İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/597 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/597
2026/373
30 Nisan 2026
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/597 Esas KARAR NO : 2026/373 DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/02/2019 KARAR TARİHİ : 30/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile işleticilik sözleşmesine göre 20 yıl süresince Kapıkule sınır kapısından yurtdışına çıkış yapan ve ihraç malı taşıyan araçlara vergi istisnası ile akaryakıt ve madeni yağ satışının müvekkilce yapılacağını, işleticilik sözleşmesinin 7.maddesinin ''İşleticinin akte aykırılık oluşturacak tutum ve fiilleriyle sözleşmenin feshine sebebiyet vermemesi kaydıyla ve taraflar arasında mutabakat sağlanması halinde aynı şartlarla toplamda 20 yılı geçmemek üzere 5'er yıllık sürelerle yenilenir" denmek suretiyle sözleşmenin 20 yıl için yapıldığını, işleticilik sözleşmesinin 20 yıl için aktedildiğini, rekabet yasağının ve enerji lisanslarının azami 5 yıl için veriliyor olması nedeniyle tarafların karşılıklı anlaşmaları ve uygun bulmaları nedeniyle işleticilik sözleşmesinin 5 yıllık sürelerle yenileneceğine dair ibarenin hem işleticilik hem de bayilik sözleşmesine eklendiğini, dayanaksız bir takım iddiaları içeren ihtarname keşide edilerek taraflar arasında akdedilmiş sözleşmelerin fesih edildiğinin bildirildiğini, davalının fesih bildiriminin olağanüstü nitelikte olup usul ve yasaya aykırı olduğu kadar ticari teamül ve taraflar arasındaki sözleşmelere de aykırı olduğunu, sözleşmelerin fesih edilmesinde,başka deyişle tarafları feshe götüren süreçte müvekkile izafe edilecek kusur olmadığını, aksine davalı tarafın sözleşme hükümlerini ihlal ettiğini, müvekkil aleyhine olmak üzere sözleşmeye ve yasaya aykırı şekilde tek taraflı artırdığını, müvekkilin teminat çeklerini haksız yazdırmış nezdinde fazlasıyla teminat olmasına rağmen teminat kadar yakıt sevkiyatı yapmadığını yahut yakıt sevkiyatını geciktirdiğini, böylece sınır kapısında araç kuyrukları oluşmasına, müvekkilin 3.kişilerle sorun yaşamaya başlamasına sebebiyet verdiğini, işleticilik sözleşmesinin 20 yıl süreli olup feshin haksız ve süresinden önce olması nedeniyle müvekkilinin telafisi imkansız maddi ve manevi zararları olduğunu,feshin sözleşme ilişkisinde başvurulacak son yöntem olup gerekli bildirim ve süreler tanınmadan fesih yapılmasının hukuka ve sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, 31/05/2018 günü işleticilik sözleşmesinin olağanüstü ve haksız şekilde fesih edilmesi nedeniyle ne kadar kazanç/kardan yoksun kaldığını, sözleşmenin feshi ile uğradığı zararlarının miktar olarak ne kadar olduğunun anlaşılmasının ancak bu tarihten sonra geçen istasyonu işletmeye devam ediyor olsaydı ileriye yönelik "bakiye 10 yıllık sözleşme süresi içinde ne kadar kar-kazanç elde edecekse bunun hesaplanmasıyla" mümkün olduğunu, ileriye yönelik 10 yıllık sözleşme süresi içinde elde edeceği kar ve kazançtan mahrum bırakıldığını,müvekkilinin ticari itibarına zarar verildiğini, bakiye 10 yıl için yoksun kalınan kar ve kazanç nedeniyle telafisiz zararlara uğradığını, şimdilik 310.000,00-TL' lik tutar dosyanın heyetçe ele alınabilmesi için gerekli alt sınır olup usuli olarak belirtildiğini, toplam kazanç ve kar alacağına haksız fesih tarihinden (31/05/2018) itibaren ticari faiz işletilmesini, tüm yargılama harç ve giderleriyle vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ise, "..." ile ilk 5 yıllık bayilik sözleşmesi akdedildiğini, ilk 5 yıllık sözleşmenin sona ermesi ile tarafların yeniden mutabık kalması üzerine ikinci 5 yıllık bayilik sözleşmesinin 02/06/2013 tarihinde akdedildiğini, süresi sonunda şirketin bildirimi ile akdin yenilenmediğini, sona erdiğini, ... "..."nin işleticiliğindeki istasyonda yer alan aksaklık ve sözleşmeye aykırılıklar nedeniyle ihalenin tarafı olarak şirketlerinin yükümlülüğü olduğu için pek çok kere şirketlere uyarı yazısı ve ihtarnameler gönderdiğini, "...." ile akdedilmiş olan işleticilik sözleşmesinin "sözleşmenin süresi" başlıklı 7.maddesinin; ''İş bu sözleşmenin süresi 5 (beş) yıl olup işleticinin akde aykırılık oluşturacak tutum ve fiilleriyle sözleşmenin feshine sebebiyet vermemesi kaydıyla ve taraflar arasında mutabakat sağlanması halinde aynı şartlarla, toplamda 20 yılı geçmemek üzere 5(beş)'er yıllık süreler ile yenilenir." hükmü taşıdığını ve "..." arasında akdedilmiş olan bayilik sözleşmesinin süre başlıklı 3.maddesi; "İş bu sözleşme taraflarca imzalandığı tarihten itibaren geçerli olmak üzere 5 yıl süreli olup, taraflarca mutabakat sağlandığı sürece aynı şartlarla 5 yıl daha uzar" hükmünü içerdiğinden hem işletmecilik sözleşmesinin hem de bayilik sözleşmesinin 5 yıl süreli olduğunu, sürenin beş yıl ile sınırlandırıldığını, bayilik sözleşmesi ve bu sözleşmeyle bağlantılı her türlü sözleşmenin 5 yıl ile sınırlandırıldığını, şirket ile "..." arasında akdedilmiş olan sözleşmelerin 5 yıl süre için akdedilmiş olup her iki tarafın rızası ile uzatılabileceğinin hüküm altına alındığını, Yargıtay 19.HD.E.... K. ... T. 18.01.2012 kararında; ‘‘Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre Rekabet Kurulu'nun 12.03.2009 tarihli kararının tarafların 18.09.2010 tarihinde rızaen anlaşarak yeni bir sözleşme yapmasına engel olmadığını, sözleşmesi uzun süreli olan tarafların başvurusu üzerine bu konuda Rekabet Kurulunun ... dosya ... karar sayılı ve 05.08.2009 tarihli kararında da tarafların müzakere ederek mevcut sözleşmeleri sonlandırmak suretiyle 5 yılı aşmayacak şekilde yeni işleticilik sözleşmesi ve bu süreye uyumlu olarak yeni intifa sözleşmesi akdedebileceklerinin ve her iki tarafın da rızası olmaksızın herhangi bir sebeple uzatılmaya zorlanması halinde 4054 sayılı Kanunun 4. maddesi çerçevesinde işlem tesis edileceğinin belirtildiği sonucuna varılmakla davanın reddine" karar verildiğini, "..." ile akdedilmiş olan bayilik ve işleticilik sözleşmelerinin açıklandığı üzere 5 yıl süreli olduğunu,davalı tarafından yapılan bildirim ile yeni bir 5 yıl süreli sözleşme imzalanmayacağı bildirildiğinde, davaya konu sözleşme süresinin sonunda kendiliğinden sona erdiğini, haklı nedenle sözleşmenin yenilenmeyeceğine ilişkin bildirim ile Rekabet Kurumu kararları uyarınca beşinci yılın sonunda sona eren bayilik sözleşmesi ile işleticilik sözleşmesinin sona erdiğini,davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını iddia ettiğini, istasyonda yakıt stoku bulundurmadığını, borçlarını zamanında ve eksiksiz olarak ödemediğini, yeteri kadar teminat mektubu sunmadıklarını, öncelikle arabuluculuk dava şartı sağlanmadığından bu belirsiz alacak davası şartlarını sağlamadığından davanın usulden reddini, haksız ve kötü niyetli olarak ikame olunan iş bu davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini savunmuştur. Davanın konusu taraflar arasında yapılan 5 şer yıllık dönemler olmak üzere 20 yıllık sözleşmenin ilk 10 yılı bittikten sonra davalının tek taraflı sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle bakiye 10 yıllık sözleşme süresi içinde elde edilecek kar ve kazançtan haksız fesih iddiasıyla mahrum kalınan kar ve kazanç kaybı davasıdır. Mahkememizin 20/02/2020 tarihli ilk kararının istinaf sonucu İstanbul BAM 13.HD ...Esas ... Karar sayılı kararı ile istinaf talebinin esastan reddine kararı verilmiş bu kararın temyizi üzerine de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 07/05/2024 tarih ...Esas ... Karar sayılı kararı ile bozulmuştur. Yeniden yapılan yargılamada bozmaya uyulmuştur. İşbu esası almıştır. Yargıtay bozma gerekçesinde "4. Sözleşmenin 3 üncü maddesiyle sözleşmenin ikinci bir 5 yıllık dönem için yenilenmesi tarafların anlaşması şartına bağlanmış olup tarafların yenileme konusunda mutabakat sağlayamadıkları anlaşılmaktadır. Bu nedenle İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, davacının sözleşmenin sona erdiği 02.06.2018 tarihinden sonraki döneme ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 5.Ancak Bölge Adliye Mahkemesince davalı tarafından davacıya gönderilen ihtarnameyle sadece sözleşmelerin yenilenmeyeceğinin bildirildiği, davacının iddia ettiği şekilde sözleşmelerin feshinin söz konusu olmadığı belirtilmiş ise de yukarıda 2 numaralı bentte de özetlendiği üzere davalı, davacıya gönderdiği ihtarnameyle sadece sözleşmenin yenilenmeyeceğini bildirmemiş, bunun yanında taraflar arasında halen yürürlükte olan sözleşmeyi ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihten geçerli olmak üzere feshettiğini de bildirmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme 02.06.2013 tarihinde sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 5 yıl geçerli olmak üzere imzalanmış olup 5 yıllık süre 02.06.2018 tarihinde sona ermektedir. Fesih ihtarnamesi davalıya 31.05.2018 tarihinde tebliğ edildiğine göre taraflar arasındaki sözleşmenin süresinden önce feshedildiğinin kabulü zorunlu olup Bölge Adliye Mahkemesinin yazılı gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. 6.Bunun yanında İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi raporunda davacının net kâr kaybına ilişkin bir hesaplama yapılmış ise de bu hesaplanan kâr kaybı yenilenmeyen ikinci beş yıllık sözleşmenin bitim tarihi olan 01.06.2018 yılı saat:00:00 öncesine ilişkin olduğu, bu zaman diliminin dava konusu, bir başka deyişle talebe konu olmadığı belirtilmiş ise de davacı dava dilekçesinde açıkça, sözleşmenin feshinin haksız olduğunu belirterek 31.05.2018 tarihinden itibaren yoksun kaldığı kazancı talep etmiş olup İlk Derece Mahkemesinin sözleşmenin sona erdiği tarihten önceki zaman diliminin davaya konu olmadığı şeklindeki tespitinde de isabet bulunmamaktadır. 7.Bu itibarla İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, taraflar arasındaki sözleşmenin süresinden önce feshedildiği gözetilip 31.05.2018 ila 02.06.2018 tarihleri bakımından sözleşmenin haklı nedenlerle feshedilip edilmediği belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yukarıda özetlenen gerekçelerle bu dönem bakımından bir değerlendirme yapılmaması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 8.Davacı replik dilekçesiyle manevi tazminat talep etmiş ise de ne miktarda manevi tazminat talep ettiğini belirtmemiş ve bu talebe ilişkin harcı da yatırmamıştır. İlk Derece Mahkemesince manevi tazminat talebine ilişkin olarak olumlu olumsuz bir karar verilmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise, davacının dava dilekçesi ile açıkça kâr-kazanç kaybı olarak maddi tazminat talep edildiği, manevi tazminat talebinin olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir. Ancak 6100 sayılı Kanun'un 141 inci maddesine göre davacı, cevaba cevap dilekçesinde herhangi bir yasak ya da sınırlamaya tabi olmadan iddia ve savunmalarını değiştirebilir veya genişletebilir. Davacı bu şekilde talep sonucunu yeniden belirleme imkânına sahiptir. Bunun için karşı tarafın rızasına, feragate veya ıslaha gerek yoktur. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince, davacının replik dilekçesiyle talep sonucunu yeniden belirleyip manevi tazminat da talep edebileceği gözetilerek davacıdan ne miktarda manevi tazminat talep ettiğinin sorulması ve bu talebe ilişkin harcın ikmal edilmesi için 492 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesine işlem yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken manevi tazminat talebine ilişkin olarak belirtildiği şekilde işlem yapılmaması ve olumlu olumsuz bir karar verilmemesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir. VI. Karar Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına,3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA," denmiştir. Yargıtay bozmasından sonra yeniden yapılan yargılamada hükme de esas alınan 03/02/2026 tarihli ek bilirkişisi raporu alınmıştır. Bu ek raporda "1. İşleticilik Sözleşmesinin beş yıl süreli olduğu, azami olarak yirmi yıla kadar uzayabileceği, bu nedenle sözleşmenin yirmi yıl süreli olmadığı, 2. İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi'nin beş yıl süreli olarak tespit edildiği, tarafların sözleşmenin devamı hususunda mutabakat sağlamadığı, İhtarnamenin davacıya tebliğ edildiği 31.05.2018 tarihinde, İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi'nin davalı tarafından feshedildiği, 4. Davalı fesih iradesini sürekli borç ilişkisinin devamını engelleyen birtakım sebeplere dayandırarak ortaya koyduğundan, işbu feshin olağanüstü sebeple fesih olduğu, 5. Davacının hizmetteki aksamalar sebebiyle İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi'nin 4'üncü maddesi ve 19'uncu maddesinin ihlâl edildiği, 6. Davacının temerrüde düştüğünün kabul edilmesi halinde İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi'nin 5'inci maddesinin ihlâl edildiğinin söylenebileceği, 7. İstasyon Bayilik Sözleşmesi'nin 31'inci maddesinde belirtildiği üzere davacının sözleşme ihlâl edildiği için davalının sözleşmeyi derhal fesih hakkı bulunduğu; bu nedenle davalı tarafından yapılan fesih bildiriminin haklı sebebe dayandığı, 8. Mahkemenin ilgili feshi haksız bir fesih olarak değerlendirmesi halinde davacının 166.618,43 TL'lik kazanç kaybının olacağı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır."denilmiştir. Daha önce alınan 02/01/2020 tarihli raporda bilirkişi heyeti raporunda" Dava konusu İşleticilik Sözleşmesi ile Bayilik Sözleşmesinin beş yıllık süreler için düzenlenmiş olduğu; işbu sözleşmelerin beş yıllık sürenin sonunda tarafların ortak ve birbirine uygun iradesi ile uzatılabileceği hem İşleticilik Sözleşmesinde hem de Bayilik Sözleşmesinde öngörülmüş olduğu, Anılan sözleşmelerin tarafların anlaşmasıyla ikinci bir beş yıllık” dönem için aynı koşullarla uzatılmış olduğu, davalı ... AŞ.'nin ... 41. Noterliğinden keşide edilen... tarihli ... yevmiye nolu yazısı ile sözleşmeyi uzatmayacağını/yenilemeyeceğini bildirmiş olduğu; Tüm bu nedenlerle sözleşmenin süresinden yaklaşık bir buçuk gün önce 31.05.2018 tarihinde saat:18.00 itibari ile fesh edildiği; EPDK mevzuatı ve 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin anılan sözleşmeleri (işbu mevzuata Uygun düzenlendikleri için) geçersiz kılmadığı; Sözleşmeyi yenilememe kararının sektörel ve genel değerlendirmelere uygun olduğu; davalının dava konusu sözleşmeyi uzatmamak hususunda sözleşme serbestisi çerçevesinde özgür olduğu, bu hususta başkaca bir dayanak ya da gerekçeye ihtiyaç duymadığı; Sözleşmenin bitiş süresinden yaklaşık bir buçuk gün önce Davalı tarafından fesihname düzenlenerek fesh edildiği, tebligatın ulaştığı gün itibari ile Kamu ve Mülki idarelere bildirimde bulunarak işletici olarak bulunduğu işyerinden kendi rızası dışında işyerini boşaltmak zorunda kaldığı, Sözleşmenin bitiş tarihi 1.6.2018 SAAT: 00.00 olmakla beraber Davalı tarafından Kamu ve Mülki kuruluşlara yapılan bildirimler neticesinde Davacının yaklaşık 1,5 gün içinde satabileceği ürün miktarına göre Brüt 301.533,76 TL, Net Kar kaybıda 166.618,43 TL'lık Toplam Kar Kaybı olduğu, Taraflar yüksek montanlı bedellerle çalışmakta olup, işyerinin bulunduğu lokasyon, ürün temini, ödemesi, teminatı, Ürünün alımı esansında katlanılan vergi yükünün nihai tüketiciye 'yansıtılmaması sonucunda mevzuat gereği yüklenilen ek Vergi maliyeti, Bu maliyetin yine mevzuat gereği geri alım süreci ile Davacı tarafından 21.10.2019 tarihinde öne sürülen diğer nedenlerin takdiri, Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davalının özgürlük alanı içerisinde kalan bir eylemden ötürühukuka aykırı davranmış sayılamayacağından sözleşmeyi yenilememe kararının hukuka uygun olduğu; genel değerlendirmemize göre, hukuka uygun bir fiilden ötürü tazminat taahhkuk etmeyeceğinden davacının sözleşmenin uzatılmamasından kaynaklı tazminat talebinin isabetsiz olduğu, bu nedenle, 2 Haziran 2018 tarihi sonrasına yönelik bir tazminat talebinin takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere isabetsiz olacağı; ancak sözleşmenin bitiş tarihi olan 1 Haziran 2018 gece yarısından aklaşık birbuçuk gün önce 31 Mayıs 2018 saat 18:00'da tahliye edilen davacının, bu olaya ilişkin maddi vakıaların ispatı halinde, süreye ilişkin mahrum kaldığı kârı takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere talep etmesinin mümkün olduğu" denmiştir. Bozmadan sonra davacı vekili mahkememizin 04/09/2025 tarih 2 nolu ara kararı uyarınca manevi tazminata ilişkin yazılı dilekçe sunmuş olup bu dilekçesinde 1.000.000,00-TL manevi tazminat talep etmiş olup bunun üzerinden eksik harç tamamlanmıştır. Davacının talebi taraflar arasında yapılan 20 yıllık işletmecilik sözleşmesinin davalı tarafından erken feshedilmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebidir. Taraflara arasında sözleşmenin davacı tarafın iddia ettiği gibi 20 yıllık olmadığı, 5 yıllık olduğu, azami olarak 20 yıla kadar uzayabileceği, her 5 yıldan sonra tarafların mutabık kalması halinde 5 yıl uzamak suretiyle 20 yıla uzayabileceği anlaşılmıştır. Ancak davalı tarafın ilk 5 yıldan sonra sözleşmenin uzatılması konusunda davacı ile mutabık kalmadığı, sözleşmeyi erken tarihli olarak feshettiği, ihtarnamenin davacıya 31/05/2018 tarihinde tebliğ edildiği , bu tarih itibariyle bayilik sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmıştır. Sözleşmenin bitiş tarihi 02/06/2018 tarihi olup bu tarihten 2 gün önce davalı tarafından sözleşme süresinden önce feshedildiğinden olağanüstü fesih sayılır. Davalı taraf bu feshe gerekçe olarak davacının hizmetindeki eksiklikleri göstermiştir. Alınan bilirkişi rapor ve ek raporunda izah edildiği üzere bu aksaklıklar istasyonlu bayilik sözleşmesinin 4 ve 19.maddelerinin ihlali niteliğindedir. Bu sözleşmenin 4.maddesi satış koşullarını düzenlemiştir. Yine 19. Madde ise menfaatleri koruma özen ve sadakat yükümlülüğünü düzenlemiştir. Davalı bayi somut olayda 23/11/2016 tarihli ... A.Ş'nin ihtarnamesi ile davalının akaryakıt istasyonunda çalışmaların kesintisiz devam etmediğini, tedarik ve satış konusunda aksamaların mevcut olduğunu bildirmiştir. Bu nedenle sözleşmenin 4.5 ve 19.maddeseleri ihlal edilmiştir. Sözleşmenin 31.maddesine göre sözleşme ihlali halinde davacı tek taraflı olarak sözleşmeyi derhal feshedebilir. Bilirkişi rapor ve ek raporunda izah edilen olağanüstü feshin haklı fesih olduğuna ilişkin görüşüne mahkememiz de aynen iştirak etmiştir. Sözleşme derhal ve haklı olarak feshedildiğinden davacının davalıdan talep edebileceği bakiye mahrum kalınan kâr ve kazanç ile manevi tazminat hakkı yoktur. Bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminat talebinin reddi yoluna gidilmiştir. HÜKÜM;Yukarıda açıklanan gerekçelere göre; 1-Davacının davalıya yönelik açtığı maddi ve manevi tazminat davasının REDDİNE, 2-Maddi tazminat yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın peşin alınan 5.294,03TL harçtan mahsup edilerek bakiye 4.562,03TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Manevi tazminat yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın peşin alınan 17.080,00 TL harçtan mahsup edilerek bakiye 16.348,00 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından harcanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından harcanan 320,00-TL masrafın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Maddi tazminat yönünden; Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereği hesaplanan 49.600,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Manevi tazminat yönünden; Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT m.10/2 kapsamında 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-1.320,00-TLarabuluculuk ücretinin ileride Bakanlıkça ödenmesi durumunda 6183 sayılı AATUHK hükümleri gereği ücretin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Artan avansın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 30/04/2026 Başkan Üye Üye Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.