Konya BAM 6. HD 2023/990 E. 2024/1148 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2023/990
2024/1148
10 Haziran 2024
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/04/2023
NUMARASI : Esas - Karar
İSTİNAF EDEN
DAVACILAR : 1-
2-
3-
4-
5-
VEKİLLERİ : Av
Av.
DAVALI :
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVA : Genel Kurul Kararının İptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 10/06/2024
YAZIM TARİHİ : 11/06/2024
Taraflar arasında görülen davada Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA: Davacılar vekili, davacıların davalı kooperatifin üyesi olduklarını, 25/12/2021 tarihinde yapılan davalı kooperatif olağanüstü genel kuruluna katılarak alınan kararlara muhalefet ettiklerini, kooperatif üyelerinin bir kısmının kooperatif anasözleşmesine aykırı olarak Ladik Kasabası dışından kooperatife üye kaydedildiklerini, hazirun listesinin anasözleşmeye uygun şartları taşımadığını, hazirun listesinin kooperatif yönetim kurulu tarafından imzalanması zorunlu olduğu halde bu zorunluluğun yerine getirilmediğini, hazirun listesi ile genel kurul toplantı tutanağındaki üye sayılarının uyumsuz olduğunu, kooperatif ortaklarından .....'nin kooperatife üye olmasına rağmen hazirun listesinde gösterilmediğini, seçimli olağanüstü genel kurul yapılmasına rağmen yıllık çalışma raporu, denetim kurulu raporu, bilanço, envanter ve gelir gider tablosunun genel kurula sunulmadığını, yönetim ve denetim kurulu seçiminin anasözleşmeye aykırı olduğunu, kullanılan oy pusulalarının anasözleşmeye aykırı olduğunu, hazirun listesinde 539 ortak yer almasına rağmen davalı kooperatif tarafından Sarayönü İlçe Tarım Müdürlüğü'ne 930 üye bildirildiğini, genel kurul tarafından yönetim kuruluna seçilen ....'ın seçilme yeterliliğinin bulunmadığını ileri sürerek, 25/12/2021 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan kararların kanun, anasözleşme ve iyi niyet prensiplerine aykırı olması karşısında mutlak ve nispi nedenlerle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davacıların 25/11/2021 tarihli olağanüstü genel kurulda yapılan seçim öncesi yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan kişiler olduklarını, genel kurul yapılmasını bizzat kendilerinin talep ettiklerini, genel kurul hazırlıkları ve genel kurul işlemlerinin tamamının davacılar ile birlikte yapıldığını, kooperatif kurulurken Ladik Kasabası ve köyleri için kurulmuş iken, Büyükşehir Yasası ile birlikte Ladik'in mahalle olduğunu, davalı kooperatifin merkezinin de Sarayönü İlçesi, Ladik Mahallesinde bulunduğunu, kooperatifin Ladik ve çevresinden süt toplayarak sattığını, çalışma bölgesi ve yönetim merkezinde değişiklik bulunmadığını, davacıların yönetim kurulunda bulundukları dönemde Sarayönü ilçesi, Doğu İstasyon Mahallesinde kooperatifin şubesinin açıldığını, Ladik dışından üye aldığı bildirilen kişilerin 2018 yılından itibaren bütün genel kurullarda oy kullandıklarını, hazirun listesinin ve yapılan toplantının anasözleşme, kanun ve iyi niyet prensiplerine aykırı olmadığını, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Somut olayda ; Bilirkişi heyetinin 12/10/2022 tarihli rapor ve 16/03/2023 tarihli ek raporuna göre, davalı kooperatifin iptali istenilen olağanüstü genel kurul toplantısının davacılardan ..... ve.... tarafından Tarım Orman İl Müdürlüğü'ne verilen 08/12/2021 tarihli dilekçe gereğince yapıldığı, davacı tarafın Ladik Kasabası dışından katıldığını bildirdiği 51 kişilik üyelerin tamamının üye kayıt ve hazirun listesinde yer aldığı, 51 kişiden 31'inin toplantıya katıldığı, hazirun listesinin yönetim kurulu başkanı .... tarafından ve ayrıca denetleme raporu üyesi .... ve ... ile ismi yazılı olmayan 4 kişi tarafından imzalandığı, ortakların 1/4'ünün katılımı ile toplantının yapılmasının esas olup, olağanüstü genel kurul toplantısı için de sayının yeterli olduğu, 296 kişinin genel kurulda hazır bulunduğu, üyelerden .....'nin toplantıya katılmamasının alınan kararlar yönünden nisabı etkilemediği, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçiminin kooperatif anasözleşmesine uygun olduğu, (davalı kooperatife başkan seçilen ....'ın kurucu ortak olduğu) dava dışı .... Yem ve Hayvancılık San. Tic. Ltd. Şti. ile davalı kooperatif arasında herhangi bir mal temini ve ticaretin bulunmadığı belirlenmiştir.
Mahkememizce dava konusu 25/12/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinde ise ; gündemin 3. maddesinin görüşülmesi sırasında davacıların tamamının sundukları müşterek dilekçe ile "Yönetim kurulu hazirun listesi tek imzalı olup, bu genel kurul geçersizdir. Sınırlar genişletilmeden yapılan usulsuz üyeliklerden dolayı seçime katılmıyoruz. Bu durumu Sarayönü Başsavcılığı'na bildirdim. Genel kurul tutanağına yazılmasını istiyoruz." şeklinde yazılmış olan imzalı beyanlarını divan heyetine verdikleri ve bu hususun tutanağın gündemin 3. maddesinde yazıldığı görülmüş, daha sonra diğer bir kısım üyelerin 25/12/2021 tarihli dilekçeleri gereğince divan başkanı tarafından gündem maddeleri haziruna okunmuş, gündemin 4. maddesinde görüşülecek olan yönetim kurulu, denetim kurulu ve üst birlik temsilcilerinin 2 yıllığına seçilmesi maddesi ile ilgili aday bulunup bulunmadığı sorulmuş, tek bir aday listesinin bulunduğu belirlenmiş, bu nedenle genel kurul toplantısının seçim maddesi ile birlikte saat 14:00'a kadar sürmesi gizli oy ve açık tasdik usulü ile yapılması konusu oylamaya sunulmuş, bu durum oy çokluğu ile kabul edilmiştir.
1163 s. Kooperatifler Kanunu'nun 53/1. maddesine göre, toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmiyen yahut toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini yahut da Genel Kurul toplantısına katılmaya yetkili olmıyan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden pay sahipleri kanuna, anasözleşme hükümlerine ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile Genel Kurul kararları aleyhine, toplantıyı kovalıyan günden başlamak üzere 1 ay içinde, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurabilirler.
Davada öncelikle çözülmesi gereken sorun, davacıların genel kurulun 3. ve 4. maddesinde (sadece bu iki maddede karar alınmıştır) alınan kararlar yönünden usulüne uygun bir muhalefet şerhlerinin bulunup bulunmadığı, peşin muhalefetin geçerli olup olmadığı sorunudur.
Yargıtay HGK’nun 17.11.2022 gün ve 2020/11-662 E. 2022/1551 K. sayılı emsal içtihadına göre, "Muhalefet şerhi, pay sahibinin TTK’nın 446/1-a maddesine kapsamında açacağı iptal davası için bir külfet niteliğinde olup pay sahibi, muhalefet şerhi şartını yerine getirmezse iptal davası açma hakkını kaybeder. Bu çerçevede iptali istenen karara karşı pay sahibinin muhalefetinin tutanağa geçirilmesi, genel kurul iptali davası açısından önemli bir koşul olup bu koşul 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114/2. maddesi kapsamında özel dava şartı olarak nitelendirilebilir. Dolayısıyla genel kurul toplantısında hazır bulunan pay sahibinin olumsuz oy kullandığı ve TTK’nın 445. maddesi kapsamında iptalini talep edeceği genel kurul kararına karşı muhalefetini toplantı tutanağına geçirtmemiş olması durumunda açılan davanın HMK’nın 115. maddesi çerçevesinde usulden reddine karar verilir...
Türk Ticaret Kanunu’nun 446/1-a maddesi kapsamında aranan muhalefetin genel kurul toplantısı sırasında alınacak kararlara ilişkin görüşmeler sırasında ve gündem maddesine dair oylama öncesinde değil oylama sırasında ve olumsuz oy kullanılan kararın alınmasından sonra tutanağa geçirtilmesi gerekir. Bu bağlamda iptali istenen gündem maddesinde belirtilen kararın alınmasından önce peşinen muhalefet, TTK’nın 446/1-a maddesi anlamında geçerli bir muhalefet olarak nitelendirilemez. Başka bir anlatımla; madde metninde karara muhalefetin tutanağa geçirtilmesi gerektiği ifade edilmekle, henüz ortada oylanan bir karar yokken gündemin görüşülmesinden ve kararın alınması için yapılması gereken oylamadan önce karara muhalif olduğunu belirtmek genel kurul kararının iptali davası için TTK’nın 446/1-a maddesi uyarınca gereken muhalefet koşulunun yerine geçmez. Buna ek olarak gündemin görüşülmesi sırasında gündemde oylanacak hususa ilişkin eleştiri düzeyindeki açıklamalar da TTK’nın 446/1-a maddesi kapsamındaki muhalefet olarak nitelendirilemez. Zira muhalefet şerhinden, toplantıda alınan karara karşı açıkça muhalif olunduğunun anlaşılması gerekir Bunun yanında muhalefetini yazdırması engellenen pay sahibi, bu durumu ispat ve diğer koşulların varlığı ile genel kurul kararının iptalini dava edebilir."
Davacıların, anasözleşmeye aykırı olarak Ladik (kasabası/mahallesi) dışından üye yapıldıklarını bildirdikleri 51 kişinin, kooperatif üye kayıt ve hazirun listesinde yer aldığı, bu kişilerin üyelik kayıtlarının silinmesi için kooperatife başvurulup veya gerekli davalar açılarak bu kişilerin üye kaydının silinmesi sağlanmadan oy kullanmalarının engellenemeyeceği, halen üye olan bu kişilerin (bir kısmının) dava konusu genel kurulda oy kullanmış olmalarının da bu durumda yokluk ve butlan sebebi sayılamayacağı, yine davacı tarafın diğer itiraz sebeplerinin de kararların yoklukla malul veya batıl kararlar sayılmasını gerektiren itirazlardan olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacıların, dava konusu genel kurul toplantısına katılmalarına rağmen, gündemin 3. maddesinin görüşülmesi sırasında, oylama öncesi sundukları itiraz dilekçesinin dışında, 3. maddenin görüşülmesinden sonra alınan karar ile 4. maddesinde alınan kararlardan sonra herhangi bir muhalefet şerhinin bulunmadığı, davacıların muhalefet şerhlerinin alınmadığı veya tutanağa yazdırılmadığı şeklinde bir iddialarının da olmadığı anlaşılmıştır.
Dava konusu genel kurulun 3. ve 4. maddesinde alınan kararların, yoklukla malul sayılmalarını veya batıl sayılmalarını gerektiren dolayısıyla, muhalefet şerhinin aranmayacağı kararlardan olmaması, sadece iptali mümkün kararlardan olması ancak, yukarıda yazılı Yargıtay HGK'nin emsal içtihadında da belirtildiği üzere, bu kararların iptal için davacıların usulüne uygun bir muhalefet şerhlerinin bulunmaması nedeniyle, davanın reddine..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili, davanın, genel kurula katılma yetkisi olmayan kişilerin oy kullanması nedeniyle iptali istemine ilişkin olduğunu, mahkemece TTK 446/1.a maddesine göre reddine karar verilemeyeceğini, mahkemece TTK 446/1.b ve bununla uyumlu olan KK 53. madde ve anasözleşmenin 68. maddesinin göz ardı edildiğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin oy kullanmalarına dair iptal nedeni için toplantıya katılma veya oy kullanma şartının bulunmadığını, dolayısıyla toplantıya katılmayan, oy kullanmayan kişilere tanınan iptal isteme hakkının müvekkillerine evleviyetle tanınması gerektiğini, müvekkillerinin oy kullanmalarıyla ilgili duruma ilişkin tanık dinlenmediğini, oy kullanmalarının engellendiğini, kooperatif yerleşim merkezlerini belirlemek yetkisinin genel kurula ait olduğunu, kooperatif genel kurullarında Ladik dışında başka bir yerleşim merkezi belirlenmesine ilişkin karar bulunamadığını, yasaya ve anasözleşmeye aykırı şekilde üye kaydedilmesinin yok hükmünde olduğunu, müvekkilleri tarafından verilen dilekçe ile sınırlar dışında üye kaydedilmesini ve bunlara oy kullandırılmasına açıklayan bir dilekçe olup, muhalefet şerhi niteliğinin evleviyetle bulunduğunu, mahkemece bu dilekçenin muhalefet şerhi olarak görülmemesinin hukuka aykırı olduğunu, karar gerekçesinde belirtilen YHGK kararının, kooperatifler hukukunun temel ilkelerine, kamu düzeninden olmasına ve emredici hükümlere aykırı olduğunu, ayrıca genel kurulda basılı oy pusulası kullanılacağına dair karar alınmadan basılı oylar kullandırıldığını, bu durumun da iptal nedeni olduğunu, tam kanunsuzluk halini oluşturduğunu, genel kurula sunulan hazır bulunanlar listesinin ana sözleşmede belirtilen emredici unsurları taşımadığını, hazirun listesinde gerçek üye olan kişinin gösterilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, olağanüstü genel kurulda başkanlığa ....'ın seçildiğini, şahsın yönetim kurulu başkanı olmasına yasal imkan bulunmadığını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, dava konusu davalı kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında bilirkişi raporu alınarak benimsenen bilirkişi raporu uyarınca yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf istemleri ile davacı tarafça iddialar kapsamında somut bir delil ileri sürülmemesi ve yapılacağı belirtilen şikayete ilişkin de herhangi bir bilgi ve belge sunulmaması nazara alındığında, ilk derece mahkemesince benimsenen bilirkişi raporu uyarınca davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı ve bu itibarla, davacılar vekilinin istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacılar vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
-
Alınması gereken 2.138,00 TL harçtan, peşin alınan 899,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.238,50 TL karar ve ilam harcının davacılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret. i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
-
İstinafa başvuran davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
-
Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 10/06/2024 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
(muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ: Dava, dava konusu davalı kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında bilirkişi raporu alınarak yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, somut uyuşmazlık yönünden, taraf iddia ve savunmaları kapsamında genel kurul kararlarının yoklukla malul, butlan ya da iptaline sebebiyet verecek hallerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
''Yokluk''; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu veya şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir (Mehmet Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s.196). Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "yokluk" ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen gözönünde bulundurulacağı ve herkesin bu geçersizliği, 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesinde düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği Hukuk Genel Kurulu’nun 12.03.2008 gün ve 2008/11-246 E., 2008/239 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Mutlak butlanla batıl kararlar, baştan beri hükümsüz olan, sonradan geçerlilik kazanma olanağı olmayan, emredici kurallara, kamu düzenine veya ahlaka ve adaba aykırı veyahut konusu olanaksız olan kararlardır. Bu tür kararlar, baştan beri hüküm ifade etmezler.
TTK uyarınca iptali kabil kararlar ise, daha çok ortakların menfaatlerini koruyan düzenlemelere aykırılık teşkil eden, emredici kurallar dışında yorumlayıcı ve şekle ilişkin kuralların ihlal edildiği kararlardır. İptali gereken kararlar, baştan itibaren geçersiz olmadıklarından, iptal edilinceye kadar geçerli bir kararın hüküm ve sonuçlarını doğururlar.
1163 sayılı Yasa'nın 53. maddesinde kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile Genel Kurul kararları aleyhine bir ay içerisinde iptal davası açılabileceği düzenlenmiştir.
Ayrıca, ceza hukuku ile medeni hukuk arasındaki münasebeti düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca, ceza mahkemesinin kusurun takdiri ve zarar miktarının tayinine yönelik kararı hukuk hakimini bağlayıcı olmadığı gibi, hukuk mahkemesi, ceza mahkemesinde ikame edilen delillerle de bağlı değildir. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımı, aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının da, kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi, özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Hukuk hakimi, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmü ile bağlı olacağı hem ilmi hem de kökleşmiş yargısal içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. Bu hak adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.
Adil yargılanma hakkı da Anayasanın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde mahkeme kararlarında bulunması gereken hususlar sayılmıştır. Kanun'un 297/1-c maddesi gereğince karar "tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" içermeli, 297/2 maddesi gereğince de hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Yargıtay HGK'nun 2010/1-86 E.-2010/108 K., 2014/2-1121 E.-2016/635 K., 2014/9-1137 E.-2016/994 K., 2013/21-1791 Esas, 2013/1676 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, mahkeme kararının gerekçesi o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve kanun yolu denetiminin yapılabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur.
Anayasanın 141/3 maddesi ve HMK'nun 297. maddesi bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Kararın gerekçesinin yeterli açıklıkta ve denetime elverişli olmaması Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.
Bu cümleden olarak, her ne kadar mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmiş ise de, bilirkişi raporunun hükme esas almaya elverişli olmadığı gibi, kararın da yokluk ve butlan sebepleri yönünden gerekçeli ve denetime elverişli olmadığı zira, özellikle davalı kooperatife üye olması mümkün olmayan kişilerin üye yapıldığı iddiası yönünden anılan husus emredici hükümlere aykırılık teşkil edebileceğinden bu kapsamda incelenip değerlendirilmesi, davacı tarafından belirtilen hususta savcılık şikayeti olduğu da belirtildiğinden var ise, ceza soruşturma ya da dava dosyası da getirtilerek işbu dosyaya etkisinin değerlendirilmesi, iptal sebepleri yanında yokluk ya da butlan sebepleri yönünden de, aralarında kooperatifler hukuku alanında uzman bilirkişilerin de bulunduğu bilirkişi heyetinden taraf iddia ve savunmaları kapsamında, hükme esas alınmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın heyetin aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.
Üye
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25