Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2023/1269
2024/1232
1 Temmuz 2024
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYAASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/07/2023
NUMARASI : Esas Karar
DAVACI :
VEKİLLERİ : Av.
İSTİNAF EDEN
DAVALILAR :1-.....
:2-...... -
DAVA : Tespit ve Alacak
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 01/07/2024
YAZIM TARİHİ : 01/07/2024
Davacı tarafından davalılar aleyhine Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile açılan tespit ve alacak davasında 19/07/2023 tarihinde tesis edilen karara karşı davalıların istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davacı tarafından davalı şirkete para yatırıldığını, davalı şirket temsilcileri tarafından para yatırılırken, davacının davalı şirkete ortak olacağı, yatırılan para karşılığında yüksek kazanç elde edeceği ve yatırdığı paranın istendiğinde kendisine iade edileceği konusunda davacıya güven telkin edildiğini, davacıya yatırılan para karşılığında makbuz verildiğini, ancak yatırılan paraların iade edilmediğini, davalılardan ......'ın da davalı şirketin yöneticisi olduğunu, davacının zararından ......'ın da sorumlu olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı ile davalı şirket arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespiti ile davacının davalı şirkete yatırdığı 30.000 DM. karşılığı 15.338,75 Euro'nun TL. karşılığı olan 43.607,58 TL.'nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar süresinde cevap dilekçesi sunmamışlardır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 03/07/2019 TARİHLİ KARARI: İlk derece mahkemesince; davacının davasının kabulü ile, davalı ..... ile davalılardan ..... Holding A.Ş. arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, 43.607,58 TL.'nin, dava tarihi olan 28/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ..... Holding A.Ş. ile ......'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının feri nitelikteki fazlaya ilişkin faiz taleplerinin reddine karar verilmiştir.
DAİREMİZİN 05/07/2022 TARİHLİ, ... ESAS,... KARAR SAYILI KALDIRMA KARARI; İlk derece mahkemesinin 03/07/2019 tarihli kararına karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 05/07/2022 tarihli, ... Esas, ...Karar sayılı kararı ile; "...Dava; tespit ve alacak istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan TBMM ve SPK raporlarını da irdeleyen bilirkişi raporu hükme esas alınarak davalı şirket ve temsilcilerinin eylemlerinin davacıya karşı haksız fiil teşkil ettiği sonucuna varılarak karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre ..... Holding antetli 05/05/2000 tarih, ....nolu tahsilat makbuzu ile dava dışı ..... adlı kişi tarafından davalı şirkete ait ....'en ....noya kadar kadar olan hisse senetleri için davacıdan 30.000 DM tahsilat yapıldığı, tahsilat tarihinde .....'nin davalı şirketin temsilcisi ya da ortağı olmadığı, 20/09/2001 tarihinde davalı şirkete ortak olduğu, 616 adet hissesinin bulunduğu , davalı şirkete ait pay defterinde davacıya ait bir kaydın ise bulunmadığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince 2.celsede davacı vekiline ortaklık katılım belgesi ve varsa hisse senetlerini sunması için 1 aylık kesin süre verildiği, 3. celsede davacı vekili tarafından ortaklık katılım belgesinin sunulduğunun, mahkeme kasasına alındığının anlaşıldığının tutanağa geçirildiği, ancak dosya içerisinde söz konusu ortaklık katılım belgesinin bir fotokopisi bulunmadığı gibi ortaklık katılım belgesinin aslının kasaya alındığına dair kıymetli evrak alındı makbuzunun da bulunmadığı görülmüştür.
Davacı vekili tarafından davacının elinde bulunan herhangi bir hisse senedi dosyaya sunulmadığı gibi mahkemece de bu konuda bir beyan alınmadığı görülmüştür.
Davalı şirket yöneticileri olan davalı ...... ve dava dışı .....'nin 4.celsedeki imzalı beyanlarında, davacının şirketlerinin resmi ortağı olduğunu, tahsilat makbuzunda ismi bulunan .....'yi tanımadıklarını, ancak görevlilerinden birisi olabileceğini beyan ettikleri, daha sonra 17.celsedeki beyanlarında ise davacıyı tanımadıklarını, şirketlerinin hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olup olmadığını ve bu şekilde şirketin ortağı olup olmadığını da bilemediklerini, davacıya hisse senetlerini satan .....'nin şirketlerinin kurucu ortağı olduğunu beyan ettikleri görülmüştür.
Davalı şirket yöneticileri hakkında çeşitli ceza davaları açıldığı, Konya ..Ağır Ceza Mahkemesi'nin ....Esas- ... Karar sayılı dosyasında dolandırıcılık suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği, verilen kararın Yargıtay temyiz incelemesinde zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği, Konya ..Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas- .... Karar sayılı dosyasında da kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Bu açıklamalardan sonra tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Aslı sunulduğu yazılı olan ortaklık katılım belgesinin bir fotokopisinin dosyada bulunmadığı, aslının kasaya alındığına dair bir makbuzun da bulunmadığı, ayrıca davacının elinde hisse senedi bulunup bulunmadığının da açıklığa kavuşturulmadığı anlaşıldığından davacı tarafından bir ortaklık katılım belgesi sunulup sunulmadığının araştırılması, sunulmuş ise incelenmesi ayrıca davacının elinde herhangi bir hisse senedi bulunup bulunmadığı konusunda davacı vekilinden beyan alınarak var ise asıllarının sunulmasının istenmesi ve hisse senetlerinin incelenmesi, ayrıca Konya ..Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas- ... Karar sayılı ve Konya .Ağır Ceza Mahkemesi'nin .... Esas-... Karar sayılı dosyaları getirtilip incelenmesi ve sonucuna göre diğer delillerle birlikte davacının hukuki durumunun tayini ile bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu karar verilmesi yerinde olmadığından davacının istinaf itirazları şimdilik incelenmeksizin davalıların istinaf taleplerinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesi.." şeklinde karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAF İNCELEMESİNE KONU 19/07/2023 TARİHLİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; ".... Mahkememizin 03/07/2019 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ile davacının davasının kabulüne karar verilmiş, karara karşı istinaf yoluna gidilmesi üzerine Konya BAM 6. HD'nin 05/07/2022 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ile "aslı sunulduğu yazılı olan ortaklık katılım belgesinin bir fotokopisinin dosyada bulunmadığı, aslının kasaya alındığına dair bir makbuzun da bulunmadığı, ayrıca davacının elinde hisse senedi bulunup bulunmadığının da açıklığa kavuşturulmadığı anlaşıldığından davacı tarafından bir ortaklık katılım belgesi sunulup sunulmadığının araştırılması, sunulmuş ise incelenmesi ayrıca davacının elinde herhangi bir hisse senedi bulunup bulunmadığı konusunda davacı vekilinden beyan alınarak var ise asıllarının sunulmasının istenmesi ve hisse senetlerinin incelenmesi, ayrıca Konya ..Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas- .... Karar sayılı ve Konya ..Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas- ... Karar sayılı dosyaları getirtilip incelenmesi ve sonucuna göre diğer delillerle birlikte davacının hukuki durumunun tayini ile bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu karar verilmesinin yerinde olmadığı" gerekçesiyle istinaf talebi kabul edilmiş, dosya Mahkememize gönderilmiş ve Mahkememizin ....E. sırasına kaydedilmiştir.
Konya BAM 6. HD'nin kararı gereğince, Konya .. Ağır Ceza Mahkemesi'nen ... E. ve Konya .. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasına ilişkin ilgili belge suretleri dosyamıza getirtilmiş, davacı vekiline ortaklık katılım belgesi aslı ile varsa hisse senetleri asıllarını sunmak için süre verilmiş, davacı tarafından tahsilat makbuzu aslı ibraz edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Dava, "tespit ve alacak" davasıdır.
Somut olayda ; Davalı şirket yöneticileri hakkında dolandırıcılık suçundan açılan Konya 1. ve 3. Ağır Ceza Mahkemelerindeki davaların, zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığı, haklarında bu suçlardan kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı belirlenmiştir.
Davacı taraf BAM kararı gereğince tahsilat makbuzu aslını ibraz etmiş, başka bir belge aslı sunmamıştır.
Davacı tarafından sunulan (ve davalı şirketin amblem ve ünvanını taşıyan) tahsilat makbuzuna göre ; davacının 05/05/2000 tarihinde 30.000 DM yatırdığının kayıtlı olduğu görülmüştür.
Konya BAM kararı sonrası 25/01/2023 tarihli duruşmada, davalı taraftan, dava dilekçesi ekinde de yer alan 05/05/2000 tarih ve 05056 sıra nolu tahsilat makbuzunun davalı şirket antetini (simge ve unvanını) taşımasına, bu makbuzda parayı tahsil eden olarak yer alan .....'nin ise davalı şirketin kurucu ortakları ve yöneticileri arasında yer almayıp, bilirkişi raporuna göre bu makbuzda yazılı paranın tahsilinden sonra 20/09/2001 tarihinde davalı şirkete ortak olması karşısında;
a) Dava dışı .....'de davalı şirkete ait antet taşıyan para tahsil makbuzunun nasıl bulunduğunun açıklanması,
b) Davalı şirkete ait bu para tahsil makbuzu ..... tarafından hukuka aykırı olarak ele geçirilmiş veya davalı şirketin anteti olmadığı halde makbuzda davalı şirketin anteti benzetilerek hukuka aykırı şekilde kullanılmış ise, bu makbuzun dava dilekçesi ekinde de yer alması ve davanın 28/08/2014 tarihinde açılması gözönünde bulundurularak, davalılar tarafından ..... hakkında bugüne kadar neden savcılığa suç duyurusunda bulunulmadığının izah edilmesi istenilmiş, cevapları makul ve yeterli görülmemiş, davacının yaptığı ödemelerin davalı şirkete yapıldığı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, önceki kararda da belirtildiği üzere dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan bilirkişi heyetinin 07/06/2018 tarihli ve TBMM ve SPK denetim raporlarını da irdeleyen raporuna göre ; "davalı şirketin 1999 yılından itibaren temsilcileri aracılığı ile hisse senedi satışı yaptığı, davalı şirketin fazla hisse senedi bastırdığı, temsilcilerin bir kısmının şirket ortağı olduğu, imzalattırılan ortaklık sözleşmelerinde hisse senetlerinin geri alınmasının taahhüt edildiği, davalı şirket kâr elde etmemesine rağmen para akışının devamı için 1. yılın sonunda % 36 kâr payı dağıtıldığı, davalı şirketin pay defterinde davacının ismine rastlanmadığı, TBMM ve SPK raporlarına göre de aralarında davalı şirketin de bulunduğu bazı şirketlerin hem döviz hem TL. bazında sabit oranlarda kâr payı taahhüdünde bulunduğu, izinsiz halka arz yaptıkları, şirket faaliyetlerinden bağımsız kâr payı dağıttıkları, Konya .. Noterliği'nin 23/03/1999 gün ve...sayılı tasdik kararında belirtilen davalı şirket yönetim kurulunun 23/03/1999 gün ve 1 nolu kararına göre yönetim kurulunun ......, ....., ......, ..... ve ......'dan oluştuğu, davalı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmadığı, toplanan paraların bir çoğunun muhasebe kayıtlarına doğru yansıtılmadığı" tespit edilmiştir.
Davalı şirket ortak, yönetici ve temsilcilerinin yukarıda açıklanan davranışları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davalı şirket ve temsilcilerinin eylemlerinin davacıya karşı haksız fiil teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.
Yargıtay 11. HD.nin 10/09/2018 gün ve 2016/14070 E. 2018/5093 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, "Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve davalı şirketlere verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup... Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme ehliyeti, hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, ifa imkansızlığının bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır (Bkz. Prof Dr. Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Genel Hukuku Genel Hükümler, 2. baskı, sayfa 50). 818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre hile, diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder. Hile nedeniyle sözleşmenin geçersiz sayılabilmesi için kişide aldatma kastının bulunması gerekir. Buna göre kişinin ileri sürdüğü ya da açıklanan zorunluluğu bulunmadığı halde susmuş olduğu nitelikler, karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna etme veya sözleşme düşüncesini pekiştirme amacıyla ortaya konulmuş olmaktadır.
Kişi bu eylem ve davranışlarda bulunmasaydı diğer tarafın bu sözleşmeyi yapmayacağı bilinç ve düşüncesinde olmalıdır. Aldatma kastında, kişiyi gerçek dışı eylem ve davranışlarda bulunmak suretiyle sözleşme yapmaya ikna etme düşüncesi vardır. Bir başka ifadeyle, sözleşmenin yapılması ile aldatma eylemi arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Hileye uğrayan kişinin iradesi sakatlanmıştır. Bu nedenle sözleşmeyi iptal etme hakkına sahiptir. Sözleşmenin iptali halinde tarafların aldıklarını iade yükümlülüğü doğacaktır."
Yukarıda yazılı emsal içtihatta da belirtildiği üzere, davalı şirketin (temsilcilerinin) haksız fiil teşkil eden eylemleri nedeniyle taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığı sonucuna varılarak, haksız fiil hükümlerine göre davacının ödediği bedellerden kalan kısmı davalı şirketten isteyebileceği, davalı şirket temsilcilerinin haksız fiil teşkil eden eylemleri nedeniyle davalı şirketin de sorumlu olduğu ve davalı şirketin pasif husumet ehliyetinin de bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Yargıtay 11. HD.nin 17.06.2016 gün ve 2016/4603 E. 2016/6789 K. sayılı emsal içtihadında, "Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca davalılar Haşim Şahin, Haşim Bayram ve Ali Baloğlu hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesi de doğru değildir. Zira, 6762 sayılı TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/son maddesinde de, temsile ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden anonim şirketin sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalıların da davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı ve üyeleri olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendilerine husumet yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalılar yönünden dahi husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığına" karar verilmiştir.
Yukarıda yazılı emsal içtihatta da belirtildiği üzere, davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olan davalı ......'ın da, paranın yatırıldığı tarih itibariyle taraflar arasındaki ihtilafa uygulanması gereken, mülga 6762 s. TTK'nin 336/5 ve 321/son maddeleri gereğince davalı şirket ile birlikte davacının zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı taraf, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında da bulunmuş ise de; dava konusu ihtilafa uygulanması gereken bir hak düşürücü süre bulunmadığı gibi, Yargıtay 11. HD.nin 02/10/2014 gün ve 2013/13293 E. 2014/15076 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, TBMM ve SPK raporlarında yazılı olup davalılara atfedilen ve haksız fiil eylemler nedeniyle zamanaşımı itirazının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. Hakkın kötüye kullanılmasını da hukuk düzeni korumayacağından (4721 s. MK. m.2/2) davalı tarafın hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı şirket temsilcileri ...... ve ....., 2001 yılına kadar yönetim kurulu üyesi olduklarını, o tarihte SPK'nın şirket faaliyetlerine son verdiğini, görev sürelerinin dolduğu ve başka bir yönetici de atanmadığını beyan etmiş iseler de;
Yargıtay 12. HD.nin 09/03/2017 gün ve 2016/26141 E. 2017/3551 K. sayılı emsal içtihadına göre, "Anonim şirketlerde yönetim ve temsili düzenleyen TTK' nun 365 ve bunu izleyen maddelerinde, şirket yetkili temsilcisinin görev süresi sona erdiğinde, bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığına ve şirketin organsız kalması da mümkün olmadığına göre, yerine yenisi atanmadığı sürece temsil yetkisinin devam edeceğinin kabulü gerekir."
Yukarıda yazılı emsal içtihat gereğince, davalı şirketin temsilcilerinin görev süresi dolmasına rağmen yenisi atanıncaya kadar, davalı şirket temsilcilerinin temsil yetkilerinin devam ettiği kabul edilmiştir.
Tahsilat makbuzuna göre davacının yatırdığı bedel 30.000 DM (= 15.338,76 Euro) olup, (dava tarihi itibariyle T.C. Merkez Bankası Efektif Satış döviz kuruna göre 1 Euro = 2.8623 TL. olduğundan) davacının dava tarihi itibariyle alacağının 43.904,12 TL. olduğu belirlenmiştir.
Davacının alacağı 43.904,12 TL. ise de; dava dilekçesinde 43.607,58 TL. istenilmesi ve talepten fazlaya karar verilemeyecek olması nedeniyle 43.607,58 TL. alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermek gerekmiştir.
Davacı taraf her ne kadar alacağına ödeme tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesini istemiş ve davalı şirket ile diğer davalının sorumluluğu haksız fiil sorumluluğu ise de; davacının istendiği an geri alınabileceği inancıyla para yatırması ve bu paranın iadesini davalıdan ne zaman istediğini, geri ödenmeyeceğini ne zaman anladığını ispat edememesi karşısında, haksız fiil (ödeme) tarihinden değil, dava öncesi temerrütün ispat edilememesi nedeniyle faize dava tarihinden itibaren hükmetmek gerekmiştir. Ancak, taraflar arasındaki ihtilaf, haksız fiilden doğmasına rağmen, davalılar yönünden ticari iş teşkil ettiğinden, faizin talep gibi avans faizi olması gerektiği sonucuna varılmış ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile, Davalı ..... ile davalılardan ..... Holding A.Ş. arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, 43.607,58 TL.'nin, dava tarihi olan 28/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ..... Holding A.Ş. ile ......'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının feri nitelikteki fazlaya ilişkin faiz taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ..... Holding A.Ş. temsilcileri istinaf dilekçelerinde özetle;davada aktif husumet yokluğunun söz konusu olduğunu, davaya konu makbuzun davalı ne şirket eski yöneticileri ile ne de taraflarıyla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, hamile yazılı senedi teslim alan kimsenin şirket yönetim kuruluna başvurup pay defterine kaydı talep etmedikçe şirketin yeni hissedardan haberinin olma imkanı olmadığını, makbuzda ne imzalarının ne de isimlerinin geçmemesinin bunun kanıtı olmasına rağmen şirketin borçlandırıldığını, yerel mahkeme tarafından makbuzun nasıl elde edildiğinin sorulduğunu, taraflarından bilgilerinin olmadığı cevabın makul ve yeterli görülmediği kanaatine varıldığını, bu konuda sorulması gereken muhatabın ..... olmasına rağmen (makbuzda ismi ve imzası olduğu beyan edilen) taraflarından böyle bir açıklama istenmesinin şaşırtıcı olduğunu, fiilin davacı ile ..... arasında işlendiğini ve bu konunun .....’ye sorulması gerektiğini, ayrıca .....’nin bu makbuzu hukuka aykırı olarak ele geçirmiş ve davalı şirketin anteti olmadığı halde makbuzda davalı şirketin anteti benzetilerek hukuka aykırı bir şekilde kullanılmış ise bu konunun neden savcılığa suç duyurusunda bulunulmadığının sorgulanmakta olduğunu, huzurdaki dosya aslı olduğu iddia edilen makbuzun ..... tarafından kesildiğini, makbuzun 05.05.2000 tarihli olup açılan dava 28.08.2014 tarihli olduğunu, taraflarının bilgilendirilmesi de bu dava açıldığı tarih yani 14 yıl 3 ay sonra olduğunu, davada bahsi geçen kişileri tanımadıklarını, evrakta ismi olan bu kimseleri tanımadıklarıni, özel evrakta sahtecilik suçunun dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğundan suçun 8 yıl içinde savcılığa bildirilmesi halinde savcılığın soruşturma başlatacağını, mahkemece de bilinen zamanaşımı olan bu fiil ile ilgili suç duyurusunda bulunulmaması aleyhlerine delil olamayacağının hukukun temel ilkelerinin gereği olduğunu, davalı şirkette davacının hisse senedi aldığına ilişkin herhangi bir kaydının bulunmadığını, davacı hisse senetlerini saklamakta ve mahkemeyi yanılttığını, ne olduğu belli olmayan ve mahkemece aslı denilen makbuzu sunmakla konuyu alacak meselesine sokma gayesiyle kötüniyetli olduğunu, nasıl edinildiği bilinmeyen bir makbuzla imzalarının dahi olmadığı ayrıca imza sahibinin bilindiği halde dava dışı bırakılması ve kendilerinin borçlandırılmalarının akla ve mantığa sığmadığını, yine zamanaşımının olduğunu, haksız fiilin oluştuğu tarihin 05.05.2000 olduğunu, dava tarihinin ise 28.08.2014 olduğunu, 10 yıllık zamanaşımının geçtiğinin açıkça ortada olduğunu, dava konusu alacak her iki halde de zamanaşımına uğradığı halde hüküm verilirken mahkemenin hiçbir şekilde zamanaşımı konusuna girmediğini,yerel mahkemece verilen birebir aynı içerikli davanın kabulü kararlarının istinaf incelemesi sonucu bozulduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ...... istinaf dilekçesinde özetle; davada aktif husumet yokluğunun söz konusu olduğunu, davaya konu makbuzun davalı ne şirket eski yöneticileri ile ne de tarafıyla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, hamile yazılı senedi teslim alan kimsenin şirket yönetim kuruluna başvurup pay defterine kaydı talep etmedikçe şirketin yeni hissedardan haberinin olma imkanı olmadığını, makbuzda ne imzalarının ne de isimlerinin geçmemesinin bunun kanıtı olmasına rağmen şirketin borçlandırıldığını, yerel mahkeme tarafından makbuzun nasıl elde edildiğinin sorulduğunu, taraflarından bilgilerinin olmadığı cevabın makul ve yeterli görülmediği kanaatine varıldığını, bu konuda sorulması gereken muhatabın ..... olmasına rağmen (makbuzda ismi ve imzası olduğu beyan edilen) taraflarından böyle bir açıklama istenmesinin şaşırtıcı olduğunu, fiilin davacı ile ..... arasında işlendiğini ve bu konunun .....’ye sorulması gerektiğini, ayrıca .....’nin bu makbuzu hukuka aykırı olarak ele geçirmiş ve davalı şirketin anteti olmadığı halde makbuzda davalı şirketin anteti benzetilerek hukuka aykırı bir şekilde kullanılmış ise bu konunun neden savcılığa suç duyurusunda bulunulmadığının sorgulanmakta olduğunu, özel evrakta sahtecilik suçunun zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğunu, suç duyurusunda bulunmamış olmalarının aleyhlerine delil olamayacağını ayrıca davacı tarafından ortaklık katılım belgesi aslı ve hisse senetlerinin asıllarının mahkemeye sunulmadığını, davacının hisse senetlerini sakladığını, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, mahkemenin zamanaşımı konusuna girmediğini , yerel mahkemece verilen birebir aynı içerikli davanın kabulü kararlarının istinaf incelemesi sonucu bozulduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Davalılar tarafından zamanaşımı def'inde bulunulmuş ise de dava dilekçesinin davalı şirkete usulüne uygun olarak Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine göre 11/11/2014 tarihinde davalı ......'a ise normal tebligat yoluyla 30/10/2014 ntariihnde tebliğ edildiği, davalıların süresinde cevap dilekçesi vermedikleri, zamanaşımı def'inin cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi gerektiği bu sebeple davalıların zamanaşımı def'inin süresinde olmadığı anlaşılmıştır.
Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, toplanan delillere göre özellikle davalı şirket yetkilileri ...... ve .....'nin davacıya hisse senetlerini satan .....'nin şirketlerinin kurucu ortağı olduğunu beyan ettikleri, dosyadaki diğer delillerle birlikte davalı şirket yetkililerinin bu beyanları değerlendirildiğinde davacının davalı şirkete para verdiğini ispat ettiği, davalı şirketin ve davalı şirket yöneticisi ......'ın davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davalılar tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davalıların istinaf başvuru taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davalıların istinaf başvuru taleplerinin ESASTAN REDDİNE,
-
Alınması gereken 2.978,83 TL harçtan peşin alınan 744,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.234,13 TL karar ve ilam harcının davalı ..... Holding A.Ş.'den tahsili ile hazineye irad kaydına,
-
Alınması gereken 2.978,83 TL harçtan peşin alınan 744,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.234,03 TL karar ve ilam harcının davalı ......'dan tahsili ile hazineye irad kaydına,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret. i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
-
İstinafa başvuran davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
-
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin dairemiz tarafından yapılmasına,
-
Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde; dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 01/07/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09