Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/758
2024/1210
27 Haziran 2024
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/07/2020
NUMARASI : Esas - Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI :
VEKİLİ : Av. ... -
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 27/06/2024
YAZIM TARİHİ : 28/06/2024
Davacı tarafından, davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 10/07/2020 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine dairemizce yapılan inceleme sonucunda verilen 07/10/2022 tarih ... Esas - ... karar sayılı kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/02/2024 tarih, ... Esas, ...Karar sayılı ilamıyla bozularak dairemize iade edildiği anlaşılmakla, dosya incelendi;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki gereği müvekkilinin düzenlediği 413.000,00 TL bedelli faturadan dolayı müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için Konya .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip yaptıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek davalının asıl alacağa yönelik itirazının iptali ile takibin asıl alacak üzerinden devamına ve davalının %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkili ile davacı arasındaki ticari ilişki gereği davalının müvekkiline 50.000,00 TL bedelli çek verdiğini, böylelikle 05/10/2017 tarihi itibariyle müvekkilinin bakiye alacağının 718.251,35 TL'ye düştüğünü, davacının borcuna karşılık müvekkiline 30/11/2017-30/06/2018 aylarına ilişkin 8 adet her biri 96.000,00 TL bedelli sıralı bonolar verdiğini, davacının bunun üzerine 49.748,65 TL alacaklı durumuna geçtiğini, 17/10/2017 tarihinde davacının müvekkilinden 49.748,65 TL'lik mal alımı yaptığını ve böylelikle taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin (bonoların ödenmesi kaydıyla) sıfırlandığını, ilerleyen aşamada davacının müvekkilinden 4 adet fatura karşılığı 8.856,99 TL'lik mal alımı yaptığını, 22/12/2017 tarihinde bu bedeli ödediğini ancak davacının 30/11/2017 vadeli 96.000,00 TL'lik bonoyu ödemeyince 06/12/2017 tarihinde müvekkiline 08/12/2017 vadeli 12.452,00 TL bedelli müşteri çekini verdiğini, 06/12/2017 tarihinde 23.548,00 TL, 08/12/2017 tarihinde 19.000,00 TL, 11/12/2017 tarihinde 21.000,00 TL, 13/12/2017 tarihinde 20.000,00 TL banka havalesi yaparak sözü geçen bonoyu ödediğini ve müvekkilinin 13/12/2017 tarihinde bu bonoyu davacıya iade ettiğini, sıralı ikinci bono olan 30/12/2017 vadeli 96.000,00 TL bedelli bononun da gününde ödenmemesi üzerine müvekkilinin davalı aleyhine Konya .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden 18/01/2018 tarihinde icra takibine girişmek durumunda kaldığını, işbu takipten sonra davacının kalan bonoları ödemeyeceğini, elindeki bir kısım yarı mamül ürünleri müvekkiline verebileceğini söylediğini ve pazarlık sonrası eldeki davaya konu olan 413.000,00 TL'lik faturaya konu malları müvekkiline teslim ettiğini ve müvekkilinin de bu faturayı ticari defterlerine işlediğini, hatta davacının müvekkilinin kantarına yaptığı bakım nedeniyle 03/03/201 tarihli 560,00 TL bedelli faturayı düzenlediğini, icra takibine konu bono dahil müvekkilinin bonolardan dolayı davacıdan 259.000,00 TL bakiye alacağının kaldığını, davalının ..... isimli kişinin keşidecisi olduğu 30/09/2018 vadeli 14.000,00 TL bedelli, 30/10/2018 vadeli 14.000,00 TL bedelli, 30/11/2018 vadeli 14.000,00 TL bedelli ve 30/12/2018 vadeli 13.000,00 TL bedelli toplam 55.000,00 TL bedelli 4 adet bonoyu 16/04/2018 tarihinde müvekkiline verdiğini, müvekkilinin bakiye 204.000,00 TL alacağının kaldığını, faturanın 06/02/2018 düzenleme tarihli olması nedeniyle bu bonoların 16/04/2018 tarihinde verilmiş olmasının davacının kötü niyetini ortaya koyduğunu, sözü geçen 13.000,00 TL bedelli bononunda Konya .. İcra Müdürlüğünün.... Esas sayılı dosyasında icra takibine konu edildiğini ve nihayet davacının müvekkiline gelerek elinde bir kısım işe yaramayan kaynak, testere, matkap makinesi vs. gibi malzemeler olduğunu, bu malzemelerin değerinin 80-90 bin TL civarında olsa da ekonomik krizden çıkmaya çalışması nedeniyle müvekkilinden yardım istediğini ve müvekkilinin bu malzemeleri 08/02/2018 tarihinde teslim aldığını, 31/10/2018 tarihinde de davacı müvekkiline gelerek yukarıda sözü geçen bonoları isteyerek herhangi bir borcunun kalmadığına ilişkin 31/10/2018 tarihli belgeyi düzenleyip imzaladıklarını, davacının haksız kazanç peşinde olduğunu savunarak davanın reddine ve davacının %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; Taraflar arasındaki çekişmenin icra takibine konu davacının düzenlediği 06/02/2018 tarih .... nolu 413.000,00 TL bedelli bir kısım yarı mamül makinelerin bedelinin davalı tarafından davacıya ödenip ödenmediği noktasında olduğu, taraflar arasındaki 08/02/2018 tarihli belge ve 31/10/2018 tarihli belgenin çekişmesiz olduğu, . 31/10/2018 tarihli belgeye göre 30/01/2018-30/06/2018 aylık vadeli sıralı 6 adet her biri 96.000,00 TL bedelli toplam 576.000,00 TL bedelli bonoların davalı tarafından davacıya iade edildiklerinin açık ve çekişmesiz olduğu, bu bonolardan dolayı davacı davalıya borçluyken davalının bonoları davacıya iade ettiği, davacı vekilinin, sözleşmelerin ve bonoların takip ve dava konusu ettikleri 413.000,00 TL'lik fatura ile ilgisinin olmadığını, faturanın bağımsız bir borç ilişkisi olduğu iddia ettiği, davalının ise bonoların iade nedeninin takip ve dava konusu fatura ve diğer tüm hesapla ilgili olduğunu savunduğu, bilirkişi....'in raporunda da belirttiği gibi 413.000,00 TL'lik fatura ve 96.000,00 TL'lik bonolar her iki tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, ancak ne var ki 6 adet 96.000,00 TL bedelli toplam 576.000,00 TL bedelli bonoların davalı tarafından davacıya ödenmeksizin iade edildiği, bu hususun 31/10/2018 tarihli sözleşme ile açık ve çekişmesiz olduğu, savalının ticari defterlerinde bu bonolar alacağa mahsuben alınmış sözleşme gereğince davacıya iade edilmiş gözükmekte olup davalının ticari defterlerinin 31/10/2018 tarihli sözleşmeye uygun olduğu, ancak ne var ki davacının ticari defterlerinde 576.000,00 TL tutarlı bu bonolar davalıya ödeme amacıyla verilmiş gözüktüğü halde ödeme yapılmaksızın sözleşme gereği iade alındığı halde ticari defterlerine bedelsiz iadeyi işlemediği, davacının 576.000,00 TL'lik bonoları bedelsiz iade aldığını işlemiş olması halinde davacının dava konusu faturadan dolayı bir alacağının olmadığı ve kalmadığı açıkça anlaşılacağı, Davacının ticari defterlerine göre davacının davalıdan 413.560,50 TL alacaklı gözükmekte olup 576.000,00 TL'lik bonolar ödendi değil de ödenmeksizin iade gösterilmiş olsaydı o kadar alacağı olmadığının, bilakis kendi defterlerine göre davalıya 162.439,50 TL borçlu olacağı ortaya çıkacağı, davacının ödemediği 576.000,00 TL lik bonoları ödedi göstermek suretiyle kendisini alacaklı saydığı, yukarıda belirtildiği gibi bu miktarı içeren bonoların ödenmediği, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi davalı şirketin ticari defterlerine göre davalının davacıya bir borcu olmayıp davacıdan 117.461,50 TL alacaklı gözüktüğü ve bu durum davacının lehine olmayıp aleyhine bir durum olduğundan davalının ticari defterlerinin davacı lehine delil değerinin olmadığı bilakis aleyhine delil değerinin olduğu, belirtilen 576.000,00 TL'lik bonoların bedelsiz iadesi nedeniyle davacı alacaklı olmaktan çıktığı, davacı vekiline kendisinin aleyhine olan kendisinin ticari defterlerinde gözüken duruma aykırı olarak takip ve dava konusu 413.000,00 TL bedelli faturadan dolayı davalıya bu faturadan dolayı borçlu olmadığına ilişkin yemin delilinin hatırlatılması akla gelebilir ise de davacının hiçbir aşamada hiçbir dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı anlaşıldığından davacının alacaklı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının ödenmiş faturayı icra takibine koymakla haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle de davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davalı tarafın takibe konu faturadan dolayı borcu olmadığını, faturaya konu malların ödenmeyen senetlere karşılık verildiğini, kalan bakiye alacağı içinde bir kısım malların verildiğini ve senetlerin iade edildiğini bu nedenle borçlu değil alacaklı olduğunu iddia ettiğini ve delil olarak da 31/10/2018 tarihli protokolü sunduğunu, mahkemece alınan bilirkişi raporunda takibe konu faturanın iki tarafın da ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilerek müvekkilin davalıdan fatura takip ve fatura miktarı kadar alacaklı olduğu tespit edildiğini, müvekkili ile davalı arasında cari hesap ilişkisinini bulunmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin açık hesap ilişkisi olduğunu, itirazın iptali davasına konu takibin 06/02/2018 tarih ve 356563 numaralı 413.000,00-TL bedelli fatura olduğunu, bu faturanın davalı ticari defterlerine işlenmiş olduğunu, bu faturanın ödendiğinin davalı tarafça ispat edilemediğini, taraflar arasındaki ilişkinin açık hesap ilişkisi olduğunu, kaldı ki cari hesap ilişkisi olsaydı dahi davalının müvekkilime takip konusu miktarda borcunun bulunduğunun ispat edildiğini, yargılamada irdelenen 31/10/2018 tarihli protokol incelendiğinde, müvekkilimin önceden tanzim ederek verdiği toplam 576.000,00-TL bedelli bonoların 31/10/2018 tarihli protokolde belirtilen ve 08/02/2018 tarihinde davalıya teslim edilen malların mülkiyetinin davalıya geçirilmesi karşılığında iadesinin sağlandığını, yani senet bedellerinin karşılığının mal ile ödendiğini, kaldı ki senetlerin zilyetliğinin müvekkilinde bulunması sebebiyle TBK 104 maddesi ve Yargıtay kararları çerçevesinde borcun ödendiğine karine teşkil ettiğini, yerel mahkeme kararının gerekçesinde belirtilen senetlerin bedelsiz iade edildiğine dair çıkarım ve gerekçesinin yanlış olduğunu, davalı tarafça senetlerin bedel ödemeksizin iade edildiği hususunun ispat edilemediğini, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi talebi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Dairemizin 07/10/2022 T.,.... E. .... K. Sayılı Karar Özeti: "...Takip dayanağı olan faturada belirtilen malların davalıya teslim edildiği hususunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmamakta olup ihtilaf davacının davalıya vermiş olduğu her biri 96.000,00 TL bedelli olan 6 adet senetten kaynaklanan toplam 576.000,00 TL bedelli senetlerin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır.
Yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacı taraf ticari defterlerine göre davacının davalıya vermiş olduğu her biri 96.000,00 TL bedelli olan 6 adet senetten kaynaklanan toplam 576.000,00 TL borcun ödenip ödenmediği dikkate alınmaksızın davacının 413.560,13 TL alacaklı gözüktüğü, davalı şirketin ticari defterlerinde de 6 adet senedin tekrar borç kaydından sonra takip tarihi olan| 09.01.2019 tarihinde davalı şirketin davacı şirketten 117.461,50.-TL alacaklı olarak görünmekte olduğu, davacı tarafından davalıya verilen toplam 576.000,00 TL bedelli 6 adet senedin ödenmiş olması halinde davacının takip dayanağı fatura nedeniyle alacaklı olduğu belirtilmiştir. Dosyada mevcut 31.10.2018 tarihli belgede toplam 576.000,00 TL bedelli 6 adet senedin belgede belirtilen 15 kalem malın teslim edilmesi karşılığında davacıya iade edildiği belirtilmektedir. Buna göre toplam 576.000,00 TL bedelli 6 adet senetten kaynaklanan borcun 31.10.2018 tarihli belgede belirtilen mallarla ödendiğinin kabulü gerekmektedir. Bu nedenle yerel mahkemenin toplam 576.000,00 TL bedelli 6 adet senedin ödeme yapılmadan iade edildiği yönündeki kabulünde isabet bulunmamaktadır.
Dava konusu icra takibinin dayanağı olan faturada belirtilen mallar 31.10.2018 tarihli belgede sayılan 15 kalem mal arasında yer almadığı gibi dosya kapsamında takip dayanağı faturada belirtilen malların her biri 96.000,00 TL bedelli olan 6 adet senetten kaynaklanan toplam 576.000,00 TL borç karşılığında verildiğini gösteren herhangi bir delil de bulunmamaktadır. Mahkemece takip dayanağı faturada belirtilen malların davacı tarafından davalıya teslim edildiğinin sabit olduğu, davacının davalıya olan borcu karşılığında verildiği yönündeki iddianın ispatlanamadığı, fatura bedelinin ödendiği yönünde herhangi bir savunma ileri sürülmediği, davalının bu hususta yemin deliline de dayanmadığı hususları dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ancak mahkemece yapılan yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.b.2.maddesi gereğince yeniden karar verilmesi gerektiği " gerekçesiyle;
Davacının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2020 tarih ... Esas ...Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
Davanın KABULÜ ile;, davalının Konya .. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına,
Kabul edilen miktar üzerinden %20 oranında hesaplanan 82.600,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şeklinde karar verilmiştir.
TEMYİZ SEBEPLERİ: Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bakiye alacak için davacı şirketin müvekkiline 8 adet, 96.000,00 TL'lik, ilk ödemesi 30.11.2017 tarihinden başlayan ve 30.06.2018 tarihinde sona erecek olan sıralı senetleri verdiğini ancak sıralı senetlerden 30.11.2017 vadeli 96.000,00 TL'lik ilk senedi ödeyemeyince davacı şirketin müvekkili şirkete ricada bulunduğunu, 06.12.2017 tarihinde 08.12.2017 vadeli 12.452,00 TL'lik müşteri çekini verdiğini, 06.12.2017 tarihinde 23.548,00 TL'nin müvekkilinin hesabına havale yaptığını, 08.12.2017 tarihinde 19.000,00 TL, 11.12.2017 tarihinde 21.000,00 TL, 13.12.2017 tarihinde 20.000,00 TL havale yaparak bu 96.000,00 TL'lik senedini ödediğini ve müvekkilinin de bu ödemeden sonra davacının senedini 13.12.2017 tarihinde davacıya iade ettiğini, davacı tarafın ilk senedini dahi zorla ödediğini, 2. senedi olan 96.000,00 TL'lik 30.12.2017 vadeli senedi ödeyemeyince ve piyasada davacı hakkında pek çok icra takibi yapıldığı da öğrenilince davacı şirket aleyhine müvekkilinin Konya .. İcra Md. ... E. sayılı icra dosyası ile 18.01.2018 tarihine icra takibi başlattığını, takipten sonra davacı şirketin, kalan senetleri de ödeyemeyeceğini, elinde bir kısım yarı mamül ürünler olduğunu ve bunları verebileceğini söylediğini, pazarlık sonrası dava konusu edilen 413.000,00 TL'lik 06.02.2018 tarihli faturaya konu malları müvekkiline teslim ettiğini ve müvekkilnin de bu faturayı defterlerine işlediğini, müvekkilinin davacıdan 259.000,00 TL alacağı kaldığını, davacı tarafın bu faturadan sonra müvekkiline 16.04.2018 tarihinde, vadesi 30.09.2018 olan 14.000,00 TL, vadesi 30.10.2018 olan 14.000,00 TL, vadesi 30.11.2018 olan 14.000,00 TL ve vadesi 30.12.2018 olan 13.000,00 TL'lik .......ait toplam 55.000,00 TL'lik müşteri senedinini müvekkiline verdiğini ve müvekkilinin davacıdan 204.000,00 TL bakiye alacağı kaldığını, bakiye alacak için de davacı şirketin müvekkiline gelerek elinde bir kısım işine yaramayan kaynak, testere, matkap, makinası vs malzeme olduğunu, her ne kadar bu malzemelerin değeri 80-90.000,00 TL civarında olsa da kendilerinin büyük bir ekonomik krizden çıkmaya çalıştığını ve yardımcı olunmasını istediğini, müvekkil şirketin de davacı şirketin durumunu düşünerek bu malzemeleri önce emaneten aldığını, 08.02.2018 tarihinde bu malzemeleri müvekkile teslim ettiğini, bu teslimden yaklaşık 8 ay sonra davacı şirket yetkilisinin müvekkili şirkete geldiğini, senetlerini istediğini, müvekkilinin de herhangi bir borç kalmadığına dair 31.10.2018 tarihinde davacı şirketin imzalı belge aldığını, yerel mahkeme kapsamında sunmuş oldukları belge bulunduğunu, bu belgede mutabakata küçük aletlerin emanet olarak müvekkil şirket yetkilisine 08.02.2018 tarihinde teslim edildiğinin belirtildiğini, müvekkilinin teslim edilen küçük aletler ile ilgili olarak davacı şirket ile bir borç ilişkisine girmediğini, tek borç ilişkisinin dava konusu edilen faturalar olduğunu, temyize konu istinaf kararında verilen malların değerinin dikkate alınmadığını, 103.400,00 TL karşılığında 576.000,00 TL senet iade edildiği düşüncesi olduğunu, davacı taraf dahi beyanında borcuna mahsup edilmesi yönünde mal verildiği iddiasında bulunmakta iken istinaf mahkemesinin aksi yönde bir karar vermiş olmasının hatalı olduğunu, cevap dilekçesinde yemin deliline başvurmadıklarını, bu nedenle yemin deliline de gidilemeyeceğini belirterek cevap dilekçesi ve içeriğindeki yemin delilini dahi görmezden geldiğini belirterek; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin ... E. .... K. Sayılı kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/02/2024 tarih, .... Esas.... Karar sayılı kararının özeti: "...1.Dava, faturaya dayalı takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere dava konusu icra takibi 06.02.2018 tarihli faturaya dayalı olarak 09.01.2019 tarihinde başlatılmıştır. Taraflar arasında ticari ilişki söz konusu olup bu ticari ilişki çerçevesinde 31.10.2018 tarihli protokolü imzalamışlardır. Söz konusu protokolün imzalandığı tarafların kabulündedir. Takip konusu fatura 06.02.2018 tarihli olup söz konusu protokolden önceki tarihlidir.
2.Protokol içeriğinde "... 08.02.2018 tarihinde teslim edilen malzeme listesindeki tezgah ve malzemelerle alakalı .... A.Ş. ve... ... Ltd.Şti. arasındaki mutabakat neticesinde .... Vinç Ltd.Şti.'nin herhangi bir borcu kalmamıştır ve 576.000,00 TL'lik 6 adet senet ... A.Ş.'ye iade edilmiştir ibaresinden sonra 15 adetlik malzeme, makine ve alet listesi ile teslim edilen senet listesi başlığı altında vadesi 30.01.2018 tarihinden başlayıp 30.06.2018 tarihine kadar devam eden 6 adet sıralı 96.000,00TL'lik senet listesinin..." yer aldığı görülmekle söz konusu protokolün bir ibralaşma belgesi olarak düzenlendiği sonucuna varılmaktadır. Başka bir deyişle protokol içeriğinde tarafların bu protokolden yaklaşık 8 ay önce düzenlenen dava konusu faturadan bahsetmeyip mal vs. teslimi suretiyle ibralaşmak suretiyle aralarındaki tüm ilişkiyi tasfiye ettikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda takip konusu fatura nedeniyle davalının, davacıya borcu bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir..." şeklinde karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava; itirazın iptali talebine ilişkindir.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. Maddesi hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Takip dayanağı olan faturada belirtilen malların davalıya teslim edildiği hususunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmamakta olup ihtilaf davacının davalıya vermiş olduğu her biri 96.000,00 TL bedelli olan 6 adet senetten kaynaklanan toplam 576.000,00 TL bedelli senetlerin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır.
Yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacı taraf ticari defterlerine göre davacının davalıya vermiş olduğu her biri 96.000,00 TL bedelli olan 6 adet senetten kaynaklanan toplam 576.000,00 TL borcun ödenip ödenmediği dikkate alınmaksızın davacının 413.560,13 TL alacaklı gözüktüğü, davalı şirketin ticari defterlerinde de 6 adet senedin tekrar borç kaydından sonra takip tarihi olan| 09.01.2019 tarihinde davalı şirketin davacı şirketten 117.461,50 TL alacaklı olarak görünmekte olduğu, davacı tarafından davalıya verilen toplam 576.000,00 TL bedelli 6 adet senedin ödenmiş olması halinde davacının takip dayanağı fatura nedeniyle alacaklı olduğu belirtilmiştir. Dosyada mevcut 31.10.2018 tarihli belgede toplam 576.000,00 TL bedelli 6 adet senedin belgede belirtilen 15 kalem malın teslim edilmesi karşılığında davacıya iade edildiği belirtilmektedir. Buna göre toplam 576.000,00 TL bedelli 6 adet senetten kaynaklanan borcun 31.10.2018 tarihli belgede belirtilen mallarla ödendiğinin kabulü gerekmektedir. Bu nedenle yerel mahkemenin toplam 576.000,00 TL bedelli 6 adet senedin ödeme yapılmadan iade edildiği yönündeki kabulünde isabet bulunmamaktadır.
Dava konusu icra takibinin dayanağı olan faturada belirtilen mallar 31.10.2018 tarihli belgede sayılan 15 kalem mal arasında yer almadığı gibi dosya kapsamında takip dayanağı faturada belirtilen malların her biri 96.000,00 TL bedelli olan 6 adet senetten kaynaklanan toplam 576.000,00 TL borç karşılığında verildiğini gösteren herhangi bir delil de bulunmamaktadır. Mahkemece takip dayanağı faturada belirtilen malların davacı tarafından davalıya teslim edildiğinin sabit olduğu, davacının davalıya olan borcu karşılığında verildiği yönündeki iddianın ispatlanamadığı, fatura bedelinin ödendiği yönünde herhangi bir savunma ileri sürülmediği, davalının bu hususta yemin deliline de dayanmadığı hususları dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ancak mahkemece yapılan yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.b.2.maddesi gereğince yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/02/2024 tarih, .... Esas ....Karar sayılı kararında 31.10.2018 tarihli protokolün ibralaşma belgesi olarak düzenlendiği sonucuna varıldığı belirtilmişse de Yargıtay ilamında da belirtildiği üzere sözkonusu protokolde dava konusu faturadan bahsedilmemiş ve ayrıca ayrıca "08.02.2018 tarihinde teslim edilen malzeme listesindeki tezgah ve malzemelerle alakalı...herhangi bir borcu kalmamıştır." denilerek 31.10.2018 tarihli belgenin belge içeriğinde belirtilen mallarla sınırlı olduğu açıkça vurgulanmıştır. Taraflarca 31.10.2018 tarihli belge ile sınırlı olarak düzenlenen ibranamenin genel bir ibraname olarak kabulünü gerektirir herhangi bir hukuki neden bulunmamaktadır. Bu nedenle dairemizin önceki tarihli kararında direnilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Dairemizin 07/10/2022 Tarih, .... Esas, ... Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE,
A) Davacının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2020 tarih ... Esas.... Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA,
-
İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflara ücreti vekalet taktirine yer olmadığına,
-
İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 148,60 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 5,50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 154,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
B) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
-
Davanın KABULÜ ile;, davalının Konya .. İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına,
-
Kabul edilen miktar üzerinden %20 oranında hesaplanan 82.600,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Alınması gereken 28.212,03 TL harçtan peşin alınan 4.986,91 TL harcın mahsubu ile bakiye 23.225,12 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
-
Davacı davada kendisini vekil sıfatı ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T gereğince 60.820,00 TL nispi ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvurma harcı, 4.986,91 TL peşin harç, 700,00 TL bilirkişi ücreti, 75,20 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 5.806,51 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
HMK'nın 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının gider avansını yatıran tarafa iadesine,
C) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,
D) Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzünde verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 27/06/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09