Konya BAM 6. HD 2023/1728 E. 2024/765 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2023/1728
2024/765
24 Nisan 2024
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/11/2023
NUMARASI : Esas Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI :
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
İHBAR OLUNAN :
DAVA : Alacak
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 24/04/2024
YAZIM TARİHİ : 25/04/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 16/11/2023 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu tesisle ilgili olarak, davacı ile davalı arasında “Dağıtım Sistem
Kullanım Anlaşması” imzalandığını, sistem kullanım/dağıtım bedelinin davalı
tarafından hazırlanarak EPDK tarafından yayımlanan tarifelere göre belirlendiğini,
davacıya uygulanan son dönem tarifesinin (01/01/2022 itibarıyla)
Üreticiler İçin Veriş Yönünde Tek Terimli Dağıtım Tarifesi’nin lisanslı üreticiler için
3,8193 kr/kWh, Lisanssız Üreticiler için ise 28,2765 kr/kWh olduğunu, davanın ikame edildiği tarih itibarıyla davacının üreterek dağıtım
sistemine verdiği her kWh elektrik enerjisine karşılık 28,2765 kuruş sistem kullanım/dağıtım
bedeli alındığını, dağıtım hizmeti alan elektrik üreticileri arasında
sistem kullanım/dağıtım bedelleri bakımından "üretici" ve "lisanssız üretici" şeklinde bir ayrım
yapıldığını,
bu bağlamda davacıdan 28,2765 kuruş sistem kullanım/dağıtım bedeli alınırken buna
karşın aynı hizmeti alan diğer üreticilerden sadece 3,8193 kuruş alındığını, tarife cetvellerindeki sistem kullanım/dağıtım bedellerinden derlenerek taraflarınca
hazırlanan ve aşağıda sunulan karşılaştırma tablosundan da açıkça görüleceği üzere, 2016 yılı
sonuna kadar üreticiler arasında herhangi bir ayrım yapılmadığını, buna göre; lisanslı-lisanssız
ayrımı yapılmaksızın tüm üreticilerden aynı bedel alındığı, bu bedelin (1 Ekim - 31 Aralık 2016
dönemi için) 0,7596 kuruş olduğunu,
ancak 1 Ocak 2017 itibarıyla üreticiler arasında ayrıma gidilerek, lisanssız üreticilerin
dağıtım sistemi üzerinde ek maliyet oluşturduğu gerekçesine dayalı olarak, lisanssız üreticilerden
daha fazla sistem kullanım/dağıtım bedeli alınmaya başlandığını, buna dayanak olacak şekilde
davacının ek maliyet oluşturmadığını aşağıda izah edeceklerini, buna göre tamamen aynı hizmeti aldığı ve aralarında herhangi bir ayrım yapılmasına
hukuken imkan olmadığı halde davacıdan, ürettiği her bir kWh elektrik enerjisi başına neredeyse
10 kat oranında artırım yapılmak suretiyle sistem kullanım/dağıtım bedeli alındığını, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, bu yöntemle davacıdan haksız yere fazladan tahsil edilen tutarın ise 400.000,00 TL'nin üzerinde olduğunu, dava konusu tahsilatın Elektrik Piyasası Kanununa aykırı olduğunu, uyuşmazlık konusu
sistem kullanım/dağıtım bedelinin, dağıtım sisteminin kullanılması (üretilen elektriğin sisteme
verilmesi) karşılığı alınan bir bedel olduğunu, yani dağıtım şirketi tarafından sunulan bir hizmetin
karşılığı olduğunu, dönüştürülmüş maliyet analizlerinin" davalıdan celbi gerektiğini, davalının mevzuatta açıkça belirlenen ek maliyet sebebini ortaya
koymadan sanki ek maliyet varmış gibi Davacıdan fazla ve fahiş miktarda tahsilat yaptığını, hal böyle iken tüm üreticilerin dağıtım şirketinden aldığı hizmet tamamen aynı olduğu halde diğerlerine nazaran davacıdan daha fazla davacının diğer
üreticilere nazaran dağıtım sistemi üzerinde ek maliyet oluşturduğu ve bu sebeple de fazladan
sistem kullanım/dağıtım bedeli alındığının iddia edilemeyeceğini, birbirine komşu parsellerde kurulu olan ve her ikisi de aynı trafo üzerinden dağıtım sistemine bağlanan iki farklı güneş enerjisi santralinin
(GES) olduğu bir örnekte; her iki tesisin sistem üzerinde oluşturduğu maliyet tamamen aynı olduğu halde; davacıdan 400.568,35 TL (yıllık) sistem kullanım/dağıtım bedeli alınırken diğer
üreticiden sadece 55.627,56 TL (yıllık) sistem kullanım/dağıtım bedeli alındığını belirterek; davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile yapılacak yargılama sonucunda
davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve yargılama sırasında ortaya
çıkacak gerçek alacak tutarına talebi artırmak üzere, davacıdan dava tarihine kadar fazladan tahsil
edilen sistem kullanım/dağıtım bedelleri yanında bunlara işletilen KDV'lerle birlikte oluşan toplam
tutar için şimdilik 1.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline ve davacıya verilmesine, alacağa
konu bedellere, her bir faturada fazla ödenen tutarlara ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek
bankalarca mevduata uygulanan azami faiz veya her halükarda en yüksek ticari faiz / değişen
oranda avans faizi uygulanmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tarifelerin üstün kamu iradesi tarafından herkes için bağlayıcı nitelikte olmak üzere EPDK
tarafından belirlenmekte olup idari birer işlem niteliğinde olduğunu, şirketlerin tarifeleri
uygulamama yönünde bir takdir yetkisinin bulunmadığını, müvekkiline ait yanlış bir uygulama
sebebiyle değil EPDK tarafından yapılan bir idari düzenleme sebebiyle oluştuğu iddia edilen farkın
talep edildiğini, bu nedenle davada idari yargının görevli olduğunu, dava EPDK tarafından düzenlenen tarifeye dayalı olarak yapılan faturalandırmalara karşı
açılmış bulunduğundan öncelikle pasif husumetin temelde EPDK’ye yöneltilmesi gerektiğini,
davanın belirsiz alacak davası olarak görülmesinin mümkün olmadığını, dava konusu uyuşmazlığın temeli niteliğindeki idari işlemin iptali için açılan davada
Danıştay ... Dairesinin verdiği ....esas .... karar sayılı karar ile davanın reddine
karar verdiği, hukuk mahkemesinin idari yargının yada EPDK’nin yerine geçerek dağıtım bedeli
katkı payını belirlemesinin yada kaldırmasının düşünülemeyeceğini, dava davacının kendisi aleyhine sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanmakta olup, davacı
baştan itibaren kendisine uygulanan dağıtım tarifesinden haberdar oluğu, sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkının, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılda sona ereceğinden davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı, ayrıca davacının faturalara TTK 21. Maddesinde gösterilen sekiz günlük süre içinde itirazda bulunmadığını, Kanun gereğince faturanın içeriğini kabul etmiş sayıldığı, ayrıca söz konusu faturaları ticareti defterlerine işlemek
suretiyle içeriğini benimsemiş olduğunu, müvekkilinin 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu çerçevesinde faaliyet gösteren 6446
sayılı yasanın 3/1-c maddesi çerçevesinde lisansında belirlenmiş dağıtım bölgesi olan Konya,
Aksaray, Niğde, Kırşehir, Nevşehir ve Karaman olmak üzere 6 ilde mülkiyeti kamuya (TEDAŞ’a )
ait olan elektrik dağıtım tesisleri ve şebekesini işleten elektrik dağıtım şirketi olduğunu, davacının ise lisanssız güneş enerjisi santrali (GES) işletmecisi olduğunu, davacının lisanssız statüde olması sayesinde tüm bu bedelleri ödemekten muaf tutulduğunu,
ayrıca üretim lisansı başvurusunda bulunan tüzel kişiden, ön lisans yükümlülüklerinin yerine
getirilmesini müteakiben üretim tesisinin lisansında belirlenen inşaat süresi içerisinde kurulmaması
halinde irat kaydedilmek üzere, kurulmak istenen üretim tesisinin niteliğine ve büyüklüğüne göre
yatırım tutarının yüzde onunu geçmemek üzere teminat mektubu alındığını, bu Kanuni düzenlemelerin yanı sıra lisanslı üreticilerin 02.11.2013 tarih 28809 sayılı
Resmi Gazetede yayınlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği ile EPDK kararlarına konu
edilmiş pek çok ek hukuki yükümlüğe tabii kılınmışken lisanssız santrallerin lisans almak ve lisans
almanın yanında getirdiği pek çok ek yükümlülükten muaf tutulduklarını, tüm bu yasal hukuki statü avantajlarının yanında lisanssız elektrik üreten tesislerin
ürettikleri enerjiyi daha yüksek bir bedelle satmaları sayesinde fiyat avantajına sahip olduklarını, 29/12/2010 tarihli ve 6094 sayılı Kanunun hükmüne göre düzenlenen I Sayılı Cetvel’de
Güneş Enerjisine Dayalı Üretim Tesisi’nde uygulanacak fiyatın 13,3 ABD Doları cent/kWh
olduğunu, 03.12.2010 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik
Üretimine İlişkin Yönetmelik gereği, güneş enerjisine dayalı üretim tesislerine YEK destekleme mekanizması kapsamında belirlenen kWh başına 13,3 dolar/cent ile ihtiyaç fazlası enerjinin 10 yıl
süre ile üreticilere görevli tedarik şirketi tarafından ödenmekte olduğunu, davacının Lisanssız santral için başvuru yaptığı Mart 2016 yılında kWh başına alım
garantisi 6,99 dolar/cent civarında iken, 2021 yılında ise YEKA kapsamında kurulan lisanslı
tesisler için alım garantisi birim fiyatlarının 20 kuruş/kWh civarında olduğunu, davacının tesis
kurulum aşamasında TEİAŞ’a herhangi bir katkı payı ödemesi yapmadığından veya tavan fiyatın
düşürülerek yarışmaya girmemesinden dolayı lisanslı tesis, kapsamında değerlendirilmesinin söz
konusu olmadığını, tüm bu açıklamalar ışığında davacının lisanssız GES’e yatırım yapmayı lisanslı / lisanssız ayrımını avantajlı dezavantajlı yönlerini bilerek basiretli bir tacir olarak tercih ettiği ve kendi tercih
ettiği statü üzerinden hukuk güvenliği ve hukuki öngörülebilirlik içinde EPDK tarafından bir idari
işlem olarak belirlenen tarife ile fiyatlandırıldığı, davacının durumu itibariyle baştan itibaren
lisanslı GES’lere göre lisanssız GES’ler ilgili farklılıklar baştan itibaren davacı açısından hukuki
öngörülebilirlik ve bunun getirdiği hukuki güvenlik ilkesinin bir yansıması olarak nasıl bir hukuki
muamele karşılaşacağını bildiğinu, bu yönüyle de davanın açıkça kötü niyetli olup haksız bir menfaat
sağlamaya dönük olduğunu, dağıtım tarifelerinin; dağıtım sistemi yatırım harcamaları, sistem işletim maliyeti, teknik ve
teknik olmayan kayıp maliyeti, kesme-bağlama hizmet maliyeti, sayaç okuma maliyeti, reaktif
enerji maliyeti gibi dağıtım faaliyetinin yürütülmesi kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetleri
karşılayacak bedellerden oluştuğunu, dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedellerin 31.12.2015 tarihli ve 29579 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik
Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına ilişkin Usul ve Esaslarda (Usul ve Esaslar) belirlendiğini, bulunmadığı,
davaya konu talebin hukuki öngörülebilirlik ve hukuk güvenliği yönüyle de kabulünün
mümkün olmadığını, ödeme tarihinden itibaren mevduata uygulanan azami faiz veya en yüksek ticari
faiz/değişen oranlarda faiz talebinin de diğer talepler gibi mesnetsiz olduğunu belirterek; davanın reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince "... Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; lisanssız elektrik üreticilerine uygulanacak dağıtım sistemi kullanım tarifelerinin EPDK tarafından belirlendiği, tarifenin belirlenmesi konusundaki yetkinin EPDK'ya ait olduğu, bu konuda davalının insiyatif alarak farklı tarife uygulamasının mümkün olmadığı, davalı tarafça tahsil edilen bedellerin EPDK tarafından belirlenen tarifelere uygun olduğu, yine davalıya sistem kullanım bedeli ödemek istemeyen davacının kendi ihtiyacı kadar elektrik üretme imkanı varken fazlasını üretip kullanım bedelinin iadesini istemesinin hukuken korunamayacağı, davacının tahsil edilen sistem kullanım bedelinin haksız olduğu ve istirdadının gerektiği iddiasını usulünce ispatlayamadığı sonucuna varıldığından davanın reddine ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmeden davanın reddedildiğini, mahkemece ihtiyaç fazlası enerjinin görevli tedarik şirketi tarafından sisteme verilmiş kabul edileceği ve dolayısıyla ihtiyaç fazlası enerji yönünden davacıdan dağıtım bedeli alınamayacağı yönündeki iddia ve taleplerinin hiç dikkate alınmadığını, elektrik dağıtım hizmetinin 6446 sayılı EPK kapsamında verilen bir hizmet olup bu hizmetin verilmesini sağlamak üzere kurulan sözleşme ilişkileri “serbest piyasa faaliyetleri” kapsamında kurulan sözleşme ilişkisi niteliği taşımaktan uzak olduğunu, dağıtım şirketinin, EPK ve bağlı mevzuatta belirlenen ilke ve kurallar çerçevesinde faaliyet yürütmek üzere kendisine başvuran lisanslı veya lisanssız bütün elektrik üreticilerine dağıtım hizmeti vermekle yükümlü tutulmuş olup, bu hizmet karşılığında talep edilebilecek hizmet bedelini de keyfi olarak belirleme imkânı tanımadığını, dağıtım şirketlerinin, lisanslı ve lisanssız elektrik üretimi yapan kişilere uygulanacak dağıtım bedelleri ile ilgili olarak sadece “üretim tesislerinin sistem üzerinde ek maliyet oluşturmaları ihtimali”nde hizmet bedelini farklılaştırma yetkisine sahip kılındığını, 01/01/2017 tarihine kadar lisanslı üretici - lisanssız ayrımı yapmaksızın bütün üreticilere aynı tarife üzerinden hizmet veren davalının lisanssız üreticiler için uyguladığı hizmet bedelini artırdığı tarih itibariyle bu üreticilerin sistem üzerinde hangi ek maliyeti oluşturduklarını ortaya koyması gerektiğini, lisanslı üreticiler ile lisanssız üreticiler arasındaki farklılığın davalı tarafından ispat edilemediğini, ihtiyaç fazlası olarak üretilip dağıtım sistemine verilen enerjinin, sisteme aktarıldığı ilk andan itibaren görevli dağıtım şirketinin mülkiyetine geçtiği ve dolayısıyla dağıtım sisteminin onun tarafından kullanıldığı kabul edilerek, dağıtım (hizmet) bedelini de görevli dağıtım şirketinin ödemesi gerektiğini, mahkeme tarafından atanan bilirkişi heyetinin davada karara esas teşkil edecek, denetime elverişli somut veriler içeren bir rapor sunması imkan dahilinde olmadığından bu şartlar altında dosyanın başka bir bilirkişi heyetine atanması ve hukuki görüş bildirilmeksizin "ihtiyaç fazlası enerji miktarının tespiti ile ihtiyaç fazlası enerji yönünden alınan dağıtım bedelinin KDV dahil belirlenmesinin istenmesi" zorunluluğu ortaya çıkmış olduğu halde, bu yöndeki taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, ihtiyaç fazlası enerji yönünden tartışılan husus; sözleşmeye aykırı tahsilat olduğunu, EPDK tarifesi olmadığını, istinaf konu kararın esastan ret görünümlü usulden ret kararı olduğunu belirterek istinaf talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; alacak istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, toplanan delillere ve özellikle dairemizce usul ve yasaya uygun görülen bilirkişi raporuna göre taraflar arasında imzalanan "Lisanssız Elektrik Üreticileri İçin Dağıtım Kullanım Anlaşması" sözleşmesinde dağıtım sistem kullanım bedeli birim fiyatı ile ilgili bir düzenleme bulunmadığı, anlaşma ile mevzuat ve mevzuat değişikliklerinin geçerli olduğunun kabul edildiği, Lisanslı ve Lisanssız GES'lerde üretilen enerji bedellerinin EPDK tarafından belirlendiği, davalı şirketin enerji fiyatını belirleme yetkisinin bulunmadığı, sadece EPDK'nın belirlediği birim fiyatlar üzerinden fatura tahakkuk etme yetkisinin bulunduğu, EPDK'nın ilgili kararları gereği Lisanslı ve Lisanssız GES'lerin ürettiği enerji bedellerinin birim fiyatlarının farklı olduğu, EPDK'nın bu kararlarına karşı yapılan iptal başvurularının Danıştay tarafından reddedildiği, EPDK kararlarını uygulamakla yükümlü olan davalının yapmış olduğu faturalandırma işlemlerinde fazladan yapılmış tahakkukun bulunmadığı; genel işlem koşuluna aykırılığın bulunmadığı, açıklanan nedenlerle davacının ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
-
Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret. i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
-
İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,
-
Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 24/04/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41