Konya BAM 6. HD 2023/1377 E. 2024/1090 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2023/1377
2024/1090
27 Mayıs 2024
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/07/2023
NUMARASI : Esas - Karar
DAVACI : .......... - (
VEKİLİ : Av.
İSTİNAF EDEN
DAVALILAR : 1- ....
2. .............. .
3-
4-
VEKİLİ : Av.
DAVA : Tazminat
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 27/05/2024
YAZIM TARİHİ : 28/05/2024
Taraflar arasında görülen davada Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas - ... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı şirketin ortağı, gerçek kişi davalıların ise davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri olduğunu, davalı şirkete ait İzmir Bayraklı İlçesi, .... Mahallesi, .....ada, .. parsel sayılı taşınmazdaki 36, 89, 90, 278, 314 ve 320 nolu bağımsız bölümlerin davalı yöneticiler tarafından piyasa değerinin çok altında satıldığını, satış bedelinin nemalandırılmadığını, usulsüz işlemlerle davalı şirketin zarara uğratıldığını, müvekkilinin ihtarname ile bilgi istemesine rağmen bilgilendirilmediğini ileri sürerek, bilirkişi tarafından hesaplandığında fazla çıkması halinde arttırılmak üzere, öncelikle ilgili taşınmazların değerinin altında satılmasından doğan zarar nedeniyle 150.000,00 TL'nin tapu devir tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle veya ticari avansı faizi ile birlikte gerçek kişi olan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı şirkete ödenmesine, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde ise terditli olarak taşınmazların rayiç değerlerinin nemalandırılmamasından kaynaklanan 150.000,00 TL zararın devir tarihinden itibaren işleyecek mevduat veya avans faizi ile birlikte gerçek kişi olan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili, zamanaşımı def'inde bulunmuş, davacının ortak olduğu şirketlerde yönetici olduğu dönemlerdeki şirketleri borçlandırıcı işlemlerinden dolayı dava konusu taşınmazların satıldığını, davacının bu işlemleri sebebiyle davacı aleyhine Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile sorumluluk davası açıldığını, işbu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin taraf sıfatının bulunmadığını, yönetici aleyhine sorumluluk davasının açılabilmesi için şirket genel kurulunda bu yönde karar alınması gerektiğini, davacının, tarafların ortak oldukları şirketleri borçlandırdığını ve zarara uğrattığını, müvekkillerinin kredi alacağı sebebiyle başlatılan icra takiplerinin ödenmesi amacıyla gayrimenkulleri satarak icra dosyalarında yer alan borçları ödemeyi amaçladıklarını, davacının iddialarının aksine, davacının sebep olduğu zararların etkisini şirket bünyesinde azaltmak amacıyla yerinde ve doğru kararlar aldıklarını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davacı vekili 04/04/2023 tarihli dilekçesi ile, 1.273.000,00 TL şirket zararının tapu devir tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle ( kabul edilmemesi halinde ticari avans faiziyle) davalı şirket yöneticilerinden müteselsilen alınarak şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Somut olayda ; davacı taraf gerçek kişi olan davalı yöneticilerin, diğer davalı şirkete ait taşınmazları satmak suretiyle davalı şirketi zarara uğrattıklarını beyan ederek, bu zarara ilişkin tazminatın davalı şirkete ödenmek üzere gerçek kişi olan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş, zarara ilişkin taleplerini terditli olarak ileri sürmüş ve ilk olarak taşınmazların piyasa (rayiç) değerleri ile tapuda gösterilen satış değerleri arasındaki farkın faiziyle tahsilini, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde ise terditli olarak taşınmazların rayiç değerlerinin devir tarihinden itibaren nemalandırılmaması nedeniyle oluşan zararın faiziyle tazminini talep etmiştir.
6102 s. TTK'nin 560. maddesine göre, "(1) Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır.
Davalılar 6102 s. TTK'nin 560. maddesi gereğince davadan zamanaşımı süresinin geçtiğini savunmuş iseler de; TTK'nin 560. maddesinde yazılı 5 yıllık sürenin tapu devir tarihinden dava tarihine kadar geçmediği gibi, davacı tarafından zarar ve sorumlunun öğrenildiği tarihin üzerinden 2 yıl geçtikten sonra bu davanın açıldığı hususu davalılarca ispat edilemediğinden 2 yıllık sürenin de geçmediği sonucuna varılmış, zamanaşımı itirazı reddedilmiştir.
Davalı taraf, Konya.. Asliye Ticaret Mahkemesinin.... E. sayılı davasının sonucunun bekletici mesele yapılmasını istemiş ise de; ilgili davanın, davalı şirketin grup şirketlerinden olan ..... A.Ş. tarafından, davacı ..........'na karşı açılan sorumluluk davası olması, şirketlerin farklı olup, her bir şirketin tüzel kişiliğinin ve muhasebesinin ayrı değerlendirilmesinin gerekmesi ve davamız ile doğrudan ilgili görülmemesi nedeniyle bu talep kabul edilmemiştir.
Davalı taraf, davalılara karşı sorumluluk davası açılabilmesi için ortaklar kurulu (genel kurul) kararı alınması gerektiğini savunmuş ise de; davayı açan tarafın şirket değil ortak olması karşısında ortaklar kurulu kararının gerekmediği sonucuna varılmış, davalı tarafın bu savunması da kabul edilmemiştir.
Davalı taraf, davalılardan...... A.Ş. yönünden pasif husumet yokluğu itirazında bulunmuş ise de; davacı tarafın davalılardan..... A.Ş.'den bu davaya yönelik herhangi bir talepte bulunmaması ve bu şirkete yönelik usulüne uygun bir dava ve talebin olmaması, buna rağmen davalı gösterilmesi nedeniyle, davalı şirkete karşı açılan davanın 6100 s. HMK'nin 119/1-ğ ve 119/2. maddeleri gereğince açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş, pasif husumet yokluğu itirazları bu nedenle kabul edilmemiştir.
Diğer davalılar yönünden yapılan değerlendirmede ise;
Tapu kayıtları, resmi senetler, davalının sunduğu protokol ve davalı şirket ticari defteri ile dava dışı ..... A.Ş.'nin ticari defterlerinde yapılan inceleme ve toplanan diğer delillere göre; davalı şirkete ait İzmir ili, Bayraklı ilçesi, ...... mahallesi, .....ada, .. parsel sayılı taşınmaza kayıtlı 36, 89, 90, 278, 314 ve 320 nolu bağımsız bölümlerin 06/02/2019 tarihinde tapuda KDV hariç toplam 1.227.000 TL. bedel ile ........'na satılmak suretiyle devredildiği, devir tarihi itibariyle ilgili taşınmazların rayiç (piyasa) değerinin KDV dahil 2.030.000 TL. olduğu, tapu resmi senedindeki "bedelin nakden ve tamamen alındığı" beyanlarına rağmen satış bedelinin tahsil edilmediği, satış bedelinin davalı şirketin ticari defterlerine KDV hariç 1.227.000 TL., KDV dahil 1.325.160 TL. olarak ve satın alan ........'nun borcu olarak kaydedildiği, davacı şirket ticari defterlerinde bu borcun sonradan ..... A.Ş.'nin...... A.Ş.'ye olan borcu olarak kayden değiştirildiği, ..... A.Ş. ile ..... A.Ş.'nin yöneticilerinin aynı olup, .... A.Ş.'nin ..... A.Ş.'nin %46 hissedarı, davacının da ..... A.Ş.'nin %24,30 oranında hissedarı olduğu anlaşılmıştır.
Davalı taraf sunduğu tarihsiz protokol ile bu taşınmazların, ..... A.Ş.'nin ........'na olan ve ........'nun da temlik aldığı alacaklardan doğan alacağına ilişkin olarak ve toplam 2.500.000 TL. kabul edilmek suretiyle tapuda satış ve devrinin yapıldığını, ..... A.Ş. ve ..... A.Ş.'nin grup şirketleri olduklarını, ..... A.Ş.'nin bir dönem yöneticiliğini yapmış olan davacı ..........'nun ..... A.Ş.'yi kötü yönetmesi ve zarara uğratması nedeniyle bu satışın yapılmak zorunda kalındığını savunmuştur.
Davalı tarafın sunduğu protokolün tarihinin bulunmadığı anlaşılmış, bu taşınmazların satış bedeli olarak belirlenen 2.500.000 TL.'nin KDV dahil mi, hariç mi olarak belirlendiği sözleşmeden anlaşılamamıştır.
Her ne kadar, davalı..... A.Ş. ile dava dışı ..... A.Ş.'nin grup şirket olması ve ..... A.Ş.'nin borçlarını kapatmak için..... A.Ş.'ye ait bu taşınmazların satış ve devrinin yapıldığı anlaşılmış ise de; bu işlemin makul görülmesi ve yöneticilerin sorumluluğunun bulunmadığından söz edilebilmesi için, ilgili taşınmazların gerçek (rayiç) değerlerinin ...... A.Ş.'nin ticari defterlerine, ..... A.Ş. (veya ........) borçlu gösterilmek suretiyle kaydedilmesi gerekirken taşınmazların rayiç değerinin değil, KDV dahil 1.325.160 TL.'nin (KDV hariç 1.227.000 TL.'nin) alacak olarak kaydedildiği görülmüş, davalı şirket yöneticilerinin bu işleri ile kusurlu olup, davalı şirketi zarara uğrattıkları sonucuna varılmıştır.
İlgili taşınmazların rayiç değeri bilirkişiler tarafından KDV dahil 2.030.000 TL. olarak belirlenmiş ise de; davalı tarafın sunduğu tarihsiz protokolde satış değerinin 2.500.000 TL. olarak kabul edilmesi karşısında Mahkememizce de satış bedeli 2.500.000 TL. olarak kabul edilmiştir.
Protokolde 2.500.000 TL.'nin KDV dahil mi hariç mi olarak tespit edildiğinin yazılı olmaması nedeniyle, bu protokolü sunan ve hazırlayan davalı tarafın aleyhine yorumlanmak suretiyle KDV hariç olarak 2.500.000 TL.'nin devir bedeli olarak tespit edildiği kabul edilmiştir.
İlgili taşınmazların KDV hariç satış bedellerinin 2.500.000 TL. olması ve davalı şirketin ticari defterlerinde de KDV hariç 1.227.000 TL. (KDV dahil 1.325.160 TL.) olarak işlenmesi karşısında, davalı şirketin (2.500.000-1.227.000=) 1.273.000 TL. zarara uğratıldığı sonucuna varılarak bu bedelin haksız fiil teşkil eden davalı eylemleri nedeniyle tapu devir tarihinden itibaren faizi ile beraber gerçek kişi olan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı şirkete verilmesi gerekmiştir.
Davalı taraf, tazminata mevduat faizi veya ticari avans faizi yürütülmesini istemiş, mevduat faizi isteme haklarının olmadığı, ticari iş ve ilişkiden dolayı ticari avans faizi istenebileceği sonucuna varılarak hükmedilen tazminata tapu devir tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın terditli ilk talebinin kabulüne karar verilmesi nedeniyle, terditli 2. talebin incelenmesine geçilmemiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle, davacının davalılardan ..... Otomotiv Sanayi ve Parçaları Ticaret A.Ş.'ye karşı açtığı davanın HMK'nın 119/1-ğ ve 119/2. maddeleri gereğince açılmamış sayılmasına, davacının davalılardan.........., .............. ve ........'na karşı açtığı terditli davanın, terditli ilk talep yönünden kabulü ile 1.273.000,00 TL tazminatın, ilgili taşınmazların devir tarihi olan 06/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan.........., .............. ve ........'ndan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılardan ......Otomotiv Sanayi ve Parçaları Ticaret A.Ş.'ye verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, yönetici aleyhine sorumluluk davasının açılabilmesi için şirket genel kurulunda bu yönde karar alınması, davacı hakkında açılan sorumluluk davalarının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının sadece ......da değil, hem borçlu şirket hem de ipotek veren şirkette pay sahibi olduğunu, davacının da kefil olduğu kredilerden dolayı ING Banka ..... A.Ş. ve davacı ve davalı.......... aleyhine icra takipleri başlatıldığını, bu dosyalardaki alacağın ........ tarafından temlik alındığını, dosyaları temlik alan ........'nun müvekkillerinden dosya bedelinin tamamını istediğini, protokolde ise ........’na sadece temlik bedelinin ödendiğini, müvekkillerinin, borçlular ..... A.Ş., kefiller.......... ve .........., ipotek veren .... Oto Yatırım İnş. Ltd. Şirketinden talep edilen 3.2245.225,55 USD’ye karşılık 4.200.000 TL mukabilinde anlaştıklarını, her iki şirketin ticari defterlerine göre, dava konusu taşınmaz kadar .....A.Ş.'nin ......A.Ş.’ye borçlu olduğunu, bu sebeple her iki şirketin gerçekte bir zararının bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla işbu davada şirketin bir zararı var ise, bu zararın hesaplanmasında protokoldeki rakamın esas alınmaması gerektiğini, işbu davada TTK'nın 553 maddesi gereğince aranan kusur şartının oluşmadığını, dava konusu protokolden bir bütün olarak davacı ve davalılar ve davacı ve davalıların ortak olduğu bütün şirketlerin menfaat elde ettiklerini, müvekkillerinin yönetici olarak hiçbir şahsi menfaat elde etmediklerini, kanuna, esas sözleşmeye ve diğer mevzuata uygun davrandıklarını, ......A.Ş'ne karşı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmişse de taraflarına maktu vekalet ücretine hükmedildiğini ancak, davanın nispi bir dava olması nedeniyle vekalet ücretinin de nispi olarak dava değeri üzerinden hesaplanması gerektiğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. Bu hak adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.
Adil yargılanma hakkı da Anayasanın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde mahkeme kararlarında bulunması gereken hususlar sayılmıştır. Kanun'un 297/1-c maddesi gereğince karar "tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" içermeli, 297/2 maddesi gereğince de hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Aynı Yasa'nın 298/2 madde hükmüne göre de gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Yargıtay HGK'nun 2010/1-86 E.-2010/108 K., 2014/2-1121 E.-2016/635 K., 2014/9-1137 E.-2016/994 K., 2013/21-1791 Esas, 2013/1676 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, mahkeme kararının gerekçesi o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve kanun yolu denetiminin yapılabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur.
Anayasanın 141/3 maddesi ve HMK'nun 297. maddesi bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Kararın gerekçesinin yeterli açıklıkta ve denetime elverişli olmaması ayrıca, kendi içerisinde çelişkiler barındırması yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; Mahkemece, davalı şirket yönünden ''.... davalı tarafından pasif husumet itirazında bulunulmuş ise de, davacı tarafın davalılardan ......A.Ş. 'den bu davaya yönelik herhangi bir talepte bulunmaması ve bu şirkete yönelik usulüne uygun bir dava ve talebin olmaması, buna rağmen davalı gösterilmesi nedeniyle, davalı şirkete karşı açılan davanın 6100 sayılı HMK'nın 119/1-ğ ve 119/2 maddeleri gereğince açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği, pasif husumet yokluğu itirazlarının bu nedenle kabul edilmediği...'' belirtilmiş ise de, 02.03.2022 tarihli celsenin 9 no'lu ara kararında '' Davalılardan ......A.Ş.'nin pasif husumet yokluğu itirazının kabulü ile bu şirketin davamızda pasif husumet ehliyetinin bulunmadığının tespitine '' karar verildiği gibi, davacı vekili tarafından ibraz edilen 17.12022 tarihli dilekçede ''... tensip tutanağının 8/e bendinde davalılardan ......A.Ş.'nin bu davadaki pasif husumet ehliyetini izah etmek '' için taraflarına süre verildiği, şirketin bu davada taraf olarak gösterilmesinin nedeninin diğer davalıların halen şirket yönetim kurulu üyeleri olmaları , TTK'nın 555. maddesi uyarınca dava konusu alacağın şirkete ödenmesi talepli dava açmış olmaları, şirket lehine hüküm kurulması talebiyle dava açıldığı için diğer davalılarla işbu davada menfaat çatışması olan şirketin bu davada taraf olması gerektiği'' nin de beyan edildiği anlaşılmıştır.
Taraf sıfatı, bir başka ifadeyle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini; davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti; davalı sıfatı da pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyorsa o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının belirlenmesinde olduğu gibi maddi hukuka göre tespit edilir.
Sıfat dava şartı değil, itirazdır. Zira bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı ancak davanın esası incelendikten sonra tespit edilebilir ve bu durumda dava ret veya kabul ile sonuçlanır. Diğer bir ifadeyle bir davada taraflardan birinin, aktif ya da pasif husumet ehliyetinin (davacı veya davalı sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık uyuşmazlığın esastan çözülmesine geçilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. Sıfat, ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen ilk itiraz ya da davalı tarafından ortaya konulması gereken def’i niteliğinde olmadığından, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur (Hukuk Genel Kurulu'nun 02.11.2022 tarihli ve 2020/(15)6-609 Esas, 2022/1424 Karar sayılı kararı).
Bu durum karşısında, davacı tarafça davalı şirkete de husumet yöneltilmek sureti ile açılan işbu davada, davalı şirketin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, husumet re'sen nazara alınması gereken bir itiraz sebebi olduğundan mahkemece, davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken ara kararla gerekçeli karar arasında çelişki de yaratacak şekilde yazılı ve yanılgılı gerekçe ile davalı şirket yönünden davanın açılmamış sayılmasına, hükmedilen tazminatın da davalı şirkete verilmesine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Somut olayda, davacı tarafça tarafların davalı ......A.Ş.'nin ortakları olup, davalıların şirketin yönetim kurulu üyeleri olduğu, davacının ortağı olduğu işbu şirkete ait 6 adet taşınmazın şirket yöneticileri tarafından 2019 yılında piyasa değerinin altında satıldığı gibi, satış bedellerinin de şirket banka hesaplarına girip nemalandırılmadığı, bir takım usulsüz işlemler nedeniyle şirket ve dolayısıyla şirket ortağı olarak zarara uğratıldığı iddia edilmiş ve asli taleplerinin şirkete ait taşınmazların piyasa değerinin altında devredikleri için piyasa rayiç bedelleri ile tapu satış bedelleri arasındaki fark kadar davacının ortağı olduğu şirketin zarara uğratılmış olup, bu kapsamda bilirkişi raporu ile belirlenen 1.273.000,00 TL şirket zararının tapu devir tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle (kabul edilmemesi halinde ticari avans faiziyle) davalı şirket yöneticilerinden müteselsilen alınarak şirkete ödenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalılarca, süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunulmuş, esasa yönelik olarak da, tarafların aile şiketleri dolayısıyla birden fazla şirket ortaklığı bulunduğu, bu şirketlerin ......Otomotiv San. ve Parçaları Ticaret AŞ., .... Oto Yatırım İnşaat Taahhüt Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi, ......... Yatırım Sey. Ve Tic. A.Ş., ........Turizm San. Tic. A.Ş., ......... Makine Tic. Ve San. A.Ş. ve .... Otomotiv Pazarlama A.Ş. olduğu, davacının bu şirketlerden......... Yatırım Sey. Ve Tic. A.Ş.’nin şirket yönetim kurulu başkanlığını üstlendiği dönemde ING Bankasından yüklü bir kredi kullanılmış olup, bu krediyi şirket ortaklarının rızası dışında kullanma eğilimi göstermesiyle ortaklar arasında ihtilaflar başladığı, ING Bankası'nın bu ihtilaflar nedeniyle kredisini geri çağırdığı, İzmir .. İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ........Turizm San. Tic. A.Ş., ve......... Yatırım Sey. Ve Tic. A.Ş.’ ne takip başlatıldığı,
Ayrıca, Bodrum .. İcra Müdürlüğü.... Esas sayılı dosyasında .... Oto Yatırım İnşaat Taahhüt Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi, .......... ve..........’na karşı ilamsız takip başlatıldığı, takibe .......... ve..........’nun çekilen krediye kefil oldukları için taraf olarak gösterildiği, söz konusu kredi sebebiyle Bodrum ve İzmir’de olmak üzere 2 adet icra takibi başlatıldığı,
ING Bankasından alınan kredinin önemli bir kısmının şirket ortaklarından.........., .........., ........ ve ..............’nun ortak mülkiyetinde olan Çeşme'de bulunan gayrimenkulün satışından elde edilen 3.200.000 USD gelirle kapatıldığı ve bakiye kredi borcunun dava dışı davacının kızı ........ tarafından 19.03.2013 tarihinde 876.300 USD ve 128.718 TL karşılığı kapatılarak temlik alındığı, temlik işleminin taraflar arasında imzalanan protokol ile imza altına alındığı,
Taraflar arasında imzalanan protokolün 6. maddesinde alacaklı ........’na ödenecek olan 4.200.000 TL bedelin 3.700.000,00 TL’sinin 7 adet taşınmazın alacaklıya devri ile ödendiği, borca karşılık devredilen taşınmazlar ve taraflar arasında taşınmazlar için belirlenen bedellerin;
-.....ada . parsel, 4. Kat, bağımsız bölüm no:36’daki 51m2 2+1 daire,
-.....ada . parsel, 7. Kat, bağımsız bölüm no:89’daki 38, 50 m2 daire olmak üzere 2 adet daire (Protokolde her bir daireye 400.000 TL değer biçilerek toplam bedelin 800.000 TL olduğu yönünde anlaşma sağlandığı),
-.....ada. parsel, 1. Kat, bağımsız bölüm no:278’deki 48 m2 2+1 ofis (Protokolde taşınmazın değerinin 400.000 TL olduğu yönünde anlaşma sağlandığı),
-.....ada . parsel, 7. Kat, bağımsız bölüm no:90’daki 28, 50 m2 1+1 daire (Protokolde taşınmazın değerinin 300.000 TL olduğu yönünde anlaşma sağlandığı),
-.....ada . parsel, zemin kat, bağımsız bölüm no:320’deki 35 m2 dükkan ve aynı ada ve parselde bulunan zemin kat bağımsız bölüm no:314’de bulunan 56 m2 dükkanın toplam değeri 1.000.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı,
-Protokole kefil olan..........’na ait İzmir İli, Konak İlçesi, ... Ada ... parsel .... Mah... no’lu bağımsız bölümün (.... Cad. No:.... nolu daire) 1.200.000,00 TL bedel karşılığında ........’na devredilmesinin kararlaştırıldığı,
Söz konusu taşınmazların ........’na 06/02/2019 tarihinde tapuda devredildiği, alacakların ........’na temliki sonrası 2 sene boyunca dosyaların işlemsiz bırakılarak beklendiği, ardından ING Bankası’nın ipoteğin paraya çevrilmesi dosyası düşmüş olduğundan bu dosya yerine kaim olmak üzere İzmir.. İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasından 5.624.691,55 USD, yıllık %9 USD faiz talepli olmak üzere ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı, aynı şekilde Bodrum .. İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasını yenileyerek Bodrum . İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı icra dosyası olarak 27.11.2015 tarihinde 35.218.700,58 TL dosya alacağı şeklinde işlemlere devam edilmeye başlandığı, kredi alacağı sebebiyle başlatılan icra takiplerinin ödenmesi amacıyla gayrimenkulleri satarak icra dosyalarında yer alan borçları ödemeyi amaçladıkları, İzmir .. İcra Müdürlüğü'nün ..... E. ve Bodrum .. İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyaları kapsamında ........Turizm San. Tic. A.Ş. ve ......... Yatırım Sey. Ve Tic. A.Ş.’nin 2 adet değerli gayrimenkulünün icra yoluyla satılması durumu ile karşı karşıya kalındığı, gayrimenkullerin üzerine ipotek konulduğu takdirde, ipotekli gayrimenkulün haricen satılmasının ne kadar zor olduğu, satılsa dahi pek düşük bir bedel karşılığında satılabileceği ya da icra yoluyla satışında değerinin %50’sine satılacağının bir gerçek olduğu, bu nedenle şirket yönetim kurulunun anlaşma tarihinde yaklaşık 50.000.000,00 TL sınırına dayanan borçtan kurtulabilmek ve çok değerli gayrimenkullerin değerinin altında satılmasının önüne geçebilmek amacıyla alacaklı ........ ile anlaşarak toplamda asıl alacak yönünden 4.200.000,00 TL gibi son derece makul ve borçlular lehine olacak şekilde bir uzlaşmaya vararak bahse konu şirketlerin gayrimenkullerini kurtardıkları gibi şirketin de borçlanmasını sona erdirdikleri, protokolden de anlaşılacağı üzere asıl borçlu ......Petrol Turizm San. Tic. A.Ş. ‘nin ortağı ...... ve Parçaları Ticaret AŞ.’ne ait 6 adet gayrimenkulün toplamda 2.500.000,00 TL bedel karşılığı devredildiği, ....... ve Parçaları Ticaret AŞ’ne ait gayrimenkullerin anlaşılan tutar için yetmediğinden şirket ortağı ve kefil durumundaki..........'nun şahsına ait İzmir ilindeki gayrimenkulünü 1.200.000,00 TL karşılığı devrettiği ayrıca, 500.000,00 TL de nakit olarak ödediği, davacının iddia ettiği gibi şirketi zarara uğratan işlemler yapmadıkları, kabul anlamına gelmemek kaydıyla yapılan işlemler sebebiyle şirket zarara uğramış olsa dahi davalıların şirketi zarara uğratmak gibi kasıt ve ihmallerinin bulunmadığı, sadece şirketin borçlarını ödemek amacıyla işlem yaptıkları, davacının şirket aleyhine verdiği kararların ve yaptığı borçlandırıcı işlemlerin şirket bünyesinde yarattığı zararları karşılamak amacıyla dava konusu gayrimenkulleri sattıkları,
Öte yandan, davacının ortağı olduğu ......Petrol Turizm San. Tic. A.Ş.’nin bodrumdaki otelini....... Sey. Tic. Ltd. Şti. isimli şirkete on yıllığına kiraya verdiği ancak kira sözleşmesinin şirket aleyhine olacak şekilde imzalanmış olması sebebiyle bu süre zarfında şirketin hiç kira geliri elde edemediği, kira geliri elde etmek bir yana kiracının yatırım yaptığına dair evrak üzerindeki işlemleri neticesinde borçlanma tehdidi ile karşı karşıya kalındığı, aynı kiracıya ortağı olduğu diğer şirket......Yatırım Sey. Ve Tic. A.Ş.’nin İzmir ilinde bulunan gayrimenkulünü yap-işlet devret modeli ile kiraya vermesi ve bu kira sözleşmesinin tapuya şerhi neticesinde İzmir’deki gayrimenkul ile ilgili olarak da herhangi bir gelir elde edilemediği, üstelik yap işlet devret ile ilgili kira sözleşmesinin muhatabının tüm süre boyunca gayrimenkulü atıl halde beklettiği, neticede de İzmir depreminde otelin yıkıldığı,
Davacının şirket yetkilisi olarak yaptığı usulsüz işlemleri ve şirketi uğrattığı zararların birçok dava dosyasında sübuta erdiği, davacının ortağı olduğu ......Tic. ve San. AŞ.’ne ait 520.308,00 TL bedelli olarak E...... ve Parçaları Ticaret AŞ. adına ciroladığı çeki İzmir’de yap-işlet-devret olarak kiraya verdiği hem de Bodrum oteli on yıllığına kiraya verdiği şirketin yetkilisi ..........’na ait başka bir şirket olan............. Taah. Tekstil Konfeksiyon ve Tic. Ltd. Şti. şirketine verdiği ve her iki şirketi borçlandırdığı, bu cebri icra tehdidi baskısının Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... E- ... K. sayılı ilamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 17/04/2014 tarihli ilamı ve 09.12.2014 tarihli ilamı ile borçlu olunmadığının tespitinin yapılması neticesinde sona erdiği,
Davacının , ......... Ticaret AŞ. büyük ortağı olduğu ......... Petrol Turizm San. Tic. A.Ş. hesaplarında yaptığı usulsüzlükler neticesinde maliyeden yüklü ceza ile karşıya kalındığı, bu inceleme neticesinde şirket ortaklarının şirketin kasasına girmesi gereken 2.449.088,63 TL'ni uhdesine geçirdiğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği, bu durumun Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyasında derdest olup, yargılamanın devam ettiği, ayrıca hakkında İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin... E. sayılı dosyasında yargılanmanın da devam ettiği,
Davacının sebep olduğu bir diğer zararın da, Bodrum ilinde ortağı olduğu .......Sey. Ve Tic. A.Ş.’ ye ait kat karşılığı inşaat sözleşmesinden elde edilen gayrimenkulleri satması ve satıştan elde edilen gelirleri şirket defterlerine kaydetmemesi olduğu, bu hususta şirketin uğradığı zararın 3.710.400,00 TL olarak mahkemece karara bağlandığı, ( Bodrum .. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) .... E-.... K. sayılı dosyası 27.12.2019 tarihli karar),
Yine, davacının ortağı olduğu .....Turizm San. Tic. A.Ş.’ye ait Bodrum'daki oteli şirket aleyhine olacak şekilde maddeler ihtiva eden sözleşme akdetmesinden başka oteli ederinden daha düşük bir bedelle kiraya verdiğinin İzmir .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... E- ... K. sayılı dosyasında tespit edildiği ve şirketi 1.477.102,00 TL zarara uğrattığının karar altına alındığı ( İzmir .. Asliye Ticaret Mahkemesi .... E-.... K.),
Davalıların, davacı tarafça iddia edildiği gibi şirkete ait gayrimenkulleri değerinden daha düşük meblağda satarak şirketi zarara uğratmadıkları, davacının sebep olduğu zararların etkisini şirket bünyesinde azaltmak amacıyla yerinde ve doğru kararlar aldıkları savunulmuştur.
Davalılarca, işbu davanın açılması için ortaklar kurulu kararı alınması gerektiği, bu hususun dava şartı olduğu savunma ve istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, ortak tarafından açılan sorumluluk davasında genel kurul kararı alınmasına gerek olmadığından anılan istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Yukarıda da belirtildiği üzere davalılarca süresinde zamanaşımı def'inde bulunulmuş olup, TTK'nın 560. maddesinde ''Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır.'' hükmü düzenlenmiştir.
Mahkemece, anılan maddede yazılı 5 yıllık sürenin tapu devir tarihinden dava tarihine kadar geçmediği gibi, davacı tarafından zarar ve sorumlunun öğrenildiği tarihin üzerinden 2 yıl geçtikten sonra bu davanın açıldığı hususunun davalılarca ispat edilemediğinden 2 yıllık sürenin de geçmediğinden bahisle zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir.
Oysa, 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolup dolmadığının tespiti yönünden; Mahkemece ve dahi davacı tarafça öncelikle itiraza uğramakla birlikte sonrasında talep artırımına da dayanak yapılarak kabul edilen davalılarca ibraz edilen protokolde tarih belirtilmemiş olması nedeniyle, davalılardan protokol tarihi hususunda beyanda bulunulması talep edilmiş, davalılar vekili 06.01.2023 tarihli dilekçede, daha önce protokolün tarihinin 19.03.2013 olarak sehven belirtildiği, protokolün 1 nolu paragrafında da 19.03.2013 tarihinin temlik anlaşmasına ait tarih olduğunun belirtildiği, protokolün tarihsiz bir protokol olup, 2019 yılının Ocak ayı içerisinde yapıldığının beyan edildiği,
Protokolde ismi geçen ........'nun isticvap edildiği ve beyanında; protokolün düzenlendiği tarihi tam olarak hatırlamadığı ancak muhtemelen 2019 yılı Şubat- Mart ayı civarında yapılmış olabileceğinin beyan edildiği, tanık olarak alınan beyanında da; anlaşma yapılırken taşınmazların devri hususunda anlaştıkları, davacı babasına avukatları aracılığıyla haber verdikleri, ardından devirlerin 2019 yılı Şubat ayında yapıldığı, daha sonrasında babasının devirlerden haberdar olduğu ve kendisine ulaşmaya çalıştığı, 2019 Şubat ayında kesinlikle babasının bu devirlerden haberdar olduğu şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi ...... tarafından düzenlenen alternatifli raporda; Davalı şirkete ait dava konusu 6 adet taşınmazın 06.02.2019 tarihinde dava dışı ........'na devri nedeniyle taşınmaz malların şirket defterlerinde kayıtlı satış değerine ve taraflar arasında imzalanan protokoldeki devir/satış bedeline nazaran davalı şirketin 1.273.000,00 TL tutarında zararının oluştuğu belirtilmiş ve davacı tarafça da bu kapsamda bedel arttırım talebinde bulunulmuştur.
Davalı tarafça, cevap dilekçesinde belirtilen savunmaları kapsamında bilirkişi raporuna itiraz edilmiş, itiraz kapsamında düzenlenen ek raporda dahi, düşük devir bedeliyle yüksek miktarda borcun kapatıldığı, şirketler arasında iştirak ve/veya bağlı ortaklık ilişkisinin olduğu ve davacının her şirkette ortak olduğu öngörüsüne dayalı olarak davacı tarafın 6 adet gayrimenkulün devredilmesinde /satılmasında dolaylı menfaatinin olacağı kanaatinin bildirildiği tespit edilmiştir.
Mahkemece, Konya ..Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2..... E. sayılı dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılması talebinin de, ilgili davanın, davalı şirketin grup şirketlerinden olan ..... A.Ş. tarafından davacıya karşı açılan sorumluluk davası olması, şirketlerin farklı olup, her bir şirketin tüzel kişiliğinin ve muhasebesinin ayrı değerlendirilmesi gerekmesi ve dava ile doğrudan ilgili görülmemesi nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Ancak, 6102 sayılı TTK'nın 503. Maddesinde ''(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./28.md.) kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
(2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.
(3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.'' hükmü düzenlenmiş olup, somut uyuşmazlıkta davacı tarafça, davalıların kusurunun ispat edilmesi ayrıca, davacının iyi niyetli olup, dava açmakta hukuki yararının da bulunduğunun tespit edilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda, mahkemece yapılan inceleme ve değerlendirme yetersiz olmakla, davalı tarafça, davacının kusurlu eylemleri nedeniyle yarattığı zararların tazmini için dava konusu taşınmazların satıldığı savunulduğuna göre, tarafların ortak olduğu şirketler ve özellikle ..... A.Ş. 'nin devir tarihindeki ortaklık yapısı ve payların tespiti, dava dışı ........'nun ....Bank A.Ş.'den devraldığı icra dosyasındaki takibi hangi borçlu şirkete karşı, hangi miktarda sürdürülebileceği ile borç miktarının bilinmesi gerektiğinden İzmir .. İcra Müdürlüğü'nün ....E., Bodrum .. İcra Müdürlüğü'nün ..... E., İzmir .. İcra Müdürlüğü'nün .....E., Bodrum .. İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı icra dosyaları ile davacı aleyhine açılan sorumluluk davasına ilişkin dava dosyası ve davacının zarar verici eylemlerine ilişkin olduğu belirtilen diğer hukuk ve ceza dava dosyaları da getirtilerek incelenmesi, zamanaşımı def'i konusunda yukarıda belirtilen hususlarla birlikte değerlendirme yapılması, esasa yönelik olarak da, davalıların şirketi zarara uğratacak bir eylemlerinin bulunup bulunmadığı ve zarar doğmuş ise, oluşmasında kusurlu olup olmadıkları hususunda uyuşmazlığı çözmeye ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı ilk derece mahkemesi kararının, davalılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve kararın kaldırılma sebebine göre davalılar vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf isteminin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davalılar vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile; Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/07/2023 tarih,.... Esas . .... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
-
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
İstinaf başvurusunda bulunan davalılar tarafından yatırılan 21.739,65 TL istinaf karar harcının talep halinde davalılara iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret. i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
-
İstinaf başvurusunda bulunan davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
-
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/05/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02