SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/968 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/968

Karar No

2026/458

Karar Tarihi

6 Mayıs 2026

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/968
KARAR NO : 2026/458

DAVA : İflas (Doğrudan Sermaye Şirketleri İle Kooperatiflerin İflası (İİK 179))
DAVA TARİHİ : 22/10/2025
KARAR TARİHİ : 06/05/2026 Mahkememizde görülmekte olan İflas (Doğrudan Sermaye Şirketleri İle Kooperatiflerin İflası (İİK 179)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ----- Markası adı altında ticari faaliyetlerini yürüten Müvekkili Şirket.-----. gelinlik ve abiye sektöründe 14 yıldır faaliyet gösteren bir mağazalar zinciri olup, Mağazalarında gelinlikten abiyeye aksesuardan ayakkabıya birçok farklı ürün grubu satışa sunulmakta olduğunu, müvekkili Şirket 2018 yılından itibaren -----, %100 hissedarı konumundaki şirketten herhangi bir finansal destek almaksızın kendi kendine yeterli şekilde faaliyet göstermek durumunda kalmış, 2018 yılından itibaren finansal desteğin sona ermesiyle birlikte mağaza sayısı 2019 yılı itibarıyla 13'e düşmüş, 2021 yılında ise geçirilen Covid sürecince 2 mağaza daha kapatılarak 11 mağaza olarak faaliyetine devam etmiş olduğunu, COVID-19 Pandemisi sürecinin sonunda şirket, kapatılan mağazalardan kalan stokları kullanarak ve devlet desteklerinden yararlanarak faaliyetlerini sürdürmüş, 2024 yılı Mayıs ayında yaşanan iş hacmindeki ani düşüş sebebi ile Mayıs - Eylül 2024 döneminde yaklaşık 2 milyon Amerikan doları tutarında satış kaybı yaşamış, Şirket, bu süreçte nakit dengesini koruyabilmek amacıyla düşük sezon döneminde 3 mağazasını kapatmış, böylece düşük karlılıkta mağazalar kapanmış ve stokları diğer mağazalar gönderilebilmiş olduğunu, 2024 senesinde yaşanan faiz artırımları, satın alma yönündeki müşteri taleplerinin düşmesi ve kredi kartı faizlerinin artması sebebiyle şirketin müşterilerine sunduğu kredi kartı taksitlerinin 6'da tutabilmesini imkansız hale getirmiş ve 3'e çekilmesine sebebiyet vermis, Ürünün doğası gereği ortalama satış fiyatı yüksek kalemler olan ürünlerde taksit sayısının düşmesi satışları olumsuz yönde etkilemiş, Satış düşüşü ise nakit akışında ciddi sıkıntılara yol açmış, Bununla birlikte gümrük vergilerindeki artış maliyetleri olumsuz etkilemiş, en az zararla çıkabilmek için yapılan fiyat artışları satışa olan ilgiyi azaltmış olduğunu, aynı dönemde firmanın önemli bir müşteri kaynağı olan turist müşterilerin bir önceki yıla oranla %30 oranında düşüş göstermesi satışlardaki bir diğer kayıp nedeni olup, Müvekkili şirket son Dönem piyasalarda yaşanan durgunluktan dolayı hedeflediği satışları gerçekleştirememiş, bu nedenle şirkete nakit kaynak girişinde ciddi azalma gerçekleşmiş olduğunu, ekte sunulu 2025 sürecine ilişkin mali verilerin incelenmesi neticesinde görüleceği üzere Müvekkili şirketin borca batık durumda olup, Öyle ki, 30/09/2025 tarihli bilançoya göre şirketin pasifleri 128.839.157,07 TL yi gösteriyorken aktif varlıklar toplamı 83.588.863,57 TL seviyesinde kalmış olup, arada 45.250.294 TL tutarında olumsuz fark oluşmuş olduğunu, işbu sebeple mahkemeden Müvekkilinin iflasını talep etme gereği doğduğunu, İflas Sebepleri Oluşmuş, TTK m. 376/3 ve İK m. 178 uyarınca müvekkili şirketin iflasına karar verilmesi gerekmekte olduğunu, müvekkili şirketin son ara dönem bilanço ve ekli mali verileri uyarınca, öz sermaye tutarı eksi değere düşmüş, aktif toplamı, pasif borçlarının tamamını karşılamaya yetersiz kalmış ve şirket borca batık hale gelmiş, Nitekim ekli yönetim kurulu kararı ile de; kısa ve uzun vadeli yabancı kaynakların toplamının, dönen ve duran varlıkların toplamını aştığı; nakit akışının sürdürülebilir olmadığı; vadesi gelen borçların, olağan faaliyet gelirleriyle ve paraya çevrilebilir varlıklarla karşılanamadığı açıkça ortaya konulmuş olduğunu, bu kapsamda, alacaklıların tamamına eşit işlem yapılabilmesini temin etmek amacıyla şirketin kendi iflasını talep etmesi kaçınılmaz hale gelmiş, Bilindiği üzere, (“TTK”) Md.376 uyarınca sermaye kaybı ve borca batıklık hâllerinde yönetim organının mahkemeye başvurarak durumu bildirme ve gerekli önlemleri alma yükümlülüğü bulunmakta olup, müvekkili şirketin, anılan yükümlülüğün bir gereği olarak huzurdaki başvuruyu yapmakta olduğunu, uzun yıllardır süregelmekte olan finansal darboğaz ve bu finansal yapıdan kurtulmak adına oluşturulabilen bir sistem bulunamadığından, içinde bulunulan durumun yalnızca geçici bir likidite sıkışıklığı olmayıp kalıcı nitelikte bilanço esaslı bir borca batıklık olduğu sabit olup, öyle ki müvekkili şirket mevcut durumda banka hesabındaki haciz ve blokajlar nedeni ile mağaza operasyonlarını dahi yürütemez hale gelmiş ve tüm mağazalarını kapatmak zorunda kalmış olduğunu, müvekkili şirketin faaliyetlerini sürdürmesi, varlıkların erozyonuna ve alacaklılar arasında telafisi güç eşitsizliklere yol açacak olduğundan, iflas talebinde bulunulmakta olup “kamu düzenine” ilişkin olan huzurdaki davada, mahkemece iddialarının doğruluğuna ilişkin araştırmanın re”sen yapılarak tespitinin elzem olduğunu, şirketin borca batık olduğu, mali tablolar ile sabit olup anılan durumda iflas kararı verilmesinin kanunun emredici hüküm olduğunu, İflas kararı verilmedikçe, Müvekkil Şirket aleyhine ferdi takiplerin sürmesi ve bankalardaki blokajlar nedeniyle işletme sermayesinin tamamen kilitlenmesi, malların parça parça elden çıkmasına ve alacaklılar arasında fili imtiyaz yaratılmasına yol açacak olduğunu, iflasın açılmasıyla birlikte tasfiye süreci çerçevesinde eşit İşlem ilkesi işletilecek, teminatlı/teminatsız alacakların kanuni sıralaması korunacak ve tasfiye masasına maksimum kıymet kazandırılacak olduğunu ileri sürerek, müvekkili şirketin iflasına karar verilmesini, tasfiye işlemlerinin mevzuata uygun şekilde yürütülmesini, adli yardım taleplerinin kabulü ile harç ve giderlerin devlet hazinesi 'nden karşılanmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlığın davacı şirketin iflas talebinin yerinde olup olmadığı, noktasında toplandığı anlaşıldı. Davacı vekilinin adli yardım talebi kısmen kabul edilerek; harçlar, iflas avansı ve Basın ilan ve ---- gazetesi ilan masrafı yönünden kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. İflas avansının yatırıldığı, --- yazılan müzekkereye cevap verildiği, ---. Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan müzekkereye cevap verildiği, İİK'nun 166. maddesindeki usule göre ilanların hazırlandığı, ----- Gazetesi ve Basın İlan Kurumu aracılığı ile yayınlandığı, bilirkişi raporunun alındığı görülmüştür. ------ Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 03/11/2025 tarihli yazısından, şirketin adresinin “------, sermayesinin 22.630.000,00TL olduğu, ana sözleşmesinin 21/05/2010 tarihinde tescil edildiği, şirketin son tescil tarihinin 10/10/2025 olduğu tespit edilmiştir. Doğrudan iflas şartlarının mevcut olup olmadığı hususunda davacı şirketin tüm malvarlığı ile ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 04/05/2026 tarihli raporda; "İlgili alanda uzman bilirkişiler eliyle borçlunun malvarlığı üzerinde yapılan kıymet takdiri sonucunda belirlenen muhtemel satış fiyatları üzerinden hazırlanan ara bilanço uyarınca borçlu Şirketin 92.371.737,61 TL borca batık durumda bulunduğu; bir sermaye şirketi niteliğinde bulunan borçlu bakımından tespit edilen borca batıklık durumunun bir doğrudan doğruya iflas sebebi olduğu; borçlunun usulüne uygun yönetim kurulu kararı ile iflasını istediği; borçlunun iflasına karar verilmesi şartlarının oluştuğu" kanaatinin bildirildiği görülmüştür.İİK'nın 178. ve 179. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için şirketin borca batık durumda olması gerekir.Aciz hali borçlunun ödeme araçlarından yoksunluğu nedeniyle, derhal ödemesi gereken para borçlarını ödemek konusundaki yeterli ekonomik imkana sahip olmamasıdır. Borca batıklık ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Borçlunun aciz haline kadar ağır olursa olsun (İİK'nın 178/III deki durum olmadıkça) kendi iflâsını isteyen borçlu, aciz halinde bulunduğunu ispat etmek zorundadır. İflas talebi üzerine mahkemece bilirkişi incelemesi yapılarak iflas talebinin yerinde olup olmadığı belirlenir. Borca batıklığın tespiti için TTK'nın 324. maddesi uyarınca bir borca batıklık bilançosu hazırlanmalıdır. Uygulanması gereken TTK'nın 324. maddesine göre borca batıklık bilançosunda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço üzerinde mahallinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Borca batıklık, TTK’nın 324. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerine ve İİK’nın 178/1. madde ve fıkrasında belirtilen alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tespit edilebilecek diğer borçların tutarına göre belirlenmelidir. Borca batıklıktan kurtulma ise tüm borçların ödenmesi anlamına gelmeyip, aktifin pasiften fazla olmasını ifade eder. Bir sermaye şirketinin borca batıklık bildiriminde bulunarak iflâsını istemesi halinde, bu durumun mahkemece re’sen tespiti gerekir. Bu tespitin yapılmasında, davacının sunduğu delillere ek olarak, mahkemece gerekli görülen diğer delillerin toplanması, bu kapsamda ilgisi görülen kamu kurumlarından alınacak bilgiler, yapılacak keşif ve mahkemece atanacak bilirkişilerce düzenlenecek raporlar da değerlendirilmelidir. Borca batıklığın tespitinde sadece davacının kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerlerine de özellikle bakılmalı, bu noktada, konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulmalıdır. Dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir. Açıklanan durum karşısında davacı şirketin mevcut kayıtları; mahkemece ulaşılabilecek tapu, trafik, banka, vergi daireleri, sanayi ve ticaret odaları, ticaret sicil kayıtları gibi hakkında bilgi alınabilecek belgeler ve müdahillerin sunacakları bilgi ve belgeler, varlık kalemlerinin rayiç değerlerine ilişkin uzman (teknik) bilirkişi görüşleri ve somut olay bakımından özellik arz edebilecek diğer veriler toplandıktan sonra, konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden alınacak teknik, detaylı ve denetime elverişli rapor sonucuna göre borca batıklığın yukarıda gösterilen ilkeler çerçevesinde tespiti ile varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Bilindiği üzere bir tacir iki halde doğrudan doğruya, takipsiz olarak kendi iflasını isteyebilir. Bu haller yukarıda da anlatıldığı gibi İİK.m.178 ve m.179'da düzenlenmiştir. İİK.m.178 genel olarak bütün tacirler için geçerli iken, İİK.m.179 sadece sermaye şirketlerine uygulanabilir. İİK.m.178'e göre borçlu tacir "aciz halinde bulunduğunu" ileri sürerek kendi iflasını isteyebilir. İİK.m.179'a göre ise bir sermaye şirketi "pasifinin aktifinden fazla olduğunu-borca batık olduğunu" iddia ederek kendi iflasını isteyebilir, hatta istemek zorundadır.Bir sermaye şirketi borca batık olması halinde, yönetim kurulu durumu mahkemeye bildirmeye yalnızca yetkili değil, aynı zamanda mecburdur. Çünkü, bir şirketin borca batık olması halinde bu durumun kamu düzenini ilgilendiren bir durum olduğu kabul edilerek emredici hükümlerle bu durumdaki şirket ve kooperatiflerin idare ve temsil ile görevlendirilmiş olan organlarına durumu mahkemeye bildirerek şirketin iflasını isteme görev ve yetkisi verilmiştir. Somut olayda, davacı şirket vekili, şirketin pasifinin aktifinden fazla olduğunu, mali durumunu düzeltmesi imkanı bulunmadığını ileri sürerek, doğrudan doğruya iflaslarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dosya ve davacı şirketin ticari defterleri üzerinde yaptırılan incelemeler neticesinde bilirkişi kurulunca davacı şirketin TTK 376/3.maddesi çerçevesinde aktiflerin muhtemel satış fiyatı esasına göre rayiç değerler yönünden borca batık durumda olduğu tespit edilmiştir. Kayden borca batık olduğu görülen şirketin salt bu durumu, tek başına iflâs kararı vermeye yeterli değildir. Böyle bir durumda alacaklılara sermaye şirketinin borca batıklık iddiasının gerçek olmadığını kanıtlama olanağını vermek amacıyla iflas talebinin İİK.'nın 166. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmesi ve bu ilandan sonra itiraz edenlerin itirazları değerlendirilerek mahkemece iflas koşullarının oluşup oluşmadığının re'sen araştırılarak varılan sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemenin şirketin gerçek olmayan hukuki muamelelerle borca batık hale geldiği ve kötü niyetli olarak kendi iflasını isteyip istemediği hususunu re'sen araştırması gereklidir. Dosyadaki deliller çerçevesinde davacı şirket yönünden iflâs isteminin kötü niyetli olmadığı, fiktif işlemlerin bulunmadığı tespit edilmiş olup buna göre davacı şirketin pasiflerinin aktiflerinden fazla olduğu,borç ödemeden aciz halinde bulunduğu, İİK'nın179. maddesi kapsamında borca batıklık nedeniyle ve İİK'nın 178. maddesi uyarınca da aciz nedeniyle doğrudan doğruya iflas koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davacı şirketin iflâsına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulü ile ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ----- sicil sırasında kayıtlı ---- Şirketi'nin bugün yani 06/05/2026 Saat 11:00 itibari ile İFLASINA, 2-İflas avansının iflas müdürlüğüne aktarılmasına, 3-İflas müdürlüğüne derhal müzekkere yazılmasına, 4-İlanların iflas müdürlüğünce yapılmasına, 5-Davacı adli yardımdan yararlanmış olması nedeniyle harç alınmasına yer olmadığına, 6-Davacının tarafından adli yardımdan yararlanılmış olması nedeniyle alınması gereken 732,00 TL başvurma harcı, 732,00 TL peşin harç ve suç üstü ödeneğinden karşılanan 53.000,00 TL iflas avansı, 7.923,30 TL yargılama giderinin iflas masasında dikkate alınarak tahsil edilmesi için harç tahsil müzekkeresi düzenlenerek vergi dairesine bildirimde bulunulmasına, 7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Adli yardım kapsamında dosyaya yatırılan 63.000,00 TL'den bakiye 2.076,70 TL gider avansının Mal Müdürlüğü hesabına iadesine, 9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ile müdahale talebinde bulunan vekillerin yüzüne karşı, , kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.