork: Motorlu araçla çekilen insan veya yük taşımak için imal edilmiş motorsuz taşıttır. Yarı römork: Bir kısmı motorlu taşıt veya araç üzerine oturan, taşıdığı yükün ve kendi ağırlığının bir kısmı motorlu araç tarafından taşınan römorktur. Türkçe de römork ve yarı römorkun tanımları yukarıda izah etmiş olduğumuz gibidir. Yani açık bir şekilde ortada olduğu gibi römork motorlu taşıt olmayıp, motorlu taşıtın taşıdığı motorsuz taşıttır. Yukarıda da bahsetmiş olduğumuz üzere dava konusu yaşanan olayda sorumluluk sahibi olarak işletenin sorumlu tutulabilecek ve bu işletenin ise motorlu taşıt sahibi olabilecektir. Ancak görüldüğü üzere müvekkili, davacıların da dava dilekçesinde belirtmiş olduğu üzere yarı römorkun sahibi olarak müvekkiline herhangi bir kusur veya kusursuz sorumluluk yükletilemeyecektir. 5-)6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Ceza hukuku ile medeni hukuk arasında münasebet” başlıklı 74. maddesinde yer alan “Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hakimini bağlamaz.” Şeklindeki düzenleme gereği Hukuk mahkemesindeki davada davacının zararı ile olay arasındaki nedensellik bağının baştan araştırılması ve kusur derecesinin buna göre belirlenmesi gerekmektedir. Müvekkili söz konusu ceza dosyasında yargılanmamıştır. Buna rağmen ceza dosyasında hükmedilen kusur oranı ile mahkeme bağlı olmayacağından yeniden kusur raporu alınması gerekmektedir. Ki bu şartlarda dahi müvekkilinin sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 86. maddesi kapsamında indirilebileceği gibi ortadan da kaldırılabilecektir. 6-) Yukarıda açıklamaya çalışmış oldukları üzere, davacılar tarafından huzurda açılan ve haksız ve hukuki mesnetten yoksun bir şekilde müvekkiline yöneltilen davanın müvekkili açısından reddi gerektiğinden bahisle Karayolları Trafik Kanununa göre işleten olarak ---- plakalı yarı römorkör dolayısıyla sorumlu tutulamayacağı,----- plakalı araç içinse kusur tespiti yapılması gerektiği, kusur tespitinden sonra dikkat-i nazara alındığında haksız ve hukuki mesnetten yoksun bir şekilde müvekkiline yönlendirilen huzurdaki davanın müvekkili açısından reddine, yargılama harç ve giderlerinin ve avukat vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkili adına talep edilmiştir. Davalı --- tanığı ---; "Ben davalı--- tanırım. Diğer tarafları tanımam, bilmem. Ben tır şoförü olarak çalışıyorum. Davalı --- tır şoförüdür. ------ şuan başka bir firmada çalışmaktadır. Ancak firmanın ismini bilmiyorum. Yeni işine yaklaşık 5-6 ay önce başlamıştır. Ben 4 yıldır --- isimli firmada çalışıyorum. Ben davaya konu trafik kazasını görmedim. Kaza olduktan sonra olay yerinden geçtim. Kaza --- mevkiinde ---- tam karşısında olmuştu. ------- istikametinde yolun sağ tarafındaydı. Tır ile halk otobüsünün karıştığı bir kaza meydana gelmişti. Halk Otobüsü öndeydi. Tır arkasındaydı. Tır, Halk Otobüsünün sol arka kısmına dorsenin ön kısmının sağ tarafı ile çarpmış, tahminime göre kupa kısmını kurtarmış, ancak dorseyi kurtaramamış. Ben o esnada tırın arkadaşım ------ kullandığı tır olduğunu anlayamadım. Sonradan haber gelince ----- kazaya karışan tırın şoförü olduğunu anladım. Arkadaşım ---- kazayı gördüğümü anlatmıştım. --- arkadaşıdır. Bildiğim kadarıyla ---- ile ------ araçta ortaklıkları vardı. Ne şekilde ortaklıkları olduğunu bilmiyorum. Duyduğum kadarıyla ölenin yakınlarını ziyaret etmişler. Ancak bu konuda da görgüye dayalı bir bilgim yoktur. Maddi bir giderimde bulunup bulunmadıklarını bilmiyorum. Davalı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu : Kazanın meydana geldiği yerde herhangi bir durak yoktur. Kazanın olduğu gün hava yağmurluydu. Ben kaza yerinden geçtiğimde minibüsün dörtlü tabir edilen lambaları yanmıyordu. Benim bilgi ve görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı --- tanığı ----; "Ben davalı ----- tanırım. Kendisi ile daha önce ----- isimli abim olan ---- tarafından işletilen lojistik firmasında birlikte çalıştık. Yaklaşık 1 sene birlikte çalışmamızdan sonra ----- işten ayrılmıştı. İyi ayrılmıştı. Başka bir yerde iş bulmuştu. Kazanın olduğu gün ben yan yoldan ---- doğru gidiyordum. Ben yavaş gidiyordum. Davalı ----- kullandığı araç ile ----- istikametine doğru giderken bana korna çalıp selam vermişti. Bana selam verdiği yer ----- mevkiidir. Hatta ---- benzin istasyonu vardır. Daha önce ------ olarak işletiliyordu. Bana selam verdiği yer ile kaza yaptığı yer arasında yaklaşık 1 km mesafe vardır. Kaza yaptığı yer ----- karşısında --- isimli firmanın hizasında idi. Çarpışma anını görmedim. Ancak hemen kaza sonrasını gördüm. Kaza sonrası gördüğüme göre Tır ile halk otobüsünün karıştığı bir kaza meydana gelmişti. Halk Otobüsü öndeydi. Tır arkasındaydı. Tır, Halk Otobüsünün sol arka kısmına dorsenin ön kısmının sağ tarafını takmıştı. Kupayı kurtarmış ancak dorseyi kurtaramamış. Kazanın meydana geldiği yerde herhangi bir durak yoktur. Kaza sabah 8:30-9:00 saatleri civarında meydana gelmişti. Hava yağışlıydı. Yerler ıslaktı. Yağmur şiddetli değildi. Halk Otobüsünün dörtlüleri yanmıyordu. Kazadan sonra ben yan yolda durdum. Kaza çok yeni olmuştu. Kurtarma ve yardım çalışmalarına katıldım. Bir kişi ağır yaralıydı. Bu kişi bir kadındı. Ölen kişinin bu kişi olup olmadığını bilmiyorum. Bu kişiyi ambulansla hastaneye götürmüşlerdi. Biz yolu kapattığımız için polis hareket etmemizi istedi. Bizi oradan uzaklaştırdılar. Öğrendiğime göre polis ekibi kaza noktasına çok yakınmış. Davalı ------ ölenin yakınlarını ziyaret ettiğine veya onlara maddi giderimde bulunduğuna ilişkin herhangi bir bilgim yoktur. Benim bilgi ve görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Dava konusu 15/01/2018 tarihli trafik kazasının gerçekleşmesinde kazaya karışan araç sürücülerinin kusur oranlarının ve davacıların desteği müteveffanın müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne tevdiine, Adli Tıp Kurumu tarafından dosyada mevcut raporlar ile görüş farklılığına (çelişkiye) gidilecek ise gerekçesi de denetime elverişli şekilde değerlendirilebilmek üzere belirtilmek suretiyle kusur oranları hakkında rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiştir. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 08/08/2024 tarih ve ----- sayılı raporunda özetle; "OLAY: 15/11/2018 günü saat 09.00 sıralarında ---- Yolu üzerinde --- istikametinden -----istikametine seyir halinde olan davalı sürücü - sevk ve idaresindeki ---- plaka sayılı çekiciye bağlı ----- plaka sayılı yarı römorkta yüklü konteynerin sağ köşe kısmının aynı istikamette önünde yolcu indirmek için yavaş şekilde seyreden davalı sürücü ----- sevk ve idaresindeki ---- plaka sayılı otobüsün sol arka köşe kısmına çarpması sonucu ölümlü trafik kazası meydana gelmiştir. İRDELEME : Dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağından kaza mahallinin yerleşim yeri dışı olduğu, yolun bölünmüş yol, zeminin asfalt kaplama, yol yüzeyinin ıslak, havanın yağmurlu, vaktin gündüz, yolun eğimsiz düz, üç şeritli olduğu, yolun sağ tarafında 1.5 m genişliğinde banket bulunduğu, mahalde oto korkuluk mevcut olduğu, hız limitinin 110 km/s olarak belirtildiği görülmüştür.----Ağır Ceza Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyasına sunulmuş olan 28/05/2019 tarihli bilirkişi raporunun sürücü ---- asli kusurlu, sürücü ---- tali kusurlu olduğu şeklinde tanzim edildiği görülmüştür. ---- Ağır Ceza Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyasına sunulmak üzere dairemiz tarafından tanzim edilmiş olan 31/01/2022 tarihli rapordan sürücü ---- asli kusurlu, sürücü ----- kusursuz olduğunun belirtildiği görülmüştür. ----. Ağır Ceza Mahkemesi'nin --- Talimat sayılı dosyasına sunulmuş olan 13/06/2022 tarihli bilirkişi raporunun sürücü ---- asli ve tamamen kusurlu, sürücü ------- tamamen kusursuz olduğu şeklinde tanzim edildiği görülmüştür. Dosya tümüyle incelendi.----Ağır Ceza Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosya evrak sureti içeriği, trafik kazası tespit tutanağı, olay yeri inceleme raporu, bilirkişi raporları ve Trafik İhtisas Dairesi raporu içeriği, tüm beyanlar, kaza anı kamera görüntüleri ile kaza sonrası fotoğraf ve kamera görüntülerinin bulunduğu CD içeriği, mevcut veriler ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında kazanın yukarıda "OLAY" bölümünde anlatılan şekilde meydana geldiği anlaşılmıştır. Mevcut verilere göre; A) Davalı sürücü ----- olay yerinde gündüz vakti seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, aynı istikamette önünde seyreden araçların seyir durumunu göz önünde bulundurarak seyrini sürdürmesi, önünde yavaşlayan araca çarpmadan önce zeminin ıslak olduğunu ve yönetimindeki aracın yük durumunu dikkate alarak etkili ve uygun tedbir alması gerekirken bu hususlara riayet etmeyip sevk ve idaresindeki çekiciye bağlı yarı römorkta yüklü konteynerin aynı istikamette önünde yavaş seyreden otobüse çarptığı olayda kusurludur. B) Davalı sürücü ------ yönetimindeki araçla yolcu indirmek için yolun sağ tarafında yavaş şekilde seyrettiği sırada sevk ve idaresindeki otobüse aynı istikamette geriden gelen aracın çarptığı kaza üzerine etken kusurlu davranışı bulunmamaktadır. SONUÇ: Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; A) Davalı sürücü --- %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu, B) Davalı sürücü ----- kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde görüş bildirilmiştir. Dosyanın Aktüerya bilirkişisine tevdi ile, davacıların destekten yoksun kalma tazminatlarının hesaplanmasının istenilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi Aktüerya Hesap Uzmanı ----- 13.02.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "IV-) SONUÇ Ayrıntıları yukarıda verilen incelemelerden “Sonuç” olarak: Nihai karar Yüce Mahkemenize ait olmak üzere; 1-Dosya kapsamı, ATK raporu, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporları göz önünde bulundurulduğunda başka bir heyetten kusur raporu alınması talebinin reddine, 2-Davacı vekili tarafından müteveffanın kaza tarihinde ne iş yaptığı ile ilgili bilgi verilmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, bir yerde çalıştığının iddia edilmesi halinde ölüm tarihinde ki son bordrosunun istenilmesine, 3-2 haftalık süre sonunda davacı tarafça beyanda bulunulmadığı veyahut mütevefaanın ev hanımı olduğunun bildirildiği takdirde; dosyanın Aktüerya bilirkişisine tevdi ile, davacıların destekten yoksun kalma tazminatlarının hesaplanmasının istenilmesine, Karar verilmesi üzerine her iki kusur oranları dikkate alınarak seçenekli olarak hesaplama yapılmıştır. Takdir Yüce Mahkemenindir. 1- 2- 15.11.2018 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle vefat eden ------ hak sahiplerinin destekten yoksunluk zararı; a.) Adli Tıp Kurumunun raporunun kabul görmesi halinde; Hak Sahiplerinin pay oranlarına ve Adli Tıp Kurumunun Trafik İhtisas Dairesinin 31.01.2022 tarihli raporununa göre sürücü ----- %100 kusur oranına göre (müteveffanın yolcu konumunda olduğu, ve kusura katkısının bulunmadığı belirtilmiştir.) Oğlu ----- yönünden Bilinen Dönem: 728.867,05 x 1/4 (pay) x %100 (kusur) = 182.216,75 Bilinmeyen dönem: 243.151,37 x 1/4 (pay) x %100 (kusur) = 60.787,84 Toplam: 243.004,59 Kızı ----- yönünden: Bilinen Dönem: 728.867,05 x 1/4 (pay) x %100 (kusur) = 182.216,75 Bilinmeyen dönem: 243.151,37 x 1/4 (pay) x %100 (kusur) = 60.787,84 Bilinmeyen dönem: 1.326.280,20 x 1/2 (pay) x %100 (kusur) = 663.140,10 Toplam 906.144,69 b.) Adli Tıp Kurumunun raporunun kabul görmesi halinde; Hak Sahiplerinin pay oranlarına ve ceza dosyasındaki 28.05.2019 tarihli kusur raporuna göre sürücü ---- asli %75 kusur oranına göre ve ---- tali %25 kusur oranına göre (müteveffanın yolcu konumunda olduğu, ve kusura katkısının bulunmadığı belirtilmiştir.) ---- %75 Kusur oranına göre; Oğlu ------ yönünden 243.004,59 x %75 (kusur) = 182.253,44 Kızı ----- yönünden 906.144,69 x %75 (kusur) = 679.608,52 --- %25 Kusur oranına göre; Oğlu ---- yönünden: 243.004,59 x %25 (kusur) = 60.751,15 Kızı ------ yönünden 906.144,69 x %25 (kusur) = 226.536,17, ---- Plakalı aracın 15.11.2018 kaza tarihinde ----. Tarafından ----adına düzenlenen 09.05.2018-09.05.2019 tarihleri arasında geçerli ----- nolu Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik/ZMS) Sigortası poliçesinin sakatlık ve ölüm teminatının limiti kişi başına 360.000,00 TL. olduğu, davalı sigortacı ZMSS poliçesi düzenlenmiş olmakla, araç işleteninin hukuki sorumluluğunu üstlenmiş olduğu, hesaplanan tazminat tutarını poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak kaydıyla sigorta şirketinden talep edilebileceği, a.) Birinci seçenekte Adli Tıp Kurumunun %100 kusur oranına göre----- yönünden oranlama; ¸ a.) İkinci seçenekte Ceza dosyasındaki --- 9075 kusur oranına göre ---- yönünden oranlama; ¸ ¸ 4----- Plakalı aracın 15.11.2018 kaza tarihinde ---- Tarafından ------ adına düzenlenen 06.12.2017-06.12.2018 tarihleri arasında geçerli ---- nolu Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik/ZMS) Sigortası poliçesinin sakatlık ve ölüm teminatının limiti kişi başına 360.000,00 TL. olduğu, davalı sigortacı ZMSS poliçesi düzenlenmiş olmakla, araç işleteninin hukuki sorumluluğunu üstlenmiş olduğu, hesaplanan tazminat tutarını poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak kaydıyla sigorta şirketinden talep edilebileceği, İkinci seçenekte Ceza dosyasındaki ---- %25 kusur oranına göre ------. yönünden oranlama; ¸ 4- Huzurdaki davanın davacılarının vekili tarafından açılan davada dava tarihi 08.0.2021 tarihidir. Bu tarih itibarıyla KTK 97. Md. yürürlüktedir. Sigorta şirketi yönünden 08.02.2021 dava tarihi itibarıyla temerrüdün oluştuğu, diğer davalılar yönünden haksız fiilerde temerrüdün olay tarihi olduğu, hukuki yorumunun Yüce Mahkemenin takdirinde olduğu, 4.) Tarafların Faiz, masraf, vekâlet ücreti ve benzeri diğer taleplerinin, Muhterem Mahkemenizin takdirleri içinde kaldığı, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. Keyfiyeti yüksek mahkemenizin takdirlerine arz ederiz. Saygılarımızla," şeklinde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporu ve taraf itirazları göz önünde bulundurularak yeni bir aktüerya bilirkişiden rapor alınmasına, bilirkişinin dosya kapsamı ve tarafların itirazları da göz önünde bulundurularak rapor hazırlamasının istenilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi Aktüerya Hesap Uzmanı ---- Tarafından Sunulan 05/01/2026 Tarihli Raporda Özetle; "SONUÇ: Tüm delillerin hukuki münakaşası, her türlü hukuki tavsif, tarafların, masraf, vekalet ücreti ve benzeri diğer istemleri ile İİK Md. 67/2 kapsamına giren taleplerin takdiri ve nihai kararı tamamıyla Yüce Yargı Makamlarına ait olmak üzere; dosya incelemesi kapsamında elde edilen bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilmesi sonucunda yukarıda açıklanan nedenlerle; Rapor, tazminat talebinin hukuken oluşup oluşmadığına dair bir değerlendirme içermeyip, sadece tazminatın hesabına ilişkindir. 6754 sayılı bilirkişi kanunu 6. Maddesi kapsamında Bakanlık tarafından 07.09.2020 tarihli bilirkişilerin uyacağı rehber ilkelerin 27. Maddesi gereği (asli kusurlu, tali kusurlu, kusur oranı) tespiti Hakim yetkisindedir. 1. Talep Konusu; 15/11/2018 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazasında yolcu konumunda bulunan ------ desteğinden yoksun kalan davacı çocukları için, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik ayrı ayrı 50.000 TL olmak üzere şimdilik toplam 100,000 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile her bir davacı için ayrı ayrı 200.000 TL olmak üzere toplam 400.000 TL manevi tazminatın (manevi tazminat yönünden sigorta şirketleri hariç) kaza tarihi 15/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili talebi. 2. Talep Konusu Olay; 15/11/2018 günü saat 09.00 sıralarında ----- istikametinden ---- istikametine seyir halinde olan davalı sürücü ---- sevk ve idaresindeki --- plaka sayılı çekiciye bağlı ----- plaka sayılı yarı römorkta yüklü konteynerin sağ köşe kısmının aynı istikamette önünde yolcu indirmek için yavaş şekilde seyreden davalı sürücü ---- sevk ve idaresindeki---- plaka sayılı otobüsün sol arka köşe kısmına çarpması sonucu ölümlü trafik kazası meydana geldiği, -----Kusur Durumu; Adli Tıp Kurumu - Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 08/08/2024 tarih ----- karar numaralı raporda; A) Davalı sürücü ---- %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu, B) Davalı sürücü ----- kusursuz olduğu kanaatini bildirildiği, Taraf vekillerince kusur raporuna ve oranlarına itiraz edildiği ve hazırlanan hesap raporu sonrası da bu hususta itirazlarının bulunduğu görülmüş olsa da; Sayın Mahkemenin alınan işbu raporu kabul ederek, itirazların reddine karar verdiği görülmekle, ATK raporunda verilen görüş dahilinde --- plakalı çekici sürücüsü ----- asli ve tam kusurlu olduğunun kabulü ile işbu rapor hazırlanmış olup, 6754 sayılı bilirkişi kanunu 6. Maddesi kapsamında Bakanlık tarafından 07.09.2020 tarihli bilirkişilerin uyacağı rehber ilkelerin 27. Maddesi gereği (asli kusurlu, tali kusurlu, kusur oranı) tespiti Hakim yetkisindedir. 4. Maddi Zarar; Rapor tarihi dikkate alındığında (en son bilinen 2026 yılı asgari ücretlerle hesaplandığında); 15/11/2018 tarihinde destekçi ---- vefatı sonrasında; > Oğlu -----; toplam DYK zararının; yolcu konumunda olan müteveffanın kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığının kabulü ile davalılar ---- plakalı aracın ZMMS sigortacısı ---- araç maliki --- ve sürücüsü ------ müşterek ve müteselsilen talep edebileceği tutarın 159.641,17 TL olduğu, ancak dava dışı müteveffanın anne ve babasının maddi zararları da değerlendirmeye alındığında ve 360.000 TL azami limit dahilinde garameten hesaplaması yapıldığında davalı ---- işbu zararın 23.983,94 TL'sinden sorumlu olduğu, > Kız----; toplam DYK zararının; yolcu konumunda olan müteveffanın kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığının kabulü ile davalılar ---- plakalı aracın ZMMS sigortacısı ---, araç maliki ---- ve sürücüsü ------ müşterek ve müteselsilen talep edebileceği tutarın 538.660,42 TL olduğu, ancak dava dışı müteveffanın anne ve babasının maddi zararları da değerlendirmeye alındığında ve 360.000 TL azami limit dahilinde garameten hesaplaması yapıldığında davalı ---- işbu zararın 80.926.50 TL'sinden sorumlu olduğu, Davalı sigorta şirketi yönünden, Dava öncesi davalı sigorta şirketine ----. Noterliğinin ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile başvuruda bulunulduğu, ancak genel şartlarda belirtilen ve hesaplamada dikkate alınacak tüm belgelerin gönderilip gönderilmediği hususunun dosyada mübrez belgelerden tespit edilemediği, Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih----Sayılı ilamında ayrıntılı olarak açıklanmış olmakla, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (sigortalı araç çekici- ticaridir) talep edilebileceği, diğer davalılar araç sürücüsü ve işleteni yönünden temerrüt tarihinin ve faiz türünün hukuki takdirinin Yüce Mahkemeye ait olduğu (Müteveffanın içinde bulunduğu------ plakalı halk otobüsü sürücüsünün kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığının ATK- Trafik ihtisas Dairesi tarafından düzenlenen kusur raporunda belirtilmiş olmakla, diğer davalılar yönünden davanın konusu kaldığından söz edilebileceğinin hukuki takdiri elbette Yüce Mahkemenindir.) Yukarıda yapmış bulunduğum açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi neticesi, 6100 sayılı HMK'nın md. 279/4 ve md 266/c.2 ahkamıyla 6754 sayılı Kanun'un md. 3/3 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Yargı Makamına ait olmak üzere, görüş ve kanaatlerimi saygılarımla tetkike arz ederim." şeklinde görüş bildirmiştir.Davacı vekili 06.03.2026 tarihli HMK 107/2 maddesi uyarınca talep artırım dilekçesinde özetle; Açıklamalar : Mahkeme tarafından taraflarına talep artırım dilekçesi sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmiştir. Davanın talep sonucunu HMK 107 uyarınca arttırdıklarını, Müvekkili ------ için başlangıçta talep edilen 50.000.- TL'yi fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 159.641,17 TL'ye arttırdıklarını, işbu miktarın -----müşterek ve müteselsilen tahsilini ancak davalı------ işbu zararın 23.983,94 TL'sinden sorumlu tutulmasına ve sigorta şirketi yönünden faizin dava tarihi olan 08.02.2021 tarihinden itibaren tahsiline, diğer davalılar için ise olay tarihi olan 15.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini arz ve talep ederiz. ------ için başlangıçta talep edilen 100.000.-TL'yi fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 538.660,42 TL'ye arttırdıklarını, işbu miktarın -- müşterek ve müteselsilen tahsilini ancak davalı .----- işbu zararın 80.926,50 TL'sinden sorumlu tutulmasına ve sigorta şirketi yönünden faizin dava tarihi olan 08.02.2021 tarihinden itibaren tahsiline, diğer davalılar için ise olay tarihi olan 15.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini arz ve talep ederiz. Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak sundukları kısmi destekten yoksun kalma talepleri, bilirkişi raporu doğrultusunda aşağıdaki şekilde artmıştır. Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Dava Değeri (Kısmi): [150.000,00] TL Artırılan Miktar : [548.301,59] TL Toplam Değeri : [698.301,59] TL Artılan miktar olan 548.301,59TL'nin tamamlama harcı yatırıldığından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taleplerinin kabulü ile destekten yoksun kalma tazminatının; ---- için 159.641,17 TL'nin; ---- müşterek ve müteselsilen tahsilini ancak davalı ------ işbu zararın 23.983,94 TL‘sinden sorumlu tutulmasına ve sigorta şirketi yönünden faizin dava tarihi olan 08.02.2021 tarihinden itibaren tahsiline, diğer davalılar için ise olay tarihi olan 15.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, ---- için 538.660,42 TL'nin -----müşterek ve müteselsilen tahsilini ancak davalı ---- işbu zararın 80.926,50 TL'sinden sorumlu tutulmasına ve sigorta şirketi yönünden faizin dava tarihi olan 08.02.2021 tarihinden itibaren tahsiline, diğer davalılar için ise olay tarihi olan 15.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Talep artırım dilekçesi davalı -- ve davalılar vekillerine tebliğ edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı ölüm sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.15/11/2018 günü saat 09.00 sıralarında --- üzerinde ----- istikametinden ---- istikametine seyir halinde olan davalı sürücü --- sevk ve idaresindeki ---- plaka sayılı çekiciye bağlı---- plaka sayılı yarı römorkta yüklü konteynerin sağ köşe kısmının aynı istikamette önünde yolcu indirmek için yavaş şekilde seyreden davalı sürücü ---- sevk ve idaresindeki----- plaka sayılı otobüsün sol arka köşe kısmına çarpması sonucu ölümlü trafik kazası meydana geldiği, kaza sonucu----- öldüğü, ceza yargılamasında alınan raporlarla da uyumlu Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 08/08/2024 tarih ve ---- sayılı raporuna göre; davalı sürücü -----olay yerinde gündüz vakti seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, aynı istikamette önünde seyreden araçların seyir durumunu göz önünde bulundurarak seyrini sürdürmesi, önünde yavaşlayan araca çarpmadan önce zeminin ıslak olduğunu ve yönetimindeki aracın yük durumunu dikkate alarak etkili ve uygun tedbir alması gerekirken bu hususlara riayet etmeyip sevk ve idaresindeki çekiciye bağlı yarı römorkta yüklü konteynerin aynı istikamette önünde yavaş seyreden otobüse çarptığı olayda %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ----- yönetimindeki araçla yolcu indirmek için yolun sağ tarafında yavaş şekilde seyrettiği sırada sevk ve idaresindeki otobüse aynı istikamette geriden gelen aracın çarptığı kaza üzerine etken kusurlu davranışı bulunmadığından kusursuz olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, davacılar ----ve ---- müteveffa ------ çocukları olduğu, ölüm sebebiyle destekten yoksun kaldıkları, müteveffa ---- kaza tarihinde çalışmadığı ve hesaplamanın asgari geçim indirimi eklenmeksizin net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, alınan 05/01/2026 tarihli aktüerya bilirkişi raporuyla davacıların destekten yoksun kalma tazminat miktarlarının hesaplandığı anlaşılmıştır. Olayda uyuşmazlık, haksız fiilden kaynaklanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Sorumluluk Genel olarak başlıklı 49 ncu maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." hükmünü düzenlemiştir. Haksız fiil faili, ---- plakalı araç sürücüsü davalı ------ olup TBK 49 ve devamı maddeleri uyarınca başkasına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu başlıklı 85 nci maddesi "(Değişik birinci fıkra: 17/10/1996-4199/28 md.) Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmünü düzenlediği, bu hükme göre ---- plakalı araç sahibi davalı ---- da kural olarak araç maliki sıfatıyla haksız fiil failiyle birlikte verilen zarardan sorumludur. Davalı --- Şirketi ----- plakalı aracın 06/12/2017-2018 tarihleri arasında geçerli olan Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Poliçesi düzenleyen sigortacısı olduğundan araç sürücüsünün kusuru ve 360.000,00 TL kişi başı teminat limitiyle sorumludur. --- plakalı araç sürücüsü davalı --- kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığından davalı ----- plakalı araç maliki ---Şirketi ve ----- plakalı aracın Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Poliçesi düzenleyen sigortacı davalı ------ Şirketi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili tarafından 06/03/2026 tarihli talep artırım dilekçesinde davalılar ----, Şirketi yönünden talep artırımda bulunulduğu, davacı ---- yönünden 159.641,17 TL (davalı ----- Şirketi'nden sorumlu olduğu 23.983,94 TL) ve davacı -- yönünden 538.660,42 TL (davalı ----- Şirketi'nden sorumlu olduğu 80.926,50 TL) destekten yoksun kalma tazminatı talebi yönünden davanın kabulüne, ---- plakalı araç sürücüsü kusursuz bulunduğundan davalılar ---Şirketi ve ----- Şirketi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Kazaya karışan ---- plakalı araç ticari araç olduğundan avans faiz uygulanmıştır. Davalı ----Şirketi bakımından temerrüt tarihi dava tarihi olan 08.02.2021, davalılar --- ve ----- yönünden ise kaza tarihi olan 15.11.2018 tarihinin temerrüt tarihi olduğu tespit edilmiştir. TBK'nun Manevi tazminat başlıklı 56 ncı maddesi "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmünü düzenlemiştir. Maddeye göre hâkim bir kimsenin ölümü hâlinde, olayın özelliklerini göz önünde tutarak ölenin yakınlarına da uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Bu para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, ölenin yakınlarında, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Ölenin yakınlarının zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve --- sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Yukarıda anlatılan ölçütler göz önüne alınarak davacıların duyduğu acı ve elem, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş şekli, müteveffanın yaşı, davalı ----plakalı araç sürücünün kusur oranı göz önünde tutularak olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun olarak, davacıların manevi tazminat taleplerinin davalılar --- yönünden kabulüne, ---- plakalı araç sürücüsü kusursuz bulunduğundan davalılar ---- Şirketi yönünden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1-a) Davacı ----- için; 159.641,17-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ---- Şirketi'nden (Davalı ----- Şirketi poliçedeki sakatlık ve ölüm teminat miktarından garameten tespit edilen 23.983,94 TL ile sınırlı olarak sorumlu olmak kaydıyla) davalılar---- yönünden kaza tarihi olan 15.11.2018 tarihinden itibaren, davalı ------ Şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 08.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ----- verilmesine, b) Davacı ---- için; 538.660,42-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar -----Şirketi poliçedeki sakatlık ve ölüm teminat miktarından garameten tespit edilen 80.926,50 TL ile sınırlı olarak sorumlu olmak kaydıyla) davalılar ----- yönünden kaza tarihi olan 15.11.2018 tarihinden itibaren, davalı ------ Şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 08.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı----verilmesine, c) Davalılar------Şirketi yönünden maddi tazminat davasının REDDİNE, 2- a) Davacı ---- için; 200.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 15.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ---- ve ---- alınarak davacı --- verilmesine, b) Davacı ----- için; 200.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 15.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ---- ve ---- alınarak davacı ----- verilmesine, c) Davalılar------ Şirketi yönünden manevi tazminat davasının REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereği; maddi tazminat talebi yönünden alınması gereken 47.700,98 TL karar ve ilam harcı ile manevi tazminat talebi yönünden alınması gereken 27.324,00 TL karar ve ilam harcı toplamı 75.024,98 TL harcın peşin ve tamamlama harcı toplamı 11.954,25 TL harçtan mahsubu ile bakiye 63.070,73 TL harcın davalılar ----- Şirketi'nden (davalı ---- Şirketi 9.475,53 TL'sinden sorumlu) müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacılar tarafından yapılan peşin ve tamamlama harcı toplamı 11.954,25 TL masrafın davalılar -------Şirketi 1.795,97 TL'sinden sorumlu) müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 5-Maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden davacı tarafça yapılan başvurma harcı, posta gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 20.635,30 TL yargılama giderinin davalılar---- Şirketi'nden (davalı ---- Şirketi 3.100,18 TL'sinden sorumlu) müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 6-Davalı ------ tarafından yapılan masrafın üzerinde bırakılmasına, 7-Maddi tazminat talebi yönünden; Davacı ----- kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ---- verilmesine, 8-Maddi tazminat talebi yönünden; Davacı ------ kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 86.185,67 TL vekalet ücretinin davalılar -----Şirketi 12.948,24 TL'sinden sorumlu) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ---- verilmesine, 9-Maddi tazminat talebi yönünden; Davalılar ------Şirketi kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 vekalet ücretinin davacı ----- alınarak davalılar ----- Şirketi'ne verilmesine, 10-Maddi tazminat talebi yönünden; Davalılar -----Şirketi ve ------ Şirketi kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 vekalet ücretinin davacı ---- alınarak davalılar --- Şirketi'ne verilmesine, 11-Manevi tazminat talebi yönünden; Davacı ------ kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ---- müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ------ verilmesine, 12-Manevi tazminat talebi yönünden; Davacı--- kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ---- müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ----- verilmesine, 13-Manevi tazminat talebi yönünden; Davalı ----- Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 vekalet ücretinin davacı ---- alınarak davalı ----Şirketi'ne verilmesine, 14-Manevi tazminat talebi yönünden; Davalı ------Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 vekalet ücretinin davac---- alınarak davalı ------ Şirketi'ne verilmesine, 15-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılar , --- ve ---- Şirketi'nden (davalı -/---- Şirketi 198,31 TL'sinden sorumlu) müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 16-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,Dair, davacılar vekili, davalı--- vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.