SoorglaÜcretsiz Dene

Konya BAM 6. HD 2023/1567 E. 2024/828 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1567

Karar No

2024/828

Karar Tarihi

29 Nisan 2024

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO :

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 21/09/2023

NUMARASI : Esas Karar

DAVACI :

VEKİLİ : Av.

İSTİNAF EDEN DAVALI :

VEKİLLERİ : Av.

Av.

DAVA : İtirazın İptali

İSTİNAF KARARININ

KARAR TARİHİ : 29/04/2024

YAZIM TARİHİ : 30/04/2024

Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 21/09/2023 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı, davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirketten satın almış olduğu çelik halat (10 mm 8x19 seale kendir özlü 1560 sz siyah çelik halat, 06 mm 6x19 std k.öz siyah ç.halat) için 21.12.2021 tarihli, .... fatura nolu 21.12.2021 irsaliye tarihli,.... irsaliye nolu, 77.880,00 TL bedelli e-fatura tanzim edildiğini, çelik halatın usulüne uygun şekilde davalıya teslim edildiğini, taraflar arasında daha öncede ticari ilişki bulunduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin delil olduğunu, müvekkili şirket ile davalının malzeme satışı yapıldıktan sonra karşılığında ödeme olarak çek-bono alınmak suretiyle hesap kapatılarak çalıştıklarını, daha önce yapılan satışlar sebebiyle davalı/borçlu 28.07.2021 tarihinde ödeme olarak çek-bono teslim ettiğini, sonrasında müvekkili şirkete 209,40 TL borcu kaldığını, davalının 31.08.2021 tarihinde kadar müvekkili şirketten başka malzeme satın almadığını, 31.08.2021 tarihi dahil olmak üzere 18.10.2021 tarihine kadar davalıya 5 fatura ile malzeme satışı yapıldığını ve malzeme satışlarından davalının müvekkili şirkete 176.687,51 TL borcu olduğunu, yapılan bu malzeme satışları davalı sözlü olarak telefon görüşmesi ile verdiği siparişler ile oluşturduğunu, taraflar arasında yapılan satışlarda (tüm satışlarla ilgili olarak) herhangi bir fiyat sabitlemesi yapılmadığını, sipariş tarihindeki güncel satış fiyatları üzerinden satış gerçekleştiğini, 5 fatura ile malzeme satışı ilgili olarak davalıdan ileri vade tarihli toplamda 6 adet çek ve bono alındığını, teslim alınan 6 adet çek ve bono ile davalının müvekkili şirketten 41.312,49 TL alacaklı duruma geçtiğini, davalıya malzeme isteyip istemediği sorulduğunda herhangi bir dönüş yapmadığını, 21.12.2022 tarihinde davalının sözlü olarak malzeme talebi olduğunu, davalıya fiyat bildirildiğini, davalı tarafından bu fiyatın kabul edildiğini, arta kalan bakiyeyi ertesi gün hesaba geçeceklerini bildirdiklerini, davalının işbu davaya konu olan malzeme siparişini yaptığı günler, müvekkili şirket piyasalardaki hareketlilik sebebiyle peşin para almadan hiçbir şekilde malzeme satışı yapmadığını, davalıya yapılan son satış ile ilgili olarak 21.12.2021 tarihli, .... fatura nolu 21.12.2021 irsaliye tarihli, ... irsaliye nolu, 77.880,00 TL bedelli e-fatura tanzim edildiğini ve usulüne uygun şekilde kendisine teslim edildiğini, usul ve yasaya aykırı şekilde 28.12.2021 tarihli, .... fatura nolu, 39.176,00 TL bedelli fiyat farkı e-fatura düzenlendiğini, müvekkili tarafından 30.12.2021 tarihli, ... fatura nolu 39.176,00 TL bedelli .... nolu faturanızın iadesi notlu e-fatura düzenlenerek faturanın iade edildiğini, davalı tarafından usul ve yasaya aykırı şekilde tekrar 31.12.2021 tarihli, ...... fatura nolu 39.176,00 TL bedelli fiyat farkı e-fatura düzenlendiğini, müvekkili şirket tarafından Sincan.. Noterliği'nin 04.01.2022 tarihli .. yevmiye nolu ihtarnamesi ile 31.12.2021 tarihli, .... fatura nolu, 39.176,00 TL bedelli mal hizmet olarak fiyat farkı gösterilen e-faturanın kabul edilmediğini ve e-faturanın iade edildiğini bildirir ihtarname gönderildiğini, davalının borcunu ödememesi sebebiyle, faturanın ödenmeyen kısmı olan 36.567,51 TL'sinin tahsili amacıyla Konya .. İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini ve durdurulduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle; davanın kabulü ile davalının Konya .. İcra Müdürlüğü....E. sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptalini, duran icra takibinin devamını, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile mal alımı ve fiyatları konusunda anlaşıldığını, anlaşılan fiyat üzerinden sipariş ettiklerini, mal bedellerini nakit veya çek, senet olarak alım öncesi davacı şirkete ödendiğini, davacı şirket ödemeleri kabul ederek malları gönderdiğini, davacı şirkete mal bedelleri ödendikten iki ay sonra malların taraflarına teslim edildiğini, sonra piyasa şartlarındaki değişiklikler gerekçesi ile anlaştıkları fiyatların üzerinde yüksek fatura keserek taraflarına gönderdiklerini, fatura bedelini kabul etmediklerini, mallar karşılığında davacı şirkete gönderilen ödemeler ve evraklar dışında sonradan artırılan fiyatlara ilişkin fatura içeriklerini ve ek ödeme talebini kabul etmediklerini, bu nedenlerle; davanın reddini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin karşı taraf davacıya yükletilmesini, fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydı ile karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık dava konusu ürünlerin ödeme tarihindeki rayici üzerinden mi fiyatlandırılacağı yoksa teslim tarihindeki rayici üzerinden fiyatlandırılacağı hususlarında toplanmakta olup ilgili uyuşmazlığa dair mezkur metinde geçtiği haliyle davacı şirket yetkilisi yemin ettiğinden teslim tarihinde oluşturulan fiyatlandırma üzerinden ticaret yapıldığı takdir ve kanaatine varılmıştır.

Davalı takibe ilişkin borca itirazda bulunmuş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin varlığına dair herhangi bir uyuşmazlık bulunmayıp bu durumda davacı ticari defterlerinde kayıtlı bulunan bedelin ödendiğine dair ispat külfeti davalı - borçlu üzerindedir. Yargılama safhasında davalı borcun ödendiğine dair herhangi bir delil sunmamış olup, ayrıca bu hususa ilişkin yemin deliline dayandığı, davacının da, davalının belirttiği şekilde yemini eda ettiği anlaşılmakla; yemin deliline başvurulması durumunda yemin teklif eden taraf, karşı tarafın yemin etmesi ile birlikte iddiasını ispat edememiş sayıldığı, bu cihetle dosya muhtevası itibariyle davacının usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerinin aksini gösterir herhangi bir delil sunulmadığından davacının, davalıdan 36.567,51 TL alacaklı olduğu kanaatine varılmış olup, vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiştir. Alacak likit ve muayyen olduğundan hüküm altına alınan miktar üzerinden % 20 oranında hesaplanan 7.313,50 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

Davacının arabuluculuk vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 16. Maddesinin akdi avukatlık ücretini konu aldığı ve müvekkilinin avukatına ödeyeceği asgari ücreti belirlediği anlaşılmakla ve bu maddede yer alan arabuluculuk vekalet ücretlerinin HMK 323. Madde kapsamında yargılama gideri olduğuna dair bir hüküm bulunmaması sebebiyle reddine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu Konya .. İcra Müdürlüğünün.... Esas sayılı takip dosyasındaki itirazın iptali ile, takibin devamına, dava değeri miktar üzerinden takdiren %20 oranında hesaplanan 7.313,50 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket, davacı ile anlaşılan fiyat üzerinden satın almış olduğu tüm malların bedellerini mallar kendisine teslim edilmeden önce ödemiş olup davacının herhangi bir bakiye alacağı bulunmadığını, davacının kötüniyetli iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, piyasada emtia satış fiyatında çek ve senetlerin veriliş tarihinin esas alındığını, yerel mahkeme tarafından yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme ile dosyanın karara çıkartıldığını, kararın kaldırılmasını ve dosyanın yerel mahkemeye gönderilerek ticari teamül araştırması yapılması gerektiğini, yine eldeki davanın aydınlatılması açısından davacının 21.10.2021 ve öncesindeki 1 ay içerisinde kestiği tüm faturaların incelenerek, müvekkile kestiği faturalardaki emtiaları 21.10.2021 ve öncesinde ne kadarlık bedelden sattığının tespit edilmesinin önemli olduğunu, fiyat farkının oluşup oluşmadığına ilişkin yapılacak olan fiyat araştırması sonucunda müvekkile keşide edilen faturaya konu ürünlere ilişkin müvekkilden haksız bir şekilde ek ödeme talep edildiğinin anlaşılacağını, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.

İspat yükü ile ilgili genel kuralı düzenleyen TMK’nın 6. maddesine göre; “Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” İspat yükü kenar başlıklı HMK’nın 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”

Belirtilen yasa hükümleri karşısında, alacağın tahsili için girişilen icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında kural olarak ispat yükü davacı alacaklıya aittir. Bununla birlikte itirazın iptali davasında davalı borçlunun ödeme savunmasında bulunması ya da borcu ortadan kaldıran diğer itirazları ileri sürmesi halinde ispat yükü yer değiştirecek ve davalıya geçecektir.

6100 sayılı HMK'nın 222.maddesinde "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır...." hükmünün yer aldığı,

Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığı gerekir.

Bir başka anlatımla, faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın -miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka, daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.: Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay,İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13).

6098 sayılı TBK’nın 102. maddesinde “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme,muaccel borç için yapılmış olur. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.” hükmünün yer aldığı,

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarih 2017/19-824 Esas 2019/885 Karar sayılı ilamında; "... Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; eldeki itirazın iptali davasında incelemenin takip ve dava konusu faturalarla sınırlı olarak mı yoksa taraflar arasındaki tüm ticari ilişki değerlendirilerek mi yapılması gerektiği noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü bakımından öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal düzenlemelerin incelenmesinde fayda bulunmaktadır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89 ve 6762 sayılı TTK’nın 87. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.

Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.

İtirazın iptali davası ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.

Bu davanın açılabilmesi için gereken şartlar anılan Kanun'un 67. maddesinde gösterilmiş olup, buna göre ;

  1. İlamsız takip yapılmış olması

  2. Borçlunun bu takibe itiraz etmesi

  3. Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması.

  4. İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.

Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır.

Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.

Bu açıklamalar da göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.

Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 84 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre birden fazla borcu bulunan borçlu, ödeme zamanında bu borçlardan hangisini tediye etmek istediğini alacaklıya beyan etme hakkını haizdir. Aynı Kanun’un 86. maddesine göre de yasal olarak geçerli bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda ödemenin hangi borca mahsup edileceği gösterilmediği takdirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir. Birden çok borç muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir. İcra takibi yapılmamış ise tediye, vadesi daha önce gelmiş olan borca mahsup edilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2006 tarihli ve 2006/19-260 E., 2006/251 K., 09.06.2010 tarihli ve 2010/19-262 E. 2010/304 K, 27.01.2016 tarihli ve 2015/15-1830 E.,2016/98 K., 25.04.2018 tarihli ve 2017/19-903 E., 2018/974 K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır.

Somut olayda, davacı yan, takip talebinde borcun dayanağı (borcun sebebi) olarak 16 adet fatura göstermiş ve alacaklı olduğunu bildirmiştir. Davalı yan ise takibe, borca ve yetkiye itiraz ettiğini, alacaklıya takip talebinde belirtilen faturalardan kaynaklanan borcunun bulunmadığını, alınan tüm malların bedelinin ödendiğini savunmuştur.

Yukarıdaki bilgiler ışığında takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu özellikle vurgulanan itirazın iptali davasında, mahkemece, tarafların iddia, savunma ve delillerinin yalnızca takibe konu faturalar çerçevesinde değerlendirilip incelenerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesinin gerektiği, aksi yönde yapılacak araştırmanın ise itirazın iptali davasının niteliği ile bağdaşmayacağı, ödeme defi nedeniyle ispat yükünün davalı tarafta bulunduğu, belirtilen usule göre yapılacak incelemede, davalının sunduğu ödeme belgelerinin takip konusu edilen faturalara ilişkin olup olmadığı hususunun ise BK’nın 85, 86. (TBK’nın 101, 102.) maddeleri uyarınca tayin edilmesi gerektiği, takibe sıkı sıkıya bağlı olma kuralı ile genel ispat kurallarının ve ispat yöntemlerinin birbiriyle karıştırılmaması gerektiği, bu maddelere göre tespit yapılacak olmasının takibe konu edilmeyen faturalar ve taraflar arasındaki tüm ilişki değerlendirilmesi anlamına gelmeyeceği hususları açık olduğundan, mahkemece önceki kararda direnilmesi doğru değildir.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında itirazın iptali davasında alacağın varlığını ispatta genel hükümlerin uygulanacağı, açılan itirazın iptali davasında faturaların yanında ticari defterlere ve aralarındaki hesap ilişkisine de dayanıldığı, öte yandan davalının da borca itiraz ederek ödeme savunmasında bulunduğu, ancak ödemelerin hangi mallara ve hangi faturalara ilişkin olduğunun belirtilmediği, somut olay bakımından uygulanması gereken 818 sayılı BK’nın 85. vd. maddeleri uyarınca alacaklının ödemeleri önceki muaccel alacaklarına sayma hakkı bulunduğundan zorunlu olarak taraflar arasındaki açık hesap ilişkisinin başından itibaren değerlendirilmesi ve dava konusu ödemelerin yapılmış olup olmadığının, yapıldı ise ödemelerin tamamen mi kısmen mi yapıldığının, hangi borca ilişkin olduğunun tespit edilmesinin gerektiği, bu nedenle taraflar arasındaki tüm ticari ilişki değerlendirilmek suretiyle inceleme yapılarak sonuca ulaşan yerel mahkeme direnme hükmünün onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan gerekçelerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

O hâlde Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır..." hususlarının belirtildiği,

Somut olayda; davalının davacı tarafından kesilen faturayı defterine kaydettiği, 7 gün sonra fiyat farkı iade faturası kestiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bağlantının yapıldığı tarihteki fiyatın mı yoksa teslim tarihindeki fiyatın mı esas alınacağı hususunda olduğu, taraflar arasında bağlantı tarihindeki fiyatın esas alınacağına dair bir sözleşmenin bulunmadığı, davalı tarafından tek taraflı kesilen iade faturasının davacıyı bağlamayacağı, davalı tarafından teklif edilen yeminin davacı tarafından eda edildiği, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,

  2. Alınması gereken 2.497,92 TL harçtan peşin alınan 624,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.873,44 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

  3. İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret. i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,

  4. İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

  5. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,

  6. Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/04/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.

Başkan .

e-imzalıdır

Üye .

e-imzalıdır

Üye .

e-imzalıdır

Katip.

e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istinafdairesiözetikonyadereceİptalivekilihükümvekillerinumarasısebepleriİtirazınkararımahkemesihukukcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim