SoorglaÜcretsiz Dene

Konya BAM 6. HD 2023/1431 E. 2024/1181 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1431

Karar No

2024/1181

Karar Tarihi

12 Haziran 2024

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO :

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 04/07/2023

NUMARASI : Esas Karar

İSTİNAF EDEN DAVACI :

VEKİLİ : Av. ... -

DAVALI :

VEKİLİ : Av. ... - [

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARARININ

KARAR TARİHİ : 12/06/2024

YAZIM TARİHİ : 21/06/2024

Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 04/07/2023 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin taş ocakları işleten, konkasörltaş kırma tesisleri bulunan bir şirket olduğunu, son hali ile ortaklarının .... ve oğlu ... olduğunu, şirketin muhasebe işlerinin ... isimli mali müşavir tarafından takip edildiğini, aynı kişilerin ... Mad. ve İnş. A.Ş isimli ikinci bir şirkette büyük hissedar olduklarını, her iki şirketin merkez adreslerinin aynı yer olduğunu, baba oğul bu iki ortağın, aynı faaliyette bulunmak üzere üçüncü bir şirket olarak davacı .... Mad. Ltd. Şti.'ni kurduklarını, bu şirketin faaliyetlerinin ve merkez adresinin de diğer iki şirketle aynı olduğunu, her üç şirketin imza yetkilisinin .... olduğunu, oğlunun da mali ve idari işlerle ilgilendiğini, Konya'ya taş ocaklarında operatör olarak çalışmak için gelen ... ... ve ... isimli kişilerin bu şirketlerde önce işçi olarak fiilen çalıştıklarını, süreç içinde bir süre sonra .... ve....'ın davacı .... Ltd. Şti'ni ... ve ....'a devretmeyi teklif ettiğini, 2011 Ekim ayında da ... ....'in hisselerini ... ....'e devrettiğini, ..., ... ve ....'un, adı geçen şirketler ile ....'nın işletme sahalarında fiili olarak çalışmaya devam ettiklerini, bu yüzden şirket merkezine çok nadir geldiklerini, geldiklerinde de devraldıkları şirketin yönetimi ile ilgilenmediklerini, kendilerine şirket işlerinin iyi gittiğinin söylendiğini, ortağı ve yetkilisi oldukları .... Ltd. Şti.'nin bütün satış faturalarının ... ve mali müşavir ... tarafından el yazılarıyla düzenlendiğini, ticari defterlere kaydedildiğini, kendilerinin gelir ve gider kalemlerini ve faturaları, işi yapanlara itimat ettikleri için incelemediklerini, zaten bu işlerden de anlamadıklarını, bahse konu üç şirketin ve .... şahıs işletmesinin kayıtlarını ve muhasebesini yapan mali müşavirinin ... isimli aynı kişi olduğunu, davalı şirketin,davacı .... Ltd. Şti.'ne faaliyet konusu işleri yaptırdığını ve kesilen faturalarla kendisini yapılan işler karşılığında borçlandırdığını, ancak bu fatura ödemelerinin bankadan para transferi yaparak ödenmediğini, sahte senetler ve ödenmeyecek çekler ciro edilmiş göstererek ödendi gösterildiğini, bu senet ve çeklerde davacı şirketin cirolarının olmadığını ancak bu şekilde muhasebeleştirildiğini, davacı şirkete vergi çıkmaması için gerçek olmayan faturalar alınarak kayıtlar yapıldığını, bir incelemeye esas teşkil eden vergi müfettişi incelemesinde müvekkil şirketin defterlerinin incelendiğini ve bu gerçek olmayan faturaların tespit edilmesi neticesinde ceza kesildiğini, bu konuda davalı şirket ortaklarının vergi cezalarını ödeyeceklerini söylemelerine rağmen cezaları ödemediklerini, noterlik kanalıyla kendilerine ihtarname çektiklerini ancak cevap verilmediğini, kendilerinin davacı şirket defterlerini özel yeminli mali müşavirlere incelettiklerini, bu rapora göre davacı şirkete verilen senet ve çeklerin ödenmediği, kaydedilen bazı faturaların sahte olduğu, şirketlerinin .... Ltd. Şti.'nden 791.234,00 TL, vergi ziyaı nedeniyle 120.696,71TL alacaklı olduğu hususlarının tespit edildiğini, VUK 359. maddeye göre .... ve ... ile ...'ın sahte belge düzenlediğini, bundan başka bedeli .... Ltd. Şti. gelirlerinden alınan kepçe, tır, araç, yükleyici gibi değerli iş makinası ve araçların davacı şirket gelirlerinden alındığını, ancak .... Ltd.Şti.'ne kaydettirildiğini, bir dairenin de davacı şirkete ait olması gerekirken yine yolsuz olarak davalı şirkete kaydettirildiğini, yeminli mali müşavirlere hazırlattıkları raporda, daha önce zikredilen şekilde; faturaların ... ve mali müşavir tarafından kesildiğini, gerçek olan bu satış faturalarının karşılığında davacı şirkete sahte faturalar alınarak, sanki mal ve hizmet alınmış gibi kaydedildiğini, bu faturaları kesen tedarikçilerin çoğunu kendilerinin tanımadıklarını, bunlara olan borçları da fiktif cari hareketlerle ödemeler yapılmış gibi göstererek kapattıklarını, bu borçların bir kısmının da .... Ltd. Şti. tarafından ödenmiş gibi yapılarak, davacı ve davalı şirket cari hesaplarına mahsup edildiğini, netice olarak hazırlattırılan faaliyet raporuna göre şirketin 1.032.627,00 TL zarara uğratıldığını, davacı şirket gelirleriyle alınan ancak davalı şirkete kaydettirilen araç, iş makinası ve konutun bu değere dahil olmadığını, davacı şirket yöneticilerinin bakım onarım ustası işçiler olduğunu, .... Ltd. Şti. ve davalı .... Ltd. Şti. ortaklarının büyük hisse sahibi oldukları ... AŞ. firmalarında sözleşmeli işçi olarak çalıştığının görüleceğini, davacı şirket ortaklarının şirketi kağıt üzerinde devraldıklarını belirterek; davalı firmanın, müvekkili firmanın muhasebe kayıtlarında yapmış olduğu tüm usulsüz kayıt ve işlemler nedeniyle maruz kaldığı zarardan, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.032.627,00 TL alacağının temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte hüküm altına alınarak, davalı şirketten tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, zaten alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davalı şirket ortakları .... ve ...'nın 22.01.2009 tarihinde .... Ltd. Şti.'ni kurduklarını, kuruluş tescil ve ilanının 29.01.2009 da yapıldığını, şirket faaliyetlerine devam ederken 19.11.2009 tarihinde Noter kanalıyla şimdiki sahiplerine devrettiklerini, hisse devrinin tescil ve ilanının 10.12.2009 tarihinde yapıldığını, davacı şirketin yaklaşık 11 yıldır bu kişiler tarafından yönetildiğini, davacının davalıyı kendi dikkatsizliğinden mesul tutmaya çalıştığını, bunun kabulünün mümkün olmadığını, davacı şirket ortaklarının işçi olduklarından bahisle kandırıldıkları iddia edilmişse de; iş bu isimlerin yaklaşık olarak 11 yıldır tacir sıfatına haiz kişiler olup TTK md. 18/2 uyarınca "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket emkesi gerekir" davacıların basiretli davranmakla mükellef olduklarını, yaptıkları işten ve attıkları imzadan sorumlu olduklarını, hisse devri sonrasında kendi belirledikleri bir muhasebeciyle çalıştıklarını, muhasebecinin davacı şirketle bir ilgisinin olmadığını, dikkat ve özen yükümlülüğü nedeniyle muhasebecinin güvenilirliği hususunda sorumluluğun kendilerinde olduğunu, davacı ve davalı şirketlerin muhasebecisinin aynı olmasının, başkasının yönlendirmesiyle olduğunu göstermeyeceğini, yapılan defter incelemesinde vergi cezası çıkartıldığının beyan edildiğini, inceleme esnasında defter ibrazı ve bütün diğer işlemlerin şirket yetkilisi tarafından yürütülmesi gerektiğini, bunun göre şirket yöneticilerinin defterlerinden ve yaptığı işlemlerden bizzat haberdar olduğunun kanıtı olduğunu, mesuliyetlerinin TTK'nın 67. maddesi ile sabit olduğunu, bu inceleme ile ilgili haberdar olmadıkları iddialarının tamamen mesnetsiz olduğunu, bir usulsüzlük var ise Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusu yapılması gerektiğini, davacı şirket ile davalı şirketin arasındaki ilişkinin, davalı şirketin bu zamana kadar yüzlerce şirket ile yapmış olduğu gibi ticari iş olduğu ve yaptığı işlerin ödemelerini aldığı, davalı şirketin borcunun kalmadığı, davacının iç meselelerinden de davalı şirketin sorumlu tutulamayacağını, muhasebe hususunda hatalı ve hileli işlemleri tespit etme ve düzeltme sorumluluğunun işletme yönetimine ait olduğunu, TTK 553. madde gereği davacı şirketin zararlarından müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığından bahisle davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKMEESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı, öncesinde davacı ve davalı şirketin ortak ve yetkililerinin aynı kişiler olduğunu, davalı şirketin kendi borçlarının davacı şirketin muhasebesinde satıcılar hesaplarına, davacı şirketin hiç tanımadığı, mal ve hizmet almadığı firmalardan alınan faturalar işlenmek suretiyle borçlandırıldığını, davacı şirket hakkında sahte fatura düzenlemekten dolayı vergi incelemesi yapıldığını, davacı şirketin alacaklarının ödenmediğini, kar ettiği halde zarar etmiş gibi gösterildiğini, davalı şirketin davacı şirkete ödemesi gereken faturalardan kaynaklı borçlarının ödenmediğini, bu nedenle davacı şirketin zarara uğradığını iddia ettiği, tarafların ticari defterlerinde bilirkişiler vasıtası ile inceleme yapıldığı, davacı şirket yetkilisinin vergi incelemesi sırasında faturaların şirketin faaliyeti sırasında alınan malzemeler karşılığı kendilerine verildiğini, söz konusu hizmet veya malzemelerin bedelinin nakit olarak ödendiğini, faturalardaki hizmet veya malzemelerin gerçek olarak alındığını, sahte olmadığını beyan ettiği, yine davacı tarafın ticari defter kayıtlarından 2010-2013 yılları arası ticari faaliyetinin ve ulaştığı cironun artarak devam ettiği, TTK'nun 18. Maddesi gereğince her tacirin basiretli bir iş adamı gibi hareket etme zorunluluğunun bulunduğu, bir tacirin defter tutma mükellefiyetinini yerine getirmeye yetkili kıldığı kimsenin bu defterlere geçirdiği kayıtların o tacir tarafından tutulmuş kayıtlardan sayılacağı, mahkememizce denetime açık olması nedeniyle hükme esas alınan 05.05.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre davacı şirketin herhangi bir zararının bulunmadığının bildirildiği, davalı şirket tarafından davacı şirketin zarar uğratıldığı hususu ile zararın varlığının davacı tarafından ispat edemediği...." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda şirket zararının tespit edilemediğini, zarara uğratıldığı ve zararın varlığı ispatlanamadığı görüşünün hatalı olduğunu, yerel mahkemenin tayin ettiği bilirkişi kurulu muhasebe tekniği, gerçek ticari alışveriş açısından dosyayı ve ticari defterleri incelemediğini, mahkemeye sunulan 13.01.2021 tarihli dilekçede müvekkili şirkete ait ticari defterlerin SMMM ...'in bürosunda olduğu belirterek adres bildirildiğini, ancak bilirkişilerin ... ile hiç temasa geçmediğini, defterlerin ve faturaların incelenmediğini, şirket cirosunun artarak devam etmesinin zararın oluşmadığını göstermeyeceğini, vergi incelemesi sırasındaki beyan dikkate alınarak davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, davalı .... Ltd. Şti.'nin davacı şirketin fiili organı konumunda olduğundan sorumluluğu bulunduğunu, .... Ltd. Şti.'nin davacıya borçlu olduğunun dikkate alınmadığını, açıklanan nedenlerle müvekkili şirket muhasebecisi ... adresinde olan faturalar ve diğer yazılı belgeler dosyaya celp edilerek veya yazılarının davalı şirket yöneticileri ...., ... ve muhasebeci ...'ın el yazısı olup olmadığının incelenmesini, davalı şirkete müzekkere yazılarak müvekkili şirketin yapmış olduğu hizmet karşılığı kestiği faturaların nasıl ödendiği, ödeme ile ilgili belgelerin neler olduğu, kendi ticari defterlerine nasıl kaydedildiği, ödendiği söylenen senetlerin kimlerden hangi hukuki ilişkiye dayanarak alındığının defter kayıtları üzerinde incelenmesini, ayrıca senet ve çek düzenleyen şahıslar hakkında Vergi Dairesine müzekkere yazılarak sahtecilik kapsamında işlem yapılıp yapılmadığının sorulmasını, müvekkili şirkete ait vergi inceleme raporları ile yeminli mali müşavir ....'un tutmuş olduğu 28.12.2017 tarihli analiz raporunda sahteciliği belirtilen faturalar, senetler dahil raporların birbirleri ile uyuşup uyuşmadığı, her iki rapor kıyaslanarak ayrıca seçilecek bilirkişilerden rapor alınmasını, müvekkilinin, davalı şirkete kesmiş olduğu faturaların gerçekte ödenip ödenmediği, ödenmiş ise nasıl ödendiği, ödeme belgelerinin müvekkili şirkete düzenlenen faturaların sahte olanları raporda ismi geçen şahıslara ait vergi inceleme raporları vergi dairelerinden celp edilerek yeniden bilirkişilerden rapor aldırılmasını beyanla davanın reddine ilişkin kararının kaldırılarak haklı davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, Maddi tazminat talebine ilişkindir.

İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.

Davacı şirket, .... ve ...'nın davalı şirketin ortakları olduğunu, bu kişilerin ... Mad. ve İnş. A.Ş'nin de hakim ortağı olduklarını, davalı şirket ortakları ...- ...'nın davacı şirketteki hisselerini daha önce ... Mad. ve İnş. A.Ş şirketinde operatör olarak çalışan ..., ... ve ...'e devrettiklerini, şirketlerin muhasebe işlerini ... isimli kişinin yaptığını, davalı şirketin ortakları ile muhasebecinin birlikte hareket ederek sahte ve gerçeğe aykırı fatura ve ödeme belgeleri düzenlemeleri nedeniyle davacı şirketin zarara uğradığını iddia ederek tazminat talebinde bulunmaktadırlar.

Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, davacı şirket, davacı şirketin ortak ve yöneticilerinin kağıt üzerinde ..., ... ve ... olduğunu, gerçekte davacı şirketin sahiplerinin de davalı şirketin ortakları olan .... ile ... olduğunu, davacı şirketçe düzenlenen sahte fatura ve belgelerin, davalı şirket ortakları ve muhasebescince düzenlendiğini iddia etmekte ise de; 6102 Sayılı TTK 18/2. maddesi uyarınca basiretli bir tacir gibi hareket etmeyen davacı şirket ve ortaklarının tacirin kendi bilgisizliği ve tecrübesizliğinden kaynaklı zararlardan dolayı bir talepte bulunamayacağı, TTK 67.maddesi gereğince bir tacirin defter tutma mükellefiyetini yerine getirme salahiyetli kıldığı kimsenin bu defterlere geçildiği kayıtların, o tacirin kendisi tarafından tutulmuş kayıtlar hükmünde olduğu, ticari defterlerin kısmen veya tamamen mevcut olmamasından yahut kanununa uygun surette tutulmamasından veyahut saklanması mecburi olan defter ve kağıtların gereği gibi saklanmamasından doğan mesuliyetin doğrudan doğruya işletme sahibine, hükmü şahıslarda idare organının azalarına veya idari işlerine selahiyetli olan kimselere ve hükmü şahsiyeti olmayan ticari işletme ve teşekküllerde onları idareye selahiyetli olan kimlere ait olduğu, bunların, kusuru memuru ve müstahdemlerine yükleterek bu mesuliyetten kurtulamayacakları, TTK 553. madde gereğince, yönetim kurulu üyeleri, kurucular ve yöneticiler kusur ve sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde zarardan sorumlu olacakları, davacı yemin deliline dayanmış ise de, yemin delilinin davacıların ispatını istediği hususlara elverişli olmadığı, buna göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı tarafça ileri sürülen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,

  2. Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75‬ TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

  3. İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret. i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,

  4. İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

  5. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,

  6. Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 12/06/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

mahkmeesiistinafözetikonyadereceSatımdanvekiliAlacakkararınınhükümKaynaklanan)numarasısebepleri(Ticaricevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim