SoorglaÜcretsiz Dene

Konya BAM 6. HD 2023/897 E. 2024/519 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/897

Karar No

2024/519

Karar Tarihi

1 Mart 2024

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO :

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 04/04/2023

NUMARASI : Esas Karar

DAVACI :

VEKİLİ : Av.

İSTİNAF EDEN DAVALI :

VEKİLİ : Av

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARARININ

KARAR TARİHİ : 01/03/2024

YAZIM TARİHİ : 04/03/2024

Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 04/04/2023 tarihinde tesis edilen karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf, 10.10.2016 tanzim ve 30.12.2016 vade tarihli, 25.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak Konya .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile, müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine giriştiğini, Konya .. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibine konu bonodaki imza müvekkiline ait olmadığını, bono üzerinde müvekkilinin adı kefil kısmında yazdığını, bono üzerinde birbirinin aynısı iki imza bulunmakta olup, imzaların ikisi de müvekkiline ait olmadığını, fakat davalı tarafından, imzanın keşideci (dava dışı) ...'a değil, tahsil kabiliyeti olan müvekkiline karşı kötü niyetli olarak takip başlatıldığını, öte yandan, bono üzerinde müvekkilinin adı kefil kısmında yazmasına ve asıl borçlu olarak dava dışı ... görünmesine rağmen, yalnızca müvekkiline karşı takip başlatıldığını, bu durum da davalı tarafın kötü niyetini ortaya koyduğunu, davalı alacaklı, bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını bile bile, sırf müvekkilinin tahsil kabiliyeti olduğu için icra takibi başlattığını, müvekkili, başlatılan takibe dayanak bonodaki imzanın kendisine ait olmadığından bahisle icra hukuk mahkemesi yerine hatalı olarak icra dairesine itirazda bulunduğunu, müvekkilinin bu itirazı usul ve yasaya uygun olmadığı için takip kesinleşmiş ve eldeki davayı açma zarureti hasıl olduğunu beyanla Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine konu 10.10.2016 tanzim ve 30.12.2016 vade tarihli, 25.000,00 TL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davalı alacaklı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, arabuluculuk ücreti, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, daha sonra verdiği ıslah dilekçesiyle 24.10.2019 tarihinde açmış oldukları davalarını HMK'nun 176. Maddesi gereğince ıslah ettiklerini, davalı şirket, 10.10.2016 tanzim - 30.12.2016 vade tarihli - 25.000,00 TL bedelli bononun ödenmediği gerekçesiyle senette keşideci bölümünde ismi bulunan ...'a kefil sıfatında bulunan müvekkili ... hakkında Konya .. İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine giriştiğini, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takibe konu bono incelendiğinde keşideci ...'a ait imzalar bulunmadığını, bonolarda yalnızca kefil sıfatıyla bulunan müvekkili ...'ın attığı imzalar görüldüğünü, keşideci imzası taşımayan bononun bono hükmünde olmadığını, keşidecisi bulunmayan geçersiz senet için müvekkilinin aval vermesi de mümkün olmadığını, yani senet yok ise aval de yok demek olduğunu, keşideci imzası taşımayan bono bono hükmünde olamayacağından müvekkili ...'ın borçlu olmayacağınım da açıkça ortada olduğunu beyanla; müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, açılan icra takibinin iptali ile takibin durdurulmasına, alacaklının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle 19/09/2019 tarihli arabuluculuk tutanağında "karşı taraf vekili Av. ... nolu telefonla arandığını, lakin toplantıya gelmeyeceklerini beyan ettiği görüldü" ifadesi yer aldığını, fakat olay gerçeği yansıtmadığını, tarafına 2. toplantı günü bildirilmediğini ve uygun olmayan bir zamanda toplantı halindeyken toplantıya gelip gelemeyeceğinin sorulduğunu, habersiz gelişen toplantıya katılmasının mümkün olmadığı için arabulucuya telefonla katılmak istediğini beyan ettiğini fakat arabulucu bu hususu kabul etmediğini, arabuluculuğun düzenlendiği kanun ve yönetmelikte telefonla katılımının mümkün olduğu görüldüğünü, söz konusu arabuluculuk görüşmesini ve son tutanağı kabul etmediklerini, dosyanın tekrardan arabuluculuğa gönderilmesini veyahut toplantıya tarafının katılmış ve söz konusu borcun ...'a ait olduğunu ve anlaşmanın mümkün olmadığını beyan etmişcesine davanın karara bağlanmasını talep ettiklerini, taraflarınca borçluya takip yapılmış olup herhangi bir itiraz süresi içerisinde yapılmadığını, tahsil kabiliyeti olan kişiye karşı takip başlattıkları hususunun gerçeği yansıtmadığını, söz konusu bonada imza davacı ...'a ait olup müvekkili şirket yetkililerinin yanında bizzat kendisi imzaladığını, davacının yapılacak olan imza araştırmasında ve incelemesinde de görüleceği üzere imza ...'a ait olduğunu, söz konusu davayı sırf süreci uzatmak maksadıyla açmış olduğunu düşündüklerini beyanla dosyanın tekrardan arabuluculuğa gönderilmesini veyahut toplantıya tarafının t katılmış ve söz konusu borcun ...'a ait olduğunu ve anlaşmanın mümkün olmadığını beyan etmişcesine davanın karara bağlanmasını, müvekkiline karşı açılmış bulunan işbu davanın reddi ile mahkeme masraflarının ve avukatlık ücretinin davacı karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "....İşbu dava; Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasıdır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; Konya .. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibe konu bir adet bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı, bono üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususları olduğu anlaşılmıştır.

Davaya konu 10.10.2016 tanzim ve 30.12.2016 vade tarihli, 25.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak Konya.. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine girilmiştir. Her ne kadar alınan İstanbul Adli Tıp Grup Başkanlığı 07/09/2022 tarih ve ... sayılı raporunda; inceleme konusu senette atılı borçlu imzaları ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'ın eli ürünü olduğu görülmüştür." şeklinde rapor tanzim edilmiş ise de; davacı vekilinin dava dilekçesinde hem imzaların müvekkiline ait olmadığı iddiası bulunduğu hem de bonoda müvekkili davacının kefil konumunda bulunduğu, bononun asıl borçlusunun dava dışı ... olduğunu bildirdiği, ayrıca 26.12.2022 tarihli dilekçe ile davanın ıslahını talep ettiği ve Keşideci ...' ın bonoda imzasının bulunmadığını, keşideci imzası taşımayan bononun bono hükmünde olamayacağını, keşidecisi bulunmayan geçersiz senet için davacı müvekkilinin aval vermesinin mümkün olmadığını ileri sürdüğü görülmüştür.

Konya .. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibe konu bir adet bono incelendiğinde, Borçlunun ... olduğu, ancak bonoda imzasının bulunmadığı, kefil kısmında ise davacı ...'ın iki tane imzasının bulunduğu ve müteselsil borçluluğa ilişkin ibarenin bulunmadığı anlaşılmıştır.

Dava dosyası içerisine sunulan Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 23.09.2003 tarih 2003/14381 Esas ve 2003/18183 K. Sayılı kararında , "Takibe konu senette düzenleyenin imzası olmalıdır. İmzası yoksa sorumlu görülmeyen bu kişi için kefalet veya aval durumu geçersiz olacağından, kefil konumundaki borçludan senet bedeli tahsil edilemeyeceğine ve senet müteselsil borçlu sıfatı ile imzalanmadığına göre, kefilin imzasının bulunması sonuca etkili değildir" hükmüne yer verildiği görülmüştür.

Tüm bu nedenlerle davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerekmiş, ancak dava dilekçesi ile davacının imza inkarında bulunduğu ve bu nedenle imza incelemesi için bilirkişi incelemesi ve yargılama gideri yapıldığı, imzanın davacıya ait olduğunun tespiti üzerine davacının davasını ISLAH ettiği anlaşıldığından HMK 177 ve devamı maddeleri gereğince kendisinin karşıladığı yargılama giderleri davalıya yükletilmemiş ve kendi üzerinde bırakılmıştır.

Ayrıca; İcra İflas Kanunu 72/5. Maddesinde "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın "yüzde yirmisinden" aşağı olamaz." hükmünü içermektedir.

Alacaklının tazminata mahkum edilmesi için, kanunun aradığı şartların gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu şartlardan ilki, talep şartıdır. Mahkeme, ancak, kendisine karşı haksız yere takipte bulunulmuş borçlunun talebi üzerine tazminata hükmedebilir. Dava dilekçesi ile birlikte davacının haksız ve kötüniyetli takip nedeniyle tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. İkinci şart, alacaklının takibi haksız ve kötü niyetle yapmış olmasıdır.

Gerçekten de, davalı alacaklının tazminata mahkûm edilebilmesinin en önemli şartı “borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetle” yapılmış olmasıdır. Burada, tazminata hükmedilebilmesi için yalnızca haksız bir takip olması yeterli olmayıp, aynı zamanda alacaklının bunu kötü niyetle yaptığının da ispatlanması gerekmektedir. Dosya münderecatına göre davalı alacaklının takibe konu ettiği bonoda takibi kötüniyetle yaptığına dair mahkememizce kanaat getirilmediğinden davacının şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Yukarıda belirtilen sebeplerle; davacının davasının kabulüne, davacının Konya .. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosya ve bu dosyada takibe konu 10/10/2016 tanzim tarihli, 30/12/2016 vade tarihli, 25.000,00 TL bedelli bono yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile, davacının Konya .. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosya ve bu dosyada takibe konu 10/10/2016 tanzim tarihli, 30/12/2016 vade tarihli, 25.000,00 TL bedelli bono yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ve devamında bonodaki imzaların ...'a ait olmadığının iddia edildiğini ve gelen bilirkişi raporlarından da anlaşılacağı üzere davacı ...'a ait olduğunun ortaya çıktığını, davada gelen raporlar sonucu imzaların ...'ın el ürünü olduğunun ortaya çıkmasından sonra davanın reddi kararı verilmesi gerekirken imzalardan sonuç alınamayınca, yeni iddialar önce sürüldüğünü ve bonoda davacının kefil konumunda bulunduğu, bononun asıl borçlusunun dava dışı ... olduğunu bildirdiği, ayrıca 26.12.2022 tarihli dilekçe ile davanın ıslahını talep ettiği ve keşideci ...'ın bonoda imzasının bulunmadığını, keşideci imzası taşımayan bononun bono hükmünde olamayacağını, keşidecisi bulunmayan geçersiz senet için davacı müvekkilinin aval vermesinin mümkün olmadığını ileri sürdüğünün görüldüğünü ve mahkemenin bu doğrultuda karar verdiğini, bonoda bulunan 2 imzanın birer birer iki borçluya ait olma ihtimali hiç değerlendirilmediğini ve sanki sadece kefil kısmındaki davacının imzasının bulunduğunu ve asıl borçlunun imzası olmadığından aval veremeyeceği yönünde hüküm kurulduğunu, bonoda bulunan bir imzanın ...'in bir diğer imzanın ise ...'in olma ihtimali gözönünde bulundurularak itiraz ettiklerini beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.

Somut olayda 10/10/2016 tanzim, 30/12/2016 vade tarihli 25.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak davalı tarafından davacı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi başlatılmış olup, bonoda ödeyecek kısmında ...'ın isminin yer aldığı, kefil kısımında ise davacı ...'ın isminin yer aldığı, bonoda yan yana iki imza atıldığı, davacının öncelikle bonodaki imzaların kendisine ait olmadığını iddia ederek eldeki davayı açtığı, Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporda bonodaki imzaların davacının eli ürünü olduğunun bildirildiği, daha sonra 3 kişilik grafoloji alanında uzman bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulundan alınan raporda ise bonodaki imzaların davacının eli ürünü olmadığının bildirildiği, bunun üzerine mahkemece raporlar arasında çelişki olduğu için Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'ndan rapor alındığı bu son raporda bonodaki imzaların davacının eli ürünü olduğunun bildirildiği , daha sonra davacının davasını ıslah ederek bonoda keşidecinin imzası bulunmadığını, sadece kefil sıfatıyla kendisinin imzalarının görüldüğünü, keşideci imzası taşımayan bononun bono hükmünde olmadığını, keşidecisi bulunmayan geçersiz senet için aval vermesinin de mümkün olmadığını iddia ederek bu yönde inceleme yapılarak borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, davalının ıslah dilekçesindeki aleyhe olan hususları kabul etmediği, dava açılırken imzaya itiraz edildiğinin, bu aşamada borca itiraza da muvafakatlarının olmadığını beyan ettiği, mahkemece takibe konu senette düzenleyenin imzasının bulunmadığı, imzası yoksa sorumlu görülmeyen bu kişi için kefalet veya aval durumunun da geçersiz olacağı, kefil konumundaki borçludan senet bedelinin tahsil edilemeyeceği ve senet müteselsil borçlu sıfatı ile imzalanmadığından kefilin imzasının bulunmasının sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.

Davalı istinafında bonoda bulunan iki imzadan birinin davacı ....'a diğerinin ise ...'a ait olma ihtimalinin göz önünde bulundurulmadığını iddia ederek bu konuyu istinaf sebebi yapmış ise de daha önce alınan iki rapor arasındaki çelişkiyi gideren Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'ndan alınan raporda bonodaki iki imzanın da davacı ...'ın eli ürünü olduğu bildirildiğinden bonodaki imzalardan birinin ...'a ait olması durumunun mevcut olmadığı anlaşılmıştır.

Davacı takibe konu bonoda avalist olup TTK'nın 702/2. maddesi uyarınca aval veren kişi şekle ait noksanlıktan dolayı borca itirazda bulunabilir. Keşidecinin bonoda imzasının bulunmaması şekle ait noksanlık olup aval veren davacı bu noksanlığı ileri sürebileceğinden aval şerhi geçersizdir. (Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesi'nin 08/05/2017 tarih,2016/11423 Esas-2017/3564 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.)

Bu sebeple ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,

  2. Alınması gereken 2.228,39 TL harçtan peşin alınan 557,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.671,29‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

  3. İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret. i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,

  4. İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  5. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,

  6. Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 01/03/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.

Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

A.Ç

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

(KambiyoTespitMenfiKaynaklanan)özetiSenetlerindenistinafderecesebeplerimahkemesikonyavekiliıslahkararınınhükümnumarasıdairesihukukcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim