Konya BAM 6. HD 2024/257 E. 2024/633 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/257
2024/633
20 Mart 2024
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ : 28/12/2023
NUMARASI : Esas
İSTİNAF EDEN DAVACI : ... - (T.C Kimlik No: ... )
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI :
TALEP : İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 20/03/2024
YAZIM TARİHİ : 20/03/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan ticari şirket davasında 28/12/2023 tarihinde tesis edilen ara karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı ... ve Tic. Ltd. Şti.'nin 12/01/2023 tarihinde tescil ve 10746 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan ile kurulduğunu, müvekkili ... ve ...'ın şirketin kurucu ortağı olduğunu, müvekkilinin şirketin %40 oranında ortağı olduğunu, müvekkilinin, %60 pay sahibi olan ... ile müşterek temsile yetkili müdür olarak yetkilendirildiğini, ...'ın ise münferiden yetki sahibi olduğunu, şirket kuruluşunun üzerinden oldukça kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen, müvekkilin davalı şirketin ortaklığından çıkması için haklı sebepler meydana geldiğini, müvekkilinin 19/03/2023 tarihinde Özalkent Polis Merkezi Amirliğine giderek, ...'dan şikayetçi olduğunu, taraflar arasında 05/03/2023 tarihinden bu yana iş nedeniyle anlaşmazlıklar yaşandığını, ...'ın zarar ettiklerinden bahisle, müvekkiline karşı sürekli mobbing uygulamakta olduğunu, sayfalarca mesaj atarak müvekkilini taciz etmekte, ve müvekkiline suç isnadı yapabilmek adına tek taraflı olay kurgusu yapmakta olduğunu, müvekkilini kullanmış olduğu soruşturma dosyası kapsamına bildirilen hattan, tehdit ettiğini ...'ın, müvekkilinden talep ettiği 100.000,00 TL'yi müvekkilinden tahsil edemediğinden, müvekkilinin kullanımında olan ancak kardeşi ... üzerine kayıtlı olan araca el koyduğunu, müvekkilinin bunun üzerine karakola gittiğini ve ... Plakalı Hyundai marka aracın emniyeti suistimal ile hırsızlandığını belirttiğini, davalının, şirketin idari işlerini yürüttüğü iddiası ile sadece şirket muhasebesini kontrolü altına alarak, şirketin tüm faaliyetlerini ve kazancını müvekkilimden gizleyerek, tek elden ve kendi adına kullanmak suretiyle yasadan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır kusurlu olarak ihlal ettiğini beyan ederek davalı şirketin TTK 636. maddesi ve sair mevzuat hükümleri uyarınca tasfiye edilerek müvekkilinin tasfiye ortaklık payının ödenmesini ve müvekkilinin %40 oranındaki hisse bedelinin, net öz varlıklar üzerine şirketin marka değeri, şerefiye ve işleyen teşebbüs değeri dahil tüm haklarının ve bu güne kadar elde etmesi engellenmiş olan kar payının ve haksız uygulama ile kar payından yapılan tüm kesintilerin de ilave edilmesi suretiyle ödenmesi yolunda karar verilmesi ile, dava sonuna kadar şirkete yönetim veya denetim kayyumu atanmasını, tüm mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince 28/12/2023 tarihli ara kararı ile özetle; "...Bir şirkete kayyım atanması için kural olarak şirketin yasal organlarının mevcut olmaması gerekmektedir. Bu kural 4721 sayılı TMK'nın 427/1-4. maddesinde ifade edilmiştir. Bu maddeye göre: Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, yönetim kayyımı atanmak zorundadır.
Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK'nın sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yarg. 11. H.D 08/03/2018 2016/7714 E-2018/1804 K)
Somut olayda, davalı şirketi temsile yetkili organların bulunduğu ve hali hazırda organ boşluğunun söz konusu olmadığı, bununla birlikte şirket malvarlığına tedbir konulması talebi açısından dava dilekçesi ekinde yaklaşık ispata elverişli herhangi bir delile yer verilmediği, iddiaların yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı şirket ortağı ....'in idari işleri kontrol ettiğini ve sadece şirket muhasebesini kontrol altına alarak müvekkilinin bilgi almasını engellediğini, şirketin tüm faaliyetlerini ve kazancını müvekkilinden gizlediğini, müvekkilinin şirkete girişine izin verilmediğini ve ortaklık nedeniyle koyduğu sermaye karşılığı emtialar üzerinde diğer ortak tarafından istenildiği şekilde tasarruf edildiğini bu nedenle mahkemenin tedbir taleplerini reddetmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin şirkete dahil edilmediğini ve bilgi taleplerinin karşılanmadığını, müvekkilinin haklarının açıkça ihlal edildiğini, zira haklılıklarının dosyaya sundukları belgelerle de kuşkuya mahal vermeyecek şekilde ortaya konduğunu bu nedenle ihtiyati tedbir taleplerinin bulunduğunu, zira müvekkilinin diğer ortak ile bir araya gelmesinin mümkün olmadığı gibi söz konusu husumet dolayısıyla ortaklıktan doğan hak ve alacaklarının tahsilinin de mümkün olmadığını, HMK'nın 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hak elde etmenin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden ya da ciddi bir zararın doğacağından endişe edildiğinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini, bu maddeye dayanarak müvekkilinin haklılığının dosyadaki belgelerle sabit olduğunu ve davalı tarafından zarara uğrama tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını beyanla ilk derece mahkemesince verilen ara kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep; şirkete yönetim ya da denetim kayyımı atanması ve şirket mallarının 3.kişilere devir ve temlikinin önlenmesi hususlarında ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesinde '' Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır. '' hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un 390. maddesinde de '' İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. '' düzenlemesi bulunmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacının davalı şirkete yönetim ya da denetim kayyımı atanması ve şirket mallarının 3.kişilere devir ve temlikinin önlenmesi hususlarında ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu, davacının haklılığını yaklaşık ispata yarar bir delil sunmadığı, uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirdiği, şirketin hali hazırda mevcut bir yönetiminin bulunduğu, davacının şirkette yönetim boşluğu bulunduğuna dair herhangi bir iddiasının da bulunmadığı mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla; davacının istinaf başvuru talebinin HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
-
Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret. i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
-
İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
-
Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/03/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18