Konya BAM 6. HD 2024/275 E. 2024/1065 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/275
2024/1065
27 Mayıs 2024
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/12/2023
NUMARASI : Esas Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI : ... - (T.C Kimlik No: ... ) -
...
DAVALI : ... - (T.C Kimlik No: ... )
VEKİLİ : Av. ... -
DAVA : Tazminat
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 27/05/2024
YAZIM TARİHİ : 28/05/2024
Davacı tarafından, davalı aleyhine Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan tazminat davasında 12/12/2023 tarihinde tesis edilen karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı dava dilekçesinde özetle; Beyşehir ..Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26.04.2022 gün ve ... E. - ... K. sayılı kararı ile Konya ili Hüyük İlçesi ...Mahallesinde kain .. ve ... parsel sayılı taşınmazların tasfiyesi ile sınırlı olmak üzere yeniden ihya edilmesine karar verilen Beyşehir Ticaret Sicil Müdürlüğü (Sicil No:...) siciline kayıtlı ..... .... ve Turizm Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı olduğunu, zikredilen mahkeme kararında tasfiyeden sorumlu ve şirket müdürünin 15.08.2022 tarihi itibariyle davalı ... olduğunu, şirketinin 09.03.1990 tarihinde faaliyetine başladığını, 2001 yılına kadar faal kaldığını, bu tarihten sonra şirket ortakları olarak anlaşmazlık yaşadıklarını ve çoğunluk hisse sahiplerinin girişimiyle faaliyetlerini durdurduklarını, ana faaliyetlerinin balık işleme, muhafaza ve pazarlama olduğu için bu amaçla Hüyük İlçesi ....Mahallesinde bulunan gayrimenkulleri şirket adına satın alarak üzerine soğuk hava ve işleme tesisi inşaa ettiklerini, firma faaliyetini durdurunca bu tesisin de atıl kaldığını, şirket ortakları olarak yeniden bir araya gelip ticari faaliyet gerçekleştiremediklerini, karşılıklı güvensizlik, ortak olarak dışlanarak yönetim dışında bırakılması nedeniyle şirketin hayatiyetini kaybetmesi sonuçlarının doğduğunu, faaliyeti duran şirketin ticaret sicil kaydından 6102 sayılı yasanın geçici 7.maddesi gereği re'sen terkin edildiğini, şirketin yeniden ihyası ile şirkete ait gayrimenkuller ve yapıların gerçek değerinin tespiti, tasfiyesi sonucu elde edilecek aktif ve pasif mal varlığının tespiti ile bulunacak gerçek hisse değeri ile hisse oranına düşen alacağın tasfiyesi ile sorumlu davalıdan alınması için iş bu davanın açılması zorunluluğun hasıl olduğunu beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tasfiye halindeki şirket aktif ve pasifleri ile hissesinin gerçek değerinin tespitine ve tasfiye ile yetkili davalıdan tazminine, dava süreci içinde şirkete ait tesis ve arsanın satılması ihtimaline binaen şirket hisseleri ve Hüyük İlçesi ....Mahallesi ...ve ... parsel sayılı yerde bulunan arsa ve tesis üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, dava tarihi itibariyle yasal faize hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacının, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tasfiye halindeki dava dışı ... İthalat İhracat ve Turizm Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin aktif ve pasifleri ile hissesinin gerçek değerinin tespitine ve tasfiye ile yetkili davalıdan tazminine, dava tarihi itibariyle yasal faize hükmedilmesine, yapılan yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Mahkememizin 14/03/2023 tarih ve .... Esas.... sayılı kararı ile davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkememizin 14/03/2023 tarih ve....Esas ...sayılı kararı davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 12/07/2023 tarih ... Esas .... sayılı kararı ile kaldırılmasına karar verilerek mahkememize iade edilmekle, davanın mahkememizin yukarıdaki esas sırasına kaydı yapılmıştır.
BAM kararı doğrultusunda Beyşehir .. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... Esas-... Karar ve Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..-... Karar sayılı dosya örnekleri temin edilerek incelemesi yapılmış ve dosyamız arasına alınmıştır.
BAM kararı doğrultusunda davacıya 6100 sayılı HMK'nun 31. Maddesi kapsamında talebini açıklatması için süre verilmiş, davacı 18/10/2023 havale tarihli dilekçesi ile talebini açıklamış ayrıca mahkememizin 12/12/2023 tarihli duruşmasında da talebiyle ilgili beyanda bulunmuştur.
6102 sayılı TTK'da Limited şirket yöneticilerine ilişkin doğrudan bir düzenleme yapılmamış olmakla birlikte TTK'nun 644. Maddesinde anonim şirkete ilişkin bazı düzenlemelerin limited şirketlerde de uygulanacağı kabul edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 644/1-a maddesinde; "1) Aşağıda madde numaraları bildirilen anonim şirketlere ilişkin hükümler limited şirketlere de uygulanır. a) Belgelerin ve beyanların kanuna aykırılığına ilişkin 549 uncu; sermaye hakkında yanlış beyanlar ve ödeme yetersizliğinin bilinmesi hakkında 550 nci; değer biçilmesinde yolsuzluğa dair 551 inci; kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğunu düzenleyen 553 üncü; denetçilerin sorumluluğuna ilişkin 554 ilâ 561 inci maddeler." şeklinde düzenlenmiştir.
Yine tasfiye memurunun sorumluluğuna ilişkin olarak TTK'nun 546.maddesinde;"(1) Pay sahipleri ile tasfiye memuru veya memurları arasındaki uyuşmazlıkların çözümü basit yargılama usulüne tabidir. Mahkeme, gerekli görürse tasfiye memurlarıyla ilgili pay sahiplerini dinleyerek, kararını otuz gün içinde verir. (2) Tasfiye memurlarının sorumluluğu hakkında 553 üncü madde hükmü uygulanır. (3) Tasfiyeye ilişkin genel kurul kararları 418 inci madde uyarınca alınır. " şeklinde düzenlenmiştir.
Anonim şirketlerde kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğunu düzenleyen 6102 sayılı TTK'nun 553. maddesinde; " (1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./28.md.) kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. (2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. (3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz." şeklinde, TTK'nun 555.maddesinde;"(1) Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler. (2) Pay sahibinin açtığı davayı hukuki ve maddi sebepler haklı gösterdiği takdirde, mahkeme, dava giderleriyle avukatlık ücretini, bu giderler davalıya yükletilemediği hâllerde, davacı pay sahibiyle şirket arasında, hakkaniyete göre paylaştırır. " şeklinde düzenlemeler yapıldığı, uygulama ve öğretide Yönetim kurulu üyelerinin, kanunda veya esas sözleşmede öngörülen yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ederek, şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına vermiş oldukları zarar neticesinde doğrudan ve dolaylı zarar nedeniyle sorumluluk davasının açılabileceği edilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/02/2021 tarih ve 2019/2317Es.2021/1708 Kar. Sayılı ilamında;" Zarar gören şirket alacaklılarının yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Şirket alacaklılarının dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar şirket alacaklılarını etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, şirket alacaklılarının dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, şirket alacaklısı TTK'nın 309, 340. maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise, doğrudan zarar halidir. Bu ihtimalde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda şirket alacaklılarının ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Bu dava türünde ise alacaklılar, talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isterler." şeklinde,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi'nin 30/05/2019 tarih ve 2018/1191 Es.2019/810 Kar. Sayılı ilamında;"İlk derece mahkemesi davalının tasfiye memuru olarak şirketi zararlandırıcı eylemlerde bulunduğu iddiası karşısında, TTK'nın 555. maddesi uyarınca tazminatın ancak şirkete ödenmesinin istenebileceği ve kâr payı alacağının ancak şirketten istenebileceği gerekçeleriyle her iki talep açısından davayı reddetmiştir. 6102 Sayılı TTK' nın 555. maddesi uyarınca, şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir ise de pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler. Davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü tasfiye memurunun işlemlerine ilişkin zarar kalemleri davacının doğrudan zararı olmayıp, dolayısıyla zararları olduğundan ancak hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesi talep edilerek dava açılması mümkün olup, somut olayda davacı tazminatın kendisine verilmesini talep ettiğinden, bu talebe ilişkin olarak ilk derece mahkemesince davacının davasının reddine dair verilen karar isabetlidir." şeklinde kabul edilmiştir. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 26/02/2020 tarih ve 2019/4142 Es. 2020/2065 Kar. Sayılı ilamı ile onanmıştır)
Yine 19/12/2018 tarih ve 30630 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 20.maddesi ile eklenen ve 05/04/2023 tarih ve 32154 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 31.maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nun 5/A/1.maddesinde; "(1) Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde, yine 7155 sayılı Kanun'un 23.maddesi ile eklenen 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-1.ve 2. Maddesinde;"(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklinde, 6100 sayılı HMK'nun 114/2.maddesinde;" (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." şeklinde, HMK'nun 115/1.ve 2. maddesinde;" (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." şeklinde düzenlemeler yapıldığı anlaşılmıştır.
Beyşehir Ticaret sicil Müdürlüğünden gelen kayıtlara göre dava dışı ... ... ve Turizm Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin 5 ortaklı olduğu, davacının 16 adet, davalının 23 adet hisseye sahip oldukları, şirketin 08/08/2014 tarihinde 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. Maddesine istinaden re7sen terkin edildiği, Beyşehir ..Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 15/06/2022 tarih ve ... Es....Kar. Sayılı ilamı ile Konya İli Hüyük İlçesi ... Mahallesi ... ve ... parsel sayılı taşınmazların tasfiyesi ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verildiği, ihya işlemleri için davalı ...'ın yetkilendirildiği ve kararın 15/06/2022 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafından Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Es. Sayılı dosyasından açılan davada davacının şirketin feshini istediği, mahkemece şirketin halen tasfiye halinde olması nedeniyle feshine karar verilemeyeceği, davacının tasfiye memurunun sorumluluğuna ilişkin dava açabileceği gerekçesi ile davanın hukuki yarar ve pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, kararın 15/03/2023 tarihinde kesinleştiği, davacının dava konusu yapmış olduğu zararın dolaylı zarar mahiyetinde olup, ancak TTK'nın 555. maddesi gereğince şirket pay sahiplerinin dolaylı zarar nedeniyle açacakları davalarda hükmedilecek tazminatın kendilerine değil ancak ortaklığa verilmesini isteyebileceği, davacının da dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanları ile doğrudan kendi adına tazminat talep ettiği, yine dava hukuki niteliği itibariyle, TTK'nın 553-555. maddeleri kapsamında şirket yöneticilerin sorumluluğuna dayalı tazminat davası olduğu, dava tarihi itibariyle 6102 Sayılı TTK'nun 5/A/1.maddesi gereğince dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmanın dava şartı olduğu, (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi'nin 03/12/2021 tarih ve 2021/1993 Es. 2021/1496 Kar. Sayılı ilamı benzer) davacı tarafça dava açarken arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemediği gibi arabuluculuğa başvurduğuna dair her hangi bir beyanda da bulunmadığı, HMK'nun 115. Ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddesi gereğince dava şartının eksik olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı istinaf dilekçesinde özetle; ortağı olduğu Beyşehir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı .... Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ticaret sicil kaydının resen terkin edildiğini ve yeniden ihya edilmesiyle ilgili olarak Beyşehir .. Asliye Hukuk Mahkemesine başvurulduğunu, taşınmazların tasfiyesi ile sınırlı olmak üzere yeniden ihya edilmesine karar verildiğini, mahkeme şirketin taşınmazlarının tasfiyesiyle ilgili karar aldığını ve bu süreçte davalı ...'a yetki verildiğini, bu durumda tasfiye memurunun ... olduğunu, ayrıca gayrimenkullerin satışı için mahkemece ihyasına karar verilen şirketin TTK ve TMK hükümleri çerçevesinde hükmü şahsiyetinin olmadığını, mahkemenin arabulucuya başvurulması ve TTK'nın 555. maddesinin uygulanması halinde tazminatın şirkete ödenmesini istemesi gerektiği gerekçesi yerinde olmadığını, öncelikle, dava konusu alacağın varlığı için fesih olan şirketin malvarlığının tespit edilmesi ve hisse oranlarına göre hak sahipliğinin belirlenmesi gerektiğini, bu işlemler keşif ve bilirkişi delilleri ile araştırılması sonucuna göre işlem yapılması gerektiğinden arabulucunun keşif ve bilirkişi işlemi yapamayacağı bu işlemlerin hakim tarafından yapılması gerektiğini, yine TTK'nun 555. Maddesi gereği aktif bir şirket olmasının şart olduğunu, ancak bu durumda resen tasfiye olmuş ve sahsiyeti olmayan bir şirket söz konusu olduğunu, tasfiye memuru olan davalı, mahkeme kararı gereği tasfiye işlemlerini yürütmesi gerektiğini, şirket hissedarlarının alacaklarını belirleyip ödeme yapmak da tasfiye memurunun sorumluluğunda olduğunu ancak davalı münfesih şirkete ait gayrimenkulleri piyasa değerinin altında sattığını ve tasfiye sürecini tamamlamadığını, bu nedenlerle işlemlerin incelenmesi için keşif ve bilirkişi raporu tanzim edilmesi gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak münfesih şirket aktif ve pasifleri ile hissesinin gerçek değerinin tespitine ve tasfiye ile yetkili davalıdan tazminine, dava tarihi itibariyle yasal faize hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava; şirket ortaklığıyla ilgili tazminat talebine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair verilen kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine dairemizin 12/07/2023 tarih, ... Esas-... Karar sayılı kararı ile; davacının, dava dilekçesinin konu kısmında davasının resen terkin edilen ... .... Ltd.Şti.'nin yeniden ihyası ile tasfiyesinden doğan ortaklık payı alacağının tazmini davası olduğunu belirttiği, sonuç kısmında ise tasfiye halindeki şirketin aktif ve pasifleri ile hissesinin gerçek değerinin tespiti ve tasfiye ile yetkili davalıdan tazminini talep ettiğini belirttiği, dava dilekçesinde Beyşehir ..Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26.04.2022 gün ve ...Esas - ... Karar sayılı kararı ile Konya İli, Hüyük İlçesi, .... Mahallesinde kain ... ve ... parsel sayılı taşınmazların tasfiyesi ile sınırlı olmak üzere şirketin yeniden ihyasına karar verildiğini beyan ettiği, ayrıca istinaf dilekçesinde de bu davadan önce 10/10/2022 tarihinde şirketin feshi, şirket payının gerçek değerinin tespiti ve tasfiyesi amaçlı Konya ..Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde dava açıldığını, Konya ..Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2.... Esas-2.... Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verdiğini beyan ederek karar gerekçesinden bahsettiği, bu sebeple öncelikle HMK'nın 31. maddesi gereğince davacıya talebinin açıklattırılması ve Beyşehir ..Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26.04.2022 gün ve ... Esas - ... Karar sayılı ve Konya ..Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas-....Karar sayılı dosyalarının mahkemelerinden istenip incelenmesinden sonra dava şartlarının ve husumetin değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı, dairemiz kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada davanın şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat davası olduğu, davacının dava konusu yaptığı zararın dolaylı zarar mahiyetinde olduğu, TTK'nın 555.maddesi gereğince şirket pay sahiplerinin dolaylı zarar nedeniyle açacakları davalarda hükmedilecek tazminatın kendilerine değil ancak ortaklığa verilmesini isteyebileceği, davacının kendi adına tazminat talep ettiği, ayrıca dava açılmadan önce arabulucuya başvurmanın dava şartı olduğu, davacının dava açarken arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemediği gibi arabuluculuğa başvurduğuna dair her hangi bir beyanda da bulunmadığı, HMK'nun 115. ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddesi gereğince dava şartının eksik olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre davacının ortağı olduğu resen ticaret sicilden terkin edilen ..... ve Tic. Ltd. Şti'nin Beyşehir ..Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26.04.2022 gün ve ... Esas - ... Karar sayılı kararı ile Konya İli, Hüyük İlçesi, ... Mahallesi, ... ve ... parsel sayılı taşınmazların tasfiyesi ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verildiği, şirketin tescili,ilanı ve ihya işlemleri için ...'a yetki verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, kararda ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmadığı, ...'ın şirketin yöneticisi olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafından Konya ..Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas-... Karar sayılı dosyasında şirkete ve şirket ortak ve yöneticilerine karşı şirketin feshi talepli açılan davada, davanın davalı şirket yönünden hukuki yarar eksikliğinden usulden reddine, davalı gerçek kişiler yönünden pasif husumet eksikliğinden usulden reddine karar verildiği verilen kararın istinaf edilmeksizin 15/03/2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür,
Konya 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin karar gerekçesinde, davacının şirket ortaklığından dışlanması ve tasfiyenin gerektiği gibi yapılmamasına yönelik iddialarının şirketin tasfiyeyle sınırlı olarak ayakta olması sebebiyle TTK'nin 546. maddesi uyarınca tasfiye memurlarına yönelik açılacak davada ileri sürülebileceği belirtilmiş ise de, şirketin ihya kararında şirkete bir tasfiye memuru atanmamıştır. Bu sebeple eldeki dava, tasfiye memurunun sorumluluğuna yönelik bir dava olmayıp yönetici sorumluluğuna dayalı bir davadır.
İlk derece mahkemesince davacınımn dava konusu yaptığı zararın dolaylı zarar mahiyetinde olduğu, TTK'nın 555.maddesi gereğince şirket pay sahiplerinin dolaylı zarar nedeniyle açacakları davalarda hükmedilecek tazminatın kendilerine değil ancak ortaklığa verilmesini isteyebileceği, davacının kendi adına tazminat talep ettiği, ayrıca dava açılmadan önce arabulucuya başvurmanın dava şartı olduğu, davacının dava açarken arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemediği gibi arabuluculuğa başvurduğuna dair her hangi bir beyanda da bulunmadığı, HMK'nun 115. ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddesi gereğince dava şartının eksik olduğu belirtilerek iki ayrı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Halbuki dava şartlarının öncelikle incelenmesi ve dava şartı yokluğu halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi ticari davaları düzenlemiştir. Eldeki dava Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi gereğince ticari davadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı yasa ile eklenen 5/A maddesinin birinci fıkrasında "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmünü getirmiştir.
Söz konusu düzenlemede dava şartı olarak getirilen arabuluculuk tamamlanabilir bir dava şartı olmayıp, dava açılmadan önce tarafların başvurup tüketmesi gereken usuli bir yoldur. Dosya içeriğinden dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmadığı anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken iki ayrı gerekçeyle davanın esastan reddine karar verilmesi yerinde olmadığından davacının istinaf başvuru talebinin kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak HMK'nın 353/1.b.2.maddesi gereğince yeniden karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)Davacının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/12/2023 tarih ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
-
İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
-
İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 10,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.179,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından taraflara ücret. i vekalet taktirine yer olmadığına,
B) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
-
Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
-
Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T 7/2 maddesi gereğince 1.600,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gider avansını yatıran tarafa iadesine,
C)İlk derece mahkemesince yazılan 14/02/2024 tarihli harç tahsil müzekkeresinin bila infaz iadesinin istenmesine, iade işleminin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
D)Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin dairemiz tarafından yapılmasına,
E)Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde; dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 27/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02