SoorglaÜcretsiz Dene

Konya BAM 6. HD 2024/735 E. 2024/1156 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/735

Karar No

2024/1156

Karar Tarihi

10 Haziran 2024

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO :

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 05/03/2024

NUMARASI : Esas - Karar

DAVACI :

VEKİLLERİ : Av.

Av.

İSTİNAF EDEN DAVALI :

VEKİLLERİ : Av

Av.

DAVA : Tazminat

İSTİNAF KARARININ

KARAR TARİHİ : 10/06/2024

YAZIM TARİHİ : 12/06/2024

Taraflar arasında görülen davada Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - .... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı bankanın Konya Şubesi nezdinde açılan hesabında uzun senelerdir hisse senetleri ve diğer menkul kıymetleri bulunduğunu, müvekkilinin 2012 yılında şahsına ait hesaba ilişkin hiçbir bilgilendirme yapılmaması üzerine davalı banka şubesine giderek hesabına ilişkin bilgi almak istediğini, ilk başta hesabının bulunmadığı yönünde bilgi verilmişse de detaylıca bakıldığında davalı banka tarafından varlıkların elektronik ortamda göründüğü bilgisi verildiğini, müvekkilinin hisse ve diğer menkul kıymetlerini 2022 yılında paraya çevirme amacıyla tekrar davalı bankaya başvurduğunu, davalı bankaca, müvekkilin hesabının kapalı olduğu ve hiçbir varlığının bulunmadığı şeklinde gerekli bilgilendirmeyi ve açıklığı taşımayan bir açıklama yapıldığını, bu durum üzerine davalı bankaya döviz, TL ve menkul kıymetlere ilişkin hesap açılış tarihinden itibaren tüm hesap bilgileri ve hesap hareketlerinin ve mevcut durumlarına ilişkin araştırma yapılması ve müvekkilinin bilgilendirilmesi amacıyla yazılı olarak başvuruda bulunulduğunu ancak söz konusu başvuruya davalı bankaca cevap verilmediğini, davalı banka dışında ....Kuruluşu A.Ş. ve .... Bankası A.Ş.'ye de müvekkilinin menkul değerlerinin tespiti ve yapılan işlemlerle ilgili bilgi almak amacıyla da dilekçe ile başvuru yapıldığını, ancak söz konusu başvurulara verilen cevaplarda da geçmişe yönelik somut bir malvarlığı değeri görülmediğini ve müvekkilinin izni ve bilgisi olmayan onlarca hesap hareketinin olduğunu ve müvekkilinin haberinin dahi olmadığı işlemlerin görüldüğünü, müvekkilinin hak ve alacaklarının korunması ve saklanması ile sorumlu güven aracı kurum olan davalı bankanın üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediğini gösterdiğini, müvekkiline hiçbir bilgilendirmede bulunulmadığını ileri sürerek, davalı bankaya muhafaza edilmek üzere teslim edilen hisse senetlerinin ve diğer menkul kıymetlerin miktar ve adedinin tespiti ile müvekkilinin uğramış olduğu zararın tazmini için şimdilik 100,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili, davacının, müvekkili bankadaki hesabının bizzat yine davacının talimatı doğrultusunda kapatıldığını, bu nedenle davacının huzurdaki davada müvekkili bankadan alacağı olmadığını, vadesiz hesap kapama talimatı ile müvekkili bankadaki hesaplarını kapatmış olup kapanan hesaplar nedeniyle müvekkili bankadan hak talep edemeyeceğini, davacının davasının tamamen haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunu, müvekkili bankanın müşteri talimatı doğrultusunda işlem yaptığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Somut uyuşmazlıkta; davacı, davalı banka ile arasında bireysel müşteri sözleşmesi kapsamında mevcut olan hesabının banka tarafından bilgisi dahilinde kapatıldığını beyanla bankaya teslim ettiği hisse senetlerinin ve diğer menkul kıymetlerinin miktar ve adedinin tespiti ile uğradığı zararın tazminini talep etmektedir.

Davacının tacir olmadığı anlaşılmıştır. Davacının tacir olmaması ve davanın davacının ticari işletmesi ile ilgisi bulunmaması nedeni ile dava kapsamında mahkememizin görevli olmadığı, bu hali ile bu davalara bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle, davanın görevsiz mahkemede açıldığından reddine, davaya bakmaya Konya Nöbetçi Tüketici Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, davacının, müvekkili banka nezdinde hisse senetlerinin ve diğer menkul kıymetlerinin bulunduğunu, bununla ilgili olarak müvekkili banka nezdinde bulunan hak ve alacaklarının zedelendiğinden bahisle işbu davayı açtığını, menkul kıymetler ve hisse senetlerinin TTK'da düzenlenen müesseseler olup, ilgili mevzuatın açık hükümleri gereğince Asliye Ticaret Mahkemesi'nin işbu dava bakımından görevli bulunduğunu, davanın mutlak ticari dava olduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, tazminat istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.

Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4 ve 5 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2 nci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır.

28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3/k maddesinde tüketici, "Tüketici Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici işlemi ise, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.

6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması ve uyuşmazlığın bu Yasa kapsamında bulunması gerekir.

Tüketici Mahkemelerinin yargılama usulleri, tarafların sorumlu olduğu harçlar ve vekalet ücretleri yönünden uygulama usulleri farklıdır. Tüketici Mahkemelerinde uygulanacak yargılama usulünün 6502 sayılı Kanununun 73/4 maddesinde basit yargılama usulü olduğu belirtilmiş olup, basit yargılama usulü HMK'nın 6. kısmında 316 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Ayrıca 6502 sayılı TKHK'nın 73/2. maddesinde, Tüketici Mahkemeleri nezdinde Bakanlık, Tüketiciler ve Tüketici Örgütleri tarafından açılan davaların 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununda düzenlenen harçlardan muaf olduğu belirtilmiş, Tüketici Mahkemelerinde taraflar yararına hükmedilecek vekalet ücreti de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin İkinci Kısım İkinci Bölümünde ayrıca düzenlenmiştir.

Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun üçüncü fıkrasında hükme bağlanmış ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemelerin, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.

Bir davanın ticari nitelikte olup olmadığı, bir diğer ifade ile asliye ticaret mahkemesinde görülüp görülmeyeceğinin belirlenmesi işi de Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinde gösterilen ilkelere göre yapılmalıdır. Öğretide de benimsenen görüşe göre ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrılmaktadır. TTK'nun 4/1 maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava niteliğindedir. Nispi ticari davalarda, uyuşmazlığın taraflarının tacir olması ve uyuşmazlık konusunun da tarafların ticari işletmesine ilişkin olması şarttır. Ancak, TTK'nın 4/1. fıkrası (a)-(f) bentlerinde sayılan mevzuat ile düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları herhangi bir şart aranmaksızın mutlak ticari dava olarak kabul edilmektedir.

Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olduğundan göreve ilişkin usul hükümleri uygulanacaktır.

Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise, uyuşmazlık bankacılık işleminden kaynaklandığından, davacının da potansiyel mükellef olup, tüketici olduğu anlaşıldığından, mahkemece tüketici mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı ve bu itibarla, davalı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,

  2. Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

  3. İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret. i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,

  4. İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

  5. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4.maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,

  6. Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/06/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istinafdairesiözetikonyaderecekararınınTazminathükümvekillerinumarasısebeplerimahkemesihukukcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim