SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/397 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/397

Karar No

2026/401

Karar Tarihi

8 Mayıs 2026

T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/397 Esas KARAR NO : 2026/401 Karar DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/06/2025 KARAR TARİHİ : 08/05/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin 02/06/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2008'den bu yana düğün.com portalı üzerinden düğün sektöründe faaliyet gösteren işletmelere yıllık hizmet bedeli karşılığında internet üzerinden tanıtım ve reklam hizmeti verdiğini, bu kapsamda davalıya ait “... ...” işletmesinin portalda reklam ve ilanının yayınlanması için 14.09.2021 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında davalıdan toplam 26.520,74 TL ödeme alındığını ancak bakiye ödemelerin yapılmaması üzerine alacağın tahsili için .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının yetkiye, borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu, zorunlu arabuluculuk sürecinin 11.12.2024 tarihinde başladığını ve 03.01.2025 tarihli son tutanakla anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek huzurdaki davayı açmak zorunda kaldıklarını; alacağın sözleşmeye, sözleşme sonrasında davalı adına düzenlenen e-faturalara, verilen internet reklam/tanıtım hizmetine ve cari hesaba dayandığını, sözleşmenin 12 aylık taahhütlü üyelik sözleşmesi olduğunu, taahhüt süresinde ödeme yapılmaması /üyeliğin iptali gibi hâllerde katılım bedeli ile taahhüt kapsamında sağlanan indirimlerin toplamının ayrıca fatura edileceğinin sözleşmede düzenlendiğini ve davalıya bu kapsamda ayrıca fatura edildiğini, sözleşmenin 11.9 maddesi uyarınca davalının ...'un defter ve muhasebe kayıtlarının kesin delil olduğunu kabul ettiğini, sözleşme sonrası davalı işletmesi için dugun.com'da “Düğün Salonları” kategorisinde sayfa oluşturularak reklam ve tanıtım hizmetine başlandığını ve ilgili sayfa linki ile görsellerin sunulduğunu, sözleşmenin doğası gereği iş/ görüntülenme/teklif garantisi verilmediğinin 4.7 maddesinde açıkça düzenlendiğini, buna rağmen davalı işletmenin sayfasının sözleşme süresince 15.573 kullanıcı tarafından ziyaret edildiğini ve 834 fiyat teklifi talebi oluştuğunu, davalının bu tekliflerin çoğuna dönüş yaptığını, ayrıca ... aramalarında davalı işletme adına hazırlanan sayfanın üst sıralarda çıktığını, taraflar arasındaki ilişkinin ticari iş olduğunu ve talep edilen faizin ticari işlerde uygulanan avans faizi niteliğinde bulunduğunu, müvekkilin tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine rağmen davalının ödemeleri yapmadığını ve itirazın haksız/kötü niyetli olduğunu ileri sürerek; .... İcra Müdürlüğü 2024/... Esas sayılı takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilerek, alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatına ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin 24/06/2025 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın ... ... Hizm. A.Ş.'nin ... sitesi üzerinden sağladığı reklam/tanıtım aracılığı hizmeti karşılığı tahsil edilmesi istenen bedel olduğunu, bu hizmetin alıcısının “... ... ortaklığı” olduğunu, bu nedenle borçtan sorumluluğun adi ortaklığa ait bulunduğunu ve müvekkilin borç yönünden sorumluluğu olmadığını; müvekkilin 14.06.2022 tarihinde noter huzurunda düzenlenen devir sözleşmesiyle ortaklıktan ayrıldığını, Mahkemenin ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazdığı müzekkere cevabıyla da müvekkilin 18.02.2016-15.06.2022 tarihleri arasında ortak olduğunun ve sonrasında ayrıldığının netleştiğini, ortaklıktan ayrıldıktan sonra durumu davacı şirkete müşteri hizmetleri aracılığıyla bildirdiğini ve kredi kartından çekilen abonelik ücretinin iptalini talep ettiğini ancak iptalin yapılmadığını, bunun üzerine kredi kartını iptal ederek ödemeyi durdurduğunu, sonrasında davacıya yeni yetkilinin iletişim bilgilerini verdiğini; davacının sunduğu hesap özetinde 2024 yılında birden fazla kredi kartı ödemesi bulunduğunu ve bu ödemelerin ortaklardan birinin kartıyla yapıldığını öğrendiklerini, müvekkilin ayrılmasından sonra iki yılı aşkın süre davacı ile adi ortaklık arasındaki ilişkinin devam ettiğini ve ödemelerin adi ortaklıkça yapıldığını, buna rağmen müvekkilin davaya taraf yapıldığını, bu nedenle müvekkil yönünden husumet yokluğu bulunduğunu ve davanın reddi gerektiğini, davacının sürekli 14.09.2021 tarihli sözleşmeye dayandığını ancak müvekkilin bu sözleşmeyi kesinlikle imzalamadığını, Mahkeme imzalı örneğin sunulmasını istediğinde davacının belgenin e-imza ile imzalandığını ileri sürdüğünü, oysa müvekkilin hiçbir zaman e- imzası bulunmadığını, e-devlet üzerinden yapılan sorguda da müvekkil adına nitelikli elektronik sertifika bulunmadığının görüldüğünü ve BTK sorgu çıktısının dosyaya sunulduğunu, bu nedenle e-imza ile imza iddiasının mümkün olmadığını ve dayanak gösterilen sözleşmenin yok hükmünde sayılması gerektiğini; sözleşmedeki imzanın, müvekkilin daha önce imzaladığı yıllık abonelik sözleşmesi ya da kredi kartı ödeme izninden görüntü alınarak yapıştırılmış olabileceğini düşündüklerini, müvekkilinin şirket yetkilisi olduğu dönemde her yıl mart ayında yeni koşulları görüşüp sözleşme imzaladığını, en son 02.03.2021 tarihinde yıllık 5.900 TL bedelli sözleşme yaparak kredi kartı mail order formu doldurduğunu, bu belgelerde müşteri adının “... ...” olarak yer aldığını ve adi ortaklık kaşesinin bulunduğunu, buna rağmen altı ay sonra aylık 699 TL * KDV gibi daha yüksek bedelli yeni bir sözleşmeyi imzalamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu; ayrıca 02.03.2021 tarihli sözleşmenin belirli süreli olduğunu ve uzatma hükmü içermediğini, sürenin sonunda kendiliğinden sona ermesi gerektiğini, tarafların fiilen devam etmesi halinde dahi müvekkilin ortaklıktan ayrıldığı, yeni yetkili bilgileri ve ödemelerin ortaklıkça yapıldığı dikkate alındığında müvekkilin sözleşmeye taraf sayılamayacağını, sadece cari hesapta adının yer almasının müvekkili borçlu yapmayacağını, davacı şirketin yeni yetkili ile iletişimi sürdürdüğünü, yeni yetkiliyle sözleşme ve ödeme formu yapılmış olabileceğini, bu evrakların davacıdan celbini; ayrıca müşteri hizmetleri görüşmelerinin kayıt altına alındığını belirterek bu görüşme kayıtlarının da dosyaya kazandırılmasını talep etmiş, borcun 2024 yılına ait olması karşısında müvekkilin yetkisinin 2022'de sona erdi bu nedenle TTK/TBK kapsamında borçtan sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek müvekkili hakkında açılan itirazın iptali davasının reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: -....İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı dosyası Uyap kayıtları, -Mali Müşavir ...'in sunduğu 22/01/2026 tarihli bilirkişi raporu, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, takip talebine itirazın iptaline ilişkindir. İİK m.67’de "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir" hükmüne yer verilmiştir. Davaya konu ....İcra Müdürlüğü'nün 2024/... esas sayılı dosyası celp edilmiş, incelenmesinde; Alacaklısının ... ... A.Ş. olduğu, borçlusunun ... olduğu, takip konusu alacak miktarının 19.599,84TL, takibin ilamsız icra yoluyla takip olduğu, ödeme emrinin borçluya 23/11/2024 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, borçlunun İcra Müdürlüğü'ne 29/11/2024 havale tarihinde ve süresinde itiraz dilekçesini sunmuş olduğu ve takibin İİK m.66 gereğince durdurulduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce re'sen görevlendirilen Mali Müşavir ... tarafından hazırlanan 22/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Sayın Mahkemenin 20/10/2025 tarihli ara kararı doğrultusunda, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile celbedilen kayıtlar üzerinden yapılan incelemede; huzurdaki uyuşmazlığın, davacı ... ... A.Ş. tarafından “cari hesap, fatura ve sözleşme” dayanak gösterilerek başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, takip tarihinin 13/11/2024 olduğu, takipte 19.599,84 TL asıl alacağın tahsilinin talep edildiği, yerinde inceleme yetkisi kapsamında davacıdan temin edilen 2023-2024 dönemine ait e-defter ve beratlarının yasal süresi içinde oluşturulduğu ve GİB'e yüklenerek onaylarının alındığı; HMK m.222/2 ve ilgili e-defter mevzuatı kapsamında şekli yönden usulüne uygun tutulduğu tespit edilmiş, davalı tarafça yasal defter ibraz edilmediği, davacı yasal defter ve cari hesap kayıtlarına göre davalı hesabının 120.04.025099 Alıcılar hesabında takip edildiği; 2023 yılı içinde yapılan havale ve kredi kartı tahsilatları ile 2024 yılı Şubat ayına kadar devam eden kredi kartı ödemelerinin cari hesaptan mahsup edildiği, buna rağmen 2024 yılı içinde 16/01/2024-16/08/2024 tarihleri arasında düzenlenen 8 adet fatura bedelinin tamamen tahsil edilememesi nedeniyle, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 19.599,84 TL alacaklı göründüğü, dosya kapsamında, davacı tarafça 14/09/2021 tarihli sözleşmenin portal üzerinden onaylandığı/elektronik yöntemle imzalandığı ileri sürülmekte ise de, sözleşmenin elektronik imza veya benzeri bir teknik yöntemle imzalanıp imzalanmadığının tespiti mali inceleme uzmanlık alanı dışında olduğundan, gerek görülmesi halinde bilişim elektronik imza konusunda uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılması hususunun Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, davalı tarafça işyerinin terk edildiğinin ve davacı müşteri hizmetleri aracılığıyla bilgilendirildiğinin ileri sürüldüğü, ancak dosyada bu görüşmelere ilişkin somut kayıt/belge bulunmadığı,..." yönünde kanaat bildirilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 49.maddesi hükmüne göre tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar. Aynı kanunun 50. maddesi hükmüne göre de organları, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar ve organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar. Bu hukuksal olguların sonucu olarak tüzel kişinin organı niteliğindeki yöneticilerin, tüzel kişi adına ve yararına işledikleri haksız fiillerden dolayı zarar gören üçüncü kişilere karşı tüzel kişi ile birlikte Borçlar Kanununun 41 ve Türk Medeni Kanunu'nun 50/3.maddesi hükmüne göre haksız fiil faili olarak sorumlu tutulmaları gerekir. Buna göre; tüzel kişinin ve organlarının sorumluluk türünün Borçlar Kanunu'nun 51. maddesi hükmünde düzenlenen zincirleme (müteselsil) sorumluluk olacağı kuşkusuzdur. Somut olay incelendiğinde; davacı ile dava dışı ... ... Ortaklığı arasında 14/09/2021 tarihli sözleşme imzalandığı, bu adi ortaklıkta ..., ... ve ...’nun ortak sıfatıyla yer aldığı anlaşılmaktadır. Daha sonra, 14/06/2022 tarihli ve ... yevmiye numaralı noter işlemi ile düzenlenen “... Adi Ortaklığı Hisse Devir Sözleşmesi” uyarınca; ortaklardan ...’in, adi ortaklıktaki pay ve hisselerini 173.152,01 TL bedel karşılığında diğer ortak ...’e devrettiği, bu devir işlemiyle birlikte ...’in ortaklık sıfatının sona erdiği tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki ilişkinin yalnızca tek seferlik bir hizmetten ibaret olmadığı, 2023 ve 2024 yılları boyunca aylık periyotlarla faturalandırma yapıldığı, buna karşılık kredi kartı fişleri ve havale kayıtlarıyla çeşitli tarihlerde ödemeler gerçekleştirildiği görülmektedir. Başka bir ifadeyle, 14/06/2022 tarihi itibarıyla ...’in ... adi ortaklığındaki ortaklık ve yetkili sıfatının tamamen sona erdiği, ortaklığın faaliyetlerine ... ve ... tarafından devam edildiği; dava ve icra takibine konu edilen 2023–2024 yıllarına ait borç ve faturalandırmaların, hisse devrinden sonraki döneme ilişkin olduğu anlaşılmakla; davalı yönünden takibe konu borçtan dolayı sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Alınması gerekli 732,00TL karar harcının peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-)Yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre 19.599,84TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-)Kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesi halinde ödeyen tarafa iadesine, 6-)Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00TL nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda, miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/05/2026 Katip ... E-imzalıdır Hakim ... E-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.