İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/836 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2025/836
2026/339
15 Mayıs 2026
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/836 Esas KARAR NO:2026/339 DAVA tirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :19/11/2025 KARAR TARİHİ:15/05/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... A.Ş. tarafından, .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı ilamsız icra takibine davalı ... Ltd. Şti.’nin yapmış olduğu itirazın haksız olduğu ileri sürülerek itirazın iptali davası açıldığını, ayrıca teminatsız ihtiyati haciz talep edildiğini, dava, 6001 sayılı Kanun’un 30. maddesinden kaynaklanan otoyol/köprü geçiş ücretleri ile bu ücretlere bağlı ceza tutarlarının tahsiline ilişkin olduğunu, harca esas değer 173.511,95 TL olarak belirtildiğini, davacı taraf, dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, anlaşmama tutanağının (barkodlu/e-imzalı) dosyaya ek olarak sunulduğunu, davacı, işletme hakkı kendisinde bulunan ... köprüsü ve bağlı otoyollardan geçişlerin 6001 sayılı Kanun m.30/5 kapsamında ücretlendirildiğini, ücret ödemeksizin yapılan geçişlerde ise geçiş tarihini izleyen 15 gün içinde ödeme yapılmaması halinde geçiş ücretine bağlı kanuni ceza tahakkuku doğduğunu, 15 gün içinde ödeme yapılırsa ceza uygulanmadığının vurgulandığını, davacıya göre davalı, ... plakalı araçlarıyla 03.09.2024–04.11.2024 tarihleri arasında işletmeci davacıya ait güzergâhlardan 39 adet ihlalli geçiş yaptığını, bu ihlalli geçişlere ilişkin delillerin (ihlalli geçiş kayıtları, görüntüler, provizyon sorgu sonuçları) KGM Ulusal Ücret Toplama Sistemlerinden elektronik veri olarak temin edildiği, UYAP üzerinden e-dava açılması nedeniyle delillerin ön yazı ekinde fiziksel CD/DVD halinde dosyaya sunulacağının beyan edildiğini, geçiş ücretleri ve buna bağlı yasal cezanın ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, davalının ise “borcu olmadığı” gerekçesiyle takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu, bu nedenle davacı tarafın itirazın iptali davası açmak zorunda kalındığını, davacı, ispat yükünün davalıda olduğunu, ödeme yapıldığı iddia ediliyorsa bunun yazılı ödeme belgeleri/HGS-OGS kayıtlarıyla ortaya konulması gerektiğini, aksi halde itirazın mesnetsiz kalacağını savunduğunu, bu görüşünü desteklemek amacıyla İstanbul BAM 45. HD’nin 18.09.2024 tarihli kararı ile Yargıtay 3. HD’nin 09.05.2022 tarihli kanun yararına bozma kararına atıf yapılarak, geçiş bedellerinin ve cezanın kanundan kaynaklandığını, alacağın likit olduğu ve şartları varsa icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacı ayrıca, davalının icra dosyasındaki yetki itirazının da yerinde olmadığını ileri sürdüğünü, ücretli geçişin yapılmasıyla “geçiş hizmeti” karşılığında bir sözleşme ilişkisi doğduğunu, sözleşmeden doğan para borçlarında, sözleşmede aksine hüküm yoksa ifa yerinin kural olarak alacaklının yerleşim yeri olduğunu, bu sebeple alacaklının (davacı şirketin) yerleşim yeri olan İstanbul/Sarıyer icra dairelerinde takip yapılmasının mümkün bulunduğunu, bu çerçevede HMK m.6 ve m.10 ile TBK m.89 ve Yargıtay HGK’nın 25.04.2018 tarihli kararına dayanılarak İstanbul icra daireleri/mahkemelerinin yetkili olduğunu, faiz türü ve oranı bakımından ise davacı, ihlalli geçiş yapan araçların ticari faaliyette kullanıldığını, bu nedenle ticari iş faizi talep edilmesinin hukuka uygun olduğunu, ihlalli geçişten itibaren kanun gereği temerrüdün doğduğunu ve faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürüldüğünü, ayrıca 3065 sayılı KDVK m.24/c uyarınca faiz gibi gelirlerin matraha dahil olduğunu, bu nedenle takipte istenen faiz ve KDV kalemlerinin de talep edilebilir olduğunu, bu hususun BAM ve Yargıtay kararlarıyla da desteklendiği ifade edildiğini, davacı taraf, 6001 sayılı Kanun m.30/5 hükmünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 18.01.2018 tarihli kararına dayanarak, ceza tahakkukunun hukuka uygun olduğunu, ekte sunulmuş olan emsal BAM ve yerel mahkeme kararlarında da; cezanın yasadan kaynaklandığını, ödeme iddiasını borçlunun ispatlaması gerektiğini, işletmeci şirketin ayrıca ihtar/tebligat yükümlülüğünün bulunmadığını, alacağın likit olduğu ve koşulları varsa icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği yönünde değerlendirmeler bulunduğunu, bu emsal kararlar üzerinden, özellikle ihtiyati haczin (teminatsız) kabul edilmesi gerektiği yönünde içtihatlar bulunduğunu, davacı, öncelikle emsal istinaf kararları uyarınca teminatsız ihtiyati haciz kararı verilmesini, esasen ise davanın kabulü ile davalının icra takibine itirazının iptalini ve takibin devamını, takibin, 140.580,00 TL asıl alacak (geçiş ücreti + gecikme cezası) ile takip tarihinden önce işlemiş faiz 27.443,06 TL ve KDV 5.488,63 TL üzerinden devamına karar verilmesini, ayrıca haksız itiraz nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılması talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı ...’ın 6001 s. Kanun m.30/5’e dayalı olarak açtığı itirazın iptali davasının kötü niyetli, mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek öncelikle yetki, esasta ise alacağın varlığı–miktarı–likiditesi, bildirim/temerrüt, delillerin güvenilirliği, faiz-KDV, ihtiyati haciz ve icra inkâr tazminatı başlıklarında itirazlar geliştirildiğini, davalı taraf, arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanamamış olmasının davacının alacak iddiasını kendiliğinden haklı kılmadığını; arabuluculuk tutanağındaki ifadelerin müvekkil yönünden ikrar/borç kabulü anlamına gelmeyeceğini vurgulandığını, bu nedenle, dava şartının yerine getirilmiş olmasının davacının talep ettiği tutarın “hukuken geçerli, yerinde ve ispatlı” olduğuna karine oluşturmadığını, usule ilişkin itirazların merkezinde yetkisizlik bulunduğunu, davalı, HMK m.6 uyarınca genel yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, ilamsız icrada da kural olarak borçlunun yerleşim yeri icra dairesi ve buna bağlı mahkemelerin yetkili sayılması gerektiğini, davacının TBK m.89 ve HMK m.10’a dayanarak “para borçlarında ifa yerinin alacaklının yerleşim yeri” argümanıyla İstanbul’u yetkili göstermesinin, uyuşmazlığın hukuki niteliğiyle bağdaşmadığı ileri sürüldüğünü, davalı, somut olayda davacı ile davalı arasında klasik anlamda, taraf iradelerinin özgürce birleştiği ve koşulları müzakere edilmiş bir sözleşmesel ilişki bulunmadığını, ücretli geçiş ilişkisinin “tekel niteliğinde bir hizmetin” genel işlem şartlarına dayalı kullanım rejimi olduğunu, bu nedenle “sözleşmeden doğan para borcu” nitelendirmesi yapılamayacağını iddia ettiğini, alternatif sağlayıcı seçme, koşulları müzakere etme ya da geçiş yapmama seçeneklerinin fiilen bulunmadığını, dolayısıyla ifa yerini alacaklının merkezine taşımanın davalının savunma hakkını zedelediğini, bu çerçevede davacı tarafından dayanak gösterilen Yargıtay HGK kararının, özgür iradeyle kurulan sözleşmesel ilişkiler bakımından emsal teşkil ettiğinu, tekel–genel işlem şartı niteliğindeki geçiş ilişkisinde birebir uygulanamayacağı ileri sürüldüğünü, davalı ayrıca, davacı talebinin salt “sözleşmesel para borcu” olmadığını, asıl alacağa bağlı dört kat ceza içeren, cezai nitelikli bir kalem bulunduğunu; bu nedenle alacağın varlığı ve miktarı yargılama sonunda belirleneceğinden TBK m.89 kapsamında “götürülecek borç” mantığıyla İstanbul’da aranmasının doğru olmadığını ihlalli geçiş iddiasının niteliği itibarıyla haksız fiile yakın olduğu; HMK m.16 çerçevesinde de en azından borçlunun yerleşim yeri ve/veya fiilin işlendiği yer esas alınarak yetkinin değerlendirilmesi gerektiğini, sonuç olarak yetki itirazının kabulüyle dosyanın Nevşehir’de yetkili mahkemeye gönderilmesini, esasa ilişkin olarak davalı, davacının talep ettiği ceza tutarlarının fahiş olduğunu ve iyiniyet–hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmadığını, davacının “bildirim yükümlülüğü yoktur” tezine karşı; 6001 s. Kanun’da açık bildirim şartı bulunmasa bile hukuk devleti ve öngörülebilirlik ilkeleri gereği muhatabın borçtan haberdar edilerek ödeme imkânı tanınmasının zorunlu olduğunu, HGS/OGS sistemlerindeki teknik aksaklıklar, okuma hataları veya bakiyeden düşüm yapılmaması gibi nedenlerle “ödenmedi” görünen işlemlerin sistemsel arızadan kaynaklanabileceğini, bu ihtimalde işletmecinin basiretli tacir gibi davranıp makul sürede bildirim yapması gerektiğini, aksi halde borcun ceza-faizle büyütülmesinin TMK m.2 kapsamındaki dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağıyla çeliştiği ileri sürüldüğünü, deliller bakımından davalı, davacının CD/DVD ile sunacağını söylediği elektronik verilerin davacı tarafından derlenmiş/işlenmiş olabileceğini, seçme, eksik bırakma veya sınıflandırma hatası ihtimali taşıdığını belirterek, bu kayıtların tek başına kesin delil sayılamayacağını savunmaktadır. Bu nedenle KGM, EGM, ilgili bankalar ve ücret toplama kuruluşlarından mahkeme aracılığıyla resmi kayıtların celbi, her geçişin plaka bazında ayrı ayrı incelenmesi ve bilirkişi marifetiyle teknik karşılaştırma yapılması gerektiğini, aksi halde ispat külfetinin fiilen yer değiştireceği ve hukuka aykırı sonuç doğacağını, faiz ve KDV yönünden davalı, “ticari iş” varsayımıyla yüksek ticari faiz uygulanmasına karşı çıkmakta olup, her bir aracın fiili kullanım amacı, dönemsel durumu ve ticari bağlantısı somutlaştırılmadan ticari faiz talebinin dayanaksız olduğunu, ayrıca ceza niteliğindeki kaleme temerrüt faizi yürütülmesi için usulüne uygun ihtar/temerrüt koşullarının tartışılması gerektiğini, davacının bildirim yapmadığını, faiz üzerinden KDV istenmesinin ise vergi tekniği bakımından tartışmalı olduğunu, mükerrer vergilendirme ve verginin kanuniliği ilkeleri ışığında ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle faiz ve KDV kalemleri yönünden alacağın likit olmadığını, dolayısıyla icra inkâr tazminatı şartlarının oluşmadığını, ihtiyati haciz bakımından davalı, alacağın varlığı–miktarı–hukuki nitelendirmesinin ciddi ihtilaflı olduğunu, bu halde teminatsız ihtiyati haczin ölçülülük ilkesini aşacağını, müvekkilin ticari faaliyetini felce uğratabilecek telafisi güç zararlara yol açacağını ileri sürdüğünü, ihtiyati haczin istisnai bir tedbir olduğunu, somut olayda “tahsilin tehlikeye düşmesi” şartının gerçekleşmediğini, şirketin mali yapısının güçlü olduğu ve tahsil yönünden risk bulunmadığı savunularak ihtiyati haciz talebinin reddini, sonuç ve istem bölümünde davalı vekili, öncelikle yetki itirazının kabulüyle mahkemenin yetkisizliğine karar verilerek dosyanın Nevşehir’de yetkili/görevli mahkemeye gönderilmesini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davanın esastan reddini talep ettiğini, ayrıca alacağın likit olmaması nedeniyle İİK m.67/2 icra inkâr tazminatı talebinin reddi, davacının teminatsız ihtiyati haciz talebinin reddi, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davanın; 173.511,96-TL (ihlalli geçiş ) alacağa ilişkin .... İcra Dairesinin 2025/... E. sayılı dosyasında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili davada; icra dosyası, ihlalli geçiş listesi ve kamera kayıtlarından alınan görüntüler, Provizyon sorgularını içeren tablo, 23/10/2017 tarihli Müvekkil şirket yazısı, 08/06/2016 tarihli, .... sayılı KGM'nin yazısı, bilirkişi incelemesi, tarafların defterleri, ticaret sicili kayıtları, mali kayıtları, faturalar, banka hesap hareketleri, araçların sicil kayıtları, ihlalli geçişlere ilişkin tüm bilgi ve belgeler, tanık beyanları taraflar arasındaki tüm yazışmalar her türlü yasal delile dayanmıştır. .... İcra Dairesinin 2025/... E. sayılı dosyası sureti celp edilerek dosyamız arasına alınmış olup, takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ... borçlu ... Limited Şirketi olduğu, 140.580,00 TL asıl alacak, 27.443,06 TL işlemiş faiz, 5.488,63 TL KDV olmak üzere toplam 173.511,69 TL alacak için 12/03/2025 tarihinde takibe girişildiği, davalı/ borçluya usulüne uygun tebligatın yapıldığı borçlunun süresi içerisinde borca, yetkiye ve ferilerine itiraz ettiği görülmüştür. Borçlunun davalının yetki itirazında bulunulduğu, davacı tarafın işlettiği yolun geçiş bedeli karşılığında kullanılması hususu göz önüne alındığında HMK 10. Mad gereğince ve davacının ikametgahının Sarıyer olduğu göz önüne alındığında TBK 89 maddesi uyarınca davalının yetki itirazının reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda dosyanın bilirkişiye tevdii edildiği, 11/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosya muhteviyatının tamamı analiz edilip, incelenip ve yapılan değerlendirmeler neticesinde aşağıda tabloda ayrıntılı belirtildiği üzere, ¸anapara kaçak geçiş bedeli olarak 28.116,00 TL, Kaçak Geçiş Bedeli 4 katı ceza tutarı olarak 112.464,00 TL, toplamda Anapara + 4 Katı Ceza Tutar Toplamı olarak 140.580,00 TL hesaplandığını, 3095 Sayılı faiz yasa gereği dönemlik yığılmış avans faiz tutarı olarak 31.536,02 TL olduğu, kaçak geçiş + 4 Katı Ceza + Faiz Toplamı olarak 172.116,02 TL hesaplandığını, Kdv %18 olarak 5.676,48 TL dahil edildiğinde, takiple istenebilir güncel toplam alacak bedelini 177.792,50 TL olarak belirlendiğini, buna göre, davalı ... Limited Şirketi ’ nden takiple istenebilir güncel toplam alacağın 177.792,50 TL olduğunu, 140.580,00 TL’ ye takip tarihi itibari ile TC Merkez Bankası yıllık % 51,75, % 49,25, % 44,25 olmak üzere ihlalli tarih aralıklarına göre değişen oranlarda işlemiş faiz yürütüleceğini, davalı ... Limited Şirketi ’ ne ait ... plakalı araçları ile 03.09.2024 - 04.11.2024 tarihleri arasında ihlalli geçişlerine ait fotoğraflarının olduğu ve ihlalli geçiş provizyon bilgisi listesi ile uyuştuğu, ayrıca davacı işletici firmanın, aralarında yapılan protokol gereğince davalıya herhangi bir bildirim yapma yükümlülüğünün bulunmadığını, bu duruma istinaden, davalının, davacının işletmesindeki otoyolda ücretsiz (ihlalli) geçiş yapıp yapmadığı değerlendirildiğinde, dosya kapsamındaki ihlalli geçiş listeleri, görseller ve müzekkere cevapları birlikte incelendiğinde, davalıya ait ... plakalı araçlar bakımından 03/09/2024–04/11/2024 tarih aralığında davacı işletmesindeki ücretli yol/köprü güzergâhından geçiş yapıldığını, ... cevabında “ücretlendirilmiş geçiş yok” denilmekle birlikte KGM kayıtlarında geçiş tahakkuklarının bulunduğu ve “Ödeme Kabul: Reddedildi” göründüğü; dolayısıyla elektronik tahsilatın gerçekleşmediği/ücretin tahsil edilemediği anlaşılmakta olup, bu kapsamda ihlalli (ücretsiz/ödenmemiş) geçişlerin bulunduğu kanaatine varıldığını, ihlalli geçiş yapılmış ise kaç adet ihlalli geçiş bulunduğu değerlendirildiğinde, dosyada yer alan plaka bazlı dökümler uyarınca toplam 39 adet ihlalli geçiş bulunduğunu, bunun plakalara göre dağılımının ...: 4 geçiş şeklinde olduğu değerlendirildiğini, davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı ve miktarı değerlendirildiğinde, 6001 sayılı Kanun m.30/5 kapsamında, tahsil edilemeyen geçiş ücretleri ile bu ücretlerin 4 katı ceza tutarının birlikte tahakkuk edeceği kabulüyle, geçiş ücreti toplamı 28.116,00 TL ve 4 kat ceza toplamı 112.464,00 TL olmak üzere anapara toplamının 140.580,00 TL olduğu; takip tarihine kadar hesaplanan işlemiş faiz 31.536,02 TL ve faiz üzerinden %18 KDV 5.676,48 TL eklenmesiyle takiple istenebilir toplam alacağın 177.792,50 TL seviyesinde oluştuğunu (hesap yönteminin raporda tablo ile gösterildiği) , defter ve kayıt düzeni incelemesi değerlendirildiğinde, mahkeme, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığının da değerlendirilmesini istemiş ise de, dosya kapsamında davacının ticari defterlerine, yevmiye kayıtlarına, geçiş muhasebe fişlerine veya defter tasdiklerine ilişkin hiçbir belge bulunmadığını, bu yüzden değerlendirme yapılamadığını, davacının icra inkar tazminatı talebinin mahkemenin takdirinde olduğu hususu tespit ve rapor edilmiştir.
Dosyaya getirtilen yanlara ait tüm deliller, getirtilen icra dosyası, tarafların defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere; taraflar arasındaki hukuki ihtilafın davacı yanın, 12/03/2025 tarihinde davalı borçlu aleyhine .... İcra Dairesinin 2025/... esas sayılı dosyası 173.511,69 TL tutarlı alacağı için icra takibi başlatması karşısında, davalı yann takibe itiraz etmesi üzerine çıkmış bulunduğu Davalı adına kayıtlı ... plakalı araçların 03/09/2024 - 04/11/2024 tarihleri arasında 39 adet tahsil edilmemiş davacı firma tarafından işletilmekte olan köprü ve otoyollardan eksik bakiyeli HGS etiketi ile geçiş yaptığı, bilirkişi raporunda Anapara kaçak geçiş bedeli olarak 28.116,00 TL, kaçak geçiş bedeli 4 katı ceza tutarı olarak 112.464,00 TL, Anapara + 4 Katı Ceza Tutar Toplamı olarak 140.580,00 -TL hesaplandığı, 3095 sayılı faiz yasa gereği dönemlik yığılmış avans faiz tutarı olarak 31.536,02 -TL olduğu, Kdv %18 olarak 5.676,48 TL dahil edildiğinde, takiple istenebilir güncel toplam alacak bedeli’ nin 177.792,50-TL olarak hesaplandığı, ( ancak icra takibindeki taleple bağlı kalınarak ) denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; : 1-Davacının davasının KABULÜ İLE; -Davalının .... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 140.580,00-TL asıl alacak, 27.443,06-TL faiz, 5.488,63-TL KDV olmak üzere toplam 173.511,69 TL üzerinden İPTALİNE, takibin 140.580,00-TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki talep gibi DEVAMINA, -Alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı 34.702,33 TL' nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-)Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 11.852,58 -TL harçtan peşin alınan 2.095,60 -TL harcın mahsubu ile bakiye 9.756,98 -TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, -6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davada haksız çıkan taraftan karşılanması gerekmekle, 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 615,40 -TL başvurma harcı, 2.095,60 -TL peşin harç, 87,50 -TL vekalet harcı olmak üzere toplam 2.798,50 -TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, -Davacı tarafından yapılan 10.000 -TL bilirkişi ücreti, 80,00 -TL davetiye ve teskere gideri olmak üzere toplam 10.080,00 -TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 -TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-)Karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacının / davalının gider / delil avanslarından artan bakiyelerinin davacı / davalı / vekillerine iadesine, Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/05/2026 Katip ... E-İMZA Hakim ... E-İMZA
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.