SoorglaÜcretsiz Dene

Konya BAM 6. HD 2023/1382 E. 2024/634 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1382

Karar No

2024/634

Karar Tarihi

20 Mart 2024

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO :

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 06/09/2023

NUMARASI : Esas Karar

İSTİNAF EDEN DAVACI : ... - (T.C Kimlik No: ... )

VEKİLLERİ : Av. ... & Av. ...

DAVALI : ... - (T.C Kimlik No: ... )

VEKİLİ : Av. ... -

DAVA : Tapu İptali ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)

İSTİNAF KARARININ

KARAR TARİHİ : 20/03/2024

YAZIM TARİHİ : 20/03/2024

Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan tapu iptali ve tescil davasında 06/09/2023 tarihinde tesis edilen karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının amca çocukları olduğunu, bir dönem adi ortaklık yaptıklarını, ortaklık ilişkisinin müvekkiline ait .... - ... isimli şahıs şirketi üzerinden gerçekleştiğini, davalının ortaklığa katkısının belirli miktarda koyduğu sermayeden ibaret olduğunu, ortaklık döneminde elde edilen kazançlar ile belirli taşınmazlar alındığını, dava konusu Konya İli, Karatay İlçesi, ... Mahallesi,...ada, .. parselde kayıtlı taşınmaz ile satın alınan diğer taşınmazların da bulunduğunu, taraflar arasındaki ortaklığın yine ortak iradeleri ile sonlandırıldığını, eldeki mevcut ortaklık mallarını 2003 - 2004 yılları arasında taksim ettiklerini, buna göre dava konusu taşınmazın müvekkilinde kalmasına karşılık dilekçesinde bildirdiği diğer taşınmazların davalıda kalacağını, diğer taşınmazların taksimin ardından üçüncü kişilere devredildiğini, satış bedellerini de davalının aldığını, müvekkilinin kendisine bırakılan dava konusu taşınmazın davalı adına ve kendi adına olan vergilerini ödediğini, davalı tarafından kötüniyetli olarak izaleyi şuyu davası açıldığını beyan ederek, dava konusu Konya ili, Karatay ilçesi, .... mahallesi, ... ada, .. parsel sayılı taşınmazdaki davalıya ait 1/2 hissenin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacının talepleri zamanaşımına uğradığından zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, tapuda kayıtlı paylı mülkiyetin tescilinin yolsuz olduğu şeklindeki iddianın yersiz ve dayanaktan yoksun olduğunu, 2004 yılında ortaklığın tamamen tasfiye edildiği davacı tarafça kabul edilmiş olmakla bu tarih itibariyle adi ortaklıkta ortaklar arasında her türlü davanın 5 yıllık zaman aşımına tabi olacağını, bu yöndeki iddia da dayanaktan yoksun olduğunu, tapulu gayrimenkullerin ne şekilde devir ve temlik edileceği ve yolsuz tescilin ne şekilde terkin ve değiştirileceğinin yasalarla belirlendiğini, davada yolsuz bir tescilden bahsetmenin abesle iştigal olduğunu, çünkü ortaklık malı her iki ortak üzerinde 1/2 oranında paylı mülkiyet olarak kayıtlı olup dava tarihine kadar da davacı tarafından herhangi bir itiraz ve dava açılmadığı gibi dava konusu yer tapuda ortaklar adına 1/2 hisseli olarak devşir ve temlik alınırken de bir eksiklik olmadığının sabit olduğunu, dava konusu yer davacıya kaldığı da kendi iddialarından ileri gitmeyen ve taraflarınca kabul edilmeyen soyut bir iddia olduğunu, bu nedenle muvazaa iddiasına dayanılarak tapu iptal tescil ve yolsuzluk talebinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin 1/2 maliki bulunduğu bu gayrimenkul için Konya .. Sulh Hukuk Mah.... E. Sayılı dosyası ile açmış bulunduğu izaleyi şuyu davası nedeniyle davayı geciktirmek ve zaman kazanmak için müvekkili aleyhine bu dava açıldığını, dava konusu gayrimenkul, hiç bir şekilde ve hiçbir zaman ortaklığın davacının da kabul ettiği 2004 yılında tasfiyesi de dahil olmak üzere davacı üzerine bırakılmış olduğu yönündeki iddiayı kabul etmedikleri gibi davacı üzerinde de bırakılmadığını, bu gayrimenkul her iki ortak adına 1/2 oranında tapuda malik olduklarını, davacının akrabalık ilişkisine dayanarak tanık dinletme taleplerini kabul etmediklerini, dava konusu edilen yerin değeri yönünden tanık dinlemeyeceği gibi tapulu gayrimenkul olması sebebiyle resmi belge ile ispat edilmesi gereken hallerde tanık dinletilemeyeceğini, açılan dava yersiz ve kötü niyetli olup, öncelikle harç ikmalinin yapılması gerektiğini, beyan edilen değerin düşük olduğunu bu nedenle harç ikmali yapılmadan davanın görülemeyeceğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "....bizzat davacı tarafın beyanlarından taraflar arasında şifahi olarak kurulan adi ortaklığın 2003-2004 yıllarında tarafların iradesi ile sona erdirildiği, tarafların adi ortaklığa ilişkin malvarlığının da yine sözlü anlaşma ile taksim edildiği, bu davanın ise 17/12/2018 tarihinde açtığı anlaşılmıştır.

Davalı tarafın görevsizlik kararı öncesi cevap dilekçesi ile birlikte ve cevap süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunduğu, 6098 s. TBK'nin 147/4. maddesine göre de, adi ortaklıktan doğan alacaklara ilişkin zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu ve bu sürenin dava tarihi itibariyle geçtiği anlaşılmıştır.

Her ne kadar, 6098 s. TBK'nin 147/4. maddesinde alacaklardan bahsedilmiş, Mahkememizdeki davanın ise tapu iptali ve tescil davası olduğu anlaşılmış ise de, maddedeki "alacaklar" tabirinin "haklar" olarak anlaşılması gerektiği, Yargıtay 3. HD'nin 2022/7406 E. 2023/910 K. sayılı emsal içtihadı içeriğinden anlaşılmıştır.

Davada zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle, davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.

Yargıtay 11. HD’nin 07/11/2022 gün ve 2021/2717 E. 2022/7872 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, zamanaşımının usuli değil esasa ilişkin bir mesele olması nedeniyle, davalı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir.

Yargıtay 15. HD.nin 18.10.2017 gün ve 2016/1777 E. 2017/3491 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere Mahkemece, davanın reddi nedeniyle davalı lehine nispi vekâlet ücreti taktir edildiği için ayrıca görevsizlik kararından dolayı davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davacının davasının zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin ya da adi ortaklığın tasfiyesinden kaynaklı bir alacağa yönelik açılmış bir dava olmadığını, yargılama aşamalarında tarafların da kabul ettiği üzere adi ortaklığın zaten tasfiye edildiğini, taraflar arasındaki tüm malların tarafların ortak iradeleri neticesinde fiilen taksim edildiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan taşınmazların dava konusu taşınmazın müvekkiline devredileceği kabulü ile davalıya bırakılmasının taraflar arasında kabul edilen bir durum olduğunu, davanın tarafların adi ortaklığın tasfiyesinden sonra sözlü olarak taşınmazların paylaşılmasına yönelik varılan anlaşmanın gerekliliklerinin yerine getirilmemesinden doğan tapu iptal ve tescil davası olduğunu, ortada adi ortaklığın eksik tasfiyesinden doğan bir tapu iptal ve tescil davası olmadığını, TBK 147/4. maddesinde geçen zamanaşımı süresinin de iş bu uyuşmazlıkta uygulanmasının açıklanan nedenlerle hukuken mümkün olmadığını, Anayasa ile de güvence altına alınmış en temel ve geniş yetki veren ayni hak, mülkiyet hakkı olup herkese karşı ileri sürülebileceği gibi hak düşürücü süre ve zamanaşımı süreleri de taşınmaz mülkiyetinden doğan tapu iptal ve tescil davalarında uygulama alanı bulmadığının şüphe götürmez bir kural olduğunu, açılmış dava, mülkiyet hakkına dayandığından dolayı zamanaşımı ve sair sürelerle hiçbir kısıtlamaya tabi olmadığını, müvekkilinin tasfiyeden sonra üzerine düşen tüm edimlerini tarafların taksime ilişkin sözlü anlaşmalarına uygun ve eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, dava konusu taşınmazın mülkiyetinin müvekkiline bırakıldığının en açık göstergesinin de uzunca bir süre geçmesine ve taşınmazın bu sürede müvekkili tarafından kullanılmasına rağmen davalı tarafın hiçbir şekilde kira bedeli talep etmemiş olması olduğunu, yine sözlü anlaşma gereği müvekkilinin kendisine bırakılmasına karar verilen dava konusu taşınmazın tüm vergi ödemelerini yaptığını, davalı tarafın da kendisine bırakılan taşınmazların vergi ödemelerini yaptığını, dava konusu taşınmazın müvekkil adına tescil edilmesi gerektiğini, sonuç olarak yerel mahkemece davanın adi ortaklıktan doğan alacaklara ilişkin uygulanan 5 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle geçtiğine yönelik tesptinin iş bu davada uygulanması hukuken mümkün olmayan bir kanun hükmü olduğunu, dava adi ortaklıktan doğan alacak istemi değil tasfiye neticesinde sözlü şekilde kurulan taksim sözleşmesine aykırı davranılmasından dolayı mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil isteminden ibaret olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava; adi ortaklıktan kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.

Somut olayda taraflar arasında, bir adi ortaklık ilişkisi olduğu ve adi ortaklığı tarafların aralarında anlaşarak 2003-2004 yıllarında sona erdirerek tasfiye ettikleri konusunda uyuşmazlık bulunmamakta olup, uyuşmazlık adi ortaklık kazancı ile alınan taraflar adına 1/2 hisse şeklinde kayıtlı dava konusu taşınmazın tasfiyede davacıya bırakılıp bırakılmadığı, olayda zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarındadır.

6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (6101 sayılı Kanun) 1 inci maddesi; “Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.” hükmünü içermektedir.

Adi ortaklığın sona erme tarihinde yürürlükte olan Mülga 818 sayılı BK'nın 126. maddesinin 4. fıkrası , dava tarihinde yürürlülükte olan 6098 sayılı TBK'nın 147. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, adi ortaklıktan doğan davalar beş yıllık zamanaşımına tabidir. Zamanaşımının başlangıcı ise, yerleşmiş Yargıtay uygulamasına göre adi ortaklığın sona ermesi ile başlar. Zira, sona erme sebeplerinin gerçekleşmesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girmekte olup, buna bağlı olarak ortakların tasfiye alacağını isteme hakkı da muaccel olmuş olur.

Bu açıklamalardan sonra tekrar somut olaya dönüldüğünde; taraflar arasındaki adi ortaklığın 2003-2004 yıllarında sona erdilerek tasfiye edildiği, davacının eldeki davadaki talebinin tasfiyeden kaynaklı olduğu ve 17/12/2018 tarihinde açıldığı, görüleceği gibi yasada belirtilen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle geçtiği bu sebeple ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davacının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,

  2. Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

  3. İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret. i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,

  4. İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  5. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin dairemiz tarafından yapılmasına,

  6. Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde; dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 20/03/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

Başkan ...

e-imzalıdır

(Muhalif)

Üye ...

e-imzalıdır

Üye ...

e-imzalıdır

Katip ...

e-imzalıdır

MUHALEFET ŞERHİ: Dava; adi ortaklıktan kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Dosyadaki mevcut delillerden taraflar arasında adi ortaklığa dayalı hukuki ilişkinin varlığı, dava konusu taşınmazın adi ortaklık malı olduğu, dava konusu taşınmazın adi ortaklığın tasfiyesinden sonra zilyetliğinin davacıya devredildiği ve halen davacının kullanımında olduğu, dava tarihine kadar taşınmaza ilişkin beyanının davacı tarafından verildiği, vergilerinin davacı tarafından ödendiği, davacının intifadan men edilmediği, adi ortaklığın 2004 yılında sona erdiği ve ortaklığın mal varlığının büyük bir kısmının satılarak paylaştırıldığı konularında ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın; adi ortaklık ilişkisinin sona erdirilmesi sırasında dava konusu taşınmazın tamamının davacıya bırakıldığının kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı, kararlaştırılmış ise, davanın süresinde açılıp açılmadığı, konularında olduğu anlaşılmıştır.

Tarafların beyanlarına göre adi ortaklığın mal varlığının büyük bir kısmının satılarak pay edilmesine rağmen dava konusu taşınmaz ile Selçuklu İlçesi, .... Mahallesinde kain bir adet iş yeri hakkında ortaklığın giderilmediği nazara alındığında; taraflar arasındaki adi ortaklığın henüz tasfiyesinin tamamlanmadığı, iddiaya göre, dava konusu taşınmazın davalı adına kayıtlı hissenin davacıya devredilme taahhüdü ile zilyetliğinin davacıya terkedildiği ve halen davacının zilyetliğinde bulunması nedeniyle zamanaşımının işlemesinin söz konusu olmadığı, bir an zamanaşımının dolduğu kabul edilse bile davalının zamanaşımı def'inin TMK'nın 2. maddesine göre bir hakkın kötüye kullanılması kabul edilerek dava ile ilgili delillerin esastan değerlendirilmesi gerekirken dava zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi hukuka uygun olmadığından;

Davacının istinaf talebinin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve delillerin esastan değerlendirilmek üzere dava dosyasının HMK'nın 353/1/a.6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan,

Sayın çoğunluğun istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararına katılmıyorum.

Başkan ...

e - imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

Tapu(SatınİptaliAlmayaözetiDayalı)muhalefetistinafdavacıderecevedavalıkonyavekilikararınınvekillerişerhiTescilhükümnumarasımahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim