SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/418 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/418

Karar No

2026/400

Karar Tarihi

11 Mayıs 2026

T.C. İSTANBUL ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ

DOSYA NO : 2025/418
KARAR NO : 2026/400

DAVA : İTİRAZIN İPTALİ (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07.05.2025 KARAR TARİHİ : 11.05.2026 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... A.Ş.’nin iştigal konusu, ‘Bankaların, katılım bankalarının ve diğer mali kurumların alacakları ile diğer varlıkların satın (devir) alınması ve satılması’ faaliyeti olduğunu, ayrıca ... iştiraki olduğunu, davaya/takibe konu alacak öncelikle ... A.Ş. tarafından 04.04.2002 tarihinde ...'ye devredildiğini, ... ise alacağı, 17.02.2006 tarihinde ...A.Ş’ye devretmiştir. ... A.Ş.'nin, 06.03.2017 tarihinde müvekkil şirket ... A.Ş. ile birleşmesine karar verildiğini, ... A.Ş. ile ...Tic. Ltd. Şti. arasında tanzim olunan ekli kredi sözleşmeleri ile dava dışı borçluya krediler kullandırılmış olup davalılar da işbu kredi sözleşmelerinde müşterek müteselsil borçlu ve kefil konumunda olduğunu, Davalı/borçluların sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ifa etmemesi üzerine, kredi kullandıran banka tarafından kredi hesabı ... 1. Noterliği'nin ...tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi kat edilmiş olup işbu ihtarname 30.07.1999 tarihinde davalılara tebliğ edildiğini, böylelikle alacağın tamamı muaccel hale geldiğini, 25.06.2013 tarihinde davalılar hakkında davaya konu ... 2. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, bahse konu borçlulara usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmiş olup borçluların haksız itirazları ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, öncelikle davalılar adına kayıtlı taşınır ve taşınmazlar ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine teminatsız olarak yahut Mahkemece uygun görülecek bir teminat mukabilinde ihtiyati haciz konulmasına, davalıların ... 2. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasına yapmış oldukları borca ve tüm ferilere yönelik itirazın iptali ile ile takibin asıl alacak, BSMV ve asıl alacağa yıllık %22 oranından az olmamak kaydı ile değişen oranlarda ticari temettüt faizinin iki katı faiz oranı uygulanmak suretiyle devamına, davalılar aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ... 8.ATM 13.05.2025 tarih ve ...E.... K.sayılı kararı ile davaya bakma görevinin İstanbul 1 veya 2.ATM olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı vermiş, dosya tevzi sonrası mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilmiştir. CEVAP: Davalılar davaya cevap vermemişlerdir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; bankacılık işlemlerinden kaynaklanan ticari kredi borcunun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalılar davaya cevap vermediğinden taraflar arasında üzerinde uzlaşılan bir husus bulunmamaktadır. Çözümlenmesi gereken sorun, davacı bankanın alacağının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır. Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda; İtirazın iptali davalarının 2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Davacı ... 2. İcra Dairesi’nin ... sayılı dosyası ile 25.06.2013 tarihinde, borçlular dava dışı ... Şti.ile davalılar ...ve...aleyhine, "26.07.1999 - 8.805,61 TL 1 adet ... A.Ş. ... Şubesi tarafından genel kredi sözleşmelerine istinaden tesis edilip kullandırılan kredilerden kaynaklanan alacak olup ekinde genel kredi sözleşmeleri, ihtarname ve eki hesap özeti, temliknameler vardır." açıklamasıyla, 8.805,61.-TL asıl alacak, 95.642,38.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 104.447,99.-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlattıktan sonra (...) ödeme emrinin borçlu/davalılara 16.05.2014 ve 10.12.2014 tarihlerinde tebliğ edildiği, borçluların tamamının 23.05.2014 tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiklerini belirterek takibi durdurdukları, davacının da 07.05.2025 tarihinde 104.447,99.-TL toplam alacak üzerinden huzurdaki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır. Hak Düşürücü Süre Yönünden; 6098 sayılı TBK'nin m.598/f.3 hükmüne göre, bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet,buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yıl geçmesi ile kendiliğinden ortadan kalkar. 6101 sayılı TBK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun m.1.hükmüne göre kural olarak,"TBK'nin yürürlüğü girdiği tarihten itibaren önceki fiil ve işlemlere bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise uygulanması gerektiği ancak temerrüt, sona erme ve tasfiye konularında TBK'nin uygulanacağı" düzenlemesi getirilmiştir. 6101 sayılı Kanunun m.5 hükmüne göre," TBK'nin yürürlüğü girmesinden önce başlamış hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri eski kanun hükümlerine göre tabi olmaya devam eder, ancak bu sürelerin henüz dolmamış kısmı TBK'de öngürülen süreden uzun ise yürürlüğünden başlayarak TBK'de öngörülen sürenin geçmesiyle hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur." 6101 sayılı Kanunun m.5/f.2 hükmüne göre, "TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuşsa, hak sahipleri TBK'nin yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar, ancak bu ek süre TBK'de öngörülen süreden daha uzun olamaz." 6101 sayılı Kanunun m.6 hükmüne göre ise "Bu kanunun 5. maddesi uygun düştüğü ölçüde TBK'de öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanır." 6101 sayılı kanunun 6.maddesinin gerekçesinde de; "süreye bağlı hak" ile "hak düşürücü süre"lerin farklı kavramlar olduğu, süreye bağlı haktaki sürenin, kanunda bu hakkın varlığını sürdürmesi için öngörülmüş olan bir süre olduğu, "süreye bağlı hak"taki sürenin, ne zamanaşımı süresi ne de hak düşürücü süre olduğu, bu nedenle de Türk Borçlar Kanununda süreye bağlı haklar için öngörülen süreler hakkında 5 inci maddesinin kıyas yoluyla uygulanacağı ve hak sahibinin, bir yıllık ek süreden yararlanabileceği..." vurgulanmıştır. Yukarıdaki yasal düzenlemeleri somut olay yönünden değerlendirmek için öncelikle TBK ile ilk kez getirilen on yıllık kefalet süre sınırlamasının hukuki niteliğinin saptanmasında zorunluluk bulunmaktadır. Konu ile ilgili öğretide ortaya konan görüşlere göz atacak olursak; "...on yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığı için kesilme ve durma söz konusu olmaz. on yıllık sürenin tamamlanması ile birlikte kefilin yükümlülüğü kendiliğinden (yasa gereği ortadan kalkar).. Kefalet süresinin dolduğu yargıç tarafından görevinden ötürü göz önünde tutulur.." (Prof.Dr. C.Yavuz Borçlar Hukuku s.1472 vd) "... on yılın geçmesi ile borç kendiliğinden ortadan kalkar, kefalet için getirilen yasal en yüksek (azami) süreye ilişkin düzenleme başka bir hiçbir hukuk sisteminde bulunmamaktadır. Amaç, kefili belli bir süre geçtikten sonra kefillik bağından kurtarmaktır..." (Nihat Yavuz, Kefalet Sözleşmesi s.3085 ) "... Kefilin sorumlu tutulabileceği on yılık süre kefalet sözleşmesinin meydana geldiği andan itibaren işlemeye başlar... on yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığına göre kesilme ve durma da söz konusu olmaz..." (Doç. Dr. Burak Özen Kefalet Sözleşmesi s. 578 vd) "... Yeni Borçlar Kanununda sona ermeyle ilgili emredici nitelikte hükümler varsa bunlar -sözleşmede örneğin feragat ile ilgili hüküm olsa da olmasa da - 01/07/2012 tarihinden sonraki sona ermelerde uygulanacaktır... (kefalet sözleşmesinde ) on yıllık süre daha önce sona ermiş ise yürürlük yasasının 5.maddesi göz önünde tutulacaktır... Gerçek kişilerin verdiği kefaleti sona erdiren on yılın hak düşürücü süre olarak kabul edilip edilmemesi 5. maddenin uygulanması bakımından farklı sonuçlar verecektir...Hak düşürücü süre olarak kabul edilirse 01/07/2012 tarihinden önce on yılı dolduran kefaletlerde alacaklı 5.maddenin tanıdığı bir yıllık ek süreden yararlanacak ve 01/07/2013 tarihine kadar kefili dava edebilecektir...(Prof. Dr. Seza Reisoğlu-TBK'nin Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun Bankacılık İşlemleri Açısından Değerlendirilmesi- İstanbul, 15/06/2012-Türkiye Bankalar Birliği Yayını) "....6101 sayılı TBKYUŞHK'nın 5/2.maddesine göre TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuşsa, hak sahipleri TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanır. Aynı Kanunun 6. maddesine göre bu kanunun 5.maddesinin uygun düştüğü ölçüde TBK'da öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.(...) Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde 01.07.2012'den önce kurulmuş bulunan gerçek kişilerin kefil olduğu kefalet sözleşmeleri derhal on yıllık süreye tabi olur(...) bu tarihten önce on yıllık süre dolmuşsa (...) alacaklı 01.07.2013 tarihine kadar kefili takip edebilecektir.Bu tarihte ise kefalet sözleşmesi hükümden düşer...."(Y.Doç.Dr.Serkan Ayan-Kefalet Sözleşmesinde Kefilin Sorumluluğu) "...TBK m.583/f.3 hükmüne göre on yıllık sürenin başlangıcı,kefalet sözleşmesinin kurulma anı olacaktır...."(Yrd.Doç.Dr.Özlem Acar, Türk Borçlar Hukukunda Müteselsil Kefalet Sözleşmesi, İstanbul, 2015) Davalı gerçek kişilerin, dayanak sözleşmeleri kefil olarak imzaladığı tarihin 31.07.1998 olması nedeniyle 01.07.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK m. 598/f.3 hükmünün incelendiğinde; sözleşmenin imzaladığı 31.07.1998 tarihi ile icra tabinin başlatıldığı 25.06.2013 tarihi arasında 10 yıllık süre dolmuştur. 6101 Sayılı Kanunun 5/2. maddesinde Türk Borçlar Kanunu ile hakdüşürücü sürenin ilk defa öngörülmesi ve bu sürenin kanunun yürürlüğünden önce dolmuş olması halinde hak sahiplerine yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanabilme imkanının getirildiği anlaşılmaktadır. O halde somut olay açısından 6098 sayılı TBK ile düzenlenen sürenin mevcudiyeti, bu sürenin TBK'nın yürürlüğe girmiş olduğu tarih itibariyle dolmuş olması karşısında davacı hak sahiplerinin, TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren bir yıllık ek süreden yararlanmaları mümkündür. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıllık süre 01.07.2013 itibariyle dolmaktadır. Davalı gerçek kişilere yönelik olarak bu davaya esas icra takibi 25.06.2013 tarihi itibariyle hak düşürücü süre dolmadan başlatılmıştır. Yine borca İtiraz dilekçesinin alacaklı tarafa tebliğ edildiğine dair bir belgeye de rastlanmadığından davanın 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde açıldığı kabul edilmiştir. Zamanaşımı Def'i Yönünden; Davalılar icra takibine karşı verdiği borca itiraz dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunmuşlardır. Ödeme emrine itiraz ederken zamanaşımı def’ini ileri sürmüş ve icra icra takibini durdurmuş olan borçlunun itirazın iptali davasında bu def’iyi tekrar ileri sürmesi gerekmez. Zira zamanaşımı def’inde bulunan borçlunun bu itirazının iptali için açılan davada, davacı, zamanaşımı def’inin yerinde olmadığını ileri sürerek itirazın iptali davasını açtığından mahkemece zamanaşımı def’inin yerinde olup olmadığı konusu üzerinde durularak bu davada karara bağlanacaktır. Bu nedenle mahkemece davanın sonucuna etkili olması nedeniyle üzerinde kendiliğinden durulması gereken bir konuda davalıya zamanaşımı def’ini mahkemede de tekrar ileri sürmesi zorunluluğu yüklenmemelidir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ... E. ... K.aynı şekilde Yargıtay HGK.nun 22.09.2021 tarih ve ...E.... K. İle HGK.nun 01.10.2014 tarih ve ...E. ... K.). Bu nedenle davada cevap dilekçesi ile ileri sürülmese de icra takibinde borca itiraz dilekçesinde ileri sürülmüş olması nedeniyle zamanaşımı def'inin incelenmesi gerekmiştir. Dava konusu genel kredi ve kefalet sözleşmesinin 31.07.1998 taarihinde düzenlendiği, ek kredi ve kefalet sözleşmesinin ise 05.10.1998 tarihinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bankacılık Kanunu 132/8 maddesi gereğince ... tarafından devralınan fon bankalarının alacakları fon alacağı niteliğindedir. ... 09.07.2001 tarihinde ... devredilmiş, 04.04.2001 tarihinde ... ile birleştirilmiştir. ... ise 19.07.2001 tarihinde ...'ye devredilmiş, ...'nin 07.12.2005 tarihinde aldığı kararla ismi ...olarak değiştirilmiştir. 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanunun 27. maddesiyle 4389 sayılı Kanuna eklenen ek 3. maddesiyle, Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20 yıl olmuştur. 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Kanunun 141. maddesinde de Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğu hükme bağlanmıştır. 5411 sayılı Kanunun geçici 16. maddesinde ise 141. maddede öngörülen 20 yıllık zamanaşımı süresinin geçmişe etkili olduğu belirtilmiştir. Bu durumda 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3. madde ile bu tarihte on yılını doldurmamış tüm fon alacaklarının zamanaşımı süresi 20 yıla uzamıştır. Anayasa Mahkemesi'nin 04.06.2014 gün ...E.... K. sayılı ilamı ile Bankacılık Kanunu'nun 141.madde hükmü iptal edilmemiş, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 16. maddesine ilişkin esas incelemenin "zamanaşımı" sözcüğü ile sınırlı olarak yapılmasına ve bu maddede yer alan "zamanaşımı" sözcüğünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir (Aynı yönde bakınız. Yargıtay 19 HD. ... E. ...K). Davaya ve takibe konu genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davacı 17.02.2002 tarihli ihtarnameyi göndererek hesap kat ihtarında bulunmuş, alacak bu tarih itibariyle muaccel olmuştur. Yukarıda açıklanan zamanaşımı süreleri ve tarihler dikkate alındığında, davaya konu alacağın 4389 sayılı Kanuna eklenen ek 3. maddesinin yürürlüğe girdiği 26.12.2003 tarihinde on yıllık zamanaşımı süresini doldurmadığı ve bu nedenle zamanaşımı süresinin 20 yıla uzadığı anlaşılmaktadır. İcra takibinin bu 20 yıllık süre dolmadan 25.06.2013 tarihinde başlatıldığı, 6098 sayılı TBK.nun 154/2 maddesi (Mülga 818 sayılı BK.nun 133.maddesi) gereğince zamanaşımı süresinin kesildiği ve bu tarih itibariyle tekrar işlemeye başladığı, davanın açıldığı 07.05.2025 tarihinde de 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmış, davalıların zaman aşımı itirazlarının reddine karar verilmiştir. Mahkememizce alınan 31.03.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı bankanın davalı müteselsil kefillerden takip tarihi olan 30.05.2013 tarihi itibariyle; kefalet miktarları olan 4.500,00.-TL asıl alacaktan sorumlu oldukları, işlemiş faizden sorumlu olmadıkları, 30.05.2013 tarihinden itibaren 4.500,00.-TL TL asıl alacak üzerinden yıllık % 27,50 Temerrüt faizi uygulanması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. ... A.Ş. İle dava dışı asıl borçlu .... Ltd. Şti. arasında 31.07.1998 tarih ve 3.000,00 TL (Eski; 3.000.000.000,- TL) limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, 05.10.1998 tarihinde de 1.500,00.-TL (Eski; 1.500.000.000,00.-TL) limitli ek Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalıların da bu sözleşmeye ve ek sözleşmeye toplamda 4.500,00.-TL (Eski; 4.500.000.000,- TL) kefalet limiti ile müşterek borçlu ve müteselsil kefil oldukları anlaşılmaktadır. Bu konuda zaten tartışma bulunmamaktadır. Müteselsil kefiller temerrüt tarihleri itibariyle imzalamış oldukları kefalet limitleri ile sınırlı ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçlarından sorumlulukları nedeniyle kefalet limitleri dahilinde sorumludurlar. Dava dışı ... A.Ş. .... Şubesi ... 4. Noterliği'nin ...tarih ve ... yevmiye nolu kat ihtarnamesi ile; "...Muhataplardan ... Ltd. Şti. lehine ..., ...'un kefaletiyle açılan borçlu cari kredi hesabı 26.07.1999 tarihi itibariyle kat edilmiş bulunmaktadır. Son olarak 30.06.1999 tarihli dönem hesap özetine, ilgili tarihten itibaren bugüne kadar tahakkuk eden faiz, gider vergisi ve sair masraflar ilave edilerek yapılan hesap sonucu kredinin kapanış tarihi 26.07.1999 itibariyle BORÇ TUTARI 8.805,62 TL. sına baliğ olmuştur. SONUÇ; 26.07.1999 tarihi itibariyle alacağımız olan 8.805,62 TL. Nin bu tarihten itibaren işleyecek Faiz, Fon, Gider vergisiyle birlikte 24 saat içinde bankamız veznelerine ödenmesi, aksi taktirde aleyhinize yasal yollara başvurulacağı..." ihtar edilmiştir. İhtarname; muhataplara TK.21 maddesine uygun olarak 30.07.1999 tarihinde muhtarlığa tebliğ edilmiş olup, muhatapların 24 saat sonrası 01.08.1999 tarihinde temerrüde düşmüş oldukları anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonunda alacaklı bankanın 8.805,61.-TL asıl alacaklı olduğu, bu tutarının kefalet limiti olan 4.500,00.-TL'yi aştığı, ancak, alacaklı banka bu miktarı aşarak 8.805,61.-TL asıl alacak üzerinden takip başlattığından, kefalet limiti ile sorumlu tutulması gerektiği kabul edilerek bu miktar (4.500,00.-TL) esas alınmıştır. İşlemiş faiz yönünden ise bilirkişinin yaptığı hesaplama sonucunda bulunan 17.386,88.-TL işlemiş faiz hesabında bir yanlışlık olmadığı gözlendiğinden bu miktar mahkememizce de kabul edilmiştir. Ancak; sonuç kısmında faiz talebi 0 (sıfır) gösterilmiş ise de bu görüş kabul edilmemiş, sonucun rapor içeriği ile çelişkili olmasının maddi bir hatadan kaynaklandığı kabul edilerek dava ve usul ekonomisi dikkate alınarak ek rapor almaya gerek duyulmamıştır. Bu nedenle sonuç olarak; Davanın kısmen kabulü ile icra takibinin 4.500,00.-TL asıl alacak, 17.386,88.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.886,88.-TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 27,50 oranında temerrüt faizi uygulanmasına ve davacı lehine likit olan alacak toplamı üzerinden % 20 icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davanın KISMEN KABULÜNE, Davacının ... 2. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine başlattığı icra takibine İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, Takibin 4.500,00.-TL asıl alacak, 17.386,88.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.886,88.-TL üzerinden DEVAMINA, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 27,50 oranında temerrüt faizi UYGULANMASINA, İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (21.886,88.-TL) üzerinden % 20 hesabıyla 4.377,37.-TL İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 1-Alınması gereken karar ve ilam harcı 1.495,09-TL harcın DAVALILARDAN MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN ALINARAK HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvuru harcı, 1.783,72-TL peşin harç toplamı 2.399,12-TL harcın DAVALILARDAN MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN ALINARAK DAVACIYA ÖDENMESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 2.181,00-TL, bilirkişi ücreti 13.000,00-TL'den oluşan 15.181,00-TL yargılama giderinin davanın kabul/red oranına göre hesaplanan 3.181,15-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davcıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından BU HUSUSTA DEĞERLENDİRMEYE YER OLMADIĞINA, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükteki AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan (kabul olan dava değeri üzerinden) 21.886,88-TL vekâlet ücretinin DAVALILARDAN MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde YATIRAN TARAFA İADESİNE, 6-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin; A) 984,87-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, B) 3.715,13-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 11/05/2026 KATİP - HAKİM - ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.